Kral Charles'ın Kanada ziyareti ve Trump'a verilen siyasi mesaj

Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)
Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Kral Charles'ın Kanada ziyareti ve Trump'a verilen siyasi mesaj

Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)
Kral Charles ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutu Rideau Hall'da bir araya geldiler, 26 Mayıs 2025 (AFP)

Abdulfettah Hattab

Kral 3. Charles’ın Kanada ziyareti ve Kanada Parlamentosu'nun 45’inci yasama döneminin açılışında yaptığı Taht Konuşması, ABD Başkanı Donald Trump'a, ABD'ye, Kanadalılara ve tüm dünyaya verilen açık siyasi mesajlar taşıyordu.

Unutanlar için Kral 3. Charles’ın Kanada'nın yanı sıra diğer 56 İngiliz Milletler Topluluğu ülkesinden 14'ünün devlet başkanı olduğunu hatırlatalım. Daha önce Veliaht Prens ve Galler Prensi olarak Kanada'yı ziyaret eden Charles'ın Kraliçe Camilla eşliğinde yaptığı bu yirminci ziyareti, 2022 yılının eylül ayında tahta çıkmasından bu yana Kral olarak gerçekleştirdiği ilk ziyaretti.

Kanada’da kısa bir süre önce yapılan seçimleri kazanan Başbakan Mark Carney, Kral'ı Taht Konuşması’nı bizzat yapması ve Kanada Parlamentosu’nun 45’inci yasama dönemini açması için davet etmişti.

Normalde, Kanada Genel Valisi -şu anda bu görevi Mary Simon üstleniyor- Kral'ın ülkedeki temsilcisi olarak Taht Konuşması’nı yapar ve konuşma, her yeni parlamento oturumunun başlangıcında hükümetin gündemini belirlemek üzere Başbakan tarafından onun adına okunur. Kanada Avam Kamarası ve Senatosu, Kral'a ya da Senato'daki temsilcisine ayrılan koltuktan okunduğu için bu adı alan Taht Konuşması'ndan önce hiçbir faaliyette bulunamaz.

Normalde, Kanada Genel Valisi -şu anda bu görevi Mary Simon üstleniyor- Kral'ın ülkedeki temsilcisi olarak Taht Konuşması’nı yapar ve Başbakan tarafından onun adına okunur.

Taht Konuşması, en son Ekim 1977'de Kraliçe 2. Elizabeth tarafından bizzat yapılmıştı. Ondan önce ise yine Kraliçe 2. Elizabeth 1957 yılında Taht Konuşmasını yapmıştı. Dolayısıyla Kral 3. Charles'ın ziyaretinin önemi ve anlamı büyüktü.

Başbakan Carney'nin daveti, Kanada ile komşusu ABD arasındaki ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde gelmesi nedeniyle ‘stratejik bir hamle’ olarak görülüyor.

Kanada Başbakanı, gazetecilere yaptığı açıklamada Kral Charles'ın ziyaretinin ‘Kanada’nın egemenliğini açıkça vurguladığını’ belirterek, “Bu tarihi ve tam zamanında gelen bir onurdur” ifadelerini kullandı.

Kanada Genel Valisi Mary Simon ise ziyaretin ‘Kanada ile Kral arasındaki yakın ilişkiyi vurguladığını’ söyledi. Vali Simon, “Ortak evrensel değerlerimiz olan demokrasi, eşitlik ve barış temelinde bir geleceği güvence altına almak için şimdi her zamankinden daha fazla bir araya gelmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kral Charles Kanada'ya desteğini gösterdi mi?

Devlet başkanlığı görevi gereği Kral Charles'ın siyasetle ilgilenmesi beklenmiyor. Ancak Trump'ın tehditleri çerçevesinde Kanada'ya destek için şifreli mesajlar göndermiş ve sembolik jestler yapmış gibi görünüyor.

Kral Charles şubat ayında Kanada'yı ‘sevgili, dirençli ve nazik bir ülke’ olarak tanımladı. Bu tanım, kraliyet tarafından genellikle kutlanmayan bir olay olan Kanada bayrağının göndere çekilmesinin 60’ıncı yıldönümünde yapıldı.

Fjjf
Kral Charles ve Kraliçe Camilla Kanada'nın Ottawa kentindeki Ulusal Savaş Anıtı'nda bulunan Meçhul Asker Mezarı'na çelenk bıraktı, 27 Mayıs 2025 (AFP)

Kral Charles 4 Mart'ta İngiliz Donanmasına ait HMS Prince Of Wales uçak gemisini ziyaret ettiğinde göğsün çok sayıda Kanada madalyası vardı.

Yine mart ayında, Londra’da her yıl kutlanan İngiliz Milletler Topluluğu Günü'nde Kral Charles, Kanada sandalyesine oturmayı tercih etti.

Bu yılın başlarında Buckingham Sarayı'nda düzenlenen ağaç dikme töreninde Kral Charles'ın seçtiği ağaç, simgesel olarak yaprağı Kanada bayrağı üzerinde yer alan bir akçaağaçtı.

Kendisini ‘Kanada Kralı’ olarak da adlandıran Kral Charles, Kanada bayrağını ‘gurur ve hayranlık duygusu uyandırmakta asla başarısız olmayan bir sembol’ olarak tanımladı.

Kanadalılar birleştiğinde, Kanada kalıcı olanı inşa eder

Kral Charles, 27 Mayıs Salı günü Taht Konuşmasını gerçekleştirdi. ABD Başkanı Donald Trump ve ABD ile yaşanan gerilimin yaşandığı bir dönemde yaptığı konuşmada, Kanada'nın egemenliğini doğrudan “Kanada özgür ve güçlüdür” sözleriyle ifade etti.

Bu konuşmanın en önemli kısmı Kanada milliyetçiliğiyle ilgiliydi.

Kral Charles, şunları söyledi:

“Eşim ve ben bugün sizlere katılmaktan ve Kanadalıların yenilenmiş bir ulusal gurur, birlik ve umut duygusuyla bir araya gelmelerine tanık olmaktan büyük bir gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Daha önce de söylediğim gibi, Kanada'yı her ziyaret ettiğimde, Kanada'nın daha fazlası kanıma ve ardından doğrudan kalbime sızıyor. Kanada'nın ulusal değerleri savunmak için gösterdiği cesaret ve fedakarlık ile Kanadalıların çeşitliliği ve nezaketiyle tüm dünyada tanınan eşsiz kimliğine her zaman hayranlık duymuşumdur. Bugün Kanada bir başka kritik aşamayla karşı karşıya. Demokrasi, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü, kendi kaderini tayin hakkı ve özgürlük, Kanadalıların değer verdiği ve korumaya kararlı olduğu değerlerdir.”

Kanada'nın refahı önündeki ekonomik zorluklar

Kanada'nın karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklara da değinen Kral Charles, şunları söyledi:

“Mükemmel olmasa da on yıllardır Kanadalıların refahına katkıda bulunan açık küresel ticaret sistemi değişiyor. Kanada'nın ortaklarıyla olan ilişkileri de değişiyor. Dünyanın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiç olmadığı kadar tehlikeli ve belirsiz bir yer olduğunun farkında olmalıyız.”

Kfkf
Kral Charles ve Kraliçe Camilla için Kanada Genel Valisi'nin Ottawa'daki resmi konutunda halka açık bir resepsiyon verildi, 26 Mayıs 2025 (AFP)

Kanadalıların birçoğu, çevrelerinde köklü bir şekilde değişen dünya hakkında kendilerini endişeli ve stresli hissediyor. Radikal değişimler her zaman tedirgin edici olmuştur. Ancak bu an aynı zamanda harika bir fırsatı da sunar. Yenilenmek, daha büyük düşünmek ve daha büyük hareket etmek için bir fırsat. Kanada'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana geçirdiği en büyük ekonomik dönüşümü başlatması için bir fırsat. Dünyanın en trajik çatışma bölgelerinden gelenler de dahil olmak üzere yeni Kanadalılara kucak açan kendine güvenen bir ülke olan Kanada, tüm Kanadalıların herhangi bir kıtadaki herhangi bir yabancı gücün onlardan alabileceğinden çok daha fazlasını sunabileceğini kabul ederek bu fırsatı değerlendirebilir. Değerlerine sahip çıkarak, tüm Kanadalılara hizmet edecek yeni ittifaklar ve yeni bir ekonomi inşa edebilir.

Örneğin, Başbakan ve ABD Başkanı, Kanada ve ABD arasında yeni bir ekonomik ve güvenlik ilişkisi tanımlamaya başladılar. Karşılıklı saygıya dayanan ve ortak çıkarlar üzerine inşa edilen bu ilişkinin, her iki egemen devlete de dönüştürücü faydalar sağlayacağına şüphe yok.

Bunun yanında Kanada hükümeti, Kanada’nın dünyanın ihtiyaç duyduklarına ve dünyanın saygı duyduğu değerlere sahip olduğu farkındalığıyla dünyanın dört bir yanındaki güvenilir ticaret ortakları ve müttefikleriyle ilişkilerini güçlendiriyor.

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Kanada, kendi değerlerini paylaşan benzer düşünen uluslardan oluşan bir ittifak kurmaya hazır. Uluslararası iş birliğine ve malların, hizmetlerin ve fikirlerin serbest ve açık değişimine inanıyor. Hızla gelişen bu yeni dünyada Kanada liderlik etmeye hazır ve bu durumun, Kanada'nın G7 Zirvesi'ni düzenleyeceği haziran ayında açıkça görülmesi bekleniyor.

Hükümetin nihai hedefi ve temel misyonu, G7'deki en güçlü ekonomiyi inşa ediyor. Bunun ilk adımı ise 13 eyalet ve bölge ekonomisinden bir Kanada ekonomisi yaratmak. Ticaret ve işgücü hareketliliğinin önündeki iç engeller Kanada'ya yıllık 200 milyar dolara mal oluyor. Hükümet, Ulusal Kanada Günü'ne kadar iç ticaret ve işgücü hareketliliğinin önündeki kalan tüm federal engelleri kaldırmak üzere bir yasa çıkaracak.

Başbakan Corney, eyaletler ve bölgeler arasındaki ticaret engellerini ortadan kaldırmak için şimdiden hayati adımlar attı. Bunun yanında Kanada Günü'ne kadar ülke genelinde serbest ticareti sağlamak için bu ilerlemeyi sürdürecek. Tüm bunlar, Kanada'nın tam ekonomik potansiyelini ortaya çıkarmak için kritik önem taşısa da yeterli değil.

Hükümet, güçlü bir Kanada’nın inşası için ulusal öneme sahip projeleri belirlemek ve teşvik etmek üzere eyaletler, bölgeler ve yerli Aborijinlerle yakın iş birliği içinde çalışıyor.

Güçlü bir Kanada inşa etmek için hükümet, ulusal öneme sahip projeleri - Kanada'yı birbirine bağlayacak, dünyayla bağlarını derinleştirecek ve nesiller boyunca yüksek maaşlı işler yaratacak projeleri - belirlemek ve hayata geçirmek için eyaletler, bölgeler ve Yerli halklarla yakın iş birliği içinde çalışıyor.

Değişimin hızı ve fırsatların büyüklüğü göz önüne alındığında, Kanada'nın dünya lideri çevre standartları korunurken, bir projenin onaylanma süresini beş yıldan iki yıla indirilecek olan yeni bir Büyük Federal Projeler Ofisi oluşturularak hızlı olmak büyük önem taşıyor.

Hükümet ayrıca, bir proje, bir inceleme hedefine ulaşmak için altı ay içinde ilgili her eyalet ve bölge ile iş birliği anlaşmaları imzalayacak. Kral Charles, ekonomik planı “Kanadalılar birleştiğinde, Kanada kalıcı olanı inşa eder” sözleriyle özetledi.

Jdj
Kral Charles ve Kraliçe Camilla Kanada'nın başkenti Ottowa’daki Macdonald-Cartier Uluslararası Havalimanı'ndan ayrılırken, 27 Mayıs 2025 (AFP)

Kral Charles, sözlerine şöyle devam etti:

“Kanada ekonomisinin önündeki bu engelleri kaldırmak ülkenin sadece süregelen ticaret savaşlarından sağ olarak değil, her zamankinden daha güçlü bir şekilde de çıkmasını sağlayacak yeni bir büyüme çağını başlatacak. Bu da Kanada'nın dünyanın önde gelen temiz ve konvansiyonel enerji süper gücü olmasını, iklim değişikliğiyle mücadele ederken onu küresel olarak daha rekabetçi hale getiren bir sanayi stratejisi oluşturmasını, vasıflı mesleklerde yüz binlerce iyi iş imkanı yaratmasını ve Kanada'yı bilim ve yenilik için önde gelen küresel bir merkez haline getirmesini sağlayacak.”

ABD ile olan kara sınırının kontrolü

Kara sınırlarındaki kaçakçılık olaylarına da değinen Kral Charles, “Kanada'nın gerçekten güçlü olabilmesi için güvenli olması gerekir. Bu amaçla hükümet, sınır güvenliğini güçlendirmek üzere bir yasa çıkaracak. Kolluk kuvvetleri ve istihbarat teşkilatları fentanil ve türevlerinin akışını durdurmak için yeni araçlara sahip olacak. Hükümet, zorluklar ister içeriden ister dışarıdan, nereden gelirse gelsin Kanadalıları ve onların egemenlik haklarını koruma görevini yerine getirecek. Toplumların güvenliğini sağlamak üzere ilave bin Kraliyet Kanada Atlı Polisi (RCMP) istihdam edecek. Radarlar, insansız hava araçları (İHA), helikopterler, ek personel ve köpek timleri konuşlandırarak sınırdan yasadışı silah ve uyuşturucu akışını azaltacak.”

Kral Charles, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu büyük değişim döneminde Kanadalılar, Kanada'yı eşsiz kılan unsurların arkasında birleşmişlerdir.”

Ülkenin karşı karşıya olduğu zorluklardan bahseden Kral Charles’ın konuşması birçok kişi tarafından Kanada'ya güçlü bir destek gösterisi olarak görüldü.

Başbakan Carney, daha önce açıkça ““Kanada satılık değil, asla da olmayacak” ifadelerini kullanmıştı. Kral Charles da ülkenin Devlet başkanı olarak, Kanada'nın egemenliğini destekleyen güçlü bir sembolik ziyaretle bu mesajın gücünü ve etkisini pekiştirdi.

 

 

 

 



İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
TT

İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)

İran bugün yaptığı açıklamada, ABD’den gelecek herhangi bir saldırının -sınırlı hava harekâtı dahil- ‘saldırganlık’ olarak değerlendirileceğini ve buna karşılık verileceğini duyurdu. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir ihtimali değerlendirdiğini söylemesinin ardından geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sınırlı bir saldırı ile ilgili soruya gelince; sınırlı saldırı diye bir şey yoktur. Her türlü saldırı, saldırganlık olarak kabul edilecektir” dedi.

Bekayi, “Her ülke, meşru müdafaa hakkına dayanarak saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verir; biz de bunu yapacağız” ifadesini kullandı.

Bekayi’ye yöneltilen soru, Trump’ın cuma günü yaptığı ve Umman arabuluculuğunda süren müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde Tahran’a sınırlı bir saldırı düzenlemeyi ‘değerlendirdiğini’ belirttiği açıklamasına atıfta bulunuyordu.

Taraflar, şubat ayı başında Umman arabuluculuğunda dolaylı görüşmelere yeniden başlamış; şimdiye kadar Maskat ve Cenevre’de iki tur müzakere gerçekleştirmişti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, üçüncü turun perşembe günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı.

İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında diplomatik bir uzlaşıya varılması için ‘iyi bir fırsat’ bulunduğunu söyledi.

Arakçi, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, “Hâlâ herkes için fayda sağlayacak diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda iyi bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum” dedi. Müzakerecilerin bu ay gerçekleştirilen iki tur görüşmenin ardından ‘anlaşmanın unsurları ve taslak metni üzerinde çalıştıklarını’ belirten Arakçi, buna karşın ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Washington ile temel anlaşmazlık noktalarından biri olan bu konuda Arakçi, “Egemen bir ülke olarak bu alanda kendi kararımızı verme hakkına sahibiz” diye konuştu.

Tahran ile Washington arasındaki görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündeme getirdiği bir ortamda yeniden başlamıştı. Trump önce İran’daki protestolara yönelik kanlı müdahaleleri gerekçe göstermiş, daha sonra ise özellikle nükleer program konusunda anlaşmaya varılamaması halinde askeri adım atılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Diplomatik sürece paralel olarak ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını da artırdı. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi gönderirken, savaş uçakları, askeri nakliye uçakları ve havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçaklardan oluşan filoları da konuşlandırdı.

ffvbf
Arap Denizi’ndeki ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (AFP)

ABD’nin müzakere heyetine başkanlık eden Özel Temsilci Steve Witkoff cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, Başkan Donald Trump’ın İran’ın ABD’nin askeri yığınağı karşısında neden ‘teslim olmadığını’ sorguladığını söyledi.

Bu açıklamaya yanıt veren Bekayi ise teslimiyetin İranlıların karakterinde olmadığını belirterek, ülkelerinin tarihi boyunca böyle bir tutum sergilemediğini ifade etti.


Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.