Afrika'nın nüfus patlamasının bedelini Kuzey Afrika ülkeleri ödüyor

Kalkınma planlarının ve geçim kaynaklarının yetersizliği, bölge sakinlerini göç etmeye ve göç yolları aramaya itiyor

Araştırmalara göre Afrika kıtası 2050 yılına kadar demografik patlamasının zirvesini görecek (Independent Arabia)
Araştırmalara göre Afrika kıtası 2050 yılına kadar demografik patlamasının zirvesini görecek (Independent Arabia)
TT

Afrika'nın nüfus patlamasının bedelini Kuzey Afrika ülkeleri ödüyor

Araştırmalara göre Afrika kıtası 2050 yılına kadar demografik patlamasının zirvesini görecek (Independent Arabia)
Araştırmalara göre Afrika kıtası 2050 yılına kadar demografik patlamasının zirvesini görecek (Independent Arabia)

Hamadi Mameri

Araştırmalar, Afrika kıtasının bir nüfus patlaması yaşayacağını ve kıtanın 2050 yılına kadar demografik patlamasının zirvesine ulaşacağını gösteriyor. Kıta bu tarihte dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturacak ve sadece üç ülkenin; Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Etiyopya'nın 755 milyonluk bir nüfusa ulaşacağı öngörülüyor.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde kadın başına 6 çocuk düşerken Mali, Burkina Faso ve Nijer'de kadın başına 7,6 çocuk düşecek ve bu oran dünya genelinde kaydedilen en yüksek oran olacak.

Şu an 80 milyonu aşan G5 Sahel Ortak Gücü ülkelerinin (Burkina Faso, Çad, Mali, Moritanya, Nijer ve Çad) nüfusunun 2050 yılına kadar 200 milyona ulaşması bekleniyor.

Refahın eşitsiz dağılımını ortadan kaldırmak ve geçim kaynağı arayışındaki göç akımlarını en aza indirmek için nüfus patlamasına ekonomik büyüme, bol miktarda tarımsal ürün ve iyi yönetim eşlik etmeli. Gerçek şu ki, Sahel ve Sahra Altı Afrika bölgeleri sürekli artan nüfusa yetecek kadar gıda üretemiyor ve küresel ısınma bu bölgedeki gıda krizini daha da kötüleştirebilir.

Bölge doğal kaynaklar açısından zengin olmasına ve yaklaşık 10 milyon metrekarelik bir alanı kapsamasına rağmen, sakinleri son derece fakir. Aynı zamanda büyük bir güvenlik tehdidinin yanı sıra, Kuzey Afrika ile Sahra altı Afrika arasında insan kaçakçılığı, gizli göç ve uyuşturucu kaçakçılığı ağlarının aktif olduğu bir kavşak noktası.

Bölge şu an büyük bir nüfus artışının yanı sıra terör, çatışmalar, istikrarsızlık, darbeler ve iklim değişikliğinin etkileri gibi sorunlarla boğuşuyor. Bu da zorunlu yerinden edilmeye ve başta Tunus ve Libya olmak üzere Akdeniz'e kıyısı olan Afrika ülkeleri üzerinden göç yolları aranmasına yol açıyor.

sdcfvg
Doğal kaynaklar açısından zengin bir bölge olmasına rağmen Afrika'nın nüfusu aşırı yoksulluktan mustarip (Independent Arabia)

Tunus bugün topraklarında 20 binden fazla yasadışı göçmenin varlığını kabul edip bu durumu kontrol altına almakta büyük zorluklarla karşı karşıya kalırken bazı gözlemciler, Afrika kıtasındaki, özellikle de Sahra Altı Afrika ülkelerindeki kırılgan ekonomik durum nedeniyle, Tunus üzerinden Avrupa'ya yapılan gizli göçün önümüzdeki yıllarda ve on yıllarda daha da artacağını düşünüyor.

