Terör örgütü ilan edilmelerinin ardından Husileri bekleyen belirsizlik

Yemen’e insani yardımların kesintiye uğramasının feci yan etkileri olabilir

İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)
TT

Terör örgütü ilan edilmelerinin ardından Husileri bekleyen belirsizlik

İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)

Enver el-Ansi

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Yemen'deki Husileri mali ve ekonomik yaptırımlarla birlikte ‘yabancı terör örgütü’ olarak yeniden sınıflandırmakla kalmadı, bu tedbirlerin 6 Mart'ta yürürlüğe girmesine iki gün kala alelacele Hıusilerin bazı üst düzey liderlerinin isimlerinin bulunduğu, tutuklama emirleri ve seyahat yasakları ile takip edilmeleri de dahil olmak üzere daha katı yaptırımlarla doğrudan hedef alındıkları bir liste de yayınladı. Söz konusu isimlerin başta Umman, Lübnan, Irak ve diğerleri olmak üzere, ikamet ettikleri ya da faaliyet gösterdikleri bazı ülkelerden sınır dışı ya da iade edilmeleri istenebilir.

Yeni listede Umman Sultanlığı tarafından ağırlanan grubun siyasi liderlerinin yanı sıra Husilerin Başmüzakerecisi Muhammed Abdusselam, yardımcısı Abdulmelik el-Acri ve Müzakere Heyeti üyesi İshak Abdulmelik el-Mervani’nin isimleri de yer alıyor.

Listede ayrıca Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde ‘Yüksek Siyasi Konsey Başkanı’ olarak atadığı Mehdi el-Meşat ve sözde ‘Yüksek Devrim Komitesi Başkanı’ Muhammed Ali el-Husi'nin yanı sıra İran ile Husiler arasında para transferi ve havalesi için aracılık yaptığından şüphelenilen iki iş insanı başta olmak üzere Yemen’de siyasetin ve ekonominin önde gelen isimlerinden bazıları da yer alıyor.

İsrail krize müdahil mi oluyor?

Husilere karşı son dönemde alınan önlemlerin kapsamlılığı ve İsrail ile aralarındaki ‘ertelenmiş hesaplaşma’ göz önüne alındığından ABD'nin Husileri yeniden yabancı terör örgütleri listesine almasının ‘İsrail'e Husilerden geldiğini düşündüğü tehditleri bertaraf etme izni verebileceği’ görüşünde olanlar var. İsrail gazetesi Jerusalem Post'un aktardığına göre İsrail, Husilerin birkaç kez İsrail topraklarına ulaşan füzeleri ve İHA’larıyla gerçekleştirdikleri tehditlerini kalıcı olarak ortadan kaldırmak için yakında Husileri daha kararlı bir şekilde hedef almak üzere harekete geçebilir.

Kararın gerekçeleri

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada “Husilerin faaliyetleri Ortadoğu'daki ABD’li sivillerin ve görevli personelin güvenliğini, en yakın bölgesel ortaklarımızın güvenliğini ve küresel deniz ticaretinin istikrarını tehdit ediyor” denildi. Bakanlığa göre Husiler, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari gemilere yönelik yüzlerce saldırı gerçekleştirirken seyrüsefer özgürlüğünü ve ABD’nin bölgedeki ortaklarını korumaya çalışan Amerikan askeri personelini de hedef aldılar.

Umman'ın başkenti Maskat, Husi müzakerecilerin bölgesel ve uluslararası arabulucularla toplantılar yapması için önemli bir ‘platform’ olduğundan, ABD'nin eylemi Muskat'ı çok zor bir durumda bıraktı

ABD’nin ekonomik yaptırımları sıkılaştırma ya da siyasi ve hatta askeri olarak gerginliği tırmandırma anlamında İran'a uygulayacağı yaptırımların özellikle de Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının uygulanması sekteye uğrar ve İsrail yeniden askeri operasyonlarına başlarsa ve Husiler İsrail'e ya da Kızıldeniz'de ve başka yerlerde uluslararası nakliye hatlarına saldırmaya geri dönerse bir ölçüde Husiler için de geçerli olacağı anlaşılıyor.

İsrail’in askeri ya da güvenlik alanında müdahil olma ihtimali nedir?

ABD’nin ekonomik yaptırımlarının uygulanmasına Trump’ın başkan olarak göreve başlamasından iki gün önce başlandı. Husi liderlerine karşı daha kesin bir askeri eylemde bulunma ya da güvenlik operasyonları yürütme konusuna gelince aranan Husi liderlerinin nerede saklandıklarını bulmak için gerekli istihbaratı toplamak ve ardından onları hedef almak daha fazla zaman alacaktır. Bu da ABD, İngiltere ve İsrail'in Husilerin kontrolündeki bölgelere düzenlediği hava saldırılarında yüzlerce füze atmanın maliyetinden daha aza mal olacaktır. Washington, Trump yönetiminin kararıyla terör örgütü olarak tanımlanan Husi liderlerinin nerede olduğuna dair bilgi karşılığından cazip para ödülleri koyabilir.

ABD'nin son eyleminin sonuçları

ABD'nin söz konusu Husi liderleri terörist olarak sınıflandırması Husiler için ciddi riskler taşırken onlarla yeniden müzakere masasına oturma ya da herhangi bir anlaşmaya varma yahut başka herhangi bir bölgesel veya uluslararası tarafla iletişim kurma girişimlerini tamamen engelliyor.

Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılmasının Umman üzerindeki etkisi

Umman'ın başkenti Maskat, Husi müzakerecilerin bölgesel ve uluslararası arabulucularla toplantılar yapması için önemli bir ‘platform’ olduğundan, ABD'nin eylemi Muskat'ı çok zor bir durumda bıraktı. Maskat aynı zamanda Husilerin diplomatik hareketleri ve özellikle İran'ın başkenti Tahran'a ve muhtemelen Bağdat, Şam ve Beyrut gibi diğer başkentlere yaptıkları çok sayıda ziyaretin de başlangıç noktası oldu.

“Uluslararası toplumun ihtiyaç sahibi milyonlarca Yemenliye gönderdiği insani yardımlar, son yıllarda Husilerin insani yardım kuruluşları ve yardım kuruluşlarının önüne koyduğu engeller de dâhil olmak üzere çeşitli nedenlerle azaldı.

Pek çok kişi Maskat’ın Husiler için önemli bir platform olmasaydı, devam eden savaşın farklı bir hal alacağını düşünüyor. Umman uzun zamandır Yemen'le olan bazı sınır kapılarının Husilere silah kaçırmak için kullanılmasına göz yummakla suçlanıyor. Ancak Maskat bu suçlamaları şiddetle reddediyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'ın Umman'da ikamet eden Husi liderleri terörist olarak tanımlamasının ardından Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed El-Busaidi ile bölgesel gelişmeleri ele almak üzere bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre telefon görüşmesinde Gazze, Suriye ve bölgedeki diğer son durumlarla ilgili çeşitli dosyalar ele alındı. Açıklamada ABD'li bakanın telefon görüşmesi sırasında ‘Kızıldeniz ve çevresindeki su yollarında yasadışı bir örgüt olarak Husilerin saldırılarına kalıcı olarak son verilmesinin önemini’ vurguladığı belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca Rubio, Muskat'ın Husiler tarafından ele geçirilen ve bir yıldan uzun bir süredir alıkonulan MV Galaxy Leader gemisinin mürettebatının serbest bırakılmasındaki rolüne övgüde bulundu.

ABD yönetiminin hamlesinin Yemen’deki insani durum üzerindeki etkisi ne olur?

Uluslararası toplumun ihtiyaç sahibi milyonlarca Yemenliye yönelik insani yardımları, Husilerin insani yardım kuruluşları ve yardım kuruluşlarının personelinin kolay ve sorunsuz hareket etmesine koyduğu engeller ve aralarında kadınların da bulunduğu insani yardım kuruluşlarının çalışanlarından birçoğunu casusluk ve yabancı istihbarat teşkilatları adına çalıştıkları suçlamasıyla tutuklanması da dâhil olmak üzere çeşitli nedenlerden ötürü son yıllarda azaldı. İnsani yardım çalışanlarının serbest bırakılması için Husilere yapılan çağrılar başarısız oldu. ABD yönetiminin Husileri terör örgütü olarak tanımlama ve bazı liderlerini uluslararası teröristler listesine dahil etme kararının yürürlüğe girmesiyle bu durumun daha da kötüleşip kötüleşmeyeceği ise belirsiz.

Husiler, İran ve Hizbullah'ın yaptırımları delme, yurt içindeki fonlarını ve yurt dışındaki finansman kaynaklarını hayali kişiler ve şirketler adı altında geri dönüştürme ve dolambaçlı yöntemler ve teknikler kullanma konusundaki uzmanlığından faydalanmış olmalı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'e insani yardım ve temel ihtiyaç maddelerinin akışının devam etmesini sağlayacak tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.

ABD'nin kararının ardından bir basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, bu kararın insani yardımların yaklaşık 19 milyon kişinin insani yardıma muhtaç ve 17 milyon kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Yemen’e etkin bir şekilde ulaştırılmasının yanı sıra sivillerin temel ürünlere ve hizmetlere erişiminin sağlanması için uygun güvencelerin eşlik etmesi gerektiğini söyledi.

Dujarric, özellikle yerel para biriminin değer kaybetmesi, çalışan maaşlarının askıya alınması ve yakıt, gıda ve ilaç fiyatlarındaki sert yükseliş nedeniyle gıda ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal etmek zorunda olan bir ülkede ticari ürün ve insani yardım akışındaki herhangi bir kesintinin yıkıcı yan etkileri olabileceği uyarısında bulundu.

ty6u78ı
Aden'de alışveriş yapan insanlar, 25 Şubat 2025

Ancak Yemen’in ‘meşru’ hükümetinin Başbakanı Ahmed bin Mubarek, Avrupa Birliği (AB) ve Avustralya'nın Yemen'e akredite büyükelçileriyle yaptığı görüşmede insani yardım kuruluşlarına ve uluslararası ortaklara ‘Husilerin yabancı terör örgütü olarak sınıflandırılmasının gereklerini yerine getirirken vatandaşların çıkarlarına, insani yardımlara ve gıda ithalatına zarar vermeden Husi yapılanmalarının dağıtılması yönündeki ana hedeflere ulaşılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaklarına’ dair güvence verdi.

Husilerin önünde alternatifler var mı?

ABD tarafından uygulanan yaptırımlar, Husilerin kaynaklarını azaltabilir ve on yılı aşkın bir süre önce Yemen'de çatışmaların başlamasından bu yana yönettiği ‘savaş ekonomisine’ yatırım yapma kabiliyetinin önünde daha fazla engel oluşturabilir.

Öte yandan Husiler, İran ve Hizbullah'ın yaptırımları delme, yurt içindeki fonlarını ve yurt dışındaki finansman kaynaklarını hayali kişiler ve şirketler adı altında geri dönüştürme ve yaptırımların ciddi ve etkili bir şekilde uygulanması halinde izlenemeyecek ve ifşa edilemeyecek çeşitli dolambaçlı yöntemler ve teknikler konusundaki deneyim ve uzmanlıklarından faydalanmış olmalılar.

Yaptırımlar işe yarar mı?

Sadece Yemen'de değil, tüm bölgede Husilere ve yurtdışındaki destekçilerine mali ve ekonomik yaptırımlar uygulanmasının yanı sıra sivil tesislere yönelik saldırılara başvurmadan Husilerin liderlerine suikast düzenlemenin, onları tutuklamanın, yargılamanın ve hapse atmanın Husileri dağıtmak için belki en az maliyetli ve en az zararla en uygun seçenek olacağına inananlar var.

Husiler, kontrolü altındaki bölgelerde (Elon Musk'un şirketi SpaceX tarafından yürütülen) Starlink projesi tarafından sunulan uluslararası internet hizmetlerini yasakladı, ihlal edenleri cezalandırma sözü verdi. Ayrıca Kızıldeniz’de ve Akdeniz'de seyrüsefer güvenliğini sarsacak askeri eylemlerini yeniden başlatma tehdidinde bulundu.

Diğer taraftan Husilerin ülke içindeki ve bölgedeki pek çok muhalifi, özellikle Husilerin ABD ve Batı ülkeleri ile olan savaşlarını iç bölgelere taşıma niyeti çerçevesinde, sahada sıkı askeri önlemlerle desteklenmediği sürece Husilere yönelik ekonomik yaptırımların faydalı olamayacağını düşünüyor. Bu duruma Husilerin bazı cephelerdeki askeri hamleleri, bazı aşiretlere yönelik devam eden güvenlik tacizleri ve kontrolü altındaki bölgelerde bulunan işletmelere ve küçük tüccarlara daha fazla yasadışı vergi dayatma ve telif ücreti ödetme gibi uygulamalarına yönelik her türlü eleştiri ya da sivil protestoları giderek artan bir şekilde bastırması eşlik ediyor.

Bunun yanında ABD’nin yaptırımlarının Husileri değil, sıradan vatandaşları olumsuz etkileyeceği ve Husilerin kontrolü altındaki bölgelerdeki yoksulların ezici çoğunluğuna daha fazla yük getireceği korkusu giderek artıyor.

Husilerin vereceği tepki

Öte yandan Husiler, kontrolü altındaki bölgelerde (Elon Musk'un şirketi SpaceX tarafından yürütülen) Starlink projesi tarafından sunulan uluslararası internet hizmetlerini yasakladı, ihlal edenleri cezalandırma sözü verdi. Ayrıca İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye devam etmesi, insani protokole uymaması ve insani yardımların girişini engellemeye devam etmesi halinde Kızıldeniz’de ve Akdeniz'de seyrüsefer güvenliğini sarsacak askeri eylemlerini yeniden başlatma tehdidinde bulundu. Ancak bu tehditler, Husilerin halen çatışma kabiliyetine sahip olduğunu kanıtlama çabasından öteye geçmiyor gibi görünüyor. ABD'nin uyguladığı son yaptırımlardan ve aldığı son karardan sonra içeriye yönelik zayıf bir propagandadan öteye gidemeyeceği ortada.

Son tahlilde mesele Trump yönetiminin yaptırım uygulama ya da Husileri terör örgütü olarak listeleme hayalinin ya da İsrail'in Yemen gibi bir ülkede hedeflerine ulaşma inancının ötesinde ve aynı zamanda Husilerin kendileri için neyin planlandığını görme yeteneğinin ve Yemen’deki ‘meşru’ hükümetin bundan herhangi bir ölçüde yararlanma yeteneğinin ötesinde her açıdan daha da karmaşıklaşmış görünüyor.

Nihayetinde en büyük kaybeden, ne pahasına olursa olsun Husilerden ve İran'ın nüfuzundan kurtulmak isteyen Yemen ve halkı oluyor!



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.