Rusya: Kiev'in Zafer Günü kutlamalarında Moskova'ya saldırması halinde hayatta kalması garanti değil

Sovyet döneminden kalma bir T-34 tankı, St. Petersburg'daki Zafer Günü geçit töreni provası sırasında askeri araçlardan oluşan bir konvoya öncülük ediyor. (AP)
Sovyet döneminden kalma bir T-34 tankı, St. Petersburg'daki Zafer Günü geçit töreni provası sırasında askeri araçlardan oluşan bir konvoya öncülük ediyor. (AP)
TT

Rusya: Kiev'in Zafer Günü kutlamalarında Moskova'ya saldırması halinde hayatta kalması garanti değil

Sovyet döneminden kalma bir T-34 tankı, St. Petersburg'daki Zafer Günü geçit töreni provası sırasında askeri araçlardan oluşan bir konvoya öncülük ediyor. (AP)
Sovyet döneminden kalma bir T-34 tankı, St. Petersburg'daki Zafer Günü geçit töreni provası sırasında askeri araçlardan oluşan bir konvoya öncülük ediyor. (AP)

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev dün yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın 9 Mayıs'taki İkinci Dünya Savaşı ‘Zafer Günü’ kutlamaları sırasında Moskova'ya saldırması halinde başkent Kiev'in 10 Mayıs'a kadar ayakta kalacağını kimsenin garanti edemeyeceğini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin pazartesi günü, Sovyetler Birliği ve müttefiklerinin İkinci Dünya Savaşı'ndaki zaferinin 80’inci yıldönümü münasebetiyle Ukrayna ile savaşta üç günlük bir ateşkes ilan etti.

Kremlin'den yapılan açıklamada 72 saatlik ateşkesin 8 Mayıs'tan 10 Mayıs'a kadar süreceği belirtildi. Ayın 9'unda Putin, aralarında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in de bulunduğu devlet başkanlarını ‘Zafer Günü’ kutlamaları için ağırlayacak.

Moskova'nın üç günlük ateşkes teklifine karşılık Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 30 günlük olması halinde ateşkesi kabul edebileceğini söyledi ki Putin kısa vadeli bir duraklama değil uzun vadeli bir çözüm istediğini söyleyerek yakın vadede bunu zaten reddetmişti.

ukı
St. Petersburg'daki Zafer Günü geçit töreni provası sırasında S-400 füze rampaları (AP)

Zelenskiy, Rusya ile devam eden savaş nedeniyle Ukrayna'nın 9 Mayıs'taki geleneksel askerî geçit töreni için Moskova'yı ziyaret eden yabancı devlet adamlarının güvenliğini garanti edemeyeceğini söyledi.

Zelenskiy, “Rusya Federasyonu topraklarında olanlardan biz sorumlu değiliz. Sizin güvenliğinizden onlar sorumlu, bu nedenle size herhangi bir garanti vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Eski bir Rusya Devlet Başkanı olan Medvedev, Zelenskiy'nin sözlerini ‘sözlü provokasyon’ olarak nitelendirdi ve 9 Mayıs kutlamaları sırasında kimsenin Kiev'den güvenlik garantisi istemediğini belirtti.

Medvedev resmi Telegram kanalında yaptığı açıklamada, “Zelenskiy, Zafer Günü'nde gerçek bir provokasyon olması durumunda, hiç kimsenin Kiev'in 10 Mayıs'a kadar ayakta kalacağını garanti edemeyeceğini biliyor” dedi.

Kremlin ise dün yaptığı açıklamada, Putin tarafından önerilen ateşkesin Kiev'in barış için ‘hazır olup olmadığını test etmeyi’ amaçladığını vurguladı. Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Rusya tarafından geçtiğimiz nisan ayında önerilen Paskalya ateşkesinin ve 8, 9 ve 10 Mayıs kutlamaları sırasında ateşkes ilan edilmesine yönelik mevcut girişimin amacı, Kiev'in uzun vadeli ve kalıcı bir barışa giden yolu bulmaya hazır olup olmadığını test etmektir” ifadesini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Zelenskiy'nin Zafer Günü ateşkes girişiminin reddine ilişkin açıklamalarını ‘uluslararası bir teröristin tehdidi’ olarak değerlendirdi. Bakanlık, Ukrayna Devlet Başkanı'nın Moskova'daki kutlamalara katılanların güvenliğine ilişkin açıklamasının da ‘doğrudan bir tehdit’ olduğunu ifade etti.



İsrail ordusu, Gazze'ye giden yardım gemilerini kuşattı

İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'ye giden yardım gemilerini kuşattı

İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmak ve oraya yardım ulaştırmak amacıyla bu ayın başlarında yola çıkan Sumud Filosu organizatörleri bugün İsrail Donanması'nın gemilerini uluslararası sularda kuşattığını ve bir kısmıyla iletişimin kesildiğini duyurdu.

Filonun organizatörleri tarafından gece yapılan açıklamada, “İsrail askeri gemileri, uluslararası sularda filoyu yasadışı biçimde kuşattı ve kaçırma ile şiddet kullanmaya dair tehditler savurdu” denildi. Açıklamada ayrıca "11 gemiyle iletişimin kesildiği" belirtildi.

