Küresel piyasalardaki yavaşlama riskinin arttığı bir dönemde Trump'ın gümrük vergileri ticaret savaşlarını tetikliyor

Çin 'derhal durdurulmasını' talep etti ve misilleme sözü verdi. Avrupa karşı önlemler açıkladı...

TT

Küresel piyasalardaki yavaşlama riskinin arttığı bir dönemde Trump'ın gümrük vergileri ticaret savaşlarını tetikliyor

ABD Başkanı Trump yeni gümrük vergilerini içeren kararnameyi Beyaz Saray bahçesinde imzaladıktan sonra elinde tutuyor (X-Platform)
ABD Başkanı Trump yeni gümrük vergilerini içeren kararnameyi Beyaz Saray bahçesinde imzaladıktan sonra elinde tutuyor (X-Platform)

ABD Başkanı Donald Trump, finansal piyasaları altüst eden, küresel ekonominin durumuna ilişkin endişeleri derinleştiren ve ABD'nin en büyük ticaret ortaklarıyla çatışmaları ve küresel bir ticaret savaşını ateşleyen bir hamleyle küresel ticaret sistemine bir saldırı başlattı. ABD ithalatına bir dizi gümrük vergisi getirdi.

Trump, toplu olarak 180 ülkeyi kapsayan iki tür gümrük vergisi uyguladı: Bunlardan ilki ABD'den ithal edilen mallara uygulanan yüzde 10'luk temel tarife, diğeri ise Amerika'nın ticaret yaptığı ülkelere uygulanan yüzde 10 ila yüzde 49 arasında değişen karşılıklı tarifelerdir.

Tepkiler

Kapsamlı yeni gümrük vergileri öfkeye, karşı önlem tehditlerine ve ticaret kurallarının daha adil hale getirilmesi için daha fazla müzakere çağrısına yol açtı. Ancak tepkiler oldukça ölçülü oldu ve önemli ticaret ortaklarının dünyanın en büyük ekonomisiyle açık bir ticaret savaşına girmek istemediklerini ortaya koydu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gümrük vergilerinin küresel ekonomiye ağır bir darbe vuracağı uyarısında bulundu ve bloğun karşı önlemler hazırladığını söyledi. Çin Ticaret Bakanlığı Washington'dan gümrük vergilerini derhal iptal etmesini talep etti. Pekin, tarifelerin küresel ekonomik kalkınmayı tehlikeye attığı ve ABD'nin çıkarlarına ve uluslararası tedarik zincirlerine zarar verdiği uyarısında bulunarak çıkarlarını korumak için karşı önlemler alma sözü verdi.

Trump'ın dünya çapındaki yeni gümrük vergileri

Ülkeler

ABD'ye

uygulanan tarifeler

ABD'nin 

uyguladığı tarifeler

Çin % 67 % 34
Avrupa Birliği % 39 % 20
Vietnam % 90 % 46
Tayvan % 64 % 32
Japonya % 46 % 24
Hindistan % 52 % 26
Güney Kore % 50 % 25
Tayland % 72 % 36
İsviçre % 61 % 31
Endonezya % 64 % 32
Malezya % 47 % 24
Kamboçya % 97 % 49
Birleşik Kırallık % 10 % 10
Güney Afrika % 60 % 30
Brezilya % 10 % 10
Bangladeş %  74 % 37
Singapur % 10 % 10
İsrail % 33 % 17
Filipinler % 34 %  17
Şili  % 10 %  10
Avustralya % 10 %  10
Pakistan %  58 %  29
Türkiye % 10 % 10
Sri Lanka % 88 % 44
Kolombiya %  10 % 10
Peru % 10 % 10
Nikaragua % 36 %  18
Norveç % 30 %  15
Kosta Rika % 17 %  10
Ürdün %  40 %  20
Dominik Cumhuriyeti % 10 %  10
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) %  10 %  10
Yeni Zelanda %  20 %  10
Arjantin %  10 %  10
Ekvador %  12 %  10
Guataemala %   10 %  10
Honduras %  10 %  10
Madagaskar %  93 %   47
Myanmar (Burma) %  88 %  44
Tunus %  55 %  28
Kazakistan %  54 %   27
Sırbistan %  74 %  37
Mısır % 10 %  10
Suudi Arabistan %  10 %  10
El Salvador %  10 %  10
Fildişi Sahili %  41 %  21
Laos %  95 %  48
Botsvana %  74 %  37
Trinidad ve Tobago %  12 %  10
Fas %  10 %  10

Tayvan tarifeleri mantıksız olarak nitelendirdi ve hükümetin Washington ile ciddi müzakereler yürütmeyi planladığını ve ABD'ye resmi bir protestoda bulunacağını söyledi.

