Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Çatışma hatları gün geçtikçe genişliyor

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
TT

Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)

Samir İlyas

Rusya'nın Finlandiya sınırları yakınlarında üsler inşa ettiği ve askeri varlığını genişlettiğine dair haberlerin ortaya çıkmasından günler sonra Finlandiya, geçtiğimiz cuma günü Rusya'ya ait iki askeri uçağın başkent Helsinki'ye yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Porvoo kenti güney kıyısı açıklarında ülkenin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus Büyükelçi'yi Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

İngiltere merkezli The Telegraph gazetesi, NATO'nun kuzeydoğu kanadında yeni asker çadırları, genişletilmiş askeri üsler ve yenilenmiş hava alanlarının yeni uydu görüntülerini içeren bir haber yayınladı. Haber, Rusya ile NATO arasında artan gerginliğin bir başka göstergesi olarak görüldü. Rusya ordusunun asker sayısındaki ve silah üretimindeki artış, Rusya'nın Norveç, Finlandiya ve Baltık ülkeleriyle olan sınırları boyunca lojistik altyapısının geliştirilmesi, Finlandiya, İsveç ve Danimarka'nın ABD kuvvetlerinin topraklarında personel ve teçhizat konuşlandırmasına izin veren savunma anlaşmaları imzalaması, İskandinav ülkeleri arasında askeri yapıların ortaklaşa geliştirilmesi ve Rusya ile herhangi bir savaş durumunda askeri operasyonlar için ortak yönetim odalarının kurulması olası bir çatışmanın sinyalini veriyor.

Haber, Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrasında Baltık ve Arktik (Kuzey Kutup Dairesi'nin üstünde kalan bölge) bölgelerindeki komşularıyla ilişkilerinde yaşanan gerilimin bir yönüne ve belki de Ukrayna'daki savaş sona erdikten sonra gelecekteki savaşların yönüne dikkati çekti.

Rusya, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerinin açıklamaları ve eylemleri, Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu'nun ABD ve NATO’daki müttefikleri tarafından giderek askerileştirilmesi, Rusya ve Çin’in Kuzey Kutbu Geçidi’ni işletmeye ve buzulların erimesiyle çözülen donmuş toprağın (permafrost) sömürülmesine izin verdiği muazzam doğal kaynaklar için rekabet etmeye yönelik artan ilgisiyle iki hayati bölge üzerinde askeri ve ekonomik hakimiyet için daha büyük savaşlar ve üçüncü bir dünya savaşına doğru kayma olasılığı korkularını körükledi.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu. NATO’yu 1997 sınırlarına geri döndürmek ve genişlemesini engellemek yerine Rusya'nın talebiyle iki taraf arasındaki angajman hatları bin 300 kilometrenin üzerine çıktı. Böylece gerilim Kuzey Kutbu'na kadar uzandı. Rusya şimdi Baltık Denizi'nde kapana kısılmış durumda.

Finlandiya ve İsveç'in 2022 yılında NATO'ya katılma niyetlerini açıklamalarından bu yana, Rus yetkililer defalarca kez Moskova'nın çıkarlarının tehdit edilmesi halinde nükleer saldırılar da dahil olmak üzere güç kullanma tehdidinde bulundular. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Başkanı Dmitri Medvedev 29 Nisan'da Rusya’nın haber ajanslarından TASS'a yaptığı açıklamada NATO’nun yeni üyelerinin Rusya’nın saldırıları için potansiyel hedef haline geldiğini söyledi.

Karmaşık küresel çatışmalar

İskandinav ülkelerinin karşı karşıya olduğu potansiyel tehditler genellikle Ukrayna savaşının komşu ülkeler ve Baltık Denizi bölgesi üzerindeki doğrudan etkileri açısından tartışılıyor. Bu durum, Moskova'nın çok kutuplu bir dünyada Rusya'nın uluslararası sahnede büyük bir devlet olarak rolünü yeniden tesis etmek amacıyla yürüttüğü jeopolitik gündemlerinin hizmetinde kullandığı Rus militarizminden kaynaklanıyor.

Ancak daha derin bir bakış, Arktik bölgesinin, bu bölgenin artan jeostratejik ve jeoekonomik önemi karşısında ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında bir sonraki çatışma alanı olduğunu ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın dünyanın en büyük adası Grönland'ın kontrolünü ele geçirme konusunda ısrarcı açıklamaları, ABD'nin hesaplarının zenginliği, deniz yolları ve eşsiz konumuyla Kuzey Kutbu'nu kontrol etmenin öneminin müttefiklerinin değerlendirilmesinden çok daha büyük olduğu gerçeğine dayandığına işaret ediyor.

İklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak artan sıcaklıklar, buzların erimesi sonucunda yeni bir deniz yolunu yıl boyunca kullanılabilir hale getirdiği için Arktik bölgesi büyük ülkelerin ilgi odağı haline geldi. Bu yeni rota Asya ve Avrupa arasındaki en hızlı ve en kısa rota olma özelliğini taşırken Arktik bölgesi aynı zamanda küresel stratejik kontrol için önemli olan uzay yolculuğu ve uydu sinyali alımı için de oldukça ideal.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılması Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu.

Araştırmalara göre Arktik bölgesinin, dünya petrol rezervlerinin yüzde 13’ü ve gaz rezervlerinin yüzde 30'u kadar doğal kaynak zenginliğine sahip olması, onu ekonomik ve ticari açıdan önemli kılıyor. Bunun yanında uzay ve havacılık endüstrileri, elektrikli bataryalar ve diğerleri için gerekli olan nadir mineralleri barındırması ve yenilenebilir enerji üretimi için geniş alanları olması cazibesini artırıyor. Bölgenin doğal ve önemli kaynaklarından faydalanmak için çok daha büyük ve daha az maliyetli fırsatlar söz konusu. Bu durum, kuzey kısımları kutup bölgesinde yer alan İsveç, Finlandiya ve Norveç'in ekonomik refahı için özellikle büyük önem taşıyor.

Bu üç ülke aynı zamanda Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu’ndaki geçiş rotalarının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Başkan Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın jeopolitik projeleri arasında iki acı olasılıkla çatışmanın merkezi haline gelmesinden endişe duyuyor. Bunlardan birincisi, iki süper güç arasında nüfuz paylaşımı ya da toprakları üzerinde yıkıcı bir savaş. Böyle bir savaş, sadece kuzey bölgeleriyle sınırlı kalmayabilir ve stratejik öneme sahip Arktik ile Avrupa kıtası arasında bir bağlantı haline gelen üç ülkenin tüm topraklarını etkileyebilir.

Rusya, NATO ülkelerinin Arktik bölgesinde askeri varlıklarını genişletmeye karar vermeleri halinde ablukaya alınacağı korkusuyla İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıktı. Çünkü Moskova’ya göre böyle bir durumda Rusya’nın kuzey kıyı şeridi açıkta kalacak ve kutup nakliye yollarını kontrol etme kabiliyeti azalacak.

Rusya’nın Arktik bölgesi, Rusya topraklarının yarısından fazlasını kapsıyor ve ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 20'sini karşılıyor. Kremlin bölgeyi bölgesel veya uluslararası bir mesele olmaktan ziyade Rusya’nın ulusal kimliğinin bir parçası ve ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyor. Rus stratejik belgeleri NATO’yu caydırmanın Rusya’nın Arktik politikasının değişmez bir ilkesi olduğunu vurguluyor. Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasının ardından uzun yıllar ihmal edilen Rusya, son yirmi yılda stratejik Arktik askeri altyapısını yeniden inşa ve modernize etmenin yanında ordusunun yeteneklerini arttırmak için çalıştı.

frgtyhu7
Finlandiya'nın Paimio kentinde düzenlenen İskandinav (Nordik) Bakanlar Konseyi Yaz Toplantısı vesilesiyle düzenlenen ortak basın toplantısı, 26 Mayıs 2025 (AP)

(Rusya Donanması’nın ülkenin kuzeybatısının savunulmasından sorumlu filosu olan) Kuzey Filosu, Rusya'nın güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Gemileri düzenli olarak ve özellikle Kuzey Buz Denizi'nde devriye geziyor ve Batılı denizaltılara karşı tatbikatlar yapıyor.

