AB yanlısı Bükreş Belediye Başkanı, Romanya cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı

Bükreş Belediye Başkanı Nicuşor Dan, Romanya cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. (EPA)
Bükreş Belediye Başkanı Nicuşor Dan, Romanya cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. (EPA)
TT

AB yanlısı Bükreş Belediye Başkanı, Romanya cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı

Bükreş Belediye Başkanı Nicuşor Dan, Romanya cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. (EPA)
Bükreş Belediye Başkanı Nicuşor Dan, Romanya cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. (EPA)

Bükreş Belediye Başkanı Nicuşor Dan, Rusya'nın müdahalesi şüpheleriyle gölgelenen bir önceki seçimin iptal edilmesinden beş ay sonra yapılan seçimde Romanya'da cumhurbaşkanlığını kazandı.

55 yaşındaki Dan, neredeyse tüm sandıkların sayıldığı seçimde oyların yaklaşık yüzde 54'ünü aldı.

Avrupa'ya övgü ve Rusya'ya yergi sloganları arasında destekçilerine seslenen Dan, “Bu, Romanya'nın doğru yönde ilerleyebileceğine inanan binlerce insanın zaferidir” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre, kendisine oy vermeyenlere de seslenen Dan, onları ‘çalışmaya başlamaya’ ve ‘birleşik bir Romanya inşa etmeye’ çağırdı.

sdfrgty67
Romanya cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi Nicuşor Dan, Bükreş'te destekçilerini selamladı. (AP)

Uluslararası toplum Romanya'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini takip etti. İkinci tur sonuçlarının ardından Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Rumenlerin ‘güçlü bir Avrupa’ tercihini överken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ‘demokrasinin çeşitli manipülasyon girişimlerine rağmen’ zafer kazandığını söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise Romanya'daki seçimlerin sonucunu ‘tarihi’ bir başarı olarak değerlendirdi ve ‘Romanya'nın güvenilir bir ortak olarak önemini’ hatırlattı.

‘Manipülasyon’

Rusya'nın müdahalesi şüpheleriyle gölgelenen kasım ayındaki seçimlerin iptal edilmesinden yaklaşık beş ay sonra Romanya şimdi bu çalkantılı sayfayı kapatmayı umuyor.

dfrgthy
Romanya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Nicuşor Dan'ın bir destekçisi, Bükreş'te Dan'ın afişini tutuyor. (AP)

Ancak ayrışmalar çok derin. Başlangıçta yenilgiyi kabul etmeyi reddeden ve sonuçların ‘manipüle edildiğini’ kınayan sağcı milliyetçi aday George Simion, rakibini tebrik etti ancak ‘mücadeleye devam etme’ sözü verdi.

ABD Başkanı Donald Trump'a hayranlık duyan ve AB'nin yaşayabilirliği konusunda şüpheci olan Simion, rakibinin iki katı olan yaklaşık yüzde 41'lik oy oranıyla ilk turu açık ara önde tamamladı.

Ancak pek çok Romanyalı, Rusya'nın müdahalesi şüphesiyle nadiren iptal edilen bir seçimden beş ay sonra, Ukrayna'ya komşu ülkenin geleceği için hayati önem taşıyan bir seçimde gidişatı değiştirmek için çabalarını iki katına çıkardı.

İlk turda yüzde 53 olan katılım oranı, ikinci turda yüzde 65 gibi yüksek bir oranda gerçekleşti.

thyu
Romanya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Nicuşor Dan'ın bir destekçisi Dan’ın afişini tutuyor. (EPA)

19 milyon nüfuslu Romanya, AB üyesi ve Ukrayna'nın komşusu olup Rusya'nın 2022'de başlayan işgalinden bu yana NATO'da giderek önem kazanan bir ülke.

Romanya, aşırı sağcı Calin Georgescu'nun kasım ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turundaki sürpriz zaferinden bu yana belirsizlik içinde. Muhalifleri, Georgescu'yu Kremlin yanlısı olmakla suçluyor.

