İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

Patlamada ölü sayısı 65'e yükselirken 138 yaralı hala hastanede tedavi görüyor.

TT

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran İçişleri Bakanı İskender Mümini Pazartesi günü yaptığı açıklamada geçtiğimiz Cumartesi günü ülkenin en büyük ticari limanında meydana gelen patlamanın “ihmal” ve güvenlik önlemlerine uyulmamasından kaynaklandığını söyledi. Bugün yayınlanan son bilançoya göre 65 kişinin ölümüne neden olan yangını itfaiyeciler üç gündür söndürmeye çalışıyor.

Mümini devlet televizyonuna şu açıklamalarda bulundu: “Bazı suçlular tespit edildi ve tutuklandı... Özellikle güvenlik önlemlerine uyulmaması ve sivil savunma açısından ihmaller olmak üzere eksiklikler vardı." Recai limanını ziyareti sırasında yaptığı açıklamada gerekli tedbirlerin alınacağını ve herhangi bir düzeyde görevlerini ihmal eden tarafların sorumlu tutulacağını söyledi.

Görgü tanıkları olay günü saat 12:04'te, kesin nedeni henüz belirlenemeyen küçük bir alevin fark edildiği yaklaşık bir dakika içinde yangının güçlü bir şekilde yayıldığı ve büyük bir patlamanın meydana geldiğini belirttiler.

Soruşturmaların güvenlik prosedürlerine uyum, sivil savunmanın etkinliği ve yanıcı maddelerin beyanının doğruluğuna odaklanacağını söyledi.

Kanıt ve ön belgeleri toplamak ve patlamanın koşullarına ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere özel bir komite kurulduğunu duyurdu.

Parlamento komitesi

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Tüm yetkililerin tutumu peşin hükümlü sonuçlardan kaçınmaktır” dedi. Yetkililerin kazanın nedenlerini araştırdığını söyleyen Arif, hükümetin ilk fırsatta kazanın nedenleri hakkında doğru bilgi vermeyi planladığını da sözlerine ekledi.

İran Meclis Başkanı Recai limanına milletvekillerinden oluşan bir heyet gönderdi. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dört komitenin patlamayla ilgili herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını incelediğini söyledi.

Kalibaf X platformunda yaptığı açıklamada denetim, güvenlik ve yargı kurumları ile parlamentonun dört ihtisas komitesinin (altyapı, ulusal güvenlik, içişleri ve sağlık) üyelerinin “olayda herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını ortaya çıkarmak için kapsamlı bir soruşturma yürütmek” üzere çalıştıklarını belirterek patlamada herhangi bir ihmal ya da kasıt varsa bunu kamuoyuna duyurma sözü verdi.

Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Eje, soruşturma sonuçlarının hızlı bir şekilde açıklanması gerektiğini söyledi ve başsavcıya güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla işbirliği içinde Mina Recai dosyasını acil ve kararlı bir şekilde takip etmesi ve herhangi bir kurum ya da kademede herhangi bir hata tespit edilmesi halinde yasal işlem başlatması talimatını verdi.

Milletvekili Sara Fallahi, “Olayın nedeni tespit edilmiştir ve Ulusal Güvenlik Komitesi'nin raporunda ele alınacaktır” dedi. Parlamento heyetinin raporunu Salı ya da Çarşamba günü sunması bekleniyor.

Yangın söndürme operasyonu

Açıklamalar, itfaiyeciler yangını kontrol altına almaya çalışırken ve patlamanın temel nedenini belirlemeye yönelik soruşturmaların tamamlanmasını beklerken geldi.

Patlamanın nedeni hemen anlaşılamadı, ancak limanın gümrük ofisi büyük olasılıkla tehlikeli ve kimyasal maddelerin depolandığı bir depoda çıkan yangının sonucu olduğunu söyledi.

Sosyal medyada yayınlanan kamera görüntüleri olayın küçük bir yangın ve turuncudan kahverengiye dönen bir dumanla başladığını ve ardından bir alev topunun patladığını gösteriyor. Yangın bir depoya yığılmış konteynırlarda şiddetlenirken, dumanın yanından küçük bir vinç geçiyor ve yakınlarda yürüyen adamlar görülüyor.

Küçük ateş ve dumanın ortaya çıkmasından yaklaşık bir dakika sekiz saniye sonra, yakınlardan araçlar geçerken alev topu patlıyor ve insanlar tehlikeden kaçarken görülüyor.

İran lideri Ali Hamaney facianın ardında “ihmal ya da kasıt” olup olmadığının belirlenmesi için kapsamlı bir soruşturma başlatılmasını emretti.

Bender Abbas'ın parlamentodaki milletvekili Fatime Cerara, patlamayla ilgili soruşturmanın iki ana olasılığı araştırması gerektiğini söyledi: İhmal ya da sabotaj.

Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma Basın Ajansı'na konuşan Cerara, “Nedeni ne olursa olsun, ister ihmal, ister dikkatsizlik, ister sabotaj olsun, şeffaflık gereklidir. Kamuoyuna dürüst ve net bilgi verilmeli ve olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği açıklanmalıdır” dedi.

Cerara ayrıca olayın zamanında rapor edilmediğini belirterek kamuoyunun bilgilendirilmesindeki gecikmeyi de eleştirdi.

Bir gün bir madenin çökmesi ve ertesi gün yeni bir kazaya tanık olmamız mantıklı olmadığını ifade eden Cerara ülkenin kriz yönetimi yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.

sdfvgthy
İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangının üçüncü gününde yoğun duman yükseliyor (AFP)

Patlama Cumartesi günü, dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı yakınlarındaki limanda meydana geldi.

İran devlet medyası, İran'ın en önemli konteyner limanı olan Bender Abbas'ta meydana gelen büyük patlamada ölü sayısının en az 65'e yükseldiğini bildirdi.

Resmi IRNA haber ajansı, Hürmüzgan eyaleti kriz yönetimi müdürü Mihrdad Hassanzadeh'e dayandırdığı haberinde “138 yaralı halen hastanede tedavi görüyor” dedi.

Limanda çok sayıda konteynerin karıştığı patlama ve yangınların ardından yaralı sayısı bini aştı.

Pazartesi sabahı devlet televizyonunda canlı olarak yayınlanan görüntülere göre, Recai limanındaki istiflenmiş konteynerlerin üzerinde hala yoğun siyah dumanlar yükseliyor.

İran televizyonu yangını söndürmek için çalışan yoğun itfaiyecilerin görüntülerini yayınladı ve hasarın yangın tamamen kontrol altına alındıktan sonra değerlendirileceğini söylerken, sahada istiflenmiş konteynerlerin üzerinde yükselen kalın duman bulutları görülebiliyordu.

Pazartesi gününün ilerleyen saatlerinde Hürmüzgan eyaletindeki Kızılay Derneği Başkanı Muhammed Salahşur İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Recai limanındaki yangının “tamamen kontrol altına alındığını ve söndürme çalışmalarının devam ettiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Pazar günü yakınlardaki güney şehri Bender Abbas'ta yaralıları kabul eden hastaneleri ziyaret etti.

Patlamadan bu yana yetkililer bölgedeki tüm okulların ve işyerlerinin kapatılmasını talimatını verdi ve bölge sakinlerini “bir sonraki duyuruya kadar” dışarı çıkmamaya ve koruyucu maske takmaya çağırdı.

Bu arada üç Rus uçağı da Bender Abbas'taki yangın söndürme ekiplerine katıldı. ı Mehr'in bildirdiğine göre, hava formasyonu iki ağır yük su bırakma uçağının yanı sıra bir komuta uçağını da içeriyor. İçişleri Bakanı daha sonra bunu yalanladı.

Bu gelişme Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Pazar günü taziyelerini sunmasının ve İran'a yangının söndürülmesi için yardım önerisinde bulunmasının ardından geldi.

İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, X platformunda attığı bir tweet'te Rus yetkililerin destek talebine derhal yanıt vererek gece boyunca iki B-200 ve bir Ilyushin-76 olmak üzere üç özel yangın söndürme uçağı gönderdiğini söyledi. Yardım ekipleriyle birlikte Recai limanındaki yangını kontrol altına almaya çalışıyor.

vfghyj
İtfaiyeciler İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangınla mücadele etmek için su hortumları kullanıyor (AFP)

Mesud Pezeşkiyan hükümetine yakın Cumhuri İslami gazetesi İran'da kötüleşen güvenlik durumunu eleştirdi.

Olayın ülkenin “güvenlik bağlamından ayrı tutulamayacağını” kaydeden gazete, “bu patlamanın statükoyu sona erdirecek bir dönüm noktası olup olmayacağını” sorguladı.

Gazete ayrıca olayı İran-ABD müzakerelerinin üçüncü turuyla ilişkilendirerek “İsrail'in müzakereleri engelleme girişimlerinin başarısız olması nedeniyle olaya karışmış olabileceğini” belirtti. Haberde bu tür olayların başka limanlarda da tekrarlanabileceği uyarısında bulunuldu.

Reformist Sobhe_no gazetesi, “gizemli” olayın bir sabotaj operasyonuna işaret edebileceğini söyledi. Gazete, olayın müzakereler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakerelere karşı açıklamasıyla aynı zamana denk gelen “siyasi zamanlamasının”, olayı şüpheli bir güvenlik mesajı haline getirebileceğini de sözlerine ekledi.

Sazandegi, olayın üzerinden iki gün geçmesine rağmen olayın nedeni hakkında kesin bir bilgi verilmemesini eleştirdi.

New York Times, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kaynağa dayandırdığı haberinde patlayan maddenin katı roket yakıtının ana maddesi olan sodyum perklorit olduğunu söyledi.

Savunma Bakanlığı sözcüsü Rıza Talay Nik daha sonra televizyona yaptığı açıklamada “Bölgede askeri yakıt ya da askeri kullanım amaçlı ithal ya da ihraç edilmiş herhangi bir sevkiyat söz konusu değildir” dedi.

Devlete ait ISNA haber ajansının bildirdiğine göre İran gümrüğü Pazartesi günü yaptığı açıklamada patlayan ve alev alan ithal sevkiyatın “gümrük gözetimi altında olmadığını ve sevkiyatın gümrükte beyan edildiğini gösteren bir gümrük beyanname numarası bulunmadığını” söyledi.

Açıklamada, “Bir sevkiyat limana ulaştığında, kargo manifestosu limana verilir ve ardından gümrük işlemlerinin tamamlanması için gümrüğe beyan edilir” denildi. “Bu sevkiyatın gümrük beyanname numarası yoktu ve sevkiyat ve gemi gümrüğün gözetimi altında değildi” denildi.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi milletvekili Sara Fallahi, Recai limanına varışta mal ve kargoların depolara aktarıldığını ve “denetimin ancak mal sahibi tarafından bir beyanname sunulduktan sonra yapıldığını” söyledi. “Tanımlanamayan mallar hiçbir koşulda ticari bölgeye girmemelidir” diyen Fallahi, “malların giriş ve çıkışının limanlarda X-ray cihazlarıyla kontrol edilmesi ve malların kaynaktan varış noktasına nasıl taşındığının teyit edilmesi gerektiğini” sözlerine ekledi.

Fallahi, “Patlama, çoğu tarım sektöründe olmak üzere yaklaşık 2 bin  konteyneri ve çok sayıda malı tahrip etti” dedi.

Patlama, İran ve ABD heyetlerinin Tahran'ın nükleer programına ilişkin üst düzey dolaylı görüşmeler için Maskat'ta bulundukları ve her iki tarafın da ilerlemeye katkıda bulunduğunu söylediği sırada meydana geldi.

İranlı yetkililer patlamayı bir kaza olarak değerlendiriyor gibi görünse de, patlama aynı zamanda İran'ın düşmanı İsrail ile yıllardır süren yeraltı savaşının arka planında meydana geldi.

Washington Post, İsrail'in 2020 yılında Recai limanını hedef alan bir siber saldırı gerçekleştirdiğini bildirdi.



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.