Hindistan, Washington'un yüzde 27'lik gümrük vergilerinin ihracatı üzerindeki etkisini incelediğini ve Trump'ın ticaret politikasından muafiyet kazanamamasına rağmen uzlaşmacı bir tavır sergileyerek bu yıl bir ticaret anlaşması için bastırma sözü verdi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD'nin gümrük vergilerinin İngiliz ekonomisi üzerinde bir etkisi olacağını kabul etti. Starmer, "Amerika Birleşik Devletleri tarafından alınan kararların hem ülke içinde hem de küresel çapta ekonomik bir etkisi olacağı açıktır. Ancak açık olmak istiyorum; hazırlıklıyız, çünkü ülkemizin güçlü yanlarından biri sakin kalabilme yeteneğimizdir” dedi. İngiltere İşletme Bakanı Jonathan Reynolds, Trump'ın gümrük vergilerinin ülkenin otomobil endüstrisi üzerindeki etkisinin hükümetin en önemli endişelerinden biri olduğunu söyledi.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Yoshimasa Hayashi, Amerika'nın Asya'daki en yakın müttefiki olan Japonya'nın ABD'nin gümrük vergilerini ve etkilerini yakından analiz etmeyi planladığını, ancak misilleme hakkında konuşmaktan kaçındığını söyledi. Ancak bu hamlelerin ABD ile ilişkiler üzerinde büyük bir etkisi olacağını söyledi.

İtalya'nın muhafazakâr Başbakanı Giorgia Meloni ise yüksek gümrük vergilerinin iki tarafa da fayda sağlamayacağını söyledi.

xcvfgb
Çocuklar Tayvan'ın Keelung Limanındaki vinçlerin ve konteynerlerin üzerindeki bir gözlem noktasından bölgeyi izliyor (Reuters)

Yüzde 10'luk gümrük vergisinden etkilenen Brezilya, Dünya Ticaret Örgütü'ne gitmeyi planladığını açıkladı.

Brezilya Kongresi, Brezilya mallarına yönelik herhangi bir gümrük vergisine karşı misilleme yapılmasına izin veren bir tasarıyı oybirliğiyle kabul etti.

Küresel ekonomiye bir darbe

ABD ve küresel piyasalar gümrük vergilerinin etkisiyle düştü. Wall Street Perşembe günü keskin bir düşüş yaşarken, S&P 500 vadeli işlemleri piyasa öncesi işlemlerde yüzde 3,4, Dow Jones Industrial Average vadeli işlemleri ise yüzde 2,8 geriledi. Nasdaq vadeli işlemleri yüzde 3,8 düştü.

fgthy
New York Borsası'ndaki yatırımcılar kapanış zilinden ve Trump'ın basın toplantısının başlamasından dakikalar önce (AFP)

Tokyo'nun gösterge endeksi yüzde 3,1 düşerek Asya'daki kayıplara öncülük etti. Petrol fiyatları kısa süreliğine varil başına 2 dolardan fazla düştü. Petrol fiyatları yüzde 4'ten fazla düştü ve ABD doları Japon yeni karşısında Ekim başından bu yana en düşük seviyesini gördü.

Yüksek riskli bir kumar

Uzmanlar Trump'ın bu hamlesini bir ABD başkanının ABD ekonomisi üzerinde oynadığı en büyük siyasi kumar olarak nitelendirerek, Trump'ın istihdam ve sanayiyi ABD'ye geri getirme umuduyla enflasyonist bir sarmalı körükleme riski taşıyan yüksek riskli bir oyun oynadığına dikkat çekti. Trump'ın açıklamasının bir başlangıç noktası olduğunu ve bunu muhtemelen piyasalarda endişe ve belirsizliğin devam etmesine yol açacak aylarca sürecek müzakerelerin izleyeceğini ve bunun da finansal piyasalar için en kötü senaryo olduğunu belirttiler.

