Trump'ın “tarihi” ziyareti ve Riyad'da Körfez-ABD zirvesi

Washington bu ziyareti Suudi Arabistan ile ABD arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmek için bir fırsat olarak görüyor

TT

Trump'ın “tarihi” ziyareti ve Riyad'da Körfez-ABD zirvesi

Trump'ın “tarihi” ziyareti ve Riyad'da Körfez-ABD zirvesi

ABD Başkanı Donald Trump Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı kapsayan ziyaret turunu ‘tarihi’ olarak nitelendirdi. Trump, 13-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek resmi ziyaretlerinin başlangıcında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a gitmek üzere yol çıkmadan önce Beyaz Saray'da bir basın toplantısı düzenledi.

Bugün Riyad'a ulaşan Trump, ilk başkanlık döneminde başlattığı yurtdışı ziyaretlerini 2017 yılının aynı ayında Suudi Arabistan'a gerçekleştirdiği ziyareti yine tarihi bir ziyaretle tekrarlamış oldu. Trump, önceki ziyareti sırasında Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile görüşmüştü. Ziyaret sırasında iki ülke arasında bir dizi önemli anlaşma imzalandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan Trump'ın Suudi Arabistan, Katar ve BAE'yi kapsayan ziyarete büyük önem verdiğini belirtti.

Leavitt, cuma günü düzenlediği basın toplantısında “Başkan Trump Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmek istiyor” dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başkan Trump, sekiz yıl sonra ABD ve Ortadoğu ülkelerinin iş birliğine dayalı ilişkilere sahip olduğu, radikalizmin yenilgiye uğratıldığı ve yerini kültürel alışveriş ve ticarete bıraktığı müreffeh ve başarılı bir Ortadoğu vizyonunu yeniden teyit etmek üzere bölgeyi bir kez daha ziyaret edecek.”

Trump’ın toplantılarla dolu bir programı var

Beyaz Saray'ın aktardığı ABD Başkanı'nın ziyaret programına göre Trump, iş adamları ve yatırımcılarla ikili görüşmelerin yanı sıra Suudi Arabistan-ABD Yatırım Forumu'na katılacak.

ujı
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki bir köprüde Suudi Arabistan ve ABD bayrakları dalgalanıyor (Reuters)

Trump yarın Riyad’da düzenlenecek beşinci Körfez İşbirliği Teşkilatı (KİK)-ABD zirvesi için KİK üyesi ülkelerin liderleriyle bir araya gelecek.

ABD Dışişleri Bakanlığı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ziyaretin, Suudi Arabistan’ın Ukrayna'daki savaşla ilgili müzakerelere ev sahipliği yapmasının yanı sıra Sudan ve Yemen'in istikrara kavuşturulmasında oynadığı rolü göz ardı edilmeyeceğini vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Samuel Warburg, ülkesinin, Suudi Arabistan’ın çatışmalara yönelik siyasi çözümleri destekleme girişimlerini, küresel enerji piyasalarını güvence altına almaya yönelik devam eden çabalarını ve bölgesel ve uluslararası diplomatik araçlar yoluyla bölgesel istikrara yaptığı katkıları takdir ettiğini söyledi.

Masada yer alan dosyalar

ABD Başkanının ziyareti sırasında ele alınması beklenen dosyalarla ilgili olarak bunların bölgesel güvenlik, savunma iş birliği, teknoloji ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili stratejik dosyaları içereceğini belirten Warburg, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğine yönelik tehditlerin yanı sıra Gazze, Lübnan, Yemen, Sudan, Libya, Lübnan, Irak'taki gelişmeler ve İran'ın istikrarı bozucu davranışlarıyla mücadele konularında koordinasyonu arttıracaklarını vurguladı.

Warburg, sözlerine şöyle devam etti:

“Başkan Trump'ın Suudi Arabistan'a yapacağı ziyaret, Riyad ve Washington arasındaki ikili ilişkiler açısından savunma, güvenlik, yatırım ve enerji gibi alanlarda iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi için önemli bir fırsat teşkil ediyor.”

fgrty
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ABD ziyareti sırasında ABD Başkanı ile çekilen bir fotoğrafı (SPA)

ABD’nin bölgesel ve uluslararası zorluklarla yüzleşmek ve ortak çıkarlara dayalı daha fazla çeşitlendirilmiş ve sürdürülebilir ekonomik ilişkiler kurmak için bu iş birliğini derinleştirme çabasına işaret eden Warburg, bu ziyaretin aynı zamanda Washington'un Ortadoğu'daki önemli ortaklarıyla ittifaklarını güçlendirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını da gösterdiğini söyledi. Görüşmelerin yatırım ve savunma konularını içermesinin muhtemel olduğunu ifade eden Warburg, “ABD, Suudi Arabistan ile özellikle yenilenebilir enerji ve teknoloji alanlarında ekonomik ortaklıkları güçlendirmenin yanı sıra bölgesel tehditler karşısında ortak çıkarları korumak için savunma iş birliğini genişletmeyi hedefliyor” diye ekledi.

