Netanyahu Gazze’deki savaşın sona ereceği tarihi ekim ayı olarak belirleyerek zaman kazanmaya mı çalışıyor?

Netanyahu, Trump'ın hoşnutsuzluğundan kaçınmak için İran-ABD müzakerelerinin sonuçlarını beklerken iç anlaşmazlıkları çözmeye çalışıyor

ABD İsrail'e Gazze'deki savaşı sona erdirmesi için zamana bağlı bir mühlet verdi (AFP)
ABD İsrail'e Gazze'deki savaşı sona erdirmesi için zamana bağlı bir mühlet verdi (AFP)
TT

Netanyahu Gazze’deki savaşın sona ereceği tarihi ekim ayı olarak belirleyerek zaman kazanmaya mı çalışıyor?

ABD İsrail'e Gazze'deki savaşı sona erdirmesi için zamana bağlı bir mühlet verdi (AFP)
ABD İsrail'e Gazze'deki savaşı sona erdirmesi için zamana bağlı bir mühlet verdi (AFP)

İzzettin Ebu Ayşe

ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmesi için verdiği son tarih öncesinde elini çabuk tutan İsrail, Gazze’de devam eden çatışmaların sona erdirilmesi için ekim ayına kadar süre tanıdı.

Tel Aviv, Netanyahu'nun arkadaşı ve Hamas'la müzakerelerdeki elçisi Ron Dermer'in sözleriyle, İsrail'in Gazze'deki savaşı ekim ayında sonlandırmak istediğini açıklarken birçok kişi, İsrail'in bu tarihi rastgele seçmediğini düşünüyor.

Birkaç hafta olarak verilen süre dolmak üzere

Şarku’l Avsat’ın  İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth 10 Nisan'da yayınlanan haberinde aktardığına göre  Trump’ın Netanyahu'ya karşı sabrının tükenmekte olduğunu ve Netanyahu'ya Gazze Şeridi'ndeki savaşı durdurması için üç haftadan fazla süre vermeyebilecek. Daha sonra İsrail devlet televizyonu KAN da dahil olmak üzere İsrailli medya kuruluşları, ABD'nin İsrail'e Gazze'deki savaşı sona erdirmesi için belli bir süre verdiğini ve Netanyahu'nun askeri planlarını buna göre uyarlaması gerektiğini bildirdi.

asdefrg
Netanyahu Gazze’deki savaş ile ilgili kararını netleştirmek için ABD ile İran arasındaki müzakerelerin sonuçlanmasını bekliyor (Independent Arabia – Meryem Ebu Dakka)

Nisan ayı sona ererken Trump'ın Gazze’deki savaşın bitmesi için verdiği süre de doluyor. Arabulucular geçtiğimiz üç hafta boyunca Hamas ve İsrail yetkilileriyle bir esir takası anlaşması yapmak ve savaşı sona erdirmek için yaklaşık 10 öneri sundu, ancak hem Tel Aviv hem de Hamas bu önerileri reddetti.

Ekim ayı ve barıştan daha fazlası

İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer, bir ön hamle olarak ‘Gazze'deki savaşın önümüzdeki ekim ayında sona ereceğini, Netanyahu'nun bu tarihte savaşı bitirmek istediğini, savaşın barış anlaşmalarının önünü açacak şekilde İsrail’in zaferiyle sona ereceğini ve daha fazla ülkenin İsrail’le ilişki kurmak isteyeceğini’ söyledi.

İsrailli siyaset araştırmacısı Caroline Kaneen yaptığı değerlendirmede, Dermer'in savaşın bitiş tarihini açıklamasının tesadüf olmadığını söyledi. Kaneen’e göre Netanyahu, Trump'ın Washington'da kendisiyle ile bir araya geldiğinde belirlediği sürenin dolacağını tahmin ederek ABD, Tel Aviv'e hesap sormaya başlamadan önce bu açıklamaları yapması için arkadaşına göz kırptı.

Savaşı sürdürmek için bir kaçış rampası

Netanyahu'nun Trump'ı kızdırmak ya da ona olan güvenini sarsmak istemediğini, ancak aynı zamanda siyasi ve otoriter geleceğini güvence altına almak için Gazze'deki savaşı sürdürmeyi istediğini düşünen Kaneen, “Eldeki bilgilere göre ABD Başkanı perde arkasında, yakında tüm rehinelerin serbest bırakılmasını ve Gazze'deki savaşın sona ermesini sağlayacak kapsamlı bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Netanyahu, bunu sezerek bu teklifin önünü kesti. Savaşın sona erme tarihini önümüzdeki ekim ayı olarak belirleyerek ek bir süre istedi. Bu da ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik herhangi bir önerisinin üstü kapalı bir şekilde, ancak akıllıca bir yolla reddedilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

frty
ABD ve İran haftalar önce nükleer konulu müzakerelere başladı (Independent Arabia – Meryem Ebu Dakka)

Trump’ın bir anlaşma adamı olduğunu ve İsrail ile çevre ülkeler arasında barış anlaşmaları imzalanmasını istediğini belirten İsrailli siyasi analist, ABD yönetiminin bu yüzden Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi için baskı yaptığını vurguladı. Kaneen’e göre Netanyahu şu anda savaşla sadece İsraillilerin bölünmesi, hükümetinin çökme tehdidi, ekonomik krizler ve hakkındaki yargı davaları gibi iç krizleriyle başa çıkmak amacıyla ilgileniyor ve bu yüzden savaşa devam ederek tüm bunlardan kaçıyor.

