Türkiye: İsrail bölgenin güvenliğine yönelik en büyük tehdit ve Suriye'yi istikrarsızlaştırıyor

TT

Türkiye: İsrail bölgenin güvenliğine yönelik en büyük tehdit ve Suriye'yi istikrarsızlaştırıyor

Türkiye: İsrail bölgenin güvenliğine yönelik en büyük tehdit ve Suriye'yi istikrarsızlaştırıyor

İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarını arttırması ve Türkiye'yi Suriye'yi vesayeti altına almaya çalışmakla suçlamasının ardından Türkiye dün yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye'den çekilmesi ve istikrar çabalarını engellemekten vazgeçmesi gerektiğini belirtti.

Dışişleri bakanlığı açıklamasında, “İsrail, bölgedeki güvenliğe yönelik en büyük tehdit haline geldi” diyerek, “stratejik bir istikrarsızlaştırıcı, kaosa neden olan ve terörizmi körükleyen” bir ülke haline geldiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre açıklama şöyle devam etti: “Dolayısıyla, bölgede güvenliğin tesis edilebilmesi için İsrail'in öncelikle yayılmacı politikalarından vazgeçmesi, işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve Suriye'deki istikrar çabalarını baltalamaktan vazgeçmesi gerekmektedir.”

Suriye'ye yönelik hava saldırılarını dün gece yoğunlaştıran İsrail, saldırıları Şam'daki “yeni yöneticilere” bir uyarı olarak ilan etti ve Ankara'yı Suriye'ye vesayetini dayatmaya çalışmakla suçladı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, çarşamba gecesi düzenlenen hava saldırılarının “İsrail Devleti'nin güvenliğinin tehlikeye atılmasına izin vermeyeceğimize dair açık bir mesaj ve gelecek için bir uyarı” olduğunu söyledi.

Katz yaptığı açıklamada, İsrail silahlı kuvvetlerinin Suriye içindeki tampon bölgelerde kalacağını ve güvenliğine yönelik tehditlere karşı harekete geçeceğini belirterek, Suriye hükümetini, İsrail'e düşman güçlerin girmesine izin vermesi halinde ağır bir bedel ödeyeceği konusunda uyardı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İsrail'in Türkiye'nin Suriye'deki etkisine ilişkin endişelerini yansıtarak, Ankara'yı Suriye'de, Lübnan'da ve başka yerlerde “olumsuz bir rol” oynamakla suçladı.

Saar, Paris'te düzenlediği basın toplantısında “Suriye'ye Türk vesayetini empoze etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Niyetlerinin bu olduğu çok açık” ifadelerini kullandı.



İskandinavların Tunç Çağı'nda dev kanolarla açık deniz yolculuğu yaptığı keşfedildi

MÖ 350'ye ait Hjortspring teknesinin kopyasıyla deniz testleri gerçekleştirildi (Knut Valbjørn)
MÖ 350'ye ait Hjortspring teknesinin kopyasıyla deniz testleri gerçekleştirildi (Knut Valbjørn)
TT

İskandinavların Tunç Çağı'nda dev kanolarla açık deniz yolculuğu yaptığı keşfedildi

MÖ 350'ye ait Hjortspring teknesinin kopyasıyla deniz testleri gerçekleştirildi (Knut Valbjørn)
MÖ 350'ye ait Hjortspring teknesinin kopyasıyla deniz testleri gerçekleştirildi (Knut Valbjørn)

Bilim insanları, Tunç Çağı İskandinavlarının büyük kanolarla Danimarka'dan Norveç'e doğrudan açık deniz üzerinden gitmiş olabileceğini söylüyor.

Bu dönemde Danimarka'nın kuzeyi ve Norveç'in güneybatısında yaşayan toplumların kültürleri, eserleri, gömü sistemleri ve mimarileri birbirine benziyordu.

Araştırmacılar bugüne kadar iki bölge arasındaki kültür alışverişinin muhtemelen belirli, uzun bir rota boyunca seyahat eden teknelerle mümkün olduğunu düşünüyordu.

Bu, İskandinavya kıyılarını takip ederek Danimarka'yı geçip İsveç kıyılarına kadar uzanan ve tekrar güneybatı Norveç'e inen 700 kilometrelik bir rotaydı.

Ancak yeni bir simülasyon, bu bölgelerdeki eski toplulukların açık okyanusta 100 kilometreden uzun bir mesafeyi aşarak doğrudan iki bölge arasında seyahat etmiş olabileceğini öne sürüyor.

Bilim insanları çalışmada, bir teknenin suda nasıl hareket ettiğine dair verilerle birlikte akıntı ve rüzgar gibi faktörleri değerlendiren bir bilgisayar programı geliştirdi.

MÖ 350 civarında kullanılan büyük bir kürekli kano olan Hjortspring teknesinin bir kopyasını kullanarak yolculukları taklit ettiler.

Araştırmacılar, Erken İskandinav Tunç Çağı'nda Yutland ve Norveç'in güneybatısı arasındaki doğrudan açık deniz yolculuklarıyla (110 km) "kıyıya yakın" (700 km) yolculukları karşılaştırdı.

Bilim insanları bu iki bölgenin Taş Devri'nin sonlarından Tunç Devri boyunca, MÖ 2350 ila MÖ 1500'de "yakından ilişkili" olduğunun bilindiğini söylüyor.

Son simülasyonlar, Tunç Çağı halklarının muhtemelen Danimarka'dan Norveç'e açık okyanus üzerinden doğrudan seyahat edebildiğini gösterdi.

Bilim insanları bu yolculukların, 1 metre yüksekliğe varan dalgalarda ve 10 knota varan rüzgarlarda yol alabilen bir teknenin yanı sıra iyi hava tahmini ve navigasyon becerileri gerektirdiğini ifade ediyor.

Araştırmacılar, kıyı şeridi boyunca uzanan uzun rotanın daha güvenli ve tüm yıl boyunca elverişli olmasına karşın, doğrudan açık okyanus geçişlerinin muhtemelen yaz aylarıyla sınırlı olduğunu belirtiyor.

Ayrıca daha uzun yolculukların tamamlanmasının da haftalar alacağını ve erzak stoklamak için sık sık mola verilmesi gerekeceğini dile getiriyorlar.

Araştırmacılar, "Bulgularımız, Hjortspring teknesine benzer teknelerle açık denizler boyunca uzun, sistematik ve düzenli geçişlerin mümkün olduğunu ve bu tür yolculukların MÖ 2300 civarında başlamış olabileceğini gösteriyor" diye yazıyor.

Yine de başarılı yolculuklar için kapsamlı bir denizcilik bilgisine ve becerilerine sahip mürettebat gerekiyordu.

Bilim insanları çalışmada geliştirilen modelin, teknelerinin şekli ve özellikleri hakkında yeterli bilgi sağlandığında diğer denizci kültürlerini incelemek için de uyarlanabileceğini söylüyor.

Araştırmacılar şöyle yazıyor:

Bu araç, tarih öncesi navigasyon ve denizcilik yeteneklerini değerlendirmek için yeni bir yol sunarken, aynı zamanda farklı tip gemilerle gemi yapılandırması, navigasyon becerileri ve itici güç arasında doğrudan karşılaştırma yapılmasına imkan tanıyor.

Independent Türkçe