İsrail, İran'a saldırmaya hem hazır hem de tereddütlü

Tel Aviv'deki araştırmalar, Tahran'ın yüzlerce füzeyle vereceği karşılığın Netanyahu hükümetine pahalıya mal olacağını öngörüyor

İsrailliler, 2024'te İsrail topraklarını hedef alan bir İran füzesinden saklanıyor (Reuters)
İsrailliler, 2024'te İsrail topraklarını hedef alan bir İran füzesinden saklanıyor (Reuters)
TT

İsrail, İran'a saldırmaya hem hazır hem de tereddütlü

İsrailliler, 2024'te İsrail topraklarını hedef alan bir İran füzesinden saklanıyor (Reuters)
İsrailliler, 2024'te İsrail topraklarını hedef alan bir İran füzesinden saklanıyor (Reuters)

Emel Şehade

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, önceden uyarmadan İran’a yakında bir saldırı düzenleme olasılığına karşı iç cephenin, savunma sistemlerinin ve hava kuvvetlerinin hazır olup olmadığını görüşmek üzere bir dizi bakan, güvenlik görevlisi ve askeri personelle bir dizi kapalı ve gizli güvenlik toplantısı ve istişareleri gerçekleştirdiğinin ifşa edilmesi, güvenlikçileri, siyasetçileri ve analistleri telaşlandırdı. Zira ABD Başkanı Donald Trump'ın böyle bir eylemden kaçınma taleplerine rağmen bu fikrin İsrail’in baş gündem maddesi olduğunu gösterdi.

İsrail araştırmalarının ortaya koyduğuna göre, saldırının bu sefer İran karşılığını veya “kâbusunu” gerçeğe dönüştürmesi bekleniyor. Bu sefer İsrail, her biri en az 700 kilogram patlayıcı taşıyan, geniş bir alanı yerle bir edebilecek ve ayrıca sakinlerinin hayatını tehlikeye atabilecek binlerce füzenin saldırısına uğrayacaktır.

Bu araştırmalar sıkı bir gizlilik altında yürütüldü, ancak bunlara dahil olan kaynaklar araştırmaların son derece tehlikeli senaryolara dair öngörüleri yansıttığını söyledi. Toplantılara katılanların, görüşmelerin kaydedilmesi ve ayrıntıların sızdırılması korkusuyla cep telefonlarını sokmaları yasaklandı. Çeşitli bakanlıkların ve güvenlik kurumlarının da katıldığı toplantılarda, düzenlenmesi halinde İran'ın saldırıya vereceği karşılık ile ilgili çeşitli senaryolara hazırlanma yollarının tartışıldığı ortaya çıktı.

Bu sızıntı, Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ve Mossad Direktörü David Barnea'nın Washington'da bulunduğu bir zamana denk geldi. İki isim, Trump yönetimine, İran ile netleşmeye başlayan anlaşmanın İsrail'in taleplerini karşılamadığı ve Tahran'ın nükleer üretime geri dönmemesini sağlamadığı mesajını iletmek için Washington’da bulunuyorlardı. Bilgi sahibi kaynaklara göre, İranlılar ile İsrail'in beklentilerine aykırı bir nükleer anlaşmaya varılırsa, İsrail'in bunu kabul etmek zorunda olmadığını ve bunun bir saldırı düzenlemesini engellemeyeceğini açıkladılar.

scdfghyj
İsrail'in savunma sistemi 2024'te bir İran füzesini engellemeye çalışıyor (Reuters)

Medyada Netanyahu hükümetine karşı geniş çaplı bir kampanya yürüten İsrailli siyasi işler analisti Ben Caspit, bu araştırmalar ile ilgili olarak, İsrail'in İran'a saldırması durumunda, bunun bilinmeyen bir süre devam edecek bir savaşın patlak vermesine, ardından ilk günlerde ekonomik tesislerin tamamen durmasına, sonra da olağanüstü hal altında faaliyete geri dönmelerine yol açacağı yorumunda bulundu.

Tahminlere göre böyle bir durumda sayısı 10 bini aşan tüm genel barınaklar derhal açılmalı, sakinlerin tahliye edileceği yerlerin hazırlanması, hastanelerin genişletilmesi ve İç Cephe Komutanlığı’nın özel olarak hazırlanması dahil olmak üzere çeşitli ihtiyaçlar için altyapı hazırlanmalı.

Çılgın bir adım

İsrail’in araştırmaları, sızıntının arkasında tam olarak kimin olduğu, sızıntının gerçekten hazır ve hazırlıklı olmak için mi yoksa bir yandan Tahran'a, diğer yandan Washington'a İsrail’in koşullarını yerine getiren ve İran'ın nükleer bir devlet olmasını engelleyen bir anlaşmaya varmaları için bir baskı aracı mı olduğu konusunda, politikacıların ve güvenlik görevlilerinin kafasını karıştırdı.

 Washington'a varmadan önce Dermer ve Barnea, Roma'da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştüler. Ulusal güvenlik analisti Ronen Bergman, çeşitli kaynaklardan, üçlünün İsrail'in anlaşmayı reddetmesi ve İran'a saldırı hazırlıkları da dahil olmak üzere konuyu her yönden görüştüğünü aktardı.

Bergman'a göre, ister doğrudan saldırılar, ister gizli saldırılar ve hatta örtülü tehditler yoluyla olsun, İsrail'in İran'a yönelik herhangi bir doğrudan saldırısı, Washington ile Tahran arasında netleştirilen anlaşmayı bozacaktır.

Bergman, herhangi bir denetim ve denge mekanizmasından yoksun olan Netanyahu hükümetinin atacağı çılgın bir adım konusunda uyardı. Zira bilhassa mevcut İsrail kabinesi, ilk kez, İsrail'in savaş alanı haritasının sağlam bir analizini sunacak veya İran'a olası bir saldırı ile ilişkili riskleri doğru bir şekilde nasıl haritalandıracağını gösterecek askeri veya güvenlik geçmişine sahip birisini içermiyor.

Netanyahu ne istiyor?

Ulusal güvenlik analisti Ronen Bergman'a göre, “Trump yönetimi İran ile müzakere etmeye çalışırken, Netanyahu Tahran'ın temel uranyum zenginleştirme tesislerine saldırarak görüşmeleri rayından çıkarmakla tehdit ediyor.”

Netanyahu, İran'ın şu anda kırılgan bir durumda olduğu ve bunun da kendisine yönelik saldırıyı kolaylaştıracağı düşüncesini öne çıkarmaya çalışıyor. Ancak Trump, görüşmeler başarısız olursa askeri bir operasyon ile tehdit ederek, Tahran'ın şu anki zayıflığının uranyum zenginleştirme programını sona erdirecek müzakereler için önemli bir an olduğuna inanıyor.

Bergman, Trump'ın, Netanyahu'nun İran'a yönelik herhangi bir saldırıyı haklı çıkarmasını zorlaştıracak sürekli bir müzakere ortamı yaratmaya çalıştığını düşünüyor ve ekliyor: “ABD'nin bakış açısından, asıl mesele, Trump'ın Netanyahu'ya görüşmelerinde saldırıya karşı olduğunu söylemesine rağmen İsrail'in İran'a saldırı hazırlıklarını sürdürmesidir.”

“Trump yönetimi içinde İsrail'e karşı büyüyen bir öfke var, çünkü İran'a saldırı hazırlığında olmak bile bölgedeki gerginliği artırıyor ve müzakerelere zarar veriyor” diye sözlerini sürdürdü.

Tarihi bir fırsat

Eski İsrail askeri istihbarat şefi Tamir Hayman da, Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin bir atılım gerçekleştirmek olmasına rağmen İran'a karşı bir savaşa dair belirtilerin arttığını söyledi.

İsrail için mevcut aşamadaki anlaşma, anlaşmazlıkları çözmek yerine ertelediği için çok sorunlu bir senaryo. Hayman, Ortadoğu'da geçici olanın kalıcı hale geldiğini belirterek, “İran açısından bu harika bir şey çünkü Avrupa ülkelerini, Tahran'ın önceki anlaşmayı ihlal etmesi nedeniyle kendilerine verilen yetkiyi 18 Ekim'e kadar kullanmamaya ikna ederse, tehlike bölgesinin dışında kalacaktır ve böylece hem bir askeri saldırının önüne geçmiş hem de etkili bir anlaşmayı engellemiş olacaktır” dedi.

Hayman, İsrail'in askeri bir saldırının yanı sıra sahip olduğu seçenekleri şu şekilde özetledi:

- Kontrol altına alma:

İran rejimini devirmek için ekonomik bir çaba sarf etmek yani ne bir askeri saldırı düzenlemek ne de bir anlaşma yapmak ki bu Trump'ın da geçmişte desteklediği bir yaklaşım. Bu görüşe göre, Tahran'a yönelik ekonomik baskı yasaldır çünkü Tahran'ın nihayetinde rejimin çöküşüne yol açacak aktif bir nükleer programı var.

- Sınırlı bir İsrail saldırısı:

Saldırıdan amaç, nükleer projenin en önemli aşamasını ciddi şekilde hasara uğratarak, yani parçalanabilir malzeme üretimini dondurarak İran'ın nükleer bomba üretme kapasitesini birkaç yıl geciktirmektir. Bu aşama son derece karmaşıktır ve dış saldırılara karşı hassastır, ancak bir reaktörden farklı olarak, yüzlerce ve binlerce mikro santrifüjün bulunduğu devasa alanlarda yeraltında gerçekleştirilebilir.

İran'ın iki ana zenginleştirme tesisi bulunuyor: Kum yakınlarındaki Fordow ve Natanz. Ek olarak, başka küçük deneme sahaları da bulunuyor. Bu iki tesisin yok edilmesi, parçalanabilir malzeme üretimini engelleyecektir. Teknik ve operasyonel komplikasyonlara rağmen, sınırlı bir İsrail saldırısı onları yok edebilir veya uzun bir süreliğine etkisiz hale getirebilir.

fghj
Bir kadın İsrail askeri, 2024'te aralarındaki tansiyon yüksek iken İran tarafından fırlatılan bir balistik füzeyi inceliyor (Reuters)

Buradaki sorun, bu iki tesisin bomba üretim zincirindeki rollerini neredeyse tamamlamış olmaları, zira altıdan fazla nükleer bomba için yeterli miktarda yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum zaten üretilmiş durumda.

- Büyük ölçekli bir İsrail saldırısı:

Büyük ölçekli bir saldırının amacı, İran ordusunun güç ve kapasitesini yok etmenin yanı sıra İsrail'e yönelik bilinen tüm nükleer tehditleri yok etmek ve böylece ilk saldırıyı takip edebilecek savaşa daha hazırlıklı olmaktır. Yani, zenginleştirme alanlarını hedef alacak saldırının yanı sıra, uranyum madenleri, uranyumu gaza dönüştürme tesisleri, zenginleştirme tesisleri, araştırma ve deney laboratuvarları ve hatta projeyle ilişkili diğer askeri endüstriyel tesisler de dahil olmak üzere nükleer silah üretimiyle ilişkili tüm tesisleri kapsayacak biçimde düzinelerce ek hedefe saldırı düzenlemektir.

Şarku’l Avsat Indpendent Arabia’dan aktardığı analize göre Hayman'ın sunduğu seçenekler göz önüne alındığında, uranyum zenginleştirme İran'ın merkezi nükleer projesidir ve bağımsız bir İsrail saldırısı iyi bir seçenek, ancak Tahran'ı yeni bir nükleer strateji benimsemeye ve nükleer silah geliştirmeye doğru ilerlemeye itebileceği için tercih edilmiyor.

İran'ın mevcut stratejisinin amacı, güçlü bir konumda iken caydırıcılık elde etmek olabilir ve ülkenin nükleer eşiğe ulaşması caydırıcılık sağlayacaktır, fakat, bu İsrail'i caydırmak için yeterli olmazsa ve yine de saldırırsa, Hayman'a göre bu, İran’ın anlayışını revize etmesine yol açacaktır ve bu da Tel Aviv'in çıkarına olmayacaktır.

Seçici olmayan bir karşılığın riskleri

İsrail kaynakları, Trump'ın şu anda kendine özel bir anlaşma sağlama konusunda İran'ın zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmasına izin verecek kadar hevesli olmasından korkuyor. Öte yandan, güvenlik ve askeri uzmanlar, İsrail İran'a Amerikan izni, koordinasyonu veya yardımı olmadan saldırsa bile, Washington'un onu takip edecek İran saldırısına karşı İsrail'i koruyacağına inanıyor.

Ancak, çeşitli kaynaklar İsrail'in tek başına İran'a saldırı düzenleyemeyeceği konusunda uyarıyor. Sadece bu değil, eğer Tahran karşılık vermeye karar verirse, Netanyahu hükümeti onu püskürtmek için sadece ABD'ye değil, bölgede geniş bir koalisyona ihtiyaç duyacaktır.

Saldırıya gelince, İsraillilere göre İran buna karşılık verebilecek kapasitededir. Veriler, 2024'teki karşılıklı saldırı turunun ardından İranlıların yaklaşık 2 bin balistik füzeye ve kat kat daha fazla sayıda insansız hava aracı ve seyir füzesine sahip olduğunu gösteriyor. Bu, İsrail'in “gerçeğe dönüşen bir kâbus” olarak tanımladığı karşılık verme senaryosunda hedeflerde seçici olunmayacağı anlamına geliyor, yani yalnızca askeri ve stratejik bölgeler değil, aynı zamanda meskun mahaller de hedef alınacak. Elbette, İsrail'in böyle bir karşılığı engellemek için yeterli sayıda Arrow füzesine ve benzer füzelere sahip olup olmadığı veya Amerikan THAAD sisteminin yeterli olup olmayacağı belirsiz.

Bu raporlar ve veriler ışığında, İsrail içinde İran'a karşı bir saldırı düzenleme konusunda anlaşmazlık sürüyor, nedeni de saldırının yalnızca sakinlerin hayatı ve altyapı için oluşturabileceği tehlike değil, aynı zamanda yol açacağı ekonomik yıkım.

İsrailli istatistik merkezlerinden alınan resmi veriler, Gazze savaşının tek başına İsrail'e günlük 1,2 milyon dolara mal olduğunu gösteriyor. Yemen'den atılan her balistik füzeye tek bir Arrow füzesiyle karşılık vermenin maliyeti ise 3,5 milyon dolara ulaşıyor.

Bu veriler göz önüne alındığında, ekonomistler ve güvenlik uzmanları, İsrail'in İran'a saldırması durumunda gerçek bir çöküş riski olduğu konusunda uyarıyorlar, zira bu durumda patlak verecek çatışmadan önümüzdeki yıllar içinde çıkmak zor olacaktır.

İsrail Genelkurmay Başkanı'nın eski danışmanı (emekli) General Ram Aminach'a göre, geçen yıl tek bir gecede gerçekleştirilen İran füze saldırısına karşı savunmanın maliyeti yaklaşık 2 milyar dolara ulaştı.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.