Venezuela, Amerika'dan sınır dışı edilen göçmenler arasında ilk tehlikeli suçluyu kabul etti

Washington'un “yabancı terör örgütü” olarak nitelendirdiği Tren de Aragua çetesinden değil

Venezuelalı göçmenler ABD'den sınır dışı edildikten sonra Karakas'a ulaştı (Reuters)
Venezuelalı göçmenler ABD'den sınır dışı edildikten sonra Karakas'a ulaştı (Reuters)
TT

Venezuela, Amerika'dan sınır dışı edilen göçmenler arasında ilk tehlikeli suçluyu kabul etti

Venezuelalı göçmenler ABD'den sınır dışı edildikten sonra Karakas'a ulaştı (Reuters)
Venezuelalı göçmenler ABD'den sınır dışı edildikten sonra Karakas'a ulaştı (Reuters)

Venezüellalı yetkililer dün ABD'den sınır dışı edilen ve aralarında bir çete liderinin de bulunduğu 175 göçmeni taşıyan yeni bir uçağın indiğini bildirirken, Karakas'tan sınır dışı edilenler arasında bir suçlunun bulunduğuna dair ilk doğrulama geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, ocak ayında iktidara geldiğinden bu yana göçmen karşıtı bir kampanya yürüttü ve yönetiminin “gangster” olarak tanımladığı yüzlerce kişiyi Latin Amerika'ya sınır dışı etti.

İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, “Bu seyahatlerde ilk kez (...) Venezüella adalet sistemi tarafından aranan önemli bir kişi geldi” dedi.

Bakan, Washington'un “yabancı terör örgütü” olarak nitelendirdiği ve sınır dışı edilen Venezuelalıların birçoğunun mensubu olduğunu iddia ettiği Venezuelalı çeteye atıfta bulunarak, bu kişinin “Tren de Aragua'dan olmadığını” belirtti.

Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello (Reuters)Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre Cabello göçmenleri Caracas yakınlarındaki Maiquetia Uluslararası Havaalanında kabul etti.

Bakan, sınır dışı edilen suçlunun “Trujillo eyaletinden bir çeteye, El Cajon çetesine mensup olduğunu” söyledi ve kimliği hakkında daha fazla ayrıntı vermedi.

Cabello, şu ana kadar Venezuela tarafından kabul edilen göçmenlerden herhangi birinin Tren de Aragua çetesinin üyesi olduğunu reddetti.

Venezuela ve Amerika Birleşik Devletleri 2019 yılında diplomatik ilişkilerini kesmiş, ancak ocak ayında iki ülke arasında göçmenlerin sınır dışı edilmesi süreci üzerinde anlaşmaya varmak üzere bir yakınlaşma olmuştu.

Bu iş birliği, Washington'un Venezuela'nın petrol sektörüne yönelik bir baskı başlatmasının ardından bir ay süreyle askıya alındı, ancak göçmen uçuşları bir hafta önce yeniden başladı ve pazar günkü uçuş o zamandan bu yana yapılan üçüncü uçuş oldu.

Toplamda 918 kişi ABD'den sınır dışı edildikten sonra Venezüella'ya geldi ve 553 göçmen de Meksika'dan geri döndü. Ancak bunların ABD topraklarından sınır dışı edilip edilmedikleri belli değil.



ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan Şarku'l Avsat'a: Tahran'ın önünde iki seçenek var; ya anlaşma ya da kötü bir kader

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Bölge Sözcüsü Michael Mitchell (Şarku'l Avsat)
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Bölge Sözcüsü Michael Mitchell (Şarku'l Avsat)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan Şarku'l Avsat'a: Tahran'ın önünde iki seçenek var; ya anlaşma ya da kötü bir kader

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Bölge Sözcüsü Michael Mitchell (Şarku'l Avsat)
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Bölge Sözcüsü Michael Mitchell (Şarku'l Avsat)

ABD'li bir yetkili, Tahran'ın Başkan Donald Trump yönetiminin taleplerine uymadığı takdirde ‘kötü’ bir cezalandırma tuzağına düşmeye yakın olduğunu vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Bölge Sözcüsü Michael Mitchell, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Başkan Trump, ABD'nin İran'ın nükleer silah edinmesine izin veremeyeceği konusunda net bir tutum sergilerken, aynı zamanda İran'la bir anlaşmayı görüşmeye istekli olduğunu da gösterdi. Eğer İran rejimi bir anlaşmaya varmak istemezse, Başkan Trump, sonuçları İran için çok ciddi olacak başka seçenekleri de benimseyeceğini açıkça ifade etti.”

Mitchell sözlerini şöyle sürdürdü: “İran'ın dünya genelindeki davranışları ABD'nin ulusal çıkarlarına tehdit oluşturuyor. Bu nedenle Başkan Trump, İran'ın nükleer tehdidini sona erdirmeyi, balistik füze programını kısıtlamayı ve terörist grupları desteklemesini engellemeyi amaçlayan maksimum baskı politikasını yeniden uygulamaya koydu.”