Çarşamba akşamı Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde yaptığı konuşmada Trump, gümrük vergilerini adil olarak nitelendirirken, bunların karşılıklı olduğunu ve ABD mallarına uygulanan gümrük vergileri ve engellere bir yanıt olduğunu vurguladı. Yaptığı uzun konuşmada kararının ABD için bir “ekonomik bağımsızlık ilanı” ve bir “kurtuluş günü” olduğunu söyledi.

cdfvgt
Hindistan'ın Chennai kentindeki bir limanda vinçler ve nakliye konteynerleri görülüyor (AP)

Trump, çoğu ülkeden yapılan ithalata yüzde 10'luk taban gümrük vergisi getirirken, ABD'nin en büyük ticaret ortakları arasında yer alan Avrupa Birliği (yüzde 20), Japonya (yüzde 24), Tayvan (yüzde 32), Hindistan (yüzde 26) ve Vietnam (yüzde 46) gibi 60 ülkeye çok daha yüksek gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı. Çin şu anda yüzde 54'lük gümrük tarifesiyle listedeki en yüksek ülke konumunda bulunurken, ikinci sırada yüzde 49'luk gümrük tarifesiyle Kamboçya yer alıyor.

Kaiyuan Securities, tarifelerin Çin'in ABD'ye ihracatını yüzde 30 oranında azaltacağını, bunun da Çin'in deflasyonla mücadele çabalarını baltalayabileceğini ve yüzde 5'lik büyüme hedefine ulaşmasını zorlaştırabileceğini öngördü.

Beyaz Saray yetkililerine göre yeni gümrük vergileri, Yüzde 10'luk tarifeler için 5 Nisan Cumartesi gece yarısı, bu eşiğin üzerindekiler için ise 9 Nisan'da iki aşamada yürürlüğe girecek.

Trump'ın günler önce çelik ve alüminyuma uyguladığı gümrük vergilerine ek olarak yabancı menşeli otomobillere yönelik gümrük vergileri de derhal yürürlüğe girdi.

Trump'ın destekçileri ve savunucuları bu hamleyi ABD'nin gücünü ortaya koymak, ABD'de üretimi canlandırmak, sanayi tabanını yeniden inşa etmek, istihdam yaratmak ve jeopolitik tavizler koparmak için bir araç olarak savunuyor.

Trump, ticaret planlarının mavi yakalı işçilere, özellikle de otomotiv sektöründekilere destek vereceğini savundu. Ticaret açığının büyüklüğü nedeniyle ulusal acil durum ilan ederek, trilyonlarca dolar yeni gümrük vergisi geliri elde etmeyi amaçlayan gümrük vergileri uygulamak için özel yetkiler kullanmasına izin veren bir hamle yaptı. Ancak Trump kararnamesini imzalar imzalamaz finans piyasaları altüst oldu, dolar başlıca para birimleri karşısında değer kaybetti, altın fiyatı rekor seviyeye yükseldi ve Asya borsaları Perşembe sabahı açılışta düşüşe geçti.

Resesyon ve enflasyon

Analistler, ABD'de resesyon riskinin artacağını öngörerek karamsar bir tablo çizdi. Çoğu gözlemci, gümrük vergilerinin mal ve hizmet fiyatlarını daha önce görülmemiş seviyelere yükselteceğini kaydetti.

Barclays analistleri, ABD'de enflasyon oranlarının yüzde 4'e yükselmesi ve işsizlik seviyelerinin artmasıyla birlikte bir resesyon öngördü. JPMorgan Chase analistleri ekonominin tehlikeli bir şekilde resesyona yakın olduğu uyarısında bulundu. Bank of America ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Gümrük tarifeleri devam ederse, yakın vadede enflasyona bir ila bir buçuk puan arasında ekleme yapacaklarına ve GSYH'den benzer bir miktarı alarak ekonomiyi resesyonun eşiğine getireceklerine inanıyoruz.”

Oyun değiştirici

Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sunola, gümrük vergilerinin sadece ABD ekonomisi için değil, küresel ekonomi için de oyun değiştirici olacağını ve birçok ülkenin resesyona girebileceğini söyledi.

JP Morgan Asset Management analistlerinden Tai Hui, tarifelerin devam etmesi halinde, ABD imalat sektörünün üretim kapasitesini artırmakta zorlandığı bir dönemde enflasyonu etkileyeceğini ve büyüme risklerine ilişkin endişeleri artıracağını söyledi. ABD'li tüketiciler yüksek ithalat fiyatları nedeniyle harcamalarını azaltabilir ve şirketler, bu tarifelerin orta ve uzun vadeli etkileri ve ticaret ortaklarının misilleme tepkileri konusundaki belirsizlik nedeniyle sermaye harcamalarını erteleyebilir.

Rosenberg Research Başkanı David Rosenberg şunları söyledi: “Başkan Trump'ın tetiklediği ticaret savaşı kazananı olmayan bir durum ve bunun yükünü tüketici çekecek çünkü gümrük vergilerini ihracatçı ülke değil ithalatçı şirketler ödüyor ve bu da tüketiciyi etkileyecek, dolayısıyla birkaç ay sürecek çok büyük bir fiyat şokuyla karşı karşıyayız.” Quantum'da stratejist olan David Roche, bu tarifelerin küreselleşmeden birkaç yıl sürebilecek izolasyonist ve milliyetçi politikalara geçişi işaret ettiğini ve ülkelerin misilleme tepkileriyle birçok siyasi alanda yan etkileri olacağını ve bu tarifelerin ayı piyasasının konsolidasyonuna katkıda bulunarak ABD ve AB'de küresel stagflasyon ve resesyona neden olacağını söyledi.

Cornell Üniversitesi'nde ticaret politikası profesörü olan Eswar Prasad, New York Times'a verdiği demeçte Trump'ın, müttefiklerinin ABD ekonomisi ve Amerikalı tüketiciler aleyhine kötüye kullandığını söylediği küresel ticareti yöneten kurallarda reform yapabileceğini ancak bunun yerine “uluslararası ticareti yöneten sistemi havaya uçurmayı” tercih ettiğini söyledi.

Çatışma ve savaşlar

Bridgewater Associates hedge fonunun kurucusu ve yatırım kralı milyarder Ray Dalio, LinkedIn'de yaptığı bir paylaşımda dünyanın küresel bir savaşa doğru gittiğine inandığını söyledi. Dalio, “Tarifeler sadece bir gelir meselesi değildir, ülkelerin ekonomilerini çatışma ve savaş zamanlarına hazırlamalarının bir yoludur ve büyük güç çatışması zamanlarında gereklidir” dedi.

Dalio'nun yorumları, özellikle 2021 yılında süper güçler arasında bir çatışmanın patlak vereceğini öngördüğü bir kitap yayınladığı ve ABD ile Çin arasındaki rekabetin dünyada radikal ve kaotik değişikliklere yol açacağını tahmin ettiği için büyük ilgi gördü.



Trump’ın temsilcileri İslamabad’da... İran “sert talepleri” reddediyor

Trump’ın temsilcileri İslamabad’da... İran “sert talepleri” reddediyor
TT

Trump’ın temsilcileri İslamabad’da... İran “sert talepleri” reddediyor

Trump’ın temsilcileri İslamabad’da... İran “sert talepleri” reddediyor

ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın iki temsilcisi, İran’la yeni bir müzakere turu amacıyla Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gitti. Ancak İran’a ait resmî medya organları, mevcut koşullarda doğrudan görüşmelerin yapılmasını ihtimal dışı olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin taleplerini ve ABD’nin tutumuna yönelik çekincelerini dile getirdi. İslamabad’da bulunan İranlı bir diplomatik kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, “İlke olarak İran tarafı sert talepleri kabul etmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Görüşmelere ilişkin ayrıntılar henüz netlik kazanmazken, Arakçi’nin Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve diğer üst düzey yetkililerle bir araya geldiği bildirildi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington’un taleplerini karşılamaya yönelik bir teklif sunmayı planladığını söyledi. Ancak bu teklifin içeriğine dair bilgi sahibi olmadığını belirten Trump, ABD’nin kimlerle müzakere yürüttüğünü de açıklamaktan kaçındı ve “Şu anda sorumlu kişilerle temas halindeyiz” dedi.


Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği büyük saldırıda 7 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı

Ukrayna uçaksavar bataryaları Kiev üzerinde Rus İHA’larını engelledi (AFP)
Ukrayna uçaksavar bataryaları Kiev üzerinde Rus İHA’larını engelledi (AFP)
TT

Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği büyük saldırıda 7 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı

Ukrayna uçaksavar bataryaları Kiev üzerinde Rus İHA’larını engelledi (AFP)
Ukrayna uçaksavar bataryaları Kiev üzerinde Rus İHA’larını engelledi (AFP)

Rusya’nın gece saatlerinde Ukrayna’ya düzenlediği geniş çaplı saldırıda 7 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Moskova yönetimine göre güneydoğudaki Dnipro kenti başta olmak üzere çeşitli bölgelere yönelik saldırılarda 660’tan fazla insansız hava aracı (İHA) ve füze kullandı.

Dnipro’da saldırı sonucu bir apartmanın büyük bölümü çökerken, bölge valisi enkaz altından 4 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığını açıkladı. Yetkililer, kurtarma çalışmalarının sürdüğü sırada gündüz saatlerinde aynı bölgenin yeniden hedef alındığını, bu saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 7 kişinin yaralandığını bildirdi.

Rusya, Ukrayna’ya neredeyse her gece onlarca İHA ile saldırılar düzenlerken, zaman zaman yüzlerce İHA ve onlarca füzenin kullanıldığı daha geniş çaplı operasyonlar da gerçekleştiriyor.

Kiev'deki polis memurları (Reuters)Kiev'deki polis memurları (Reuters)

Sabah saatlerinde kentte yoğun duman bulutları yükselirken, yerel medya hava kirliliğine karşı halkı uyardı. Reuters muhabiri, enkazda çalışan ekiplerin bir Rus İHA’sının düşürüldüğünü gördüğünü aktardı. Yetkililer, kentte 30’dan fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Ukrayna Başbakanı Yuliya Sviridenko, “Rusya halkımıza yönelik terörünü bilinçli olarak uzatıyor ve hayati altyapı ile konutları hedef almaya devam ediyor” dedi.

Çernihiv Bölge Valisi ise kuzeyde düzenlenen füze ve İHA saldırılarında 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 7 kişinin yaralandığını duyurdu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, “Bu tür her saldırı, ortaklarımızı acil ve kararlı adımlar atmaya ve hava savunmamızı hızla güçlendirmeye zorlamalıdır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Ukrayna son dönemde Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarını artırdı. Rusya’nın Yekaterinburg kentinde bir İHA’nın apartmana düşmesi sonucu bazı kişilerin hafif yaralandığı bildirildi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya’nın son saldırıda 619 İHA ve 47 füze kullandığını, bunlardan 580 İHA ve 30 füzenin düşürüldüğünü duyurdu.

Ayrıca Romanya, topraklarına bir İHA’nın düştüğünü ve 200’den fazla kişinin tahliye edildiğini açıkladı. Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Ukrayna’nın Romanya sınırındaki Tulça bölgesine yönelik saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.

Acil durum ekipleri, yerleşim alanına düşen İHA’da “muhtemel patlayıcı yük” bulunduğunu ifade etti. 2022’de başlayan Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana NATO üyesi Romanya’nın hava sahası defalarca ihlal edilirken, ülke topraklarına İHA parçaları düştü.

Kiev'de bir sokakta Ukraynalı polis memurları (Reuters)Kiev'de bir sokakta Ukraynalı polis memurları (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre bu, Rus İHA parçalarının Romanya içinde maddi hasara yol açtığı ilk olay. Olayda can kaybı yaşanmazken, bir elektrik direği ve bir ev zarar gördü; yetkililer önlem olarak bölgedeki gaz akışını kesti.

Dışişleri Bakanlığı ise Rusya’nın Bükreş Büyükelçisi’nin bakanlığa çağrıldığını duyurdu. Romanya, 2025 yılında hava sahasını ihlal eden İHA’ları düşürmeye izin veren bir yasa kabul etmiş olsa da bu yetki henüz kullanılmadı.


Uluslararası hukuk ile güç mantığı arasında: Nasıl bir dünya şekilleniyor?

New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi... Bayraklar, ülkeler ve bitmek bilmeyen anlaşmazlıklar (Reuters)
New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi... Bayraklar, ülkeler ve bitmek bilmeyen anlaşmazlıklar (Reuters)
TT

Uluslararası hukuk ile güç mantığı arasında: Nasıl bir dünya şekilleniyor?

New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi... Bayraklar, ülkeler ve bitmek bilmeyen anlaşmazlıklar (Reuters)
New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi... Bayraklar, ülkeler ve bitmek bilmeyen anlaşmazlıklar (Reuters)

Antoine el-Hac

Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler ve bunlara eşlik eden jeopolitik şoklar ile ekonomik sıkıntılar, on yıllardır uluslararası ilişkileri şekillendiren yapının kırılganlığını gözler önüne serdi. Krizler artık birbirinden ayrı ya da geleneksel yöntemlerle sınırlandırılabilir olmaktan çıkmış durumda; aksine, coğrafi sınırları aşan ve küresel sistemi bütünüyle etkileyen, birbirine bağlı ve zincirleme sonuçlar üreten bir nitelik kazanmış bulunuyor. Bu bağlamda, çok kutuplu olduğu varsayılan ve çok taraflı olmasını arzu ettiğimiz uluslararası düzenin çözülme sürecine girdiğine, daha yüksek düzeyde bir istikrarsızlık, düzensizlik ve muhtemelen yakın gelecekte kapsamlı bir kaos döneminin başladığına yönelik kanaat giderek güçleniyor.