Sahra Altı Afrika ülkeleri Tunus'a işgücü sağlayacak

Tunus Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (ITES) eski başkanı ve siyasi analist Tarık Kahlavi yaptığı değerlendirmede, Asya kıtasının artık dünyanın en kalabalık kıtası olmadığını, yerine Afrika kıtasının, özellikle de Sahra Altı Afrika’nın geçtiğini söyledi. Başta Sahra Altı Afrika ülkeleri olmak üzere Afrika kıtasının, su kıtlığı ve tarım sektörünün sorunları karşısında göçe yol açan iklimsel zorlukların yanında birikmiş ekonomik zorluklarla da karşı karşıya olduğunu belirten Kahlavi, “Sahra altı Afrika'dan düzensiz göç yapısal ve nesnel nedenlerin sonucudur” dedi.

Bu konuda Tunus'u hedef alan bir plan olduğunu reddeden Kahlavi, “Savaşlar, zenginlik için rekabet ve dengesiz büyüme siyasi istikrarsızlığa ve göç eğilimine yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Kahlavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kuzey Afrika ülkeleri demografik durgunluk ve azalan doğum oranı yaşarken, Sahra altı ülkeleri muazzam bir nüfus artışı yaşıyor. Tunus, beyin göçü ve genç Tunusluların zeytin hasadı ve inşaat işleri gibi sektörlerde çalışmaktan kaçınması nedeniyle işgücü sıkıntısı çekecek, bu da Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelen işgücünün bu işleri yapmasının önünü açacak.”

Kahlavi’ye göre bu işgücü Tunuslu işgücüne kıyasla daha az maliyetli.

Sahra Altı Afrika ülkelerinden Tunus'a gelen göçmenlerin sayısının, göç olgusuyla başa çıkmaya yönelik ulusal bir strateji olmadığından artabileceğini ifade eden Kahlavi, “Bugün uygulanan göç politikalarının merkezinde güvenliğin yer aldığını” ifade etti. Tunuslu siyasi analist, dünya ülkelerine ‘bu yoksul halklar için katılmadıkları sanayi devriminden kaynaklanan iklim değişikliğinin etkilerini telafi etmeleri’ çağrısında bulundu.

İnsan kaçakçılığı ağları

Tunus Üniversitesi'nde jeopolitik bilimler profesörü olan Rafi Tabib, ABD merkezli AL-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Sahra Altı Afrika ülkelerinden Tunus'a göçmen akını insan kaçakçılığı ağlarının faaliyetlerinin bir sonucudur” dedi. Tabib, ‘Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yeni gerçeklikle ve bunun sonucunda ortaya çıkacak jeostratejik değişikliklerle yüzleşmek için politikalarını birleştirmeye ve farklılıklarının üstesinden gelmeye çağrılan Arap Mağrip ülkelerini (Libya-Tunus-Cezayir-Fas-Moritanya) tehdit eden bu suç döngüsünün kırılması’ çağrısında bulundu.

Bugün küresel ekonominin işgücünü en aza indirmeye ve çoğu robotlar tarafından yönetilen fabrikaları işletmek için yapay zekaya giderek daha fazla güvenmeye başladığını belirten Tabib’e göre Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelen işgücü, hem Avrupa'ya gitmek üzere ülkeyi terk eden hem de çeşitli el işçiliği alanlarının yanı sıra tarım işlerinde de çalışmayı reddeden Tunuslu işgücünün yerini alamaz.

Tabib, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bağlamda, ekonomiyi geliştirmemiz ve yetkin ve akıllı işgücüne daha fazla güvenmemiz gerekiyor. Tunus ekonomisinin Sahra Altı Afrika ülkelerinden ve etnik çatışmaların yaşandığı, cinayetler işleyen ve katliamlar gerçekleştiren terör örgütlerinin aktif olduğu bölgelerden gelen ucuz işgücüne ihtiyacı yoktur.”

Göçmenliğe karşı tedbir alma

Sahra Altı Afrika ülkeleri için beklenen yeni gerçekliğin zorlukları karşısında, ‘Avrupa kalesi’ başlığı altında Akdeniz üzerinden gelen göç dalgalarına karşı bu kaleyi güçlendirmek için birçok mekanizma geliştiren Avrupa Birliği (AB) gibi birçok ülkenin göç akımlarına karşı kendi tedbirlerini aldığını söyleyen Tabib, bu konuda kendini güçlendirmeyen ülkelerin ise küreselleşen bu olgu, yani göç çerçevesinde göçmen akınını durdurmak için geçiş bölgeleri, yerleşim yerleri ya da bariyerlere dönüşeceklerini belirtti.

