İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

Patlamada ölü sayısı 65'e yükselirken 138 yaralı hala hastanede tedavi görüyor.

TT

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran İçişleri Bakanı İskender Mümini Pazartesi günü yaptığı açıklamada geçtiğimiz Cumartesi günü ülkenin en büyük ticari limanında meydana gelen patlamanın “ihmal” ve güvenlik önlemlerine uyulmamasından kaynaklandığını söyledi. Bugün yayınlanan son bilançoya göre 65 kişinin ölümüne neden olan yangını itfaiyeciler üç gündür söndürmeye çalışıyor.

Mümini devlet televizyonuna şu açıklamalarda bulundu: “Bazı suçlular tespit edildi ve tutuklandı... Özellikle güvenlik önlemlerine uyulmaması ve sivil savunma açısından ihmaller olmak üzere eksiklikler vardı." Recai limanını ziyareti sırasında yaptığı açıklamada gerekli tedbirlerin alınacağını ve herhangi bir düzeyde görevlerini ihmal eden tarafların sorumlu tutulacağını söyledi.

Görgü tanıkları olay günü saat 12:04'te, kesin nedeni henüz belirlenemeyen küçük bir alevin fark edildiği yaklaşık bir dakika içinde yangının güçlü bir şekilde yayıldığı ve büyük bir patlamanın meydana geldiğini belirttiler.

Soruşturmaların güvenlik prosedürlerine uyum, sivil savunmanın etkinliği ve yanıcı maddelerin beyanının doğruluğuna odaklanacağını söyledi.

Kanıt ve ön belgeleri toplamak ve patlamanın koşullarına ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere özel bir komite kurulduğunu duyurdu.

Parlamento komitesi

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Tüm yetkililerin tutumu peşin hükümlü sonuçlardan kaçınmaktır” dedi. Yetkililerin kazanın nedenlerini araştırdığını söyleyen Arif, hükümetin ilk fırsatta kazanın nedenleri hakkında doğru bilgi vermeyi planladığını da sözlerine ekledi.

İran Meclis Başkanı Recai limanına milletvekillerinden oluşan bir heyet gönderdi. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dört komitenin patlamayla ilgili herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını incelediğini söyledi.

Kalibaf X platformunda yaptığı açıklamada denetim, güvenlik ve yargı kurumları ile parlamentonun dört ihtisas komitesinin (altyapı, ulusal güvenlik, içişleri ve sağlık) üyelerinin “olayda herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını ortaya çıkarmak için kapsamlı bir soruşturma yürütmek” üzere çalıştıklarını belirterek patlamada herhangi bir ihmal ya da kasıt varsa bunu kamuoyuna duyurma sözü verdi.

Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Eje, soruşturma sonuçlarının hızlı bir şekilde açıklanması gerektiğini söyledi ve başsavcıya güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla işbirliği içinde Mina Recai dosyasını acil ve kararlı bir şekilde takip etmesi ve herhangi bir kurum ya da kademede herhangi bir hata tespit edilmesi halinde yasal işlem başlatması talimatını verdi.

Milletvekili Sara Fallahi, “Olayın nedeni tespit edilmiştir ve Ulusal Güvenlik Komitesi'nin raporunda ele alınacaktır” dedi. Parlamento heyetinin raporunu Salı ya da Çarşamba günü sunması bekleniyor.

Yangın söndürme operasyonu

Açıklamalar, itfaiyeciler yangını kontrol altına almaya çalışırken ve patlamanın temel nedenini belirlemeye yönelik soruşturmaların tamamlanmasını beklerken geldi.

Patlamanın nedeni hemen anlaşılamadı, ancak limanın gümrük ofisi büyük olasılıkla tehlikeli ve kimyasal maddelerin depolandığı bir depoda çıkan yangının sonucu olduğunu söyledi.

Sosyal medyada yayınlanan kamera görüntüleri olayın küçük bir yangın ve turuncudan kahverengiye dönen bir dumanla başladığını ve ardından bir alev topunun patladığını gösteriyor. Yangın bir depoya yığılmış konteynırlarda şiddetlenirken, dumanın yanından küçük bir vinç geçiyor ve yakınlarda yürüyen adamlar görülüyor.

Küçük ateş ve dumanın ortaya çıkmasından yaklaşık bir dakika sekiz saniye sonra, yakınlardan araçlar geçerken alev topu patlıyor ve insanlar tehlikeden kaçarken görülüyor.

İran lideri Ali Hamaney facianın ardında “ihmal ya da kasıt” olup olmadığının belirlenmesi için kapsamlı bir soruşturma başlatılmasını emretti.

Bender Abbas'ın parlamentodaki milletvekili Fatime Cerara, patlamayla ilgili soruşturmanın iki ana olasılığı araştırması gerektiğini söyledi: İhmal ya da sabotaj.

Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma Basın Ajansı'na konuşan Cerara, “Nedeni ne olursa olsun, ister ihmal, ister dikkatsizlik, ister sabotaj olsun, şeffaflık gereklidir. Kamuoyuna dürüst ve net bilgi verilmeli ve olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği açıklanmalıdır” dedi.

Cerara ayrıca olayın zamanında rapor edilmediğini belirterek kamuoyunun bilgilendirilmesindeki gecikmeyi de eleştirdi.

Bir gün bir madenin çökmesi ve ertesi gün yeni bir kazaya tanık olmamız mantıklı olmadığını ifade eden Cerara ülkenin kriz yönetimi yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.

sdfvgthy
İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangının üçüncü gününde yoğun duman yükseliyor (AFP)

Patlama Cumartesi günü, dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı yakınlarındaki limanda meydana geldi.

İran devlet medyası, İran'ın en önemli konteyner limanı olan Bender Abbas'ta meydana gelen büyük patlamada ölü sayısının en az 65'e yükseldiğini bildirdi.

Resmi IRNA haber ajansı, Hürmüzgan eyaleti kriz yönetimi müdürü Mihrdad Hassanzadeh'e dayandırdığı haberinde “138 yaralı halen hastanede tedavi görüyor” dedi.

Limanda çok sayıda konteynerin karıştığı patlama ve yangınların ardından yaralı sayısı bini aştı.

Pazartesi sabahı devlet televizyonunda canlı olarak yayınlanan görüntülere göre, Recai limanındaki istiflenmiş konteynerlerin üzerinde hala yoğun siyah dumanlar yükseliyor.

İran televizyonu yangını söndürmek için çalışan yoğun itfaiyecilerin görüntülerini yayınladı ve hasarın yangın tamamen kontrol altına alındıktan sonra değerlendirileceğini söylerken, sahada istiflenmiş konteynerlerin üzerinde yükselen kalın duman bulutları görülebiliyordu.

Pazartesi gününün ilerleyen saatlerinde Hürmüzgan eyaletindeki Kızılay Derneği Başkanı Muhammed Salahşur İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Recai limanındaki yangının “tamamen kontrol altına alındığını ve söndürme çalışmalarının devam ettiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Pazar günü yakınlardaki güney şehri Bender Abbas'ta yaralıları kabul eden hastaneleri ziyaret etti.

Patlamadan bu yana yetkililer bölgedeki tüm okulların ve işyerlerinin kapatılmasını talimatını verdi ve bölge sakinlerini “bir sonraki duyuruya kadar” dışarı çıkmamaya ve koruyucu maske takmaya çağırdı.

Bu arada üç Rus uçağı da Bender Abbas'taki yangın söndürme ekiplerine katıldı. ı Mehr'in bildirdiğine göre, hava formasyonu iki ağır yük su bırakma uçağının yanı sıra bir komuta uçağını da içeriyor. İçişleri Bakanı daha sonra bunu yalanladı.

Bu gelişme Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Pazar günü taziyelerini sunmasının ve İran'a yangının söndürülmesi için yardım önerisinde bulunmasının ardından geldi.

İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, X platformunda attığı bir tweet'te Rus yetkililerin destek talebine derhal yanıt vererek gece boyunca iki B-200 ve bir Ilyushin-76 olmak üzere üç özel yangın söndürme uçağı gönderdiğini söyledi. Yardım ekipleriyle birlikte Recai limanındaki yangını kontrol altına almaya çalışıyor.

vfghyj
İtfaiyeciler İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangınla mücadele etmek için su hortumları kullanıyor (AFP)

Mesud Pezeşkiyan hükümetine yakın Cumhuri İslami gazetesi İran'da kötüleşen güvenlik durumunu eleştirdi.

Olayın ülkenin “güvenlik bağlamından ayrı tutulamayacağını” kaydeden gazete, “bu patlamanın statükoyu sona erdirecek bir dönüm noktası olup olmayacağını” sorguladı.

Gazete ayrıca olayı İran-ABD müzakerelerinin üçüncü turuyla ilişkilendirerek “İsrail'in müzakereleri engelleme girişimlerinin başarısız olması nedeniyle olaya karışmış olabileceğini” belirtti. Haberde bu tür olayların başka limanlarda da tekrarlanabileceği uyarısında bulunuldu.

Reformist Sobhe_no gazetesi, “gizemli” olayın bir sabotaj operasyonuna işaret edebileceğini söyledi. Gazete, olayın müzakereler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakerelere karşı açıklamasıyla aynı zamana denk gelen “siyasi zamanlamasının”, olayı şüpheli bir güvenlik mesajı haline getirebileceğini de sözlerine ekledi.

Sazandegi, olayın üzerinden iki gün geçmesine rağmen olayın nedeni hakkında kesin bir bilgi verilmemesini eleştirdi.

New York Times, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kaynağa dayandırdığı haberinde patlayan maddenin katı roket yakıtının ana maddesi olan sodyum perklorit olduğunu söyledi.

Savunma Bakanlığı sözcüsü Rıza Talay Nik daha sonra televizyona yaptığı açıklamada “Bölgede askeri yakıt ya da askeri kullanım amaçlı ithal ya da ihraç edilmiş herhangi bir sevkiyat söz konusu değildir” dedi.

Devlete ait ISNA haber ajansının bildirdiğine göre İran gümrüğü Pazartesi günü yaptığı açıklamada patlayan ve alev alan ithal sevkiyatın “gümrük gözetimi altında olmadığını ve sevkiyatın gümrükte beyan edildiğini gösteren bir gümrük beyanname numarası bulunmadığını” söyledi.

Açıklamada, “Bir sevkiyat limana ulaştığında, kargo manifestosu limana verilir ve ardından gümrük işlemlerinin tamamlanması için gümrüğe beyan edilir” denildi. “Bu sevkiyatın gümrük beyanname numarası yoktu ve sevkiyat ve gemi gümrüğün gözetimi altında değildi” denildi.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi milletvekili Sara Fallahi, Recai limanına varışta mal ve kargoların depolara aktarıldığını ve “denetimin ancak mal sahibi tarafından bir beyanname sunulduktan sonra yapıldığını” söyledi. “Tanımlanamayan mallar hiçbir koşulda ticari bölgeye girmemelidir” diyen Fallahi, “malların giriş ve çıkışının limanlarda X-ray cihazlarıyla kontrol edilmesi ve malların kaynaktan varış noktasına nasıl taşındığının teyit edilmesi gerektiğini” sözlerine ekledi.

Fallahi, “Patlama, çoğu tarım sektöründe olmak üzere yaklaşık 2 bin  konteyneri ve çok sayıda malı tahrip etti” dedi.

Patlama, İran ve ABD heyetlerinin Tahran'ın nükleer programına ilişkin üst düzey dolaylı görüşmeler için Maskat'ta bulundukları ve her iki tarafın da ilerlemeye katkıda bulunduğunu söylediği sırada meydana geldi.

İranlı yetkililer patlamayı bir kaza olarak değerlendiriyor gibi görünse de, patlama aynı zamanda İran'ın düşmanı İsrail ile yıllardır süren yeraltı savaşının arka planında meydana geldi.

Washington Post, İsrail'in 2020 yılında Recai limanını hedef alan bir siber saldırı gerçekleştirdiğini bildirdi.



Putin ve Arakçi İran’daki savaşı sonlandırma tekliflerinin perde arkasında ne konuştu?

Putin ve Arakçi arasındaki görüşme, yeni bir askeri tırmanışın önüne geçecek güvencelerin bulunmasını ele aldı (Görsel yapay zeka ile tasarlandı)
Putin ve Arakçi arasındaki görüşme, yeni bir askeri tırmanışın önüne geçecek güvencelerin bulunmasını ele aldı (Görsel yapay zeka ile tasarlandı)
TT

Putin ve Arakçi İran’daki savaşı sonlandırma tekliflerinin perde arkasında ne konuştu?

Putin ve Arakçi arasındaki görüşme, yeni bir askeri tırmanışın önüne geçecek güvencelerin bulunmasını ele aldı (Görsel yapay zeka ile tasarlandı)
Putin ve Arakçi arasındaki görüşme, yeni bir askeri tırmanışın önüne geçecek güvencelerin bulunmasını ele aldı (Görsel yapay zeka ile tasarlandı)

Said Tanios

İran nükleer dosyası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasındaki görüşmelerin gündeminde ön sıraya yerleşti. Yüzde 60 zenginleştirilmiş İran uranyumunun ‘muhafaza altına alınması’ meselesinde Moskova'nın üstlenebileceği role ilişkin teklifler masaya yatırıldı.

Putin ile Arakçi arasındaki görüşme aynı zamanda İran'ın Washington ile askıda kalan dosyaları birden fazla uluslararası tarafa dağıtma yönelimi çerçevesinde yeni bir askeri gerilimi önleyecek güvencelerin bulunmasını da ele aldı.

İran’ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, Arakçi'nin ziyaretinin ABD ile gerilimi sona erdirmeye yönelik diplomatik hareketler kapsamında değerlendirildiğini ve Rusya-İran iş birliğinin başta siyasi ve askeri alanlar olmak üzere güçlendirilmesini de kapsadığını teyit etti.

İran'ın önerileri

Sızdırılan diplomatik bilgilere göre, Arakçi, Moskova'ya ‘İran Dini Lideri’nden’ bir mesajla geldi. Bu mesaj, bölgedeki derin gerilimler ve Washington ile müzakerelerin çıkmaza girdiği bir ortamda Rusya'nın desteğini talep etmeyi amaçlıyor ve aşağıdaki noktalara odaklanıyor:

1- Nükleer dosyayı savaşın sona erdirilmesiyle ilişkilendirme girişimi:

Raporlar, Tahran'ın (Pakistan’ın arabuluculuğu ve ardından Moskova’nın aracılığıyla) üç aşamalı çözümü içeren bir teklif sunduğunu ortaya koydu. Bu teklif, nükleer dosyanın geçici olarak ertelenmesini, ABD ve İsrail saldırılarının sona erdirilmesini ve İran'a yönelik deniz ablukasının kaldırılmasını, bunun karşılığında Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı üzerinde mutabık kalınacak kolaylaştırıcı koşullar çerçevesinde açmasını öngörüyor.

İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumunun muhafaza altına alınması ve daha fazla uranyum zenginleştirilmemesine ilişkin güvenceler ile Rusya'nın her iki tarafça güvenilir bir garantör olarak üstlenebileceği rol çerçevesinde Moskova, 2015 yılında yaptığına benzer şekilde gerilimi azaltmak amacıyla İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu kendi topraklarına kabul etme ve depolama teklifini yeniledi. Bu mesele, Arakçi'nin Rus yetkililerle görüşmelerinin odak noktasını oluşturdu. Görüşmelerde 450 kilogramlık zenginleştirilmiş uranyumun İran toprakları dışına çıkarılmaması ve Buşehr reaktöründe bu reaktörü işleten Rus uzmanların gözetimi ve güvencesi altında muhafaza altına alınması seçeneği de ele alındı.

Savaşı tamamen sona erdirecek ve ABD ile İsrail'in gelecekte İran'a saldırı düzenlemeyeceğini güvence altına alacak bir uzlaşıya ulaşılmasının zorunluluğu, bu konuda Arakçi, ülkesinin söz konusu uzlaşının koşullarını ve nükleer ile askeri tesislerine yönelik saldırıların yinelenmeyeceğine dair güvenceleri müzakere etmeye hazır olduğunu teyit etti.

Moskova'daki Rus ve İranlı diplomatlar, Arakçi'nin ziyaretinin Rusya’nın desteği talep etmek, Tahran'ın konumunu güçlendirmek ve Batı baskıları karşısında Rusya'nın yardımıyla stratejik bir denge aramak amacıyla gerçekleştiği konusunda hemfikir.

Özetle İran’ın önerileri; bölgedeki savaşın durdurulmasına ve deniz geçiş yollarının açılmasına en yüksek önceliği tanıyan, buna karşılık nükleer dosyanın siyasallaştırılmamasını ve Rusya ile varılacaklar da dahil olmak üzere teknik mutabakatlar çerçevesinde tutulmasını, özellikle de yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun depolanması meselesini öngören bir ‘dosyaların dağıtılması’ girişimini kapsıyordu.

Silah amaçlı olmaksızın uranyum zenginleştirme

Üst düzey bir Rus diplomatik kaynağa göre Arakçi, Rus yetkililere Tahran'ın nükleer silah edinilmesini önlemeye yönelik her türlü anlaşmaya hazır olduğunu teyit etti.

Kaynak, Arakçi'nin şunları söylediğini belirtti:

"Defalarca vurguladığımız gibi nükleer programımızın barışçıl niteliğinden tam anlamıyla eminiz ve bu güveni 2015 nükleer anlaşmasında yaptığımız gibi dünyaya kanıtlamaktan çekinmeyiz. İran'ın nükleer silah edinmesini önlemeye yönelik her türlü anlaşmaya hazırız; zira nükleer silahların yasaklanmasının zorunluluğuna tam olarak inanıyoruz.”

svf
Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Dışişleri Bakanı Arakçi'yi kabul ederken (AFP)

Kaynağa göre Arakçi şöyle devam etti:

“Eğer ABD ile anlaşmanın amacı İran'ı meşru nükleer haklarından yoksun kılmaksa, doğal olarak böyle bir anlaşmaya hazır değiliz."

Kaynak, Tahran'ın Washington ile müzakerelere tam da bu mantıkla girdiğini ve birkaç turda yer aldığını da belirtti.

Arakçi, Rus yetkililere şunları söyledi:

“Görüşümüze göre bu teklif (dosyaların dağıtılması), bir anlaşmaya ulaşılmasının önünü açabilir. Siyonist yapının nükleer meseleye ilişkin hiçbir anlaşma istemediği, hatta müzakere ve diplomasiye da karşı çıktığı son derece açıktır. Nükleer görüşmelerin tam ortasında İran'a yapılan saldırı, Siyonist yapının her türlü müzakereye karşı olduğunun kanıtıdır.”

Moskova'nın kendi rolünün yeniden canlandırılmasını memnuniyetle karşılaması!

Rusya, ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya Devlet Başkanı Putin’in arabuluculuk teklifini görmezden geldiği ve son telefon görüşmesinde Putin'in yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyumun Rusya'ya nakledilmesi önerisine kulak tıkadığı bir dönemde, İran'ın onu uluslararası anlaşmazlıklarda arabulucu olarak yeniden devreye sokmasını memnuniyetle karşıladı.

Bu nedenle Putin, Arakçi ile görüşmesi sırasında ülkesinin Ortadoğu'da barışın bir an önce sağlanması için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğunu ilan etti; İran'ın bu zorlu dönemi onuruyla atlatmasını ve nihayetinde barışın hâkim olması dileğini de dile getirdi.

Putin ayrıca geçen hafta İran Yüce Rehberi Mücteba Hamaney'den bir mesaj aldığını açıkladı. Rus arabuluculuk rolünü Ortadoğu krizinde yeniden canlandıran bu mesaja karşılık olarak Arakçi'den mesaj için teşekkürlerini, sağlık ve refah dileklerini iletmesini istedi.

Görüşmenin önemine işaret eden bir ayrıntı olarak Putin ile Arakçi arasında yaklaşık iki saat süren toplantı, Boris Yeltsin Başkanlık Kütüphanesi'nde gerçekleşti.

Verimli görüşmeler

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a göre St. Petersburg'daki Putin-Arakçi görüşmeleri verimli ve yararlı geçti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise toplantının Ortadoğu'daki son durum göz önünde bulundurulduğunda son derece önemli olduğunu belirterek, "Bu görüşmelerin İran ve Ortadoğu’daki durumun nasıl gelişeceği açısından önemini abartmak güçtür" dedi.

Telegraph gazetesine göre İran, Arakçi'nin ziyareti sırasında uzun süredir beklenen S-400 Hava Savunma Sistemi’nin teslimatı sürecinin hızlandırılmasını talep etti. ABD saldırılarının İran hava savunma sistemindeki zayıf noktaları açığa çıkarması ve altyapısına ağır hasar vermesinin ardından bu talep özellikle aciliyet kazandı.

sdsewf
İran'da uranyum zenginleştirme düzeyinin yükseltilmesi uluslararası toplumun endişelerini artırıyor (AP)

Gazete, İran'ın Rusya'yı ABD ile müzakereleri görüşmek için güvenli bir platform olarak gördüğünü ve bunun Arakçi'yi Ortadoğu'daki ateşkesin başlamasından bu yana en önemli ziyaret niteliği taşıyan St. Petersburg görüşmesine yönelten birkaç nedenden biri olduğunu belirtti.

Gazeteye göre Rusya, Tahran'a savaşı sona erdirmek için olası tavizleri sosyal medya aracılığıyla bilgi sızıntısı korkusu olmadan müzakere edebileceği güvenli bir alan sunuyor. Çünkü Putin, karşılıklı uzlaşı olarak sunulmadan önce kamuoyuna sızdırılırsa siyasi skandala yol açabilecek olası tavizlerin kapalı bir kanalda görüşülmesine imkân tanıyor.

Bu tavizler arasında uranyum zenginleştirme düzeyleri, denetim sistemleri ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması yer alırken, bunların Arakçi tarafından önceden duyurulması halinde katı muhafazakarlardan ani ve sert bir tepkiyle karşılaşacağı değerlendiriliyor.

