Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Çatışma hatları gün geçtikçe genişliyor

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
TT

Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)

Samir İlyas

Rusya'nın Finlandiya sınırları yakınlarında üsler inşa ettiği ve askeri varlığını genişlettiğine dair haberlerin ortaya çıkmasından günler sonra Finlandiya, geçtiğimiz cuma günü Rusya'ya ait iki askeri uçağın başkent Helsinki'ye yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Porvoo kenti güney kıyısı açıklarında ülkenin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus Büyükelçi'yi Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

İngiltere merkezli The Telegraph gazetesi, NATO'nun kuzeydoğu kanadında yeni asker çadırları, genişletilmiş askeri üsler ve yenilenmiş hava alanlarının yeni uydu görüntülerini içeren bir haber yayınladı. Haber, Rusya ile NATO arasında artan gerginliğin bir başka göstergesi olarak görüldü. Rusya ordusunun asker sayısındaki ve silah üretimindeki artış, Rusya'nın Norveç, Finlandiya ve Baltık ülkeleriyle olan sınırları boyunca lojistik altyapısının geliştirilmesi, Finlandiya, İsveç ve Danimarka'nın ABD kuvvetlerinin topraklarında personel ve teçhizat konuşlandırmasına izin veren savunma anlaşmaları imzalaması, İskandinav ülkeleri arasında askeri yapıların ortaklaşa geliştirilmesi ve Rusya ile herhangi bir savaş durumunda askeri operasyonlar için ortak yönetim odalarının kurulması olası bir çatışmanın sinyalini veriyor.

Haber, Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrasında Baltık ve Arktik (Kuzey Kutup Dairesi'nin üstünde kalan bölge) bölgelerindeki komşularıyla ilişkilerinde yaşanan gerilimin bir yönüne ve belki de Ukrayna'daki savaş sona erdikten sonra gelecekteki savaşların yönüne dikkati çekti.

Rusya, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerinin açıklamaları ve eylemleri, Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu'nun ABD ve NATO’daki müttefikleri tarafından giderek askerileştirilmesi, Rusya ve Çin’in Kuzey Kutbu Geçidi’ni işletmeye ve buzulların erimesiyle çözülen donmuş toprağın (permafrost) sömürülmesine izin verdiği muazzam doğal kaynaklar için rekabet etmeye yönelik artan ilgisiyle iki hayati bölge üzerinde askeri ve ekonomik hakimiyet için daha büyük savaşlar ve üçüncü bir dünya savaşına doğru kayma olasılığı korkularını körükledi.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu. NATO’yu 1997 sınırlarına geri döndürmek ve genişlemesini engellemek yerine Rusya'nın talebiyle iki taraf arasındaki angajman hatları bin 300 kilometrenin üzerine çıktı. Böylece gerilim Kuzey Kutbu'na kadar uzandı. Rusya şimdi Baltık Denizi'nde kapana kısılmış durumda.

Finlandiya ve İsveç'in 2022 yılında NATO'ya katılma niyetlerini açıklamalarından bu yana, Rus yetkililer defalarca kez Moskova'nın çıkarlarının tehdit edilmesi halinde nükleer saldırılar da dahil olmak üzere güç kullanma tehdidinde bulundular. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Başkanı Dmitri Medvedev 29 Nisan'da Rusya’nın haber ajanslarından TASS'a yaptığı açıklamada NATO’nun yeni üyelerinin Rusya’nın saldırıları için potansiyel hedef haline geldiğini söyledi.

Karmaşık küresel çatışmalar

İskandinav ülkelerinin karşı karşıya olduğu potansiyel tehditler genellikle Ukrayna savaşının komşu ülkeler ve Baltık Denizi bölgesi üzerindeki doğrudan etkileri açısından tartışılıyor. Bu durum, Moskova'nın çok kutuplu bir dünyada Rusya'nın uluslararası sahnede büyük bir devlet olarak rolünü yeniden tesis etmek amacıyla yürüttüğü jeopolitik gündemlerinin hizmetinde kullandığı Rus militarizminden kaynaklanıyor.

Ancak daha derin bir bakış, Arktik bölgesinin, bu bölgenin artan jeostratejik ve jeoekonomik önemi karşısında ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında bir sonraki çatışma alanı olduğunu ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın dünyanın en büyük adası Grönland'ın kontrolünü ele geçirme konusunda ısrarcı açıklamaları, ABD'nin hesaplarının zenginliği, deniz yolları ve eşsiz konumuyla Kuzey Kutbu'nu kontrol etmenin öneminin müttefiklerinin değerlendirilmesinden çok daha büyük olduğu gerçeğine dayandığına işaret ediyor.

İklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak artan sıcaklıklar, buzların erimesi sonucunda yeni bir deniz yolunu yıl boyunca kullanılabilir hale getirdiği için Arktik bölgesi büyük ülkelerin ilgi odağı haline geldi. Bu yeni rota Asya ve Avrupa arasındaki en hızlı ve en kısa rota olma özelliğini taşırken Arktik bölgesi aynı zamanda küresel stratejik kontrol için önemli olan uzay yolculuğu ve uydu sinyali alımı için de oldukça ideal.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılması Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu.

Araştırmalara göre Arktik bölgesinin, dünya petrol rezervlerinin yüzde 13’ü ve gaz rezervlerinin yüzde 30'u kadar doğal kaynak zenginliğine sahip olması, onu ekonomik ve ticari açıdan önemli kılıyor. Bunun yanında uzay ve havacılık endüstrileri, elektrikli bataryalar ve diğerleri için gerekli olan nadir mineralleri barındırması ve yenilenebilir enerji üretimi için geniş alanları olması cazibesini artırıyor. Bölgenin doğal ve önemli kaynaklarından faydalanmak için çok daha büyük ve daha az maliyetli fırsatlar söz konusu. Bu durum, kuzey kısımları kutup bölgesinde yer alan İsveç, Finlandiya ve Norveç'in ekonomik refahı için özellikle büyük önem taşıyor.

Bu üç ülke aynı zamanda Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu’ndaki geçiş rotalarının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Başkan Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın jeopolitik projeleri arasında iki acı olasılıkla çatışmanın merkezi haline gelmesinden endişe duyuyor. Bunlardan birincisi, iki süper güç arasında nüfuz paylaşımı ya da toprakları üzerinde yıkıcı bir savaş. Böyle bir savaş, sadece kuzey bölgeleriyle sınırlı kalmayabilir ve stratejik öneme sahip Arktik ile Avrupa kıtası arasında bir bağlantı haline gelen üç ülkenin tüm topraklarını etkileyebilir.

Rusya, NATO ülkelerinin Arktik bölgesinde askeri varlıklarını genişletmeye karar vermeleri halinde ablukaya alınacağı korkusuyla İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıktı. Çünkü Moskova’ya göre böyle bir durumda Rusya’nın kuzey kıyı şeridi açıkta kalacak ve kutup nakliye yollarını kontrol etme kabiliyeti azalacak.

Rusya’nın Arktik bölgesi, Rusya topraklarının yarısından fazlasını kapsıyor ve ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 20'sini karşılıyor. Kremlin bölgeyi bölgesel veya uluslararası bir mesele olmaktan ziyade Rusya’nın ulusal kimliğinin bir parçası ve ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyor. Rus stratejik belgeleri NATO’yu caydırmanın Rusya’nın Arktik politikasının değişmez bir ilkesi olduğunu vurguluyor. Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasının ardından uzun yıllar ihmal edilen Rusya, son yirmi yılda stratejik Arktik askeri altyapısını yeniden inşa ve modernize etmenin yanında ordusunun yeteneklerini arttırmak için çalıştı.

frgtyhu7
Finlandiya'nın Paimio kentinde düzenlenen İskandinav (Nordik) Bakanlar Konseyi Yaz Toplantısı vesilesiyle düzenlenen ortak basın toplantısı, 26 Mayıs 2025 (AP)

(Rusya Donanması’nın ülkenin kuzeybatısının savunulmasından sorumlu filosu olan) Kuzey Filosu, Rusya'nın güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Gemileri düzenli olarak ve özellikle Kuzey Buz Denizi'nde devriye geziyor ve Batılı denizaltılara karşı tatbikatlar yapıyor.

Kuzey Filosu, 192 adede kadar nükleer başlık taşıyabilen balistik füze taşıyan 12 stratejik nükleer denizaltı, seyir füzeleriyle donatılmış 24 nükleer denizaltı ve 10 özel amaçlı nükleer denizaltıdan oluşuyor. Ayrıca 12 nükleer denizaltı da yapım aşamasında ya da faaliyete geçmek üzere. Filo, Rusya'nın bölgedeki ekonomik faaliyetlerini korumaya çalışıyor.

Bunun yanında Rusya, Burevestnik seyir füzesi ve Poseidon torpidosu gibi yeni nükleer silahlarının da burada test ediyor. Rusya'nın nükleer caydırıcılık kabiliyetini temsil eden nükleer savaş başlığı stokunun yaklaşık üçte ikisinin burada bulunması bölgeyi daha da önemli kılıyor.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Kuzey Deniz Rotası'nın önemli bir merkezini oluşturan sekiz buzkırandan oluşan bir filoyu işletiyor. Rosatom, 2014 yılında sadece 4 milyon ton olan yük miktarını 2023 yılında 36 milyon tona çıkaracak. Bu rakamın 2035 yılına kadar 270 milyon tona ulaşması bekleniyor ve nükleer buzkıran filosunu genişletme planları var. Kuzey Kutbu'nun artan ekonomik ve askeri önemini göz önünde bulunduran Rusya, bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktör sayısını yaklaşık yüzde 30 artırarak 62'den 81'e çıkarırken bu sayıyı 2035 yılına kadar 118'e yükseltmeyi planlıyor.

Rusya, Kuzey Kutbu’nun artan ekonomik ve askeri önemi nedeniyle bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktörlerin sayısını yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı.

NATO'nun batıdaki deniz yetenekleri, özellikle Finlandiya ve İsveç'in NATO’ya katılması ve Norveç'in daha önce NATO'nun Norveç'in kuzey kıyılarını kullanmasına getirdiği bazı kısıtlamaları kaldırmasıyla, Rusya için daha acil bir güvenlik sorunu haline geldi. Rusya, bölgede geniş çaplı bir konvansiyonel deniz savaşında NATO'yu yenmenin zor olacağını öngörse de Rusya Donanması’nın en büyük, en gelişmiş ve stratejik açıdan en önemli filosu olan ve görevleri sadece Arktik bölgesiyle sınırlı kalmayıp küresel çapta olan Kuzey Filosu'nun potansiyelini kullanarak donanmasının Kuzey Atlantik'e güvenli erişimini korurken NATO güçlerinin Arktik bölgesine erişimini engelleyebilir. Rusya’nın askeri stratejisine göre filo, nükleer bir saldırıyı caydırmak için dünyanın herhangi bir uzak köşesinde faaliyet gösterebilecek konumda olmalı.

En yeni tip (Borei sınıfı) balistik füze denizaltıları ve (Yasen sınıfı) nükleer saldırı denizaltıları Arktik üslerinden faaliyet gösteriyor. Rusya'nın şu anda sahip olduğu tek uçak gemisi (Admiral Kuznetsov) de dahil olmak üzere çok sayıda su üstü savaş gemisi de Arktik üslerinde görev yapıyor.

Kuzey Filosu'nun önemini belirtmek için, denizaltılara ve ulusal stratejik caydırıcı güç içindeki kritik gemilere ev sahipliği yapmak üzere Arktik bölgesinin seçilmesinin bir bakıma zorunlu olduğunu ifade etmeliyiz. Karadeniz ve Baltık Denizi yarı kapalı ve kolaylıkla bloke edilebilen denizlerdir. Bu durum Ukrayna'daki savaştan sonraki gelişmelerle de kendini kanıtlandı. Rusya'nın Pasifik Okyanusu'na serbest erişimi ABD'nin Japonya, Güney Kore ve Alaska'daki askeri altyapısı tarafından kısıtlanıyor.

