Trump'ın Körfez ziyaretinden 10 gülünç ve tartışmalı an

Riyad'daki dikkat çeken görüşme en sansasyonel manşetleri oluştururken, Trump’ın Körfez turu Fox News röportajı, suikast suçlamaları ve ‘yakışıklı adamla’ olan görüşme gibi sürprizlerle son buldu.

Trump, etkileri uzun süre devam edecek yoğun bir turun ardından Körfez'e veda etti (SPA)
Trump, etkileri uzun süre devam edecek yoğun bir turun ardından Körfez'e veda etti (SPA)
TT

Trump'ın Körfez ziyaretinden 10 gülünç ve tartışmalı an

Trump, etkileri uzun süre devam edecek yoğun bir turun ardından Körfez'e veda etti (SPA)
Trump, etkileri uzun süre devam edecek yoğun bir turun ardından Körfez'e veda etti (SPA)

Mustafa el-Ensari

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Ortadoğu ziyareti sırasında, spontane diplomasiyi tartışmalı kişisel açıklamalarla birleştiren birçok dikkat çekici an yaşadı. Bu makalede, Trump’ın bu ziyaret turu sırasında kültürel sembolizmden dikkat çekici yorumlara olağandışı 10 durum ve bunlara eşlik eden arka planlara yönelik bazı kamuoyu ve medya tepkileri ele alınıyor.

‘Biden'ın hayaleti’ ve Gazze, Trump'ın peşini bırakmıyor

Trump, Riyad'da Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin liderlerine, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ne ve Katar'da ABD askerlerine yaptığı konuşmada, görev süresi geçtiğimiz ocak ayında dolmuş olmasına rağmen eski Başkan Joe Biden'dan defalarca bahsederek dinleyicileri şaşırttı. Trump bu konuşmalarından birinde “Biden büyük anlaşmalarımızı gerçekleştiremezdi, Suriye üzerindeki yaptırımları sonsuza kadar yerinde bırakırdı!” dedi. Fox News’e verdiği bir röportajda “Biden Körfez'i anlamadı, tarih yazan benim” şeklindeki sözleri, Körfez ziyareti sırasında kendisini seçimi kendisinden çalan kişi olarak tanımlamaktan çekinmediği ve 7 Ekim 2023’ten ve ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinden Ukrayna savaşına kadar dünyadaki tüm kötü olaylardan kendisini sorumlu tuttuğu selefine duyduğu kızgınlığın boyutunu yansıttı. Bazı takipçileri bu dürtüyle “Trump Biden'ın hayal gücüyle savaşıyor!” şeklinde alay ederken, sosyal medyadaki destekçileri ‘üstünlüğünü vurgulamakta’ haklı olduğunu savundu. ABD merkezli televizyon ağı CNN ise Trump’ın konuşmasını ‘geçmişe takıntı’ olarak nitelendirirken bu durumun Trump'ın diplomaside dahi tartışmayı kışkırtma tarzını yansıttığını vurguladı. Gazze meselesi de Trump’ın peşini bırakmadı. Tüm konuşmalarda ve görüşmelerde Gazze vardı, Netanyahu'nun yanıtı ise günlük olarak gerçekleştirilen ihlallerle açıkça ortadaydı.

Trump, Suriye Devlet Başkanı'nı bir film yıldızı olarak taçlandırdı

Trump, Fox News kanalında Sean Hannity’ye verdiği röportajda Suriye'nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'yı ‘yakışıklı ve güçlü bir adam’ olarak tanımladı. Trump’ın “Onunla (Şera ile) Riyad'da tanıştım. Batılı tarzda bir takım elbise içinde harika görünüyordu” şeklindeki sözleri, özellikle X platformunda bir etkileşim dalgasına yol açarken, bir yorumcu “Trump zirveyi bir güzellik yarışmasına çeviriyor!” değerlendirmesinde bulundu. Diğer yorumcular ise görüşmenin ciddi bir atmosferde geçmediğini düşündü.

NBC bu durumu Trump'ın ‘spontane anı’ olarak tanımladı. Destekçileri Trump'ın açık sözlülüğünü överken, tartışmalı bir liderin jeopolitik bir bağlamda yaptığı bu kişisel açıklama da bu anı dikkat çekici ve tartışma hale getirdi. Ancak görüşmeyi ve Suriye'ye yönelik yaptırımların askıya alınmasını her zaman ‘rakipsiz” bir adam olarak tanımladığı Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın ricasını geri çeviremeyeceğini söyleyerek gerekçelendiren Trump, diğer liderlerin önünde bile onu övmekten vazgeçmedi. Bu da Suudi Arabistan ile asla bozulmayacağını söylediği dostluğa ne kadar değer verdiğinin bir göstergesiydi. Suudi Arabistan Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Advan el-Ahmari bu durumu, ABD Başkanı'nın, kendisine karşı kin ve nefret besleyen birçok lider ve siyasetçinin aksine, 2020 yılındaki başkanlık seçimlerini kazanamamış olsa bile Suudi Arabistan yönetiminin kendisine olan sadakatini sürdürmesini takdir ettiği şeklinde yorumladı.

Trump’ın ziyareti ‘gökyüzündeki saray’ gibi tartışmalar ve garipliklerle doluydu

Katar, Trump'a Air Force One başkanlık jeti olarak 400 milyon dolar değerinde, ihtişamı nedeniyle ‘gökyüzündeki saray’ olarak adlandırılan lüks bir Boeing 747-8 hediye etti. Trump, Fox News'e verdiği röportajda, “Harika bir uçak, onu kullanacağım ve sonra başkanlık kütüphanesine bağışlayacağım!” diyerek uçağa hayranlığını dile getirdi. Hediye sosyal medyada tartışmalara yol açarken, Trump’ın muhalifleri hediyeyi ‘rüşvet’ olarak tanımladı, destekçileri ise ‘akıllıca bir jest’ olduğunu belirterek bunu savundu. NPR konuyu “ahlaki ve siyasi” olarak nitelendirirken ve hatta ‘Amerika'yı Tekrar Harika Yap’ (Make America Great Again/MAGA) hareketinden Trump’ın bazı destekçileri bunu ‘vatanseverliğe yakışmayan bir durum’ olarak eleştirirken, Trump'ın verdiği komik yanıt, bu anı ziyaretin en önemli anlarından birine dönüştürdü.

Ancak adının açıklanmasını istemeyen Körfez’den bir siyasi analist, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada Katar'ın bu hamlesinin ‘bir minnettarlık jesti’ olmaktan ziyade ABD Başkanı için ‘utanç verici bir durum’ olduğunu söyledi.

Siyasi analist, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Ancak bunun Katar tarzı akıllıca bir hamle olduğunu inkar edemem. Ziyarette medyanın görmezden gelemeyeceği bir başlık olarak kalmalarını sağlamak istediler ve öyle de oldu. Ancak, liderler arasındaki hediyeler söz konusu olduğunda, uçak son on yılların en pahalısı olmaya devam etse bile en tuhafı değildi.”

İlgin olansa Trump’ın ABD askerlerinin hitaben yaptığı konuşmada Katar'ı utandırmaktan çekinmemesiydi. Trump, “İran, Katar Emiri'ne teşekkür etmeli, çünkü bizzat benden onları vurmamamı istedi, ona sahip oldukları için şanslılar” ifadelerini kullandı. Bu durum, Körfez ülkeleri ile İran arasındaki ilişkilerin tarihsel olarak hassas ve tartışmalı olduğu, inişli çıkışlı bir çizgide seyrettiği bir döneme denk geldi.

Suudi Arabistan savaş uçakları Riyad semalarında adeta bir Hollywood sahnesi sergiledi

Trump'ın Riyad hava sahasına varışının ardından Suudi Arabistan savaş uçakları ABD Başkanlık uçağı Air Force One’a muhteşem bir hava gösterisiyle eşlik etti. Bu gösteri, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğine büyük bir sıcaklık ve dikkat çekici tepkiler gösteren Trump'ı etkilemiş olmalı ki, veda ettiği dakikalara kadar ülkedeki tüm anlarında havadan heyecan verici karşılamalarına atıfta bulunan  sözler söyledi. Havadaki bu anlara dair videolar sosyal medyada ‘Sinematik bir gösteri!’ gibi yorumlarla viral olurken ABD merkezli televizyon kanalı CNBC, ‘koalisyonun gücünü gösteren bir mesaj’ olarak tanımladığı gösteriyi övdü. Suudi Arabistan kamuoyunda ise bazıları organizasyonla övünürken, bazıları alaycı bir hayranlıkla “Suudi Arabistan Hollywood'a dönüştü!” yorumunda bulundu. İzleyicilere görsel bir şölen yaşatan gösteri ziyaretin en etkili anlarından biriydi ama tek değildi.

