İsrail'in Filistin'e yönelik planlarına ciddi şekilde karşı çıkmak

Askeri eylem, siyasi bir hedefe ulaşmak için bir araçtır, tam tersi değil

Filistin davasını tamamen ortadan kaldırmak, İsrail'in ateşkesin ikinci aşamasını uygulamaktan vazgeçmesinin ardındaki gerçek ve temel amaçtır (AFP)
Filistin davasını tamamen ortadan kaldırmak, İsrail'in ateşkesin ikinci aşamasını uygulamaktan vazgeçmesinin ardındaki gerçek ve temel amaçtır (AFP)
TT

İsrail'in Filistin'e yönelik planlarına ciddi şekilde karşı çıkmak

Filistin davasını tamamen ortadan kaldırmak, İsrail'in ateşkesin ikinci aşamasını uygulamaktan vazgeçmesinin ardındaki gerçek ve temel amaçtır (AFP)
Filistin davasını tamamen ortadan kaldırmak, İsrail'in ateşkesin ikinci aşamasını uygulamaktan vazgeçmesinin ardındaki gerçek ve temel amaçtır (AFP)

Nebil Fehmi

Geçtiğimiz günlerde büyük bir uluslararası toplantıya ilk gününde düzenlenen önemli bir genel oturumun ana konuşmacısı olarak katıldım. Diğer konuşmacı Irak ve Afganistan'da önemli bir rol oynamış, tanınmış ve önemli eski bir Amerikan askeri figürdü. Kendisi İsrail'in Hamas'ı ortadan kaldırma hedefine ulaşmak için sağlam askeri planlar benimsememesi karşısında duyduğu şaşkınlığı ve eleştirisini dile getirdi. Açıkça Philadelphia Koridoru dahil olmak üzere İsrail'in daha fazla bölgeyi kontrol etmesi çağrısında bulundu.

Konuşmacıyla meselenin askeri yönlerini tartışmadım, bunun yerine askeri operasyonun siyasi bir hedefe ulaşmak için bir araç olduğunu, tam tersi yani siyasi hedefin askeri operasyonun bir aracı olmadığını kendisine ilettim. Ayrıca ABD'nin Irak ve Afganistan'daki deneyiminin umulduğu gibi başarılı olmadığını da belirttim. Filistinliler arasındaki büyük can kayıplarını, İsrail hükümetinin aşırılıkçı pozisyonlarını, açıklamalarını ve askeri planlarını göz ardı ederek, Hamas'ın ortadan kaldırılmasına odaklanmasına şaşırdığımı ifade ettim. Zira bu planlar İsrail’in gerçek amacının Filistin davasını tamamen ortadan kaldırmak, Filistinlilere baskı yapmak için onları Gazze Şeridi'nin belirli bölgelerinde toplamak, hem orada hem de Batı Şeria'da yerleşim birimlerini genişletmek dahil olmak üzere çeşitli yollarla zorla göç ettirmek olduğunu yansıtıyor.

Nitekim İsrail Dışişleri Bakanı yakın zamanda ülkesinin bir Filistin devleti kurulması fikrini prensip olarak tamamen reddettiğini açıkça beyan etmekten çekinmedi. İsrailli Bakan Ben-Gvir, Gazze'deki durumun çözümünün müzakereler değil kan dökmek olduğunu deklare ederek, ABD Özel Temsilcisi Witkoff'un çabalarını eleştirdi. Fransa Cumhurbaşkanı’na Fransa Filistin devletini tanımak istiyorsa, kendi topraklarında ona bir yer ayırsın dediğinde de ne yazık ki, ABD'nin İsrail büyükelçisi onu desteklemişti.

Filistin davasının tamamen ortadan kaldırılması, aylar önce Mısır, Katar ve Amerikan çabalarıyla ulaşılan ateşkesin ikinci aşamasını uygulamaktan İsrail'in geri çekilmesinin ardındaki gerçek ve temel hedeftir. Savaşın bu hedef yönünde devam etmesi, Başbakan Netanyahu için hükümet koalisyonu içindeki aşırı sağcı eğilimin devamını da sağlayacak güvenli limandır.

Uluslararası kamuoyunun İsrail'e karşı derin bir öfke duyduğu ve insanlık dışı politikalarını ve uygulamalarını reddettiği bir sır değil. Filistinlileri yerinden etmeye yönelik Amerikan önerisi ve İsrail'in çabaları geniş çaplı bir küresel öfke uyandırdı. Batı Şeria’da işgal altındaki Filistin topraklarında 750 bin İsrailli olduğu için iki devletli çözüm çağrısının pratiğe geçirilmesinin zor olduğuna işaret edildiği bir zamanda, iki milyon Filistinliyi topraklarından zorla göç ettirmenin mantığı, uygunluğu ve gerçekçiliği yaygın bir şekilde kınanıyor.

Tüm bunların ortasında, Filistinliler arasında açlığın yayıldığını ve derinleştiğini, Filistinli kurbanların sayısının arttığını ve çoğaldığını, İsrail'in ise buna tamamen kayıtsız kaldığını görüyoruz. Acil soru şu; uluslararası toplumun güvenlik ve emniyet için çabalayan, hakka bağlı kalan, haksızlığı reddeden devletler olarak hepimizin insanlığımızı ve güvenilirliğimizi kaybetmemize neden olan bu acı gerçekle başa çıkıp değiştirmesi için ne gerekiyor? Bu soru ısrarla soruluyor ve tekrarlanıyor, işleri ilerletecek, acıları hafifletecek, tüm halklar, bölge ve dünya için güvenlik ve istikrar sağlayacak şekilde çatışmayı çözüm ve uzlaşı yoluna sokacak önlemlere ulaşılmaya çalışılıyor. Savaşı ve dökülen kanı durduracak belirli ve somut önlemlere ulaşılmak isteniyor, zira koşullar artık sadece kınama ve suçlama ile yetinmeye olanak tanımıyor.

İki paralel süreçte net ve belirli önlemler almazsak durumun değişmeyeceğini, aksine daha da kötüleşeceğini söylemek abartı olmaz. Birincisi, Filistin halkının hayallerinin anlaşıldığını ve desteklendiğini hissetmesi için 1967 sınırlarına dayanan, işgal altındaki topraklarda bir Filistin devletinin daha geniş bir şekilde tanınması. Böylelikle İsrail arenası kibirle diretmesinin ve şiddete başvurmasının ters bir etki ve iki devletli çözüm için daha geniş bir siyasi destek yarattığını hissedebilir.

 Eşit derecede önemli, hatta daha önemli olan diğer süreç, hem kişisel hem de kurumsal olarak genel uluslararası ve insani hukuku ihlal edenlerden hesap sormak için bir dizi önlem üzerinde anlaşmaktır. Yani insanlığa karşı suçlar için cezalandırıcı önlemler uygulanmalı, lider ve kurumlar bu önlemleri almanın sorumluluğunu yüklenmeli. Buna, ateşkesi reddetmeye ve zorla göç ettirmede diretmeye, soykırım uygulamaya devam ettiği sürece İsrail’e silah ihracatını ve onunla iş birliği anlaşmalarını durdurmak da dahil. Bunun için uygun mekanizmalar sunan birçok ulusal ve uluslararası yasa bulunuyor. Buradaki amaç, İsrail toplumunun bir bütün olarak uluslararası toplum tarafından kabul edilemez ve yasak olan politikalara ve uygulamalara devam etmenin sonuçları olduğunu hissetmesini sağlamaktır. Aynı durum, Batı Şeria veya Golan Tepeleri'ni ilhak etme gibi İsrail ihlalleri için de geçerli olmalıdır.

İçinde bulunduğumuz Haziran ayı içinde New York'ta iki devletli çözüm hedefini uygulama yolları ile ilgili Suudi Arabistan ve Fransa tarafından koordine edilen bir konferans düzenlenecek. Konferans için kapsamlı hazırlıklar devam ediyor ve çeşitli alanlarda uzman komiteler, hazırlıkları tamamlamak, prosedürler ve düzenlemeler üzerinde anlaşmak için toplanıyor. Bu, kendi başına, Gazze'deki suçlara ve iki devletli çözüme yönelik çabalara daha fazla siyasi ivme kazandırma fırsatı sunan iyi bir adım.

Konferansın öncesinde ve sonrasında Filistin devletinin daha fazla tanınmasına yönelik bir dizi adım atılması gerektiğine inanıyorum, çünkü çatışmanın barışçıl çözümüne destek, yalnızca ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde meşru Filistin haklarına yönelik açık bir desteğin toplanmasıyla elde edilebilir.

