İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

Patlamada ölü sayısı 65'e yükselirken 138 yaralı hala hastanede tedavi görüyor.

TT

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran İçişleri Bakanı İskender Mümini Pazartesi günü yaptığı açıklamada geçtiğimiz Cumartesi günü ülkenin en büyük ticari limanında meydana gelen patlamanın “ihmal” ve güvenlik önlemlerine uyulmamasından kaynaklandığını söyledi. Bugün yayınlanan son bilançoya göre 65 kişinin ölümüne neden olan yangını itfaiyeciler üç gündür söndürmeye çalışıyor.

Mümini devlet televizyonuna şu açıklamalarda bulundu: “Bazı suçlular tespit edildi ve tutuklandı... Özellikle güvenlik önlemlerine uyulmaması ve sivil savunma açısından ihmaller olmak üzere eksiklikler vardı." Recai limanını ziyareti sırasında yaptığı açıklamada gerekli tedbirlerin alınacağını ve herhangi bir düzeyde görevlerini ihmal eden tarafların sorumlu tutulacağını söyledi.

Görgü tanıkları olay günü saat 12:04'te, kesin nedeni henüz belirlenemeyen küçük bir alevin fark edildiği yaklaşık bir dakika içinde yangının güçlü bir şekilde yayıldığı ve büyük bir patlamanın meydana geldiğini belirttiler.

Soruşturmaların güvenlik prosedürlerine uyum, sivil savunmanın etkinliği ve yanıcı maddelerin beyanının doğruluğuna odaklanacağını söyledi.

Kanıt ve ön belgeleri toplamak ve patlamanın koşullarına ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere özel bir komite kurulduğunu duyurdu.

Parlamento komitesi

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Tüm yetkililerin tutumu peşin hükümlü sonuçlardan kaçınmaktır” dedi. Yetkililerin kazanın nedenlerini araştırdığını söyleyen Arif, hükümetin ilk fırsatta kazanın nedenleri hakkında doğru bilgi vermeyi planladığını da sözlerine ekledi.

İran Meclis Başkanı Recai limanına milletvekillerinden oluşan bir heyet gönderdi. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dört komitenin patlamayla ilgili herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını incelediğini söyledi.

Kalibaf X platformunda yaptığı açıklamada denetim, güvenlik ve yargı kurumları ile parlamentonun dört ihtisas komitesinin (altyapı, ulusal güvenlik, içişleri ve sağlık) üyelerinin “olayda herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını ortaya çıkarmak için kapsamlı bir soruşturma yürütmek” üzere çalıştıklarını belirterek patlamada herhangi bir ihmal ya da kasıt varsa bunu kamuoyuna duyurma sözü verdi.

Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Eje, soruşturma sonuçlarının hızlı bir şekilde açıklanması gerektiğini söyledi ve başsavcıya güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla işbirliği içinde Mina Recai dosyasını acil ve kararlı bir şekilde takip etmesi ve herhangi bir kurum ya da kademede herhangi bir hata tespit edilmesi halinde yasal işlem başlatması talimatını verdi.

Milletvekili Sara Fallahi, “Olayın nedeni tespit edilmiştir ve Ulusal Güvenlik Komitesi'nin raporunda ele alınacaktır” dedi. Parlamento heyetinin raporunu Salı ya da Çarşamba günü sunması bekleniyor.

Yangın söndürme operasyonu

Açıklamalar, itfaiyeciler yangını kontrol altına almaya çalışırken ve patlamanın temel nedenini belirlemeye yönelik soruşturmaların tamamlanmasını beklerken geldi.

Patlamanın nedeni hemen anlaşılamadı, ancak limanın gümrük ofisi büyük olasılıkla tehlikeli ve kimyasal maddelerin depolandığı bir depoda çıkan yangının sonucu olduğunu söyledi.

Sosyal medyada yayınlanan kamera görüntüleri olayın küçük bir yangın ve turuncudan kahverengiye dönen bir dumanla başladığını ve ardından bir alev topunun patladığını gösteriyor. Yangın bir depoya yığılmış konteynırlarda şiddetlenirken, dumanın yanından küçük bir vinç geçiyor ve yakınlarda yürüyen adamlar görülüyor.

Küçük ateş ve dumanın ortaya çıkmasından yaklaşık bir dakika sekiz saniye sonra, yakınlardan araçlar geçerken alev topu patlıyor ve insanlar tehlikeden kaçarken görülüyor.

İran lideri Ali Hamaney facianın ardında “ihmal ya da kasıt” olup olmadığının belirlenmesi için kapsamlı bir soruşturma başlatılmasını emretti.

Bender Abbas'ın parlamentodaki milletvekili Fatime Cerara, patlamayla ilgili soruşturmanın iki ana olasılığı araştırması gerektiğini söyledi: İhmal ya da sabotaj.

Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma Basın Ajansı'na konuşan Cerara, “Nedeni ne olursa olsun, ister ihmal, ister dikkatsizlik, ister sabotaj olsun, şeffaflık gereklidir. Kamuoyuna dürüst ve net bilgi verilmeli ve olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği açıklanmalıdır” dedi.

Cerara ayrıca olayın zamanında rapor edilmediğini belirterek kamuoyunun bilgilendirilmesindeki gecikmeyi de eleştirdi.

Bir gün bir madenin çökmesi ve ertesi gün yeni bir kazaya tanık olmamız mantıklı olmadığını ifade eden Cerara ülkenin kriz yönetimi yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.

sdfvgthy
İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangının üçüncü gününde yoğun duman yükseliyor (AFP)

Patlama Cumartesi günü, dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı yakınlarındaki limanda meydana geldi.

İran devlet medyası, İran'ın en önemli konteyner limanı olan Bender Abbas'ta meydana gelen büyük patlamada ölü sayısının en az 65'e yükseldiğini bildirdi.

Resmi IRNA haber ajansı, Hürmüzgan eyaleti kriz yönetimi müdürü Mihrdad Hassanzadeh'e dayandırdığı haberinde “138 yaralı halen hastanede tedavi görüyor” dedi.

Limanda çok sayıda konteynerin karıştığı patlama ve yangınların ardından yaralı sayısı bini aştı.

Pazartesi sabahı devlet televizyonunda canlı olarak yayınlanan görüntülere göre, Recai limanındaki istiflenmiş konteynerlerin üzerinde hala yoğun siyah dumanlar yükseliyor.

İran televizyonu yangını söndürmek için çalışan yoğun itfaiyecilerin görüntülerini yayınladı ve hasarın yangın tamamen kontrol altına alındıktan sonra değerlendirileceğini söylerken, sahada istiflenmiş konteynerlerin üzerinde yükselen kalın duman bulutları görülebiliyordu.

Pazartesi gününün ilerleyen saatlerinde Hürmüzgan eyaletindeki Kızılay Derneği Başkanı Muhammed Salahşur İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Recai limanındaki yangının “tamamen kontrol altına alındığını ve söndürme çalışmalarının devam ettiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Pazar günü yakınlardaki güney şehri Bender Abbas'ta yaralıları kabul eden hastaneleri ziyaret etti.

Patlamadan bu yana yetkililer bölgedeki tüm okulların ve işyerlerinin kapatılmasını talimatını verdi ve bölge sakinlerini “bir sonraki duyuruya kadar” dışarı çıkmamaya ve koruyucu maske takmaya çağırdı.

Bu arada üç Rus uçağı da Bender Abbas'taki yangın söndürme ekiplerine katıldı. ı Mehr'in bildirdiğine göre, hava formasyonu iki ağır yük su bırakma uçağının yanı sıra bir komuta uçağını da içeriyor. İçişleri Bakanı daha sonra bunu yalanladı.

Bu gelişme Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Pazar günü taziyelerini sunmasının ve İran'a yangının söndürülmesi için yardım önerisinde bulunmasının ardından geldi.

İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, X platformunda attığı bir tweet'te Rus yetkililerin destek talebine derhal yanıt vererek gece boyunca iki B-200 ve bir Ilyushin-76 olmak üzere üç özel yangın söndürme uçağı gönderdiğini söyledi. Yardım ekipleriyle birlikte Recai limanındaki yangını kontrol altına almaya çalışıyor.

vfghyj
İtfaiyeciler İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangınla mücadele etmek için su hortumları kullanıyor (AFP)

Mesud Pezeşkiyan hükümetine yakın Cumhuri İslami gazetesi İran'da kötüleşen güvenlik durumunu eleştirdi.

Olayın ülkenin “güvenlik bağlamından ayrı tutulamayacağını” kaydeden gazete, “bu patlamanın statükoyu sona erdirecek bir dönüm noktası olup olmayacağını” sorguladı.

Gazete ayrıca olayı İran-ABD müzakerelerinin üçüncü turuyla ilişkilendirerek “İsrail'in müzakereleri engelleme girişimlerinin başarısız olması nedeniyle olaya karışmış olabileceğini” belirtti. Haberde bu tür olayların başka limanlarda da tekrarlanabileceği uyarısında bulunuldu.

Reformist Sobhe_no gazetesi, “gizemli” olayın bir sabotaj operasyonuna işaret edebileceğini söyledi. Gazete, olayın müzakereler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakerelere karşı açıklamasıyla aynı zamana denk gelen “siyasi zamanlamasının”, olayı şüpheli bir güvenlik mesajı haline getirebileceğini de sözlerine ekledi.

Sazandegi, olayın üzerinden iki gün geçmesine rağmen olayın nedeni hakkında kesin bir bilgi verilmemesini eleştirdi.

New York Times, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kaynağa dayandırdığı haberinde patlayan maddenin katı roket yakıtının ana maddesi olan sodyum perklorit olduğunu söyledi.

Savunma Bakanlığı sözcüsü Rıza Talay Nik daha sonra televizyona yaptığı açıklamada “Bölgede askeri yakıt ya da askeri kullanım amaçlı ithal ya da ihraç edilmiş herhangi bir sevkiyat söz konusu değildir” dedi.

Devlete ait ISNA haber ajansının bildirdiğine göre İran gümrüğü Pazartesi günü yaptığı açıklamada patlayan ve alev alan ithal sevkiyatın “gümrük gözetimi altında olmadığını ve sevkiyatın gümrükte beyan edildiğini gösteren bir gümrük beyanname numarası bulunmadığını” söyledi.

Açıklamada, “Bir sevkiyat limana ulaştığında, kargo manifestosu limana verilir ve ardından gümrük işlemlerinin tamamlanması için gümrüğe beyan edilir” denildi. “Bu sevkiyatın gümrük beyanname numarası yoktu ve sevkiyat ve gemi gümrüğün gözetimi altında değildi” denildi.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi milletvekili Sara Fallahi, Recai limanına varışta mal ve kargoların depolara aktarıldığını ve “denetimin ancak mal sahibi tarafından bir beyanname sunulduktan sonra yapıldığını” söyledi. “Tanımlanamayan mallar hiçbir koşulda ticari bölgeye girmemelidir” diyen Fallahi, “malların giriş ve çıkışının limanlarda X-ray cihazlarıyla kontrol edilmesi ve malların kaynaktan varış noktasına nasıl taşındığının teyit edilmesi gerektiğini” sözlerine ekledi.

Fallahi, “Patlama, çoğu tarım sektöründe olmak üzere yaklaşık 2 bin  konteyneri ve çok sayıda malı tahrip etti” dedi.

Patlama, İran ve ABD heyetlerinin Tahran'ın nükleer programına ilişkin üst düzey dolaylı görüşmeler için Maskat'ta bulundukları ve her iki tarafın da ilerlemeye katkıda bulunduğunu söylediği sırada meydana geldi.

İranlı yetkililer patlamayı bir kaza olarak değerlendiriyor gibi görünse de, patlama aynı zamanda İran'ın düşmanı İsrail ile yıllardır süren yeraltı savaşının arka planında meydana geldi.

Washington Post, İsrail'in 2020 yılında Recai limanını hedef alan bir siber saldırı gerçekleştirdiğini bildirdi.



Maduro'nun ardından: Delcy Rodriguez koltuğu bırakmak istemiyor

Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
TT

Maduro'nun ardından: Delcy Rodriguez koltuğu bırakmak istemiyor

Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)

Venezuela'nın geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez, ABD Başkanı Donald Trump'la arasını iyi tutarak iktidarını pekiştirmek istiyor.

Rodriguez, ABD'nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında bugün Trump'la bir araya gelecek. 

57 yaşındaki siyasetçi, ABD ordusunun ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyerek Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasının ardından ülkenin başına geçmişti.

Trump, Venezuela'yla "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını" yaptıklarını geçen ay duyurmuştu. Cumhuriyetçi lider, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.

Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.

Financial Times'ın aktardığına göre ocak ayından beri ülkenin petrol gelirlerini kontrol eden ABD yönetimi, ülkede faaliyet gösteren Çinli ve Rus firmalara ödeme yapılmasını da engelliyor.

Analizde, Rodriguez açısından Washington'la yakın ilişki kurmanın, Venezuela'da iktidarını sağlamlaştırmasına yardımcı olabileceğine işaret ediliyor.

Venezuela Anayasası'nda geçici devlet başkanlığı için öngörülen 180 günlük süre temmuzda dolmuştu. Analize göre Rodriguez, Trump'la kişisel bağlarını güçlendirerek kendisini koltuğundan edebilecek seçimleri mümkün mertebe ertelemek istiyor.

