Taliban: ABD Siraceddin Hakkani'nin başına konulan 10 milyon dolarlık ödülü kaldırdı

ABD'li tutuklu Glizman'ın serbest bırakılmasının ardından bu karar alındı.

Afgan Taliban hükümetinin İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani 2023 yılında Kabil'de düzenlenen bir etkinlik sırasında
Afgan Taliban hükümetinin İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani 2023 yılında Kabil'de düzenlenen bir etkinlik sırasında
TT

Taliban: ABD Siraceddin Hakkani'nin başına konulan 10 milyon dolarlık ödülü kaldırdı

Afgan Taliban hükümetinin İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani 2023 yılında Kabil'de düzenlenen bir etkinlik sırasında
Afgan Taliban hükümetinin İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani 2023 yılında Kabil'de düzenlenen bir etkinlik sırasında

Afganistan İçişleri Bakanlığı sözcüsü Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'nin üst düzey Taliban lideri Siraceddin Hakkani'nin tutuklanmasını sağlayacak bilgi için 10 milyon dolarlık ödülü iptal ettiğini söyledi.

scdfr
İçişleri Bakan Vekili Siraceddin Hakkani, 12 Aralık 2024 tarihinde Afganistan'ın doğusundaki Paktika vilayetinde Mülteciler ve Geri Dönüş Bakanı Halil Hakkani'nin cenaze töreni sırasında konuşurken (AP)

ABD Adalet Ödülleri web sitesine göre ABD, başına 10 milyon dolar ödül konulan Siraceddin Hakkani ile başına 5 milyon dolar ödül konulan Yahya ve Abdülaziz Hakkani'nin isimleri de kaldırıldı.

Ödüllerin kaldırılması, ABD'li tutuklu George Glizman'ın serbest bırakılması karşılığında alındığı belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı yorum talebine henüz yanıt vermedi.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Hakkani'nin Afganistan'daki ABD ve koalisyon güçlerine karşı sınır ötesi saldırıları koordine ettiğine ve bu saldırılara katıldığına inanıldığını söyleyerek ödülü web sitesinde hala listeliyor.

Taliban'ın içişleri bakan vekili Siraceddin Hakkani 52 günlük bir aradan sonra yeniden ortaya çıktı ve 14 Mart Cuma günü Host'ta bir camide görüldü. Ancak İçişleri Bakanlığı'ndaki varlığını teyit eden yeni bir fotoğraf ortaya çıkmadı ve bu da resmi görevlerinden istifa edip etmediğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Afgan Senatosu eski başkan yardımcısı Muhammed Asıf Sıddıki, Taliban lideri Hibetullah Ahundzade ile Hakkani ağı arasındaki gerilimin son aylarda tırmandığını söyledi.

 Amu TV'ye verdiği demeçte bölünmelerin derinleştiğini belirten Sıddıki “Bölünmeler derinleşti, Hakkani'nin eski yetkileri fiilen elinden alındı ve Ahundzada'nın yarattığı ortamda istifası kaçınılmaz hale geldi" dedi.

Taliban'ın iç siyasetine yakın kaynaklar, Taliban liderliğine hakim olan Kandahar fraksiyonu ile Hakkani ağı arasındaki gerilimin arttığını bildirdi. Bu kaynaklara göre Hakkani, gücün Ahundzade'nin elinde toplandığını düşündüğü için giderek daha fazla hayal kırıklığına uğruyor.

dsfgrt
Siraceddin Hakkani, Taliban'ın içişleri bakanı vekili (Arşiv - dolaşımda)

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Taliban içinde görüş ayrılıklarının normal olduğunu ve büyük bir bölünmeye işaret etmediğini söyleyerek ciddi iç bölünme haberlerini yalanladı.

Hakkani'nin Host'ta kamuoyunun karşısına çıkması siyasi hayattan çekilmediğini gösterse de İçişleri Bakanlığı'nda bulunmamaya devam etmesi Taliban liderlik yapısı içindeki yeri konusunda soru işaretleri yaratıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.