Türkiye, İsrail'i bölgesel güvenliği tehdit etmekle suçluyor... Suudi Arabistan ise yerinden edilmeyi reddettiğini vurguluyor

Antalya Diplomasi Forumu'nun gündeminde Gazze'deki durum yer alıyor

Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında uluslararası topluma, özellikle Ortadoğu'daki sorunlara çözüm bulma çağrısında bulundu. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında uluslararası topluma, özellikle Ortadoğu'daki sorunlara çözüm bulma çağrısında bulundu. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye, İsrail'i bölgesel güvenliği tehdit etmekle suçluyor... Suudi Arabistan ise yerinden edilmeyi reddettiğini vurguluyor

Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında uluslararası topluma, özellikle Ortadoğu'daki sorunlara çözüm bulma çağrısında bulundu. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında uluslararası topluma, özellikle Ortadoğu'daki sorunlara çözüm bulma çağrısında bulundu. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, küresel sistemin özellikle Ortadoğu'daki sorunlara etkili çözümler geliştirememesini eleştirerek, İsrail'i bölgenin güvenliğini tehdit etmekle suçladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin bölgeye barış ve istikrar getirmek için çaba sarf ettiğini belirterek, sınırları dışında herhangi bir toprakta gözü olmadığını, ancak coğrafi çevresinde bir barış kuşağı oluşturmaya çalıştığını vurguladı.

Erdoğan, mevcut uluslararası sistemin zamanın ruhuna ayak uyduramamasını ve özellikle Ortadoğu'nun karşı karşıya olduğu sorunlara etkili çözümler getirememesini eleştirdi.

Türkiye'nin güneyindeki Antalya kentinde geniş bir uluslararası katılımla dün başlayan dördüncü Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada Erdoğan, İsrail'i Filistin halkının kökünü kazımaya ve ikinci bir Nekbe gerçekleştirmeye çalışan bir “terörist devlet” olarak nitelendirdi.

Filistinlilerin işgale karşı mücadelesinin terörizm olarak çarpıtılamayacağını vurgulayan Erdoğan, “bölgede barışın sağlanmasının ancak iki devletli bir çözümle mümkün olacağını” vurguladı.

İsrail'e Uyarı

Güvenlik Konseyi ve uluslararası topluma Gazze'de akan kanı durdurma ve Filistin halkının yanında durma çağrısını yineleyen Erdoğan, “İsrail devlet terörü estirmeye, ateşkes çabalarını baltalamaya ve masum sivilleri bombalamaya devam ederken, Gazze'de kalıcı bir barışın tesis edilmesinin çok zor olduğunu” söyledi.

 Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında konuşuyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında konuşuyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İsrail'i de Suriye'yi yeniden istikrarsızlık sarmalına itmeye çalışmaması konusunda uyararak, “trajediyi Suriye halkına geri getirmek isteyenlerin hesaplarını yeniden yapmaları gerektiğini” söyledi.

Türkiye'nin NATO içindeki önemli rolünü sürdürdüğünü ve Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefinden uzaklaşmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birliğin mevcut zorlukların üstesinden gelmek istiyorsa üzerindeki yüklerden kurtulması ve Türkiye'ye gecikmeksizin tam üyelik statüsünü vermesi gerektiğini belirtti.

Erdoğan konuşmasında “Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor. Ticari rekabetin ve tarifelerin etkilerinin yıkıcı bir duruma dönüşmemesi için elimizden geleni yapıyoruz ve Başkan Donald Trump ile dostluğumuz güçlüdür ve bu dostluk sayesinde ABD ile ilişkiler her alanda gelişecektir” ifadelerini kullandı.

Antalya Forumu'nun açılış oturumunda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ülkesinin krizlerin ve gerilimlerin merkezinde olduğu kadar çözümlerin de merkezinde yer aldığını söyledi.

Fidan, “21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonunda, tarihin akışını şekillendirecek küresel bir dönüşüme tanık oluyoruz ve bugün bu dönüşümün etkilerini her yerde görüyoruz” dedi.

Dönüşümün sadece uluslararası sistemdeki güç merkezinin değişmesiyle sınırlı olmadığını, mevcut sistemin sorunlara çözüm üretememesi nedeniyle toplumsal hareketlerin de kendi içinde bir dönüşüm yaşadığını vurguladı.