Gazzeliler korku içinde

Gazzeliler savaşın sona ereceği tarihle ilgili haberi duyduklarında korkuya kapılarak saldırıların bir an önce durmasını, daha fazla kan dökülmeden ve boğucu kuşatma nedeniyle açlıktan ölmeden barışın gelmesini umdular. Ayrıca daha fazla toprak kaybetmekten de korkuyorlar. Musab adındaki bir Gazzeli, “Netanyahu'nun belirlediği tarihe beş ay var. O zamana kadar kaç kişi daha kaybolacak? Kaçı bombardımanlarda, kaçı açlıktan ölecek? Önümüzdeki aylarda tüm bu krizler bizi bekliyor olacak” ifadelerini kullandı.

Gazzeli Sevsen ise şunları söyledi:

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz birkaç gün önce askeri operasyonların kapsamını genişletme tehdidinde bulundu. Ekim ayına kadar İsrail, Gazze topraklarını yok etmiş ve burayı bir tampon bölgeye dönüştürmüş olacak.

Netanyahu, ABD-İran müzakerelerinin sonuçlarını bekliyor

Siyasi analist Taysir Abid'e göre Netanyahu planlarını netleştirmek için İran-ABD müzakerelerinin sonuçlarını bekliyor ve o zamana kadar Gazze'deki çatışmalarla ilgili net bir tabloya sahip olacağına inanıyor.

ABD ve İran, bundan birkaç hafta önce nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başladı. Netanyahu, bu müzakerelerin Yeni Ortadoğu için kapsamlı planın bir parçası olduğunu ve sadece bir müzakereden ibaret olmadığını vurguladı. Netanyahu, 7 Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından bu yana İran'ı bombalamaya ve ona karşı bir savaş başlatmaya çalışsa da ABD’de birbiri ardına iktidara gelen yönetimler bunu yapmasını engelledi. Trump, bir açıklamasında, “İran ile diyaloğu bomba atmaya tercih ederim” dedi. Trump her ne kadar İran'la bir anlaşmaya varılması için iki aylık bir süre tanısa da uluslararası medya kuruluşları bu sürenin uzatılabileceği tahminlerini bildirdi. Ancak bu durum, Ortadoğu'daki tüm silahlı vekillerine yaptığı gibi Tahran'a askeri olarak saldırmaktan yana olan Netanyahu'yu kızdırdı. Buna karşın Trump, İran'a karşı askeri seçeneği geçici olarak askıya almaya ve müzakerelere kapı açmaya karar verdi ve İsrail hükümetine mevcut aşamada İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırıyı desteklemeyeceğini bildirdi. Ancak Netanyahu, nükleer tesislerine girilmesine ve bu tesislerin imhasına izin vermediği sürece İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın işe yaramayacağını öne sürdü. Trump ise Netanyahu’nun İran'la savaşabileceğini, ama ABD’nin böyle bir savaşa sürüklenmeyeceğini belirterek “İsraillilerin bunu yapmasını engellemedim, ancak bunu onlar için kolaylaştırmadım da” şeklinde cevap verdi.

Tüm savaşların Gazze ile ilişkilendirilmesi

Siyasi araştırmacı Taysir Abid, Netanyahu’nun önümüzdeki ekim ayını savaşın sona ereceği takvim olarak belirleyerek süreyi uzattığını ve İran-ABD müzakerelerinin sonuçlarını beklemek istediğini ve eğer bu sonuçları beğenmezse Tahran'a karşı askeri bir operasyona girişmek ve bunu Gazze ile ilişkilendirmek zorunda kalacağını düşünüyor. İsrail'in müzakerelerin sonuçlarının kendi koşullarını karşılamasını istediğini, ancak Tahran’ın bunu reddedeceğini ve burada kazananın İsrail olacağını söyleyen Abid, “Netanyahu, Gazze konusunda Trump'la ters düşemez. Çünkü ABD ile iyi bir ilişki kurup Tahran'ı bombalamak ve ardından sadece Gazze'de değil, Ortadoğu'da da savaşı tamamen bitirmek istiyor” yorumunda bulunda.

Netanyahu’nun Trump'tan çekindiğini ve bu yüzden savaşın bitiş tarihi olarak önümüzdeki ekim ayını belirlediğini düşünen Abid, bunu İsrail'in hedeflerine ulaşması için birkaç haftası olduğunu açıkça söyleyen ABD Başkanı'na bir başka mesaj olarak nitelendirdi. Abid’e göre İsrail Başbakanı, bu şekilde daha fazla zaman kazanarak ABD’nin baskısından kaçmaya çalışıyor, ama başarılı olup olmayacağı bilinmiyor.

Trump, nisan ayında Gazze ile ilgili yaptığı bir açıklamada “Tüm rehinelerin serbest bırakılması için çalışıyoruz. Savaşın sona erdiğini görmek istiyorum ve bunun yakında gerçekleşeceğini umuyorum” ifadelerini kullandı. Netanyahu, savaşın bitiş tarihi olarak ekim ayını belirlerken, İran-ABD müzakerelerinin sonuçlarını beklediğini, Gazze'nin geleceğine dair bir planla ilgili son rötuşları yaptığını ve İsrail hükümetindeki iç anlaşmazlıkları çözmeye çalıştığını savunuyor. Gazze Şeridi’ndeki savaş gerçekten o tarihe kadar devam edecek mi yoksa yakında sona mı erecek?



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.