Kuzey Filosu, 192 adede kadar nükleer başlık taşıyabilen balistik füze taşıyan 12 stratejik nükleer denizaltı, seyir füzeleriyle donatılmış 24 nükleer denizaltı ve 10 özel amaçlı nükleer denizaltıdan oluşuyor. Ayrıca 12 nükleer denizaltı da yapım aşamasında ya da faaliyete geçmek üzere. Filo, Rusya'nın bölgedeki ekonomik faaliyetlerini korumaya çalışıyor.

Bunun yanında Rusya, Burevestnik seyir füzesi ve Poseidon torpidosu gibi yeni nükleer silahlarının da burada test ediyor. Rusya'nın nükleer caydırıcılık kabiliyetini temsil eden nükleer savaş başlığı stokunun yaklaşık üçte ikisinin burada bulunması bölgeyi daha da önemli kılıyor.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Kuzey Deniz Rotası'nın önemli bir merkezini oluşturan sekiz buzkırandan oluşan bir filoyu işletiyor. Rosatom, 2014 yılında sadece 4 milyon ton olan yük miktarını 2023 yılında 36 milyon tona çıkaracak. Bu rakamın 2035 yılına kadar 270 milyon tona ulaşması bekleniyor ve nükleer buzkıran filosunu genişletme planları var. Kuzey Kutbu'nun artan ekonomik ve askeri önemini göz önünde bulunduran Rusya, bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktör sayısını yaklaşık yüzde 30 artırarak 62'den 81'e çıkarırken bu sayıyı 2035 yılına kadar 118'e yükseltmeyi planlıyor.

Rusya, Kuzey Kutbu’nun artan ekonomik ve askeri önemi nedeniyle bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktörlerin sayısını yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı.

NATO'nun batıdaki deniz yetenekleri, özellikle Finlandiya ve İsveç'in NATO’ya katılması ve Norveç'in daha önce NATO'nun Norveç'in kuzey kıyılarını kullanmasına getirdiği bazı kısıtlamaları kaldırmasıyla, Rusya için daha acil bir güvenlik sorunu haline geldi. Rusya, bölgede geniş çaplı bir konvansiyonel deniz savaşında NATO'yu yenmenin zor olacağını öngörse de Rusya Donanması’nın en büyük, en gelişmiş ve stratejik açıdan en önemli filosu olan ve görevleri sadece Arktik bölgesiyle sınırlı kalmayıp küresel çapta olan Kuzey Filosu'nun potansiyelini kullanarak donanmasının Kuzey Atlantik'e güvenli erişimini korurken NATO güçlerinin Arktik bölgesine erişimini engelleyebilir. Rusya’nın askeri stratejisine göre filo, nükleer bir saldırıyı caydırmak için dünyanın herhangi bir uzak köşesinde faaliyet gösterebilecek konumda olmalı.

En yeni tip (Borei sınıfı) balistik füze denizaltıları ve (Yasen sınıfı) nükleer saldırı denizaltıları Arktik üslerinden faaliyet gösteriyor. Rusya'nın şu anda sahip olduğu tek uçak gemisi (Admiral Kuznetsov) de dahil olmak üzere çok sayıda su üstü savaş gemisi de Arktik üslerinde görev yapıyor.

Kuzey Filosu'nun önemini belirtmek için, denizaltılara ve ulusal stratejik caydırıcı güç içindeki kritik gemilere ev sahipliği yapmak üzere Arktik bölgesinin seçilmesinin bir bakıma zorunlu olduğunu ifade etmeliyiz. Karadeniz ve Baltık Denizi yarı kapalı ve kolaylıkla bloke edilebilen denizlerdir. Bu durum Ukrayna'daki savaştan sonraki gelişmelerle de kendini kanıtlandı. Rusya'nın Pasifik Okyanusu'na serbest erişimi ABD'nin Japonya, Güney Kore ve Alaska'daki askeri altyapısı tarafından kısıtlanıyor.

Rusya yıllardır Arktik bölgesindeki askeri varlığını, 1990'lı yıllarda hizmet dışı bırakılan bazı eski Sovyetler Birliği tesislerinin yeniden açılması ve yenilerinin inşa edilmesinin yanı sıra ülkenin kuzeybatısındaki Leningrad Askeri Bölgesi'nin yeniden canlandırılması da dahil olmak üzere güçlendirmek ve modernize etmek için büyük yatırımlar yapıyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen, Rusya'nın Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi'nde bir saldırı başlatma niyetinden söz edilemez. Rusya'nın bölgedeki konvansiyonel yetenekleri NATO'nun Kuzey Atlantik'teki iletişim hatlarını bozmak için yeterli değil. Uzak Kuzey bölgesinde kendi kendini yok edecek bir silahlanma yarışından kaçınmak hem Rusya hem de Batılı hasımları için önemli bir zorluk olmaya devam ediyor.

Grönland’taki füze savunma üssü

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump yönetimi Grönland'daki füze savunma ve uzay gözetleme üssünün yetersiz olduğunu düşünüyor. Ancak adanın tamamının kontrolünün ekonomik çıkarlar sağlamasının ve Kuzey Kutup Geçidi'nin kuzeybatı girişlerinin kontrol edebilmesinin yanı sıra bölgeden gelebilecek deniz ve hava tehditlerinin yanında uzaydan gelebilecek tehditlere karşı da daha iyi savunma imkanı sağlayacağına inanıyor.

dfrgty
Finlandiya-Rusya sınırındaki yeni çitin yanında duran Finlandiyalı bir sınır muhafızı, 21 Mayıs 2025 (Reuters)

Rusya, Kuzey Kutbu'nda ABD'den çok daha büyük bir askeri varlığa sahip. Ukrayna savaşıyla meşgul olmasına rağmen bölgedeki savunma kabiliyetlerine büyük yatırımlar yapmayı sürdürdü. Bu durum ABD ordusunda endişelere yol açtı. ABD Kuzey Komutanlığı'nın komutanlığını yapmış olan emekli ABD'li General Terrence J. O'Shaughnessy, 2020 şubatında ABD Senatosu'nda yapılan bir oturumda, ABD’nin Kuzey Kutbu'ndaki askeri altyapısının zayıf olduğunu ve bunu anavatanın savunulmasındaki en zayıf halkası olarak tanımladı. General O'Shaughnessy, Rusya'nın ABD'ye saldırmak istemesi halinde bunu muhtemelen Kuzey Kutbu üzerinden yapacağını da sözlerine ekledi.

General O'Shaughnessy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer güçlü bir uzay ülkesi olmak ve saldırı ve savunma amaçlı uzay silah sistemleri ve diğer istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) türleri açısından uzay gücünü yansıtabilmek istiyorsanız Kuzey Kutup Dairesi'nde - Antarktika Dairesi'nden bahsetmiyorum bile - tüm uydularınızla sorunsuz bir şekilde iletişim kurmak ve onları kontrol etmek için bir altyapıya sahip olmalısınız.”

Rusya, Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklansa da bunu stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor.

Resmi açıklamalar, Rusya’nın Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklandığını ortaya koysa da bunu muhtemel olumsuz ekonomik yansımalarla karşılaştırılamayacak stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor. Bu da askeri hazırlıkların arttırılmasını ve denizden, karadan ya da havadan gelebilecek tehditleri önlemek için Murmansk şehri ve Kola Yarımadası üzerinde tam kontrol sağlama planlarını haklı çıkarıyor. Bu bölge aslında Norveç'e ait ve Finlandiya ve İsveç'in de bir bölümünü kapsıyor. Rusya'yı İsveç, Finlandiya ve Norveç'in en kuzey bölgelerine bir saldırı başlatmaya itebilecek faktörler arasında ordusunun ‘Kola Yarımadası ve çevresinde kale savunması’ adı verilen bir konsepti benimsemesi de yer alıyor. Bu konseptin uygulanması, Rusya'nın NATO üyesi ülkelerle çatışmada stratejik öneme sahip olan Kuzey Filosu’nu korumak için güvenli bir bölge oluşturmasını öngörüyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.