Yakın tarihli bir ankette net onay puanı eksi 36'ya gerileyen Rodriguez, ekonomik toparlanma sağlayabilirse kendisini ülkenin eski lideri Hugo Chavez'in etkili ve teknokrat bir halefi olarak sunmayı deneyebilir.

Muhalefet ise Washington'la yapılan anlaşmaların Rodriguez'i Trump açısından vazgeçilmez hale getirmesinden endişeli.

Venezuela'da muhalefetin önde gelen isimlerinden Henrique Capriles, Karakas ve Washington arasındaki petrol anlaşmalarını sıkça eleştiriyor.

Capriles, "Venezuela'da petrol sektörünü yok eden aynı kişilerle bu sektörü yeniden canlandırmaya çalışmayı anlamak mümkün değil" diyor.

Modern Diplomacy'deki analizde de ABD'nin, ülkenin petrol endüstrisinde "doğrudan ekonomik çıkarlar elde etmeye başladığına" dikkat çekiliyor. Trump yönetiminin, "askeri ve siyasi bir müdahale olarak başlayan süreci, onlarca yıl sürebilecek bir duruma dönüştürdüğü" ifade ediliyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Modern Diplomacy


Trump yönetiminin 410 milyon dolarlık gizli göç operasyonu

ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
TT

Trump yönetiminin 410 milyon dolarlık gizli göç operasyonu

ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)

Donald Trump yönetiminin, göçmenleri üçüncü ülkelere göndermek için gizlice anlaşmalar yaptığı ortaya çıktı.

Paris merkezli kâr amacı gütmeyen gazetecilik kuruluşu Forbidden Stories'in öncülüğünde, birçok medya ve analiz şirketinin katılımıyla hazırlanan araştırmada, ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait çeşitli belgeler incelendi.

Buna göre Beyaz Saray, kendi ülkelerine gönderilemeyen göçmenleri üçüncü ülkelere sınır dışı etmek amacıyla çoğu Afrika ve Latin Amerika'da bulunan 31 ülkeyle anlaşmalar yapmış. Bu düzenlemelerin desteklenmesi için de en az 410 milyon dolar kaynak ayrılmış.

Ayrıca ABD'nin, Haziran 2026 sonu itibarıyla 13 hükümete 81 milyon dolar doğrudan ödeme yapmayı taahhüt ettiği aktarılıyor. Uluslararası Göç Örgütü'ne (IOM) 179 milyon, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne 124 milyon dolarlık hibeler öngörüldü.

Washington Post (WP) ve Guardian, bu kuruluşların anlaşmaların tarafı olmadığına fakat fonların, ülkelerin sınır dışı edilenleri kabulünü sağlamak amacıyla görüşmelerde kullanıldığına dikkat çekiyor.

Trump yönetimi şimdiye dek 28 ülkeye 25 binden fazla kişi göndermiş. Bunların yaklaşık 20 bini Meksika'ya, geri kalanı da Afrika ve Latin Amerika'daki diğer ülkelere sınır dışı edilmiş.

Washington yönetiminin bazı anlaşmaları gizlice yürüttüğü ya da sözleşmelerle ilgili kamuoyuna şeffaf şekilde bilgilendirmede bulunmadığı da yazılıyor.

Belgelere göre Kamerun'a bin kişiyi kabul etmesi karşılığında 30 milyon dolar, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne de 2 bin kişiyi kabul etmesi karşılığında 75 milyon dolar, Orta Afrika Cumhuriyeti'ne 1500 kişiyi kabul etmesi karşılığında 85 milyon dolar ödeme taahhüdü verilmiş. Ancak şimdiye kadar Kamerun'a 44, Kongo'ya 15, Orta Afrika Cumhuriyeti'ne 18 kişi gönderilmiş.

Guardian, üçüncü ülkelere sınır dışı etme politikasının Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller tarafından yürütüldüğünü yazıyor. WP de Miller'ı politikanın Beyaz Saray'daki başlıca yürütücülerinden biri diye tanımlıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, ABD büyükelçiliklerindeki personel ve üst düzey yetkililerle ortak çalışarak yabancı hükümetlerle anlaşmaları müzakere ettiği aktarılıyor.

Anlaşmaların çoğunun Mayıs 2025'te Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan, başında diplomat Christian Jove Ehrhardt'ın yer aldığı Geri Göç Ofisi'nin (Office of Remigration) yürüttüğü ifade ediliyor. Ehrhardt, bu yıl haziranda çeşitli göç anlaşmaları için Fildişi Sahili, Gambiya, Gine-Bissau, Togo ve Gabon'u ziyaret etmiş.