Bu dönüşüm sürecinde, ‘çok kutupluluk’ kavramı ve bunun ne anlama geldiği meselesi de kaçınılmaz olarak gündeme geliyor. Bu kavram, uluslararası ilişkilerin dinamiklerini açıklayan teorik bir çerçeve mi, yoksa daha adil bir küresel düzenin inşası için işlevsel bir araç mı? Gerçekte, bu kavrama dair tek ve ortak bir tanımın bulunmaması -onu savunan ülkeler arasında bile- derin görüş ve çıkar farklılıklarının varlığına işaret ediyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki bir yük gemisi... Yeni bir çatışmanın sahnesi haline gelen su yolu (Reuters)Hürmüz Boğazı’ndaki bir yük gemisi... Yeni bir çatışmanın sahnesi haline gelen su yolu (Reuters)

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından bu yana uzun süre ‘tek kutuplu güç’ konumunu elinde bulunduran ABD, geleneksel olarak çok kutupluluğu stratejik konumuna yönelik bir tehdit olarak görmekte. Buna karşılık Rusya ve Çin, bu kavramı ABD etkisini dengelemeye yönelik bir araç olarak değerlendirmekte; ancak Moskova hızlı bir dönüşümü savunurken, Pekin daha kademeli bir geçişi tercih eden farklı yaklaşımlar benimsemekte. Öte yandan Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi diğer yükselen güçler ise çok kutupluluğu, dış politika alanındaki hareket serbestilerini genişletme ve uluslararası sistemi içeriden reforme etme imkânı olarak görmekte.

Buna karşılık Avrupa, bu kavramı tamamen reddetmek ya da yalnızca Amerikan etkisini zayıflatmaya yönelik bir araç olarak görmek yerine yeniden değerlendirme zorunluluğuyla karşı karşıya kalmakta. Özellikle son yıllarda Atlantik’in iki yakası arasında ticari ilişkiler konusunda ortaya çıkan görüş ayrılıkları ve hatta çatışmalar ile dört yılı aşan Ukrayna savaşı, bu ihtiyacı daha da belirgin hale getirdi.

Teoriler ve pratik adımlar arasında

Çok kutupluluk, yaşanan dönüşümleri anlamak ve bunlarla başa çıkma yolları geliştirmek için ortak bir çerçeve sunabilir. Ancak aynı zamanda farklı siyasi yükler ve değişken ekonomik hedefler taşıdığı için bu sürecin yönü ve sonuçları ciddi riskler de barındırmakta.

Bu nedenle yalnızca teorik tartışmalara dahil olmak yeterli değil; uluslararası sistemin ticaret, sağlık, enerji ve iklim gibi hayati alanlarda reforme edilmesine yönelik somut adımların atılması gerekiyor. Ayrıca tek kutupluluğa yönelik yaygın itirazlar ve çok taraflı bir dünya düzeni çağrılarının artması, derin yapısal reform ihtiyacına işaret ediyor. Bu da devletler arasında yeni müzakere mekanizmalarının devreye sokulmasını zorunlu kılıyor. Bununla birlikte, böyle bir dönüşümün gerçekleşebilmesi için öncelikle dünyanın geleceğine dair net bir vizyonun ortaya konması gerekiyor. Bu vizyon, iş birliğine hazır aktörlerin belirlenmesini ve son derece karmaşık bir dünyaya uyum sağlayabilecek kurumların inşasını mümkün kılacaktır. Bu karmaşıklığın temelinde ise zengin toplumların servet biriktirme eğilimi ile yoksul toplumların hayatta kalmayı sağlayacak imkânlara erişme mücadelesi arasındaki derin uçurum yer alıyor. Bu iki uç arasında ise bir yandan yükselme umudunu taşıyan, diğer yandan aşağı doğru kayma ve daha alt bir sınıfa düşme korkusu yaşayan orta gelirli toplumlar bulunuyor.

Ukrayna’nın Dnipro kentinde Rus saldırısının ardından meydana gelen yıkım... Dört yıldır süren savaş (Reuters)Ukrayna’nın Dnipro kentinde Rus saldırısının ardından meydana gelen yıkım... Dört yıldır süren savaş (Reuters)

Karar vericiler arasında genel bir uzlaşı bulunduğu görülüyor: Dünya, başta teknolojik gelişmelerin etkisiyle hızlanan ve derinleşen kapsamlı dönüşümlerden geçiyor. Ancak mevcut dönemin niteliğine ilişkin yaklaşımlar farklılık gösteriyor. Bazı ülkeler dünyanın halihazırda çok kutuplu bir yapıya geçtiğini savunurken, bazıları bu sürecin kademeli olarak bu yöne evrildiğini öne sürüyor. Bir diğer kesim ise mevcut durumu, belirsizlik ve istikrarsızlıkla karakterize edilen açık uçlu bir geçiş aşaması olarak değerlendirmekte. Dolayısıyla bir diğer temel tartışma, bu dönüşümlerin beraberinde olumlu fırsatlar mı sunduğu, yoksa giderek artan ve derinleşen riskler mi barındırdığı sorusu etrafında şekilleniyor.

Yaklaşımlar ve bakış açıları

Bu bağlamda Rusya ve Çin, çok kutupluluk kavramını uluslararası dengeleri değiştirmek, küresel güç dağılımını yeniden şekillendirmek ve ABD’nin küresel hâkimiyetine meydan okumak için bir araç olarak kullanıyor. Pekin’deki siyasi elitler, uluslararası sistemin ABD merkezli tek kutupluluktan daha çoğulcu bir düzene doğru kademeli olarak geçiş yaptığını düşünüyor. Bu yaklaşım, Çin resmî söyleminde sıkça yer alan “Dünya, son yüzyılda görülmemiş derin değişimler yaşıyor” ifadesinde özetleniyor. Antoine el-Hac'ın Şarku'l Avsat için kaleme aldığı analize göre bu söylem, Çin’in küresel bir güç olarak yükselişine yön veren düşünsel çerçevenin de bir parçası haline gelmiştir. Çin perspektifine göre bu süreç, ABD’nin etkisinin görece zayıflamasıyla bağlantılı olup, daha dengeli bir uluslararası sisteme geçişin hem fırsatlarını hem de zorluklarını beraberinde getirmektedir.

Rusya ise yaşanan dönüşümü daha radikal bir şekilde yorumluyor. Moskova’ya göre mesele yalnızca Amerikan ‘tekeline’ son verilmesi değil, aynı zamanda Batı’nın kurumsal ve yapısal bütünlüğünün de aşınmasıdır. Rusya, bu sürecin Soğuk Savaş’ın 1990’ların başında sona ermesiyle başladığını ve Çin ile Hindistan gibi güçlerin yükselişiyle hızlandığını, bunun da ABD hegemonyasını zayıflatarak çok kutuplu bir dünya düzeninin önünü açtığını savunuyor. Moskova ayrıca Batı’nın bu değişime gerçekçi yaklaşmamasını ve hâkim konumundan vazgeçmemesini, uluslararası çatışmaların ve gerilimlerin başlıca nedenlerinden biri olarak görüyor.

Buna karşılık, ‘çok kutupluluk’ kavramı ABD resmî söyleminde nadiren açık biçimde kullanılıyor. Washington’da genellikle ‘liderlik’ ya da ‘üstün konum’ gibi ifadeler tercih edilmekte, küresel sistemin tanımı tek kutupluluk üzerinden yapılmamaktadır. Bazı Amerikalı yetkililer dünyanın giderek daha çoğulcu bir yapıya evrildiğini kabul etse de bu dönüşüm resmî politika çerçevelerine sistematik biçimde yansımamış, daha çok akademik ve düşünce kuruluşu tartışmalarında gündeme gelmiştir.

Somali’de yerinden edilme ve açlık (AFP)Somali’de yerinden edilme ve açlık (AFP)

Bu farklı bakış açıları ışığında, dünyanın yalnızca güç dengelerinde bir dönüşüm yaşamadığı, aynı zamanda bu dönüşümün nasıl yorumlanacağı ve ne anlama geldiğinin de bir mücadele konusu haline geldiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle uluslararası sistemin geleceği, yalnızca bu değişimlerin doğasına değil, aynı zamanda devletlerin bu süreci nasıl anladığına ve nasıl tepki verdiğine de bağlı olacaktır. Ortak bir anlatının ve tek bir referans çerçevesinin yokluğunda, bu yorum farklılıkları belirleyici bir rol oynamaktadır.