Telegraph gazetesi, İran Dışişleri Bakanı'nın Tahran'a Putin'in ustaca icra ettiği diplomatik nezaket ifadelerinden fazlasını taşımaya kararlı olduğunu değerlendirdi. Zira St. Petersburg'daki görüşmeler, 8 Nisan'da ilan edilen ABD-İran ateşkesinden bu yana İranlı yetkililerin, karar merkezleriyle gerçekleştirdiği en önemli toplantılardan biriydi.

Gazete, Tahran'ın yalnızca askeri teçhizat değil, aynı zamanda danışmanlık desteği aradığını, bunun yanı sıra sızıntı riski olmadan olası tavizleri görüşebileceği güvenli ve kapalı bir forum düzenlenmesini istediğini bildirdi. Bu yüzden İran, arabulucuları devre dışı bırakarak mesajlarını doğrudan hem Tahran hem de Washington'da nüfuz sahibi bir lidere iletiyor.

İranlı siyaset bilimci Rahman Kahramanpur'a göre Arakçi, yeni bir müzakere turu için geniş kapsamlı teklifler, koşullar ve kırmızı çizgiler oluşturmaya çalışıyor.

Kahramanpur, Arakçi'nin yeni bir müzakere turu için İran'ın genel teklifleri, koşulları ve kırmızı çizgilerini ilettiğini ve İran kurumunun bu kez bunları birleşik ve uzlaşıya dayalı bir formülü dile getirmeye çalıştığını vurguladı.

İran'ın müzakereleri deniz ablukasının kaldırılmasına ve belki de barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasına bağladığını da belirten Kahramanpur, Arakçi'nin yolculuğunun aynı anda hem bu mesajı ABD'ye iletmeyi hem de bölge ülkelerinin desteğini güvence altına almayı ya da kendi ifadesiyle ‘Tahran'ın tutumunu onlara ulaştırmayı’ hedeflediğini vurguladı.

Kahramanpur, Putin'in uluslararası konumundan hareketle Trump'a, Tahran'ın bizzat doğrudan ortaya koyması halinde kabul edilemez ya da tehlikeli bulunacak fikirleri aktarabildiğini ifade etti.

İran-Rusya koordinasyonu

Rusya'nın Tahran Büyükelçisi Kazım Celali, ülkesinin diplomatik adımlarını Rusya ile koordineli biçimde attığını teyit ederek şunları söyledi:

“Herhangi bir girişim söz konusu olursa iki taraf bunlar hakkında ve ortak girişimler konusunda da istişare ve görüşme yapacaktır."

Celali, iki dışişleri bakanının savaşın başlangıcından bu yana 11 telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini de belirtti.

Rus uzmanlar, Putin'in Mücteba Hamaney'i İran’ın Dini Lideri olarak tanımasının Tahran'daki iktidar içi siyasi çatışma üzerinde yansımaları olduğunu değerlendiriyor. Uzmanlar ayrıca İran'ın aynı zamanda Trump ile nasıl başa çıkılacağı konusunda Putin'in tavsiyelerine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Çünkü Rusya'nın Amerikan başkanının müzakere tarzı, pragmatik güdüleri ve iç siyasi kısıtlamalarıyla başa çıkma konusunda geniş bir deneyimi bulunuyor.

Putin, Trump'ın Washington'da olumsuz tepkiye yol açmadan diplomatik bir ‘zafer’ elde etme arzusunu tatmin edecek olası tavizlerin neler olabileceğini açıklığa kavuşturabilecek konumda.

Rus uzmanların görüşleri

Rusya Federasyonu Hükümeti'ne bağlı Finans Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Siyasi Bilgi Merkezi'nin baş analisti İvan Pyatibratov'a göre İran'ın mesajı, Rusya'nın arabuluculuğuyla ABD ile diyalogu yeniden başlatma girişimi olarak değerlendirilebilir. Ancak siyasi etkinliği şüpheli. Zira böyle bir gelişme Washington'ın temel hedeflerinin gerçekleştirilmesi anlamına gelmiyor.

Pyatibratov, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Trump'ın bu fırsatı değerlendirmesi pek olası değil. Bununla birlikte İran'ın teklifi, fiilen uzun süredir olmayan diyalog kapısını aralıyor. Anlaşmazlığın bu hafta çözüme kavuşmasını beklemiyorum ama genel olarak her iki taraf da müzakere zorunluluğundan söz ediyor ve bu olumlu bir gelişme.”

Siyasi Koşullar Merkezi Müdür Yardımcısı ve ‘Siyasi Olmayan Dünya’ projesinin yazarı Mihail Karyagin ise şunları söyledi: "ABD-İran çatışması hâlâ gündemin odağında yer almakta ve müzakereler yeni bir çıkmaza girmiş durumda. 27 Nisan'da İslamabad'da yapılması planlanan yeni Amerikan-İran toplantısı yerine Vladimir Putin ile Abbas Arakçi arasında St. Petersburg'da bir görüşme gerçekleşti. Görüşmenin kamuoyuna açık kısmının ayrıntılar açısından zengin olması beklenmiyor, ancak formatının kendisi birçok önemli sonuç içeriyor, zira Rusya bölgede önemli bir rol oynuyor" diyor.

Rusya Dış Politika ve Savunma Konseyi üyesi ve ekonomist Andrey Klimov, Rus gazetesi Parlamentskaya Gazeta’ya verdiği röportajda, Washington'ın bu müzakerelerde istikrarlı bir tutum sergilemediğini ve hâlâ da bu pozisyona sahip olmadığını vurguladı.

Klimov değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Kanımca Trump, Pakistan'da dehasının en son mucizesini dünyaya sergilemek ve 'mutlak gücünü' kanıtlamak istedi. Ancak İran söz konusu olduğunda işler planladığı gibi yürümedi. Bence Trump ve çevresinin İran'la girilen savaştan elde ettiği tek kazanım, sadece finansal piyasaları manipüle etmekten sağlanan çıkarlar."

Rus uzmanların büyük çoğunluğu, Ortadoğu'daki askeri gerilim sonucu fiyatların yükseldiği bir dönemde Trump'a yakın isimlerin bu şüpheli koşullardan yaklaşık 10 milyar dolar kazandığı konusunda hemfikir.

Uzmanlar, bu miktarın Amerikan bütçesine gelir değil, içeriden bilgiye sahip olanlara servet transferi anlamına geldiğini belirtmektedir. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu bilgiye ulaşmanın kolay bir iş olmadığı göz önüne alındığında failin Trump'a çok yakın biri olabileceği ihtimalini de dışlamıyorlar.

Öte yandan Rus siyaset uzmanı Aleksandr Dmitriev yaptığı değerlendirmede, "Moskova, Arakçi'nin ziyaretinin ardından Washington ve Tahran için önemli olan tüm meseleleri çözemez. Asıl mesele Trump'ın kendisinden çok çevresindekilerle ilgilidir. Cumhuriyetçi Parti temsilcilerinin ve genel olarak onu Amerika'da iktidara taşıyan kişilerin tutumları da buna dahil. Bu kişiler açısından ABD'nin iç durumu açıkça felakete doğru sürükleniyor. ABD Kongresi'nin her iki kanadında (Cumhuriyetçiler ve Demokratlar) çoğunluklarını koruma fırsatlarını fiilen yitiriyorlar ve aralarında derin iç çatışmalar yaşıyorlar. Dolayısıyla başlangıçta isteksiz görünseler de Rusya'nın arabuluculuğuna ihtiyaçları var” ifadelerini kullandı.

Dmitriev, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu grubun pek çok üyesi, hoşgörü ve ABD için tehdit oluşturabilecek her türlü yeni tehdit, savaş ya da jeopolitik macerayı reddetme sloganları taşıyarak siyasi kariyerlerini inşa etti. Ülkelerini neoliberal hileler ya da dış maceralar aracılığıyla değil, güçlü ve müreffeh kılmak istediler. Ancak bugün görüyoruz ki, 'Büyük Amerika'nın geri dönüşü' ufukta görünmüyor.”

Siyaset uzmanı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Öyle sanıyorum ki, geçtiğimiz yıldan bu yana siyasi çekiciliğini yitiren Trump'a karşı bir hayal kırıklığı hissi var. Trump döneminde Beyaz Saray'ın Ortadoğu'ya yaklaşımı bana ‘Kaos yarat, işe yararsa ondan faydalanırsın, işe yaramazsa başkasına devredersin’ izlenimi verdi. Açıkçası bunun hiçbir sonucu olmadı."

Anayasa uzmanı Sergey Romanov ise görüşünü şöyle dile getirdi:

“Bugün İran ile yürütülen müzakerelerin, en azından Amerikalı seçmenler gözünde Trump'ı ve ekibinin geri kalanını temize çıkaracak bir madde içermesi kuşkusuz önem taşıyor.  Beyaz Saray'ın bu konuda yoğun çaba harcadığını düşünüyorum. İranlıları tatmin edecek ve Washington'ın zafer olarak sunabileceği bir anlaşmaya ulaşmaları gerekiyor. Arakçi'nin ziyareti de bu çerçevede değerlendirilebilir. Rusya, Amerikan çıkmazını anlıyor ve Trump'a ağaçtan inmesi için bir merdiven uzatıp uluslararası arabulucu olarak nüfuzunu yeniden canlandırarak bu durumdan faydalanmaya çalışıyor."

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.


İsrail ordusu, Gazze'ye giden yardım gemilerini kuşattı

İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'ye giden yardım gemilerini kuşattı

İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmak ve oraya yardım ulaştırmak amacıyla bu ayın başlarında yola çıkan Sumud Filosu organizatörleri bugün İsrail Donanması'nın gemilerini uluslararası sularda kuşattığını ve bir kısmıyla iletişimin kesildiğini duyurdu.

Filonun organizatörleri tarafından gece yapılan açıklamada, “İsrail askeri gemileri, uluslararası sularda filoyu yasadışı biçimde kuşattı ve kaçırma ile şiddet kullanmaya dair tehditler savurdu” denildi. Açıklamada ayrıca "11 gemiyle iletişimin kesildiği" belirtildi.

Dün İsrail Ordu Radyosu, bir İsrail kaynağına dayandırdığı haberde İsrail'in kendi kıyılarından uzakta Gazze’ye doğru yol alan yardım gemilerini kontrol altına almaya başladığını bildirmişti. Haberde kaç gemiye müdahale edildiği ve gemilerin müdahale sırasındaki konumları belirtmedi.

Filo, son haftalarda Fransa'nın Marsilya, İspanya'nın Barselona ve İtalya'nın Sirakuza şehirlerinden hareket eden 50'den fazla gemiden oluşuyor. Filonun organizasyonuna ait internet sitesindeki canlı takip verilerine göre gemiler şu an Yunanistan'ın Girit Adası'nın batısında bulunuyor.

Filonun sosyal medya platformu X hesabından yapılan paylaşımda "Askeri botlar gemilerimizi durdurarak kendilerini 'İsrail'e ait' olarak tanıttı” denildi. Filonun organizatörleri, gemilerde bulunan kişilerin lazer ışınları ve yarı otomatik taarruz silahlarıyla hedef alındığını ve aktivistlere gemilerin ön tarafında toplanmaları ile dört ayak üstüne çömelmeleri emrinin verildiğini de belirtti.

İsrail Donanması, 2025 yılı sonunda İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg dahil olmak üzere aralarında siyasetçiler ve aktivistlerden oluşan yaklaşık 50 teknelik ilk filoya el koymuştu. Organizatörler ve Uluslararası Af Örgütü bunu yasadışı olarak nitelendirmişti.

Tüm mürettebat ve gemilerdekiler, İsrail tarafından gözaltına alınarak sınır dışı edilmişti.

Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi, 2007 yılından bu yana İsrail ablukası altında.


Lübnan’da Cumhurbaşkanı Avn ile Meclis Başkanı Berri arasında müzakere tartışması

Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
TT

Lübnan’da Cumhurbaşkanı Avn ile Meclis Başkanı Berri arasında müzakere tartışması

Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)

İsrail ile doğrudan müzakereler, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Meclis Başkanı Nebih Berri arasında sözlü tartışmaya neden oldu. Avn, bu alandaki tüm adımlarını Berri ve Başbakan Nevvaf Selam ile koordineli biçimde attığını söylerken Berri, Avn’ın ‘söylediklerinin doğru olmadığını’ öne sürerek sert tepki gösterdi.

Avn, İsrail'in önce ateşkesi tam anlamıyla uygulaması, ardından müzakerelere geçilmesi gerektiğini gerektiğini belirterek müzakerelerle ilgili her adımının ‘Berri ve Selam ile koordineli ve istişareli biçimde’ atıldığını vurguladı. Berri ise hiç vakit kaybetmeden verdiği yanıtta, “Avn'ın söyledikleri gerçeği yansıtmıyor, tabi buna başka bir şey demiyorsak” ifadelerini kullandı. Berri, bu değerlendirmenin 2024 yılının kasım ayında varılan ateşkes anlaşması ve müzakereler konusu için de geçerli olduğunu da ekledi.

Sahadaki gelişmelere gelince İsrail, ateş gücüyle Lübnan topraklarında bir ‘kırmızı hat’ dayattı. Bu hat, haftalarca önce ilan edilen sarı hat bölgesine paralel uzanarak onlarca Lübnan köyünü tehdit ediyor. Söz konusu geniş coğrafi alan, sınırdan 25 kilometre derinliğe kadar uzanırken aralıksız devam eden hava saldırılarına ve bölgenin tahliye edilmesi için yapılan uyarılara maruz kalıyor.