Netanyahu UCM’nin tutuklama kararına rağmen  Macaristan'ı ziyaret ediyor

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu UCM’nin tutuklama kararına rağmen  Macaristan'ı ziyaret ediyor

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'ndeki savaş nedeniyle hakkında çıkarılan uluslararası tutuklama kararına rağmen milliyetçi Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüşmek üzere Macaristan'a gitti.

Netanyahu'nun Budapeşte'ye yaptığı dört günlük ziyaret, Orban'la olan yakın ilişkisinin ve Macaristan'ın üyeliğine rağmen Orban'ın Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi uluslararası kurumlara olan düşmanlığının bir göstergesi.

Muhafazakâr bir popülist ve Netanyahu'nun yakın müttefiki olan Orban, merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan uluslararası savaş suçları mahkemesini “devam eden bir çatışmaya siyasi amaçlarla müdahale etmekle” suçlayarak, UCM kararını görmezden gelme sözü verdi.

Orban hükümetinin üyeleri, 2001 yılında UCM anlaşmasını imzalayan Macaristan'ın artık mahkemeden çekilmesi gerektiğini öne sürdüler. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 27 üyeli Avrupa Birliği'nin tüm üye ülkeleri UCM anlaşmasını imzalamış durumda ve tüm üyeler, haklarında tutuklama emri bulunan şüphelileri kendi topraklarına gelmeleri halinde gözaltına almak zorunda. Ancak mahkeme bunu uygulamak için üye devletlere güveniyor.



Kuzey Koreli hackerlar, 10 yılda 6 milyar dolarlık kripto para çaldı

Kuzey Kore, son dönemde kripto para sektöründe düzenlenen siber saldırıların odağında (Reuters)
Kuzey Kore, son dönemde kripto para sektöründe düzenlenen siber saldırıların odağında (Reuters)
TT

Kuzey Koreli hackerlar, 10 yılda 6 milyar dolarlık kripto para çaldı

Kuzey Kore, son dönemde kripto para sektöründe düzenlenen siber saldırıların odağında (Reuters)
Kuzey Kore, son dönemde kripto para sektöründe düzenlenen siber saldırıların odağında (Reuters)

Kuzey Koreli hackerlar, son 10 yılda en az 6 milyar dolarlık kripto para çalarak Kim Jong-un’un nükleer silah geliştirme programının fonlanmasını sağladı.

Wall Street Journal, bilgisayar korsanlarının özel şirketlerin sistemlerine sızmak için çalışanlara Facebook ve Instagram üzerinden virüslü bağlantılar gönderdiğini yazıyor. Hatta bazı hackerların, ABD’li şirketleri kandırıp buralarda IT uzmanı olarak uzaktan işe girdiği aktarılıyor. 

Dubai merkezli kripto para borsası Bybit de 21 Şubat'ta 1,46 milyar dolarlık bir soygunun hedefi olmuştu. 2021'de Poly Network'ten çalınan 611 milyon doların aşıldığı bu olay, tüm zamanların en büyük kripto para soygunu.

Olaydan Lazarus adlı bir hacker grubu sorumlu tutulmuştu. Bilgisayar korsanlarının Kuzey Kore tarafından desteklendiği öne sürülmüş, Asya ülkesiyse iddiaları reddetmişti.

Kripto para hırsızlığı olaylarını takip eden Chainalysis'in verilerine göre, kripto para sektöründe kaybedilen her 10 dolardan 6’sı bu ve benzeri saldırılarda çalındı. 

Haberde, Pyongyang yönetiminin 8 binden fazla bilgisayar korsanını “askeri birlikteymiş gibi kontrol ettiği” savunuluyor. Hackerların izlerini kaybettirmek ve yakalanmamak için sofistike yöntemler kullandığı, matematik ve yazılım alanında gelecek vadeden gençlerin bilgisayar korsanı olarak yetiştirilmesi için devlet destekli programlar yürütüldüğü ileri sürülüyor. 

Eski FBI analisti Nick Carlsen, “Kuzey Koreli bilgisayar korsanları herkesten farklı bir oyun oynuyor” diyor. 

2014’te Sony Pictures Entertainment'ın e-posta sistemi siber saldırıya uğramış, 2016’da da Bangladeş Merkez Bankası’ndan 81 milyon dolar çalınmıştı. ABD’li yetkililer, bu siber saldırıların çeşitli fidye yazılımları kullanan Kuzey Koreli hackerlar tarafından düzenlendiğini öne sürmüş, Pyongyang ise iddiaları reddetmişti.

Güney Kore istihbaratıyla çalışan Seul merkezli güvenlik firması Naru Security'nin sahibi Joon Kim, Pyongyang yönetiminin diplomatik ya da bürokratik tepkilerden çekinmeden hareket ettiği değerlendirmesini yapıyor. 

Seul yönetimine göre hackerların çaldığı paralar, ağır yaptırımlar altındaki ülkenin nükleer silah programını finanse etmek için kullanılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC