Trump'ın politikalarından rahatsız olan ABD'li bilim insanlarını çekmek için Avrupa'dan hamle

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa'yı araştırmacılar için cazip hale getirmek üzere 500 milyon euroluk ek bir bütçe açıkladı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Sorbonne'da yaptığı konuşmada, 2025, 2026 ve 2027 yıllarında bilimsel araştırmalar için 500 milyon euro ek kaynak sağlama taahhüdünü açıkladı. (Reuters)
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Sorbonne'da yaptığı konuşmada, 2025, 2026 ve 2027 yıllarında bilimsel araştırmalar için 500 milyon euro ek kaynak sağlama taahhüdünü açıkladı. (Reuters)
TT

Trump'ın politikalarından rahatsız olan ABD'li bilim insanlarını çekmek için Avrupa'dan hamle

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Sorbonne'da yaptığı konuşmada, 2025, 2026 ve 2027 yıllarında bilimsel araştırmalar için 500 milyon euro ek kaynak sağlama taahhüdünü açıkladı. (Reuters)
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Sorbonne'da yaptığı konuşmada, 2025, 2026 ve 2027 yıllarında bilimsel araştırmalar için 500 milyon euro ek kaynak sağlama taahhüdünü açıkladı. (Reuters)

Fransa ve Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun ortak davetiyle dün Paris'teki prestijli Sorbonne Üniversitesi'nde bir araya gelen büyük bir kalabalık, üniversiteleri, enstitüleri ve araştırma merkezleri Başkan Donald Trump yönetimi tarafından siyasi, akademik ve mali açıdan sıkıştırılan ve bu yüzden ABD'den ayrılmak isteyen Amerikalı ya da Amerikalı olmayan araştırmacı ve bilim insanlarına bir alternatif sunmak için toplandı.

Avrupalılar ya da en azından bazıları, Atlantik'in diğer yakasındaki mevcut gergin ortamdan faydalanarak, iki kıyı arasındaki bilimsel ve teknolojik uçurumu kapatmak amacıyla, açık Avrupa ‘modelini’ teşvik etmek istiyor. Eğer yeni Avrupa çağrısı başarılı olursa, bu, Avrupalı araştırmacılar ve bilim insanları her zaman bilimsel olarak daha gelişmiş ve araştırma projelerini finanse etme kapasitesi yüksek ABD'ye yöneldiği bir dönemde, tersine bir ‘beyin göçü’ yolunu açacaktır.

sdefrg
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün Elysee Sarayı'nın girişinde Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'i karşıladı. (EPA)

Sorbonne Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen ve bilimsel araştırma bakanları, akademisyenler, araştırmacılar, üniversite temsilcileri, bilimsel enstitü yöneticileri ve öğrencilerden oluşan geniş bir dinleyici kitlesinin katıldığı Bilim için Avrupa'yı Seçin Konferansı’nın kapanış konuşmasını yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kendisi ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen adına Sorbonne çağrısını başlatmaktan çekinmedi. Von der Leyen, Fransa'nın başkentine bu dosyayla ilgilenen AB Komisyonu üyeleriyle birlikte geldi. Dün itibariyle, açıkça ABD'ye yönelik olan ve Trump yönetiminin yaklaşımına bir ‘itham’ teşkil eden Avrupa girişimine ABD'den herhangi bir tepki gelmedi. Söz konusu adımı atmakla Avrupalılar, ABD'li ortaklarıyla yeni bir ‘cephe’ açmış olacak. Ukrayna ve Gazze Şeridi'ndeki savaşlar, gümrük tarifeleri, çevre ve çölleşme gibi bilinen anlaşmazlık cephelerine yenilerini ekleyecekler.

xscdfv
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun Startup, Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Üyesi Ekaterina Zaharieva dün Sorbonne'da düzenlenen konferansta bir konuşma yaptı. (AFP)