Tüm bu görüşmeler, bölgedeki müttefik ve ortakların savunma kabiliyetlerini güçlendirmelerini ve ekonomilerini geliştirmelerini sağlamaya yönelik daha geniş bir yaklaşım çerçevesinde gerçekleştiriliyor.

Sekizinci başkan ve 14’üncü ziyaret

ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Başkan Donald Trump, ABD başkanları Richard Nixon, Jimmy Carter, George H.W. Bush, Bill Clinton, George W. Bush, Barack Obama ve Joe Biden'ın ziyaretlerinin ardından son elli yılda Suudi Arabistan'ı ziyaret eden sekizinci ABD başkanı olurken, Trump'ın bugün başlayan ziyareti bir ABD başkanının Suudi Arabistan'a yaptığı on dördüncü ziyaret olacak.

rgtbhnj
Eski ABD Başkanı George Bush, 2008 yılında Suudi Arabistan'ı iki kez ziyaret etti (SPA)

Suudi Arabistan'ı iki kez ziyaret eden ABD başkanları George H.W. Bush ve oğlu George W. Bush'un yanı sıra resmi rakamlara göre iki dönemlik başkanlığı sırasında Suudi Arabistan'ı dört kez ziyaret eden eski Başkan Barack Obama gibi bazı ABD başkanları da Suudi Arabistan ziyaretlerini birden fazla kez tekrarladı. Başkan Trump da 2017 yılında, ilk başkanlık döneminde Suudi Arabistan'ı ziyaret etmişti. Şimdi ikinci döneminde dış gezilerine başlamak üzere Suudi Arabistan’ı yeniden ziyaret ediyor.

ABD Başkanı'nın Suudi Arabistan'a gelişi öncesinde Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Sevaha dün Beyaz Saray Yapay Zeka ve Dijital Para Birimleri Kıdemli Danışmanı David Sachs ile yapay zeka alanında iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmenin yollarını görüştü.

Şarku’l Avsat’a konuşan ABD'li ve Suudi üst düzey yetkili, ziyaretle birlikte düzenlenecek olan ve ABD yönetiminden bazı yetkililerin de katılacağı Suudi Arabistan-ABD Yatırım Forumu'nda hayati alanlarda önemli anlaşmaların yapılacağını belirttiler.

“Siyasi açıdan belirleyici bir an”

Şarku’l Avsat'a konuşan gözlemciler, ABD Başkanı Donald Trump'ın ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktasını temsil ettiğini, stratejik ortaklığı güçlendireceğini ve her iki tarafın çıkarlarını yerine getirmek için güvenlik, ekonomi ve yatırım alanlarına ivme kazandıracağını düşünüyor. Aynı gözlemciler, Filistin meselesi ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını durdurmanın önemi, iki devletli bir çözüm için baskı yapılması ve Trump'ı Netanyahu'nun ABD'nin bölgedeki çıkarlarına ulaşmada gerçek bir engel olduğuna ikna etmenin Riyad ve Washington arasındaki başlıca tartışma dosyaları arasında yer alacağına inanıyorlar.

ABD'nin eski Riyad Büyükelçisi Michael Alan Ratney, Başkan Trump'ın mayıs ayı ortalarında Riyad'a yapacağı ziyaretin ABD-Suudi Arabistan ortaklığının gücünün açık bir göstergesi ve Washington'ın Riyad ile stratejik ittifakına duyduğu güvenin somut bir örneği olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat'a yaptığı özel açıklamada Ratney, Başkan Trump'ın ikinci döneminin ilk durağı olarak Suudi Arabistan'ı seçmesinin sadece iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik boyutunu değil, aynı zamanda Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile olan şahsi bağlarının derinliğini de yansıttığını söyledi.



Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor

Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor
TT

Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor

Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor

Ortadoğu’da durum yeni bir açık askeri tırmanış dalgasına doğru ilerlerken ABD’nin bölgedeki savaş kapasitesini güçlendirmeye yönelik hamleleri hız kazanıyor. Washington’ın Tahran’a karşı doğrudan askeri seçenekleri gündeme getirmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşım cephesinin alevlenebileceğine ilişkin endişeler de artıyor.

Bu kapsamda Wall Street Journal, ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) bölgeye üçüncü bir uçak gemisinin yanı sıra deniz piyadelerini taşıyan ilave savaş gemileri sevk etmeye başladığını bildirdi. Bu adımın, gelecek kasım ayı sonuna kadar bölgedeki ABD askeri varlığını 9 bin ila 10 bin asker artırması bekleniyor.

Bu yığınak, Beyaz Saray’a daha geniş askeri seçenekler ve ilave ateş gücü sağlarken ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanlarına İran’a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatma seçeneğini ciddi şekilde değerlendirdiğini bildirmesiyle aynı döneme denk geliyor.

Washington’ın bu hamlesi, Trump’ın İran’ın son önerisini reddetmesinden birkaç gün sonra ve Time dergisinde perşembe günü yayımlanan açıklamalarının ardından geldi. Trump söz konusu açıklamalarında diplomatik çıkmazın sürmesi ve bir anlaşmaya varılamaması halinde ara seçimlerin ardından İran’a saldırabileceğinin sinyalini açıkça verdi.

Buna karşılık savaş tamtamlarının çalındığı bir dönemde, konuya yakın kaynaklar Tahran’ın sahadaki planlarını gözden geçirmeye başladığını ve Washington’ın bombardımanı yeniden başlatması halinde askeri misillemesine ilişkin “hedef havuzunu” bölgedeki daha geniş kapsamlı hayati çıkarlara yönelik hedefleri kapsayacak şekilde genişletmeyi fiilen değerlendirdiğini aktardı.

Su yollarındaki mevcut durumun ciddiyetine ilişkin sahadaki bir başka göstergede ise Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu, stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan bir petrol tankerinin yeni bir saldırıya uğradığını bildirdi. Tankerin kimliği belirsiz bir mermiyle vurulması sonucu gemide yangın çıktı.


Flydubai'de korku dolu anlar: Öleceğimizden emindik

Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)
Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)
TT

Flydubai'de korku dolu anlar: Öleceğimizden emindik

Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)
Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)

Dubai'den Tel Aviv'e hareket eden Flydubai şirketine ait uçakta yaşanan saldırının yankıları sürüyor.

30 Eylül'deki FZ1073 seferinde yardımcı pilot, kaptan pilot Smit Machchhar'a bıçakla saldırdı.

Reuters'ın aktardığına göre kimliği açıklanmayan yardımcı pilotun, Hindistan vatandaşı kaptan pilota saldırısının ardından uçak 30 saniyeden kısa süre içinde 14 bin feet (yaklaşık 4 bin 300 metre) irtifa kaybetti.

Kaptan, ağır yaralı olmasına rağmen kokpit kapısını açmayı başardı. Bunun üzerine yolcular içeri girerek yardımcı pilotu durdurdu. Daha sonra iki yedek Flydubai pilotunun kontrolü devralmasıyla uçak, Suudi Arabistan'ın Tebük Havalimanı'na acil iniş yaptı.

Times of Israel, İsrailli yolcular Haniv Hayun, Tzvika Manes ve Asaf Rajuan'ın da saldırıyı durdurmak için kokpite girenler arasında olduğunu aktarıyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, sözkonusu kişilerle yaralı pilota müdahale eden diş hekimi Shota Musayev'e Cumhurbaşkanlığı Sivil Kahramanlık Ödülü verilmesini önereceğini açıkladı.

Saldırganın kimliği henüz kamuoyuyla paylaşılmasa da İsrail yönetimi, yardımcı pilotun Umman vatandaşı olduğunu ileri sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın olaya dahil olup olmadığına ilişkin ise "Bunu söylemek için henüz erken" ifadelerini kullandı. Saldırganın Suudi Arabistan'da sorgulandığını da sözlerine ekledi.

Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ait hava yolu şirketi Flydubai, kokpitteki saldırının nedeninin henüz belirlenemediğini bildirdi. BAE de olayın terör saldırısı olup olmadığına ilişkin soruşturma yürütüldüğünü bildirerek spekülasyonlardan kaçınılması çağrısı yaptı.

Diğer yandan adının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan İsrailli bir güvenlik yetkilisi, İsrail'in iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in BAE'den İsrail'e giden tüm havayolu personelini güvenlik kontrolünden geçirdiğini söylüyor. Yetkili, saldırganın Şin Bet'in kontrolünden geçip geçmediğinin ise bilinmediğini söylüyor. 

Reuters'ın aktardığına göre İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), askeri uçaklarla yolcuları almak istemiş ancak Suudi Arabistan bu talebi reddetmiş. Çoğunluğu İsrail vatandaşı olan yolcular daha sonra Flydubai'nin yedek uçağıyla ülkelerine döndü.

Olayla ilgili incelemeler sürerken, ajansın görüştüğü yolculardan Almog Italie, uçağın yaklaşık 20-30 saniye boyunca hızla alçaldığını, ardından yükselip yeniden irtifa kaybetmeye başladığını söylüyor.

CNN'in irtibata geçtiği Mika Bauman ise uçağın bir anda alçalarak dönmeye başladığını, yolcuların çığlık attığını ve çocukların ağladığını anlatıyor. Bauman, "Öleceğimden emindim" diyor.

4 kızıyla uçakta bulunan Lital Shahar da kokpitten gelen çığlıklar yüzünden çok korktuklarını belirtiyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, CNN, Reuters, Arab News


ABD ablukayı sıkılaştırıyor: İran tankerleri Asya'da mahsur kaldı

ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)
ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)
TT

ABD ablukayı sıkılaştırıyor: İran tankerleri Asya'da mahsur kaldı

ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)
ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)

ABD'nin petrol ticaretine yönelik baskı politikası nedeniyle İran'la bağlantılı tankerler Sri Lanka ve Malezya açıklarında mahsur kaldı.

Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre İran'ın Batı yaptırımlarını aşarak Çin'e petrol taşıyan 19 tankerinin yakıt, gıda ve temiz su kaynakları azalıyor.

Haberde, Donald Trump yönetiminin Sri Lanka hükümetine gemilere yakıt, gıda ve diğer hizmetlerin sağlanmaması için baskı yaptığı belirtiliyor. Washington yönetimi, talimatlara uyulmaması halinde ülkedeki firmalara yaptırım uygulama tehdidinde de bulunmuş.

İran petrolü daha önce Malezya açıklarında başka tankerlere aktarılıyor, ardından Çin'deki rafinerilere taşınıyordu. Tankerler daha sonra İran'a dönerek aynı süreci tekrarlıyordu.

Ancak WSJ'nin analizinde, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasıyla İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarının bu ticaret ağını ciddi biçimde sekteye uğrattığı yazılıyor.

Tankerlerden bazılarının sahibi olan Dubai merkezli acenteler, Sri Lankalı şirketlerden gemilere gıda ve yakıt göndermelerini istese de firmalar ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmamak için bunu reddediyor.

Habere göre İran'la bağlantılı tankerlerin bir kısmı yakıt tasarrufu için motorlarını kapatarak Hint Okyanusu'nda sürüklenmeye başladı.

Uzmanlar, İran'ın müşterilere aktarılmayı bekleyen petrolünün gelecek haftalarda tükenmesini ve Tahran'a yapılan ödemelerin yıl sonuna kadar sonlanmasını bekliyor. Denizcilik verilerini analiz eden Kpler'den Homayoun Falakshahi, "Aralık ayı itibarıyla İran'ın tüm gelirleri sıfıra düşecek" dedi.

Haziranda İran'ın Hark Adası'ndan petrol alıp Hürmüz Boğazı'nı geçen Elva adlı tankerin de Malezya açıklarında mahsur kaldığı belirtiliyor. ABD'nin yaptırım uyguladığı tanker, ağustosta taşıdığı ham petrolü başka bir gemiye aktardığından beri İran'a dönemiyor.

İran, Hürmüz Boğazı'nın kademeli olarak açılması için 7 günlük ateşkes teklif etmiş ancak ABD bunu reddetmişti.

İki ülke arasında arabuluculuk yapan Katar, görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabaların sürdüğünü bildirmişti.

Diğer yandan Axios'un salı günkü (29 Eylül) haberinde, Trump'ın kasımda ABD'de düzenlenecek ara seçimin ardından İran'a büyük çaplı bir askeri harekat başlatabileceği öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios