Refahın Koruyucusu Operasyonu ile Trump'ın hava saldırıları arasında: Amaç Husilerin lider kadrosunun kökünü kazımak mı, yoksa caydırmak mı?

Eski ABD'li yetkililere göre operasyon İran destekli Husileri devirmeyi amaçlıyor

ABD tarafından Yemen’de gerçekleştirilen hava saldırılarında çok sayıda Husi öldürüldü (Reuters)
ABD tarafından Yemen’de gerçekleştirilen hava saldırılarında çok sayıda Husi öldürüldü (Reuters)
TT

Refahın Koruyucusu Operasyonu ile Trump'ın hava saldırıları arasında: Amaç Husilerin lider kadrosunun kökünü kazımak mı, yoksa caydırmak mı?

ABD tarafından Yemen’de gerçekleştirilen hava saldırılarında çok sayıda Husi öldürüldü (Reuters)
ABD tarafından Yemen’de gerçekleştirilen hava saldırılarında çok sayıda Husi öldürüldü (Reuters)

İsa en-Nehari

ABD Başkanı Donald Trump, Husilerin askeri kabiliyetlerine ve liderlerinin bulunduğu karargâhlara karşı geniş çaplı saldırı emri verdikten sonra Kızıldeniz'in istikrarını tehdit etmeye devam etmeleri halinde Husilere karşı ‘ezici bir ölümcül güç’ kullanacaklarını söyledi. Bu durum, son saldırılarla (eski Başkan) Joe Biden tarafından başlatılan Refahın Koruyucusu Operasyonu arasındaki fark ve beklenen etkiler hakkında soru işaretleri yarattı. Bunlardan biri de ABD’nin Husilerin kökünü kazımak mı istediği, yoksa gemileri hedef almak için kullandıkları askeri kabiliyetleri hedef almakla mı yetineceği sorusu.

Ek hava saldırıları düzenlenmesi bekleniyor

Araştırmacılar ve eski ABD'li yetkililer son operasyonun Husilerle mücadele stratejisinde önemli bir değişim olduğunu ve bu saldırıların geçmişteki operasyonlardan farkının cumartesi günkü saldırıların doğrudan Husilerin lider kadrosunu hedef alması olduğunu düşünüyorlar. ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi'ne (Atlantic Council) sundukları analizlere göre ABD'nin Husileri caydırmak için daha fazla askeri ve diplomatik çaba göstermesi gerekiyor.

2023 yılına kadar ABD Ulusal Güvenlik Konseyi üyeliği görevini yürüten Daniel Mouton, Trump yönetiminin Husileri durdurma ve geçmişte olduğundan daha fazla çaba gösterme konusundaki ciddiyetinin önümüzdeki günlerde ve haftalarda netleşeceğini söyledi. Husilerin İran, Rusya ve Çin'den destek aldığı düşünüldüğünde, Washington'ın Husilere ikmal yapılmasını engellemek ve İran'a etkili bir baskı uygulamak için Moskova ve Pekin'le diplomatik temaslara ve ilave donanma kaynaklarına ihtiyacı olduğunu belirten Mouton, bu kaynakların askeri varlıklar ve uluslararası koordinasyon açısından önemli olabileceğini belirtti.

Atlantik Konseyi’nden araştırmacı Emily Milliken’e göre son operasyonlar, Kızıldeniz'deki ABD uçak gemisi USS Harry S. Truman'ı ya da bölgedeki ABD üslerini hedef alan misilleme saldırılarıyla karşılanabilir. Milliken, Husilerin Yemen'deki meşru hükümetin son kalesi, petrol ve doğalgaz kaynaklarının ana merkezi olan Marib şehrinde kara operasyonlarına devam etmesini ya da Suudi Arabistan’ın altyapısına saldırılar düzenlemesini bekliyor.