Bilim insanları için bir cennet

İlginçtir ki Macron ve Von der Leyen, isim vermeden Trump'a ve politikalarına saldırmaktan çekinmedi. Macron’un bilim insanları ve araştırmacılar için ‘basit’ bir mesajı vardı: “Eğer özgürlüğü seviyorsanız, gelin ve özgür kalmamıza yardımcı olun. Burada araştırma yapın, daha iyi olmamıza yardımcı olun ve geleceğimize yatırım yapın.” Ona göre Avrupa, bilim insanları ve araştırmacılar için ‘bir cennet haline gelmeli’. Fransa Cumhurbaşkanı sözlerine şöyle devam etti: “Sorbonne çağrısı, bilim için çalışmak ve modelimizi savunmak isteyen, kendilerine dayatılan değil, kendi seçtikleri bir toplum isteyen, belli bir özgürlük fikrine sahip olan, kadın-erkek eşitliği, halklar arasında kardeşlik ve çağımızın sorunlarına cevap bulmak isteyen tüm özgür insanlara yöneliktir. Yarının demokrasilerinin kanseri yok etmede, iklim değişikliğini sağlamada, uzayı ve derin deniz yatağını daha iyi anlamada ve nihayetinde insanlığın ilerlemesine hizmet edecek bilgiyi inşa etmede daha güçlü olacağına inanan bu Avrupa'ya katılın. Bu özgürlük, bilgi ve bilim modeli için birleşin. Bizim inandığımız model budur.” Macron ABD'de işlerin gidişatından duyduğu şaşkınlığı ise şöyle dile getirdi: “Hiç kimse dünyanın en büyük demokrasilerinden birinin, şu ya da bu araştırmacının vize alma hakkını bir çırpıda iptal edeceğini düşünemezdi. Ama öyle oldu.”

frgthy
Sorbonne'da dün düzenlenen seminerlerden (EPA)

Fransa Cumhurbaşkanı, ABD'nin geride bırakıyor gibi göründüğü araştırma ve yaratıcılık özgürlüğü sayesinde, Avrupa'nın 500 Nobel ödüllü bilim insanı yetiştirdiğine dikkat çekti. Macron, her iki cinsiyetten gençleri bilimsel araştırmalara katılmaya teşvik ederek bilimsel araştırmalara yeni bir kan enjekte etmek istiyor, zira ona göre ‘Avrupa’nın her türlü yeteneği bilime çekmeye ihtiyacı var’. Fransa Cumhurbaşkanı her fırsatta Avrupa'nın ‘bağımsızlığını, sağlamlığını ve gücünü bilgi, özgür ve açık araştırma ve buna katılacak bugünün ve yarının gençleri aracılığıyla inşa etmeye devam edeceğini’ yineliyor. Macron, Trump'ın politikaları, Ukrayna savaşına yaklaşımı, NATO'nun geleceğine ilişkin belirsizlik ve Avrupa'nın Çin ile rekabete odaklanmak adına eski kıtayı unutma korkusu nedeniyle güçlü bir şekilde ön plana çıkan ve çok sayıda destekçi kazanan ABD'ye karşı, savunma da dahil olmak üzere Avrupa'nın ‘stratejik özerkliğini’ inşa etmek için 2017'de aynı salondan yaptığı çağrının önemini birden fazla kez hatırlattı. Macron, İngiltere, Norveç, İsviçre ve hatta Hindistan gibi AB dışındaki ülkeleri zamanın çeşitli zorluklarıyla yüzleşmek için iş birliği yapmaya ve birlikte çalışmaya davet ederek AB sınırlarının ötesinde uluslararası iş birliğine kapı açtı. Şarku’l Avsat’a konuşan Avrupalı bir kaynak, ABD'de akademik özgürlüklere yönelik tehdidin, AB’nin stratejik çıkarlarını ve küresel vizyonunu savunmak ve Avrupa'nın araştırmacılar ve bilim insanları için ‘cazip bir kutup olmaya devam ettiğini’ göstermek için fırsat olduğunu söyledi. Paris'e göre araştırmalar sağlık, çevre, biyoçeşitlilik, dijitalleşme, yapay zekâ, uzay ve tarım gibi kilit sektörlere odaklanmalı.

AB'nin planı

Eğer para savaşın belkemiği ise bilim adamlarını ve bilimsel araştırmaları cezbetme savaşı da bir istisna değildir. Macron, Paris'in Amerikalı ve yabancı araştırmacıları cezbetmek için ek 100 milyon euro tahsis edeceğini açıkladı. AB adına konuşan Von der Leyen ise daha iddialıydı. 2025-2027 dönemi için AB Komisyonu'nun ‘Avrupa'yı araştırmacılar için bir cazibe merkezi haline getirmek üzere’ 500 milyon euro ek kaynak sağlayacağını ve bu miktarın 2021-2027 dönemi için halihazırda 16 milyar euronun üzerinde bir bütçeye sahip olan Avrupa Araştırma Konseyi'ne (ERC) aktarılacağını duyurdu. Von der Leyen ayrıca, AB üye ülkelerinin 2030 yılına kadar araştırma ve geliştirmeye gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 3'ü oranında yatırım yapmalarını istediğini söyledi.

as
Sorbonne’daki Bilim için Avrupa'yı Seçin Konferansı’na katılan Avrupalı yetkililer (EPA)

Macron'dan önce konuşan Avrupalı yetkili, 27 üyeli AB'nin yeni Avrupa mevzuatı yoluyla ‘bilimsel araştırma özgürlüğünü yasalarla güvence altına alma’ niyetinde olduğunu belirterek, “Dünya genelinde artan tehditler karşısında Avrupa'nın ilkelerinden ödün vermeyeceğini” ifade etti. Aynı şekilde Avrupa'nın bilimsel kimliğini de şu sözlerle vurgulamaya çalıştı: “Araştırma, yenilik, bilim ve teknolojiyi ekonomimizin merkezine koymayı seçiyoruz. Üniversitelerin toplumlarımızın ve yaşam tarzımızın temel direği olduğu bir kıta olmayı seçiyoruz.”

Von der Leyen, sakin yaklaşımları tercih eden ve çatışmacı olmayan doğası ile tanınan biridir; ancak dün bu alışkanlığını bozarak Trump'ın araştırma politikasına açık bir şekilde saldırdı. Trump yönetimi şimdiye kadar 380 araştırma bursunu iptal etmiş ve üniversiteleri ve enstitüleri federal yardımdan mahrum bırakarak kendi otoritesi altına almaya çalışmışken, Avrupalı yetkili bu önlemleri ve eğilimleri eleştirmekten ve “Hepimiz bilimin pasaportu, cinsiyeti, ırkı ve siyasi partisi olmadığı konusunda hemfikir olabiliriz” vurgusunu yapmaktan çekinmedi. “Çeşitliliğin insanlığın bir değeri ve bilimin can damarı olduğuna inanıyoruz. Bu, dünyanın en değerli varlıklarından biridir ve korunmalıdır” diyen Von der Leyen, özgür ve açık araştırmayı baltalamanın ‘büyük bir yanlış hesaplama’ olduğunu ifade etti.

Deklarasyon başka bir şey, gerçeklik başka bir şey. Avrupa'nın iyimserliğine rağmen, Avrupa bürokrasisinin üstesinden nasıl gelineceği ve ulusal düzeyde planlananların genel Avrupa ‘planının’ ayrıcalığı olanlarla nasıl birleştirileceği gibi pek çok soru ortaya çıkıyor. Bazı Fransız akademisyenler, Fransız araştırma sektörü sınırlı kaynaklardan muzdarip iken yeni vaatler karşısında ‘şaşkınlıklarını’ ifade etmekten çekinmediler.



Trump: ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı ile ilgili kapasitesini hedef alıyor

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı ile ilgili kapasitesini hedef alıyor

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki askeri gerilimin artmasıyla birlikte, ABD’nin Hürmüz Boğazı ile bağlantılı İran askeri kapasitelerini hedef aldığını duyurdu.

ABD ordusu dün İran’a karşı yeni hava saldırıları düzenlendiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Oval Ofis’te gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Trump, Tahran ile müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmanın imkânsız olup olmadığına henüz karar vermediğini belirtti.

Başkan Trump, İran’a ait insansız hava araçlarının (İHA) Küba’da bulunma ihtimaline de değindi. Trump, "Eğer gerçekten varsa -ki bu mümkün- bununla ilgileneceğiz. Herhangi bir sorunumuz yok. Buna izin vermeyeceğiz. Muhtemelen bir kısmını depoluyorlar, şu anda konuyu araştırıyoruz" dedi.

Daha önce İran’ın dün ve bugün "güçlü darbelere" maruz kalacağını söyleyen Trump, "İran ile imzalanan mutabakat zaptı bir sınavdı ve buna uymadılar" ifadelerini kullandı. Trump ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu vurguladı.

Trump, ABD’nin İran’daki "Peakaxe Mountain" (Pikaks Dağı) adlı bölgeyi yok edeceğini belirtti. Bu ifade, Natanz yakınlarında olduğu iddia edilen yeraltı nükleer tesisine bir gönderme olarak yorumlandı.

Kongre’ye resmi bildirim

Trump, Kongre’ye gönderdiği resmi bir bildirimle, 7 Temmuz’da İran’a karşı çatışmaların yeniden başladığını duyurdu. Yönetimi, bu bildirimin Kongre onayına ihtiyaç duymadan bölgede 60 günlük yeni bir askeri operasyon yetkisi sağladığı görüşünde.

Reuters’ın dün gördüğü 10 Temmuz tarihli mektupta Trump, "Bu askeri operasyon talimatını, Amerikalıları koruma sorumluluğum, ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politika çıkarları doğrultusunda verdim" ifadelerini kullandı. Mektupta ayrıca, 7 Nisan’da yürürlüğe konulan ve daha sonra uzatılan iki haftalık ateşkes ile diplomatik çözüm arayışlarına dair detaylara yer verildi.

ABD’nin, İsrail ile iş birliği içinde İran’a yönelik saldırıları 28 Şubat’ta başladığı belirtilirken, Trump 17 Haziran’da İran ile imzaladıkları mutabakat zaptını hatırlatarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere saldırarak bu anlaşmayı ihlal ettiğini ve yeni saldırı emirlerini bu nedenle verdiğini kaydetti.


Lula: Amerika, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi koyarsa "korsan" olur

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
TT

Lula: Amerika, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi koyarsa "korsan" olur

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi getirmesi halinde "korsana dönüşeceğini" söyledi. Lula'nın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce gündeme getirdiği önerinin ardından geldi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, boğazdan geçmek isteyen gemilerin taşıdığı yüklerin değerinin yüzde 20'sine denk gelen bir ücretin ABD tarafından tahsil edilmesini önerdi.

FŞarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Lula, São Paulo eyaletindeki São Caetano do Sul kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Geçmişte buna korsanlık denirdi" ifadelerini kullandı.

Lula, "ABD önemli bir ülkedir ve uzun süre korsanlıkla mücadele ettiğini düşünüyorum. Bugün korsanlar gibi hareket edemez" dedi.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de dün Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan deniz yoluyla taşınan mallara ücret uygulanması önerisine yanıt verdi. Arakçi, İran'ın boğazın güvenliğinden sorumlu olduğunu ve olmaya devam edeceğini ifade etti.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında, "ABD Başkanı tamamen haklı. Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayan herkes bunun karşılığını almalıdır. İran her zaman boğazın koruyucusu olmuştur ve olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

İranlı bakan, alaycı bir ifadeyle, "Açıkça görülüyor ki yüzde 20 oranı fazla yüksek. Adil davranacağız" dedi.

Trump, dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın bu kritik su yolunu kapattığını açıklamasının ardından ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden uygulama ve Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan bütün mallardan yüzde 20 ücret alma kararı verdiğini söylemişti.

Trump, "Hürmüz Boğazı açık ve İran olsun ya da olmasın açık kalacak. İran'a yönelik ablukayı yeniden uygulayacağız" dedi.

ABD Başkanı ayrıca, "Amerika, dünyanın bu sorunlu bölgesinde güvenlik ve emniyeti sağlamak için gerekli tüm maliyetleri karşılamak amacıyla taşınan tüm yüklerden yüzde 20 pay alacak" ifadesini kullandı. Uygulamanın hemen başlayacağını belirten Trump, ayrıntı vermedi.

Trump daha önce Fox News kanalındaki "Fox & Friends" programına yaptığı telefon bağlantısında, ABD'nin büyük olasılıkla Hürmüz Boğazı'nı kontrol edeceğini ve yönetiminin yaptığı harcamalar için karşılık alması gerektiğini söyledi.

Trump, "Boğazı kontrol edeceğiz, belki de yöneteceğiz. Boğazın koruyucuları olacağız. Belki bize boğazın koruyucu meleği denir. Bunun karşılığında ödeme almalıyız" şeklinde konuşmuştu.


Trump deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu... ve "geçiş ücretleri" tehdidinde bulundu

İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
TT

Trump deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu... ve "geçiş ücretleri" tehdidinde bulundu

İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden yürürlüğe konulduğunu ve boğazdan geçen grmilerden ücret alınacağını duyurdu. Açıklama, Washington ile Tahran'ın nisan ayında ilan edilen ateşkesten bu yana en şiddetli karşılıklı askeri saldırıları gerçekleştirdiği bir dönemde yapıldı.

Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı "kontrol altına alacağını" ve İran gemileri ile Tahran'la ticaret yapan gemilerin boğazı kullanmasına izin vermeyeceğini söyledi. Washington'un deniz güvenliğini sağlama karşılığında taşınan yüklerin değerinin yüzde 20'si oranında ücret alacağını belirten Trump, uygulamanın derhal başlayacağını ifade etti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Trump'ın açıklamalarına yanıt vererek, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişini sağlayan tarafın bunun karşılığını alması gerektiği yönündeki görüşünde ABD Başkanı'nın "tamamen haklı" olduğunu söyledi. Ancak Arakçi, "İran her zaman Hürmüz Boğazı'nın koruyucusu olmuştur ve sonsuza kadar da öyle kalacaktır" dedi.

Trump'ın dile getirdiği yüzde 20'lik ücret oranının "çok yüksek" olduğunu belirten Arakçi, Tahran'ın bu konuda "adil davranacağını" ifade etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukanın uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğünü açıkladı. Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine açık olduğu ve ABD güçlerinin seyrüsefer serbestisini sağlamak için hazır bulunduğu kaydedildi.

Sahada ise ABD ordusu dün şafak vakti yaklaşık beş saat süren hava saldırıları düzenledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran'a ait onlarca askeri hedefin vurulduğu saldırılarda hava savunma sistemleri, kıyı radarları, füze kapasitesi, insansız hava araçları (İHA) ve askeri botlar hedef alındı.

Saldırılar, ülkenin güneybatısındaki Ahvaz eyaletinde bulunan Dezful ve Omidiye askeri hava üslerinin yanı sıra Hürmüz Boğazı kıyısındaki Bender Abbas ve İran sahilindeki bazı bölgelere de düzenlendi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington ile imzalanan mutabakat zaptının "kriz aşamasına girdiğini" belirterek, ABD'yi anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.

İran Genelkurmay Başkanlığı Harekât Dairesi ise yayımladığı açıklamada, Tahran'ın belirlediği deniz güzergâhları dışında seyrüseferi tehdit edecek her türlü ABD girişimine "kararlılıkla karşılık verileceğini" bildirdi. Açıklamada ayrıca, çatışmaların genişlemesi halinde bunun etkilerinin "tüm bölgeyi saracağı" uyarısında bulunuldu.