2025’te tekrarlanmayan 'kılıç dansı' nostalji olarak kaldı

Trump, 2017 yılında Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaretinde Kral Selman'la birlikte Suudilerin geleneksel dansı olan kılıç dansına katılmıştı ki bu sahne bir önceki ziyaretle ilgilenen ve ilişkilendirenlerin akıllarında kalan ikonik bir sahneydi. Ancak 2025'te ekonomik anlaşmalara ve Körfez ülkeleri ve Suriye’nin liderleriyle art arda yapılan görüşmelere odaklanıldığı için bu etkinlik programda tekrarlanmadı. Bazı sosyal medya kullanıcıları, “Kılıç dansı nerede? Dans bekliyorduk!” diye sorular sorarken bazıları ziyaretin ‘daha ciddi’ bir atmosferde gerçekleştiği değerlendirmesinde bulundu. ABD merkezli haber sitesi Business Insider, 2025 yılının ‘daha az eğlenceli’ olduğunu belirtirken, Suudi basını, ekonomik başarılara odaklandı. Riyad sıkılmadan ve tekrara düşmeden zirve üstüne zirve düzenlemeye alışkın olduğundan, bu kültürel anın yokluğu her ziyareti özel kılan bir boyut kattı. Bu yılki ziyarette folklorun yanı sıra müzik de vardı. Suudi Arabistan-ABD Yatırım Forumu'nda onuruna düzenlenen ve Trump'ın Arapların ve Suudilerin duygularını harekete geçiren dokunaklı bir coşku sergilediği oratoryo etkinliğinin ara müzikleri arasında “God Bless the USA” gibi Trump'ın en sevdiği şarkılar da yer aldı. Konuşmasını bitirir bitirmez, üç asır önce ilk Suudi devletinin beşiği olan tarihi Diriye şehrine geçen ABD Başkanı, burada kendisini, kökleri Arabistan'a ve onun kadim misafirperverlik geleneklerine dayanan geleneksel şarkılarla karşılayan bir Suudi bandosu tarafından karşılandı.

Ayakta alkışlamanın ve ‘yaptırımların kaldırılmasının’ perde arkasındaki sırrı

Riyad'daki Suudi Arabistan-ABD Yatırım Forumu'nda yaptığı konuşma sırasında Trump konuşmasının ‘daha önce hiç görmediğim tarihi bir alkış’ almasıyla övündükten sonra şakayla karışık “Neredeyse devam etmelerini engelleyecektim” dedi. İlk başta Trump'ı şaşırtmış gibi görünen alkışların sebebi Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldıracağını açıklamasıydı. Veliaht Prens'in kendisinden bunu yapmasını istediğini belirten Trump, “Ne yapabilirim ki, onun hiçbir isteğini geri çevirmem” şeklindeki sözleri Suudiler, Suriyeliler ve Araplar arasında bir alkış tufanına yol açarken, minnettarlık ve gurur karışımı bir duygu izledi. Bu alkışların çoğu, nüfusunun yarısından fazlası yerinden edilen ve Beşşar Esed rejimi tarafından yaklaşık 500 bin vatandaşını en korkunç şekillerde kaybeden Suriye'nin Ortadoğu tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş acılarına son vermek için tüm ağırlığını kullanan Suudi Arabistan'aydı. Ancak bu alkışlar Trump için o kadar değerliydi ki Riyad ziyareti sona erdikten sonra bile Körfez turuna dair açıklamalarında bununla övünmeye devam etti.

Trump’ın Körfez ziyareti sırasında Fox News'a verdiği mülakatta Trump, Suriye'ye yönelik yaptırımları ‘büyük bir kralın oğlu’ olarak tanımladığı Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin talebi üzerine kaldırdığını vurgulayarak tüm hikayeyi şöyle anlattı:

“Bu kral aynı zamanda benim arkadaşım ve yüzde 100 hedefine odaklanmış, zeki ve harika bir adam. Harika bir oğlu var. Veliaht prenslik ve başbakanlık dahil olmak üzere çeşitli unvanlara sahip. İşleri yürütme konusunda mükemmel bir iş çıkarıyor.”

Veliaht Prens'in bir keresinde kendisini aradığını ve “Bana bir iyilik yapar mısın? Dünyaya bir iyilik yapar mısın? Suriye’ye uygulanan yaptırımları kaldırabilir misiniz?” diye sorduğunu ve yaptırımların Suriye'yi boğduğunu, herhangi bir ilerleme kaydedilmesini de engellediğini açıkladığını aktaran Trump, “Dürüst olmak gerekirse, bunu çok düşünmemiştim, ama benimle nazik bir şekilde konuştu. Bu yaptırımların ağırlığı altında başarılı olamayacaklarını söyledi. Ben de ona ‘Onlara bir şans verelim’ dedim. Bu arada genç ve yakışıklı bir adam olan yeni liderle (Ahmed eş-Şera) tanıştım. Ona ‘Zorlu bir geçmişiniz var, ama düşündüğünüzde, bir choirboyu (bir iyilik yapana veya ahlaki açıdan dürüst birine atıfla kullanılan bir ifade/koro çocuğu) bu kadar zor bir pozisyona sokar mıydınız?’ dedim. Orada (Suriye’de) zor bir durum ve sert bir ortam var. Dedikleri gibi, zor bir bölge, ancak onda (Şera’da) özel bir insan gördüm ve yaptırımların kaldırılması kararı için çok minnettardı, çünkü onsuz başarılı olamayacaklarını biliyordu” şeklinde konuştu.

Spekülasyonlara yol açan mor kravat

Öte yandan Trump'ın mor kravatının Riyad'da karşılandığı törende kullanılan mor halılarla uyumlu olması nedeniyle dikkati çekti. Sosyal medya kullanıcıları bunun ‘diplomatik mesaj içeren bir kravat’ olduğu yorumunda bulunurken, bazıları da ‘halılar için mi bu kravatı seçti?’ diye sordu. Business Insider, rengin Suudi Arabistan’ın Trump’ı karşılamasını sembolize ettiğini ve Suudi kamuoyunun bunu bir saygı jesti olarak gördüğünü belirtti. Bazıları ise bunu komik bir tesadüf olarak değerlendirdi. Bu basit ayrıntı, özellikle ziyarete ilişkin yazıların satır aralarına ve sembollerinin arka planına bakanlar arasında tartışma yarattı. Örneğin Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesindeki köşesinde bu konuya dair bir yazı kaleme alan Suudi yazar Mişari Zeydi, yüzlerce yıl önce yazılan başlıca Arapça şiirlerden biri olan (el-Muallakat/Yedi Askı) ve şairin Trump'ın karşılandığı saraya adı verilen Yemame'den bahsettiği şiirine değindi. Zeydi, şairin şiirde Yemame’den ‘mor renkli lavanta çiçeğinin eskimeyen kokusunun olduğu topraklar’ diye bahsettiğine dikkati çekti.

Develerin katıldığı geçit töreni Trump’ın merakını uyandırdı

Öte yandan Trump, Katar’ın başkenti Doha'da kendisini karşılamak için düzenlenen törende develeri överek Katar Emiri'ne “Uzun zamandır böyle develer görmemiştim, gösteri için teşekkür ederim” dedi. Dev emlak şirketi ABD’de ve dünyanın dört bir yanında gökdelenler inşa etmekle ünlü olan ABD Başkanı’nın develeri iyi bilmediğini açıkça ortaya koymasına gerek yoktu. Ancak her şeyden bir espri çıkarmaya çalışan kişiliği, develerin ve çölün bölgeyi duyan herkesin bildiği bir simge olduğu Körfez'le ilgili onlarca yıllık bilgisi göz önüne alındığında sahne biraz tanıdık gelse de biraz şaşırmış görünmesine neden oldu. ‘sığır’ nasıl ABD’yi simgeleyen hayvansa deve de Körfez'in hayvanıdır. ABD’de halen kovboyluk (sığır çobanı) unvanı bir gurur ve özgünlük kaynağı olarak görülüyor ve sinema eserlerinde ölümsüzleştiriliyor.

Abu Dabi'de yapılan röportajda suikast planı iddiası ortaya çıktı

Trump, Abu Dabi'de Fox News'e verdiği röportajda, isim vermeden eski bir Biden yönetimi yetkilisinin kendisine suikast düzenlenmesi çağrısında bulunduğunu öne sürdü. Bu şok edici suçlama, sosyal medya platformlarında tartışmalara yol açarken, muhalifleri ‘Trump drama yaratıyor!’ yorumunda bulundular. Destekçileri ise “Derin devlet komplolarını ifşa ediyor!” derken CNN iddiayı ‘tehlikeli ve asılsız’ olarak niteleyerek soruşturma açılması çağrısında bulundu.

Röportajın bir Körfez ülkesinde yapılmasına ve suçlanan kişinin ABD’de olmasına rağmen asıl tartışmalı olan bu kişinin, bırakın ülkenin en önemli liderini, başkan dışındaki kişileri koruması gereken dar güvenlik çemberinden biri olmasıydı.

Trump, sosyal medya üzerinden Başkan’a suikast düzenlenmesi çağrısı olarak yorumladığı şifreli bir mesaj yayınlayan eski ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey’i ima ediyordu!

ABD basınına göre Comey, Instagram’da ‘8647’ sayısını oluşturacak şekilde dizilmiş deniz kabuklarını gösteren bir fotoğraf paylaşmıştı. ABD argosunda ‘86’ sayısı ‘yok etmek’ ya da ‘öldürmek’ anlamında kullanılırken ‘47’ rakamının ise ABD’nin 47’nci başkanına atıfta bulunduğu iddia edildi.