Araştırmaya göre 54 Afrika ülkesinin 49'uyla üçüncü ülke vatandaşlarının kabulü hakkında görüşüldü. Avukatlar ise göçmenlerin kendileriyle hiçbir bağı olmayan ülkelerde "hukuki bir kara deliğe" atıldığını ve haklarının son derece sınırlı olduğunu söylüyor.

Guardian'ın haberinde adı "Nika" olarak değiştirilen 32 yaşındaki İranlı kadının yaşadıklarına da dikkat çekiliyor. Ülkesindeki rejim karşıtı protestoların ardından ABD'ye kaçan kadın, 18 aydan fazla süre göçmenlik gözetim merkezinde tutulmuş. İran'a gönderilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceği gerekçesiyle ABD'de kendisine hukuki koruma sağlanan Nika, 28 Mayıs'ta serbest bırakılmasına rağmen 8 Haziran'da rutin kontroller sırasında tekrar gözaltına alınmış.

Bunun ardından ABD'nin, Nika'nın pasaportuna el koyup kadını 18 kişinin yer aldığı bir uçakla Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Bangui'ye sınır dışı ettiği aktarılıyor. İran vatandaşının avukatıysa Nika'nın tekrar ABD'ye getirilmesi için dava açtıklarını ve hukuki sürecin devam ettiğini söylüyor.

Independent Türkçe, Washington Post, Guardian


Suudi Arabistan rotayı yeniden Hürmüz'e çevirdi

ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
TT

Suudi Arabistan rotayı yeniden Hürmüz'e çevirdi

ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)

Suudi Arabistan, İran destekli Husilerin son dönemde Kızıldeniz'deki saldırılarının ardından, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkıyatını yeniden artırıyor.

Reuters'ın gemi verilerini takip eden TankerTrackers.com platformuna dayandırdığı habere göre Saudi Aramco, pazar günü 7 adet Çok Büyük Ham Petrol Tankeri'ne (VLCC) yaklaşık 14 milyon varil ham petrol yükledi.

Suudi Arabistan'ın Ras Tanura Limanı'ndan gerçekleştirilen yükleme, Riyad'ın ham petrol arzında bir artışa işaret ediyor olabilir.  

JP Morgan analistleri, 18 Eylül tarihli bilgilendirme notunda, Hürmüz Boğazı'ndan son 6 günde günlük ortalama 2,9 milyon varil Suudi petrolü geçtiğini, bu rakamın ağustosta 700 bin varil olduğunu aktarmıştı.

Pazartesi günü de Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık yüzde 4 düşüşle 9 Eylül'den beri ilk kez 100 doların altına inmişti.

Riyad yönetimi, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın drone'larla hedef alındığını 13 Eylül'de açıklamıştı. Saldırının Irak'taki İran destekli milisler tarafından düzenlendiği öne sürülmüştü. Ancak Şii milis güçlerden oluşan "Irak'taki İslami Direniş" örgütü iddiaları yalanlamıştı.

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesi nedeniyle bu 1200 kilometrelik boru hattı üzerinden sevkıyatı artırmıştı.

Reuters, saldırının ardından boru hattının faaliyetlerinin askıya alınması yüzünden Riyad'ın sevkıyatı yeniden Hürmüz'e kaydırmaya başladığına dikkat çekiyor.

Wall Street Journal da "Dünyanın petrol devi, başlangıçta kaçınmaya çalıştığı boğaza geri dönmek zorunda kalıyor" diye yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan kaynaklara göre Suudi Arabistan, Çin, Güney Kore ve Japonya gibi Asya'daki müşterilerine sevkıyatları Umman açıklarından teslim almalarını söylemiş.

Diğer yandan Suudi Arabistan'ın bu hamleyle "İran'la karşı karşıya gelme riskine girdiği" de vurgulanıyor. ABD ve Körfez'deki müttefiklerinin, kritik petrol sevkıyatı rotalarını açık tutmak için büyük çaba sarf ettiği yazılıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bu ay yaptığı açıklamada, petrolün karadan taşınmaya başlamasıyla yeni boru hatlarının iki yıl içinde Hürmüz Boğazı'nı "değersiz bir su parçası" haline getireceğini öne sürmüştü.

Ancak Körfez ülkelerinin enerji sevkıyatı için Hürmüz'e olan bağımlılıklarını sadece yeni altyapı inşa ederek sonlandırmaları zor görünüyor.

Katar Enerji Bakanı Saad bin Şeride el-Kaabi de pazar günkü açıklamasında Hürmüz'ün sadece petrol ve doğalgaz değil, tüm ürünlerin ticareti için kritik olduğunu vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal