Kral Charles'ın Kanada ziyareti ve Trump'a verilen siyasi mesaj

Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)
Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Kral Charles'ın Kanada ziyareti ve Trump'a verilen siyasi mesaj

Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)
Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)

Abdulfettah Hattab

Kral 3. Charles’ın Kanada ziyareti ve Kanada Parlamentosu'nun 45’inci yasama döneminin açılışında yaptığı Taht Konuşması, ABD Başkanı Donald Trump'a, ABD'ye, Kanadalılara ve tüm dünyaya verilen açık siyasi mesajlar taşıyordu.

Unutanlar için Kral 3. Charles’ın Kanada'nın yanı sıra diğer 56 İngiliz Milletler Topluluğu ülkesinden 14'ünün devlet başkanı olduğunu hatırlatalım. Daha önce Veliaht Prens ve Galler Prensi olarak Kanada'yı ziyaret eden Charles'ın Kraliçe Camilla eşliğinde yaptığı bu yirminci ziyareti, 2022 yılının eylül ayında tahta çıkmasından bu yana Kral olarak gerçekleştirdiği ilk ziyaretti.

Kanada’da kısa bir süre önce yapılan seçimleri kazanan Başbakan Mark Carney, Kral'ı Taht Konuşması’nı bizzat yapması ve Kanada Parlamentosu’nun 45’inci yasama dönemini açması için davet etmişti.

Normalde, Kanada Genel Valisi -şu anda bu görevi Mary Simon üstleniyor- Kral'ın ülkedeki temsilcisi olarak Taht Konuşması’nı yapar ve konuşma, her yeni parlamento oturumunun başlangıcında hükümetin gündemini belirlemek üzere Başbakan tarafından onun adına okunur. Kanada Avam Kamarası ve Senatosu, Kral'a ya da Senato'daki temsilcisine ayrılan koltuktan okunduğu için bu adı alan Taht Konuşması'ndan önce hiçbir faaliyette bulunamaz.

Normalde, Kanada Genel Valisi -şu anda bu görevi Mary Simon üstleniyor- Kral'ın ülkedeki temsilcisi olarak Taht Konuşması’nı yapar ve Başbakan tarafından onun adına okunur.

Taht Konuşması, en son Ekim 1977'de Kraliçe 2. Elizabeth tarafından bizzat yapılmıştı. Ondan önce ise yine Kraliçe 2. Elizabeth 1957 yılında Taht Konuşmasını yapmıştı. Dolayısıyla Kral 3. Charles'ın ziyaretinin önemi ve anlamı büyüktü.

Başbakan Carney'nin daveti, Kanada ile komşusu ABD arasındaki ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde gelmesi nedeniyle ‘stratejik bir hamle’ olarak görülüyor.

Kanada Başbakanı, gazetecilere yaptığı açıklamada Kral Charles'ın ziyaretinin ‘Kanada’nın egemenliğini açıkça vurguladığını’ belirterek, “Bu tarihi ve tam zamanında gelen bir onurdur” ifadelerini kullandı.

Kanada Genel Valisi Mary Simon ise ziyaretin ‘Kanada ile Kral arasındaki yakın ilişkiyi vurguladığını’ söyledi. Vali Simon, “Ortak evrensel değerlerimiz olan demokrasi, eşitlik ve barış temelinde bir geleceği güvence altına almak için şimdi her zamankinden daha fazla bir araya gelmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kral Charles Kanada'ya desteğini gösterdi mi?

Devlet başkanlığı görevi gereği Kral Charles'ın siyasetle ilgilenmesi beklenmiyor. Ancak Trump'ın tehditleri çerçevesinde Kanada'ya destek için şifreli mesajlar göndermiş ve sembolik jestler yapmış gibi görünüyor.

Kral Charles şubat ayında Kanada'yı ‘sevgili, dirençli ve nazik bir ülke’ olarak tanımladı. Bu tanım, kraliyet tarafından genellikle kutlanmayan bir olay olan Kanada bayrağının göndere çekilmesinin 60’ıncı yıldönümünde yapıldı.

Fjjf
Kral Charles ve Kraliçe Camilla Kanada'nın Ottawa kentindeki Ulusal Savaş Anıtı'nda bulunan Meçhul Asker Mezarı'na çelenk bıraktı, 27 Mayıs 2025 (AFP)

Kral Charles 4 Mart'ta İngiliz Donanmasına ait HMS Prince Of Wales uçak gemisini ziyaret ettiğinde göğsün çok sayıda Kanada madalyası vardı.

Yine mart ayında, Londra’da her yıl kutlanan İngiliz Milletler Topluluğu Günü'nde Kral Charles, Kanada sandalyesine oturmayı tercih etti.

Bu yılın başlarında Buckingham Sarayı'nda düzenlenen ağaç dikme töreninde Kral Charles'ın seçtiği ağaç, simgesel olarak yaprağı Kanada bayrağı üzerinde yer alan bir akçaağaçtı.

Kendisini ‘Kanada Kralı’ olarak da adlandıran Kral Charles, Kanada bayrağını ‘gurur ve hayranlık duygusu uyandırmakta asla başarısız olmayan bir sembol’ olarak tanımladı.

Kanadalılar birleştiğinde, Kanada kalıcı olanı inşa eder

Kral Charles, 27 Mayıs Salı günü Taht Konuşmasını gerçekleştirdi. ABD Başkanı Donald Trump ve ABD ile yaşanan gerilimin yaşandığı bir dönemde yaptığı konuşmada, Kanada'nın egemenliğini doğrudan “Kanada özgür ve güçlüdür” sözleriyle ifade etti.

Bu konuşmanın en önemli kısmı Kanada milliyetçiliğiyle ilgiliydi.

Kral Charles, şunları söyledi:

“Eşim ve ben bugün sizlere katılmaktan ve Kanadalıların yenilenmiş bir ulusal gurur, birlik ve umut duygusuyla bir araya gelmelerine tanık olmaktan büyük bir gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Daha önce de söylediğim gibi, Kanada'yı her ziyaret ettiğimde, Kanada'nın daha fazlası kanıma ve ardından doğrudan kalbime sızıyor. Kanada'nın ulusal değerleri savunmak için gösterdiği cesaret ve fedakarlık ile Kanadalıların çeşitliliği ve nezaketiyle tüm dünyada tanınan eşsiz kimliğine her zaman hayranlık duymuşumdur. Bugün Kanada bir başka kritik aşamayla karşı karşıya. Demokrasi, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü, kendi kaderini tayin hakkı ve özgürlük, Kanadalıların değer verdiği ve korumaya kararlı olduğu değerlerdir.”

Kanada'nın refahı önündeki ekonomik zorluklar

Kanada'nın karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklara da değinen Kral Charles, şunları söyledi:

“Mükemmel olmasa da on yıllardır Kanadalıların refahına katkıda bulunan açık küresel ticaret sistemi değişiyor. Kanada'nın ortaklarıyla olan ilişkileri de değişiyor. Dünyanın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiç olmadığı kadar tehlikeli ve belirsiz bir yer olduğunun farkında olmalıyız.”

Kfkf
Kral Charles ve Kraliçe Camilla için Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutunda halka açık bir resepsiyon verildi, 26 Mayıs 2025 (AFP)

Kanadalıların birçoğu, çevrelerinde köklü bir şekilde değişen dünya hakkında kendilerini endişeli ve stresli hissediyor. Radikal değişimler her zaman tedirgin edici olmuştur. Ancak bu an aynı zamanda harika bir fırsatı da sunar. Yenilenmek, daha büyük düşünmek ve daha büyük hareket etmek için bir fırsat. Kanada'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana geçirdiği en büyük ekonomik dönüşümü başlatması için bir fırsat. Dünyanın en trajik çatışma bölgelerinden gelenler de dahil olmak üzere yeni Kanadalılara kucak açan kendine güvenen bir ülke olan Kanada, tüm Kanadalıların herhangi bir kıtadaki herhangi bir yabancı gücün onlardan alabileceğinden çok daha fazlasını sunabileceğini kabul ederek bu fırsatı değerlendirebilir. Değerlerine sahip çıkarak, tüm Kanadalılara hizmet edecek yeni ittifaklar ve yeni bir ekonomi inşa edebilir.

Örneğin, Başbakan ve ABD Başkanı, Kanada ve ABD arasında yeni bir ekonomik ve güvenlik ilişkisi tanımlamaya başladılar. Karşılıklı saygıya dayanan ve ortak çıkarlar üzerine inşa edilen bu ilişkinin, her iki egemen devlete de dönüştürücü faydalar sağlayacağına şüphe yok.

Bunun yanında Kanada hükümeti, Kanada’nın dünyanın ihtiyaç duyduklarına ve dünyanın saygı duyduğu değerlere sahip olduğu farkındalığıyla dünyanın dört bir yanındaki güvenilir ticaret ortakları ve müttefikleriyle ilişkilerini güçlendiriyor.

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Kanada, kendi değerlerini paylaşan benzer düşünen uluslardan oluşan bir ittifak kurmaya hazır. Uluslararası iş birliğine ve malların, hizmetlerin ve fikirlerin serbest ve açık değişimine inanıyor. Hızla gelişen bu yeni dünyada Kanada liderlik etmeye hazır ve bu durumun, Kanada'nın G7 Zirvesi'ni düzenleyeceği haziran ayında açıkça görülmesi bekleniyor.

Hükümetin nihai hedefi ve temel misyonu, G7'deki en güçlü ekonomiyi inşa ediyor. Bunun ilk adımı ise 13 eyalet ve bölge ekonomisinden bir Kanada ekonomisi yaratmak. Ticaret ve işgücü hareketliliğinin önündeki iç engeller Kanada'ya yıllık 200 milyar dolara mal oluyor. Hükümet, Ulusal Kanada Günü'ne kadar iç ticaret ve işgücü hareketliliğinin önündeki kalan tüm federal engelleri kaldırmak üzere bir yasa çıkaracak.

Başbakan Corney, eyaletler ve bölgeler arasındaki ticaret engellerini ortadan kaldırmak için şimdiden hayati adımlar attı. Bunun yanında Kanada Günü'ne kadar ülke genelinde serbest ticareti sağlamak için bu ilerlemeyi sürdürecek. Tüm bunlar, Kanada'nın tam ekonomik potansiyelini ortaya çıkarmak için kritik önem taşısa da yeterli değil.

Hükümet, güçlü bir Kanada’nın inşası için ulusal öneme sahip projeleri belirlemek ve teşvik etmek üzere eyaletler, bölgeler ve yerli Aborijinlerle yakın iş birliği içinde çalışıyor.

Güçlü bir Kanada inşa etmek için hükümet, ulusal öneme sahip projeleri - Kanada'yı birbirine bağlayacak, dünyayla bağlarını derinleştirecek ve nesiller boyunca yüksek maaşlı işler yaratacak projeleri - belirlemek ve hayata geçirmek için eyaletler, bölgeler ve Yerli halklarla yakın iş birliği içinde çalışıyor.

Değişimin hızı ve fırsatların büyüklüğü göz önüne alındığında, Kanada'nın dünya lideri çevre standartları korunurken, bir projenin onaylanma süresini beş yıldan iki yıla indirilecek olan yeni bir Büyük Federal Projeler Ofisi oluşturularak hızlı olmak büyük önem taşıyor.

Hükümet ayrıca, bir proje, bir inceleme hedefine ulaşmak için altı ay içinde ilgili her eyalet ve bölge ile iş birliği anlaşmaları imzalayacak. Kral Charles, ekonomik planı “Kanadalılar birleştiğinde, Kanada kalıcı olanı inşa eder” sözleriyle özetledi.

Jdj
Kral Charles ve Kraliçe Camilla Kanada'nın başkenti Ottowa’daki Macdonald-Cartier Uluslararası Havalimanı'ndan ayrılırken, 27 Mayıs 2025 (AFP)

Kral Charles, sözlerine şöyle devam etti:

“Kanada ekonomisinin önündeki bu engelleri kaldırmak ülkenin sadece süregelen ticaret savaşlarından sağ olarak değil, her zamankinden daha güçlü bir şekilde de çıkmasını sağlayacak yeni bir büyüme çağını başlatacak. Bu da Kanada'nın dünyanın önde gelen temiz ve konvansiyonel enerji süper gücü olmasını, iklim değişikliğiyle mücadele ederken onu küresel olarak daha rekabetçi hale getiren bir sanayi stratejisi oluşturmasını, vasıflı mesleklerde yüz binlerce iyi iş imkanı yaratmasını ve Kanada'yı bilim ve yenilik için önde gelen küresel bir merkez haline getirmesini sağlayacak.”

ABD ile olan kara sınırının kontrolü

Kara sınırlarındaki kaçakçılık olaylarına da değinen Kral Charles, “Kanada'nın gerçekten güçlü olabilmesi için güvenli olması gerekir. Bu amaçla hükümet, sınır güvenliğini güçlendirmek üzere bir yasa çıkaracak. Kolluk kuvvetleri ve istihbarat teşkilatları fentanil ve türevlerinin akışını durdurmak için yeni araçlara sahip olacak. Hükümet, zorluklar ister içeriden ister dışarıdan, nereden gelirse gelsin Kanadalıları ve onların egemenlik haklarını koruma görevini yerine getirecek. Toplumların güvenliğini sağlamak üzere ilave bin Kraliyet Kanada Atlı Polisi (RCMP) istihdam edecek. Radarlar, insansız hava araçları (İHA), helikopterler, ek personel ve köpek timleri konuşlandırarak sınırdan yasadışı silah ve uyuşturucu akışını azaltacak.”

Kral Charles, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu büyük değişim döneminde Kanadalılar, Kanada'yı eşsiz kılan unsurların arkasında birleşmişlerdir.”

Ülkenin karşı karşıya olduğu zorluklardan bahseden Kral Charles’ın konuşması birçok kişi tarafından Kanada'ya güçlü bir destek gösterisi olarak görüldü.

Başbakan Carney, daha önce açıkça ““Kanada satılık değil, asla da olmayacak” ifadelerini kullanmıştı. Kral Charles da ülkenin Devlet başkanı olarak, Kanada'nın egemenliğini destekleyen güçlü bir sembolik ziyaretle bu mesajın gücünü ve etkisini pekiştirdi.

 

 

 

 



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.