DEAŞ’tan Cumhurbaşkanı Şara'ya tehdit: DEAŞ Suriye'de ne kadar güçlü?

DEAŞ gizli bir stratejiye geçiyor

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
TT

DEAŞ’tan Cumhurbaşkanı Şara'ya tehdit: DEAŞ Suriye'de ne kadar güçlü?

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)

Abbas Şerife

DEAŞ, 20 Nisan 2025 tarihinde ABD'nin Suriye hükümetinden terörle mücadeleye katılmasını talep etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonuna (DMUK) katılmaması için tehdit eden videolu bir açıklama yayınladı. Bu açıklama, özellikle Suriye'de 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından siyasi ve askeri sahnede DEAŞ’ın da aralarında bulunduğu radikal örgütlerin dinamiklerini etkileyen radikal değişikliklerin yaşanması nedeniyle örgütün tehditlerini gerçekleştirme kabiliyeti konusunda soru işaretleri yarattı. Zira DEAŞ, varlığını güçlendirmek ve çeşitli bölgelerdeki hücrelerini harekete geçirmek için eski rejimin çöküşünden kaynaklanan istikrarsızlıktan faydalanmaya çalışabilir.

Bu makale, DEAŞ'ın geçtiğimiz aralık ayından bugüne kadar olan dönemdeki faaliyetlerinin bir incelemesi olup, örgütün eylemlerini, stratejilerini, karşılaştığı zorlukları ve ABD'nin Suriye topraklarından çekilmesinin örgütün Şam’daki yeni yönetime yönelik tehditlerini gerçekleştirme kabiliyetini ne ölçüde etkilediğini ele alıyor.

Aralık 2024'ten bu yana DEAŞ faaliyetleri

DEAŞ, Esed rejiminin düşmesinin ardından Suriye’nin Badiye (çöl) bölgesindeki (Humus, Hama, Rakka ve Deyrizor arasında kalan bölge) güvenlik boşluğundan faydalanarak saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu bölge, engebeli arazisi ve kontrol edilmesinin zorluğu nedeniyle DEAŞ için, 2019 yılında kontrol ettiği toprakları kaybetmesinden bu yana güvenli bir sığınak oldu.

Rakka'nın güneyinde iki kişinin öldüğü bir saldırı ve Şaer Gaz Sahası’nın hedef alındığı ve saha müdürünün öldüğü bir başka saldırı da dâhil olmak üzere, yüksek profilli eylemler gerçekleştirdi. Gelen haberler DEAŞ’ın 2024 yılı boyunca İran destekli milislere karşı yaklaşık 100, eski rejime bağlı güçlere karşı 300 ve Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı 300 saldırı gerçekleştirdiğini ve aralık ayından sonra da istikrarsız bölgelerde benzer bir hızda devam ettiğini gösteriyor.

SDG lideri Mazlum Abdi 12 Aralık 2024'te DEAŞ’ın yeniden dirilişi konusunda uyarmış ve rejimin çöküşünden sonra grupların durumu yeniden düzenlemekle meşgul olmasından faydalanan DEAŞ hücrelerinin Badiye bölgesinden SDG’nin kontrolündeki bölgelere doğru hareket ettiğine işaret etmişti. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geçtiğimiz şubat ayında yayınlanan bir rapor, DEAŞ’ın Esed rejiminin düşüşünden faydalanarak saldırılarını artırdığına ve çoğu Suriye'de olmak üzere Suriye ve Irak'ta bin 500 ila 3 bin üyesi olduğuna işaret etti. DEAŞ’ın eski üyelerini kurtarmak ve gençleri örgüt saflarına katmak için el-Hol Kampı’na sızması ve örgütün karmaşık saldırılar planlama kabiliyetini artırmasıyla birlikte artan istihbarat faaliyetleri de dikkati çekti.

