Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Çatışma hatları gün geçtikçe genişliyor

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
TT

Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)

Samir İlyas

Rusya'nın Finlandiya sınırları yakınlarında üsler inşa ettiği ve askeri varlığını genişlettiğine dair haberlerin ortaya çıkmasından günler sonra Finlandiya, geçtiğimiz cuma günü Rusya'ya ait iki askeri uçağın başkent Helsinki'ye yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Porvoo kenti güney kıyısı açıklarında ülkenin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus Büyükelçi'yi Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

İngiltere merkezli The Telegraph gazetesi, NATO'nun kuzeydoğu kanadında yeni asker çadırları, genişletilmiş askeri üsler ve yenilenmiş hava alanlarının yeni uydu görüntülerini içeren bir haber yayınladı. Haber, Rusya ile NATO arasında artan gerginliğin bir başka göstergesi olarak görüldü. Rusya ordusunun asker sayısındaki ve silah üretimindeki artış, Rusya'nın Norveç, Finlandiya ve Baltık ülkeleriyle olan sınırları boyunca lojistik altyapısının geliştirilmesi, Finlandiya, İsveç ve Danimarka'nın ABD kuvvetlerinin topraklarında personel ve teçhizat konuşlandırmasına izin veren savunma anlaşmaları imzalaması, İskandinav ülkeleri arasında askeri yapıların ortaklaşa geliştirilmesi ve Rusya ile herhangi bir savaş durumunda askeri operasyonlar için ortak yönetim odalarının kurulması olası bir çatışmanın sinyalini veriyor.

Haber, Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrasında Baltık ve Arktik (Kuzey Kutup Dairesi'nin üstünde kalan bölge) bölgelerindeki komşularıyla ilişkilerinde yaşanan gerilimin bir yönüne ve belki de Ukrayna'daki savaş sona erdikten sonra gelecekteki savaşların yönüne dikkati çekti.

Rusya, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerinin açıklamaları ve eylemleri, Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu'nun ABD ve NATO’daki müttefikleri tarafından giderek askerileştirilmesi, Rusya ve Çin’in Kuzey Kutbu Geçidi’ni işletmeye ve buzulların erimesiyle çözülen donmuş toprağın (permafrost) sömürülmesine izin verdiği muazzam doğal kaynaklar için rekabet etmeye yönelik artan ilgisiyle iki hayati bölge üzerinde askeri ve ekonomik hakimiyet için daha büyük savaşlar ve üçüncü bir dünya savaşına doğru kayma olasılığı korkularını körükledi.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu. NATO’yu 1997 sınırlarına geri döndürmek ve genişlemesini engellemek yerine Rusya'nın talebiyle iki taraf arasındaki angajman hatları bin 300 kilometrenin üzerine çıktı. Böylece gerilim Kuzey Kutbu'na kadar uzandı. Rusya şimdi Baltık Denizi'nde kapana kısılmış durumda.

Finlandiya ve İsveç'in 2022 yılında NATO'ya katılma niyetlerini açıklamalarından bu yana, Rus yetkililer defalarca kez Moskova'nın çıkarlarının tehdit edilmesi halinde nükleer saldırılar da dahil olmak üzere güç kullanma tehdidinde bulundular. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Başkanı Dmitri Medvedev 29 Nisan'da Rusya’nın haber ajanslarından TASS'a yaptığı açıklamada NATO’nun yeni üyelerinin Rusya’nın saldırıları için potansiyel hedef haline geldiğini söyledi.

Karmaşık küresel çatışmalar

İskandinav ülkelerinin karşı karşıya olduğu potansiyel tehditler genellikle Ukrayna savaşının komşu ülkeler ve Baltık Denizi bölgesi üzerindeki doğrudan etkileri açısından tartışılıyor. Bu durum, Moskova'nın çok kutuplu bir dünyada Rusya'nın uluslararası sahnede büyük bir devlet olarak rolünü yeniden tesis etmek amacıyla yürüttüğü jeopolitik gündemlerinin hizmetinde kullandığı Rus militarizminden kaynaklanıyor.

Ancak daha derin bir bakış, Arktik bölgesinin, bu bölgenin artan jeostratejik ve jeoekonomik önemi karşısında ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında bir sonraki çatışma alanı olduğunu ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın dünyanın en büyük adası Grönland'ın kontrolünü ele geçirme konusunda ısrarcı açıklamaları, ABD'nin hesaplarının zenginliği, deniz yolları ve eşsiz konumuyla Kuzey Kutbu'nu kontrol etmenin öneminin müttefiklerinin değerlendirilmesinden çok daha büyük olduğu gerçeğine dayandığına işaret ediyor.

İklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak artan sıcaklıklar, buzların erimesi sonucunda yeni bir deniz yolunu yıl boyunca kullanılabilir hale getirdiği için Arktik bölgesi büyük ülkelerin ilgi odağı haline geldi. Bu yeni rota Asya ve Avrupa arasındaki en hızlı ve en kısa rota olma özelliğini taşırken Arktik bölgesi aynı zamanda küresel stratejik kontrol için önemli olan uzay yolculuğu ve uydu sinyali alımı için de oldukça ideal.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılması Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu.

Araştırmalara göre Arktik bölgesinin, dünya petrol rezervlerinin yüzde 13’ü ve gaz rezervlerinin yüzde 30'u kadar doğal kaynak zenginliğine sahip olması, onu ekonomik ve ticari açıdan önemli kılıyor. Bunun yanında uzay ve havacılık endüstrileri, elektrikli bataryalar ve diğerleri için gerekli olan nadir mineralleri barındırması ve yenilenebilir enerji üretimi için geniş alanları olması cazibesini artırıyor. Bölgenin doğal ve önemli kaynaklarından faydalanmak için çok daha büyük ve daha az maliyetli fırsatlar söz konusu. Bu durum, kuzey kısımları kutup bölgesinde yer alan İsveç, Finlandiya ve Norveç'in ekonomik refahı için özellikle büyük önem taşıyor.

Bu üç ülke aynı zamanda Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu’ndaki geçiş rotalarının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Başkan Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın jeopolitik projeleri arasında iki acı olasılıkla çatışmanın merkezi haline gelmesinden endişe duyuyor. Bunlardan birincisi, iki süper güç arasında nüfuz paylaşımı ya da toprakları üzerinde yıkıcı bir savaş. Böyle bir savaş, sadece kuzey bölgeleriyle sınırlı kalmayabilir ve stratejik öneme sahip Arktik ile Avrupa kıtası arasında bir bağlantı haline gelen üç ülkenin tüm topraklarını etkileyebilir.

Rusya, NATO ülkelerinin Arktik bölgesinde askeri varlıklarını genişletmeye karar vermeleri halinde ablukaya alınacağı korkusuyla İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıktı. Çünkü Moskova’ya göre böyle bir durumda Rusya’nın kuzey kıyı şeridi açıkta kalacak ve kutup nakliye yollarını kontrol etme kabiliyeti azalacak.

Rusya’nın Arktik bölgesi, Rusya topraklarının yarısından fazlasını kapsıyor ve ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 20'sini karşılıyor. Kremlin bölgeyi bölgesel veya uluslararası bir mesele olmaktan ziyade Rusya’nın ulusal kimliğinin bir parçası ve ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyor. Rus stratejik belgeleri NATO’yu caydırmanın Rusya’nın Arktik politikasının değişmez bir ilkesi olduğunu vurguluyor. Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasının ardından uzun yıllar ihmal edilen Rusya, son yirmi yılda stratejik Arktik askeri altyapısını yeniden inşa ve modernize etmenin yanında ordusunun yeteneklerini arttırmak için çalıştı.

frgtyhu7
Finlandiya'nın Paimio kentinde düzenlenen İskandinav (Nordik) Bakanlar Konseyi Yaz Toplantısı vesilesiyle düzenlenen ortak basın toplantısı, 26 Mayıs 2025 (AP)

(Rusya Donanması’nın ülkenin kuzeybatısının savunulmasından sorumlu filosu olan) Kuzey Filosu, Rusya'nın güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Gemileri düzenli olarak ve özellikle Kuzey Buz Denizi'nde devriye geziyor ve Batılı denizaltılara karşı tatbikatlar yapıyor.

Kuzey Filosu, 192 adede kadar nükleer başlık taşıyabilen balistik füze taşıyan 12 stratejik nükleer denizaltı, seyir füzeleriyle donatılmış 24 nükleer denizaltı ve 10 özel amaçlı nükleer denizaltıdan oluşuyor. Ayrıca 12 nükleer denizaltı da yapım aşamasında ya da faaliyete geçmek üzere. Filo, Rusya'nın bölgedeki ekonomik faaliyetlerini korumaya çalışıyor.

Bunun yanında Rusya, Burevestnik seyir füzesi ve Poseidon torpidosu gibi yeni nükleer silahlarının da burada test ediyor. Rusya'nın nükleer caydırıcılık kabiliyetini temsil eden nükleer savaş başlığı stokunun yaklaşık üçte ikisinin burada bulunması bölgeyi daha da önemli kılıyor.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Kuzey Deniz Rotası'nın önemli bir merkezini oluşturan sekiz buzkırandan oluşan bir filoyu işletiyor. Rosatom, 2014 yılında sadece 4 milyon ton olan yük miktarını 2023 yılında 36 milyon tona çıkaracak. Bu rakamın 2035 yılına kadar 270 milyon tona ulaşması bekleniyor ve nükleer buzkıran filosunu genişletme planları var. Kuzey Kutbu'nun artan ekonomik ve askeri önemini göz önünde bulunduran Rusya, bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktör sayısını yaklaşık yüzde 30 artırarak 62'den 81'e çıkarırken bu sayıyı 2035 yılına kadar 118'e yükseltmeyi planlıyor.

Rusya, Kuzey Kutbu’nun artan ekonomik ve askeri önemi nedeniyle bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktörlerin sayısını yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı.

NATO'nun batıdaki deniz yetenekleri, özellikle Finlandiya ve İsveç'in NATO’ya katılması ve Norveç'in daha önce NATO'nun Norveç'in kuzey kıyılarını kullanmasına getirdiği bazı kısıtlamaları kaldırmasıyla, Rusya için daha acil bir güvenlik sorunu haline geldi. Rusya, bölgede geniş çaplı bir konvansiyonel deniz savaşında NATO'yu yenmenin zor olacağını öngörse de Rusya Donanması’nın en büyük, en gelişmiş ve stratejik açıdan en önemli filosu olan ve görevleri sadece Arktik bölgesiyle sınırlı kalmayıp küresel çapta olan Kuzey Filosu'nun potansiyelini kullanarak donanmasının Kuzey Atlantik'e güvenli erişimini korurken NATO güçlerinin Arktik bölgesine erişimini engelleyebilir. Rusya’nın askeri stratejisine göre filo, nükleer bir saldırıyı caydırmak için dünyanın herhangi bir uzak köşesinde faaliyet gösterebilecek konumda olmalı.

En yeni tip (Borei sınıfı) balistik füze denizaltıları ve (Yasen sınıfı) nükleer saldırı denizaltıları Arktik üslerinden faaliyet gösteriyor. Rusya'nın şu anda sahip olduğu tek uçak gemisi (Admiral Kuznetsov) de dahil olmak üzere çok sayıda su üstü savaş gemisi de Arktik üslerinde görev yapıyor.

Kuzey Filosu'nun önemini belirtmek için, denizaltılara ve ulusal stratejik caydırıcı güç içindeki kritik gemilere ev sahipliği yapmak üzere Arktik bölgesinin seçilmesinin bir bakıma zorunlu olduğunu ifade etmeliyiz. Karadeniz ve Baltık Denizi yarı kapalı ve kolaylıkla bloke edilebilen denizlerdir. Bu durum Ukrayna'daki savaştan sonraki gelişmelerle de kendini kanıtlandı. Rusya'nın Pasifik Okyanusu'na serbest erişimi ABD'nin Japonya, Güney Kore ve Alaska'daki askeri altyapısı tarafından kısıtlanıyor.

Rusya yıllardır Arktik bölgesindeki askeri varlığını, 1990'lı yıllarda hizmet dışı bırakılan bazı eski Sovyetler Birliği tesislerinin yeniden açılması ve yenilerinin inşa edilmesinin yanı sıra ülkenin kuzeybatısındaki Leningrad Askeri Bölgesi'nin yeniden canlandırılması da dahil olmak üzere güçlendirmek ve modernize etmek için büyük yatırımlar yapıyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen, Rusya'nın Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi'nde bir saldırı başlatma niyetinden söz edilemez. Rusya'nın bölgedeki konvansiyonel yetenekleri NATO'nun Kuzey Atlantik'teki iletişim hatlarını bozmak için yeterli değil. Uzak Kuzey bölgesinde kendi kendini yok edecek bir silahlanma yarışından kaçınmak hem Rusya hem de Batılı hasımları için önemli bir zorluk olmaya devam ediyor.

Grönland’taki füze savunma üssü

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump yönetimi Grönland'daki füze savunma ve uzay gözetleme üssünün yetersiz olduğunu düşünüyor. Ancak adanın tamamının kontrolünün ekonomik çıkarlar sağlamasının ve Kuzey Kutup Geçidi'nin kuzeybatı girişlerinin kontrol edebilmesinin yanı sıra bölgeden gelebilecek deniz ve hava tehditlerinin yanında uzaydan gelebilecek tehditlere karşı da daha iyi savunma imkanı sağlayacağına inanıyor.

dfrgty
Finlandiya-Rusya sınırındaki yeni çitin yanında duran Finlandiyalı bir sınır muhafızı, 21 Mayıs 2025 (Reuters)

Rusya, Kuzey Kutbu'nda ABD'den çok daha büyük bir askeri varlığa sahip. Ukrayna savaşıyla meşgul olmasına rağmen bölgedeki savunma kabiliyetlerine büyük yatırımlar yapmayı sürdürdü. Bu durum ABD ordusunda endişelere yol açtı. ABD Kuzey Komutanlığı'nın komutanlığını yapmış olan emekli ABD'li General Terrence J. O'Shaughnessy, 2020 şubatında ABD Senatosu'nda yapılan bir oturumda, ABD’nin Kuzey Kutbu'ndaki askeri altyapısının zayıf olduğunu ve bunu anavatanın savunulmasındaki en zayıf halkası olarak tanımladı. General O'Shaughnessy, Rusya'nın ABD'ye saldırmak istemesi halinde bunu muhtemelen Kuzey Kutbu üzerinden yapacağını da sözlerine ekledi.

General O'Shaughnessy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer güçlü bir uzay ülkesi olmak ve saldırı ve savunma amaçlı uzay silah sistemleri ve diğer istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) türleri açısından uzay gücünü yansıtabilmek istiyorsanız Kuzey Kutup Dairesi'nde - Antarktika Dairesi'nden bahsetmiyorum bile - tüm uydularınızla sorunsuz bir şekilde iletişim kurmak ve onları kontrol etmek için bir altyapıya sahip olmalısınız.”

Rusya, Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklansa da bunu stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor.

Resmi açıklamalar, Rusya’nın Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklandığını ortaya koysa da bunu muhtemel olumsuz ekonomik yansımalarla karşılaştırılamayacak stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor. Bu da askeri hazırlıkların arttırılmasını ve denizden, karadan ya da havadan gelebilecek tehditleri önlemek için Murmansk şehri ve Kola Yarımadası üzerinde tam kontrol sağlama planlarını haklı çıkarıyor. Bu bölge aslında Norveç'e ait ve Finlandiya ve İsveç'in de bir bölümünü kapsıyor. Rusya'yı İsveç, Finlandiya ve Norveç'in en kuzey bölgelerine bir saldırı başlatmaya itebilecek faktörler arasında ordusunun ‘Kola Yarımadası ve çevresinde kale savunması’ adı verilen bir konsepti benimsemesi de yer alıyor. Bu konseptin uygulanması, Rusya'nın NATO üyesi ülkelerle çatışmada stratejik öneme sahip olan Kuzey Filosu’nu korumak için güvenli bir bölge oluşturmasını öngörüyor.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.