“Husiler devrilmeli”

Öte yandan Atlantik Konseyi'nin İran Strateji Projesi ekibinden Danny Citrinowicz, Husilerin liderlerine ve silah üretim tesislerine yönelik son operasyonların, ABD'nin Husilere yönelik politikasında önemli bir değişim olduğunu ve ABD yönetiminin Husilerin Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünü engellemesine bir son verilmesi görüşünü vurguladığını söyledi. Citrinowicz’e göre bu aynı zamanda ABD'nin bölgedeki dostlarına Washington'ın Husilerle ciddi bir şekilde yüzleşmeye hazır olduğuna dair önemli bir güvence.

Biden yönetimi döneminde başlatılan Refahın Koruyucusu Operasyonu'na yapılan eleştirilerden biri de operasyonun Husileri caydırmada başarılı olmadığı ve askeri kabiliyetlerini önemli ölçüde etkilemediği yönündeydi. Trump’ın emriyle başlayan son operasyonunun da aynı akıbete uğramaması için askeri harekatın sürekli olması gerektiğini düşünen Citrinowicz’e göre operasyon, Husilerin komuta ve kontrol merkezlerini hedef almayı, roket ve füze üretme ve fırlatma kabiliyetlerini zayıflatmayı ve İran'ın Husilere destek sağlamasını engellemeyi amaçlıyor.

Gelecekteki askeri operasyonların Husi rejiminin devrilmesine yol açması gerektiğini vurgulayan Citrinowicz, bunun da İran'ın stratejik öneme sahip bu bölgedeki varlığına ciddi zarar verecek bir hamle olacağının altını çizdi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Citrinowicz, bu tür operasyonların özellikle de ABD'nin İran'ın Husileri desteklemeye devam ettiğinden şüphelenmesi halinde, Tahran ile Washington'ı karşı karşıya getireceğine dikkati çekti.

Atlantik Konseyi araştırmacılarından Usame er-Ruhani'ye göre saldırılar henüz sonuç vermemiş olabilir ama ABD'den Husilerin lider kadrosuna güçlü bir caydırıcı mesaj verdiği kesin. Husilerin bu saldırılara direnebileceğini ve bunun da ABD'nin caydırıcılık politikasının etkisini göstermesinin zaman alacağı anlamına geldiğini ifade eden Ruhani, son saldırıların geçmişten farklı olarak doğrudan Husilerin lider kadrosunu hedef aldığını belirtti.

Al-Arabiya televizyonu, Husilerin liderlerinden bazılarının son saatlerde tutumlarını değiştirerek, Saada ve Amran'a gitmek üzere Sana'dan ayrıldıklarını bildirdi.

Aylarca titizlikle sürdürülen istihbarat çalışması

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Özel Operasyonlar Ofisi eski yetkilisi Alex Plitsas, ABD'nin geniş çaplı saldırılarının aylar süren titiz istihbarat çalışmaları sonucunda gerçekleştirilmiş olabileceğini söyledi. Plitsas, son operasyonun, Husilerin uluslararası deniz taşımacılığına ve ABD'nin bölgedeki çıkarlarına yönelik saldırılarını durdurmayı başarması halinde, Washington'ın gelecekte düzenleyeceği saldırıların ilki olabileceğini de belirtti.

Husilerin direnmeye devam edebilmesinin nedeninin silahlarını Yemen'in engebeli arazisine yaymış olması olduğunu ve bunun da hedef alınmalarını zorlaştırdığını belirten Plitsas, aylardır süren yoğun istihbarat toplama çabalarına rağmen operasyonel istihbarat eksikliğinin Arap koalisyonu tarafından saldırılar düzenlenmesini engellediğini söyledi. Plitsas, Husilerin uyum sağlama, varlıklarını gizleme ve İran'ın desteğinden yararlanma çabalarının onları bastırma girişimlerini zorlaştırdığını ifade etti.

Kapsayıcı bir ittifaka ihtiyaç var

Atlantik Konseyi’nden eski bir ABD ulusal istihbarat yetkilisi olan Andrew Boren, bazı askeri ittifakların karşı karşıya olduğu zorluklar göz önüne alındığında terörle mücadelenin etkili bir birleştirici güç olabileceğini düşündüğünü söyledi. Boren ABD, Avrupalı müttefikleri ve Suudi Arabistan liderliğindeki Arap koalisyonunun gerekli adımları atma konusunda hemfikir olabileceklerini, çünkü hepsinin de Husilerle mücadele ve İran'ın Yemen'deki etkisini azaltma konusunda aynı motivasyonları paylaştıkları bir alan olduğunu vurguladı. Boren'e göre tarih, Husilerle başa çıkmak için kapsamlı bir yaklaşım ve koalisyon olmadan hava saldırılarının Husileri Yemen'den çıkarmak ya da dünyanın en önemli ticaret yollarından birini istikrara kavuşturmak için tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor.

Yine Atlantik Konseyi araştırmacılarından biri olan eski ABD Ülke Güvenliği Bakanlığı Terörizmle Mücadele Politikalarından Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Thomas Warrick, Trump yönetiminin daha ileri gitmeyi düşünmemesi halinde, birkaç gün sürecek olan son saldırıların Husilerin saldırılarını sona erdirmeyeceğini söyledi. Husilerin bu hafta Trump'ın onlara karşı sabrının tükendiğine dair sert bir ders aldığını belirten Warrick, “Dışarıdan bakan her gözlemci, Husilerin Kızıldeniz'de seyrüsefer halindeki uluslararası gemilere saldırmaya başlamasından bu yana Biden yönetiminin sınırlı saldırılarının onları caydırmadığı sonucuna muhtemelen uzun zaman önce varmıştır” dedi.

Trump yönetiminin Husileri durdurup durdurmayacağını görmek için saldırıları yoğunlaştırmaya karar verdiğini ifade eden Warrick, ancak hem ABD hem de Husiler için en büyük riskin, Husilerin lider kadrosunu ve askeri yeteneklerini hedef almak dışında herhangi bir yıkımın Trump yönetiminin hedefini gerçekleştirmeyecek olması olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Trump, Husilere karşı geniş çaplı bir askerî harekât emri verdikten kısa süre sonra, Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırıları durmamaları halinde ülkesinin ‘Husilerin üzerine cehennemi yağdıracağı’ uyarısında bulundu.

Öte yandan bu saldırılar, Trump'ın göreve geldiği ocak ayından beri Yemen'e yapılan ilk saldırılar oldu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Trump, gümrük vergilerini yeniden uygulama konusunda "mutlak hakkı" olduğunu iddia ediyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump, gümrük vergilerini yeniden uygulama konusunda "mutlak hakkı" olduğunu iddia ediyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Yüksek Mahkeme'nin yürürlüğe koyduğu gümrük vergilerini iptal etmesinin ardından, bu vergileri yeniden uygulama konusunda "mutlak hakkı" olduğunu iddia etti.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Gümrük vergilerini başka bir şekilde uygulama konusunda mutlak hakkım var ve bunu yapmaya başladım" diye yazdı. Yüksek Mahkeme kararının hemen ardından Trump, farklı bir yasa kapsamında yüzde 10 oranında yeni gümrük vergileri uygulamaya koymuştu.t

Trump, dün akşam Truth Social’de yaptığı bir başka paylaşımda, Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell'a, Fed'in genel merkezindeki tadilatlarla ilgili maliyetlere ilişkin soruşturmanın devamı olarak çıkarılan celpleri durdurduğu için Federal Yargıç James Boasberg'i eleştirdi.

Trump, "Boasberg'in 'çok geç' Powell davasında ve diğer birçok davada yaptığı şeyin hukukla hiçbir ilgisi yok ve siyasi amaçlıdır" dedi.

Trump, merkez bankasının gösterge faiz oranının belirlenmesiyle ilgili politikaları nedeniyle Powell'ı defalarca eleştirdi ve hakaret etti.

Düşük faiz oranlarını açıkça tercih ettiğini ifade etti, Powell'ı eleştirdi ve ipotek dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle Federal Rezerv Başkanı Lisa Cook'u görevden almaya çalıştı.

Ocak ayında, Yüksek Mahkeme, Trump'ın Cook'u görevden alma girişimleri konusunda tereddütlü göründü ve yargıçların çoğunluğu, yönetimin onu görevden almak için yeterli gerekçe gösterdiğinden şüphe duyduğunu ifade etti.

Trump paylaşımında, "Bu güçsüz ve utanç verici mahkeme, büyük kurucularımızın amaçladığı şey değil," diye yazdı. "Ülkemize zarar veriyorlar ve vermeye devam edecekler."

"Başkan olarak yapabileceğim tek şey, onların kötü davranışlarını ifşa etmek! Yüksek Mahkeme hakkındaki bu açıklamam gelecekte bana sadece sorun çıkaracak, ancak gerçeği söylemenin görevim olduğunu düşünüyorum."


Saldırıların şiddetlenmesiyle diplomasi kapısı kapalı kalmaya devam ediyor

Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)
Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)
TT

Saldırıların şiddetlenmesiyle diplomasi kapısı kapalı kalmaya devam ediyor

Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)
Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)

Dün ABD ve İsrail’in saldırılarının şiddetlenmesi ve İran’ın ağır füze saldırısıyla birlikte diplomasi kapısı kapalı kalmaya devam ederken ABD Başkanı Donald Trump askeri operasyonları sürdürme tehditlerini artırarak İran’ın Hark Adası’nı bir kez daha bombalamakla tehdit etti.

Şu an İran'la bir anlaşma yapmaya hazır olmadığını vurgulayan Trump, Tahran'ın ‘bir anlaşmaya varmayı istediğini’ ancak ‘koşullar henüz yeterince iyi olmadığı’ için bunu kabul etmeyeceğini söyledi. Yapılacak herhangi bir anlaşmanın ‘çok güçlü’ olması gerektiğinin altını çizen Trump, ayrıca, İran'ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'nı yeniden hedef alacağı tehdidini yineledi. Hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan Trump, birçok ülkeyi deniz trafiğini korumak ve petrol akışının devamını sağlamak için savaş gemileri göndermeye çağırdı.

Öte yandan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, savaşın birkaç hafta içinde sona ereceğini öngörürken, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Trump’ın İran’ın enerji altyapısını hedef almak da dahil olmak üzere ‘hiçbir seçeneği göz ardı etmeyeceğini’ vurguladı.

Diğer taraftan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'ın ‘hiçbir zaman ateşkes talep etmediğini, hatta müzakere bile talep etmediğini’ ve İran'ın ‘ne kadar sürerse sürsün kendini savunmaya hazır olduğunu’ söyledi. Arakçi, ülkesinin enerji tesislerini hedef alan herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini de sözlerine ekledi.

Sahada ise İsrail ordusu İran'ın askeri altyapısını vurmaya devam ettiğini açıkladı. Buna karşın İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), aralarında ‘Secil’in de bulunduğu ağır füzelerle İsrail'deki hedefleri vurduğunu duyurdu. DMO'nun önceki günlere kıyasla daha fazla füze ile saldırması dikkati çekti. İran Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Komutanı Ali Abdullah, “Düşmanın teslim olmaktan başka seçeneği yok” açıklamasında bulundu. Abdullah, İran güçlerinin ‘inisiatifi elinde tuttuğunu’ kaydetti.

DMO, Netanyahu'yu takip edip ortadan kaldıracağına söz verirken, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ‘11 Eylül saldırılarına benzer’ bir olayın düzenlenip sorumluluğunun İran'ın üzerine atılması ihtimaline karşı uyardı.


Starmer, Trump ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerekliliğini görüştü

İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)
TT

Starmer, Trump ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerekliliğini görüştü

İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)

İngiltere Başbakanlık Ofisi sözcüsü dün yaptığı açıklamada, Başbakan Keir Starmer'ın ABD Başkanı Donald Trump ile küresel denizcilikteki aksaklıkları sona erdirmek için Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerekliliğini görüştüğünü söyledi.

Sözcü ayrıca Starmer'ın Kanadalı mevkidaşı Mark Carney ile de görüştüğünü ve iki liderin boğazın sürekli kapalı kalmasının uluslararası denizcilik üzerindeki etkisini ele aldığını ifade etti.

Sözcü, Starmer ve Carney'nin bugün yapacakları görüşmelerinde, Ortadoğu çatışması konusuna devam etme konusunda anlaştıklarını da belirtti.