Yeni Suriye hükümeti 11 Aralık 2024'te Şam'daki Seyyide Zeynep türbesine yapılması planlanan bir saldırının engellendiğini ve DEAŞ’a bağlı bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından 16 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen hava saldırılarında DEAŞ’ın 12 üyesi ve liderleri öldürüldü. Öte yandan 19 Aralık'ta Deyrizor'da DEAŞ’ın üst düzey isimlerden biri daha öldürülürken 23 Aralık'taki bir hava saldırısında DEAŞ’a ait bir silah kamyonu hedef alındı.

 Ocak ayında SDG ABD’nin desteklediği bir operasyonla bir saldırı hücresinin liderinin tutukladı. Yeni Suriye hükümeti, 16 Şubat 2025'te Seyyide Zeynep türbesini hedef alma girişimi ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) komutanlarından birine suikast düzenlenmesi de dahil olmak üzere bazı saldırıları planlamakla suçlanan Ebu el-Haris el-Irakî’nin tutuklandığını duyurdu.

Yeni Suriye hükümeti 11 Aralık 2024'te Şam'daki Seyyide Zeynep türbesine yapılması planlanan bir saldırının engellendiğini ve DEAŞ’a bağlı bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. CENTCOM tarafından 16 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen hava saldırılarında DEAŞ’ın 12 üyesi ve liderleri öldürüldü.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre DEAŞ'ın yeni Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen bölgelerdeki faaliyetleri büyük oranda azaldı. Bazı haberlere göre yüzde 100'e kadar geriledi. SDG bölgelerinde geçtiğimiz ocak ve şubat aylarında yüzde 80 oranında azaldı ve sadece iki saldırı gerçekleştirebildi.

Bu düşüşün sebebi olarak başta ABD’nin düzenlediği hava saldırıları olmak üzere DMUK’un askeri baskısına ve yeni hükümetin hücreleri çökertme çabaları gösterildi. Ancak gözlemciler, örgütün gizli bir stratejiye geçmesi ve faaliyetlerini yeniden Irak'a taşımaya çalışması nedeniyle bu düşüşün geçici olabileceğini söylüyor.

ABD bölgeden çekilmeden önce ortamı hazırlıyor

İsrail gazetesi Yediot Aharonot'un 15 Nisan 2025 tarihli sayısında bir haberine göre ABD’li güvenlik yetkilileri, İsrail'in ABD'yi bölgeden çekilme kararından vazgeçirme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından iki ay içinde başlayacak olan Suriye'den kademeli çekilme konusunda İsrailli askeri kurumları bilgilendirdi.

Bazı kaynaklar da ABD'nin Suriye'den Irak'a doğru ağır askeri teçhizatlarını taşıdığını ve Irak-Suriye sınırında iki askeri üs bulunduracağını belirtiyor.

fgtrhyu
Yeni Suriye yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin üyeleri, ülkenin güneyindeki Dera’nin es-Sanameyn ilçesinde geniş çaplı bir askeri harekât sırasında, 5 Mart 2025 (AFP)

Ancak ABD, DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engelleyecek bir güvenlik ortamı yaratmak için bazı ihtiyati tedbirler almış gibi görünüyor. Beşşar Esed 8 Aralık 2024 tarihinde Moskova'ya kaçarken, ABD savaş uçakları Suriye'nin orta kesimlerindeki Badiye bölgesinde bulunan DEAŞ’ın büyük eğitim kampının altyapısına en az 75 hava saldırısı düzenledi. ABD, geçtiğimiz şubat ayı ortalarında Türkiye, Ürdün, Irak, Suriye ve Lübnan arasında varılan DEAŞ'a karşı ortak iş birliği mekanizmasına ilişkin bir anlaşmayı destekledi. Bu sayede Ankara, ABD'nin Suriye'den çekilmesi karşılığında PKK'nın Suriye'deki kolu olarak gördüğü, SDG’nin omurgasını oluşturan Kürt ağırlıklı Halk Koruma Birlikleri'ne (YPG) verilen desteğin sona erdirilmesine ilişkin bir başka hedefe ulaşmayı ve böylece DEAŞ’la mücadele yükünün yukarıda bahsi geçen ülkeler tarafından üstlenilmesini amaçlıyor.

ABD ayrıca SDG'ye, 10 Mart 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile SDG lideri Abdi arasında, ABD'nin Suriye'den çekilmesinden sonra Şam ile SDG arasında çatışma çıkmamasını sağlayacak şekilde Abdi'nin Şam hükümetinde yer almasını öngören bir anlaşma imzalanması için baskı yaptı.

ABD, DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engelleyecek bir güvenlik ortamı yaratmak için bazı ihtiyati tedbirler almış gibi görünüyor.

DMUK ile yeni Şam hükümeti arasında güvenlik koordinasyonu için iletişim hatlarının açılmasının yanında Suriye hükümetine bağlı güçler, şubat ayı ortalarında DEAŞ'ın üst düzey komutanı Ebu el-Haris el-Irakî'nin sağ olarak ele geçirildiğini duyurdu. Iraki’nin sorgusundan elde edilen istihbarat, DEAŞ'ın ikinci komutanı Abdullah Mekki er-Rifai’nin (Ebu Hatice) bir ay sonra ABD ve Irak ortaklığında gerçekleştirilen bir askeri operasyonda öldürülmesine doğrudan yol açarak iki taraf arasındaki koordinasyon düzeyini yansıttı. DMUK tarafından Şam hükümetine sağlanan bilgiler sayesinde DEAŞ’ın 11 Ocak 2025'te Şam’ın kırsal kesiminde yer alan Seyyide Zeynep türbesine düzenlenmeyi planladığı terör saldırısı engellendi ve olaya karışanlar tutuklandı.

DEAŞ stratejilerinin zorluklar karşısındaki yetersizliği

DEAŞ, yeniden düzenli askeri operasyonlar düzenlemeye başlayamadığı gibi coğrafi alanları veya şehirleri de kontrolü altına alamadı. Planlama ve uygulama konusunda merkezi bir komutanlığa bağlı olmadan bağımsız hareket eden dağınık hücrelere dayanmak gibi bazı stratejiler dahilinde faaliyet göstermeye devam etmesi coğrafi alanları kontrol etmek yerine ani saldırılar ve suikastlar düzenlemeye odaklanan bu hücrelerin izlenmesini zorlaştırıyor.

frtghy
Suriye'nin el- Hol Kampı’ndaki kadın ve çocuklar SDG tarafından korunuyor (AFP)

DEAŞ’ın el-Hol gibi kamplardaki gençleri saflarına katma faaliyetlerine devam etmesi ve yeni üyeler kazanmak için sosyal ve ekonomik alandaki sıkıntıları kullanması, örgütün insan kaynağı sıkıntısı çektiği gösteriyor.

DEAŞ, üst düzey liderlerini kaybettikten sonra, gizliliğini korumak için ‘Ebu Hafs el-Haşimi el-Kuraşi’ gibi takma isimler kullanarak liderlerini kamuoyu önüne daha çıkarmaya başladı. DEAŞ ayrıca özellikle Deyrizor, Rakka ve Halep'in bazı bölgelerinde nüfuzunu artırmak için yeni Suriyeli gruplar ve SDG arasındaki gerilimlerden faydalanmaya çalışsa da şimdiye kadar tüm girişimleri başarısız oldu.

DEAŞ’ın karşılaştığı güçlükler

DEAŞ, kendini yeniden kurma kabiliyetini sınırlayan bir dizi zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklardan biri de SDG ve bazı yerel gruplar tarafından desteklenen ve devam eden ABD hava saldırıları. Bu saldırılar DEAŞ'ı Suriye’nin Badiye bölgesinin içlerine çekilmeye zorlarken büyük ölçekli saldırılar gerçekleştirme kabiliyetini de azalttı. Yeni Suriye hükümeti de DEAŞ'a karşı sağlam bir politika benimsedi. Özellikle rejimi deviren grupların örgütle mücadelede yüksek uzmanlığa ve saflarına sızma konusunda büyük bir yeteneğe sahip olması nedeniyle, saldırıları engellemek için başarılı güvenlik operasyonları yürüttü. Büyüklükleriyle orantılı olarak Sünni ağırlıklı bir hükümetin yükselişi de DEAŞ'ın Suriye'deki Sünni mağduriyetinden faydalanmaya yönelik taktiksel retoriğinin zayıflamasına katkıda bulundu. Böylece DEAŞ, Suriye rejiminin mezhepçi tutumlarını öne sürerek saflarına üye toplamak için kullandığı gerekçeleri kaybetti.

Özellikle Suriye'de kötüleşen ekonomik durum ve devletin DEAŞ’la mücadele kabiliyetini geliştirmesini sınırlayan uluslararası yaptırımların gölgesinde DEAŞ'ın saflarını yeniden düzenlemesinin engellenmesi en büyük zorluk olmaya devam ediyor.

DEAŞ kayda değer saldırılar gerçekleştirmiş olsa da DMUK ve yeni Suriye hükümetinin askeri baskısı, SDG'yi Suriye hükümetine entegre etme konusundaki koordinasyonları ve anlaşmaları ile DEAŞ’ın iç zorlukları, büyük ölçekli eylemlerde bulunma veya tehditlerini gerçekleştirme kabiliyetini zayıflattı.

Ancak özellikle Suriye'de kötüleşen ekonomik durum ve devletin DEAŞ’la mücadele kabiliyetini geliştirmesini sınırlayan uluslararası yaptırımların gölgesinde DEAŞ'ın saflarını yeniden düzenlemesinin engellenmesi en büyük zorluk olmaya devam ediyor.

Buna karşın İsrail ve İran'ın Suriye’ye yönelik müdahalelerinin durdurulmasının yanı sıra güvenlik teşkilatlarının ve askeri kurumların inşasının tamamlanması, Suriye topraklarının birleşmesi, kapsayıcı bir şekilde siyasi geçişin sağlanması, yaptırımların kaldırılması, zarar gören bölgelerin yeniden inşası ve el-Hol Kampı gibi kamplardaki tutukluların sorunlarının ele alınmasıyla güvenliğin artırılmasına çalışmak, DEAŞ’ın geri dönüş tehdidini azaltmak için atılacak en önemli adımlar olacaktır.



Arakçi’den ABD’ye sert uyarı: İran’a saldırı bölgesel savaşı tetikler

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Arakçi’den ABD’ye sert uyarı: İran’a saldırı bölgesel savaşı tetikler

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çarşamba günü ABD’ye yönelik şimdiye kadarki en sert ve doğrudan uyarısını yaparak, İslam Cumhuriyeti’nin “yeniden bir saldırıya uğraması halinde elindeki tüm imkânlarla karşılık vereceğini” söyledi.

Uluslararası bağlam ve ABD’nin askerî hareketliliği

Arakçi’nin açıklamaları, ülkesindeki protestoların bastırılması nedeniyle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na davetinin geri çekildiği bir dönemde geldi. Aynı zamanda, Asya’dan Ortadoğu’ya doğru ilerleyen bir ABD uçak gemisi taarruz grubunun bölgeye yöneldiği belirtiliyor. Buna paralel olarak, Karayipler’deki geniş çaplı bir ABD askerî konuşlanmasının ardından Venezuela’da Nicolas Maduro’nun ABD güçlerince gözaltına alınmasıyla eş zamanlı şekilde, Ortadoğu’da da Amerikan savaş uçakları ve askerî teçhizatının hareketliliği dikkat çekiyor.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı analizde Arakçi, “şiddetli kargaşa evresinin 72 saatten kısa sürdüğünü” savunarak, yaşanan şiddetin sorumluluğunu yeniden “silahlı göstericilere” yükledi. Ancak internet kesintisine rağmen İran’dan sızan görüntülerde, güvenlik güçlerinin çoğu silahsız görünen göstericilere defalarca gerçek mermi kullandığı görülüyor; Arakçi bu iddialara değinmedi.

Haziran ayında İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunan Arakçi, “İran’ın Haziran 2025’te gösterdiği itidalin aksine, güçlü silahlı kuvvetlerimizin yeni bir saldırı halinde sahip olduğumuz her şeyle karşılık verme konusunda en küçük bir tereddüdü yoktur. Bu bir tehdit değil; bir diplomat ve eski bir savaşçı olarak savaştan nefret ettiğim için, açıkça iletmem gerektiğini hissettiğim bir gerçektir” ifadelerini kullandı.

Arakçi, “Herhangi bir kapsamlı çatışma kesinlikle sert olacak ve İsrail ile onun vekillerinin Beyaz Saray’a pazarlamaya çalıştığı hayali zaman çizelgelerinden çok daha uzun sürecektir. Böyle bir çatışma, bölge geneline yayılacak ve dünyanın dört bir yanındaki sıradan insanlar üzerinde etkiler yaratacaktır” değerlendirmesinde bulundu.


Uluslararası baskı artarken İran gözaltı kampanyasını yoğunlaştırıyor

Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)
Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)
TT

Uluslararası baskı artarken İran gözaltı kampanyasını yoğunlaştırıyor

Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)
Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)

İran’da son protesto dalgasının ardından gözaltı kampanyası yoğunlaştırıldı. Ülke, insan hakları örgütlerinin binlerce kişinin hayatını kaybettiğini söylediği baskı politikaları nedeniyle ciddi uluslararası baskılarla karşı karşıya bulunurken, internet erişiminin kesilmesi de sürüyor.

Bu gelişmeler, Tahran yönetiminin söz konusu olayları ‘isyancı eylemler ve terör’ olarak nitelendirerek ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu bir dönemde yaşanıyor. İnsan hakları örgütleri ise güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu binlerce kişinin öldüğünü savunuyor.

İran medyası dün hükümet yetkililerine dayandırdığı haberlerde, güvenlik birimlerinin resmî söyleme göre ABD ve İsrail tarafından yönlendirilen ‘terör eylemlerine’ karıştıkları iddiasıyla bazı kişileri gözaltına aldığını aktardı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre protesto gösterileri büyük ölçüde gerilerken, Tahran merkezindeki Büyük Çarşı’da bulunan çok sayıda dükkân dün yoğun güvenlik önlemleri altında yeniden açıldı.

Sosyal medyada paylaşılan yeni görüntülerde ise askerî kıyafet ve teçhizat giyen kişilerin İran’daki bir sokakta halkı korkutmaya yönelik eylemler gerçekleştirdiği, ‘Lebbeyk ya Hamaney’ ve ‘Ya Haydar’ sloganları attığı ve silah seslerinin duyulduğu görüldü.

zxcdfg
Tahran'daki halk protestoları sırasında yakılan bir binanın yanındaki köprüden geçen İranlı bir kadın (AFP)

İran devlet televizyonu dün, ülkenin orta kesimindeki İsfahan’da ‘ABD-Siyonist fitnesi’ suçlamasıyla 73 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Açıklamada, ülke genelindeki toplam gözaltı sayısına ilişkin bilgi verilmedi.

Tahran’da ise yargıya bağlı Mizan Online internet sitesi, savcılığın aralarında sporcular ve oyuncuların da bulunduğu 25 kişi ile 60 kafe hakkında dava açtığını bildirdi. Söz konusu kişi ve işletmeler, ‘terör çağrılarına doğrudan ya da dolaylı destek’ ile suçlanırken, bazı sanıklara ait mal varlıklarına el konuldu. Açıklamada, mahkûm edilen kişilerin kamuya ve özel mülkiyete verilen zararları tazmin etmekle yükümlü olacağına işaret edildi.

Bu gelişmeler, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei’nin protestolarla bağlantılı tutukluların dosyalarının hızla ele alınması gerektiğini vurgulamasının ardından yaşandı. Yargı yetkilileri, gözaltı sayısının soruşturmaların tamamlanmasının ardından açıklanacağını bildirdi.

Polis ise pazartesi günü, ‘isyan eylemlerine karıştığı’ belirtilen kişilere üç gün içinde teslim olmaları çağrısında bulunarak, teslim olanlara yönelik ‘esneklik’ gösterileceği vaadinde bulundu.

Resmî ve kapsamlı bir istatistiğin bulunmadığı ülkede, Tesnim Haber Ajansı geçen hafta yaklaşık 3 bin kişinin gözaltına alındığını bildirdi. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise protestoların başlamasından bu yana 26 bin 127 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ülkede ‘idam cezasının sistematik biçimde bir korkutma aracı olarak kullanıldığına’ dikkat çekerek, protestocuların idam edilme ihtimaline ilişkin endişelerin arttığını söyledi.

İnsan hakları örgütleri ayrıca, ülkenin kuzeyindeki Reşt kentinde 19 yaşındaki bir futbolcunun protestolara katıldığı gerekçesiyle idama mahkûm edildiğini bildirdi. Gencin, sivil giyimli güvenlik görevlilerinin üst araması sırasında vücudunda saçma izleri tespit edilmesinin ardından gözaltına alındığı belirtildi.

Ölü sayısında olası artış

Merkezi Oslo’da bulunan İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), iletişim kısıtlamaları nedeniyle ölü sayısının doğrulanmasının halen son derece güç olduğunu bildirdi. Örgüt, mevcut bilgilerin protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının, medyada yer alan ve 20 bine kadar çıkan en yüksek tahminleri dahi aşabileceğine işaret etti.

Aktarılan raporlara göre, şu ana kadar 4 bin 29 ölüm teyit edildi. IHR ise son verilerinin en az 3 bin 428 protestocunun öldürüldüğünü gösterdiğini ve bu rakamların BM tarafından da referans alındığını açıkladı.

IHR Direktörü Mahmud Emiri Mukaddem, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının ‘medyadaki en yüksek tahminleri aşabileceğini’ belirterek, yaşananları ‘çağımızın en büyük protestocu katliamlarından biri’ olarak nitelendirdi.

HRANA ise dün yaptığı açıklamada, protestolar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının en az 4 bin 484’e ulaştığını duyurdu. Bu rakamın, İran’da son on yıllarda yaşanan herhangi bir protesto dalgası ya da toplumsal karışıklıkta kaydedilen can kayıplarından daha yüksek olduğu belirtildi.

dfghy
9 Ocak'ta Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösterilerden (AP)

IHR, bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı açıklamasında, Şiraz’daki tutukluların büyük bölümünün, saçma mermileriyle yaralandığını, cezaevinde ise bazı kişilerin yaraları nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynak, yaralıları tedavi etmekte ısrar ettiği için Caferzade adlı bir doktorun, yaralıların tedavi edilmemesi yönündeki talimatlara uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındığını aktardı.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, yabancı medya kuruluşlarının yayımladığı rakamları ‘yalan’ olarak nitelendirdi. Kesin bir sayı vermeyen Azizi, 3 bin 709 güvenlik görevlisinin yaralandığını söyledi.

Azizi, hayatını kaybedenler arasında olaylarla ilgisi olmayan kişilerin de bulunduğunu ifade ederek, güvenlik birimlerinin ölü sayısına ilişkin kesin rakamları açıklamasının inceleme ve analiz gerektirdiğini savundu. Açıklanan rakamların, yabancı basında yer alan sayılardan çok daha düşük olduğunu öne sürdü.

Başta İran Dini Lideri Ali Hamaney olmak üzere bazı yetkililer ise ölü sayısının ‘birkaç bin’ olduğunu dile getirmişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Danışmanı Hamid Rıza Mukaddemfer, devlet televizyonuna verdiği röportajda, ‘çatışmaların benzeri görülmemiş düzeyde olduğunu’ belirterek, güvenlik güçlerinin şiddetli saldırılara maruz kaldığını ve bazı mensuplarının ‘vahşi yöntemlerle’ öldürüldüğünü söyledi. Mukaddemfer, şiddet olaylarını İsrail’e bağlayarak, şiddetin bazı yönleriyle DEAŞ’ı dahi aştığını iddia etti.

Meşhed’deki olaylara da değinen Mukaddemfer, son iki haftadaki protestolar sırasında bir aşamada İmam Rıza Türbesi’ni neredeyse tamamen çevreleyen bir kalabalığın oluştuğunu ileri sürdü. Karşıt unsurların dinî mekânları ateşe verdiğini öne süren Mukaddemfer, bu kişilerin Meşhed’de İmam Rıza Türbesi’ni adeta kuşattığını savunarak, bunun sokaklardaki yoğun katılımı gösterdiğini ifade etti.

Mukaddemfer, ‘fitnenin ana senaryosunun ölüler yaratmak üzerine kurulu olduğu anlaşıldıktan sonra polis ve Besic güçlerine hiçbir şekilde silah ya da gerçek mermi kullanma izni verilmediğini’ iddia etti.

İnternet ve iletişim

İranlı yetkililerin geniş çaplı internet kesintisi uygulamasının üzerinden 12 gün geçmesine rağmen, iletişim üzerindeki sıkı kısıtlamalar sürüyor. Bağımsız izleme kuruluşlarının rapor ve güncellemelerine göre, küresel ağlara erişim hâlâ büyük ölçüde sınırlı durumda.

İnternet izleme kuruluşu NetBlocks, verilerin ‘beyaz liste’ politikasının uygulandığını gösterdiğini belirterek, bu yöntemle yalnızca belirli kurum ve kesimlerin kısıtlamaları aşabildiğini bildirdi.

Tesnim Haber Ajansı ise bazı yerel mesajlaşma uygulamalarının yeniden devreye alındığını, yurt dışına arama yapılabildiğini ve kısa mesaj gönderilebildiğini, ancak gelen arama ve mesajların alınamadığını aktardı.

NetBlocks, internet kesintisinin 280 saati aşkın süredir devam ettiğini ve bunun İran’da iletişimin kısıtlandığı en uzun dönemlerden biri olduğunu açıkladı. Resmî kaynaklar, dijital ekonominin günlük kaybının yaklaşık 3,8 trilyon tümen olduğunu tahmin ediyor.

Artan uluslararası baskı

İran genelindeki protestolara yönelik sert baskıların ardından Tahran ile Washington arasındaki gerilim tırmanırken, ABD Başkanı, baskı olaylarının Washington’dan bir karşılık gerektirebileceği uyarısında bulundu.

Donald Trump, cumartesi günü İran Dini Lideri Ali Hamaney’in yaklaşık 40 yıldır süren iktidarının sona ermesi çağrısında bulundu. Politico’ya verdiği röportajda Trump, Hamaney’i ‘ülkesini doğru şekilde yönetmesi ve insanları öldürmeyi bırakması gereken hasta bir adam’ olarak nitelendirerek, “İran’da yeni bir liderlik arayışının zamanı geldi” dedi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA) ise İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na dayandırdığı haberinde, Dini Lider Ali Hamaney’i hedef alan herhangi bir saldırının ‘tüm İslam dünyasıyla savaş ilanı anlamına geleceğini’ bildirdi. Haberde, böyle bir durumda din âlimlerinden cihat fetvası çıkmasının ve ‘Müslüman askerlerin’ dünyanın dört bir yanında karşılık vermesinin bekleneceği ifade edildi.

Daha sonra İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Ebu’l-Fazl Şekarçi yazılı bir açıklama yaparak, “Trump, liderimize uzanacak herhangi bir saldırgan elin yalnızca kesilmeyeceğini, onların dünyasının da ateşe verileceğini çok iyi biliyor” ifadesini kullandı.

Washington’dan açıklama yapan İran’ın son şahının oğlu Rıza Pehlevi ise İran halkını ‘hazırlıklı olmaya’ çağırdı. Pehlevi, dini lideri ‘İran karşıtı bir suçlu’ olarak nitelendirerek, mevcut yönetimin ‘dökülen her damla kanın hesabını vereceğini’ söyledi.