Karar anı

İnsanlık, sekiz milyarı aşkın nüfusuyla kritik bir dönüm noktasından geçiyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından şekillenen ve kalıcı barışı tesis etme fikrine dayanan uluslararası düzen, giderek artan bir şekilde bütünlüğünü kaybediyor.

1945’ten itibaren bazı devletlerin, savaşları önlemek ve güç ile servetin az sayıda elde toplanmasını sınırlamak amacıyla uluslararası hukuka (antlaşmalar, sözleşmeler, teamüller ve genel ilkeler bütünü) dayalı bir sistem kurmaya çalıştığı inkâr edilemez. Bu sistem, eğer tam anlamıyla uygulanmış olsaydı, adaletin ve eşitliğin hâkim olduğu, hakların ihlal edilmek yerine korunduğu bir dünya düzenini güvence altına alabilirdi.

Ancak son yıllar, özellikle de mevcut dönem, bu yapının hızla aşındığını gösteriyor. Uluslararası hukuk yalnızca ihlal edilmekle kalmamakta, aynı zamanda mutlak hâkimiyet ve sınırsız genişleme mantığıyla hareket eden bazı güçler tarafından açıkça meydan okunmaktadır. Ukrayna’dan Ortadoğu’ya uzanan çatışmalar, bu hukuki çerçevenin maruz kaldığı baskının boyutunu ortaya koymakta; onu temsil eden kurumlar ise etkinliklerini, hatta varlık gerekçelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Bu tablo, temel soruları da beraberinde getirmekte: Uluslararası hukuk neden doğrudan hedef haline gelmiştir? Büyük güçler bundan neyi tehdit olarak görmektedir? Ve tam da bu dönemde, onu savunma ihtiyacı neden daha da artmaktadır?

ABD’nin Colorado eyaletinde kuraklık (AP)ABD’nin Colorado eyaletinde kuraklık (AP)

Cevap aslında açık: Uluslararası hukuk, salt güç mantığına bir sınırlama getirir. Genişlemeye sınırlar çizer, kaynakların hukuksuz biçimde ele geçirilmesini engeller ve eksik ya da eşitsiz biçimde uygulansa bile hesap verebilirlik mekanizmaları sunar.

Buna rağmen uluslararası hukukun hâlâ canlı olduğu, hatta bugün küresel tartışmalarda hiç olmadığı kadar merkezî bir konuma sahip bulunduğu söylenebilir. Tüm trajedilere ve ihlallere rağmen, özellikle 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere uluslararası hukuka saygı çağrıları yükselmeye devam etmektedir. Acil ihtiyaç, bu metinlere yeniden hayat verilmesi ve bunların, dünyayı mutlak kaosa ya da ‘güçlünün hukukuna’ sürüklenmekten alıkoyacak temel engeller haline getirilmesidir.

Bununla birlikte, uluslararası hukuka bağlılık tek başına yeterli değildir; bunun ardından daha düzenli ve hatta yeni bir dünya sistemi inşa etmeye yönelik sürekli ve kararlı bir çaba gelmelidir. Aksi halde, kuralların giderek aşındığı ve siyasetin kontrolsüz güç mücadelesine indirgendiği bir dünyada sıkışıp kalınacaktır. Üstelik bu durum, nükleer silaha sahip dokuz devletin varlığı gerçeğiyle birlikte düşünüldüğünde daha da kritik hale gelmektedir.

Fransız hukukçu ve insan hakları savunucusu olarak uzun yıllar farklı görevlerde bulunmuş ve şu anda Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreterliği görevini yürüten Agnes Callamard şu sözleriyle bu tabloyu özetlemektedir: “Bu sistem (uluslararası sistem) şimdiye kadar vaatlerini yerine getirmemiş olsa da o vaatleri bozanların onun hayal ürünü olduğunu iddia etme hakkı yoktur.”

İdeal olan ise yalnızca çok kutuplu bir dünya değil, aynı zamanda çok taraflı bir düzendir; her devletin, büyüklüğü ne olursa olsun, güvenli bir şekilde var olma ve kendi kaynaklarından adil biçimde yararlanma hakkına sahip olduğu bir sistemdir.

Thomas More’un Ütopya’sından biraz esinlenmek fena olmaz...