İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

Patlamada ölü sayısı 65'e yükselirken 138 yaralı hala hastanede tedavi görüyor.

TT

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran: Recai Limanı patlamasının ardında 'ihmal' var

İran İçişleri Bakanı İskender Mümini Pazartesi günü yaptığı açıklamada geçtiğimiz Cumartesi günü ülkenin en büyük ticari limanında meydana gelen patlamanın “ihmal” ve güvenlik önlemlerine uyulmamasından kaynaklandığını söyledi. Bugün yayınlanan son bilançoya göre 65 kişinin ölümüne neden olan yangını itfaiyeciler üç gündür söndürmeye çalışıyor.

Mümini devlet televizyonuna şu açıklamalarda bulundu: “Bazı suçlular tespit edildi ve tutuklandı... Özellikle güvenlik önlemlerine uyulmaması ve sivil savunma açısından ihmaller olmak üzere eksiklikler vardı." Recai limanını ziyareti sırasında yaptığı açıklamada gerekli tedbirlerin alınacağını ve herhangi bir düzeyde görevlerini ihmal eden tarafların sorumlu tutulacağını söyledi.

Görgü tanıkları olay günü saat 12:04'te, kesin nedeni henüz belirlenemeyen küçük bir alevin fark edildiği yaklaşık bir dakika içinde yangının güçlü bir şekilde yayıldığı ve büyük bir patlamanın meydana geldiğini belirttiler.

Soruşturmaların güvenlik prosedürlerine uyum, sivil savunmanın etkinliği ve yanıcı maddelerin beyanının doğruluğuna odaklanacağını söyledi.

Kanıt ve ön belgeleri toplamak ve patlamanın koşullarına ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere özel bir komite kurulduğunu duyurdu.

Parlamento komitesi

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Tüm yetkililerin tutumu peşin hükümlü sonuçlardan kaçınmaktır” dedi. Yetkililerin kazanın nedenlerini araştırdığını söyleyen Arif, hükümetin ilk fırsatta kazanın nedenleri hakkında doğru bilgi vermeyi planladığını da sözlerine ekledi.

İran Meclis Başkanı Recai limanına milletvekillerinden oluşan bir heyet gönderdi. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dört komitenin patlamayla ilgili herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını incelediğini söyledi.

Kalibaf X platformunda yaptığı açıklamada denetim, güvenlik ve yargı kurumları ile parlamentonun dört ihtisas komitesinin (altyapı, ulusal güvenlik, içişleri ve sağlık) üyelerinin “olayda herhangi bir ihmal ya da kasıt olup olmadığını ortaya çıkarmak için kapsamlı bir soruşturma yürütmek” üzere çalıştıklarını belirterek patlamada herhangi bir ihmal ya da kasıt varsa bunu kamuoyuna duyurma sözü verdi.

Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Eje, soruşturma sonuçlarının hızlı bir şekilde açıklanması gerektiğini söyledi ve başsavcıya güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla işbirliği içinde Mina Recai dosyasını acil ve kararlı bir şekilde takip etmesi ve herhangi bir kurum ya da kademede herhangi bir hata tespit edilmesi halinde yasal işlem başlatması talimatını verdi.

Milletvekili Sara Fallahi, “Olayın nedeni tespit edilmiştir ve Ulusal Güvenlik Komitesi'nin raporunda ele alınacaktır” dedi. Parlamento heyetinin raporunu Salı ya da Çarşamba günü sunması bekleniyor.

Yangın söndürme operasyonu

Açıklamalar, itfaiyeciler yangını kontrol altına almaya çalışırken ve patlamanın temel nedenini belirlemeye yönelik soruşturmaların tamamlanmasını beklerken geldi.

Patlamanın nedeni hemen anlaşılamadı, ancak limanın gümrük ofisi büyük olasılıkla tehlikeli ve kimyasal maddelerin depolandığı bir depoda çıkan yangının sonucu olduğunu söyledi.

Sosyal medyada yayınlanan kamera görüntüleri olayın küçük bir yangın ve turuncudan kahverengiye dönen bir dumanla başladığını ve ardından bir alev topunun patladığını gösteriyor. Yangın bir depoya yığılmış konteynırlarda şiddetlenirken, dumanın yanından küçük bir vinç geçiyor ve yakınlarda yürüyen adamlar görülüyor.

Küçük ateş ve dumanın ortaya çıkmasından yaklaşık bir dakika sekiz saniye sonra, yakınlardan araçlar geçerken alev topu patlıyor ve insanlar tehlikeden kaçarken görülüyor.

İran lideri Ali Hamaney facianın ardında “ihmal ya da kasıt” olup olmadığının belirlenmesi için kapsamlı bir soruşturma başlatılmasını emretti.

Bender Abbas'ın parlamentodaki milletvekili Fatime Cerara, patlamayla ilgili soruşturmanın iki ana olasılığı araştırması gerektiğini söyledi: İhmal ya da sabotaj.

Savunma Bakanlığı'na bağlı Savunma Basın Ajansı'na konuşan Cerara, “Nedeni ne olursa olsun, ister ihmal, ister dikkatsizlik, ister sabotaj olsun, şeffaflık gereklidir. Kamuoyuna dürüst ve net bilgi verilmeli ve olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği açıklanmalıdır” dedi.

Cerara ayrıca olayın zamanında rapor edilmediğini belirterek kamuoyunun bilgilendirilmesindeki gecikmeyi de eleştirdi.

Bir gün bir madenin çökmesi ve ertesi gün yeni bir kazaya tanık olmamız mantıklı olmadığını ifade eden Cerara ülkenin kriz yönetimi yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.

sdfvgthy
İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangının üçüncü gününde yoğun duman yükseliyor (AFP)

Patlama Cumartesi günü, dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı yakınlarındaki limanda meydana geldi.

İran devlet medyası, İran'ın en önemli konteyner limanı olan Bender Abbas'ta meydana gelen büyük patlamada ölü sayısının en az 65'e yükseldiğini bildirdi.

Resmi IRNA haber ajansı, Hürmüzgan eyaleti kriz yönetimi müdürü Mihrdad Hassanzadeh'e dayandırdığı haberinde “138 yaralı halen hastanede tedavi görüyor” dedi.

Limanda çok sayıda konteynerin karıştığı patlama ve yangınların ardından yaralı sayısı bini aştı.

Pazartesi sabahı devlet televizyonunda canlı olarak yayınlanan görüntülere göre, Recai limanındaki istiflenmiş konteynerlerin üzerinde hala yoğun siyah dumanlar yükseliyor.

İran televizyonu yangını söndürmek için çalışan yoğun itfaiyecilerin görüntülerini yayınladı ve hasarın yangın tamamen kontrol altına alındıktan sonra değerlendirileceğini söylerken, sahada istiflenmiş konteynerlerin üzerinde yükselen kalın duman bulutları görülebiliyordu.

Pazartesi gününün ilerleyen saatlerinde Hürmüzgan eyaletindeki Kızılay Derneği Başkanı Muhammed Salahşur İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Recai limanındaki yangının “tamamen kontrol altına alındığını ve söndürme çalışmalarının devam ettiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Pazar günü yakınlardaki güney şehri Bender Abbas'ta yaralıları kabul eden hastaneleri ziyaret etti.

Patlamadan bu yana yetkililer bölgedeki tüm okulların ve işyerlerinin kapatılmasını talimatını verdi ve bölge sakinlerini “bir sonraki duyuruya kadar” dışarı çıkmamaya ve koruyucu maske takmaya çağırdı.

Bu arada üç Rus uçağı da Bender Abbas'taki yangın söndürme ekiplerine katıldı. ı Mehr'in bildirdiğine göre, hava formasyonu iki ağır yük su bırakma uçağının yanı sıra bir komuta uçağını da içeriyor. İçişleri Bakanı daha sonra bunu yalanladı.

Bu gelişme Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Pazar günü taziyelerini sunmasının ve İran'a yangının söndürülmesi için yardım önerisinde bulunmasının ardından geldi.

İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, X platformunda attığı bir tweet'te Rus yetkililerin destek talebine derhal yanıt vererek gece boyunca iki B-200 ve bir Ilyushin-76 olmak üzere üç özel yangın söndürme uçağı gönderdiğini söyledi. Yardım ekipleriyle birlikte Recai limanındaki yangını kontrol altına almaya çalışıyor.

vfghyj
İtfaiyeciler İran'ın Recai limanında büyük bir patlamanın ardından çıkan yangınla mücadele etmek için su hortumları kullanıyor (AFP)

Mesud Pezeşkiyan hükümetine yakın Cumhuri İslami gazetesi İran'da kötüleşen güvenlik durumunu eleştirdi.

Olayın ülkenin “güvenlik bağlamından ayrı tutulamayacağını” kaydeden gazete, “bu patlamanın statükoyu sona erdirecek bir dönüm noktası olup olmayacağını” sorguladı.

Gazete ayrıca olayı İran-ABD müzakerelerinin üçüncü turuyla ilişkilendirerek “İsrail'in müzakereleri engelleme girişimlerinin başarısız olması nedeniyle olaya karışmış olabileceğini” belirtti. Haberde bu tür olayların başka limanlarda da tekrarlanabileceği uyarısında bulunuldu.

Reformist Sobhe_no gazetesi, “gizemli” olayın bir sabotaj operasyonuna işaret edebileceğini söyledi. Gazete, olayın müzakereler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakerelere karşı açıklamasıyla aynı zamana denk gelen “siyasi zamanlamasının”, olayı şüpheli bir güvenlik mesajı haline getirebileceğini de sözlerine ekledi.

Sazandegi, olayın üzerinden iki gün geçmesine rağmen olayın nedeni hakkında kesin bir bilgi verilmemesini eleştirdi.

New York Times, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kaynağa dayandırdığı haberinde patlayan maddenin katı roket yakıtının ana maddesi olan sodyum perklorit olduğunu söyledi.

Savunma Bakanlığı sözcüsü Rıza Talay Nik daha sonra televizyona yaptığı açıklamada “Bölgede askeri yakıt ya da askeri kullanım amaçlı ithal ya da ihraç edilmiş herhangi bir sevkiyat söz konusu değildir” dedi.

Devlete ait ISNA haber ajansının bildirdiğine göre İran gümrüğü Pazartesi günü yaptığı açıklamada patlayan ve alev alan ithal sevkiyatın “gümrük gözetimi altında olmadığını ve sevkiyatın gümrükte beyan edildiğini gösteren bir gümrük beyanname numarası bulunmadığını” söyledi.

Açıklamada, “Bir sevkiyat limana ulaştığında, kargo manifestosu limana verilir ve ardından gümrük işlemlerinin tamamlanması için gümrüğe beyan edilir” denildi. “Bu sevkiyatın gümrük beyanname numarası yoktu ve sevkiyat ve gemi gümrüğün gözetimi altında değildi” denildi.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi milletvekili Sara Fallahi, Recai limanına varışta mal ve kargoların depolara aktarıldığını ve “denetimin ancak mal sahibi tarafından bir beyanname sunulduktan sonra yapıldığını” söyledi. “Tanımlanamayan mallar hiçbir koşulda ticari bölgeye girmemelidir” diyen Fallahi, “malların giriş ve çıkışının limanlarda X-ray cihazlarıyla kontrol edilmesi ve malların kaynaktan varış noktasına nasıl taşındığının teyit edilmesi gerektiğini” sözlerine ekledi.

Fallahi, “Patlama, çoğu tarım sektöründe olmak üzere yaklaşık 2 bin  konteyneri ve çok sayıda malı tahrip etti” dedi.

Patlama, İran ve ABD heyetlerinin Tahran'ın nükleer programına ilişkin üst düzey dolaylı görüşmeler için Maskat'ta bulundukları ve her iki tarafın da ilerlemeye katkıda bulunduğunu söylediği sırada meydana geldi.

İranlı yetkililer patlamayı bir kaza olarak değerlendiriyor gibi görünse de, patlama aynı zamanda İran'ın düşmanı İsrail ile yıllardır süren yeraltı savaşının arka planında meydana geldi.

Washington Post, İsrail'in 2020 yılında Recai limanını hedef alan bir siber saldırı gerçekleştirdiğini bildirdi.



ABD Kongresi, İran savaşı için bir “çıkış yolu” arıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)
TT

ABD Kongresi, İran savaşı için bir “çıkış yolu” arıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, İran Savaşı'nda şehit düşen askerlerin cenaze törenine katılırken, 7 Mart 2026 (AP)

ABD’nin İran’a karşı savaşı dördüncü haftasına girerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’nin desteğini almadan askeri operasyonları başlatmasının ardından, ABD’li milletvekillerinin savaşın nasıl sona ereceği, maliyeti ve hedefleri konusunda endişeleri giderek artıyor.

Savaş devam ederken bilançosu da netleşmeye başladı. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşta şimdiye kadar en az 13 Amerikan askeri hayatını kaybetti, 230'dan fazlası yaralandı. Bunun yanında Beyaz Saray, Savaş Bakanlığı'nın (Pentagon) yaklaşık 200 milyar dolarlık ek fon talebini değerlendiriyor. Bir yandan da müttefik ülkeler İran’ın saldırılarına maruz kalırken petrol fiyatları yükseliyor ve raporlar, binlerce ek Amerikan askerinin Orta Doğu'ya gönderildiğini doğruluyor.

Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, yaptığı bir açıklamada, “Asıl soru şu: Sonuçta neyi başarmaya çalışıyoruz?” diye sordu ve ardından ‘İranlı liderleri hedef alan her türlü adımı genel olarak desteklediğini’ diye ekledi. ABD Başkanı Trump, cuma günü geç saatlerde yönetiminin savaşın hedefleri konusunda çelişkili sinyaller vermesine rağmen, askeri operasyonları ‘azaltmayı’ değerlendirdiğini söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Hedeflerimize çok yaklaştık ve İran'ın terörist rejimi ile ilgili olarak Orta Doğu'daki büyük çaplı askeri faaliyetlerimizi kademeli olarak sonlandırmayı düşünüyoruz” diye yazdı.

Trump, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Hürmüz Boğazı'nı kullanan diğer ülkeler, gerektiğinde onu korumak ve denetlemek zorunda kalacaklar, ancak ABD bunu yapmayacak! Bize talep edilirse, bu ülkelerin Hürmüz Boğazı ile ilgili çabalarına yardımcı olacağız, ancak İran tehdidi ortadan kaldırıldığında bu gerekli olmayacak.”

ABD Kongresi: Savaşı desteklemekle ve savaşın getireceklerine dair endişe arasında

Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın, ABD’nin İsrail ile koordineli olarak yürüttüğü savaşa girme kararı, kendi partisinin kontrolündeki Kongre’nin ona hesap sorabilmesini kısıtlıyor. Cumhuriyetçiler çoğunlukla Trump’ın yanında durmuş olsa da yakında savaşın devamı ile ilgili daha hassas kararlarla karşı karşıya kalacaklar. Başkan, ‘Savaş Yetkileri Yasası’ uyarınca Kongre'nin onayı olmadan 60 gün boyunca askeri operasyonlar yürütebilir. Cumhuriyetçiler de şimdiye kadar Demokratların askeri harekatı durdurmak için sunduğu karar tasarılarını kolaylıkla reddetmeyi başardılar.

Ancak milletvekilleri, yönetimin daha kapsamlı bir strateji sunması gerektiği konusunda uyarıda bulundu; aksi takdirde, özellikle 200 milyar dolarlık ek finansman talebi nedeniyle Kongre'de olumsuz tepkilerle karşılaşacağı belirtildi.

Trump'ın savaşın “Ben bitmesi gerektiğini hissettiğimde sona erecek” yönündeki açıklamaları geniş çapta endişe yarattı. Demokrat Senatör Mark Warner, “Ne zaman öyle hissedecek? Bu delilik” açıklamasında bulundu.

“Görev ‘neredeyse tamamlandı’”

Savaşın devam etmesine rağmen, Başkan’ın partisi bu durumla doğrudan yüzleşmeye hazır görünmüyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, askeri operasyonun yakında sona ereceğini söyledi. Johnson, yaptığı açıklamada, “Asıl görevin şu anda neredeyse tamamlandığını düşünüyorum” diyerek hedeflerin ‘balistik füzeleri ve üretim araçlarını imha etmek ve İran'ın deniz kuvvetlerini felç etmek’ olduğunu söyledi. Temsilciler Meclisi Başkanı, bu hedeflerin zaten gerçekleştirildiğini belirtti.

Ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri tehdit etme kabiliyetinin, özellikle de ABD'nin müttefiklerinin çoğunun Trump'ın askeri destek talebine yanıt vermeyi reddetmesi nedeniyle, ‘çatışmayı biraz uzattığını’ kabul etti. Johnson, “Durum sakinleştiğinde, görevin neredeyse tamamlanmış olacağını düşünüyorum” dedi. Buna karşın Trump yönetimin, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek ve füze kapasitesini azaltmak gibi hedeflerinin halen ‘belirsiz ve değişken’ olduğunu düşünen Warner, “Rejim değişikliği mi? Mümkün değil. Zenginleştirilmiş uranyumdan kurtulmak mı? Kara kuvvetleri konuşlandırılmadan olmaz” ifadelerini kullandı.

Bütçe sorunu

ABD'de yasama organı olan Kongre, harcamaları kontrol etme yetkisini elinde tutuyor. Bu da Trump yönetimi üzerinde önemli bir baskı aracı. Pentagon, Beyaz Saray'dan yaklaşık 200 milyar dolarlık ek bütçe talep etti. Bu yüksek rakamın geniş bir destek bulması pek olası görünmüyor. Senato'daki Demokratların lideri Chuck Schumer bu rakamı ‘abartılı’ olarak nitelendirdi.

ABD’de bu yıl onaylanan savunma harcamaları 800 milyar doları aşarken Kongre, daha önce de önümüzdeki yıllarda Pentagon'a 150 milyar dolarlık ek kaynak sağlayan bir vergi indirimi paketini onaylamıştı.

Senatör Mazie Hirono, ABD'nin başka öncelikleri olduğunu belirterek, sağlık hizmetleri ve gıda yardımı programlarına ayrılan fonların kesilmesini eleştirdi.

Yasal süreye karşı zaman yarışı

ABD’li bazı temsilciler, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından yaşanan süreci hatırlattı. O dönemde dönemin ABD Başkanı George Bush’un askeri güç kullanımı için Kongre’den yetki istemişti. Hirono, “Bunlar, Amerikan halkı için odaklanmamız gereken konular” diye ekledi.

Cumhuriyetçi Senatör Tillis ise Trump'ın şu anda ‘Savaş Yetkileri Yasası’ kapsamında hareket etme alanına sahip olduğunu, ancak bunun yakında değişeceğini belirtti. Tillis, “Yaklaşık 45 gün geçtikten sonra yönetim, ya savaşı sürdürmek için resmi yetki talep etmek ya da savaştan çıkmak için net bir yol sunmak şeklindeki iki seçenekten birini netleştirmek zorunda kalacak” diye ekledi.


Dünyayı şaşkına çeviren saldırı: İran gizli füze kapasitelerine mi sahip?

Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)
Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)
TT

Dünyayı şaşkına çeviren saldırı: İran gizli füze kapasitelerine mi sahip?

Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)
Menzili 2 bin kilometre olan İran'ın Hürremşehr füzesi (Reuters)

İnci Mecdi

İran'ın Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Adası'nda bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlatması, Tahran'ın daha önce düşünülenden daha uzun menzilli füzelere sahip olduğu konusunda tartışma ve endişe yarattı. Zira bu saldırı, İran füzelerinin Avrupalı ülkelerle arasındaki mesafeye ulaşma kapasitesini ortaya koydu.

Diego Garcia Üssü, İran'dan yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta yer alırken, Tahran ise balistik füzelerinin menzilinin 2 bin kilometre ile sınırlı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İki füzenin hedefi vuramamış olmasına rağmen, fırlatma denemesi tek başına risk haritasını değiştirmeye yetti. Gözlemciler, İran'ın ilan edilen menzilin iki katı mesafeden bir saldırı gerçekleştirmeye gerçekten teşebbüs etmiş olması halinde, bunun dünyanın bilmediği, açıklanmamış yeteneklere sahip olduğu anlamına geldiği ve Avrupa'ya bir mesaj niteliğinde olduğuna işaret etti.

Reuters, Beyaz Saray, İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği ve İngiltere Savunma Bakanlığı'nın yorum taleplerine yanıt vermediğini bildirirken, İran'ın Mehr Haber Ajansı, Tahran'ın üsse iki balistik füze fırlattığını ve bunu, İran füzelerinin menzilinin daha önce düşünülenden daha uzun olduğunu gösteren ‘önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

İran dünyayı kandırıyor mu?

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski yetkilisi ve eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ın orta ve uzun menzilli füzelere sahip olduğu konusunda dünyayı kandırdığını yazdı.

George Bush, Barack Obama ve Joe Biden yönetimlerinde görev yapmış olan eski ABD'li diplomat, ‘durum ortada’ diye yazdı. Ardından Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine atıfla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin “25 Şubat 2026: Uzun menzilli füzeler geliştirmiyoruz... Menzilini 2 bin kilometrenin altında belirledik“ şeklindeki açıklamasını aktaran McGurk, ”20 Mart 2026: İran, 4 bin kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'ya füzeler fırlatıyor" diye ekledi.

İran'daki füze fırlatma yeri ile Pasifik'teki Diego Garcia Üssü arasındaki mesafeyi gösteren bir harita ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce, İran'ın ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalıştığını söyledi. Kongre'de yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında, “Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeleri zaten geliştirdiler ve yakında ABD'ye ulaşabilecek füzeler inşa etmeye çalışıyorlar” diye ekledi.

ABD Kongre Araştırma Servisi'ne (CRS) göre Tahran şu anda menzili yaklaşık 3 bin kilometreye ulaşan kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahipken ABD, İran'ın batı ucundan 9 bin kilometreden fazla uzaklıkta bulunuyor.

Çatışma alanının genişlemesi

İran, Hint Okyanusu'nun iç kesimlerine ve hatta Güney Avrupa'ya kadar ulaşma kapasitesine sahip, gerçek orta menzilli balistik füzelere yakın sistemler deniyor olabilir. Gözlemciler, bunun Tahran'ın rakiplerini gerçek vuruş menzilinden emin olamamalarını sağlayarak nüfuz kazanmasına yardımcı olacağını düşünüyor. Zira bu belirsizlik Washington ve Londra'nın planlamasını zorlaştırıyor. Füzelerin menzilinde öngörülen herhangi bir artış, bölge ülkeleri ve İsrail üzerinde füze savunma katmanlarını yeniden değerlendirmeleri için baskı oluşturabilir. Ayrıca Diego Garcia Üssü’nün hedef alınması, çatışmanın operasyon alanını Ortadoğu'nun ötesine genişleten stratejik bir tırmanış anlamına geliyor.

İran’ın bu başarısız saldırısı, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları savaşın 22’nci gününde gerçekleşti. Bu durum, savunma planlamacılarının, Tahran'ın saldırılarını Arap Körfezi'ndeki bölgesel hedeflerle sınırlamak yerine, stratejik üsleri geride tehdit edecek şekilde füze menzilini genişletmeye hazır olduğu yönündeki görüşünü güçlendiriyor.

Hürremşehr sistemi

Şarku’l Avsat’ın Defense Security sitesinden aktardığı analize göre Diego Garcia Üssü’nün İran'a yaklaşık 3 bin 800 ila 4 bin kilometre uzaklıkta olmasının, bu füzeli saldırıya önemli bir operasyonel anlam kazandırıyor. Bu durum, ya 300 ila 500 kilogram arasında olduğu tahmin edilen daha hafif bir savaş başlığının kullanıldığını ya da daha önce açıklanmamış, menzili uzatılmış bir versiyonun konuşlandırıldığını haber veriyor. Her iki olasılık da sadece geleneksel bir saldırı girişimi değil, erişim kabiliyetinin kasıtlı bir göstergesi.

Hürremşehr sistemindeki sıvı yakıtlı itiş sistemi, yük ve rota açısından esneklik sağlıyor; bu da onu, kontrollü test ortamları yerine gerçek savaş koşullarında performans sınırlarını test etmeyi amaçlayan uzun menzilli deneme fırlatmaları için uygun hale getiriyor. Bu uzun menzilli fırlatma gerçekleşirse, İran'ın Ortadoğu sınırlarını aşan hedefleri vurabilme kapasitesinin ilk somut göstergesi olacak ve bu gelişme, Avrupa ve Hint Okyanusu'ndaki savunma planlarını etkileyecek.

İran'ın menzili 2 bin kilometreye ulaşan orta menzilli balistik füzelere sahip olduğu düşünülse de, bazı askeri analistler Hürremşehr füzesinin menzilinin daha uzun olabileceğini öne sürüyor. BBC, İsrail merkezli Alma Araştırma Merkezi'nin İran'ın Hürremşehr füzesinin menzilini 3 bin kilometre olarak belirlediğini ve bu füzenin Kuzey Kore'nin orta menzilli füzesi temel alınarak geliştirildiğinin düşünüldüğünü aktardı.

Füzelere karşı savunmanın etkinliği

ABD basınının Trump yönetiminin yetkililerinden aktardığına göre İran’ın füzeleri, Chagos Takımadaları'nda bulunan üsse doğru fırlatıldı. Burası, uzun menzilli bombardıman uçaklarının konuşlandırılmasını, nükleer denizaltı operasyonlarını ve güdümlü füzelerle donatılmış deniz kuvvetlerini destekleyen hayati bir lojistik merkezi. Dolayısıyla bu saldırı, savaş alanında taktiksel bir hedef olmaktan çok, müttefik kuvvetlerin konumuna yönelik bir mesaj niteliğinde.

Yetkililer, füzelerden birinin uçuş sırasında parçalandığını, ABD Donanmasına ait güdümlü füzeyle donatılmış bir destroyerin ise ikinci füzeye yönelik bir ‘SM-3’ tipi savunma füzesi fırlattığını belirtti. Ancak füzenin başarılı bir şekilde önlendiği mi yoksa kendi kendine başarısızlığa uğradığı mı hala belirsizliğini koruyor. Bu durum, Hint Okyanusu'ndaki mevcut balistik füze savunma sisteminin etkinliği konusunda bir belirsizlik yaratıyor.

Bunun yanında İran'ın Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Üssü’ne ulaşabilecek füzelere sahip olup olmadığı konusunda hâlâ şüpheler var. BBC, İran'ın Diego Garcia'ya ulaşabilecek menzile sahip füzelere sahip olduğuna dair şu ana kadar kesin bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Ayrıca, türü belirlenemeyen iki İran füzesinin Hint Okyanusu'ndaki askeri üsse doğru fırlatılması, bunların mutlaka hedeflerine ulaşacağı anlamına gelmez.

ABD ve İsrail geçtiğimiz yıl, İran’ın nükleer programının yanı sıra uzun menzilli füze üretim kapasitesini de hedef almıştı. İran’ın elinde kalan füze stokunun büyük bir kısmı kısa menzilli balistik füzelerden oluşuyor. Bu füzeler, Tahran’ın son haftalarda İsrail ve komşu Körfez ülkeleri yönünde fırlattığı füzelerle aynı türden.

ABD ve İsrail'in düzenlediği hava saldırıları, İran'ın füze fırlatma kapasitesini büyük ölçüde azalttı. Trump'ın son zamanlarda açıkladığı rakamlara göre Tahran, orijinal kapasitesinin yalnızca yüzde 8'ini elinde tutuyor. Savaşın patlak vermesinden önce İran'ın en az bin ila bin 500 füzeye sahip olduğu tahmin ediliyor. Bunların arasında menzili 3 bin kilometreden az olan ‘Somer’ füzesi de bulunuyor. ‘Sacil’ füzeleri ise 2 bin kilometre mesafedeki hedefleri vurabiliyor.

İran’ın füze kapasitelerinin azalmasına rağmen, uzmanlar İran'ın kamikaza insansız hava araçları (İHA) ve füzeler fırlatma yeteneğini korumaya devam ettiğine işaret etti. İran, muhtemelen ABD ve İsrail güçlerinin tespit edip hedef almasının zor olduğu seyyar fırlatma rampalarıyla, özellikle ülkenin doğusundaki dağınık bölgelerde bu yeteneğini sürdürüyor.


Dimona ve Natanz ateş altında

Dimona ve Natanz ateş altında
TT

Dimona ve Natanz ateş altında

Dimona ve Natanz ateş altında

İran ile İsrail arasındaki savaş, dün nükleer açıdan en tehlikeli dönüm noktalarından birine girdi. Tahran’ın Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yeni bir saldırıya uğradığını açıklamasından birkaç saat sonra, İran’dan fırlatılan bir füze İsrail’in güneyindeki Dimona şehrine düştü; ancak herhangi bir radyasyon sızıntısı kaydedilmedi.

İsrail ordusu dün, Dimona şehrini vuran füzeyi önleme girişiminin başarısız olduğunu açıklarken Tahran, saldırının Natanz şehrine yönelik saldırıya misilleme niteliğinde olduğunu belirtti. İran tarafından ilk resmi yorumu yapan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran füzelerinin Dimona'ya ulaşmasının savaşın yeni bir aşamaya girdiğinin somut bir göstergesi olduğunu söyleyerek, ‘İsrail semalarının artık savunmasız hale geldiğini’ ifade etti.

Öte yandan İsrailli kaynaklara göre Dimona'ya düzenlenen saldırıda 47 kişi yaralandı.

Bu saldırıdan birkaç saat önce, ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin savaştaki hedeflerine yaklaşmakta olduğu ve operasyonlarını kademeli olarak ‘azaltmayı’ değerlendirdiği açıklamasında bulundu. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise bu hafta saldırıların ‘önemli ölçüde artacağını’ söyledi. Bu durum, operasyonların sona erdirilmesi konusunda Washington ile Tel Aviv arasında görüş ayrılığı olduğuna işaret etti.

Hürmüz Boğazı, gerginliğin merkezinde yer almaya devam ederken, İranlı bir askeri kaynak, ABD’nin Hark Adası’na yönelik herhangi bir saldırısının çatışmanın Kızıldeniz ve Babu’l-Mendeb Boğazı’na sıçramasına yol açacağı uyarısında bulundu.

Bir diğer gelişmede ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD güçlerinin İran içinde, aralarında 130 geminin de olduğu 8 binden fazla askeri hedefi vurduğunu belirterek, Tahran’ın deniz seyrüseferini tehdit etme kapasitesinin azaldığını vurguladı.

Öte yandan Kudüs Tugayı Komutanı İsmail Kaani, ‘Direniş Ekseni’nin ABD ve İsrail'e karşı ‘bağımsız’ operasyonlarını sürdürdüğünü söyledi.

İsrail ordusu ise İran'da yüzlerce hedefi vurduğunu açıklarken, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İsrail ve ABD’nin bölgedeki üslerine yönelik füze saldırılarını sürdüreceğini duyurdu.