Tüm bunların üzerine Comey, özür dileyerek “Bazı insanların bu rakamları şiddetle ilişkilendirdiğini fark etmemiştim. Aklımın ucundan bile geçmedi, ama şiddetin her türlüsüne karşıyım, bu nedenle paylaşımı sildim” açıklamasında bulundu.

Ancak Fox News’a göre buna ikna olmayan Trump, “Bunun tam olarak ne anlama geldiğini biliyordu. Bir çocuk bile bunun ne anlama geldiğini bilir. Bu suikast anlamına gelir. Bunu yüksek sesle ve açıkça söylüyor” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Taylor Swift eleştirisi

Trump, bölgeye yaptığı ziyaretin sonunda Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Taylor Swift'i eleştirerek “Taylor bizim büyük anlaşmalarımızı anlamıyor, aptal şarkılarıyla çok meşgul!” dedi. Bu sürpriz saldırı karışık tepkilere yol açtı. Swift'in hayranları X platformunda bir kampanya başlatarak ‘Trump'ın Taylor'a daha güçlü olduğu için saldırdığını’ vurgularken, Arap basını bunu ‘dikkat çekme çabası’ olarak nitelendirdi. Trump’ın destekçileri ise bunu ‘değerleri savunmak’ olarak gördü. Ancak New York Times (NYT) gazetesinin yükselen yıldıza karşı tekrarlanan eleştirilerin Trump'ın gençler arasındaki popülaritesi üzerindeki etkisi konusunda uyarması dikkati çekti.



Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu

İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
TT

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu

İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)

İsrail–ABD’nin İran’daki askeri ve güvenlik yetkililerine yönelik operasyonları, Devrim Muhafızları bünyesinde Filistin dosyasından sorumlu isimlerle, Filistinli fraksiyonların farklı kademelerdeki liderleri arasındaki iletişimin kesilmesine yol açtı.

Filistinli fraksiyonlara yakın kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, Devrim Muhafızları içinde, gerek Kudüs Gücü gerekse Filistinli gruplarla doğrudan temas ve koordinasyon yürüten bazı birimlerde görevli isimlerle irtibat, İsrail–ABD saldırılarının başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kesilmiş durumda. Bu durum özellikle Hamas ve İslami Cihad hareketlerini etkiliyor.

Söz konusu kaynaklara göre, Devrim Muhafızları’ndaki bu komutanların suikasta uğrayıp uğramadıkları ya da güvenlik prosedürleri kapsamında tedbir uygulayıp uygulamadıkları konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak bazı isimlerin, geçen haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında farklı yöntemlerle mesaj ilettiği belirtiliyor.

dfervgrt
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu savaşçılar, 20 Şubat 2025’te Han Yunus’ta (DPA)

Kaynaklar, “Normalde mesajlar şifreli yollarla, ya elektronik ortamda ya da başka yöntemlerle iletilirdi. Bu savaşın başlamasından bu yana herhangi bir mesaj alınmadı” ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları’nda Filistin dosyasından sorumlu yetkililer, fraksiyonlara mali ve askeri destek sağlanmasında temel rol oynuyor. Bu isimler, birinci düzeyde siyasi ve askeri liderlerle, zaman zaman da ikinci kademe isimlerle sürekli temas halinde bulunarak, yaşanması muhtemel ya da fiilen gerçekleşmiş gelişmelere ilişkin plan ve senaryolar üzerinde çalışıyordu.

vfol
İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’na bağlı iki unsur, geçen mart ayında Gazze Şeridi’nde bir tünelin girişinde nöbet tutarken (Getty)

Aynı kaynaklara göre İran, geçen haziran ayında İsrail tarafından öldürülen ve “Hacı Ramazan” lakabıyla bilinen Said İzzedi’nin yerine, Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü bünyesinde Filistin dosyasına yeni bir isim atadı. Yeni komutanın tasfiye edilmesi ihtimaline karşı iki yardımcının da görevlendirildiği, ancak söz konusu isimlerin de bu süre zarfında Tahran tarafından finanse edilen Filistinli fraksiyonların yetkilileriyle herhangi bir temas kurmadığı aktarıldı.

Derinleşen kriz

Filistinli fraksiyonlar, özellikle İslami Cihad ile Direniş Komiteleri, Mücahidin Tugayları ve Gazze’de faaliyet gösteren bazı küçük silahlı gruplar, son aylarda ciddi bir mali kriz yaşıyor. Şarku’l Avsat’ın daha önce ortaya koyduğu üzere, İran desteğinin yaklaşık 7 aydır büyük ölçüde azalması, bu krizin temel nedeni olarak gösteriliyor.