'Bölünmüş Bir Dünyada Diplomasi' temasıyla düzenlenen üç günlük forum, 20'den fazla devlet ve hükümet başkanı, dışişleri bakanı ve uluslararası örgütlerin üst düzey temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 4 binden fazla katılımcıya ev sahipliği yapacak ve iklim değişikliği, terörle mücadele, insani yardım, dijitalleşme, gıda güvenliği ve yapay zekâ gibi küresel gündemin öne çıkan konularını ele alacak.

Gazze Konulu Toplantı

Forum, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Devletleri Ligi (LAS) tarafından oluşturulan Gazze Temas Grubu'nun Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Filistin, Katar, Ürdün, Bahreyn ve Endonezya Dışişleri Bakanları ile İİT ve LAS Genel Sekreterlerinin yanı sıra BAE, Çin, Rusya, İrlanda, İspanya, Norveç, Slovenya, Nijerya ve Avrupa Birliği temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantısına tanıklık etti.

 Gazze Arap İslami İrtibat Komitesi Toplantısı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)Gazze Arap İslami İrtibat Komitesi Toplantısı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan'ın Filistinlilerin topraklarından sürülmesi fikrini kategorik olarak reddettiğini vurguladı.

Bunun her türlü yerinden edilmeyi kapsadığını belirten Bin Ferhan, Gazze'deki Filistinliler yaşamın en temel unsurlarından mahrum bırakılırken gönüllü ayrılmadan bahsetmenin mümkün olmadığına işaret ederek, bombardıman, su, gıda ve elektrikten mahrum bırakılarak ayrılmanın gönüllü ayrılma değil, bir tür zorlama olduğunu söyledi.

Bin Ferhan, İsrail'in kuşatma altındaki Gazze Şeridi'ne insani yardım girişini engellemesinin ardından, yardımların kesintisiz olarak Gazze'ye ulaşmasını sağlamak için tüm baskıların uygulanması çağrısında bulundu.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ülkesinin Filistinlileri vatanlarını terk etmeye zorlamayı amaçlayan her türlü planı reddettiğini vurguladı.

Antalya'nın “İki Devletli Çözüm ve Ortadoğu'da Kalıcı Barış” sloganıyla Temas Grubu toplantısına ev sahipliği yaptığını belirten Fidan, toplantıda Gazze'deki insani durumun, ateşkes anlaşmasının yeniden tesis edilmesi çabalarının, işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki gelişmelerin ve İsrail'in bölgesel düzeyde artan saldırganlığının sonuçlarının ele alındığını, barış ve iki devletli çözüm için uluslararası eylem ihtiyacının vurgulandığını söyledi.

 Fidan, Gazze Temas Komitesi toplantısı sonunda basın toplantısı düzenledi.Fidan, Gazze Temas Komitesi toplantısı sonunda basın toplantısı düzenledi.

Fidan, Gazze'de bir an önce kalıcı bir ateşkes sağlanması gerektiğini vurgulayarak, ülkesinin Mısır-Katar-ABD ateşkes girişimini desteklediğini ifade etti.

Yerinden edilmeyi reddetmek

Mısır Dışişleri ve Göç Bakanı Bedir Abdulati, Mısır'ın “Filistin halkını kendi topraklarının dışına sürme ve yeniden yerleştirme önerileri yoluyla Gazze'nin demografik gerçekliğini değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiğini” vurguladı.

“Bu eylemler uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlalini teşkil etmekte, barış çabalarını baltalamakta ve bölgesel barış ve güvenliği tehdit etmektedir” dedi.

Gazze'nin yeniden inşasına yönelik Arap-İslam planının ilerletilmesi için devam eden çalışmalara da değinen Abdulati, Filistin Yönetimi'nin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, Mısır ve Ürdün'ün Gazze Şeridi'nde görevlendirilmek üzere Filistinli polis memurlarının eğitimindeki rolüne dikkat çekti.

Filistin Başbakanı ve Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muhammed Mustafa, derhal ateşkes sağlanması ve Gazze Şeridi'ne yardım girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Mısır'ın Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için bir konferans hazırladığını belirten Mustafa, “Gazze'nin yeniden inşası planının ayrıntıları üzerinde çalışıyoruz ve bölgenin istikrara kavuşması için yeniden inşa çabalarının başarılı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Toplantıya katılanlar erken toparlanma ve yeniden inşa planına ve Mısır'da düzenlenecek yeniden inşa konferansına desteklerini vurguladılar.

Filistin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Mustafa, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Antalya Diplomatik Forumu oturum aralarında bir toplantıda (Mısır Dışişleri Bakanlığı)Filistin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Mustafa, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Antalya Diplomatik Forumu oturum aralarında bir toplantıda (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mustafa, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Filistin halkına yönelik saldırganlığın durdurulması, Gazze Şeridi'nde ateşkesin devam ettirilmesi ve istikrara kavuşturulması, Mısır'ın ev sahipliğinde yeniden inşa konferansı hazırlıkları, uluslararası ortaklarla yeniden inşa planının desteklenmesi ve saldırganlığın durdurulmasının hemen ardından başlatılması yönündeki son gelişmeleri ve çabaları ele aldı.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre iki taraf, uluslararası hareketlerde ortak koordinasyonun sürdürülmesi, “ister Gazze Şeridi'nden ister Kudüs dahil Batı Şeria'dan olsun halkımızın yerinden edilmesinin reddedilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve Filistin devletinin kurulmasının gerçekleştirilmesi” hususlarını vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aralarında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Irak Kürdistan Bölgesel Başkanı Neçirvan Barzani'nin de bulunduğu foruma katılan birçok cumhurbaşkanıyla ikili ilişkileri ve ortak ilgi alanlarına giren bölgesel konuları ele aldıkları görüşmeler gerçekleştirdi.

 Erdoğan ile Dibeybe görüşmesinden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan ile Dibeybe görüşmesinden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan ayrıca Libya'nın geçici ulusal birlik hükümeti başkanı Abdülhamid ed-Dibeybe ile de bir araya gelerek iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra, bölgesel ve küresel konuları ele aldı.

Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Erdoğan, Türkiye'nin Libya'nın barış ve güvenliğine büyük önem verdiğini ve Libya ile her alanda iş birliğini geliştirmeye devam edeceğini, iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki ortak çıkarlarını korumak için yakın teması sürdüreceğini vurguladı.



ABD mahkemesi, işkence suçlamasıyla Adra Cezaevi’nin eski müdürüne 60 yıl hapis cezası verdi

Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)
Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)
TT

ABD mahkemesi, işkence suçlamasıyla Adra Cezaevi’nin eski müdürüne 60 yıl hapis cezası verdi

Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)
Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)

ABD Adalet Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, 2005-2008 yılları arasında Şam’da cezaevi müdürlüğü yapan Suriyeli bir kişinin işkence suçlamasıyla ABD’deki federal bir mahkeme tarafından 60 yıl hapis cezasına çarptırıldığını duyurdu.

Beşşar Esed döneminde kötü şöhretli Adra Cezaevi’ni yöneten Samir Osman Şeyh, bakanlığın açıklamasına göre Suriye’de siyasi muhalifleri susturmak da dahil olmak üzere insan hakları ihlallerine ilişkin ‘vahşet’ suçlarından mahkûm edildi. Şeyh’in mahkûmlara işkence yapılması yönünde emir verdiği ve bu işkencelere bizzat katıldığı belirtildi.

Duruşma sırasında üç mağdur, maruz kaldıkları kötü muamele ve diğer mahkûmlara yönelik işkenceler hakkında ifade verdi.

Açıklamada, ABD Başsavcı Yardımcısı A. Tysen Duva’nın, “Bu davada verilen karar, mağdurların cesaretine bir övgüdür” ifadesine yer verildi.

Şeyh ayrıca, ‘vize başvurusunda dolandırıcılık’ ve ‘vatandaşlık elde etmek için dolandırıcılık girişiminde bulunmak’ suçlarından da mahkûm edildi.

Bugün 74 yaşında olan Şeyh, 2020’de ABD’ye geldikten sonra 2023’te Amerikan vatandaşlığına başvurdu. Şeyh, oturma izni alabilmek için geçmişi konusunda ABD makamlarına yalan söylediği gerekçesiyle Temmuz 2024’te Los Angeles’ta gözaltına alınarak hakkında dava açıldı.

Duva, “İnsan hakları ihlallerinin failleri ABD’ye geldiklerinde burada sığınacak bir yer bulamayacak. Onların izini süreceğiz, suçlarından dolayı yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını sağlayacağız” dedi.

Şam yönetimine karşı silahlı muhalif grupların Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, aralarında Şam’ın kuzeyinde bulunan Sednaya Cezaevi’nin de yer aldığı çok sayıda Suriye cezaevinin kapıları açıldı. Bu sırada, şaşkınlık ve aşırı zayıflık belirtileri gösteren mahkûmların görüntüleri dünya genelinde yayıldı. Bazı mahkûmların, hücrelerinden çıkamayacak kadar güçsüz olmaları nedeniyle arkadaşlarının omuzlarında taşındığı görüldü.