Tunus, topraklarında 20 binden fazla yasadışı göçmen olduğunu kabul etti (AFP)
Tunus, topraklarında 20 binden fazla yasadışı göçmen olduğunu kabul etti (AFP)

Avrupa'yı sorumluluklarını üstlenmeye ve Sahel ve Sahra Altı Afrika ülkelerinde kalkınmanın sağlanması için çalışmaya ve bu olgunun yükünü Kuzey Afrika ülkeleriyle paylaşmaya çağıran Tabib, ayrıca bu ülkelerin siyasi liderlerini ‘milli servetleri çarçur etmekle ve halklarını yoksullaştırmakla’ suçladı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Tabib, bazı Afrika ülkelerindeki rejimlerin, göçmen akınına göz yumarak ve onları gönüllü geri dönüş çerçevesinde geri almayı reddederek, topu Arap Mağrip ülkelerinin sahasına attığına dikkat çekti.

Dünya Bankası tarafından yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliği ve su kıtlığı 2050 yılına kadar 86 milyonu Sahra Altı Afrika ülkelerinde olmak üzere dünyada 216 milyondan fazla insanı göçe zorlayacak. Afrika, iklim kaynaklı göçün yanı sıra, siyasi istikrarsızlığın da en çok tehdit ettiği bölgeler arasında yer alıyor.

Afrika stratejisi

Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu Sözcüsü Ramazan Bin Ömer ise yaptığı özel açıklamada, milyonlarca insanın göç akınının Tunus, Fas, Libya ve Cezayir gibi transit geçiş güzergâhı olacak ülkeler üzerinde etkileri olacağını söyledi.

İklim değişikliği ve kıtadaki adaptasyonla başa çıkmak için bir Afrika stratejisi geliştirilmesini öneren Bin Ömer, uluslararası toplumu, Afrika ülkelerinin potansiyel insan akışlarını kontrol etmelerine yardımcı olmak için iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirmemekle suçladı. Tunus'u da önümüzdeki yıllarda meydana gelebilecek değişikliklerle başa çıkmak üzere koordinasyon sağlamak amacıyla Afrika ve Mağrip çerçevesi içerisinde çalışmaya çağıran Bin Ömer, aksi takdirde Tunus'un bu insan akışlarına karşı AB için bir tampon oluşturarak sadece Avrupa güvenlik yaklaşımının bir parçası olacağını ifade etti.

En çok etkilenen ülke Tunus

Tunus İçişleri Bakanı Halid Nuri 11 Nisan'da İtalya'nın Napoli kentinde düzenlenen ve düzensiz göçmenlerin gönüllü geri dönüşü konusunda alınacak tedbirlerin ve oluşturulacak mekanizmaların görüşüldüğü Düzensiz Göçmenlerin Menşe Ülkelerine Gönüllü Geri Dönüşü Liderlik Komitesi'ne üye devletlerin içişleri bakanlarının ikinci toplantısına katıldı.

Bakan Nuri, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Tunus, göçmenlerin risk almaları ve menşe ülkelerinden Avrupa'ya düzensiz göç etmeleri için en iyi varış noktası olduğundan bu olgunun büyümesinden en çok etkilenen ülke konumundadır. Tunus emniyet ve ordu güçleri, kara ve deniz sınırlarının güvenliğini sağlamak, insan tacirleri ve göçmen kaçakçılarının önünü kesmek ve tüm sızma girişimlerini engellemek için ellerinden gelenin en iyisini yaparken, bir yandan da kurtarma ve yardım sorumluluklarını yerine getirip uluslararası hukuk, standartlar ve insan haklarına saygı çerçevesinde ayrım gözetmeksizin insanlara yardım ediyor.”