İsrail–ABD saldırıları öncesinde, söz konusu fraksiyonların üst düzey kaynakları, bunun üzerlerinde tam kapsamlı etkiler doğurmasından endişe duyduklarını dile getirmiş, İran rejiminin çökmesi halinde desteğin geri dönmemek üzere kesileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamas farklı finansman kaynaklarına sahip olmakla birlikte, İslami Cihad ve diğer bazı gruplar neredeyse tamamen İran desteğine bağımlı durumda. Bu durum, mensuplarının maaş ödemelerini doğrudan etkilerken, bazı yapıların ciddi biçimde zayıflaması hatta dağılması ihtimalini gündeme getiriyor.

Lübnan’daki suikast

Öte yandan, İslami Cihad kaynakları Şarku’l Avsat’a, hareketin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın Lübnan’daki komutanı Edhem el-Osman’ın pazartesi günü Beyrut’un güney banliyösünde İsrail tarafından düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynaklara göre el-Osman, Hizbullah’a ait ve parti tarafından güvenli kabul edilen, güvenliği doğrudan örgüt tarafından sağlanan bir dairede bulunuyordu. Saldırıda, aralarında Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının da bulunduğu birkaç kişi daha hayatını kaybetti.

dfvgthy
Beyrut’un güney banliyösünde İsrail bombardımanının yol açtığı hasar (AFP)

İsrail’in el-Osman’ın söz konusu adreste bulunduğuna dair kesin istihbarata sahip olup olmadığı ya da hedefi doğrudan Hizbullah’a ait bir nokta olarak mı vurduğu bilinmiyor. İsrail ordusunun suikastı duyurmasının, İslami Cihad’ın taziye açıklamasından saatler sonra gelmesi dikkat çekti.

İslami Cihad unsurları, destek sırasında Hizbullah ile birlikte İsrail sınırında saldırılara katılmış, hareketin hayatını kaybeden bazı mensuplarının Suriye’den Beyrut’a geçtiği belirtilmişti.


İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç
TT

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtının kapsamı genişlerken, çatışmaların ne zaman sona ereceğine dair bir işaret görülmüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin müzakere talebinde bulunduğunu ancak “artık çok geç olduğunu” söyledi.

İsrail ordusu, İran’ın çeşitli bölgelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını duyurdu. Açıklamada, Tahran’da İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi binasının hedef alındığı belirtildi.

Lübnan cephesinde ise İsrail ordusu, güneyde stratejik noktalarda konuşlandığını açıkladı. Bir Lübnanlı yetkili de İsrail güçlerinin sınır hattının bazı kesimlerinden içeri doğru sızma operasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.


İran rejimi kendini kurtarmayı başarabilecek mi?

Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
TT

İran rejimi kendini kurtarmayı başarabilecek mi?

Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)

Husam İtani

İran'ın siyasi sisteminin kasıtlı olarak karmaşık yapısı, yetkililere manevra alanı, uzlaşma sağlama ve karmaşık yönetim yapısı içinde çeşitli tarafların kazanımlarını koruma imkânı sunuyor. İran siyasi yönetimi önümüzdeki günlerde, sistemi yeniden kurmak ve ABD-İsrail ortak saldırısının yol açtığı kayıpları sınırlamak için sistemin sağladığı tüm fırsatlara başvuracak gibi görünüyor.

İlk olarak, yasama, denetim ve seçim düzeylerinde iktidarı yöneten ve yönlendiren Anayasa Koruma Konseyi, Uzmanlar Meclisi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi gibi birden fazla konsey bulunuyor. Bu konseylerin yetkileri birbiriyle çakışıyor gibi görünürken tartışma ve anlaşmazlığa açık bulunuyor. İlk iki konseyin görevi, Şura Meclisi'nin (İran parlamentosu) eylemlerinin anayasaya uygunluğunu denetlemek ve Dini Liderin ölümü veya istifa etmesi durumunda onun yerine geçecek kişiyi seçmektir. Bu iki konseye paralel olarak, Şura Meclisi ile Anayasa Koruma Konseyi arasında ortaya çıkabilecek her türlü anlaşmazlığı çözmek için yasama rolüne sahip olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi bulunuyor.

Dini Lider tarafından atama, doğrudan halk oylaması ve diğer konseylerin üyeleri tarafından aday gösterilme yöntemlerinin bir araya gelmesiyle bu konseylerin üyeleri seçilir, ancak bu seçim, güvenlik, ekonomi, dışişleri ve diğer konularda danışmanlardan oluşan büyük bir kurumu denetleyen Dini Lider'in elinden hiçbir şeyin kaçmasına izin vermeyecek şekilde yapılır.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani'nin, Uzmanlar Meclisi, yeni bir Dini Lider seçmek için toplanana kadar ülkeyi yöneteceğini duyurduğu ‘Geçici Liderlik Konseyi’, Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasa Koruma Konseyi’ni temsil eden bir din adamlarından oluşan anayasal bir organdır. Mevcut pozisyonlara göre Geçici Liderlik Konseyi’ne Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Yargı Erki Başkanı Gulam Huseyin Muhseni Ejei de dahil olacak. Anayasa Koruma Konseyi, Alireza Arafi'yi Geçici Liderlik Konseyi’ne katılmak üzere atadı.

Böylece, yürütme ve yargı organları Geçici Liderlik Konseyi’nde temsil edilirken, yasama organını temsil eden Ayetullah şahsında dini kurum da bu konseyde yer alacak. Burada, İran sisteminin geleneksel Batı modelindeki yürütme, yasama ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesini takip etmediğini, çünkü Dini Liderin tüm konularda veto hakkını elinde tuttuğunu belirtmek gerekir. Ayrıca, İranlı yetkililer gerekli prosedürleri tamamlayabilirse, Arafi, Velayet-i Fakih makamını üstlenecek en önde gelen adaylardan biri. Kendisi muhafazakar hareketin bir parçası olarak kabul ediliyor.

İranlı yetkililerin son açıklamaları, en azından önümüzdeki aylarda herhangi bir hoşgörü veya açıklık göstereceklerini düşündürmüyor.

Liderlik konseyinin birçok sorunla karşılaşacağına şüphe yok.

 Bunlardan biri, devletin günlük işlerinin aylardır Ali Larijani'nin elinde olması. Larijani, 1979 İran Devrimi'nden sonra çeşitli devlet kurumlarında görev yaptıktan sonra eski Dini Lider Ali Hamaney'in güvenini kazanmış bir isim. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) saflarında İran-Irak Savaşı'na katılan Laricani, Hamaney'in cumhurbaşkanı olduğu dönemden bu yana ona sadık kaldı. Yeni yetkililer arasındaki ilişkilerin nasıl yönetileceği ve aralarındaki sınırların nasıl çizileceği ise belirsizliğini koruyor.

Geçici Liderlik Konseyi’nin karşı karşıya olduğu bir diğer sorun ise, Anayasa Koruma Konseyi’nin bazı üyelerinin İsrail-ABD saldırılarında öldürülmüş olması ve diğerlerinin akıbetinin ise hala bilinmemesi. Ordu ve DMO gibi, yetkilileri genellikle Anayasa Koruma Konseyi’nin çalışmalarına katılan devlet kurumlarının temsilcilerinin atanması, iç prosedürlere tabi olacak ve bu da yeni liderliğin çalışmalarının başlamasını geciktirebilir.

Öte yandan İranlı yetkililer olası bir boşluğa karşı önleyici tedbirler aldıkları için bu sorun aşılabilir görünüyor. Bu yaklaşım, bir önceki 12 günlük savaşın ardından, hassasiyet derecesine bakılmaksızın tüm birinci ve ikinci kademe yetkililerin yerine yenilerinin atanmasıyla daha da güçlendi ve böylece birden fazla yetkili görevden alınsa bile kurumların sürekliliği sağlandı.

dfv
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı ile görüşmesinin ardından, 13 Ağustos 2025 (AFP)

Fakat ekonomik ve diplomatik alanda tam bir çıkmaza girmiş durumdan nasıl çıkılacağı tahmin etmek zor. Son iki aydaki protestoların, İran para biriminin rekor düzeyde değer kaybetmesinden kaynaklandığı biliniyor. Bu durum, ekonominin artık daha fazla baskıya dayanamayacağını ve hükümetin elinde başka kart kalmadığını gösteriyordu. Diğer yandan İran Merkez Bankası eski Başkanı Muhammed Rıza Farzin'in istifasında da açıkça görüldü. Üst düzey yetkililerin değiştirilmesi, boğucu uluslararası yaptırımlar, geleceğe yönelik vizyon eksikliği, İran'ın bölgesel ve uluslararası rolü ve DMO’nuun ekonominin büyük bir kısmı üzerindeki kontrolü nedeniyle ortaya çıkan yapısal kriz karşısında etkili bir çözüm değil.

Bununla birlikte İranlı yetkililerin son açıklamaları, en azından önümüzdeki aylarda herhangi bir hoşgörü veya açılım göstereceklerini düşündürmüyor. Geçtiğimiz ocak ayında hayat şartlarının kötüleşmesine karşı yapılan protestolar karşısında alınan güvenlik önlemleri de eğer İran’ın bazı şehirlerinde Hamaney'in ölümünün ardından yapılan kutlamaların rejimi devirme girişimine dönüşürse ya da Başkan Donald Trump'ın hava ve füze saldırılarıyla başlattığı süreci tamamlama ve sokak gösterileriyle iktidarı ele geçirme çağrısına yanıt verilirse daha da şiddetli bir hal alabilir.

Güvenlik kurumlarının merkezlerini ve liderlerini hedef almanın, rejimin önceki on yıllarda kullandığı kontrol ve boyun eğdirme araçlarını yeniden canlandırma girişimlerini zayıflatmayı amaçladığı aşikar. Ancak, güvenlik aygıtına bu kadar şiddetli bir darbe vurmak, rejimi ayakta tutmak için Besic veya benzeri alternatif araçların geliştirilmeyeceği garantisini vermez.

Rejim, taviz verme, iç ve dış muhaliflerini alt etme konusundaki alışılmış yaklaşımından vazgeçme ve kimseye uygulaması imkansız olduğunu bildiği boş reform önerileri sunmaktan kaçınma konusundaki yeteneği açısından ciddi sınavlara tabi tutulacak.

Durum ne olursa olsun, İsrail ve ABD’nin rejimin karargahlarına, iletişim merkezlerine ve kontrol merkezlerine yönelik saldırıları aralıksız devam ederken, rejimin sadece hava saldırıları ile düşeceğini düşünmek riskli olur. Hamaney suikastıyla (ofisinde üst düzey devlet liderlerinin katıldığı bir toplantı sırasında) ortaya çıkan güvenlik ihlalleri, bu ihlallerin haziran ayındaki önceki savaştan bu yana giderilmediğini ve Amerikalılar ile İsraillilerin İranlı yetkililer tarafından yapılan düzeltme girişimlerini atlattığını gösteriyor.

Mevcut rejim savaştan ve karşı karşıya olduğu muazzam ekonomik ve siyasi baskılardan sağ çıkarsa, yeni Dini Lider'e iktidarın devri sırasında da benzer bir model ortaya çıkabilir.

Ali Laricani, herkesin Hamaney'in anayasa uyarınca bu görevi üstlenmeye uygun olmadığını bildiği halde onu en üst liderlik makamına iten merhum Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi'nin rolünü tekrarlayabilir. Hamaney, Ayetullah Humeyni'nin ardından Dini Lider olarak adaylığını reddeden konuşmasında bunu açıkça belirtmişti. Daha sonra, 1989 yılında Humeyni'nin ölümünün ardından dini kurumlar ve iktidar merkezleriyle uzun manevralar, uzlaşmalar ve tavizlerin ardından kararını değiştirdi. Bu ihlaller, ciddiyetlerine ve tehlikelerine rağmen, son elli yılda topluma ve ekonomik kurumlara nüfuz etmiş ve yurt içinde ve yurt dışında aldığı darbelerle halk desteğini tamamen kaybetmemiş bir rejimi ortadan kaldırmak için yeterli değil.

dfrgth
Tahran'daki bir meydanda İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney için yas tutan İranlılar, 1 Mart 2026 (AFP)

Saldırıların dumanı dağılınca ve son çatışmaların sonucu, her ne kadar öncü nitelikte olsa da, netleşince, mevcut çatışmalara katılan tarafların uğrayacağı kayıplar ve elde edeceği kazançlar da netleşecek. Rejimin, taviz verme ve iç ve dış muhaliflerini alt etme konusundaki olağan yaklaşımından vazgeçme ve kimseye uygulaması imkansız olduğunu bildiği boş reform önerileri sunmaktan kaçınma konusundaki yeteneğinin ciddi bir sınava tabi tutulacağı açık.

Mevcut İran rejimi halkın ezici çoğunluğunun desteğinden yoksun olsa da kırsal ve yoksul topluluklardaki halk tabanı ve devletin günlük işleyişini karakterize eden pratik özellikler dahil olmak üzere temelleri bir dereceye kadar sağlam kalsa da askeri tedarik olmadan uzun bir savaşı sürdürme ve birden fazla cephede savaşma yeteneği, Laricani ve Geçici Liderlik Konseyi’ndeki meslektaşlarını, kamu özgürlükleri üzerindeki kontrolünü gevşetmek anlamına gelse bile, bir tür ateşkes sağlamayı dikkatlice düşünmeye iteceği kesin.

Bunun yanında Trump ve Netanyahu'nun ısrarla desteklediği rejimin düşmesi olasılığı, birçok Batı ülkesi için tercih edilen seçenek olmaya devam ederken içerideki bazı faktörler, koşulların olgunlaşmasını bekleyen bu olasılığın hızlı bir şekilde gerçekleşmesini engelliyor.