57 yaşındaki Berca, Bükreş'te AFP'ye yaptığı açıklamada, “Daha iyi bir yaşam için, başa dönmeyi reddederek Avrupa yolunda kalmak için oy verdim” dedi. Simion, AB'nin ‘saçma politikalarını’ sık sık eleştiriyor.

AB ve Kiev yanlısı Nicuşor Dan, Transilvanya'nın Vagaras kasabasında oyunu kullanırken “Bu bir dönüm noktası, belirleyici bir seçim… Romanya geleceğini seçiyor; sadece önümüzdeki beş yıl için değil, çok daha uzun bir süre için” ifadelerini kullandı.

efrty6u
Romanya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Nicuşor Dan'ın bir destekçisi Bükreş'te AB bayrağını kaldırıyor. (AP)

Ukrayna'ya yapılan askeri yardımların durdurulması, şimdiye kadar yapılanlar için ‘mali tazminat’ ödenmesi ve ‘tarafsızlık’ çağrısı yapan Simion, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dostu olduğunu savunuyor.

İkinci sınıf

Dün başkent yakınlarındaki Mogosoaia'da oyunu kullanırken mesajını tekrarlayan Simion, ‘adaletsizliğe’, insanların aşağılanmasına ve hepimizi hor görenlere karşı olduğunu vurguladı. Simion, ‘ülkenin geleceğinin sadece Rumenler tarafından ve Rumenler için belirlenmesini’ istediğini söyledi. Bu tür sloganlar, kendilerini AB'de ikinci sınıf vatandaş olarak gören pek çok seçmene hitap ediyor.

frgtyh56u
Romanya cumhurbaşkanı adayı George Simion (sağda) eski cumhurbaşkanı adayı Calin Georgescu ile birlikte (AFP)

Simion, Moskova'ya yakınlığı konusunda şüpheler uyandıran büyük bir TikTok kampanyasının ardından 24 Kasım seçimlerinde birinci gelerek herkesi şaşırtan Calin Georgescu'ya desteğini yineledi.

O tarihten sonra eski üst düzey yetkili hakkında dava açıldı ve tekrar aday olması yasaklandı. Bu da büyük protestolara yol açtı.

Sosyal medyada da aktif olan Simion, cumartesi günü propaganda yasağı nedeniyle geçici olarak kapattığı Facebook ve TikTok hesaplarını dün yeniden açtı.

Romanya'daki aşırı sağ, özellikle kırsal kesimde yaşayan halkın, 1989'dan beri iktidarda olan ‘hırsız politikacılara’ karşı duyduğu hayal kırıklığını istismar ediyor ve AB'nin en yoksul ülkelerinden birinin içinde bulunduğu ekonomik zorlukları fırsata çeviriyor.

Telegram'ın kurucusu Pavel Durov dün, isim vermeden Fransa'yı, bazı paylaşımların silinmesini talep ederek Romanya cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmeye çalışmakla suçladı. Fransız hükümeti ise bu iddiaları kesin bir dille yalanladı.

Romanya hükümeti, sosyal medya platformlarında, özellikle de Telegram'da dolaşan ve ‘seçim sürecini etkilemeyi’ amaçladığını ve ‘bir kez daha Rus müdahalesinin parmak izlerini’ taşıdığını söylediği bilgilerin geçerliliğini reddetti.



Vance ve Kalibaf İslamabad’da... ‘Şahinlerin’ uçurumun eşiğindeki buluşması

Kalibaf ve Vence
Kalibaf ve Vence
TT

Vance ve Kalibaf İslamabad’da... ‘Şahinlerin’ uçurumun eşiğindeki buluşması

Kalibaf ve Vence
Kalibaf ve Vence

Dünya başkentleri, İslamabad’da bugün yapılacak ‘cumartesi müzakerelerini’ nefesini tutarak beklerken, Washington ile Tahran arasındaki güç mücadelesinde iki kilit isim öne çıkıyor: ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen J.D. Vance ve siyasi manevra kabiliyetiyle tanınan İranlı isim Muhammed Bakır Kalibaf. İki ismin karşılaşması, yalnızca bir diplomatik temas olarak değil, bölgesel kriz alanları arasında ‘tarihi bir anlaşma’ oluşturma kapasitesinin sınandığı  süreç olarak da değerlendiriliyor.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)

