Deprem beklenen 5 dünya şehrinde hazırlıklar ne durumda?

Bazı kentler yıllardır büyük bir depreme hazırlanırken, bazılarındaki çalışmalar yetersiz bulunuyor

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde en az 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti (Reuters)
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde en az 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti (Reuters)
TT

Deprem beklenen 5 dünya şehrinde hazırlıklar ne durumda?

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde en az 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti (Reuters)
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde en az 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti (Reuters)

23 Nisan günü öğle saatlerinde yaşanan sarsıntı, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha gündemin tepesine taşıdı. 

Silivri açıklarında gerçekleşen 6.2 büyüklüğündeki deprem, can kaybına yol açmadı ancak halkta büyük bir endişe dalgası yarattı.

Uzun zamandır beklenen büyük İstanbul depreminin korkusu, insanların saatlerce evlerine girememesine neden oldu.

Bazı uzmanlar riskin geçtiğini öne sürerken, diğerleri son sarsıntıyla birlikte büyük depremin daha da yaklaştığını söylüyor. 

Depremlerin tam olarak ne zaman olacağını kesin şekilde öngörmek mümkün değil. Ancak bilim insanları, hem tarihsel örüntüleri hem de fay hatları üzerinde yapılan jeolojik ve sismolojik çalışmaları inceleyerek bazı çıkarımlarda bulunuyor. 

Örneğin İstanbul'da, şiddeti 7'nin üzerinde son büyük depremin 1766 yılında meydana gelmesi ve bu büyüklükteki depremlerin istatistiksel olarak yaklaşık 250 yılda bir tekrar ettiği göz önünde bulundurularak ciddi bir deprem riski öngörülüyor. Ayrıca, Marmara Denizi'ndeki fay hatlarında yapılan araştırmalar da bu beklentiyi destekliyor.

Dünya genelinde Türkiye gibi deprem gerçeğiyle birlikte yaşayan veya büyük depremler bekleyen çeşitli yerler var.

Bu hafta Logos'ta bu türden 5 kentte depreme hazırlık amacıyla bugüne denk nasıl adımlar atıldığını inceliyoruz. 

1) San Francisco

ABD'nin San Francisco Körfez Bölgesi'nde, Pasifik ve Kuzey Amerika levhalarının birleştiği San Andreas'ın yanı sıra 6 önemli fay hattı bulunuyor.

Yüksek risk altındaki bölge tarihinin en büyük depremini 1906'da yaşamıştı. 7.9 şiddetinde olduğu tahmin edilen deprem, 18 Nisan günü saat 05.00 sularında gerçekleşmişti. "10 bin aslanın kükremesine" benzeyen bir ses duyulduğu aktarılırken, can kaybının 3 bine ulaştığı düşünülüyor.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'na göre San Francisco'da 2043'e kadar 6.7 şiddetinde bir deprem riski yüzde 72, 7 şiddetinde deprem yaşanma ihtimaliyse yüzde 51. 

San Francisco bu nedenle 2012'de Deprem Güvenliği Uygulama Programı'nı başlattı. Bölgenin depreme karşı ne kadar dayanıklı olduğunu değerlendiren 10 yıllık bir çalışmanın bulgularına göre oluşturulan bu program, onlarca yıla yayılan adımları içeriyor.

frgty
San Francisco'daki 1906 depremi sonrası bir görevli devriye geziyor (ABD Kongre Kütüphanesi)

İlk aşamada halk, yapıların durumu konusunda bilinçlendiriliyor ve evlerini güçlendirmeye teşvik ediliyor.

Ayrıca belediye yetkilileri çökme riski taşıyan beton binaları belirleyerek depreme hazır hale getirmeye çalışıyor. 2013'te başlatılan bir program kapsamında eski, yumuşak katlı ahşap binaların güçlendirilmesi zorunlu kılındı.

San Francisco yönetimi, 1989'daki Loma Prieta depreminden sonra sağlık merkezleri, acil servisler ve havalimanları gibi kamu altyapısını güçlendirmek için 20 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Belediye, kamu binalarının yanı sıra en az 2 bin yığma yapıyı ve 4 bin ahşap binayı da güçlendirdi.

Bu çalışmaların yanı sıra kentin bağlı olduğu Kaliforniya eyaletinin, depremlere karşı erken uyarı veren bir telefon uygulaması var. Bu sayede yurttaşlara büyük sarsıntı başlamadan birkaç saniye de olsa zaman kazandırılmaya çalışılıyor.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun ShakeAlert sistemiyse birden fazla eyalette mevcut. Okullardan hastanelere kadar çeşitli yerlerde kullanılan bu sistem yine bir erken uyarı görevi görüyor. Tren şirketi Metrolink, ShakeAlert  uygulamasıyla trenleri, birkaç saniye içinde otomatik olarak yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyor. Böylece bir depremin insan güvenliğini ve sistem altyapısını tehdit etme olasılığı azaltılıyor.

2) Lizbon

1 Kasım 1755 günü 8.5-9.0 şiddetinde olduğu tahmin edilen bir sarsıntının vurduğu Lizbon, Avrupa tarihinin en yıkıcı depremine sahne olmuştu. Doğal afet sonucu Portekiz'in başkentinde yaklaşık 60 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Halihazırda orta derece risk taşıyan kentin bu yıl şubatta 4.8 şiddetinde bir depremle sarsılması halkı endişelendirmişti.

Ancak yetkililer, Lizbon'un depreme hazırlıklı olduğuna dair güvence veriyor. 

1755 depreminin ardından pombalin kafesi modelini geliştiren Portekiz, ilk başta ahşap ve daha sonra çelik takviyeli bu yapıyla sismik aktivitelere dirençli binalar yaptı.

dfgrthy
Pombalin kafesi, taş duvar içinde gizli bir ahşap iskelet kurularak binanın esnek ve dayanıklı olmasını sağlayan yapıya deniyor (Wikimedia Commons)

Avrupa ülkesinde ayrıca binaların yapımıyla ilgili kapsamlı yasal düzenlemeler mevcut. Düşük de olsa deprem riski taşıyan bir bölgedeki inşaatı tasarlayan ve onaylayan mühendis ciddi bir sorumluluk altında. 

Şubattaki depremin ardından Lizbon Belediye Başkanı Carlos Moedas, 700 mühendise depreme dayanıklılık eğitimi verildiğini söylemişti. Moedas kentteki "bütün binaları" incelediklerini de eklemişti.

Lizbon bir doğal afetin hemen ardından yaşanacaklara da hazırlıklı görünüyor. Örneğin acil durumlarda yurttaşlara SMS gönderen bir sistem var. Bunun yanı sıra Moedas kentte bir felaket anında halkın gidebileceği 86 nokta yaratıldığını belirtiyor.

Kentte ayrıca tsunami için de bir uyarı sistemi son yıllarda hayata geçirildi. İki kule içeren sistem sayesinde tsunami durumunda anında uyarı veriliyor ve halka nereye gitmeleri gerektiği de bu şekilde iletiliyor.

Lizbon genel olarak depreme hazır kabul edilse de Moedas, şubatta yaptığı açıklamada 6 veya 9 şiddetinde bir depremin "muazzam etkileri" olacağını söyleyerek eklemişti:

Müdahale için gereken tüm hazırlıklar mevcut ancak elbette depremlerin olabileceğini bildiğimiz bir şehirde yaşıyoruz.

3)  Tokyo

Pasifik ateş çemberinde yer alan Japonya, şiddetli depremlerin sık sık görüldüğü bir ülke. Başkent Tokyo'da da gelecek 30 yıl içinde büyük bir deprem olma ihtimalinin yüzde 70 olduğu tahmin ediliyor.

1923'te 7.9 şiddetinde bir depremle 4 dakika boyunca sallanan kentte en az 105 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Benzer bir olayda kayıpları mümkün olduğunca düşük seviyede tutmak isteyen Tokyo yıllardır çeşitli adımlar atıyor.

Örneğin 1923'te çoğu ölüme yangınların yol açması nedeniyle şehirdeki binalar ateşe dayanıklı hale getiriliyor. Eski yapıları yıkıp yerlerine afetlere dayanıklı yeni yapılar inşa etmek için sübvansiyonlar veriliyor ve vergi indirimi yapılıyor.

Ayrıca Tokyo'daki belediyeler, ev sahiplerine yapıları güçlendirmeleri için yardımlar sunuyor. Okul ve hastane gibi yapıların depreme dirençli hale getirilmesi için de mali destek sağlanıyor.

Şehirde öne çıkan bir diğer uygulama da acil durum yolları. Bir doğal afet durumunda bu yollar sadece acil durum müdahale ekipleri tarafından kullanılabiliyor. 

fgthyju
1923 depreminde bölgede ayakta kalan tek otel Imperial Oteli'ydi (USGS)

Tokyo yönetimi bu yolların açık ve erişilebilir olmasını sağlamak için buradaki yapıları güçlendirmeye çalışıyor. Acil durum yollarındaki binaların sahiplerinin, yapıların depreme ne kadar dayanıklı olduğunu bildirmesi ve güçlendirme çalışmaları yapması gerekiyor.

Kentte ayrıca insanların rahatça tahliye edilmesi için sokakları genişletme çabaları da mevcut. 

Japonya'nın başkentinde, diğer şehirlerdeki gibi, deprem konusunda halkı bilinçlendirme çalışmalarına da önem veriliyor. 

Eğitimlerin yanı sıra Tokyo yönetimi, çeşitli doğal afetlerde nasıl davranılması gerektiğini anlatan bir rehber de çıkarmıştı. Afetlerin ilk günlerinde ne yaşanabileceğine dair açıklamalardan, karton kutular ve gazetelerden geçici tuvaletlerin nasıl yapılacağına dair ipuçlarına kadar pek çok şey bu rehberde yer alıyor. 

Ayrıca 1923 depreminin yıldönümü olan 1 Eylül'de tatbikatlar düzenleniyor. 

Tokyo'da birkaç "afet önleme parkı" da mevcut. Normal zamanlarda kamusal alan olarak kullanılan bu bölgeler, afet durumunda tahliye noktalarına dönüşüyor. Örneğin Tokyo Rinkai Afet Önleme Parkı, afetlerin ardından koordinasyon ve bilgi toplama merkezi görevi de görüyor.

Ancak bazı uzmanlar bütün bu önlemlere karşı Tokyo'nun depreme yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. Sismolog Masayuki Takemura, Tokyo'nun dayanıklı bir şehir inşa etmek yerine ekonomik kalkınmaya öncelik verdiğini söylüyor.

Ayrıca çok fazla gökdelen yapılması ve yapay adalar üzerine konutlar inşa edilmesinin, doğal afet durumunda bu alanlara ulaşma zorluğu yaratacağını ifade ediyor.

4) Tahran

6 ana ve 60 kadar küçük fay hattının geçtiği Tahran, yüksek deprem riski taşıyan kentler arasında yer alıyor. 

2018 tarihli bir araştırmada 2 ila 12 yıl içinde kentte büyük bir deprem olma olasılığının yüzde 40-70 civarında olduğu öne sürülmüştü.

1830'da yaşanan 7.1 şiddetindeki sarsıntı, bölgeyi vuran son büyük depremdi ve uzmanlar, Tahran'ın 150 yılda bir 7 büyüklüğünde bir deprem yaşadığını söylüyor. 

Bazı uzmanlar 7 şiddetinde bir depremin 6 milyon kişinin ölümüne yol açabileceğini düşünüyor.

Tahran Kent Konseyi Üyesi Mehdi Çamran, 6 Şubat depremlerinin ardından yaptığı açıklamada "Tahran'da bir deprem asrın felaketi olur" ifadelerini kullanmıştı.

Kentte böyle bir afete hazırlık amacıyla planlamalar ve tatbikatlar yapılsa da çalışmalar büyük ölçüde yetersiz görülüyor. 

Şehrin yaklaşık 10 milyonluk nüfusunun 2,5 milyonunun depreme dayanıksız binalarda yaşadığı tahmin ediliyor. Uzmanlar ayrıca çoğu binanın standartlara uygun inşa edilmediğini belirtiyor.

Binaların çökmesinin yanı sıra doğalgazın geniş çapta kullanılması nedeniyle depremin büyük yangınlara yol açacağı endişesi de mevcut. 

Ayrıca dar sokakların, deprem durumunda halka ulaşmayı zorlaştırması bekleniyor. 

Tahran İtfaiye ve Güvenlik Hizmetleri'nin, kentteki 33 bin binayı incelediği 2023'te aktarılmıştı. 129 yapının "en tehlikeli binalar" arasına alındığı ve 10'u için riski azaltma çalışmaları yapılacağı bildirilmişti.

Diğer yandan Tahran Belediye Başkanı Alireza Zakani, Kasım 2022'de şehirdeki güvenli olmayan bina listesi hakkında "Liste yayımlanırsa Tahran'da kimse kalmaz" demişti.

5) Meksiko

Meksika'nın başkenti Meksiko, bir levhanın başka bir levhanın altına kaydığı bir dalma-batma bölgesi üzerinde yer aldığı için şiddetli depremlere sahne olabiliyor. Ayrıca kentin yumuşak bir zemin üzerine kurulması sismik olayların şiddetini artırıyor.

Depremleri öngörmek mümkün olmasa da 19 Eylül günü Meksiko'nun tetikte beklediği bir tarihe dönüştü.

19 Eylül 1985'te yaşanan 8.0 şiddetindeki deprem sonucu en az 10 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Daha sonraki yıllarda bu günde anma törenleri ve tatbikatlar düzenlenmeye başlandı. 2017'de anma amacıyla çalan alarmdan birkaç saat sonra 7.1 şiddetindeki bir deprem için kentteki alarmlar tekrar duyuldu. Aynı olay 2022'nin 19 Eylül'ünde de yaşandı. Halk artık bu tarihten korktuklarını söylüyor.

2017'de 187'si Meksiko'da olmak üzere 326 kişi, 2022'de Michoacan'da yaşanan 7.6 büyüklüğündeki depremdeyse iki kişi hayatını kaybetti. 

dfgthy
2017 depreminde Meksiko'da onlarca bina yerle bir oldu (AP)

Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi'ne (UNDRR) göre 2017'deki ölüm sayısının düşük olması, kısmen depremin gün ortasında meydana gelmesi ve birçok işçinin şehir merkezinde olmasıyla bağlantılı. 

Meksiko 1990'larda kullanılmaya başlanan erken uyarı sistemi SASMEX ve düzenli tatbikatlar gibi çalışmalarla depremle mücadelede önemli adımlar atıyor.

Kentteki binaların depreme dayanıklı olmasına yönelik yasal düzenlemeler de giderek iyileştiriliyor.

Ancak New York Times'ın aktardığı üzere kentteki imar düzenlemeleri kağıt üstünde iyi olmasına karşın bunlar yeterince düzgün bir şekilde uygulanmıyor. Yapı denetimlerini, ücreti geliştiriciler tarafından ödenen özel mühendisler tarafından yürütülmesinin çıkar çatışmalarına yol açtığı ifade ediliyor. 

UNDRR ise yeraltı sularının çıkarılmasının toprak çökmesine neden olarak depremlerin etkilerini şiddetlendirdiğini belirtiyor.

Kurum, eski binaların güçlendirilmesi ve güvenlik standartlarına uygun yeni binaların inşasına yapılan yatırımların kayıpları azalttığını ifade ediyor. Diğer yandan daha çok yoksulların yaşadığı kayıt dışı yapılar üzerinde hükümetin kontrolünün olmamasının depreme karşı direnci azalttığına da dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe



Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.


İran'da bir askeri eğitim uçağı düştü bir pilot hayatını kaybetti

İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)
İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)
TT

İran'da bir askeri eğitim uçağı düştü bir pilot hayatını kaybetti

İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)
İran Hava Kuvvetlerine ait bir uçak enkazı (Arşiv)

İran Radyo ve Televizyon Kurumu'nun bildirdiğine göre, İran'a ait bir savaş uçağı dün gece geç saatlerde batı İran'da bir eğitim görevi sırasında düştü ve pilotlardan biri hayatını kaybetti.

Kurumun açıklamasına göre uçak Hemedan vilayetinde gece eğitim görevi sırasında düştü. İran Hava Kuvvetleri Halkla İlişkiler Ofisi, resmi IRNA haber ajansı tarafından yayınlanan açıklamada, "Hava Kuvvetlerine ait bir uçak bu akşam Hemedan vilayetinde (batı İran) gece eğitim görevi sırasında düştü" denildi.

Haberde, "Kazada pilotlardan biri hayatını kaybetti, diğeri ise kurtuldu. Kazanın nedenini belirlemek için soruşturmaların devam ettiği" ifadeleri yer aldı.


Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe