DEAŞ’tan Cumhurbaşkanı Şara'ya tehdit: DEAŞ Suriye'de ne kadar güçlü?

DEAŞ gizli bir stratejiye geçiyor

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
TT

DEAŞ’tan Cumhurbaşkanı Şara'ya tehdit: DEAŞ Suriye'de ne kadar güçlü?

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Şam'da askeri grupların liderleriyle bir araya geldi, 21 Aralık 2024 (Reuters)

Abbas Şerife

DEAŞ, 20 Nisan 2025 tarihinde ABD'nin Suriye hükümetinden terörle mücadeleye katılmasını talep etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonuna (DMUK) katılmaması için tehdit eden videolu bir açıklama yayınladı. Bu açıklama, özellikle Suriye'de 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından siyasi ve askeri sahnede DEAŞ’ın da aralarında bulunduğu radikal örgütlerin dinamiklerini etkileyen radikal değişikliklerin yaşanması nedeniyle örgütün tehditlerini gerçekleştirme kabiliyeti konusunda soru işaretleri yarattı. Zira DEAŞ, varlığını güçlendirmek ve çeşitli bölgelerdeki hücrelerini harekete geçirmek için eski rejimin çöküşünden kaynaklanan istikrarsızlıktan faydalanmaya çalışabilir.

Bu makale, DEAŞ'ın geçtiğimiz aralık ayından bugüne kadar olan dönemdeki faaliyetlerinin bir incelemesi olup, örgütün eylemlerini, stratejilerini, karşılaştığı zorlukları ve ABD'nin Suriye topraklarından çekilmesinin örgütün Şam’daki yeni yönetime yönelik tehditlerini gerçekleştirme kabiliyetini ne ölçüde etkilediğini ele alıyor.

Aralık 2024'ten bu yana DEAŞ faaliyetleri

DEAŞ, Esed rejiminin düşmesinin ardından Suriye’nin Badiye (çöl) bölgesindeki (Humus, Hama, Rakka ve Deyrizor arasında kalan bölge) güvenlik boşluğundan faydalanarak saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu bölge, engebeli arazisi ve kontrol edilmesinin zorluğu nedeniyle DEAŞ için, 2019 yılında kontrol ettiği toprakları kaybetmesinden bu yana güvenli bir sığınak oldu.

Rakka'nın güneyinde iki kişinin öldüğü bir saldırı ve Şaer Gaz Sahası’nın hedef alındığı ve saha müdürünün öldüğü bir başka saldırı da dâhil olmak üzere, yüksek profilli eylemler gerçekleştirdi. Gelen haberler DEAŞ’ın 2024 yılı boyunca İran destekli milislere karşı yaklaşık 100, eski rejime bağlı güçlere karşı 300 ve Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı 300 saldırı gerçekleştirdiğini ve aralık ayından sonra da istikrarsız bölgelerde benzer bir hızda devam ettiğini gösteriyor.

SDG lideri Mazlum Abdi 12 Aralık 2024'te DEAŞ’ın yeniden dirilişi konusunda uyarmış ve rejimin çöküşünden sonra grupların durumu yeniden düzenlemekle meşgul olmasından faydalanan DEAŞ hücrelerinin Badiye bölgesinden SDG’nin kontrolündeki bölgelere doğru hareket ettiğine işaret etmişti. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geçtiğimiz şubat ayında yayınlanan bir rapor, DEAŞ’ın Esed rejiminin düşüşünden faydalanarak saldırılarını artırdığına ve çoğu Suriye'de olmak üzere Suriye ve Irak'ta bin 500 ila 3 bin üyesi olduğuna işaret etti. DEAŞ’ın eski üyelerini kurtarmak ve gençleri örgüt saflarına katmak için el-Hol Kampı’na sızması ve örgütün karmaşık saldırılar planlama kabiliyetini artırmasıyla birlikte artan istihbarat faaliyetleri de dikkati çekti.

Yeni Suriye hükümeti 11 Aralık 2024'te Şam'daki Seyyide Zeynep türbesine yapılması planlanan bir saldırının engellendiğini ve DEAŞ’a bağlı bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından 16 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen hava saldırılarında DEAŞ’ın 12 üyesi ve liderleri öldürüldü. Öte yandan 19 Aralık'ta Deyrizor'da DEAŞ’ın üst düzey isimlerden biri daha öldürülürken 23 Aralık'taki bir hava saldırısında DEAŞ’a ait bir silah kamyonu hedef alındı.

 Ocak ayında SDG ABD’nin desteklediği bir operasyonla bir saldırı hücresinin liderinin tutukladı. Yeni Suriye hükümeti, 16 Şubat 2025'te Seyyide Zeynep türbesini hedef alma girişimi ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) komutanlarından birine suikast düzenlenmesi de dahil olmak üzere bazı saldırıları planlamakla suçlanan Ebu el-Haris el-Irakî’nin tutuklandığını duyurdu.

Yeni Suriye hükümeti 11 Aralık 2024'te Şam'daki Seyyide Zeynep türbesine yapılması planlanan bir saldırının engellendiğini ve DEAŞ’a bağlı bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. CENTCOM tarafından 16 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen hava saldırılarında DEAŞ’ın 12 üyesi ve liderleri öldürüldü.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre DEAŞ'ın yeni Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen bölgelerdeki faaliyetleri büyük oranda azaldı. Bazı haberlere göre yüzde 100'e kadar geriledi. SDG bölgelerinde geçtiğimiz ocak ve şubat aylarında yüzde 80 oranında azaldı ve sadece iki saldırı gerçekleştirebildi.

Bu düşüşün sebebi olarak başta ABD’nin düzenlediği hava saldırıları olmak üzere DMUK’un askeri baskısına ve yeni hükümetin hücreleri çökertme çabaları gösterildi. Ancak gözlemciler, örgütün gizli bir stratejiye geçmesi ve faaliyetlerini yeniden Irak'a taşımaya çalışması nedeniyle bu düşüşün geçici olabileceğini söylüyor.

ABD bölgeden çekilmeden önce ortamı hazırlıyor

İsrail gazetesi Yediot Aharonot'un 15 Nisan 2025 tarihli sayısında bir haberine göre ABD’li güvenlik yetkilileri, İsrail'in ABD'yi bölgeden çekilme kararından vazgeçirme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından iki ay içinde başlayacak olan Suriye'den kademeli çekilme konusunda İsrailli askeri kurumları bilgilendirdi.

Bazı kaynaklar da ABD'nin Suriye'den Irak'a doğru ağır askeri teçhizatlarını taşıdığını ve Irak-Suriye sınırında iki askeri üs bulunduracağını belirtiyor.

fgtrhyu
Yeni Suriye yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin üyeleri, ülkenin güneyindeki Dera’nin es-Sanameyn ilçesinde geniş çaplı bir askeri harekât sırasında, 5 Mart 2025 (AFP)

Ancak ABD, DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engelleyecek bir güvenlik ortamı yaratmak için bazı ihtiyati tedbirler almış gibi görünüyor. Beşşar Esed 8 Aralık 2024 tarihinde Moskova'ya kaçarken, ABD savaş uçakları Suriye'nin orta kesimlerindeki Badiye bölgesinde bulunan DEAŞ’ın büyük eğitim kampının altyapısına en az 75 hava saldırısı düzenledi. ABD, geçtiğimiz şubat ayı ortalarında Türkiye, Ürdün, Irak, Suriye ve Lübnan arasında varılan DEAŞ'a karşı ortak iş birliği mekanizmasına ilişkin bir anlaşmayı destekledi. Bu sayede Ankara, ABD'nin Suriye'den çekilmesi karşılığında PKK'nın Suriye'deki kolu olarak gördüğü, SDG’nin omurgasını oluşturan Kürt ağırlıklı Halk Koruma Birlikleri'ne (YPG) verilen desteğin sona erdirilmesine ilişkin bir başka hedefe ulaşmayı ve böylece DEAŞ’la mücadele yükünün yukarıda bahsi geçen ülkeler tarafından üstlenilmesini amaçlıyor.

ABD ayrıca SDG'ye, 10 Mart 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile SDG lideri Abdi arasında, ABD'nin Suriye'den çekilmesinden sonra Şam ile SDG arasında çatışma çıkmamasını sağlayacak şekilde Abdi'nin Şam hükümetinde yer almasını öngören bir anlaşma imzalanması için baskı yaptı.

ABD, DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engelleyecek bir güvenlik ortamı yaratmak için bazı ihtiyati tedbirler almış gibi görünüyor.

DMUK ile yeni Şam hükümeti arasında güvenlik koordinasyonu için iletişim hatlarının açılmasının yanında Suriye hükümetine bağlı güçler, şubat ayı ortalarında DEAŞ'ın üst düzey komutanı Ebu el-Haris el-Irakî'nin sağ olarak ele geçirildiğini duyurdu. Iraki’nin sorgusundan elde edilen istihbarat, DEAŞ'ın ikinci komutanı Abdullah Mekki er-Rifai’nin (Ebu Hatice) bir ay sonra ABD ve Irak ortaklığında gerçekleştirilen bir askeri operasyonda öldürülmesine doğrudan yol açarak iki taraf arasındaki koordinasyon düzeyini yansıttı. DMUK tarafından Şam hükümetine sağlanan bilgiler sayesinde DEAŞ’ın 11 Ocak 2025'te Şam’ın kırsal kesiminde yer alan Seyyide Zeynep türbesine düzenlenmeyi planladığı terör saldırısı engellendi ve olaya karışanlar tutuklandı.

DEAŞ stratejilerinin zorluklar karşısındaki yetersizliği

DEAŞ, yeniden düzenli askeri operasyonlar düzenlemeye başlayamadığı gibi coğrafi alanları veya şehirleri de kontrolü altına alamadı. Planlama ve uygulama konusunda merkezi bir komutanlığa bağlı olmadan bağımsız hareket eden dağınık hücrelere dayanmak gibi bazı stratejiler dahilinde faaliyet göstermeye devam etmesi coğrafi alanları kontrol etmek yerine ani saldırılar ve suikastlar düzenlemeye odaklanan bu hücrelerin izlenmesini zorlaştırıyor.

frtghy
Suriye'nin el- Hol Kampı’ndaki kadın ve çocuklar SDG tarafından korunuyor (AFP)

DEAŞ’ın el-Hol gibi kamplardaki gençleri saflarına katma faaliyetlerine devam etmesi ve yeni üyeler kazanmak için sosyal ve ekonomik alandaki sıkıntıları kullanması, örgütün insan kaynağı sıkıntısı çektiği gösteriyor.

DEAŞ, üst düzey liderlerini kaybettikten sonra, gizliliğini korumak için ‘Ebu Hafs el-Haşimi el-Kuraşi’ gibi takma isimler kullanarak liderlerini kamuoyu önüne daha çıkarmaya başladı. DEAŞ ayrıca özellikle Deyrizor, Rakka ve Halep'in bazı bölgelerinde nüfuzunu artırmak için yeni Suriyeli gruplar ve SDG arasındaki gerilimlerden faydalanmaya çalışsa da şimdiye kadar tüm girişimleri başarısız oldu.

DEAŞ’ın karşılaştığı güçlükler

DEAŞ, kendini yeniden kurma kabiliyetini sınırlayan bir dizi zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklardan biri de SDG ve bazı yerel gruplar tarafından desteklenen ve devam eden ABD hava saldırıları. Bu saldırılar DEAŞ'ı Suriye’nin Badiye bölgesinin içlerine çekilmeye zorlarken büyük ölçekli saldırılar gerçekleştirme kabiliyetini de azalttı. Yeni Suriye hükümeti de DEAŞ'a karşı sağlam bir politika benimsedi. Özellikle rejimi deviren grupların örgütle mücadelede yüksek uzmanlığa ve saflarına sızma konusunda büyük bir yeteneğe sahip olması nedeniyle, saldırıları engellemek için başarılı güvenlik operasyonları yürüttü. Büyüklükleriyle orantılı olarak Sünni ağırlıklı bir hükümetin yükselişi de DEAŞ'ın Suriye'deki Sünni mağduriyetinden faydalanmaya yönelik taktiksel retoriğinin zayıflamasına katkıda bulundu. Böylece DEAŞ, Suriye rejiminin mezhepçi tutumlarını öne sürerek saflarına üye toplamak için kullandığı gerekçeleri kaybetti.

Özellikle Suriye'de kötüleşen ekonomik durum ve devletin DEAŞ’la mücadele kabiliyetini geliştirmesini sınırlayan uluslararası yaptırımların gölgesinde DEAŞ'ın saflarını yeniden düzenlemesinin engellenmesi en büyük zorluk olmaya devam ediyor.

DEAŞ kayda değer saldırılar gerçekleştirmiş olsa da DMUK ve yeni Suriye hükümetinin askeri baskısı, SDG'yi Suriye hükümetine entegre etme konusundaki koordinasyonları ve anlaşmaları ile DEAŞ’ın iç zorlukları, büyük ölçekli eylemlerde bulunma veya tehditlerini gerçekleştirme kabiliyetini zayıflattı.

Ancak özellikle Suriye'de kötüleşen ekonomik durum ve devletin DEAŞ’la mücadele kabiliyetini geliştirmesini sınırlayan uluslararası yaptırımların gölgesinde DEAŞ'ın saflarını yeniden düzenlemesinin engellenmesi en büyük zorluk olmaya devam ediyor.

Buna karşın İsrail ve İran'ın Suriye’ye yönelik müdahalelerinin durdurulmasının yanı sıra güvenlik teşkilatlarının ve askeri kurumların inşasının tamamlanması, Suriye topraklarının birleşmesi, kapsayıcı bir şekilde siyasi geçişin sağlanması, yaptırımların kaldırılması, zarar gören bölgelerin yeniden inşası ve el-Hol Kampı gibi kamplardaki tutukluların sorunlarının ele alınmasıyla güvenliğin artırılmasına çalışmak, DEAŞ’ın geri dönüş tehdidini azaltmak için atılacak en önemli adımlar olacaktır.



Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.


Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi hedeflemiyor

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
TT

Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi hedeflemiyor

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini söyledi.

İran devlet televizyonunun aktardığına göre Şemhani, Tahran’ın önceki beş müzakere turunda bu tutumunu açıkça dile getirdiğini belirterek, karşı tarafın da buna karşılık adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarına ilişkin kesin bilginin bulunmadığını belirterek, “Stok enkaz altında kaldı. Güvenlik riskleri nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim olmadı” dedi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile temasların sürdüğünü kaydeden Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine yönelik görüşmelerin, güvenlik koşulları gözetilerek devam ettiğini söyledi.

Şemhani ayrıca, İran’ın başka taraflarla değil, yalnızca ABD ile doğrudan ve pratik müzakerelere hazır olduğunu yineledi.

Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında nükleer görüşmelerin yeniden başlatılabileceğine dair işaretlerin arttığı bir dönemde geldi. Amerikan ve İranlı kaynaklar, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’nin, bölgesel arabuluculuk çabaları kapsamında cuma günü İstanbul’da bir araya gelebileceğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump da dün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, ABD’ye ait savaş gemilerinin İran’a doğru ilerlediğini söylemiş, Washington’un Tahran ile görüşmeler yürüttüğünü ifade etmişti. Trump, bir anlaşmaya varılmasını tercih ettiklerini, aksi halde “olumsuz sonuçlar” yaşanabileceğini dile getirmişti.


Rusya, nükleer kısıtlamaların olmadığı yeni bir dünyaya "hazır"

Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
TT

Rusya, nükleer kısıtlamaların olmadığı yeni bir dünyaya "hazır"

Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov bugün yaptığı açıklamada, Moskova'nın bu hafta sona erecek Yeni START anlaşmasının ardından nükleer silah kısıtlamalarının olmadığı bir dünyanın yeni gerçekliğine hazır olduğunu söyledi.

Ryabkov, ABD'nin Grönland'a çok sayıda füze savunma sistemi konuşlandırması durumunda Rusya'nın askeri alanda telafi edici önlemler almak zorunda kalacağını ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitry Peskov dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Kiev ve Washington ile ikinci tur görüşmeler için kararlaştırılan yeni tarihe katılacağını belirtti. Peskov, ABD arabuluculuğunda Ukrayna krizine ilişkin görüşmelerin bir sonraki turunun 4 ve 5 Şubat tarihlerinde Abu Dabi'de yapılacağını söyledi. "Bunu teyit ediyoruz... ve Ukrayna krizini çözmek için çalışmaya devam etmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin ertelenme nedenine ilişkin bir soruya yanıt olarak Peskov, "Konu, üç tarafın programlarının daha fazla gözden geçirilmesini ve koordinasyonunu gerektirdi ve bu da toplantının ertelenmesini zorunlu kıldı" dedi. Peskov, Moskova'nın "müzakerelere açık olduğunu" vurguladı. "Mevcut gruplar içinde çalışmalar devam ediyor ve biz bu çalışmaları memnuniyetle karşılıyoruz ve Ukrayna'daki krizi çözmek için devam etmeye hazırız."

Sözcü, "Moskova'nın Ukrayna ile temas konusundaki tutumu kesindir" diye belirtti. Bu bağlamda, sözcü, "(Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir) Zelenskiy, cumhurbaşkanlığı düzeyinde doğrudan temas öneriyor ve cumhurbaşkanımız da herhangi bir görüşmenin Moskova'da yapılması şartıyla bunun mümkün olduğunu söyledi" dedi.

Peskov, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik hava saldırılarını askıya alma kararına değinerek, "Daha önce belirtilenlere ekleyecek bir şeyimiz yok. 1 Şubat tarihi, hava saldırılarının geçici olarak askıya alınması olarak ele alındı" dedi.