İranlı üst düzey heyeti taşıyan uçak dün akşam İslamabad’a iniş yaparak, ABD ile yürütülen müzakere sürecinin ‘nefeslerin tutulduğu’ yeni bir aşamaya geçtiğini resmen gösterdi. Diplomatik hedefler ile sahadaki karmaşık denklemlerin iç içe geçtiği bu süreçte, Muhammed Bakır Kalibaf başkanlığındaki heyette İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte üst düzey güvenlik ve ekonomi yetkilileri ile İran Merkez Bankası Başkanı’nın da yer aldığı bildirildi. Heyetin misyonunun, yalnızca protokol görüşmelerini değil, bölgesel çatışmanın özünü doğrudan hedefleyen kritik başlıkları kapsadığı ifade ediliyor.

Siyasi ve ekonomik yetki

İslamabad’da yapılması planlanan görüşmelere katılan İran heyetinin yapısı, İran’ın müzakereleri ‘kapsamlı bir anlaşma’ çerçevesinde yürütme isteğini yansıtıyor. Heyette Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte ekonomi ve güvenlik alanlarından üst düzey isimlerin yer alması, Tahran’ın yalnızca askeri bir yumuşama değil, aynı zamanda somut mali ve siyasi kazanımlar elde etmeyi hedeflediğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, Kalibaf tarafından müzakereler başlamadan önce yükseltilen şartlarla karşılık buldu. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Kalibaf, masaya oturmanın iki ‘egemenlik şartına’ bağlı olduğunu belirterek, Lübnan’da ateşkes sağlanmasını ve dondurulmuş İran varlıklarının derhal serbest bırakılmasını talep etti.

İran’ın söyleminde yaşanan bu sertleşme, İslamabad görüşmelerini bir güvenilirlik testine dönüştürürken, Tahran bu şartların yerine getirilmesini Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülecek anlaşmaya geçmeden önce ‘güven inşası’ için zorunlu bir adım olarak görüyor.

J.D. Vance... Trump’ın felsefesini benimseyen deniz piyadesi

J.D. Vance, İslamabad’a, ABD Başkanı Donald Trump’tan doğrudan yetki alarak ‘Tahran’ın ciddiyetini test etme’ göreviyle gidiyor. Deniz piyadeleri geçmişine sahip olan ve ‘Hillbilly Elegy’ adlı kitabıyla tanınan Vance, kariyerini ‘Önce Amerika’ doktrininin sert savunucularından biri olarak şekillendirmiş durumda. Yeni nesil sağ-popülist çizgiyi temsil eden Vance, kalıcı savaşlara mesafeli dururken, stratejik hedefler için ‘sert güç’ kullanımına karşı çıkmayan bir yaklaşım benimsiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Haziran 2025’te Oval Ofis’te Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte (AP)ABD Başkanı Donald Trump, 25 Haziran 2025’te Oval Ofis’te Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte (AP)

Vance açısından İran ile yürütülecek müzakereler bir ‘dostluk arayışı’ değil, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini garanti altına alan ve askeri tehditleri azaltan bir ‘güvenlik anlaşması’ olarak görülüyor. Karşılığında ise yaptırımların hafifletilmesi gündeme geliyor. Toplantıya sert mesajlarla girmeye hazırlanan Vance, ekibinin ‘manipülasyona tolerans göstermeyeceğini’ daha önce ifade etmişti. Bu yaklaşım, sahada hem diyalog kapısını açık tutmayı hem de İran tarafından gelebilecek ‘ön koşullu baskı girişimlerine’ karşı net kırmızı çizgiler belirlemeyi amaçlıyor.

Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran Meclisi internet sitesi)Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran Meclisi internet sitesi)

Kalibaf... DMO’nun teknokratı ve manevraların mimarı

Kalibaf, İran yönetim hiyerarşisi içinde kendine özgü bir liderlik modeli temsil ediyor. Geçmişinde hem İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bünyesindeki hava unsurlarında görev yapmış sert bir askerî komutan kimliği, hem de Tahran Belediyesi’nin yeniden yapılandırılmasında rol almış teknokrat bir yönetici profili bulunuyor. Bu çift yönlü kimlik, Kalibaf’a olağanüstü bir siyasi manevra kabiliyeti kazandırıyor. Devrimci çizginin temel ilkelerine bağlı kalırken aynı zamanda pragmatik çözümlere açık bir yaklaşım sergileyebilmesi, onu Tahran’daki karar verici yapı için sahadaki nüfuzun diplomatik ve ekonomik kazanımlara dönüştürülmesinde en uygun müzakerecilerden biri haline getiriyor.

Birbirini kesen yollara sahip bir tablo

Vance ile Kalibaf bugün İslamabad’da yapılacak görüşmelerde, Washington ile Tahran arasındaki temel ayrışmayı aşmaya çalışacak. ABD tarafı, dosyaların birbirine bağlanmasına karşı çıkarak ‘müzakere başlıklarının ayrı yürütülmesi’ ilkesini savunurken, İran ise Lübnan, Hürmüz Boğazı ve dondurulmuş finansal varlıklar gibi başlıkları tek bir paket içinde değerlendirmeyi tercih ediyor. Bu çerçevede, ‘Washington şahinliği’ ile ‘Tahran’ın askeri-siyasi hattı’ arasında bir denge kurulup kurulamayacağı merak konusu. Tarafların, karşılıklı tavizler üzerinden bir ateşkes ve yumuşama zemini oluşturup oluşturamayacağı, İslamabad’daki görüşmelerin sonucuyla netleşecek.


Anahtar rol... Çin, ABD ile İran arasında ateşkesin sağlanması için nasıl devreye girdi?

 İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)
İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)
TT

Anahtar rol... Çin, ABD ile İran arasında ateşkesin sağlanması için nasıl devreye girdi?

 İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)
İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)

Pakistan’ın, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkeste arabuluculuk rolü uluslararası övgü toplarken, uzmanlar ve diplomatik kaynaklara göre perde arkasında Çin kritik bir rol oynadı.

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve küresel ekonomiyi sarsan çatışmada ateşkes ilanından sadece saatler önce, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı yok etmekle tehdit etmeyi sürdürdüğü belirtildi. Müzakereler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Pakistanlı yetkili, “Umutlar tükenmek üzereydi ancak Çin devreye girerek İran’ı ilk aşamada ateşkesi kabul etmeye ikna etti” dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “Her ne kadar kilit bir rol üstlenmiş olsak da ilerleme sağlayamadık. Asıl kırılma, Pekin’in İranlıları ikna etmesiyle gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar, Donald Trump’ın sosyal medyada iki haftalık ateşkesi duyurmasının ardından AFP’ye yaptığı değerlendirmelerle de örtüşüyor. Trump, Çin’in İran’ı müzakere masasına oturmaya ikna etmede başlıca rolü üstlendiğini belirtmişti.

 Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)

Pakistan, komşusu İran ile sahip olduğu tarihî ilişkiler ve liderlerinin Donald Trump ile kurduğu yakın bağlar çerçevesinde, iki taraf arasında yapılacak görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

İsminin gizli kalmasını isteyen ikinci bir diplomatik kaynak, “Pakistan, denizcilik güvenliği, nükleer dosya ve diğer başlıklarda taraflara destek vermek üzere bir uzman ekip oluşturdu” bilgisini paylaştı.

Ancak aynı kaynak ile birlikte çok sayıda uzman ve eski yetkili, Pakistan’ın müzakereler için bir çerçeve oluşturmuş olsa bile, süreçte Çin’in belirleyici bir rol oynamasının beklendiğini vurguluyor.

İran bir garantör istiyor

Diplomatik kaynak, “Çin’den garantör olması istendi. İran bir garantör talep ediyor” diyerek, bu rolü üstlenmeye en uygun tarafın Çin olduğunu ifade etti.

Kaynak, alternatif olarak Rusya’nın gündeme gelebileceğini, ancak Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Batı’nın, Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken Moskova’yı kabul etmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirtti.

Pekin yönetimi, hem İslamabad hem de Tahran ile yakın ilişkilere sahip. Çin, Batı yaptırımları altındaki İran’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olurken, aynı zamanda Pakistan’da altyapı projelerine yoğun yatırımlar yapıyor.

Pakistan Senatosu’nun eski üyelerinden Müşahid Hüseyin Seyyid, iki ülkenin yakın ortaklar ve komşular olarak çatışmaların sona erdirilmesi için başından bu yana koordineli hareket ettiğini söyledi.

Seyyid, “Çin’in rolü, özellikle İran’ın, Donald Trump ve Binyamin Netanyahu ikilisine güvenmemesi nedeniyle, nihai bir barış anlaşmasının sağlanmasında vazgeçilmez olmaya devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Çin, Pakistan’ın arabuluculuk çabalarına destek verdiğini de açıkladı. Pekin yönetimi aynı zamanda, Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerde bulunuyor. Bu kapsamda Çin, çatışmalardan haftalar sonra Afganistan’daki Taliban yönetimi temsilcileri ile Pakistanlı yetkilileri Urumçi kentinde bir araya getirdi.

Gözlerden uzak kalma

Çin, Rusya ile birlikte, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde İran’ın savaşın başından bu yana kapalı tuttuğu Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin karar tasarısını veto etti. Bu tutumun Tahran tarafından memnuniyetle karşılandığı değerlendiriliyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin çatışmayla ilgili ülkelerdeki mevkidaşlarıyla 26 telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı. Ayrıca Pekin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi’nin, savaşın etkilediği bölgeye ‘çok sayıda mekik diplomasisi’ ziyareti yaptığı bildirildi.

Buna karşın Çin, barış çabalarında açık şekilde öncü rol üstlenmekten kaçınırken, bazı gözlemciler Pekin’in resmi angajmanının boyutunun hâlâ net olmadığını belirtiyor.

İkinci diplomatik kaynak Şarku'l Avsat'a, “Kendi hesapları var; açık biçimde çatışmanın içine çekilmek istemiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Lübnan dosyası, taraflar arasında önemli bir anlaşmazlık başlığı olarak öne çıkıyor. Şahbaz Şerif ve İran, bu konunun ateşkes kapsamına alınmasını isterken, farklı yaklaşımlar dikkat çekiyor.

Çarşamba günü İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı ve kanlı saldırılarının ardından ABD, önümüzdeki hafta Washington’da İsrailli ve Lübnanlı yetkililer arasında ayrı görüşmeler düzenleneceğini duyurdu.

Diplomatik kaynak, “Müzakereler son derece karmaşık ve hassas” değerlendirmesinde bulunarak, “Tüm tarafların acı verici tavizler ve uzlaşmalar üzerinde anlaşması gerekecek” ifadesini kullandı.


CNN: ABD istihbaratı, Çin'in İran'a silah sevkiyatı yapmaya hazırlandığını gösteriyor

Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)
Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)
TT

CNN: ABD istihbaratı, Çin'in İran'a silah sevkiyatı yapmaya hazırlandığını gösteriyor

Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)
Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)

CNN, dün geç saatlerde, son istihbarat değerlendirmelerine aşina üç kaynağa atıfta bulunarak, ABD istihbaratının Çin'in önümüzdeki birkaç hafta içinde İran'a yeni hava savunma sistemleri sevkiyatı yapmaya hazırlandığını gösterdiğini bildirdi.

Kanal, Pekin'in sevkiyatların menşeini gizlemek için üçüncü taraf olarak diğer ülkeler üzerinden yönlendirme çalışmaları yaptığına dair işaretler olduğunu belirtti.

CNN, ismini bildirmediği kaynaklara dayanarak, Pekin'in omuzdan fırlatılan uçaksavar füze sistemlerini konuşlandırmaya hazırlandığını ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran'ın, savaşı sona erdirmenin yollarını görüşmek üzere bugün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da üst düzey müzakereler yapması planlanıyor.