Kurban Bayramı yaklaşırken siber saldırılara ilişkin endişeler neden artıyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5150219-kurban-bayram%C4%B1-yakla%C5%9F%C4%B1rken-siber-sald%C4%B1r%C4%B1lara-ili%C5%9Fkin-endi%C5%9Feler-neden-art%C4%B1yor
Kurban Bayramı yaklaşırken siber saldırılara ilişkin endişeler neden artıyor?
Uzmanlar: Sıfır güven modeli ve gerçek zamanlı izleme, dijital zirveler sırasında temel savunma stratejileridir. (Shutterstock)
Kurban Bayramı yaklaşırken ve Ortadoğu'da dijital faaliyetler artarken, özellikle bu dönemde alışverişlerin artması ve dijital platformların yoğun kullanımıyla birlikte siber saldırı korkusu da artıyor. Deepfake, DDoS saldırıları ve nesnelerin interneti (IoT) açıklarının istismar edilmesi gibi sofistike siber tehdit dalgasının yükseldiği tahmin ediliyor. Saldırı yöntemleri hızla gelişirken, savunma yöntemlerinin de aynı hızda gelişmesi zorunlu.
Siber güvenlik şirketi Phosphorus'un Ortadoğu'dan sorumlu Başkan Yardımcısı Usame ez-Zubi (Phosphorus)
Siber güvenlik şirketi Phosphorus'un Ortadoğu'dan sorumlu Başkan Yardımcısı Usame ez-Zubi Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz yılki Kurban Bayramı'ndan bu yana saldırılar önemli ölçüde gelişti ve geleneksel kimlik avından özellikle finans sektöründe yapay zekâ taklidi gibi daha sofistike tekniklere geçiş yaptı” dedi.
Kesintiden hasara
Bayram sezonları tipik olarak DDoS saldırılarında bir artışa sahne olur. 2024'ün ilk çeyreğinde, 280 gigabite ulaşan üç haftalık bir kampanya da dahil olmak üzere 200'den fazla yüksek etkili saldırı kaydedildi. Bu saldırıların çoğu, güvenlik kameraları ve yönlendiriciler gibi güvensiz IoT cihazlarına dayanan botnetler aracılığıyla gerçekleştirildi. Zubi, Dubai ve Riyad gibi şehirlerde bağlantılı cihazların hızla yaygınlaşmasının bazen mevcut güvenlik kapasitesini aşabildiğini belirterek, “Zayıf şifreler, gecikmeli güncellemeler ve ürün yazılımı güncellemelerinin göz ardı edilmesi saldırganlar için kolay kapılar açıyor” ifadesini kullandı.
Bayramlar, saldırı mevsimi oluyor
Seyahat uygulamalarına güvenmek, QR kodlarını taramak veya dijital bağış kampanyalarıyla etkileşimde bulunmak gibi kullanıcı davranışlarındaki değişiklikler nedeniyle tatil dönemlerinde risk artar. Saldırganlar bu alışkanlıklardan faydalanarak meşru kuruluşları taklit ediyor ve kurbanları sahte sayfalara yönlendiriyor. Zubi, seyahat rehberi ya da bağış platformu gibi görünen uygulamaların yanı sıra sahte portallara yönlendiren QR kodlarına karşı da uyardı. Çok faktörlü kimlik doğrulama, sıkı dahili doğrulama mekanizmaları ve dijital platformların sürekli izlenmesini önerdi.
Görünmez tehdit
Kuruluşlar, özellikle operasyonel (OT) ve endüstriyel nesnelerin interneti (IIoT) ortamlarında, doğrudan yönetilmeyen cihazları genellikle ihmal ederler. Bunlar arasında HVAC sistemleri, kameralar ve dijital tabelalar yer alır.
Güvenlik araştırmacıları: Yama uygulanmamış veya yönetilmeyen cihazlar, özellikle IoT ortamlarında, saldırganlar tarafından istismar edilen güvenlik açıklarıdır. (Shutterstock)
Zubi'ye göre, CCTV kameraları gibi güncellenmemiş veya yanlış yapılandırılmış cihazlar, özellikle varsayılan kimlik bilgileri veya güncel olmayan yazılımlar kullanıldığında önemli bir güvenlik açığıdır. Zubi, gerçek zamanlı izlemenin ve olağandışı davranışları erkenden tespit etmek için otomatik tespit araçlarının kullanılmasının önemini vurguladı.