Ticaretten Tayvan ve İran’a kadar… Trump-Şi zirvesinden neler bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
TT

Ticaretten Tayvan ve İran’a kadar… Trump-Şi zirvesinden neler bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bu yıl ikinci kez bir araya geleceği Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i gelecek hafta Beyaz Saray’da ağırlayacak. İki lider, ticaret ve Tayvan’dan İran krizine, ayrıca yapay zekâya ilişkin küresel endişelere kadar uzanan çeşitli başlıkların baskı oluşturduğu ABD-Çin ilişkilerinde belirli bir istikrar sağlamaya çalışıyor.

Şi, Çin ekonomisinin üst üste ikinci yıl 1 trilyon dolarlık ticaret fazlası vermeye hazırlandığı bir dönemde, ülkesine liderlik ettiği son 10 yıl içinde ilk kez Beyaz Saray’ı ziyaret edecek.

İran’la savaşa dahil olan ve kamuoyu desteğinde düşüş yaşayan Trump ise artan fiyatlardan rahatsız olan Amerikalılara sunabileceği ticari kazanımlar elde etmeye çalışıyor.

Trump’ın mayıs ayında Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından düzenlenecek 24 Eylül’deki zirvenin gündeminde öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

Ateşkesi uzatmak mı, yoksa ticaret savaşını yeniden başlatmak mı?

Piyasalar, Trump ile Şi’nin geçtiğimiz yıl ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirdiği zirvenin ardından ilan edilen ve 10 Kasım’da sona ermesi planlanan gümrük vergileri ateşkesinin uzatılacağına ilişkin işaretleri yakından takip edecek.

Söz konusu anlaşma, dünyanın en büyük iki ekonomisinin karşılıklı olarak yüzde 100’ü aşan gümrük vergileri uygulamasıyla küresel tedarik zincirlerini tehdit ettiği ticaret savaşını durdurmuştu.

xcvfgbh
Çin Halk Kurtuluş Ordusu onur kıtası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda ABD Başkanı Donald Trump’ı karşılamasından önce Çin ve Amerikan bayraklarını göndere çekiyor... Çin, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer bu ay yaptığı açıklamada, iki ülkenin ‘tarım ve tarife dışı engellerle ilgili bazı tedbirleri’ açıklayacağını söyledi. Piyasa aktörleri, 30 milyar dolar değerindeki malları kapsayacak karşılıklı gümrük vergisi indirimine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığını izleyecek. Çin, ABD’nin tarım ürünlerine uygulanan vergileri düşürerek bu adımı daha kolay hayata geçirebilir.

Tayvan

ABD’nin Asya’daki müttefikleri, Trump’ın ekonomik kazanımları güvence altına almak amacıyla Washington’ın demokratik yönetilen Tayvan’a verdiği desteği azaltmaya yönelebileceği yönündeki endişelerini giderek artırıyor. Çin, Tayvan üzerinde egemenlik hakkı olduğunu savunuyor.

Tayvan, Çin’in egemenlik iddialarına şiddetle karşı çıkıyor. ABD’nin de çoğu ülke gibi Tayvan’la resmi diplomatik ilişkileri bulunmamasına rağmen Washington, adanın en önemli uluslararası destekçisi ve silah tedarikçisi konumunda.

Trump, Şi’nin mayıs ayında gerçekleştirilen görüşme sırasında ABD’nin Tayvan’a silah satışları konusunda kendisine baskı yaptığını söyledi. ABD Başkanı daha sonra, değeri 14 milyar dolara ulaşan ve henüz sonuçlandırılmamış bir silah anlaşmasını ‘pazarlık kozu’ olarak nitelendirdi.

scdfgh
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’deki Cennet Tapınağı’na yaptıkları gezinti sırasında yan yana yürüyorlar... Çin, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Reuters’a konuşan ve Çin’in yürüttüğü girişimler hakkında bilgi sahibi olan kaynaklara göre Pekin, silah satışlarının yanı sıra Trump’ı, ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığına destek vermediğini söylemekle yetinmek yerine bağımsızlığa karşı olduğunu açıklamaya ikna etmeyi de umuyor. Washington, onlarca yıldır bu konuda ‘bağımsızlığı desteklemediği’ yönündeki ifadeyi kullanıyor.

ABD’nin Tayvan politikasında yapılacak herhangi bir değişiklik, Washington’ın adayı savunma konusundaki kararlılığına ilişkin soru işaretlerine yol açabileceği ve Kongre’de muhalefeti tetikleyebileceği için ciddi tartışmalara neden olabilir.

İran Savaşı

İki liderin, Trump’ın İsrail’le birlikte şubat ayında başlattığı ve sona erdirmeye çalıştığı İran savaşını da ele alması bekleniyor.

Pekin, Tahran’la yakın ilişkilerini sürdürüyor. Çin, açık ara farkla dünyanın İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Washington, Şi’nin Tahran üzerinde baskı uygulama konusunda benzersiz bir kapasiteye sahip olduğunu düşünüyor ancak Çin liderinin bunu yapma konusunda fazla istekli olmadığı görülüyor. Reuters, geçen ay Pekin’in yaptırımları aşmaya yönelik bir düzenek aracılığıyla İran’a milyarlarca dolarlık mal sattığını bildirmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı ise böyle bir düzenekten haberdar olmadığını belirtiyor.

ABD’nin yaşadığı hayal kırıklığına rağmen Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen ay İran’a yönelik bir ‘ekonomik saldırı’ başlatıldığını duyururken Çin bankalarına yaptırım uygulamaya kadar gitmedi ve ülkelere Tahran’la ticari ilişkilerini kesmeleri çağrısında bulundu.

Bessent, gelecek haftanın başında Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüşeceğini, Trump ile Şi’nin ise zirvede Çin ile İran arasındaki mali ilişkiler konusundaki görüşmelerini sürdüreceğini söyledi.

Trump, pazar günü İran’ın, temmuz ayında üç ABD askerinin hayatını kaybettiği saldırıdan önce Çin’deki kuruluşlar aracılığıyla Ürdün’deki bir üsse ait uydu görüntülerini elde ettiğini öne süren bir haberi dikkate almadı.


İran'daki ekonomik kriz Afgan göçmenleri de vurdu

Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
TT

İran'daki ekonomik kriz Afgan göçmenleri de vurdu

Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı savaş nedeniyle İran'da derinleşen ekonomik kriz, 2021'de Taliban'ın Afganistan'da iktidarı yeniden ele geçirmesinin ardından ülkeye sığınan binlerce göçmeni geri dönmeye zorluyor.

İran İstatistik Merkezi'ne göre tüketici fiyatları yıllık yaklaşık yüzde 90, gıda fiyatları ise yaklaşık yüzde 130 arttı. Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) araştırmasına göre İran'dan dönen Afganların yalnızca yüzde 29'unun birikimi kaldı, ortalama gelirleri de kriz öncesine kıyasla yaklaşık üçte bir azaldı.

Reuters'ın Afganistan'ın İran sınırındaki Herat ve Ferah vilayetlerinde görüştüğü göçmenler, işsizlik ve hızla yükselen fiyatlar nedeniyle İran'da yaşamın sürdürülemez hale geldiğini söylüyor.

18 yaşındayken ailesiyle İran'a giden Muhammed Said, 5 ay önce Afganistan'a döndüklerini belirtiyor. Ailenin İran riyali cinsinden birikimleri, para biriminin sert değer kaybetmesi nedeniyle değerinin üçte ikisinden fazlasını yitirmiş.

Göçmen Sayid Cavid de geçmişte Afgan satıcıların İran pazarlarında malları yaklaşık iki katına satarak kâr edebildiğini ancak enflasyon ve birikimlerin erimesiyle tüketici talebinin çöktüğünü söylüyor.

Abdul Cabbar da eşi, iki kızı, torunu ve annesiyle yaklaşık 40 yıldır yaşadığı İran'dan Afganistan'a dönmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Kirman'daki evlerinin İran ordusuna ait bir askeri üsse yakın olduğunu anlatan Abdul Cabbar, bölgenin savaş sırasında defalarca füzelerle vurulması ve iş imkanlarının ortadan kalkması nedeniyle Afganistan'a döndüklerini belirtiyor.

İran sınırındaki İslam Kale kapısında görev yapan Taliban yetkilisi Abdulgani Kazızade, her gün kadın ve kız çocuklarının da bulunduğu en az 20 ila 40 ailenin gönüllü olarak Afganistan'a döndüğünü söylüyor. Yetkili, İran'da kazanılan ücretlerin artık temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini ifade ediyor.

Independent Türkçe, Reuters, Ynet