Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği İsrail'e mesaj mı gönderiyor?

İsrail medyası, ‘Gazze savaşı’ gerilimi nedeniyle buna karşı uyardı

Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
TT

Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği İsrail'e mesaj mı gönderiyor?

Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

İsrail basınında yer alan haberlerde Mısır'ın Çin ve Rusya ile yaptığı askeri tatbikatlara karşı ‘hedef İsrail’ denilerek uyarıda bulunulurken, Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, ‘bu tatbikatların zaten her yıl düzenli olarak planlandığını ve kimseyi tehdit etme amacı taşımadığını’ söyledi.

Kaynak, “Ancak bu, endişelenmek isteyenlere bir mesajdır” dedi.

İsrail medyası, ‘Gazze savaşı’ gerginliği nedeniyle Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği yaptığı uyarısında bulundu. İsrail gazetesi Maariv, İsrail-Mısır ilişkilerinin 7 Ekim 2023 olaylarından bu yana en büyük krizini yaşadığını belirten bir haber yayınladı.

Mısır gelişmiş Çin savaş uçaklarıyla büyük tatbikatlar yaparken, İsrail korkacak bir şey olup olmadığını anlamaya çalışıyor.

Maariv’in haberinde, “Kahire'de Gazze sınırında güvenliğin çöktüğü ve Gazzelilerin Sina'ya akın edebileceği yönündeki endişeler artıyor, bu da Mısır güçlerinin sınıra yakın konuşlanmasına neden oldu” ifadesi yer aldı.

Mısır ve Çin arasında ilk kez gerçekleştirilen askeri tatbikatta gelişmiş Çin savaş uçakları da yer aldı. Maariv de tatbikatla ilgili bir haber yayınladı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi Mısırlı kaynak şunları söyledi: “Bu tatbikatlar periyodik olarak yapılır ve daha önceden planlanmıştır. Gazze savaşıyla ilgili mevcut gerginliklerle hiçbir ilgisi yoktur. Bu tatbikatlar Mısır'ın her yıl temmuz ayının ilk günü başlayan mali yılının başlangıcına denk getiriliyor, dolayısıyla bir yıldır hazırlanıyor.”

Kaynak söz konusu tatbikatların ‘Mısır ordusunun etkinliğini arttırmak ve güçlü olmasını sağlamak çerçevesinde yapıldığını ve amacın kimseyi tehdit etmek değil Mısır'ın ulusal güvenliğini korumak olduğunu ve elbette ilgili herkesin kendilerine verilen mesajı anlayacağını’ belirtti.

Kaynak, ‘askeri eğitim faaliyetlerinin açık bir şekilde yürütüldüğünü ve dost, düşman ya da potansiyel düşman her tarafın kendi yönelimine ya da Mısır hakkında ne düşündüğüne göre mesajlar aldığını’ vurguladı.

dfgrthy
Birkaç gün önce Akdeniz'de gerçekleştirilen Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

Mısır Savunma Bakanlığı bir hafta önce resmi internet sitesinde Rusya ile ortak deniz tatbikatının (Dostluk Köprüsü) tamamlandığını ve bu tatbikatın iki ülkenin deniz birlikleri tarafından birkaç gün boyunca Akdeniz'deki Mısır karasularında gerçekleştirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, tatbikatın çeşitli ortak deniz kuvvetleri oluşumları tarafından gerçekleştirildiği ve ‘deniz kuvvetleri oluşumları için hava savunma tatbikatlarına ek olarak gerçek mühimmatla topçu atışlarını’ içerdiği belirtildi. Açıklamanın devamında tatbikatın, denizde arama ve kurtarma operasyonlarının yanı sıra tıbbi tahliye, ilk yardım, atipik tehditlerle mücadele ve siber güvenlik konularında bir dizi dersi de içerdiği ifade edildi.

Mısır Savunma Bakanlığı'na göre ayrıca, Mısır'daki bazı hava üsleri dört gün boyunca çeşitli tiplerde çok görevli savaş uçaklarının katılımıyla Mısır-Çin ortak hava tatbikatının (Medeniyet Kartalları 2025) faaliyetlerine tanıklık etti.

Eğitim ve silahlanma kaynaklarının çeşitlendirilmesi

Mısırlı strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “Mısır silah kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. Ayrıca dünyanın en büyük askeri güçleriyle iş birliğini ve ortak askeri eğitimini çeşitlendiriyor. İş birliğini ya da silahlanmasını tek bir güçle yoğunlaştırmıyor” ifadelerini kullandı.

Ferec, Mısır'ın Çin, Rusya ve ABD ile eğitim yaptığını ve her yıl ABD ordusuyla birlikte ‘dünyanın en büyük askeri tatbikatı’ olan Bright Star (Parlak Yıldız) tatbikatına katıldığını söyledi.

Ferec, “Bu güçlerin Mısır'la tatbikat yapması, Mısır ordusunun yetkinliğinin ve gücünün bir kanıtıdır. Tatbikatlar, korkutulmak isteyenler dışında kimseyi korkutmayı amaçlamıyor” dedi.

Mısırlı strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, tatbikatlardan çıkan açık mesajın, ‘Mısır'ın hiçbir diktayı kabul etmediği, aksine ilişkilerini kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımladığı’ olduğunu ifade etti.

Ragıb, Gazze meselesinin Mısır'ın İsrail ile ilişkilerini etkilemesinin, Mısır'ı Çin ve Rusya gibi dünya güçleriyle ilişkilerini güçlendirmeye ve dengelemeye ittiğini belirtti.

Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, silah üreticisi ülkelerle yapılan ortak tatbikatların genellikle ‘söz konusu türden silah anlaşmalarının bir başlangıcı’ olarak görüldüğünü söyleyen Ragıb, “Bu tür tatbikatlar, ithalatçı tarafın eğitim sırasında tüm teknik ve pratik yönleri değerlendirmek için silah ve teçhizatı sahada görmesini sağlar ki bu Avrupa, Rusya, Fransa ve İngiltere ile de takip edilen bir şeydir” dedi.

frgty
Mısır-Çin ortak hava eğitim tatbikatından (Medeniyet Kartalları 2025) (Mısır Savunma Bakanlığı)

Ragıb, Çin'in önümüzdeki dönemde silah tedariki düzeyinde rekabet etmekle ilgilendiğini; J-uçak ailesini Amerikan, Fransız ve Rus muadilleriyle rekabete sokmayı başardığını ve bazılarının Mısır ile ortak tatbikata katıldığını kaydetti.

Ragıb sözlerini şöyle sürdürdü: “Afrika pazarının Çin'in hedeflediği en önemli pazar olduğu ve Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin Afrika'nın en güçlüsü ve Çin için önemli bir potansiyel alıcı olduğu göz önünde bulunduruluyor. Aynı zamanda Mısır, ABD'nin İsrail'e sağladığı F-16'ya eşdeğer bir dördüncü nesil uçak arıyor. Çin J-10C, Rus ve Kore seçeneklerinin yanı sıra seçeneklerden biri olabilir. Elbette tüm bunlar, ABD himayesinde bölgede askerî açıdan üstün olmak isteyen İsrail'i korkutuyor.”

Tünel değil bir drenaj kanalı

Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, özellikle İsrail'in Mısır'ın arabuluculuğunda Hamas ile varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmesinin ardından, Gazze Şeridi'ndeki mevcut savaşın başlamasından bu yana hiç bu kadar gergin olmamıştı. Öyle ki İsrail, Gazze Şeridi'ni bombalamaya yeniden başladı ve Philadelphia Koridoru’ndan ve Filistin sınır kapılarından çekilme sözünü yerine getirmedi.

rgtrhy
Mısır-Çin ortak eğitim tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

İsrail güçleri, Mayıs 2024'te Philadelphia Koridoru ve Refah Sınır Kapısı da dâhil olmak üzere Gazze Şeridi'nin Mısır sınırını kontrol altına almış ve Mısır'ı ‘sınırındaki tüneller aracılığıyla Gazze Şeridi'ne silah ulaşmasını engellemek için yeterince çaba göstermemekle’ suçlamış, Kahire ise bu suçlamayı reddetmişti.

Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Philadelphia Koridoru’nda devasa bir tüneli gösteren ünlü fotoğrafın ‘uydurma’ olduğunu ve fotoğraflananın sadece bir metre derinliğinde bir drenaj kanalı olduğunu açıklayarak şaşkınlık yarattı.

İsrail Yayın Kurumu tarafından alıntılanan açıklamalarında Gallant, İsrail'in geçtiğimiz ağustos ayında bahsettiği tünelin ‘zaten var olmadığını’ ve fotoğrafın kullanılmasının Philadelphia Koridoru’nun önemini şişirmeyi ve Hamas ile yapılan esir değişimi anlaşmasını geciktirmeyi amaçladığını söyledi.

Gallant’a göre o dönemde medyada yer alan, üç kat yüksekliğinde olduğu söylenen ve yerin onlarca metre altına uzanan bir tünelden çıkan askeri bir aracı gösteren görüntü bir ‘drenaj kanalından’ başka bir şey değildi.

Ferec ve Ragıb bunun ‘İsrail'in barışı tehdit eden, anlaşmaları ve vaatleri ihlal eden politikalarını sürdürmek için yanlış bilgilendirme yaklaşımı’ olduğu konusunda hemfikir.

Mısır'ın en başından beri İsrail'in iddialarının yanlışlığını vurguladığını belirten Ferec ve Ragıb, “Şimdi dünya İsrail'in yanlış anlatıları karşısında Mısır'ın anlatısının doğruluğunu keşfediyor” dedi.



Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
TT

Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)

Elie Kuseyfi

İran'a karşı Amerikan askeri saldırısını geciktiren tek şeyin, sanki zaten gerçekleşmiş ve hedeflerine ulaşmış gibi, etkilerinin tamamlanması olduğu açıkça ortaya çıktı. Bunun dışında, saldırı bir zaman meselesi ve görünüşe göre hiçbir sebeple, hatta son günlerde ve haftalarda Donald Trump'ı saldırıyı başlatmadan önce durup on, yüz veya bin kere saymaya iten sebeplerle bile ertelenmesi söz konusu değil. Bu sebepler arasında İran'ın Nicolás Maduro Venezuelası ya da Saddam Hüseyin Irakı olmaması da yer alıyor. Bu nedenle, savaşın uzayacağı ve Amerika Birleşik Devletleri ve bölge içinde çok sayıda yankısı olacağı korkusu var. Mühimmatta, özellikle de İsrail'in geçen haziran ayındaki savunmasında kullanılan, Ukrayna'ya da gönderilen ve üretim sorunları yaşanan önleme füzelerinde bir yetersizlik de yaşanabilir.

Buna ilave olarak, Dini Lider Ali Hamaney'in tehdit ettiği gibi bu “uyarı saldırısının” bölgesel bir savaşı tetiklemesi korkusu da var. Trump da bu tehdide “Ne olacağını göreceğiz” diyerek meydan okumuştu. Ancak ABD Başkanı, İran'a, daha doğrusu Hamaney'e karşı bir “zafer” elde etmeden yarı yoldan geri dönemeyeceğine ikna olmuş gibi görünüyor. Muhtemelen, 2003’teki Irak işgalinden bu yana benzerinin konuşlandırılmadığı bir askeri gücü bölgede kullanmaktan kaçınmanın maliyetinin, özellikle de ABD ara seçimleri yaklaşırken, kullanmanın maliyetinden daha büyük olduğuna ikna olmuş durumda. Trump bu saldırıyı, kritik bir seçim fırsatı (aksi değil) olarak düşünüyor da olabilir.

Yani, ABD’nin savaş hazırlıkları artık tamamlandı, geriye sadece “başlama saati”ni beklemek kaldı. USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Yunanistan'ın Girit adasına ulaşarak, onlarca savaş uçağı, bombardıman uçağı, yakıt ikmal uçağı ve füze savunma bataryasıyla birlikte USS Abraham Lincoln'e katıldı. Haberler, bu askeri yığınağın ABD hava kuvvetlerinin küresel konuşlanma kapasitesinin yüzde 40 ila 50'sini temsil ettiğine ve “ABD’nin daha önce hiç bu kadar gücü kullanmadan konuşlandırmadığına” işaret ediyor. Ayrıca, ABD Başkanı pazartesi akşamı Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı General Dan Keane'in İran'a saldırı düzenlenmesine karşı yaptığı uyarılarla ilgili haberleri ve raporları yalanladı. Haberler Keane'in, mühimmat ve müttefiklerden destek eksikliği ve ABD kuvvetleri için olası önemli riskler nedeniyle böyle bir saldırıya karşı çıktığını aktarmışlardı. Bu yalanlamayla Trump, yönetimi içindeki tartışmaya İran rejimine karşı askeri bir saldırı düzenleme lehine son noktayı koyuyor gibi görünüyordu.

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı

Bundan önce, ABD Özel Temsilcisi Steve Wittkof, Donald Trump'ın Tahran'ın neden henüz “teslim olmadığını” sorguladığını açıklamıştı. Bu, İran'a bu son fırsatı değerlendirmesi ve mevcut Amerikan mantığına göre, İran rejimini “zorunlu teslimiyete” zorlayacak askeri bir saldırıdan önce “gönüllü teslimiyeti” kabul etmesi için açık bir davetti.

Trump'ın İran'a askeri saldırı düzenleme seçeneğine meyilli olduğunun göstergelerinden biri de Washington'un gerekli olmayan diplomatlara Beyrut'tan ayrılmaları direktifini vermesi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İsrail'e yapmayı planladığı hafta sonu ziyaretini gelecek ayın başına ertelemesidir.

Dahası, New York Times gazetesinin sızdırdığı “Trump'ın İran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için sınırlı bir saldırı düşündüğü ve saldırı başarısız olursa rejimi devireceği” yönündeki bilgiler, esasen “İran sorunu” ile başa çıkmakla ilgili mevcut seçenekleri tartışan bir Beyaz Saray toplantısının tutanaklarıydı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu sadece gazetecilik açısından bir sansasyon haber değildi; İran liderliğine, muhtemelen önümüzdeki perşembe Cenevre'de olacak son fırsatı değerlendirmesi için doğrudan bir mesajdı. Buna göre ya nükleer konuda ciddi tavizler verip “sembolik bir zenginleştirme” oranını kabul etmeli ya da Tahran, Trump'ın uzun süreceğinden korkmadığı bir askeri harekat için hazır olmalıdır. New York Times'ın sızdırdığı bilgiler, Trump'ın savaşın uzun sürmesinden korkmadığını, aksine İran “teslim olmazsa” kendisi ile aylarca, belki de ikinci ve son döneminin geri kalanında, aşamalı olarak sürecek bir savaş olasılığını dışlamadığını gösteriyor. Amerikan gazetesinin haberine göre Trump, yakın danışmanlarına, diplomasi başarısız olursa önümüzdeki aylarda İran'a karşı büyük bir saldırı başlatacağını veya Tahran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için kısa, açılış niteliğinde bir saldırı düzenleyeceğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı. Gelgelelim, Irak ile sekiz yıllık savaş İran rejiminin sosyal, siyasi ve askeri temellerini sağlamlaştırdıysa, ABD ile bir savaş, bu rejimi en azından “yumuşatılmış İslami versiyonu” ile yeniden üretecektir.

Ancak, dikkat çekici olan şu ki, önemli ve mesaj yüklü Amerikan sızıntılarına karşılık, İran sızıntıları da en az onlar kadar önemli ve anlamlı; sanki İran rejiminin kendi isteğiyle bir geçiş evresine girdiğini doğruluyor gibi. Nitekim Fransız Le Figaro gazetesi, bilgili kaynaklara dayanarak, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, protestoların zirveye ulaştığı 8-9 Ocak gecesinde baskıların başlamasından kısa bir süre önce, rejim içinde Dini Lideri görevden almaya yönelik bir harekete öncülük ettiğini belirtti. Kaynaklar, bu girişimin başarısız olduğunu, çünkü toplantıda hazır bulunan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin desteğini alamadığını ifade etti.

Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınması, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasındaydı

Bu haber, New York Times gazetesinin, protestolar ve Dini Lider başta olmak üzere İran liderliğine yönelik suikastlar da dahil olmak üzere, ABD ile artan savaş olasılığının gölgesinde, Dini Lider'in, en güvendiği adamlarından biri olan Laricani'yi ülkeyi yönetmekle görevlendirdiğini bildirmesinin ardından geldi. Cumartesi günü Axios sitesi de bilgi sahibi olduğunu söylediği kaynaklara dayanarak, Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınmasının, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasında yer aldığını bildirdi.

Gazete, adlarını vermediği altı üst düzey İranlı yetkili, 3 Devrim Muhafızı üyesi ve iki eski diplomatın, Laricani'nin ülkenin geniş çaplı protestolar ve ABD askeri saldırısı tehditleriyle karşı karşıya kaldığı ocak ayı başından beri hassas siyasi ve güvenlik dosyalarını etkin bir şekilde yönettiğini söylediğini aktardı. Bu arada, İran medyası da Ayetullah Humeyni'nin ölümünün ardından 1989'da göreve gelen Dini Lider'in yerine bir halef atama çabaları hakkındaki spekülasyonları körükledi.

 İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)

Bütün bunlar, İran iktidar yapısı içinde bir tür “hareketliliğe” veya daha doğrusu, olanların Laricani'ye yönetim gücünün devredilmesinden başka bir şey olmadığına işaret ediyor. Bu, “fırtına geçene” kadar geçici bir icraat olmaktan ziyade, büyük olasılıkla kalıcı bir icraat olacaktır. Yine bu, “Cenevre süreci”ne paralel bir yol izliyor gibi görünen Ali Laricani liderliğinde İran rejiminin gidişatında yeni bir aşamanın duyurusu niteliğindedir. Kendisi büyük olasılıkla Umman ve belki de Katar'ın arabuluculuğuyla Amerikalılarla siyasi müzakereler yürütüyor ve bu müzakereler, Washington'un “yeni rejimi” tanımasını sağlamayı da içeriyor.

Peki, bu gerçekleşecek mi? Amerikan iç kaygılarından bölgesel endişelere kadar, İran meselesini çevreleyen karmaşıklıklar göz önüne alındığında, bu sorunun cevabı şüphesiz zor. Ancak, İran rejiminin şahin kanadından ve son protestoların bastırılmasını denetleyen Laricani'nin hem içeride hem de dışarıda rejimin meşruiyetini yeniden inşa edebileceğini hayal etmek de aynı derecede zor. Bu kesinlikle Trump'ın İran’dan beklediği türden bir “teslimiyet” değil, aksine İran rejiminin tarihinin en zayıf döneminde elde ettiği bir zafer olacaktır. Bu ise Donald Trump “teslimiyet” kelimesini yeniden tanımlamadığı sürece, mevcut bölgesel ve uluslararası iklimde gerçekleşmesi pek olası görünmeyen bir paradoks.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
TT

Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)

Brendan Rascius 

ABD Başkanı Donald Trump, salı akşamı yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında, üçüncü döneminin ortasında olması gerektiğine dair espri yaptı.

79 yaşındaki Cumhuriyetçi başkan, Temsilciler Meclisi salonunda toplanan meclis üyelerine, kabine üyelerine ve Yüksek Mahkeme yargıçlarına, "İkinci dönemimin ilk yılı... Üçüncü dönemim olmalıydı" dedi.

Bu, Trump'ın, eski Başkan Joe Biden'a kaybettiği 2020 seçiminin kendisinden "çalındığını" kanıt olmadan ima ettiği son olaylardan sadece biri.

Geçen yıl göreve döndüğünden beri başkan, Anayasa'nın 22. maddesi başkanların iki dönemden fazla görev yapmasını yasaklamasına rağmen, üçüncü bir dönem için aday olma fikrini de defalarca dile getirdi.

Martta NBC News'a 2028'de aday olma konusunda "şaka yapmadığını" söylemiş ve "Birçok insan bunu yapmamı istiyor" diye eklemişti.

Ekimde Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Kongre Demokratlarıyla yaptığı bir toplantıda "Trump 2028" şapkalarının Oval Ofis'teki çalışma masasına yerleştirildiğini söylemişti.

Aralık ayında Beyaz Saray'da düzenlenen bir resepsiyonda Trump, İsrail asıllı Amerikalı mega bağışçı Miriam Adelson'ın kendisine 2028'de anayasaya aykırı bir üçüncü dönem için aday olması karşılığında 250 milyon dolar teklif ettiğini öne sürmüştü.

Ancak zaman zaman bu kuşkulu olasılık hakkında karışık sinyaller verdi.

Ekimde Air Force One'da tekrar aday olup olmayacağı sorulduğunda gazetecilere, "Bunu yapmayı çok isterim. Şimdiye kadarki en iyi rakamlarıma sahibim" demişti. Ancak daha sonra 2028'de aday olmanın "fazla kurnazca" ve "yanlış" olacağını söylemişti.

Üçüncü bir dönem için aday olmayı tamamen masadan kaldırıp kaldırmadığı sorulduğunda Trump şu yanıtı vermişti:

Masadan kaldırmıyor muyum? Yani, siz söyleyin.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news/world/americas/us-politics


Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
TT

Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)

Polonya, Rusya'yı Batı'ya karşı "hibrit savaş" olarak nitelendirdiği bir politika kapsamında, Belarus'tan kaynaklanan yeraltı tünelleri aracılığıyla Avrupa'ya göçmen göndermekle suçladı. Telegraph gazetesi, Polonyalı yetkililere dayandırdığı haberinde, Alexander Lukashenko liderliğindeki Belarus'un bu tünelleri tasarlamak ve kazmak için Ortadoğu'dan "son derece deneyimli" uzmanlar görevlendirdiğini bildirdi.

Askeri uzmanlar, tünel inşaatında uzmanlaşmış Hamas, Hizbullah, Kürt grupları veya DEAŞ gibi Ortadoğu gruplarının bu tasarımın arkasında olabileceğini öne sürdüler.

Bu taktik, Moskova ve Minsk'in Polonya'nın doğu sınırına uyguladığı baskıda yeni bir gerilimi temsil ediyor; bu sınırda on binlerce göçmeni sınırın ötesine geçirme girişimleri defaatle yaşandı.

Araştırmacı Lynette Nussbacher, Lübnan ve Gazze'deki geçmiş deneyimleri örnek göstererek, İran destekli grupların desteğinin "muhtemel" olduğunu belirtti. Diğer uzmanlar da olasılıkların çok sayıda olduğunu ve sorumluluğun kesin olarak belirlenemeyeceğini düşünüyorlardı.

Podlaskie'deki Sınır Muhafız birliğinden Yarbay Katarzyna Zdanovich, 2025 yılında dört tünel keşfedildiğini belirterek, termal kameralar ve sensörler de dahil olmak üzere gözetim sistemlerinin, yer altında bile sızma girişimlerinin tespit edilmesine olanak sağladığını vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Aralık ayında Polonya'nın doğusundaki Narewka köyü yakınlarında en büyük tünellerden biri keşfedildi. Çoğunluğu Afganistan ve Pakistan'dan olmak üzere 180 göçmeni geçirmek için kullanılmış olan tünelden çıkanların çoğu yakalandı. Yaklaşık 1,5 metre yüksekliğindeki tünelin Belarus tarafındaki girişi bir ormanın içinde gizlenmişti. Tünel, Belarus'a yaklaşık 50 metre, Polonya'ya ise 10 metre uzanıyordu ve çökmesini önlemek için beton desteklerle güçlendirilmişti.

Varşova, bu eylemlerin Batı'yı Ukrayna'ya verdiği askeri destekten dolayı cezalandırmak ve Kiev hükümetine olan desteği zayıflatmak amacıyla yapıldığını savunarak, nihai sorumluluğu Belarus rejimine yüklüyor.

Ukrayna'nın 2022'deki işgalinden önce bile Belarus, Polonya'ya giden göçmenler için bir başlangıç ​​noktası olarak kullanılmış ve bu durum Polonya'nın yüzlerce kamerayla donatılmış 200 kilometrelik bir çit inşa etmesine yol açmıştır.

Polonya ayrıca Rusya'yı insansız hava araçları (İHA) kullanarak sabotaj saldırıları düzenlemek ve kaçak mal taşıyan balonlarla havada kaos yaratmakla suçluyor.

Polonya tünelleri tespit etme ve imha etme yeteneğini koruyor, ancak bir tünel kapatılır kapatılmaz yenilerinin ortaya çıkacağından endişe ediyor. Bu durumu, AB sınırlarına yönelik sistematik bir baskı kampanyası olarak nitelendiriyor.