Koruma hız ile başlar
Saldırılar hızlandıkça, düzenli taramalar artık yeterli değildir. Zubi, gerçek zamanlı izlemenin dijital bir gözetleme kulesi gibi olduğunu, şüpheli etkinlikleri gerçek zamanlı olarak tespit ettiğini ve güvenlik ekiplerine hasar artmadan önce müdahale etme şansı verdiğini söylüyor. Hassas dönemlerde şirketler güvenlik ekiplerini güçlendiriyor ya da harici izleme hizmetleriyle anlaşıyor ve gerçek hayattaki bilgisayar korsanlığı senaryolarını simüle eden saha tatbikatları düzenliyor.
‘Sıfır güven’ modeli... Gelişmiş bir güvenlik felsefesi
Zubi, herhangi bir iletişim veya eylemin ancak sürekli doğrulamadan sonra yetkilendirildiği sıfır güven modelini temel bir çözüm olarak öneriyor. Zubi, “Dijital işlemlerin arttığı bayram döneminde, iyi niyet varsaymayan, ancak her adımda doğrulama gerektiren bir modele ihtiyaç var” şeklinde konuştu.
Saldırganların sofistike kimlik avı ve taklit mesajları oluşturmak için yapay zekayı kullandığı bir dönemde, güvenlik ekipleri de yapay zekayı kullanarak yeteneklerini artırıyor. Zubi, yapay zekâ destekli güvenlik operasyon merkezlerinin özellikle altyapı ve akıllı ulusal projeler için bir gereklilik haline geldiğini söylüyor. Zubi ayrıca, “Şüpheli oturum açma girişimlerinden toplu kimlik avı kampanyalarına kadar çok büyük miktarda veriyi analiz etmek için yapay zekâ gerekli hale geldi” dedi.
Savunma temellerle başlar
Araçların gelişimine rağmen, yazılım güncellemeleri, varsayılan şifrelerin değiştirilmesi ve ağ segmentasyonu gibi temel uygulamalar halen ilk savunma hattıdır. KOBİ'lerin güncellemeleri ve parola yönetimini otomatikleştirerek kendilerini koruyabileceklerini söyleyen Zubi, ‘insan hatasının halen en büyük tehdit olduğunu ve gerçek bir farkındalık kültürü oluşturmak için sürekli eğitim ve sahte kimlik avı tatbikatlarının gerekli olduğunu’ belirtti.
Gelişmiş düzenlemeler ve mevzuat
Körfez'de, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE), nesnelerin internetine (IoT) odaklanan yeni yasal çerçevelerle siber ortamı düzenleme çabaları hızlanıyor. Zubi, kritik dönemlerde kapsamlı koruma sağlamak için düzenlemelerin geleneksel ağları ve bağlantılı ortamları da kapsamasını bekliyor.
Zubi sözlerini şöyle noktaladı: “Siber güvenlik artık sadece bir olay müdahalesi değil, iş modelinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.”
Sırbistan'da muhalifler casus yazılımla hedef alındı: "Daha büyüğü görülmedi"https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5314748-s%C4%B1rbistanda-muhalifler-casus-yaz%C4%B1l%C4%B1mla-hedef-al%C4%B1nd%C4%B1-daha-b%C3%BCy%C3%BC%C4%9F%C3%BC-g%C3%B6r%C3%BClmedi
Sırbistan'da muhalifler casus yazılımla hedef alındı: "Daha büyüğü görülmedi"
Öğrencilerin Aleksandar Vucic yönetimine karşı başlattığı protesto hareketi 2024'ten beri sürüyor (Reuters)
Sırbistan sivil toplumunun farklı kesimlerinden en az 14 kişi, önceki aylarda gelişmiş casus yazılımların hedefi oldu.
Share Vakfı, bunun Sırbistan tarihinde belgelenmiş en büyük casus yazılım bulaştırma dalgası olduğunu duyurdu.
Belgrad merkezli dijital hak örgütü, hedef alınanlar arasında 2024'ten beri Aleksandar Vucic yönetiminin başını ağrıtan Sırp öğrenci hareketinin üyelerinin de bulunduğunu açıkladı.
Çinlilerin başını çektiği konsorsiyumun Novi Sad'daki tren istasyonunu elden geçirmesinden kısa süre sonra Kasım 2024'te 16 kişinin öldüğü kaza, eleştiri oklarının Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve 2012'den beri iktidarda olan Sırp İlerleme Partisi'ne (SNS) yöneltilmesine yol açmıştı.
Ülke geneline yayılan protestoların içinden, Avrupa'nın en büyük öğrenci hareketlerinden biri doğmuştu.
Casus yazılım saldırıları dalgası, Apple'ın 110 ülkedeki kişilere muhtemelen paralı casus yazılım saldırılarında hedef alındıklarını bildirmesinin ardından ağustosta ortaya çıkarıldı.
Kanada merkezli internet gözlem örgütü The Citizen Lab, casus yazılım saldırılarını adli bilişim yöntemleriyle analiz edip bir rapor hazırladı.
Çarşamba yayımlanan rapora göre Sırp aktivistlerden en az biri, NSO Group'un Pegasus casus yazılımının hedefi olmuş. Saldırganlar bu yazılımla hedef alınan kişinin cihazına "tam erişim" sağlayabiliyor.
Diğer yandan Pegasus bulaştırılan öğrenciyi doğrudan Vucic yönetiminin hedef aldığına dair herhangi bir kanıt yok.
Öğrencilere karşı kullanılan NoviSpy adlı casus yazılımsa önceden hükümetle ilişkilendirilmişti.
SNS'nin önde gelen isimlerinden Meclis Başkanı Ana Brnabic, öğrencilerin casus yazılımlarla izlendiği iddialarını reddetti:
Kesinlikle hayır. Onların [öğrenciler ve Share Vakfı] söylediği tek bir kelimeye bile inanmıyorum.
Share Vakfı marttaki yerel seçimler sırasında casus yazılımlarla prova yapılmış olabileceğini ve benzer eylemlerin bu ekimde düzenlenecek genel seçimlerde de tekrarlanabileceğini öne sürüyor.
Vakıfta politika danışmanı olarak görev yapan Andrijana Ristic, "Bu, şu ana kadar Sırbistan'da belgelenmiş en büyük gözetim dalgası. Yerel seçimlerin iktidar partisinin hem [casus yazılımın] güçlü yönlerini görmeye hem de öğrencilerle muhalefet üzerinde ne ölçüde baskı kurabileceklerini test etmeye yönelik bir deneme olarak kullanıldığını düşünüyoruz" dedi.
Citizen Lab'in kıdemli araştırmacısı John Scott-Railton ise şunları söyledi:
Adli bilişim bulgularımız ve Apple'ın yeni tehdit bildirimleri, Sırbistan'daki barışçıl, demokrasi yanlısı hareketin, 2026'daki kritik seçim süreçleri öncesinde paralı casus yazılımlarla agresif biçimde hedef alındığını ortaya koyuyor.
Hedef alınan öğrencilerden Milica Popovic, "acımasız" diye nitelediği saldırıların kendilerini caydırmayacağını ifade etti:
Birinin bilgim dışında özel alanıma girmiş olabileceğini düşününce, kendimi son derece savunmasız hissettim. Amaçları bizi korkutmak veya durdurmaksa bu işe yaramayacak.
Independent Türkçe, Guardian, AFP
Britanya Ordusu'na "tasarruf için eğitimleri durdurma talimatı"https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5314740-britanya-ordusuna-tasarruf-i%C3%A7in-e%C4%9Fitimleri-durdurma-talimat%C4%B1
Britanya Ordusu'na "tasarruf için eğitimleri durdurma talimatı"
Britanya Ordusu'na, hemen görevlendirilmeyecek personelin eğitimini durdurma talimatı verildi (Reuters)
Maryam Zakir-Hussain
Mali zorlukların askeriye üzerinde yarattığı baskı nedeniyle Britanya Ordusu'na personel eğitimini durdurması talimatı verildiği bildirildi.
Birleşik Krallık'ta (BK) bulunan ve belirli bir göreve hazırlanmayan birliklere "toplu eğitim" faaliyetlerini durdurma emri verildiği anlaşılıyor.
The Times'ın haberlerine göre, iptal edilen eğitimler arasında Challenger 2 tankları ve ağır silahlı Apache helikopterleriyle yapılan tatbikatlar yer alıyor.
Bu haberler, gelecek yıl gayrisafi milli hasılanın yüzde 2,5'inden daha yüksek bir savunma harcaması yapması yönünde Andy Burnham'ın baskı altında olduğu bir dönemde geldi.
Çarşamba günkü Başbakan'a Sorular oturumunda, Avam Kamarası Savunma Özel Komitesi Başkanı ve İşçi Partisi üyesi Tan Singh Dhesi, silahlı kuvvetlere yatırım yapmanın önemini vurgulamış ve Burnham'ı 2030'a gelindiğinde harcamaları yüzde 3'e çıkarma taahhüdünde bulunmaya çağırmıştı.
Dhesi, Avam Kamarası'ndaki alkışlar eşliğinde, "Gerçekten de savunma, sadece olumlu atmosferin yeterli olmayacağı bir alan" demişti.
The Independent'a konuşan Dhesi, BK'nin "karşısındaki ciddi derecede yükselen tehdit seviyesine dair hiçbir yanılgıya kapılmaması ve bu nedenle daha sonra pişman olmak yerine savunmaya şimdiden gerektiği gibi yatırım yapması gerektiğini" söyledi.
Askeriyeden bir kaynaksa eğitimlerin durdurulması talimatını "kesinlikle yıkıcı" diye niteleyerek şöyle ekledi:
Ordular eğitim yapar, işleri bu. Artık hiçbir şey olmayacak.
Bu duraklamanın yıl sonuna kadar sürmesi bekleniyor.
Kritik bir konu haline gelen savunma harcamaları, Sör Keir Starmer'ın hükümetin savunma yatırım planı için yeterli finansmanı sağlayamamasının ardından başbakanlığının sonunu getirmişti.
Bu karar, eski Savunma Bakanı Sör John Healey ve Silahlı Kuvvetler Bakan Yardımcısı Al Carns'ın şoke edici istifasına yol açmıştı.
Donald Trump'ın, Arjantin'in Falkland Adaları'nı istila etmesi halinde BK'nin İran savaşındaki tutumuna misilleme olarak Britanya'yı desteklemeyeceğini ima etmesinin ardından belirli birliklerin tatbikatlarının durdurulması kararıyla ilgili haberler çıktı.
Trump, Britanya'nın adalar üzerindeki egemenliğine ilişkin Birleşik Devletler'in tutumunu gözden geçirdiğini söyledikten sadece birkaç gün sonra perşembe GB News'a yaptığı açıklamada "Ülkeniz benim yardımıma gelmedi" demişti.
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, adalar konusunda BK'ye yeni bir uyarıda bulunarak "kimin rahatsız olacağına bakmaksızın, dişiyle ve tırnağıyla" ülkesinin çıkarlarını savunacağını söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı da Ukrayna'ya verdiği destek nedeniyle BK hedeflerine yönelik üstü kapalı bir tehditte bulunmuştu.
Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, büyük ölçüde kapsamlı sosyal yardım kesintileri yoluyla savunma harcamaları için yılda 10 milyar sterlin (yaklaşık 65,5 milyar TL) kaynak yaratma planlarını perşembe günü açıklamıştı.
Badenoch, Rusya gibi düşmanca tavır sergileyen devletlerin "sürekli sınırları zorladığı" uyarısı yaparak BK'nin kendini korumak için güçlü olması gerektiğini söylemişti.
The Independent cevap hakkı için BK Savunma Bakanlığı'yla temasa geçti.
Independent Türkçe, independent.co.uk/news
Diplomatik kanallar, Washington ile Tahran arasında yeni bir yolun önünü açıyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5314700-diplomatik-kanallar-washington-ile-tahran-aras%C4%B1nda-yeni-bir-yolun-%C3%B6n%C3%BCn%C3%BC-a%C3%A7%C4%B1yor
Ortadoğu’daki operasyonları sırasında USS Boxer amfibi saldırı gemisinde 2 bin 600’den fazla denizci ve ABD Deniz Piyadesi personeli görev yaptı. (CENTCOM)
Diplomatik kanallar, Washington ile Tahran arasında yeni bir yolun önünü açıyor
Ortadoğu’daki operasyonları sırasında USS Boxer amfibi saldırı gemisinde 2 bin 600’den fazla denizci ve ABD Deniz Piyadesi personeli görev yaptı. (CENTCOM)
Arabulucular, görüşmelerin durma noktasına gelmesine rağmen taraflar arasındaki arka kapı diplomasisini açık tutarak ABD ile İran’ın müzakerelere yeniden dönmesini sağlayacak yeni bir çerçeve üzerinde çalışıyor. Washington yönetimi ise Hürmüz Boğazı’nın tamamen trafiğe açılmasını ve nükleer programın gelecekteki olası bir anlaşmaya dahil edilmesini şart koşuyor.
Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, Başkan Donald Trump yönetimi haftalar süren diplomatik girişimlerin ardından arabuluculara, haziran ayındaki mutabakat zaptına dönmeye artık yanaşmadığını bildirdi. ABD tarafı bunun yerine Hürmüz Boğazı ile nükleer dosyayı tek bir pakette birleştiren daha kapsamlı ve yeni bir anlaşma için bastırıyor.
Gazeteye konuşan ve temaslar hakkında bilgi sahibi olan üst düzey bir diplomat, Washington’ın Tahran kabul etmeye hazır olduğu takdirde bir anlaşma istediğini ancak ‘acele etmediğini’ belirtti. Diplomat, ABD tarafının nükleer dosyayı da sürece dahil etmek istemesi nedeniyle gelecekteki her türlü uzlaşmanın ‘yeni bir anlaşma’ olması gerektiğini vurguladı.
Söz konusu temaslar, Pakistan’ın iki ülke arasındaki arabuluculuk çabalarını sürdürdüğü bir döneme denk geliyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, İslamabad’ın savaşı sona erdirmek amacıyla ABD ve İran ile temas halinde olduğunu belirterek, her iki ülkenin de ‘müzakere masasına geri döneceğine’ inandığını ifade etti.
Andrabi ayrıca, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in geçen ay Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaretin, Hürmüz Boğazı ile ilgili yürütülen temaslara ‘önemli bir ivme’ kazandırdığını kaydetti.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 24 Ağustos’ta Tahran’da müzakerelerin arabulucusu olan Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’i kabul etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
Diplomat, ABD’nin tutumunu “Nükleer program ve Hürmüz Boğazı konusunda tek bir nihai anlaşmaya varacağız” sözleriyle özetledi.
Arabulucular haftalardır tarafları, nisan ayında başlayan ateşkesi 60 gün uzatması öngörülen haziran ayındaki mutabakat zaptına döndürmeyi umuyordu. Bu mutabakat, nükleer programı kapsayan nihai bir çözüme yönelik müzakerelerle eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı’nın kademeli şekilde yeniden açılmasını hedefliyordu.
Ancak söz konusu uzlaşı kısa sürede çöktü ve bunu yeniden canlandırma çabalarının sonuçsuz kalması üzerine Trump yönetimi arabuluculara, bu anlaşmaya geri dönmeyeceğini bildirdi.
Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda anlaşmazlık
Paralel bir kulvarda ise İran ve Umman geçen hafta, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğinin yönetilmesine ilişkin geçici bir düzenlemeye varmaya yaklaştıklarını açıkladı. Diplomatlar, bu adımın haziran ayındaki mutabakata geri dönülmesine zemin hazırlamasını umuyordu.
Washington başlangıçta İran ile Umman arasında haftalardır süren görüşmeleri desteklemiş, ancak yönetim yetkilileri daha sonra arabuluculara Tahran ve Maskat’ın varacağı düzenlemelerden bağımsız olarak ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasını istediğini iletmişti.
İran’ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş ticari gemiler, 4 Eylül 2026 (AP)
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak Financial Times’a yaptığı açıklamada, ABD’ye İran ve Umman’ın ilerleme kaydettiğinin bildirilmesinin ardından Washington’ın ‘şartlarını değiştirdiğini’ söyledi.
Tahran da Umman ile yürütülen görüşmeler sırasında, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirme çabaları kapsamında tutumunu revize etti.
Görüşmelere yakın kaynaklara göre İran, ABD ablukayı kaldırmadığı, ham petrol satışına izin veren petrol muafiyetini yeniden yürürlüğe koymadığı ve yurt dışındaki dondurulmuş varlıklarının bir kısmına erişimine izin vermediği sürece Boğaz’ı yeniden açmayacağı konusunda ısrar ediyor. Bu maddeler, çökmeden önce haziran ayındaki mutabakat zaptında da yer alıyordu.
Vance, çatışmayı ‘savaş’ olarak nitelendirmeyi reddediyor
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance dün Washington’da yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında devam eden çatışmayı tanımlamak için ‘savaş’ kelimesini kullanmayı reddetti ve altı aydır süren anlaşmazlığın kasım ayındaki ara seçimlerden önce sona erip ermeyeceği konusunda tahminde bulunmaktan kaçındı.
Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında, çatışmanın 3 Kasım’da yapılması planlanan Kongre seçimlerinden önce bitip bitmeyeceğine ilişkin bir soruya yanıt veren Vance, “Buna savaş demem. Şu an itibarıyla devam eden silahlı bir çatışma bulunmuyor” dedi.
Vance’in bu açıklamaları, İran’ın hafta başında kendisini hedef alan ABD hava saldırılarına yanıt olarak ABD’nin Körfez’deki müttefiki Kuveyt’i hedef aldığı bir döneme denk geldi.
ABD’li yetkili, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri hedef almaya devam etmesi sebebiyle Washington’ın son saldırıları gerçekleştirme konusunda ‘sorumluluk’ taşıdığını ifade etti.
Çatışmanın ne zaman sona ereceğine ilişkin bir tarih vermekten kaçınan Vance, ‘yapay zaman çizelgeleri’ belirlemek istemediğini söyledi. Vance, “Ancak 'Bu ne zaman bitecek?' diye sorduğunuzda bana 'İranlılar gemilere ateş açmayı ne zaman durduracak?' gibi bir soru sormuş oluyorsunuz. Sanırım gerçek şu ki bu sorunun cevabını bilmiyorum. Bunu İranlılara sormanız gerekir” ifadelerini kullandı.
Vance’in bu açıklamaları, kamuoyunda destek görmeyen çatışmalar, yükselen yakıt fiyatları ve enflasyonun gölgesinde, Trump ve Cumhuriyetçilerin Kongre’deki hassas çoğunluklarını kasım ara seçimlerinde korumaya çalıştığı bir dönemde geldi. Oysa Beyaz Saray, sürecin başında çatışmanın yalnızca birkaç hafta süreceğini öngörmüştü.
Yönetim ayrıca temmuz ayında, ABD ile İran arasındaki kısa süreli ateşkesin çökmesinin ardından patlak veren çatışmalarda hayatını kaybeden 4 asker ile onlarca yaralının statüsünü değiştirdiği için eleştirilerin hedefi olmuştu.
Savunma Bakanlığı yetkililerinin ölü ve yaralı sayıları için defalarca nihai kaynak olarak gösterdiği Savunma Bakanlığı Kayıp Analiz Sistemi’nde, daha önce savaş zayiatı toplamlarına dahil edilen bu kayıplar, ‘Dış Operasyonlar’ adıyla açılan yeni bir kategori altında sınıflandırılmıştı.
Washington, petrol akışlarına güveniyor
Trump yönetimi, fiyatlar yüksek seyretmeye devam etse de Körfez’den daha fazla miktarda petrolün çıkış yaptığını savunuyor. Brent petrolün varil fiyatı, çatışmaların başlamasından önceki gün yaklaşık 72 dolar seviyesindeyken, dün 95 doların üzerinde dalgalandı.
Trump ve kurmayları, savaştan önce küresel ticaretin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın ABD Donanması’nın kontrolünde olduğunu vurgulamaya çalışırken, Körfez petrol akışının çatışma öncesi seviyelere yaklaştığını iddia ediyor.
Vance, ABD’nin çarşamba günü Boğaz’dan geçen yaklaşık 15 milyon varil petrole eşlik ettiğini duyurdu.
Enerji Bakanı Chris Wright da CNBC’ye yaptığı açıklamada, savaştan önce günde yaklaşık 20 milyon varil Körfez petrolünün geçtiği boğazdan, pazartesi günü ABD Donanması’nın yardımıyla 17 milyon varilin taşındığını söyledi.
Ancak bağımsız seyrüsefer takip şirketlerinin verileri, gemi sayısının çatışma öncesi seviyelerin hâlâ oldukça altında olduğunu gösteriyor.
İranlı bir kadın ve çocuğu, Tahran’da bir sokaktaki duvar resminin önünden geçiyor, 2 Eylül 2026 (AFP)
Lloyd’s List Intelligence, savaştan önce günde 130 veya daha fazla geçiş gerçekleşmesine karşın, geçen hafta 102, bir önceki hafta ise 126 gemi geçişi kaydetti.
TankerTrackers verilerine göre, son 28 gün içinde Boğaz’dan çıkan petrolün günlük ortalaması yaklaşık beş milyon varil olarak gerçekleşirken, yakın tarihli diğer tahminler günlük iki ila altı milyon varil arasında değişti.
Trump, savaş boyunca dalgalı seyreden piyasaları sakinleştirmeye çalıştı; küresel piyasaların gergin olduğu anlarda defalarca müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini duyurdu veya son anda askeri tehditlerinden geri adım attı.
Defense Priorities Ortadoğu Direktörü Rosemary Kelanic, yönetimin ‘petrol piyasalarına sözlü baskı uygulamaya devam ettiğini’ belirterek, yetkililerin fiyatların aşırı yükselmesini önlemeye ve daha büyük bir artış yaşanmadan önceki süreyi uzatmaya çalıştığını ifade etti.
Ekonomik baskı ve güç kullanımı tehdidi
Tahran’ın ABD’nin askerî harekâtı karşısında geri adım atmayı reddetmesi üzerine Trump, ekonomik baskıyı artırma stratejisini gerektiğinde gücün dozunu yükseltme tehdidiyle birleştirdi.
Trump, ABD-İsrail ortak harekatının İran Deniz ve Hava Kuvvetleri’ne ağır kayıplar verdirdiğini defalarca vurguladı. İranlı yetkililer de ülkenin 270 milyar dolarlık doğrudan ve dolaylı zarara uğradığını bildirdi.
Savaşın ilk haftalarında düzenlenen İsrail saldırıları, İran Dini Lideri Ali Hamaney dahil olmak üzere rejim kademesindeki üst düzey komuta zincirinin büyük bölümünü etkisiz hale getirmişti.
Diğer yandan İran, ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine yönelik saldırılarıyla baskı uygulamayı sürdürürken, ABD yönetimi ise içinden geçen petrol miktarını artırarak bu su yolunun İran elinde bir koz olma değerini düşürdüğünü kanıtlamaya çalıştı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1 Eylül 2026 tarihinde Kuzey Carolina eyaletinin Asheville kentinde düzenlenen G20 Mali Toplantıları sırasında (Getty/AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Fox News’e verdiği demeçte, bölgede geçit yolunu baypas eden yeni kara boru hatlarının inşa edilmesiyle Hürmüz Boğazı’nın iki yıl içinde ‘değersiz bir su sahasına’ dönüşeceğini belirtti.
Trump ise dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Baniyas Limanı’nı Körfez ihracatçılarını uluslararası pazarlara bağlayan batı yönlü bir güzergaha dönüştürme çabalarına ilişkin bir rapora dikkat çekti.
Seçim öncesi hesaplamalar
ABD yönetimi, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) da dahil olmak üzere İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma konusunda ilerleme kaydettiğini savunuyor; ancak Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, olası bir uzlaşmanın temel anlaşmazlık noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Trump’ın ilk başkanlık döneminde İran politikalarından sorumlu kıdemli danışman olarak görev yapan Richard Goldberg, “Başkan’ın, ellerinden alınan Boğaz kontrolünün en ufak bir parçasını dahi DMO’ya geri verecek bir anlaşmayı onaylayacağına inanmakta güçlük çekiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Kıdemli Uzmanı Aaron David Miller ise ekonomisi ağır baskı altında olmasına rağmen İran’ın ‘Trump’ı bu zor durumdan kurtarmaya’ niyetli görünmediğini ifade etti.
Miller, Trump’ın ara seçimler öncesinde İran’ı yoğun bombardımana tutmaktan kaçınan, aynı zamanda Hürmüz Boğazı konusunda da Tahran’a taviz vermeyen bir yaklaşımı benimsediğini belirtti.
Miller değerlendirmesini, “Beyaz Saray geniş çaplı bir savaş istemiyor, büyük tavizler veriyor gibi görünmek de istemiyor. İzlediği strateji ise bu iki durumdan da kaçınmasını sağlıyor” sözleriyle tamamladı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة