DEAŞ’tan Cumhurbaşkanı Şara'ya tehdit: DEAŞ Suriye'de ne kadar güçlü?

DEAŞ gizli bir stratejiye geçiyor

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
TT

DEAŞ’tan Cumhurbaşkanı Şara'ya tehdit: DEAŞ Suriye'de ne kadar güçlü?

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)

Abbas Şerife

DEAŞ, 20 Nisan 2025 tarihinde ABD'nin Suriye hükümetinden terörle mücadeleye katılmasını talep etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonuna (DMUK) katılmaması için tehdit eden videolu bir açıklama yayınladı. Bu açıklama, özellikle Suriye'de 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından siyasi ve askeri sahnede DEAŞ’ın da aralarında bulunduğu radikal örgütlerin dinamiklerini etkileyen radikal değişikliklerin yaşanması nedeniyle örgütün tehditlerini gerçekleştirme kabiliyeti konusunda soru işaretleri yarattı. Zira DEAŞ, varlığını güçlendirmek ve çeşitli bölgelerdeki hücrelerini harekete geçirmek için eski rejimin çöküşünden kaynaklanan istikrarsızlıktan faydalanmaya çalışabilir.

Bu makale, DEAŞ'ın geçtiğimiz aralık ayından bugüne kadar olan dönemdeki faaliyetlerinin bir incelemesi olup, örgütün eylemlerini, stratejilerini, karşılaştığı zorlukları ve ABD'nin Suriye topraklarından çekilmesinin örgütün Şam’daki yeni yönetime yönelik tehditlerini gerçekleştirme kabiliyetini ne ölçüde etkilediğini ele alıyor.

Aralık 2024'ten bu yana DEAŞ faaliyetleri

DEAŞ, Esed rejiminin düşmesinin ardından Suriye’nin Badiye (çöl) bölgesindeki (Humus, Hama, Rakka ve Deyrizor arasında kalan bölge) güvenlik boşluğundan faydalanarak saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu bölge, engebeli arazisi ve kontrol edilmesinin zorluğu nedeniyle DEAŞ için, 2019 yılında kontrol ettiği toprakları kaybetmesinden bu yana güvenli bir sığınak oldu.

Rakka'nın güneyinde iki kişinin öldüğü bir saldırı ve Şaer Gaz Sahası’nın hedef alındığı ve saha müdürünün öldüğü bir başka saldırı da dâhil olmak üzere, yüksek profilli eylemler gerçekleştirdi. Gelen haberler DEAŞ’ın 2024 yılı boyunca İran destekli milislere karşı yaklaşık 100, eski rejime bağlı güçlere karşı 300 ve Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı 300 saldırı gerçekleştirdiğini ve aralık ayından sonra da istikrarsız bölgelerde benzer bir hızda devam ettiğini gösteriyor.

SDG lideri Mazlum Abdi 12 Aralık 2024'te DEAŞ’ın yeniden dirilişi konusunda uyarmış ve rejimin çöküşünden sonra grupların durumu yeniden düzenlemekle meşgul olmasından faydalanan DEAŞ hücrelerinin Badiye bölgesinden SDG’nin kontrolündeki bölgelere doğru hareket ettiğine işaret etmişti. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geçtiğimiz şubat ayında yayınlanan bir rapor, DEAŞ’ın Esed rejiminin düşüşünden faydalanarak saldırılarını artırdığına ve çoğu Suriye'de olmak üzere Suriye ve Irak'ta bin 500 ila 3 bin üyesi olduğuna işaret etti. DEAŞ’ın eski üyelerini kurtarmak ve gençleri örgüt saflarına katmak için el-Hol Kampı’na sızması ve örgütün karmaşık saldırılar planlama kabiliyetini artırmasıyla birlikte artan istihbarat faaliyetleri de dikkati çekti.

Yeni Suriye hükümeti 11 Aralık 2024'te Şam'daki Seyyide Zeynep türbesine yapılması planlanan bir saldırının engellendiğini ve DEAŞ’a bağlı bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından 16 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen hava saldırılarında DEAŞ’ın 12 üyesi ve liderleri öldürüldü. Öte yandan 19 Aralık'ta Deyrizor'da DEAŞ’ın üst düzey isimlerden biri daha öldürülürken 23 Aralık'taki bir hava saldırısında DEAŞ’a ait bir silah kamyonu hedef alındı.

 Ocak ayında SDG ABD’nin desteklediği bir operasyonla bir saldırı hücresinin liderinin tutukladı. Yeni Suriye hükümeti, 16 Şubat 2025'te Seyyide Zeynep türbesini hedef alma girişimi ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) komutanlarından birine suikast düzenlenmesi de dahil olmak üzere bazı saldırıları planlamakla suçlanan Ebu el-Haris el-Irakî’nin tutuklandığını duyurdu.

Yeni Suriye hükümeti 11 Aralık 2024'te Şam'daki Seyyide Zeynep türbesine yapılması planlanan bir saldırının engellendiğini ve DEAŞ’a bağlı bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. CENTCOM tarafından 16 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen hava saldırılarında DEAŞ’ın 12 üyesi ve liderleri öldürüldü.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre DEAŞ'ın yeni Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen bölgelerdeki faaliyetleri büyük oranda azaldı. Bazı haberlere göre yüzde 100'e kadar geriledi. SDG bölgelerinde geçtiğimiz ocak ve şubat aylarında yüzde 80 oranında azaldı ve sadece iki saldırı gerçekleştirebildi.

Bu düşüşün sebebi olarak başta ABD’nin düzenlediği hava saldırıları olmak üzere DMUK’un askeri baskısına ve yeni hükümetin hücreleri çökertme çabaları gösterildi. Ancak gözlemciler, örgütün gizli bir stratejiye geçmesi ve faaliyetlerini yeniden Irak'a taşımaya çalışması nedeniyle bu düşüşün geçici olabileceğini söylüyor.

ABD bölgeden çekilmeden önce ortamı hazırlıyor

İsrail gazetesi Yediot Aharonot'un 15 Nisan 2025 tarihli sayısında bir haberine göre ABD’li güvenlik yetkilileri, İsrail'in ABD'yi bölgeden çekilme kararından vazgeçirme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından iki ay içinde başlayacak olan Suriye'den kademeli çekilme konusunda İsrailli askeri kurumları bilgilendirdi.

Bazı kaynaklar da ABD'nin Suriye'den Irak'a doğru ağır askeri teçhizatlarını taşıdığını ve Irak-Suriye sınırında iki askeri üs bulunduracağını belirtiyor.

fgtrhyu
Yeni Suriye yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin üyeleri, ülkenin güneyindeki Dera’nin es-Sanameyn ilçesinde geniş çaplı bir askeri harekât sırasında, 5 Mart 2025 (AFP)

Ancak ABD, DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engelleyecek bir güvenlik ortamı yaratmak için bazı ihtiyati tedbirler almış gibi görünüyor. Beşşar Esed 8 Aralık 2024 tarihinde Moskova'ya kaçarken, ABD savaş uçakları Suriye'nin orta kesimlerindeki Badiye bölgesinde bulunan DEAŞ’ın büyük eğitim kampının altyapısına en az 75 hava saldırısı düzenledi. ABD, geçtiğimiz şubat ayı ortalarında Türkiye, Ürdün, Irak, Suriye ve Lübnan arasında varılan DEAŞ'a karşı ortak iş birliği mekanizmasına ilişkin bir anlaşmayı destekledi. Bu sayede Ankara, ABD'nin Suriye'den çekilmesi karşılığında PKK'nın Suriye'deki kolu olarak gördüğü, SDG’nin omurgasını oluşturan Kürt ağırlıklı Halk Koruma Birlikleri'ne (YPG) verilen desteğin sona erdirilmesine ilişkin bir başka hedefe ulaşmayı ve böylece DEAŞ’la mücadele yükünün yukarıda bahsi geçen ülkeler tarafından üstlenilmesini amaçlıyor.

ABD ayrıca SDG'ye, 10 Mart 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile SDG lideri Abdi arasında, ABD'nin Suriye'den çekilmesinden sonra Şam ile SDG arasında çatışma çıkmamasını sağlayacak şekilde Abdi'nin Şam hükümetinde yer almasını öngören bir anlaşma imzalanması için baskı yaptı.

ABD, DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engelleyecek bir güvenlik ortamı yaratmak için bazı ihtiyati tedbirler almış gibi görünüyor.

DMUK ile yeni Şam hükümeti arasında güvenlik koordinasyonu için iletişim hatlarının açılmasının yanında Suriye hükümetine bağlı güçler, şubat ayı ortalarında DEAŞ'ın üst düzey komutanı Ebu el-Haris el-Irakî'nin sağ olarak ele geçirildiğini duyurdu. Iraki’nin sorgusundan elde edilen istihbarat, DEAŞ'ın ikinci komutanı Abdullah Mekki er-Rifai’nin (Ebu Hatice) bir ay sonra ABD ve Irak ortaklığında gerçekleştirilen bir askeri operasyonda öldürülmesine doğrudan yol açarak iki taraf arasındaki koordinasyon düzeyini yansıttı. DMUK tarafından Şam hükümetine sağlanan bilgiler sayesinde DEAŞ’ın 11 Ocak 2025'te Şam’ın kırsal kesiminde yer alan Seyyide Zeynep türbesine düzenlenmeyi planladığı terör saldırısı engellendi ve olaya karışanlar tutuklandı.

DEAŞ stratejilerinin zorluklar karşısındaki yetersizliği

DEAŞ, yeniden düzenli askeri operasyonlar düzenlemeye başlayamadığı gibi coğrafi alanları veya şehirleri de kontrolü altına alamadı. Planlama ve uygulama konusunda merkezi bir komutanlığa bağlı olmadan bağımsız hareket eden dağınık hücrelere dayanmak gibi bazı stratejiler dahilinde faaliyet göstermeye devam etmesi coğrafi alanları kontrol etmek yerine ani saldırılar ve suikastlar düzenlemeye odaklanan bu hücrelerin izlenmesini zorlaştırıyor.

frtghy
Suriye'nin el- Hol Kampı’ndaki kadın ve çocuklar SDG tarafından korunuyor (AFP)

DEAŞ’ın el-Hol gibi kamplardaki gençleri saflarına katma faaliyetlerine devam etmesi ve yeni üyeler kazanmak için sosyal ve ekonomik alandaki sıkıntıları kullanması, örgütün insan kaynağı sıkıntısı çektiği gösteriyor.

DEAŞ, üst düzey liderlerini kaybettikten sonra, gizliliğini korumak için ‘Ebu Hafs el-Haşimi el-Kuraşi’ gibi takma isimler kullanarak liderlerini kamuoyu önüne daha çıkarmaya başladı. DEAŞ ayrıca özellikle Deyrizor, Rakka ve Halep'in bazı bölgelerinde nüfuzunu artırmak için yeni Suriyeli gruplar ve SDG arasındaki gerilimlerden faydalanmaya çalışsa da şimdiye kadar tüm girişimleri başarısız oldu.

DEAŞ’ın karşılaştığı güçlükler

DEAŞ, kendini yeniden kurma kabiliyetini sınırlayan bir dizi zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklardan biri de SDG ve bazı yerel gruplar tarafından desteklenen ve devam eden ABD hava saldırıları. Bu saldırılar DEAŞ'ı Suriye’nin Badiye bölgesinin içlerine çekilmeye zorlarken büyük ölçekli saldırılar gerçekleştirme kabiliyetini de azalttı. Yeni Suriye hükümeti de DEAŞ'a karşı sağlam bir politika benimsedi. Özellikle rejimi deviren grupların örgütle mücadelede yüksek uzmanlığa ve saflarına sızma konusunda büyük bir yeteneğe sahip olması nedeniyle, saldırıları engellemek için başarılı güvenlik operasyonları yürüttü. Büyüklükleriyle orantılı olarak Sünni ağırlıklı bir hükümetin yükselişi de DEAŞ'ın Suriye'deki Sünni mağduriyetinden faydalanmaya yönelik taktiksel retoriğinin zayıflamasına katkıda bulundu. Böylece DEAŞ, Suriye rejiminin mezhepçi tutumlarını öne sürerek saflarına üye toplamak için kullandığı gerekçeleri kaybetti.

Özellikle Suriye'de kötüleşen ekonomik durum ve devletin DEAŞ’la mücadele kabiliyetini geliştirmesini sınırlayan uluslararası yaptırımların gölgesinde DEAŞ'ın saflarını yeniden düzenlemesinin engellenmesi en büyük zorluk olmaya devam ediyor.

DEAŞ kayda değer saldırılar gerçekleştirmiş olsa da DMUK ve yeni Suriye hükümetinin askeri baskısı, SDG'yi Suriye hükümetine entegre etme konusundaki koordinasyonları ve anlaşmaları ile DEAŞ’ın iç zorlukları, büyük ölçekli eylemlerde bulunma veya tehditlerini gerçekleştirme kabiliyetini zayıflattı.

Ancak özellikle Suriye'de kötüleşen ekonomik durum ve devletin DEAŞ’la mücadele kabiliyetini geliştirmesini sınırlayan uluslararası yaptırımların gölgesinde DEAŞ'ın saflarını yeniden düzenlemesinin engellenmesi en büyük zorluk olmaya devam ediyor.

Buna karşın İsrail ve İran'ın Suriye’ye yönelik müdahalelerinin durdurulmasının yanı sıra güvenlik teşkilatlarının ve askeri kurumların inşasının tamamlanması, Suriye topraklarının birleşmesi, kapsayıcı bir şekilde siyasi geçişin sağlanması, yaptırımların kaldırılması, zarar gören bölgelerin yeniden inşası ve el-Hol Kampı gibi kamplardaki tutukluların sorunlarının ele alınmasıyla güvenliğin artırılmasına çalışmak, DEAŞ’ın geri dönüş tehdidini azaltmak için atılacak en önemli adımlar olacaktır.



Tayland'ın gizli tapınağından turistlere uyarı: Burası spor salonu değil

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Fotoğraf: Wikimedia Commons
TT

Tayland'ın gizli tapınağından turistlere uyarı: Burası spor salonu değil

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Fotoğraf: Wikimedia Commons

Tayland'da 14. yüzyıldan kalma bir tapınağı yöneten yetkililer, yabancıların tapınak yerleşkesinde "açık" kıyafetlerle jimnastik ve yoga yapmamaları uyarısında bulunarak bu tür davranışların saygısız ve uygunsuz olduğunu belirtti.

Kuzeydeki Chiang Mai şehrinde yer alan Wat Pha Lat, son yıllarda turistler arasında popülerlik kazandı ve Doi Suthep Dağı'nın yamaçlarındaki ormanın içindeki huzurlu ve tenha konumu nedeniyle "gizli tapınak" diye anılmaya başladı. Burası, Chiang Mai'deki ünlü Budist tapınağı Wat Phra That Doi Suthep'e giden yolun yaklaşık yarısında yer alıyor.

Tapınak, bazı yabancı turistlerin tapınak yakınında bikiniyle güneşlenirken görülmesi ve internette paylaşılan resimlerin yerel halkın tepkisini çekmesinden sonra bu uyarıyı yayımladı. Başkaları da tapınağı arka plana alarak yoga ve jimnastik pozları verdikleri fotoğraflarını paylaştı. Bu davranışlar, uygunsuz olduğu gerekçesiyle geniş çapta eleştirildi.

Tapınak, Facebook gönderisinde ziyaretçilere "keşişlerin aktif ibadet yeri"ne saygı duymaları çağrısı yaptı.

Paylaşımda, "Wat Pha Lat bir Budist tapınağı ve kutsal bir sığınaktır, eğlence parkı veya spor salonu DEĞİLDİR" ifadeleri yer aldı.

Son zamanlarda bazı ziyaretçilerin acroyoga yapma, antik yapılarla kayalara tırmanma ve tapınak alanında açık giysiler giyme gibi uygunsuz davranışlar sergilediğini gözlemledik.

Tapınak, bu tür davranışların devam etmesi halinde yönetimin alanı turistlere kalıcı olarak kapatmak zorunda kalacağına dair uyardı.

Tapınak ayrıca bir erkeğin bir kadına acroyoga pozunda yardım ettiğini gösteren bir fotoğraf paylaştı. Fotoğraflarda adam, kadına ellerinin üzerinde baş aşağı durmasına yardım ederken, çevredekiler bunu izliyor veya fotoğraf çekiyordu. Acroyoga, yoga ve akrobasiyi birleştiren bir fiziksel aktivite.

Geçen yıl Endonezya'nın Bali adasındaki yetkililer, adanın kültürel bütünlüğünü korumak amacıyla yabancı turistlerin "uygunsuz davranışlarına" yönelik yeni kurallar yayımlamıştı. Bunlar arasında adet gören kadınların kutsal tapınak alanlarına girmesini yasaklayan bir kural da var.

Kurallar arasında kutsal yerlere saygı göstermek, mütevazı giyinmek, kibar davranmak, turist vergisini internetten ödemek, lisanslı rehberler ve konaklama yerlerini kullanmak, trafik kurallarına uymak ve yetkili satış noktalarında döviz bozdurmak yer alıyor.

Japonya'nın Tsushima Adası'ndaki Watadzumi Tapınağı, yabancı bir ziyaretçinin tekrar tekrar saygısız davranışlar sergilemesi nedeniyle ibadet etmeyenlerin tapınağa girişini kısıtlamıştı. Tapınak, fotoğraf çekmeyi ve gezinti amaçlı ziyaretleri bile yasaklamıştı. Olayın ayrıntıları açıklanmamıştı.

2017'de Amerikalı iki turist, Bangkok'taki ünlü bir tapınak önünde kalçalarını gösteren fotoğraflarını paylaştıktan sonra Tayland'dan ayrılmaya çalışırken gözaltına alınmıştı. Her biri 150 dolar para cezasına çarptırılmıştı.

Independent Türkçe


ABD ve Avrupa’nın Grönland kavgası Çin’e yarayabilir

Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
TT

ABD ve Avrupa’nın Grönland kavgası Çin’e yarayabilir

Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)

ABD ve Avrupa arasındaki gerginliği artıran Grönland meselesi Çin için fırsat yaratabilir.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a askeri müdahale tehdidi Avrupa ülkelerinin yanı sıra NATO'dan da tepki çekmeye devam ediyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın Avrupa'yla ittifakını zedeleyecek hareketlerinin Pekin yönetimi için Grönland'da nüfuzunu artırma fırsatı yaratabileceğine dikkat çekiliyor.

Pekin'deki Renmin Üniversitesi'nden Wang Wen şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Çoğu Çinli bunu Trump'ın zorbalığının, hegemonyacı ve baskıcı davranışlarının bir başka tezahürü olarak görüyor. Trump'ın Grönland'ı işgal etmesi NATO'nun çöküşü anlamına gelir ve bu da Çin halkını çok memnun eder.

ABD uzun süredir Çin ve Rusya'nın Arktika bölgesindeki askeri nüfuzunu artırma çabalarından endişeleniyor. 2019'da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pekin'in faaliyetlerinin bölgeyi "yeni Güney Çin Denizi'ne çevirebileceğini" savunmuştu.

Ancak Çin, kısmen ABD ve Danimarka'nın işbirliği nedeniyle Grönland'da etkisini artırmakta güçlük yaşıyor.

Çin devletine ait bir şirketin, Grönland'daki havalimanı ağını genişletme teklifi, ABD'nin de baskısıyla Danimarka tarafından 2018'de engellenmişti. İki yıl önce de Çinli bir firmanın Grönland'da kullanılmayan bir deniz üssünü satın alması durdurulmuştu.

Trump ise Grönland'ı ABD toprağına katma planını, Rusya ve Çin'in askeri tehditlerine karşı bir ulusal güvenlik meselesi olarak gerekçelendiriyor.

Pekin yönetiminin Arktik politikasını özetleyen 2018 tarihli yönergede, bölgedeki nakliye rotalarının geliştirilmesiyle "Kutup İpek Yolu" inşasının hedeflendiği belirtilmişti. Böylelikle bölgeye yönelik strateji, Çin lideri Şi Cinping'in Kuşak ve Yol projesinin bir parçası olarak konumlandırılmıştı.

"Trump'a diplomatik müdahale"

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu, üçüncü gününde devam ederken siyasetçiler, Trump'ın Avrupa ekonomisini ve Grönland'ı hedef alan açıklamalarına odaklandı.

Dünkü oturumlarda Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'ın Grönland'ın ilhakına yönelik taleplerini ve Avrupa'ya ek gümrük vergisi tehditlerini kınadı.

CNN'in analizinde, Avrupa liderlerinin Davos görüşmelerini NATO ve Avrupa Birliği'ni tehdit eden krizin büyümesini engellemek amacıyla "Trump'a diplomatik müdahale" için kullanacağı yazılıyor.

Independent Türkçe, CNN, Guardian


ABD, Ortadoğu’da askeri yığınağı artırıyor: Trump savaş planları hazırlatıyor

Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
TT

ABD, Ortadoğu’da askeri yığınağı artırıyor: Trump savaş planları hazırlatıyor

Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı "kararlı" bir askeri seçeneği değerlendirmeyi sürdürüyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla Wall Street Journal'a konuşan ABD'li yetkililer, Trump'ın İran'da rejimi devirmeyi amaçlayan ya da Devrim Muhafızları'na ait tesisleri hedef alacak planlar hazırlanmasını istediğini söylüyor.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

Diğer yandan yetkililer, Beyaz Saray'ın Tahran'a askeri harekat düzenlemesi halinde operasyonun haftalarca veya aylarca sürebileceğine dikkat çekiyor.

1991'de Irak'a karşı yürütülen Çöl Fırtınası Operasyonu'nda yer alan emekli Hava Kuvvetleri Tuğgenerali David Deptula şunları söylüyor:

İnsan hakları ihlallerine karşı askeri seçeneklerin yapabileceği ve yapamayacağı şeyler vardır. Rejimi bazı davranışları yapmaktan sınırlı ölçüde caydırabilirsiniz. Ancak gerçekten rejimi değiştirmek istiyorsanız, bunun için önemli hava ve kara operasyonları gerekecektir.

Washington bir sonraki adımları tartışırken, ABD ordusu Ortadoğu'daki askeri varlığını artıyor.

WSJ, Amerikan ordusuna ait F-15E jet avcı uçaklarının pazar günü Ürdün'e vardığını yazıyor. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve destroyerlerin yanı sıra F-35'ler ve elektronik sinyal bozucu uçakları içeren saldırı grubu da Güney Çin Denizi'nden Basra Körfezi'ne doğru seyir halinde.

ABD yetkilileri, İran'ın olası misillemelerini önlemek için gerekli görülen Patriot ve THAAD da dahil bölgeye ek hava savunma sistemleri gönderileceğini söylüyor.

Ancak İran'a yönelik büyük bir hava harekatı için F-35 ve B-2 gibi gizlilik özelliğine sahip uçaklarla seyir füzesi ateşleyen denizaltıları gerekiyor. Bunlar ABD'nin haziranda İran'daki nükleer tesislere düzenlediği saldırılarda da kullanılmıştı.

Öte yandan bazı uzmanlar, İran'da rejimin devrilmesinin ardından ülkenin kaosa sürükleneceği uyarısını yapıyor. Beyaz Saray'ın rejim değişikliğine dair net planları olmadığına dikkat çekiyorlar. Trump'ın bazı danışmanlarının askeri müdahale yerine ekonomik yaptırımların artırılması seçeneğinin değerlendirilmesini istediği de aktarılıyor.

İran'da 1979'daki devrimle yıkılan monarşinin veliaht prensi Rıza Pehlevi, eylemlerin başından beri göstericilere destek mesajları yayımlıyor.

Trump, İranlıların ABD'de sürgünde yaşayan Pehlevi'yi desteklemediğini söylemişti. Diğer yandan Politico'ya geçen hafta verdiği söyleşide İran'ın dini lideri Ali Hamaney'i de “hasta adam” diye nitelemiş, ülkede yeni bir yönetim kurulması gerektiğini öne sürmüştü.

Tahran yönetimi, askeri müdahale halinde ABD'ye sert karşılık verileceği mesajını paylaşmıştı.

Eylemlerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 4 bin 519 kişi hayatını kaybederken, 26 bin 314 kişi de gözaltına alındı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Politico