Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği İsrail'e mesaj mı gönderiyor?

İsrail medyası, ‘Gazze savaşı’ gerilimi nedeniyle buna karşı uyardı

Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
TT

Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği İsrail'e mesaj mı gönderiyor?

Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

İsrail basınında yer alan haberlerde Mısır'ın Çin ve Rusya ile yaptığı askeri tatbikatlara karşı ‘hedef İsrail’ denilerek uyarıda bulunulurken, Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, ‘bu tatbikatların zaten her yıl düzenli olarak planlandığını ve kimseyi tehdit etme amacı taşımadığını’ söyledi.

Kaynak, “Ancak bu, endişelenmek isteyenlere bir mesajdır” dedi.

İsrail medyası, ‘Gazze savaşı’ gerginliği nedeniyle Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği yaptığı uyarısında bulundu. İsrail gazetesi Maariv, İsrail-Mısır ilişkilerinin 7 Ekim 2023 olaylarından bu yana en büyük krizini yaşadığını belirten bir haber yayınladı.

Mısır gelişmiş Çin savaş uçaklarıyla büyük tatbikatlar yaparken, İsrail korkacak bir şey olup olmadığını anlamaya çalışıyor.

Maariv’in haberinde, “Kahire'de Gazze sınırında güvenliğin çöktüğü ve Gazzelilerin Sina'ya akın edebileceği yönündeki endişeler artıyor, bu da Mısır güçlerinin sınıra yakın konuşlanmasına neden oldu” ifadesi yer aldı.

Mısır ve Çin arasında ilk kez gerçekleştirilen askeri tatbikatta gelişmiş Çin savaş uçakları da yer aldı. Maariv de tatbikatla ilgili bir haber yayınladı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi Mısırlı kaynak şunları söyledi: “Bu tatbikatlar periyodik olarak yapılır ve daha önceden planlanmıştır. Gazze savaşıyla ilgili mevcut gerginliklerle hiçbir ilgisi yoktur. Bu tatbikatlar Mısır'ın her yıl temmuz ayının ilk günü başlayan mali yılının başlangıcına denk getiriliyor, dolayısıyla bir yıldır hazırlanıyor.”

Kaynak söz konusu tatbikatların ‘Mısır ordusunun etkinliğini arttırmak ve güçlü olmasını sağlamak çerçevesinde yapıldığını ve amacın kimseyi tehdit etmek değil Mısır'ın ulusal güvenliğini korumak olduğunu ve elbette ilgili herkesin kendilerine verilen mesajı anlayacağını’ belirtti.

Kaynak, ‘askeri eğitim faaliyetlerinin açık bir şekilde yürütüldüğünü ve dost, düşman ya da potansiyel düşman her tarafın kendi yönelimine ya da Mısır hakkında ne düşündüğüne göre mesajlar aldığını’ vurguladı.

dfgrthy
Birkaç gün önce Akdeniz'de gerçekleştirilen Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

Mısır Savunma Bakanlığı bir hafta önce resmi internet sitesinde Rusya ile ortak deniz tatbikatının (Dostluk Köprüsü) tamamlandığını ve bu tatbikatın iki ülkenin deniz birlikleri tarafından birkaç gün boyunca Akdeniz'deki Mısır karasularında gerçekleştirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, tatbikatın çeşitli ortak deniz kuvvetleri oluşumları tarafından gerçekleştirildiği ve ‘deniz kuvvetleri oluşumları için hava savunma tatbikatlarına ek olarak gerçek mühimmatla topçu atışlarını’ içerdiği belirtildi. Açıklamanın devamında tatbikatın, denizde arama ve kurtarma operasyonlarının yanı sıra tıbbi tahliye, ilk yardım, atipik tehditlerle mücadele ve siber güvenlik konularında bir dizi dersi de içerdiği ifade edildi.

Mısır Savunma Bakanlığı'na göre ayrıca, Mısır'daki bazı hava üsleri dört gün boyunca çeşitli tiplerde çok görevli savaş uçaklarının katılımıyla Mısır-Çin ortak hava tatbikatının (Medeniyet Kartalları 2025) faaliyetlerine tanıklık etti.

Eğitim ve silahlanma kaynaklarının çeşitlendirilmesi

Mısırlı strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “Mısır silah kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. Ayrıca dünyanın en büyük askeri güçleriyle iş birliğini ve ortak askeri eğitimini çeşitlendiriyor. İş birliğini ya da silahlanmasını tek bir güçle yoğunlaştırmıyor” ifadelerini kullandı.

Ferec, Mısır'ın Çin, Rusya ve ABD ile eğitim yaptığını ve her yıl ABD ordusuyla birlikte ‘dünyanın en büyük askeri tatbikatı’ olan Bright Star (Parlak Yıldız) tatbikatına katıldığını söyledi.

Ferec, “Bu güçlerin Mısır'la tatbikat yapması, Mısır ordusunun yetkinliğinin ve gücünün bir kanıtıdır. Tatbikatlar, korkutulmak isteyenler dışında kimseyi korkutmayı amaçlamıyor” dedi.

Mısırlı strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, tatbikatlardan çıkan açık mesajın, ‘Mısır'ın hiçbir diktayı kabul etmediği, aksine ilişkilerini kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımladığı’ olduğunu ifade etti.

Ragıb, Gazze meselesinin Mısır'ın İsrail ile ilişkilerini etkilemesinin, Mısır'ı Çin ve Rusya gibi dünya güçleriyle ilişkilerini güçlendirmeye ve dengelemeye ittiğini belirtti.

Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, silah üreticisi ülkelerle yapılan ortak tatbikatların genellikle ‘söz konusu türden silah anlaşmalarının bir başlangıcı’ olarak görüldüğünü söyleyen Ragıb, “Bu tür tatbikatlar, ithalatçı tarafın eğitim sırasında tüm teknik ve pratik yönleri değerlendirmek için silah ve teçhizatı sahada görmesini sağlar ki bu Avrupa, Rusya, Fransa ve İngiltere ile de takip edilen bir şeydir” dedi.

frgty
Mısır-Çin ortak hava eğitim tatbikatından (Medeniyet Kartalları 2025) (Mısır Savunma Bakanlığı)

Ragıb, Çin'in önümüzdeki dönemde silah tedariki düzeyinde rekabet etmekle ilgilendiğini; J-uçak ailesini Amerikan, Fransız ve Rus muadilleriyle rekabete sokmayı başardığını ve bazılarının Mısır ile ortak tatbikata katıldığını kaydetti.

Ragıb sözlerini şöyle sürdürdü: “Afrika pazarının Çin'in hedeflediği en önemli pazar olduğu ve Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin Afrika'nın en güçlüsü ve Çin için önemli bir potansiyel alıcı olduğu göz önünde bulunduruluyor. Aynı zamanda Mısır, ABD'nin İsrail'e sağladığı F-16'ya eşdeğer bir dördüncü nesil uçak arıyor. Çin J-10C, Rus ve Kore seçeneklerinin yanı sıra seçeneklerden biri olabilir. Elbette tüm bunlar, ABD himayesinde bölgede askerî açıdan üstün olmak isteyen İsrail'i korkutuyor.”

Tünel değil bir drenaj kanalı

Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, özellikle İsrail'in Mısır'ın arabuluculuğunda Hamas ile varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmesinin ardından, Gazze Şeridi'ndeki mevcut savaşın başlamasından bu yana hiç bu kadar gergin olmamıştı. Öyle ki İsrail, Gazze Şeridi'ni bombalamaya yeniden başladı ve Philadelphia Koridoru’ndan ve Filistin sınır kapılarından çekilme sözünü yerine getirmedi.

rgtrhy
Mısır-Çin ortak eğitim tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

İsrail güçleri, Mayıs 2024'te Philadelphia Koridoru ve Refah Sınır Kapısı da dâhil olmak üzere Gazze Şeridi'nin Mısır sınırını kontrol altına almış ve Mısır'ı ‘sınırındaki tüneller aracılığıyla Gazze Şeridi'ne silah ulaşmasını engellemek için yeterince çaba göstermemekle’ suçlamış, Kahire ise bu suçlamayı reddetmişti.

Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Philadelphia Koridoru’nda devasa bir tüneli gösteren ünlü fotoğrafın ‘uydurma’ olduğunu ve fotoğraflananın sadece bir metre derinliğinde bir drenaj kanalı olduğunu açıklayarak şaşkınlık yarattı.

İsrail Yayın Kurumu tarafından alıntılanan açıklamalarında Gallant, İsrail'in geçtiğimiz ağustos ayında bahsettiği tünelin ‘zaten var olmadığını’ ve fotoğrafın kullanılmasının Philadelphia Koridoru’nun önemini şişirmeyi ve Hamas ile yapılan esir değişimi anlaşmasını geciktirmeyi amaçladığını söyledi.

Gallant’a göre o dönemde medyada yer alan, üç kat yüksekliğinde olduğu söylenen ve yerin onlarca metre altına uzanan bir tünelden çıkan askeri bir aracı gösteren görüntü bir ‘drenaj kanalından’ başka bir şey değildi.

Ferec ve Ragıb bunun ‘İsrail'in barışı tehdit eden, anlaşmaları ve vaatleri ihlal eden politikalarını sürdürmek için yanlış bilgilendirme yaklaşımı’ olduğu konusunda hemfikir.

Mısır'ın en başından beri İsrail'in iddialarının yanlışlığını vurguladığını belirten Ferec ve Ragıb, “Şimdi dünya İsrail'in yanlış anlatıları karşısında Mısır'ın anlatısının doğruluğunu keşfediyor” dedi.



İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.