Dün İsrail Ordu Radyosu, bir İsrail kaynağına dayandırdığı haberde İsrail'in kendi kıyılarından uzakta Gazze’ye doğru yol alan yardım gemilerini kontrol altına almaya başladığını bildirmişti. Haberde kaç gemiye müdahale edildiği ve gemilerin müdahale sırasındaki konumları belirtmedi.

Filo, son haftalarda Fransa'nın Marsilya, İspanya'nın Barselona ve İtalya'nın Sirakuza şehirlerinden hareket eden 50'den fazla gemiden oluşuyor. Filonun organizasyonuna ait internet sitesindeki canlı takip verilerine göre gemiler şu an Yunanistan'ın Girit Adası'nın batısında bulunuyor.

Filonun sosyal medya platformu X hesabından yapılan paylaşımda "Askeri botlar gemilerimizi durdurarak kendilerini 'İsrail'e ait' olarak tanıttı” denildi. Filonun organizatörleri, gemilerde bulunan kişilerin lazer ışınları ve yarı otomatik taarruz silahlarıyla hedef alındığını ve aktivistlere gemilerin ön tarafında toplanmaları ile dört ayak üstüne çömelmeleri emrinin verildiğini de belirtti.

İsrail Donanması, 2025 yılı sonunda İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg dahil olmak üzere aralarında siyasetçiler ve aktivistlerden oluşan yaklaşık 50 teknelik ilk filoya el koymuştu. Organizatörler ve Uluslararası Af Örgütü bunu yasadışı olarak nitelendirmişti.

Tüm mürettebat ve gemilerdekiler, İsrail tarafından gözaltına alınarak sınır dışı edilmişti.

Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi, 2007 yılından bu yana İsrail ablukası altında.


Lübnan’da Cumhurbaşkanı Avn ile Meclis Başkanı Berri arasında müzakere tartışması

Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
TT

Lübnan’da Cumhurbaşkanı Avn ile Meclis Başkanı Berri arasında müzakere tartışması

Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)

İsrail ile doğrudan müzakereler, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Meclis Başkanı Nebih Berri arasında sözlü tartışmaya neden oldu. Avn, bu alandaki tüm adımlarını Berri ve Başbakan Nevvaf Selam ile koordineli biçimde attığını söylerken Berri, Avn’ın ‘söylediklerinin doğru olmadığını’ öne sürerek sert tepki gösterdi.

Avn, İsrail'in önce ateşkesi tam anlamıyla uygulaması, ardından müzakerelere geçilmesi gerektiğini gerektiğini belirterek müzakerelerle ilgili her adımının ‘Berri ve Selam ile koordineli ve istişareli biçimde’ atıldığını vurguladı. Berri ise hiç vakit kaybetmeden verdiği yanıtta, “Avn'ın söyledikleri gerçeği yansıtmıyor, tabi buna başka bir şey demiyorsak” ifadelerini kullandı. Berri, bu değerlendirmenin 2024 yılının kasım ayında varılan ateşkes anlaşması ve müzakereler konusu için de geçerli olduğunu da ekledi.

Sahadaki gelişmelere gelince İsrail, ateş gücüyle Lübnan topraklarında bir ‘kırmızı hat’ dayattı. Bu hat, haftalarca önce ilan edilen sarı hat bölgesine paralel uzanarak onlarca Lübnan köyünü tehdit ediyor. Söz konusu geniş coğrafi alan, sınırdan 25 kilometre derinliğe kadar uzanırken aralıksız devam eden hava saldırılarına ve bölgenin tahliye edilmesi için yapılan uyarılara maruz kalıyor.


Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, Almanya’daki ABD askerî varlığının azaltılmasının değerlendirildiğini söyledi. Trump, bu kararın Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile İran savaşı konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde ele alındığını belirtti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden dün yaptığı paylaşımda, “ABD, Almanya’daki asker sayısını azaltma ihtimalini değerlendiriyor ve gözden geçiriyor. Karar kısa süre içinde verilecek” ifadelerini kullandı.

2024 yılında ABD’nin Almanya’da 35 binden fazla asker konuşlandırdığı Kongre Araştırma Servisi verilerine dayanarak belirtilirken, Alman basını bu sayının 50 bine daha yakın olabileceğini belirtiyor.

Trump, görevde olduğu önceki dönemlerde de NATO içindeki müttefiklere yönelik eleştirileri kapsamında, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki ABD asker sayısını azaltma tehdidinde bulunmuştu.

Son gelişmelerde Washington’un, İran savaşına destek vermeyen veya Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği girişimlerine katkı sağlamayan müttefikleri cezalandırma eğiliminde olduğu iddia ediliyor. Hürmüz Boğazı bölgesi, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik önem taşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, karar öncesinde Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün korunması konuları ele alındı.

Trump, Almanya Başbakanı Merz’i daha önce İran’ın nükleer silah edinimine ilişkin açıklamaları nedeniyle sert şekilde eleştirmiş ve “Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak Merz, çarşamba günü yaptığı açıklamada gerilimi küçümseyerek, ABD ile ilişkilerin güçlü olduğunu vurguladı. Berlin’de düzenlenen basın toplantısında, “Bana göre Başkan ile kişisel ilişkim eskisi gibi iyi” dedi.

Merz ayrıca, ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonuna başından beri şüpheyle yaklaştığını belirterek, Avrupa’nın bu gelişmelerin etkilerini ciddi şekilde hissettiğini ifade etti.