Guterres, Alexander'ın serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladı ve Gazze'de ateşkes çağrısını yineledi

 Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, (Arşiv-Reuters)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, (Arşiv-Reuters)
TT

Guterres, Alexander'ın serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladı ve Gazze'de ateşkes çağrısını yineledi

 Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, (Arşiv-Reuters)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, (Arşiv-Reuters)

BM Genel Sekreteri António Guterres, İsrail asıllı Amerikalı tutuklu Edan Alexander'ın dün serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladı ve Gazze Şeridi'nde derhal ve kalıcı ateşkes çağrısını yineledi.

Guterres'in sözcüsü Stéphane Dujarric yaptığı açıklamada, "Genel Sekreter, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de tutulan Alexander'ın serbest bırakılmasını memnuniyetle karşılıyor ve derhal ve kalıcı bir ateşkes ile kalan tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısını yineliyor" dedi.

Dujarric, Genel Sekreter'in tüm taraflara, ihtiyaç sahibi tüm sivillere insani yardımın hızlı, güvenli ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması çağrısında bulunduğunu belirterek, yardımın "pazarlık konusu yapılamaz" olduğunu vurguladı.

Sözcü, Guterres'in “Mısır, Katar ve ABD'nin Gazze'de ateşkesin sağlanması için sürdürdüğü çabaları övdüğünü ve tüm tarafları, bugün gerçekleştirilen serbest bırakma adımını temel alarak, bütün rehinelerin serbest bırakılmasını, düşmanlıkların sona erdirilmesini ve insani yardımın sağlanmasını garanti eden kapsamlı bir anlaşmaya varılması için çağrıda bulunduğunu” söyledi.

Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları, dün akşam Amerikan vatandaşı İsrailli asker Edan Alexander'ın serbest bırakıldığını duyurdu. Tugaylar, bunun, ateşkes sağlanması, geçiş noktalarının açılması ve Gazze Şeridi'ne yardım ve kurtarma malzemelerinin ulaştırılmasına yönelik arabuluculuk çabaları kapsamında ABD yönetimiyle yapılan temasların sonucu gerçekleştiğini belirtti.



İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
TT

İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)

Almanya'da radikal sağcılar, yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle Rusya'dan enerji tedarikinin artırılması gerektiğini savunuyor.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu ayki eyalet seçimlerinde önemli sonuçlar elde ettikten sonra, Rusya'dan ucuz enerji tedariki için uzun süredir devam eden çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı saldırılarıyla patlak veren savaşın başından bu yana Almanya'da benzin fiyatları yüzde 15'in üzerinde arttı.

AfD'nin yükselen akaryakıt fiyatları üzerinden kurduğu söylem, ülkenin otomotiv endüstrisinin merkezi olan Baden-Württemberg'deki seçmenler arasında büyük yankı buldu.

Radikal sağcı partinin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim kampanyasında bu meseleye odaklandıklarını belirtiyor:

Almanya ekonomisinin şu anki durumu vahim. Almanya'nın enerji bağımsızlığı ve uygun fiyatlı elektrik için yeniden Rus doğalgazı ve petrolü ithal etmeye başlaması hayati önem taşıyor.

2022'de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından önce Moskova, Almanya'nın ham petrol ithalatının üçte birinden fazlasını ve doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu.

Ancak Kuzey Akım'a sabotaj düzenlenmesi ve Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları nedeniyle Berlin yönetimi Norveç, Hollanda ve Belçika'dan enerji tedarik ediyor.

Alman istatistik kurumunun verilerine göre, az miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dolaylı ithalatı dışında Rus petrolü ve doğalgazı alınmıyor.

AfD uzmanı Johannes Hillje, "Bu argüman, soyut jeopolitik açıklamalara kıyasla insanların günlük yaşamlarıyla çok daha yakından bağlantılı" diyor.

Ancak Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hıristiyan Demokratlar (CDU) partisinden Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'nin bu çağrıları tekrar gündeme getirmesini eleştiriyor:  

AfD, Almanya'da kasıtlı olarak Rus söylemlerini yaygınlaştırıyor. Rusya'dan petrol ve doğalgaz ithalatının artması, Avrupa'nın güvenliği ve ortaklarımızın güveni açısından felaket olur.

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta düzenlenen Meclis seçiminde, Yeşiller partili Cem Özdemir zafer kazanarak ilk Türk kökenli eyalet başbakanı olmuştu.

Diğer yandan AfD'nin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması dikkat çekmişti. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, DW Türkçe


ABD büyükelçiliklerine “psikolojik operasyon” talimatı gönderildi

ABD'de hafta sonu onbinlerce kişi, Trump'ın İran savaşına ve göçmenlik karşıtı politikalarına tepki olarak "Krallara Hayır" yürüyüşü düzenlemişti (Reuters)
ABD'de hafta sonu onbinlerce kişi, Trump'ın İran savaşına ve göçmenlik karşıtı politikalarına tepki olarak "Krallara Hayır" yürüyüşü düzenlemişti (Reuters)
TT

ABD büyükelçiliklerine “psikolojik operasyon” talimatı gönderildi

ABD'de hafta sonu onbinlerce kişi, Trump'ın İran savaşına ve göçmenlik karşıtı politikalarına tepki olarak "Krallara Hayır" yürüyüşü düzenlemişti (Reuters)
ABD'de hafta sonu onbinlerce kişi, Trump'ın İran savaşına ve göçmenlik karşıtı politikalarına tepki olarak "Krallara Hayır" yürüyüşü düzenlemişti (Reuters)

Washington yönetimi, ABD büyükelçilik ve konsolosluklarına ordunun Psikolojik Operasyonlar (PSYOP) birimiyle çalışma talimatı verdi.

Guardian'ın aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun imzasını taşıyan talimatta, dünya çapındaki tüm Amerikan büyükelçilik ve konsolosluklarına "yabancı propagandaya karşı koordineli çalışma" başlatmaları emredildi.

Pazartesi günü gönderilen mesajda, dezenformasyonla mücadele etmek için ABD ordusunun PSYOP birimiyle işbirliği yapılması istendi.

Belgede büyükelçilik ve konsolosluklara 5 hedef doğrultusunda hareket etmeleri talimatı veriliyor: Düşmanca mesajlara karşı koymak, bilgiye erişimi genişletmek, düşman davranışlarını ortaya çıkarmak, Amerikan çıkarlarını destekleyen yerel sesleri güçlendirmek ve "Amerika'nın hikayesini anlatma" çabalarını teşvik etmek.

Talimatın, İran'la savaşın sürdüğü ve Çin'le Rusya'nın Avrupa, Asya ve Latin Amerika'daki nüfuzunu artırmaya çalıştığı bir dönemde gönderilmesi de dikkat çekiyor.

Ayrıca büyükelçiliklere, yurtdışındaki yerel influencer'ları, akademisyenleri ve toplum liderlerini propaganda karşıtı mesajları yaymak üzere işe almaları söyleniyor.

Guardian'ın analizine göre bu strateji, Amerika tarafından finanse edilen anlatıların merkezi bir yönlendirmeyle değil, yerel olarak kendiliğinden ortaya çıkmış gibi algılanmasını sağlamayı amaçlıyor.

Belgede Elon Musk'ın X platformunun, özellikle de "Topluluk Notları" özelliğinin kullanılması teşvik ediliyor.

"Yenilikçi" diye nitelenen teknoloji milyarderinin platformunun, "anti-Amerikan propaganda faaliyetlerine karşı koymak" amacıyla daha verimli kullanılması isteniyor.

Diğer yandan Avrupa Birliği (AB), X'e Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle 120 milyon euro para cezası vermişti.

Aralıkta açıklanan kararda, Musk'ın sosyal medya platformunun "AB'nin dijital içerik kurallarına ve şeffaflık yükümlülüklerine aykırı davrandığı" ifade edilmişti.

Musk, geçen yılki seçim kampanyasında ABD Başkanı Donald Trump'a verdiği destekle gündemden düşmemişti.

Space X CEO'su, bir süre Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönettikten sonra Tesla'yla ilgilenmek için görevden ayrılmıştı.

Teknoloji milyarderiyle ABD Başkanı'nın arası, Trump'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Trump yönetimi, ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde yabancı propaganda ve dezenformasyonla mücadele amacıyla faaliyet yürüten Küresel Etkileşim Merkezi (GEC) birimini geçen yıl kapatmıştı.

Independent Türkçe, Guardian, Wired


ABD'deki sinagog saldırısı: "Hizbullah'tan esinlenen bir terör eylemi"

Bölgeyi paniğe sevk eden olayda saldırgan dışında hiç kimsenin ciddi zarar görmediği bildiriliyor (AFP)
Bölgeyi paniğe sevk eden olayda saldırgan dışında hiç kimsenin ciddi zarar görmediği bildiriliyor (AFP)
TT

ABD'deki sinagog saldırısı: "Hizbullah'tan esinlenen bir terör eylemi"

Bölgeyi paniğe sevk eden olayda saldırgan dışında hiç kimsenin ciddi zarar görmediği bildiriliyor (AFP)
Bölgeyi paniğe sevk eden olayda saldırgan dışında hiç kimsenin ciddi zarar görmediği bildiriliyor (AFP)

FBI, 12 Mart'ta ABD'nin Michigan eyaletinin Detroit kentindeki Temple Israel Sinagogu'na düzenlenen saldırı hakkında yeni bir açıklama yaptı.

Olayın faili Eymen Muhammed Gazali'nin Lübnan Hizbullahı'ndan ilham alarak silahlı eylemini gerçekleştirdiği öne sürüldü.

FBI'ın Detroit sorumlusu Jennifer Runyan pazartesi düzenlediği basın toplantısında olaya dair edindikleri yeni bilgileri kamuoyuna duyurdu.

"Hizbullah'tan esinlenen terör eylemiyle Yahudi toplumu ve Michigan'daki en büyük Yahudi tapınağı kasten hedef alındı" diyen Runyan, failin saldırıdan 10 dakika önce yurtdışındaki kız kardeşine iki video gönderdiğini açıkladı. 

Runyan, 41 yaşındaki Gazali'nin Arapça konuşarak "Bu, İsraillilerin ABD'nin Michigan eyaletindeki en büyük toplanma yeri. Arabama bubi tuzağı kurdum. Zorla girip onlara ateş açmaya başlayacağım. Allah'ın izniyle öldürebildiğim kadarını öldüreceğim" dediğini aktardı. 

FBI, Gazali'nin intikam alma arzusunun ve Hizbullah sempatisinin sosyal medya hesaplarında da görüldüğünü belirtti. 

Olaydan birkaç gün önce internette yaptığı aramaların da saldırıyı önceden planladığını gösterdiği bildirildi. 

Gazali'nin saldırıdan üç gün önce 300 kurşunla birlike satın aldığı Kalaşnikof benzeri tüfeği bir poligonda test ettiği iletildi. 

Saldırganın 100'ü aşkın çocuğun ibadethanede olduğunu olaydan önce bilip bilmediğininse belirsizliğini koruduğu ifade edildi. 

Olayla ilgili başkasını suçlayacak herhangi bir kanıtın bulunamadığı da açıklandı. 

Temple Israel'in önünde iki saat boyunca bekledikten sonra onlarca çocuğun yer aldığı sinagog binasına otomobiliyle çarpan Eymen Muhammed Gazali, bir güvenlik görevlisini yaralamıştı. 

Otomobilinin içindeyken diğer güvenlik görevlisiyle çatışmaya giren Gazali'nin, sonrasında kendisini vurarak öldürdüğü aktarılmıştı. 

Failin ticari havai fişeklerle ve 113 litreyi aşkın benzin içeren kaplarla yüklü otomobili yansa da patlamamıştı.

Olayda başka hiç kimse yaralanmamıştı. 

Gazali'nin bir ABD yurttaşıyla evli olmasını gerekçe göstererek 2011'de ABD'ye gittiği ve 2016'da yurttaşlık hakkını kazandığı belirtiliyor. 

İsrail ordusu, olay sonrasında yaptığı açıklamada failin kardeşlerinden İbrahim Gazali'nin bir Hizbullah komutanı olduğunu bildirmişti.

İsrail'in 5 Mart'ta Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında İbrahim Gazali'nin bir diğer erkek kardeşi ve iki çocuğuyla birlikte öldüğü ortaya çıkmıştı. 

Eymen Muhammed Gazali'nin, iki kardeşi ve iki yeğeninin öldürüldüğünü öğrendikten sonra sinagog saldırısına karar verdiği düşünülüyor. 

Failin eski eşinin, yakınlarını kaybettikten sonra intihara meyilli hale geldiğini söylediği Gazali'yi, olaydan önce polise ihbar ettiği aktarılıyor. 

Independent Türkçe, CNN, AP