Rıza Pehlevi, kendisini muhalefetin lideri olarak tanıtırken, protestoların 8 Ocak’ta ailesinin adının atıldığı kalabalıkları gösteren videoların yayılmasıyla büyük ölçüde tırmanmasından önce de gösteri çağrısında bulunmuştu.

Pehlevi, geçen hafta sonu için protesto çağrısını yineledi. Hafta sonunda yer yer gösteriler düzenlendiğine dair haberler çıkarken, Pehlevi dün X platformunda yaptığı paylaşımda İranlılara ‘hazırlıklı olmaları’ çağrısında bulunarak, “Sokaklara dönüş anı gelecek” ifadesini kullandı.

Dış cephede ise Tahran, söz konusu baskı politikaları nedeniyle ciddi bir uluslararası yalnızlıkla karşı karşıya bulunuyor. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin dün İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenmesi planlanan zirveye katılımını, zamanın ‘uygun olmadığı’ gerekçesiyle iptal etti.

Arakçi, karara tepki olarak yaptığı açıklamada, kararın ‘İsrail ve ABD kaynaklı yalanlar ile siyasi baskılara’ dayandığını söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de Birleşik Krallık ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkelerinin talebi üzerine, İran’daki insan hakları durumunun kötüleşmesini ele almak üzere cuma günü acil bir toplantı yapılacağını duyurdu. Komiserlik, ülke genelinde endişe verici şiddet olayları, protestoculara yönelik baskılar ve uluslararası insan hakları hukukunun ihlal edildiğine dair güvenilir raporlar bulunduğunu belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Avrupa Birliği’nin (AB), ‘süregelen vahşi baskılara’ yanıt olarak İran’a yönelik yaptırımların sertleştirilmesini ve insansız hava araçları (İHA) ile füze teknolojilerine ilişkin ilave ihracat yasakları getirilmesini önerdiğini açıkladı.

Moskova’da konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin yaptırım tehditlerine rağmen Rusya’nın İran ile ticari faaliyetleri durdurmak için herhangi bir neden görmediğini ve bu faaliyetleri uygun gördüğü şekilde sürdürmeye devam edeceğini söyledi.

Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın 12 Ocak’ta yaptığı ve İran ile ticari faaliyette bulunan her ülkenin, ABD ile olan ticaretinde yüzde 25 gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacağını duyurmasının ardından geldi.


İran, dini liderin hedef alınması halinde cihat ilan etmekle tehdit ediyor

Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan İran Merkez Bankası (Bank Melli) şubesi (AFP)
Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan İran Merkez Bankası (Bank Melli) şubesi (AFP)
TT

İran, dini liderin hedef alınması halinde cihat ilan etmekle tehdit ediyor

Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan İran Merkez Bankası (Bank Melli) şubesi (AFP)
Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan İran Merkez Bankası (Bank Melli) şubesi (AFP)

Uluslararası baskının artmasıyla birlikte yetkililer protestoculara yönelik baskıyı genişletirken, İran parlamentosu, Yüksek Lider Ali Hamaney'e saldırılması halinde "cihat" fetvası yayınlamakla tehdit etti.

Devlet medyası, parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Yüksek Lideri hedef almanın "savaş ilanı" olarak değerlendirileceğini ve "dünya çapındaki din alimlerinden cihat fetvasına ve İslam askerlerinden karşılık gelmesine" yol açacağını söylediğini belirtti.

Bu uyarı, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da yeni bir liderlik arayışı olasılığına işaret ettiği açıklamalarının ardından geldi.

Sahada yetkililer, İsfahan'da onlarca kişinin gözaltına alındığını ve Tahran'da 25 oyuncu ve sporcu ile 60 kafeye karşı "ayaklanmaya ve terörizme teşvik" suçlamasıyla dava açıldığını ve mallarına el konulduğunu açıkladı. BM İnsan Hakları Konseyi, İran'daki kötüleşen insan hakları durumunu görüşmek üzere cuma günü acil bir toplantı düzenleyeceğini duyurdu.