İran Cumhurbaşkanı'ndan ABD Başkanı'na: Müzakere yok, ne istiyorsan yap

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
TT

İran Cumhurbaşkanı'ndan ABD Başkanı'na: Müzakere yok, ne istiyorsan yap

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

İran’ın resmi haber ajansları İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın dün yaptığı bir açıklamada, Tahran'ın ABD ile tehdit altında müzakere etmeyeceğini söylediğini aktardı. Aynı haberlere göre Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump'a “Ne istiyorsan onu yap” diye seslendi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre İran Cumhurbaşkanı, “(ABD'nin) emirler vermesi ve tehditlerde bulunması bizim için kabul edilemez. Sizinle (Trump) müzakere etmeyeceğim. Ne istiyorsanız onu yapın” ifadelerini kullandı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, geçtiğimiz cumartesi günü yaptığı açıklamada, Tahran'ın ABD'nin ‘zorbalıkla’ yaptığı baskı altında müzakere masasına oturmayacağını söyledi. Hamaney’in açıklamasından bir gün önce ABD Başkanı Trump, İran’ı nükleer programıyla ilgili yeni bir anlaşma için görüşmelere katılmaya çağıran bir mektup gönderdiğini açıklamıştı.

Trump daha önce Tahran'la bir anlaşmaya varmayı istediğini ifade etmiş, ancak İran'ı küresel ekonominin dışında tutmak ve petrol ihracatını sıfıra indirmek için ilk başkanlık döneminde uyguladığı ‘azami baskı’ politikasını yeniden yürürlüğe koymuştu.

Trump, 7 Mart'ta Fox Business Network'e verdiği röportajda, “İran’ın nükleer silah edinmesini önlemenin iki yolu var. İran’la ya askeri olarak ya da bir anlaşmaya vararak başa çıkabilirsiniz” ifadelerini kullanmıştı.

İran, nükleer silah geliştirmek istediği iddialarını her zaman olduğu gibi reddetmeye devam etse de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Tahran'ın uranyum zenginleştirme oranlarını ‘önemli ölçüde’ artırarak yüzde 60 saflığa ulaştığı, yani nükleer silah yapmak için gereken yüzde 90 seviyesine yaklaştırdığı uyarısında bulundu.

İran, Trump'ın ilk başkanlık döneminde dünyanın en güçlü altı ülkesiyle 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilip ülke ekonomisini felce uğratan yaptırımları yeniden uygulamaya başlamasından bir yıl sonra, yani 2019 yılından beri nükleer çalışmalarını yoğunlaştırdı.



Ekvador, Hizbullah ile bağlantısı olduğundan şüphelenilen bir Suriyeliyi gözaltına aldı

Ekvador İçişleri Bakanı John Reimberg (EPA)
Ekvador İçişleri Bakanı John Reimberg (EPA)
TT

Ekvador, Hizbullah ile bağlantısı olduğundan şüphelenilen bir Suriyeliyi gözaltına aldı

Ekvador İçişleri Bakanı John Reimberg (EPA)
Ekvador İçişleri Bakanı John Reimberg (EPA)

Ekvador yetkilileri dün, ABD'nin İran destekli Hizbullah ile bağlantısı nedeniyle terörist tehdit olarak tanımladığı Suriyeli bir adamın gözaltına alındığını duyurdu.

Gözaltı, ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiki olan Cumhurbaşkanı Daniel Noboa hükümetinin, Washington'dan aldığı destekle uyuşturucu kaçakçılığı çetelerine karşı yürüttüğü kampanya sırasında gerçekleşti.

Ekvador İçişleri Bakanı John Riemberg, şahsın göçmenlik yetkilileri ve Ulusal Polis İstihbarat Servisi'nin ortak operasyonuyla yakalandığını söyledi. "Sınır dışı etme işlemleri başlatıldı," diyen Riemberg, sadece "M.H." baş harfleriyle tanımlanan kişinin Ekvador'a yasal belgeler olmadan girdiğini belirtti.

Rimberg, yetkililerin bu kişiden haberdar olduğunu, çünkü daha önce 2005 yılında ülkede uyuşturucu kaçakçılığı şebekesini yönettiği ve milyonlarca doları Hizbullah'a aktardığı şüphesiyle yakalandığını açıkladı. 2012 yılında geçici olarak serbest bırakılmıştı.

Hizbullah, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından başlayan Ortadoğu savaşının devamı olarak İsrail ile çatışma halinde.

Noboa, geçen yıl Hizbullah ve Filistinli grup Hamas'ı terör örgütü olarak ilan eden bir kararname yayınladı.

Başkan, bu iki grubun Ekvador'da faaliyet gösteren uyuşturucu kaçakçılığı çetelerine danışmanlık yaptığını söylüyor.


Amerika Birleşik Devletleri, güvenlik garantilerini Ukrayna'nın Donbas bölgesini Rusya'ya devretmesine bağlıyor

Ukraynalı askerler, 15 Ocak 2026'da Ukrayna'nın Donbas bölgesindeki Donetsk kenti yakınlarındaki cephe hattında Rus güçlerine Grad roketleri fırlatmaya hazırlanıyor (Reuters)
Ukraynalı askerler, 15 Ocak 2026'da Ukrayna'nın Donbas bölgesindeki Donetsk kenti yakınlarındaki cephe hattında Rus güçlerine Grad roketleri fırlatmaya hazırlanıyor (Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, güvenlik garantilerini Ukrayna'nın Donbas bölgesini Rusya'ya devretmesine bağlıyor

Ukraynalı askerler, 15 Ocak 2026'da Ukrayna'nın Donbas bölgesindeki Donetsk kenti yakınlarındaki cephe hattında Rus güçlerine Grad roketleri fırlatmaya hazırlanıyor (Reuters)
Ukraynalı askerler, 15 Ocak 2026'da Ukrayna'nın Donbas bölgesindeki Donetsk kenti yakınlarındaki cephe hattında Rus güçlerine Grad roketleri fırlatmaya hazırlanıyor (Reuters)

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, dün Reuters'e verdiği bir röportajda, Amerika Birleşik Devletleri'nin barış anlaşması için güvenlik garantileri teklifini, Kiev'in ülkenin doğusundaki Donbas bölgesinin tamamını Rusya'ya teslim etmesi şartına bağladığını söyledi.

ABD'nin şu anda İran'la olan çatışmasına odaklandığını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın, 2002'de Rusya'nın işgaliyle başlayan dört yıllık savaşı hızla sona erdirmek amacıyla Ukrayna'ya baskı uyguladığını da ifade etti.

Ukraynalı bir asker, Ukrayna'nın Zaporijya bölgesindeki cephe hattında Rus güçlerine obüsle ateş ediyor- 18 Mart 2026 (AP)Ukraynalı bir asker, Ukrayna'nın Zaporijya bölgesindeki cephe hattında Rus güçlerine obüsle ateş ediyor- 18 Mart 2026 (AP)

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Zelenskiy, "Ortadoğu kesinlikle Başkan Trump'ı etkiliyor ve bence bu, atacağı sonraki adımları da etkileyecek. Ne yazık ki, bence Başkan Trump hâlâ Ukrayna tarafına daha fazla baskı uygulama stratejisini seçiyor" ifadelerini kullandı.

Sözlerine şöyle devam etti: "Ukrayna Donbas'tan çekilmeye hazır olur olmaz Amerikalılar bu garantileri üst düzeyde sonuçlandırmaya hazırlar." Zelenskiy, bu tür bir çekilmenin Ukrayna'nın ve dolayısıyla Avrupa'nın güvenliğini tehlikeye atacağı, çünkü bölgedeki güçlü savunma pozisyonlarını Rusya'ya bırakacağı uyarısında bulundu.


Birleşmiş Milletler, Afrika'daki köle ticaretini "insanlığa karşı işlenmiş en ciddi suç" olarak sınıflandırdı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumunda Birleşmiş Milletler logosu sergileniyor (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumunda Birleşmiş Milletler logosu sergileniyor (AP)
TT

Birleşmiş Milletler, Afrika'daki köle ticaretini "insanlığa karşı işlenmiş en ciddi suç" olarak sınıflandırdı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumunda Birleşmiş Milletler logosu sergileniyor (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumunda Birleşmiş Milletler logosu sergileniyor (AP)

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dün, Afrika'daki köle ticaretinin tarih boyunca "insanlığa karşı işlenmiş en ciddi suç" olduğunu ilan ederek, özür ve hesap verebilirliğin yolunu açmayı uman Gana tarafından sunulan bir kararı kabul etti.

Karar, 123 lehte, 3 aleyhte (Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Arjantin) ve 52 çekimser oyla (İngiltere ve Avrupa Birliği dahil) alkışlar eşliğinde kabul edildi.

Metin, “köleleştirilmiş Afrikalıların ticareti ve Afrikalıların ırksal köleleştirilmesi”nin insanlığa karşı işlenen en ciddi suçlar arasında olduğunu belirterek, “insanlığa karşı bu insanlık dışı ve uzun süredir devam eden istismarı” kınamaktadır.

Metin, olayın ölçeğini, süresini ve barbarca, sistematik doğasını, ayrıca “ırksal ayrımcılık ve yeni-sömürgeciliğin” egemen olduğu bir dünyada hâlâ açıkça görülebilen sonuçlarını vurgulamaktadır.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “köleliğin destekçileri ve yararlanıcıları, önyargıları sözde bilimsel sonuçlara dönüştüren bir ırk doktrini geliştirdiler” diyerek, “yaraların” hala “derin” olduğunu ve “beyaz üstünlüğünün yalanlarını kınamanın” ve “gerçek, adalet ve tazminat için çalışmanın” gerekli olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre kararda, devletlerin zararı onarmayı amaçlayan bir sürece girmeleri, mağdur ailelerinden resmen özür dilemeleri ve tazminat ödemeleri, ayrımcılıkla mücadele politikaları benimsemeleri ve yağmalanan kültürel ve dini eserleri iade etmeleri çağrısında bulunuluyor.

Amerika Birleşik Devletleri metni "son derece sorunlu" olarak değerlendirdi. ABD Büyükelçisi Dan Negria, "Amerika Birleşik Devletleri, o dönemde uluslararası hukuka göre yasa dışı olmayan zararlar için tazminat alma hakkını meşru olarak tanımamaktadır" ifadelerini kullandı.

Bu görüş, oylamada çekimser kalan Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere tarafından da paylaşılmaktadır.