Rusya yıllardır Arktik bölgesindeki askeri varlığını, 1990'lı yıllarda hizmet dışı bırakılan bazı eski Sovyetler Birliği tesislerinin yeniden açılması ve yenilerinin inşa edilmesinin yanı sıra ülkenin kuzeybatısındaki Leningrad Askeri Bölgesi'nin yeniden canlandırılması da dahil olmak üzere güçlendirmek ve modernize etmek için büyük yatırımlar yapıyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen, Rusya'nın Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi'nde bir saldırı başlatma niyetinden söz edilemez. Rusya'nın bölgedeki konvansiyonel yetenekleri NATO'nun Kuzey Atlantik'teki iletişim hatlarını bozmak için yeterli değil. Uzak Kuzey bölgesinde kendi kendini yok edecek bir silahlanma yarışından kaçınmak hem Rusya hem de Batılı hasımları için önemli bir zorluk olmaya devam ediyor.

Grönland’taki füze savunma üssü

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump yönetimi Grönland'daki füze savunma ve uzay gözetleme üssünün yetersiz olduğunu düşünüyor. Ancak adanın tamamının kontrolünün ekonomik çıkarlar sağlamasının ve Kuzey Kutup Geçidi'nin kuzeybatı girişlerinin kontrol edebilmesinin yanı sıra bölgeden gelebilecek deniz ve hava tehditlerinin yanında uzaydan gelebilecek tehditlere karşı da daha iyi savunma imkanı sağlayacağına inanıyor.

dfrgty
Finlandiya-Rusya sınırındaki yeni çitin yanında duran Finlandiyalı bir sınır muhafızı, 21 Mayıs 2025 (Reuters)

Rusya, Kuzey Kutbu'nda ABD'den çok daha büyük bir askeri varlığa sahip. Ukrayna savaşıyla meşgul olmasına rağmen bölgedeki savunma kabiliyetlerine büyük yatırımlar yapmayı sürdürdü. Bu durum ABD ordusunda endişelere yol açtı. ABD Kuzey Komutanlığı'nın komutanlığını yapmış olan emekli ABD'li General Terrence J. O'Shaughnessy, 2020 şubatında ABD Senatosu'nda yapılan bir oturumda, ABD’nin Kuzey Kutbu'ndaki askeri altyapısının zayıf olduğunu ve bunu anavatanın savunulmasındaki en zayıf halkası olarak tanımladı. General O'Shaughnessy, Rusya'nın ABD'ye saldırmak istemesi halinde bunu muhtemelen Kuzey Kutbu üzerinden yapacağını da sözlerine ekledi.

General O'Shaughnessy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer güçlü bir uzay ülkesi olmak ve saldırı ve savunma amaçlı uzay silah sistemleri ve diğer istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) türleri açısından uzay gücünü yansıtabilmek istiyorsanız Kuzey Kutup Dairesi'nde - Antarktika Dairesi'nden bahsetmiyorum bile - tüm uydularınızla sorunsuz bir şekilde iletişim kurmak ve onları kontrol etmek için bir altyapıya sahip olmalısınız.”

Rusya, Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklansa da bunu stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor.

Resmi açıklamalar, Rusya’nın Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklandığını ortaya koysa da bunu muhtemel olumsuz ekonomik yansımalarla karşılaştırılamayacak stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor. Bu da askeri hazırlıkların arttırılmasını ve denizden, karadan ya da havadan gelebilecek tehditleri önlemek için Murmansk şehri ve Kola Yarımadası üzerinde tam kontrol sağlama planlarını haklı çıkarıyor. Bu bölge aslında Norveç'e ait ve Finlandiya ve İsveç'in de bir bölümünü kapsıyor. Rusya'yı İsveç, Finlandiya ve Norveç'in en kuzey bölgelerine bir saldırı başlatmaya itebilecek faktörler arasında ordusunun ‘Kola Yarımadası ve çevresinde kale savunması’ adı verilen bir konsepti benimsemesi de yer alıyor. Bu konseptin uygulanması, Rusya'nın NATO üyesi ülkelerle çatışmada stratejik öneme sahip olan Kuzey Filosu’nu korumak için güvenli bir bölge oluşturmasını öngörüyor.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.