Avrupa'nın yeni Suriye yönetimine bakışı değişti mi?

Şam'ın ‘siyasallaştırılabileceği’ çekincelerine rağmen Dışişleri Bakanı Şeybani’nin Brüksel’deki Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı’na katılması bekleniyor

Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)
Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)
TT

Avrupa'nın yeni Suriye yönetimine bakışı değişti mi?

Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)
Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)

Bahaa Alawam

Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek olan Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı’na ilişkin Suriyeli yetkililer tarafından yapılan açıklamalar, Şam’daki yeni yönetimin Avrupa ile ilişkileri konusunda soru işaretleri yarattı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani konferansın ‘siyasallaştırıldığını ve yabancı gündemlere hizmet eden söylemleri teşvik ettiğini’ söyleyerek katılıp katılmayacağı kararını henüz netleştirmezken söz konusu söylemlerin içeriğine ve hangi yabancı tarafların bunlardan yararlandığına açıklık getirmedi.

Avrupa Parlamentosu (AP), birkaç gün önce Suriye'deki geçiş sürecini destekleyen bir kararı kabul etti. Yaşlı kıtanın ülkeleri bundan kısa bir süre önce de yeni yönetimin ekonomik durumu iyileştirmesine yardımcı olmak ve mültecileri vatanlarına dönmeye teşvik etmek amacıyla Suriye’deki devlet kurumlarına uygulanan yaptırımları kaldırma kararı aldı. Tüm bu başlıklar, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Şam'daki yetkililer tarafından defalarca kez dile getirilmişti.

Burada Avrupa'nın Şam'daki yeni yönetime olan açılımının, Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşmesinin ardından hızla ortaya çıktığını ve Avrupalı yetkililerin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya yaptıkları çeşitli ziyaretler ve Bakan Şeybani ile ülke içinde ve dışında yaptıkları görüşmelerin yanı sıra diğer diplomatik ve siyasi kanallarda da kendini gösterdiğini belirtmek gerekir.

Avrupa, Esed sonrası Suriye'ye açılmak için ABD’deki yeni yönetimin tutumunun netleşmesini bile beklemedi. Şara'nın eski rejimi devirmek için liderlik ettiği ve bugün Suriye ordusunu oluşturan grupların geçmişi üzerinde uzun süre durmadı. Şeybani, Davos’taki son konferansta ve Paris ve Münih'te katıldığı diğer etkinliklerde ülkesinin dış dünya ile ilişkilere verdiği önemi vurguladı.

Asıl soru, Şam'daki yeni yönetim ile Avrupalılar arasındaki dostluğu ne bozdu da Brüksel'de düzenlenecek Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı siyasallaştı ve yabancı gündemlere hizmet eder hale geldi? Bu durum eski Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in 2011 yılında ‘Avrupalılar iç işlerine karıştığı için ülkesinin Avrupa'yı haritadan sileceğini ve doğuya doğru hareket edeceğini’ söylediği açıklamalarını anımsattı.

Brüksel’deki 2025 Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı, Suriye’de yeni güvenlik güçlerinin eski rejimin kalıntılarının isyanını bastırırken kıyı illerinde meydana gelen ve Şam'ın bu eylemlerle ilgili resmi bir soruşturma başlatmasına ve suçluları cezalandırmakla tehdit etmesine neden olan cinayetler ve işkenceler de dahil olmak üzere, Suriye'de Avrupalıların hoşuna gitmeyen son olayların ardından yapılacak.

Avrupalılar, söz konusu soruşturmanın başlatılmasından duydukları memnuniyeti ifade ettiler ve sonuçlarını bekliyorlar. Ancak Batı basını beklemedi ve gerçekleri araştırmaya başladı bile. Örneğin İngiltere merkezli The Guardian gazetesi, kıyı illerindeki sokakların boş olduğunu, çünkü insanların hesap verme ya da yasal ve adli bir soruşturma yapılması endişesi olmadan intikam peşinde koşan silahlı adamlarla yüzleşmek için dışarı çıkmaya korktuklarını yazdı.

ABD merkezli Washington Post gazetesi de Suriye’nin kıyı illerindeki ‘mezhepçi’ cinayetleri haberleştirdi. The Economist dergisi ise daha da ileri giderek güvenliğin Şam'daki merkezi otorite tarafından kontrol edilmesinin mi doğru olduğunu yoksa ülkenin çökme riskiyle karşı karşıya kalması pahasına da olsa mümkün olan her yerde yerel ve etnik gruplara devredilmesinin mi daha iyi olduğunu sordu.

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House, Suriye ordusunu oluşturan gruplar arasındaki anlaşmazlıklar ve askeri birliğindeki zayıflıkların yanı sıra Suriye hükümetinin halen ülkenin geçiş dönemi adalet sistemi için bir yapı ve takvim açıklamaması çerçevesinde Şam'daki yeni yetkililerin güvenliği sağlayabilme kabiliyetlerine ilişkin bir rapor yayınladı.

Şam ile Avrupalılar arasında çatlak yaratan tek konu, Batı’nın yeni yönetimin ülkenin güvenliğini sağlayabileceğine olan güvensizliği değil. Cumhurbaşkanı Şara tarafından kısa bir süre önce onaylanan anayasal bildiri de eleştirmenler tarafından Suriye'yi ayrım gözetmeksizin tüm kesimlerini kucaklayan ve ayrı rollere ve liderliğe sahip üç ayrı otoritenin himayesi altında bir devlete dönüştürme yönündeki iç ve dış hedeflerle tutarsız olarak değerlendirildi.

Suriye'de 13 Mart'ta imzalanan anayasal bildiri, tüm yetkileri Cumhurbaşkanı Şara'ya devrettiği ve tüm geçiş sürecini onun şahsına ipotek ettiği gerekçesiyle eleştirilmişti. France 24, İngilizce sayfasında ‘Suriye Cumhurbaşkanı anayasal bildiriyi imzalayarak ülkeyi beş yıllık bir geçiş dönemi boyunca İslamcıların yönetimi altına soktu’ başlıklı bir haber yayınladı.

New York Times (NYT) gazetesi de anayasal bildiriye ilişkin bir habere yer verdi. Habere göre Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, içeriden ve dışarıdan gelen eleştirilere rağmen bu adımı memnuniyetle karşıladı. Anayasal bildirinin ‘önemli bir yasal boşluğu doldurabileceğini’ söyleyen Pedersen, bunun ‘barışçıl, kapsayıcı ve inandırıcı bir geçiş süreci için sağlam bir çerçeve’ oluşturmasını umduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Avrupa Birliği (AB), daha önceki tüm eleştirilere rağmen Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani'yi Brüksel'deki konferansa davet ederek AB kapılarının Şam'daki yeni yönetime kapalı olmadığını gösterdi. Suriye’nin kıyı illerinde yaşanan olaylar ve anayasal bildirgeden kaynaklanan çekinceler geçiş sürecini başarısızlığa mahkum etmese de daha ciddi hale gelebilecek zorluklara karşı bir uyarı niteliği taşıyor.

Avrupalıların Suriyeli göçmenleri ülkelerine geri gönderebilmek için Şam ile bir anlaşmaya ihtiyaç duyduklarını bir işareti olan Batı basınında yer alan haberleri de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu ihtiyaç, yaşlı kıtanın başkentlerindeki politikacıları, Cumhurbaşkanı Şara liderliğindeki yeni yönetimin eylemlerini izlerken mevcut olanla umulanı birbirinden ayırmak için yüksek derecede gerçekçi olmaya zorluyor.

Independent Arabia'ya konuşan kaynaklara göre bugün Brüksel'de düzenlenecek konferansta Suriyelilere yardım için 27 milyar dolardan fazla para toplanması bekleniyor. Bu rakamların yeni Suriye hükümetine şu an üstlendiği birçok görevde yardımcı olacağına şüphe yok. Belki de Şam'ın Avrupalı siyasetçilerin Suriye ile ilişkilerinde olduğu kadar gerçekçi ve ‘esnek’ olması faydalı olabilir.

Avrupalı kaynaklar Şeybani'nin Suriye'nin yukarıda bahsedilen çekincelerine rağmen konferansa katılacağını açıkladılar. Şam, Batı ile ilişkilerin öneminin farkında ve elli yılı aşkın bir süredir zalim bir rejimden mustarip olan bir ülkede geçiş döneminin sıfır hata ile gerçekleşmeyeceğinin farkında. Ulusal, dini ve entelektüel anlaşmazlıklarla dolu bir ülkenin inşası için bu hataların tanınması ve ele alınması şart.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.