Trump'ın gümrük vergilerinden sonraki adımı finansal mı olacak?

Doların dondurulmasından kredi kartlarının kontrolüne kadar ABD'nin elinde güçlü bir koz var.

Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)
Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)
TT

Trump'ın gümrük vergilerinden sonraki adımı finansal mı olacak?

Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)
Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın uygulamaya koyduğu son gümrük vergilerinin mürekkebi henüz kurumamışken, küresel ticaret ortakları üzerinde baskı kurma ve onları taleplerini yerine getirmeye zorlama çabalarının bir sonraki adımının ne olabileceği konusunda şimdiden hazırlık yapanlar var.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'tan aktardığı habere göre küresel finansın ağırlık merkezi ve dünyanın rezerv para birimini çıkaran ülke olarak ABD, kredi kartlarını kontrol etmekten yabancı bankalardan dolar çekmeye kadar Trump'ın kendi iradesini dayatmak için kullanabileceği güçlü araçlara sahip.

Her ne kadar bu tür alışılmadık silahların kullanılması ABD'ye pahalıya mal olsa ve hatta sihir tersine dönse de analistler bu tür felaket senaryolarının tamamen göz ardı edilemeyeceği konusunda uyarıyor.

Bu olasılık, gümrük vergilerinin ABD'nin dünyanın geri kalanıyla olan ticaret açığını azaltmada başarısız olması halinde daha da artacaktır. Birçok ekonomist, özellikle ABD işgücü piyasası zaten neredeyse tam istihdam nedeniyle ciddi bir işgücü sıkıntısı çekerken, bunun olası olduğuna dikkat çekmektedir.

California-Berkeley Üniversitesi'nde ekonomi ve siyaset bilimi Profesörü Barry Eichengreen şunları söyledi “Başkan Trump'ın hayal kırıklığına uğrayabileceğini ve mantıksal olarak gerekçelendirilmemiş olsalar bile alışılmadık fikirleri uygulamaya çalışabileceğini kolayca hayal edebiliyorum.”

Mar-a-Lago anlaşması mı?

Yönetimin dile getirilmeyen planı, doları zayıflatarak ticareti yeniden dengelemek. Bunu başarmanın bir yolu da yabancı merkez bankalarıyla koordineli bir şekilde para birimlerini dolar karşısında yeniden değerlemeye çalışmaktır.

Trump'ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi başkanlığına aday gösterdiği Steven Mehran, Kasım ayında yayınlanan bir makalesinde bunun Mar-a-Lago anlaşması olarak adlandırdığı bir yolla gerçekleşebileceğini öne sürdü. Doların değerini düşürmeye yönelik 1985 tarihli meşhur Plaza anlaşmasına ve Trump'ın Florida'daki karargâhına atıfta bulunuyor.

Gazete, ABD'nin yabancı ülkeleri para birimlerini devalüe etmeye ve diğer ekonomik tavizleri vermeye ikna etmek için güvenlik desteği vaatleriyle birlikte gümrük vergisi tehdidini kullanabileceğini öne sürüyor.

Ancak ekonomistler, mevcut ekonomik ve siyasi koşulların kırk yıl öncesinden farklı olduğu göz önüne alındığında, özellikle Avrupa veya Çin ile böyle bir anlaşmanın uygulanabileceğine şüphe ile yaklaşıyor.

Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı Maurice Obstfeld şunları söyledi “Bence bu pek olası olmayan bir senaryo.”

Obstfeld, gümrük vergilerinin halihazırda uygulanmakta olduğunu ve bu vergilerin bir tehdit unsuru olarak kullanılmasının anlamsız olduğunu ve ABD'nin küresel güvenliğe olan bağlılığının, özellikle Ukrayna krizi konusundaki kararsız tutumunun ardından, azaldığını belirtti.

Obstfeld, Avro Bölgesi, Japonya ve İngiltere'deki merkez bankalarının kendilerini faiz oranlarını artırmaya zorlayacak ve resesyon riskini doğuracak bir anlaşmayı kolay kolay kabul etmeyeceklerini de sözlerine ekledi.

TS Lombard'ın baş ekonomisti Freya Beamish, Çin yuanının güçlenmesinin Çin'in şu anda yavaşlayan ekonomisini canlandırma ihtiyacıyla tamamen çeliştiğini açıkladı.

Japonya'ya gelince, yeni desteklemek için döviz piyasasına sık sık müdahale etmesine rağmen, 25 yıllık deflasyonun anıları hala taze ve bu da para biriminin güçlü bir şekilde değerlenmesini kabul etmekte isteksiz olmasına neden olabilir.

Kurtarma doları sallanıyor

Anlaşma başarısız olursa, Trump yönetimi doların küresel ticaret, tasarruf ve yatırımın para birimi olarak merkezi konumundan faydalanarak daha agresif taktikler kullanmaya yönelebilir.

Obstfeld ve bazı bankacılara göre bu araçlardan biri, Federal Rezerv'in yabancı merkez bankalarına sağladığı ve yerel para birimlerinde teminat karşılığında dolar borçlanmalarına olanak tanıyan dolar fonlama hatlarını kesme tehdidi olabilir.

Bu mekanizma, piyasaların donduğu ve yatırımcıların doların güvenliğine kaçtığı kriz dönemlerinde hayati önem taşıyan bir can simidi.

Ancak bu desteğin çekilmesi, ABD dışındaki trilyonlarca dolar değerindeki krediden oluşan devasa bir piyasayı vuracak, Avrupa, Japonya ve İngiltere'deki bankaları zor durumda bırakacaktır.

Her ne kadar bu swap hatları Federal Rezerv'in yetkisi altında olsa ve Trump böylesine güçlü bir para kurumuna doğrudan müdahale etme arzusunu hiçbir zaman göstermemiş olsa da, düzenleyici kurumlara yeni isimler atamak için yaptığı son hamleler bazı gözlemcileri endişelendiriyor.

Thin Ice Macro Economics'in kurucusu Spyros Andriopoulos şunları söyledi: “Bu aracın daha geniş kapsamlı müzakerelerde nükleer bir tehdit olarak kullanılabileceği artık düşünülemez değil.” Andriopoulos böyle bir hamlenin uzun vadede doların küresel çapta güvenilen bir para birimi olma statüsünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu.

Ödeme Kartı Silahı

ABD'nin elinde ek bir koz var: Visa ve MasterCard gibi ödeme devleri.

Japonya ve Çin kısmen yerel elektronik ödeme yöntemleri geliştirmiş olsa da, bu iki Amerikan şirketi 20 ülkeli Avro bölgesindeki kartlı ödemelerin üçte ikisini kontrol ediyor.

ABD şirketlerinin hakimiyetindeki Apple Pay ve Google Pay gibi mobil uygulamalar perakende ödemelerin yaklaşık yüzde 10' unu oluşturuyor.

Bu değişim, geçen yılın ilk yarısında 113 trilyon Avro'yu aşan dev bir pazarda Avrupalıları dezavantajlı duruma düşürüyor.

Visa ve MasterCard'a hizmetlerini durdurmaları için baskı yapılırsa Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra başına geldiği gibi Avrupalılar nakit paraya ya da karmaşık banka transferlerine dönmek zorunda kalabilir.

Avrupa Konferans Kurulu'nun baş ekonomisti Maria Demirtzis bu konu ile ilgili olarak şunları söyledi “ABD'nin düşmanca bir tavır takınması büyük bir gerilemedir.” Demirtzis, bu durumun Avrupa'yı “ekonomik baskı ve zorlama” riskiyle karşı karşıya bıraktığı uyarısında bulunarak Avrupa dijital para biriminin bir çözüm olabileceğini öne sürdü.

Ancak proje hala siyasi ve teknik engellerle karşı karşıya ve hayata geçirilmesi yıllar alabilir.

Avrupa yanıt seçeneklerini değerlendiriyor

Bu tehditler karşısında Avrupalı yetkililer nasıl karşılık vereceklerini düşünüyor ancak gerilimi daha da arttırmaktan korktukları için tereddüt ediyorlar.

Telafi edici vergiler uygulanabilir ya da ABD bankalarının Avrupa pazarına erişimini kısıtlamak gibi daha radikal önlemler alınabilir ancak bu adımlar risklerle doludur.

Wall Street'in uluslararası etkisi ve ABD'de faaliyet gösteren Avrupalı bankalara karşı sert bir ABD tepkisi potansiyeli, herhangi bir tırmanmanın önündeki temel engellerdir.

Ancak Reuters'a konuşan bazı üst düzey uluslararası bankacılar, ABD'nin tırmanan politikalarına karşılık olarak önümüzdeki aylarda Avrupa'dan gelebilecek tepkiler konusunda kaygı duyduklarını belirttiler.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.