Konferans ayrıca, İsraillileri ihlallerinden sorumlu tutmak için bir dizi önlem ve tavsiye yayınlamalı ki eylemlerinin hesapsız kalmayacağı, uluslararası toplumun uluslararası normlara aykırı ihlaller karşısında eli kolu bağlı kalmayacağı yönünde net ve kararlı bir mesaj verilsin.

Ülkeler uygun pozisyonlar alır ve konferansta destekleyici kararlar, hesap sormaya dönük icraatlar açıklanırsa, İsrail'in Filistin davasını ortadan kaldırmaya yönelik mevcut politikalarının başarısızlıkla sonuçlanacağının, insanlık dışı güvenlik uygulamalarının kendisi için sonuçlarının kötü olacağının farkına varacağına inanıyorum. Bu görüş kanıtlanırsa, üç yıl içinde uygulanacak Mısır-Arap önerisine uygun olarak Gazze'deki durumu içeren kapsamlı bir plan önerilebilir. Buna ek olarak, beş ila sekiz yıl içinde 1967 sınırlarına dayalı bir Filistin devleti kurulması için bir yol haritası belirlenebilir. O zaman ve işgalin sona ermesi, başkalarının topraklarını işgal etmeyen devletler arasında bölgesel bir güvenlik kurumu ve sistemi kurulmasıyla İsrail ile Arap devletleri arasında normal ilişkiler kurulabileceği vurgulanabilir. Bu, anlaşmanın bölgesel ve BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere uluslararası olarak onaylanması, böylece hedefler konusunda önceden ve kapsamlı bir taahhütte bulunulması, ayrıntıların ve prosedürlerin müzakereye bırakılmaması anlamına geliyor

Mazlum halka destek olmadan, uluslararası ve insani hukukun bütün kurallarını ihlal eden  insanlık dışı işgalci devletten hesap sormadan, siyaset arenasını etkileme ve değiştirme fırsatı olmadığını bir kez daha vurguluyorum.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Melania Trump: Benim müdahalem olmasaydı tahliyeleri gerçekleştirmek imkânsız olurdu

ABD First Lady'si Melania Trump (AP)
ABD First Lady'si Melania Trump (AP)
TT

Melania Trump: Benim müdahalem olmasaydı tahliyeleri gerçekleştirmek imkânsız olurdu

ABD First Lady'si Melania Trump (AP)
ABD First Lady'si Melania Trump (AP)

ABD First Lady’si Melania Trump, Rusya’nın kontrolündeki Ukrayna kenti Oleşki’de ateşkes anlaşmasına varılmasını sağladığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın The Independent gazetesinden aktardığına göre izolasyon, kuşatma ve gıda tedarikindeki yetersizlikle mücadele eden kentte anlaşmanın, insani yardımların ulaştırılmasını ve sivillerin tahliyesini kolaylaştırması hedefleniyor.

Rus güçlerinin kontrolündeki Oleşki, cephe hattında yer alıyor ve yaklaşık 2 bin kişiye ev sahipliği yapıyor. Kent sakinleri, gıda ve insani yardımlara erişimlerini kısıtlayan kesintisiz kuşatma koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor.

Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamaya göre Melania Trump, dün Rusya’nın kentteki tüm askerî operasyonları durdurmayı kabul ettiğini bildirdi. Anlaşma, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasına ve sivillerin tahliyesi için özel bir güvenli koridor oluşturulmasına imkân sağlayacak.

Sınırlı ateşkesin 29 Ekim’de yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Melania Trump, “Oleşki’deki durum trajik. Cephe hattında bulunan kent, yaklaşan bir felaketle karşı karşıya. Kentte kalanların çoğu, acilen tıbbi bakım, ilaç, gıda ve temiz suya ihtiyaç duyan yaşlılardan oluşuyor” dedi.

Kent sakinlerinin elektrik tedarikinin kısıtlı olduğunu, mayınlarla döşenmiş yollar arasında yaşadıklarını ve sık sık askerî saldırılara maruz kaldıklarını belirten Trump, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim müdahalem olmasaydı kente insani yardım ulaştırmak veya yaşlıları buradan tahliye etmek imkânsız olurdu.”

Yardımların ulaştırılması için Rusya ve Ukrayna ile koordinasyon

Habere göre Melania Trump ve temsilcisi, anlaşmanın şartlarını belirlemek üzere Rusya ve Ukrayna liderlikleriyle doğrudan çalıştı.