Yolsuzluk ve kötü yönetim, Afrika’daki birçok ülkede büyümeyi engelleyen faktörler arasında yer alıyor ve söz konusu ülkelerin yıllık gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 20 ila yüzde 40'ını kaybetmelerine neden oluyor. Hükümetlerin yolsuzlukla mücadele politikalarını uygulamaya koymaları, ekonomik kapasitelerine uygun bir demografi politikası izlemeleri ve başta işgücünü oluşturan kişiler olmak üzere, nüfuslarının önce Kuzey Afrika ülkelerine oradan da Avrupa'ya göçünü kontrol altına almak için işsizlikle mücadele etmeleri gerekiyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Birleşik Krallık ve Norveç, Kuzey Atlantik’te Rus denizaltılarını caydırmak amacıyla askeri operasyon yürütüyor

Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, 9 Nisan 2026 tarihinde Londra’nın merkezindeki Downing Street’te bulunan Başbakanlık Ofisi’nde son askeri faaliyetleri hakkında bir açıklama yaptı. (AFP)
Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, 9 Nisan 2026 tarihinde Londra’nın merkezindeki Downing Street’te bulunan Başbakanlık Ofisi’nde son askeri faaliyetleri hakkında bir açıklama yaptı. (AFP)
TT

Birleşik Krallık ve Norveç, Kuzey Atlantik’te Rus denizaltılarını caydırmak amacıyla askeri operasyon yürütüyor

Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, 9 Nisan 2026 tarihinde Londra’nın merkezindeki Downing Street’te bulunan Başbakanlık Ofisi’nde son askeri faaliyetleri hakkında bir açıklama yaptı. (AFP)
Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, 9 Nisan 2026 tarihinde Londra’nın merkezindeki Downing Street’te bulunan Başbakanlık Ofisi’nde son askeri faaliyetleri hakkında bir açıklama yaptı. (AFP)

Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri bugün yaptığı açıklamada, İngiliz ve Norveç kuvvetlerinin Kuzey Atlantik’te ‘sinsi faaliyetlerde bulunduğu’ şüphesiyle Rus denizaltılarına karşı haftalar süren bir operasyon yürüttüğünü bildirdi.

Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, bir fırkateyn, uçaklar ve yüzlerce personelin, İngiltere’nin kuzeyindeki denizaltı altyapısına yakın bölgede bir Rus saldırı denizaltısı ile iki casus denizaltısını izlediğini söyledi. Healey, operasyonun bir aydan uzun sürdüğünü ve Rus gemilerinin sonunda bölgeyi terk ettiğini belirtti.

Healey, Rusya’ya mesajını ise şöyle iletti: “Kablolarımızın ve boru hatlarımızın üzerinde gerçekleştirdiğiniz faaliyetleri görüyoruz. Bunlara zarar vermeye yönelik herhangi bir girişim hoş görülmeyecek ve ciddi sonuçlar doğuracaktır.”

sdvfd
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 9 Mayıs 2025’te Norveç’e yaptığı ziyaret sırasında Oslo’da HMS St Albans gemisinde Kraliyet Deniz Piyadeleri’ne hitap ediyor. (AP)

İngiliz yetkililer, dünyanın dikkatinin Ortadoğu çatışmalarına yoğunlaştığı bir dönemde bile Rusya’yı uluslararası gündemde tutmaya çalıştı. Yetkililer, Ortadoğu ve Ukrayna’daki çatışmalar arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, Rusya’nın İran’a insansız hava aracı (İHA) parçaları sağladığını belirtti.

Healey düzenlediği basın toplantısında, ‘Putin’in amacının kendilerini Ortadoğu ile meşgul etmek olduğunu’ söyledi; Rusya’nın Birleşik Krallık ve müttefikleri için birincil tehdit olduğunu vurguladı. Healey, “Gözlerimizi Putin’in üzerinde tutacağız” ifadesini kullandı.

Geçtiğimiz mart ayı sonunda Birleşik Krallık, ordusunun Rusya’nın petrol taşıyan ‘gölge filosuna’ ait olduğu şüphelenilen gemileri, Moskova’nın Ukrayna savaşı nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımlarını ihlal etmesi durumunda alıkoymaya hazır olduğunu açıkladı. Daha önce Birleşik Krallık, yalnızca Fransa ve ABD’ye gemileri izleme ve üzerine çıkma konusunda destek veriyordu.

Healey, “Bu gemilere karşı harekete geçmeye hazırız” dedi.


Kosta Rika, İran Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak ilan etti

İran Devrim Muhafızları, güney İran'da yaptıkları tatbikatlarda (WANA - Reuters)
İran Devrim Muhafızları, güney İran'da yaptıkları tatbikatlarda (WANA - Reuters)
TT

Kosta Rika, İran Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak ilan etti

İran Devrim Muhafızları, güney İran'da yaptıkları tatbikatlarda (WANA - Reuters)
İran Devrim Muhafızları, güney İran'da yaptıkları tatbikatlarda (WANA - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiki olan Kosta Rika hükümeti, dün İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu ve Filistinli Hamas grubunu terör örgütü olarak ilan ettiğini duyurdu.

Kamu Güvenliği Bakanı Mario Zamora, Yemen'deki Husi milislerini de hedef alan bu önlemin, ülkeyi "uluslararası güvenliğe tehdit oluşturan" örgütlerden korumak için göç kontrollerini güçlendirmeyi amaçladığını belirtti.

"Bundan böyle, Kosta Rika güvenlik güçleri, uluslararası ortaklarıyla iş birliği içinde, Batı Yarımküre'de faaliyet gösteren bu grupların potansiyel üyelerinin hareketleriyle mücadele etmek için ülkemizin güvenlik önlemlerini güçlendirecektir" ifadesini kullandı.

Böylece Kosta Rika, 31 Mart'ta İslam Devrim Muhafızları Birliği'ni terör örgütü olarak ilan eden, Trump'ın bir diğer müttefiki Arjantin Devlet Başkanı Javier Pérez Mellal hükümetini takip etti.

Kosta Rika Cumhurbaşkanı Rodrigo Chavez, ülkesini Cumhuriyetçi başkanla uyuşturucu kaçakçılığıyla askeri olarak mücadele etmek için ittifak kuran Latin Amerika ülkelerinden oluşan "Amerika Kalkanı" grubuna dahil ederek Trump ile bağlarını güçlendirdi.


Ateşkesin ardından en az iki gemi Hürmüz Boğazı'nı geçti

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Arap Körfezi'nde bir kargo gemisi (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Arap Körfezi'nde bir kargo gemisi (Reuters)
TT

Ateşkesin ardından en az iki gemi Hürmüz Boğazı'nı geçti

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Arap Körfezi'nde bir kargo gemisi (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Arap Körfezi'nde bir kargo gemisi (Reuters)

ABD ve İran arasında varılan kırılgan ateşkes anlaşmasının ilk günü olan dün, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği yavaş seyretti. Bir denizcilik takip sitesinden alınan verilere göre sabah saatlerinde iki gemi Körfez'den geçerken, üçüncü bir gemi de yoldaydı.

İran Öğrenci Haber Ajansı (ISNA), bu saba erken saatlerde İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin, gemilerin deniz mayınlarından kaçınmasına yardımcı olmak amacıyla Hürmüz Boğazı'ndan alternatif geçiş rotalarını gösteren bir harita yayınladığını bildirdi.

Bu sayı şu anda transponderleri aktif halde seyreden gemilere dayanmaktadır. Ttransponderleri kapalı veya kamufle edilmiş halde boğazdan geçmiş gemiler de olabilir.

Denizcilik takip sitesi MarineTraffic'ten alınan verilere göre, Yunan şirketlerine ait iki gemi, İran'ın boğazı yeniden açmayı kabul ettiği ateşkesin ilanından sadece birkaç saat sonra Hürmüz Boğazı'ndan geçti.

MarineTraffic'teki rota verilerine göre Çinli bir şirkete ait üçüncü bir kargo gemisi olan Hai Long 1'in de gün içinde boğaz üzerinden İran'dan ayrıldığı görülüyor.

X'teki Marine Traffic hesabına göre, Yunanistan merkezli bir şirkete ait "NG Earth" adlı kargo gemisi çarşamba günü boğazı geçerken, Liberya bayrağı taşıyan "Dayton Beach" gemisinin ise ondan önce, "Bender Abbas limanından ayrıldıktan kısa bir süre sonra" boğazı geçtiği belirtildi.

Görünüşe göre bazı gemiler de dün 16: 00 civarında aynı çıkış güzergahını kullanıyordu.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta Hürmüz Boğazı'nı bombalamaya başlamasıyla İran, boğazdaki gemi trafiğini ciddi şekilde kısıtladı. Kpler'den elde edilen verilere göre, 1 Mart ile 7 Nisan arasında hammadde taşıyan gemilerin sadece 307 geçişi kaydedildi; bu da savaş öncesi döneme kıyasla yaklaşık %95'lik bir azalmayı gösteriyor.