ABD First Lady’si, “Her iki ülkeden sivil yetkililer, Oleşki sakinlerini evlerinde ziyaret ederek ihtiyaç duydukları yardımın düzeyini belirlemek üzere birlikte çalışacak” dedi.

Tahliye edilmek isteyen kent sakinlerine koordineli destek sağlanacağını ve tercih ettikleri yere ulaşabilmeleri için ulaşım imkânı sunulacağını belirten Trump, “Bazılarının Rusya’ya gitmek isteyeceğini, bazılarının ise Ukrayna’yı tercih edebileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kremlin anlaşmayı doğruladı, Ukrayna operasyonun genişletilmesini istiyor

Kremlin de dün anlaşmaya varıldığını doğrulayarak, ateşkesin uygulanmasına ilişkin takvimin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı.

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Komiseri Dmıtro Lubinets ise Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD First Lady’sinin sürece bizzat katılmasının Oleşki’deki insani operasyonun gerçekleştirilmesini mümkün kıldığını belirtti.

Lubinets, Ukrayna’nın operasyonun kapsamını diğer yerleşim birimlerini de içerecek şekilde genişletmek için çalıştığını ifade etti.

Birden fazla aşamada yürütülmesi planlanan operasyonun, Oleşki’ye ulaşan yolların mayınlardan temizlenmesini, gıda sevkiyatının düzenlenmesini ve kent sakinlerinin tahliyesini kapsayacağını kaydetti.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Misyonu’na göre Oleşki, Herson bölgesinde cephe hattında bulunan ve gıda sıkıntısı ile insani yardımlara erişimde kesintiler yaşayan yerleşim birimlerinden biri.


Türkiye: Libya’nın doğusu ile batısının yeniden birleşmesi “an meselesi”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
TT

Türkiye: Libya’nın doğusu ile batısının yeniden birleşmesi “an meselesi”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusu ve batısındaki rakip yönetimlerin yeniden birleştirilmesinin zamanının geldiğini belirterek, bu konuda yakın zamanda bir duyuru yapılabileceğinin sinyalini verdi.

Türkiye, yıllar süren çatışmalar boyunca Trablus’taki uluslararası alanda tanınan hükümeti destekledi. Ancak Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Ankara’nın son yıllarda Libya’nın doğusundaki yönetimle ilişkileri de belirgin biçimde iyileşti.

Fidan gazetecilere yaptığı açıklamada, “Doğu ile batının yeniden birleşmesinin kalıcı hâle getirilmesi için koşulların olgunlaştığı bir aşamaya geldik” dedi. Her iki tarafın da askerî yapılanmalara sahip olduğunu belirten Fidan, bu yapıların ulusal bir ordu çatısı altında birleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Deniz sınırlarının belirlenmesi

Fidan’ın açıklamaları, aralarında Mısır’ın da bulunduğu Avrupa ve bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarının İstanbul’da katıldığı toplantının sonrasında yapıldı.

Fidan, “Ulusal birliğin en önemli dayanaklarından biri, hâlihazırda iki tarafın kontrolünde bulunan askerî birliklerin tek bir çatı altında nasıl bir araya getirileceğidir” dedi.

Dışişleri Bakanı, “İnşallah, bu dosyayla ilgili Türkiye’den çok yakında çok güzel haberler duyacaksınız” ifadelerini kullandı.

Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptını salı günü onayladı. Söz konusu anlaşma, ilk kez imzalandığı 2019 yılında reddedilmişti.

Anlaşma, başta İtalya ve Yunanistan olmak üzere Avrupa Birliği’nin tepkisini çekerken, Mısır da Akdeniz’deki haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle anlaşmaya itiraz etti.

Fidan, “Türkiye bu konuda son derece yapıcı bir tutum sergiliyor” diyerek, “Türkiye, İtalya ve Mısır, bütün tarafların endişelerini ele almak üzere bir araya gelebilir” diye konuştu.

İran savaşı

Fidan, İran’a yönelik yeni bir saldırının gerilimi artırarak çatışmanın kapsamını genişleteceği uyarısında bulundu. Savaşın sona erdirilmesinin tek yolunun diplomasi ve diyalog olduğunu vurguladı.

Fidan, “İran’a yönelik yeni bir saldırının bölgedeki savaşın kapsamını genişleteceği konusunda hepimiz hemfikiriz. İran’a askerî müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Şu anda kimse bunu kabul etmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da gün içinde gerçekleştirilen toplantıların ardından yaptığı açıklamada, İran ile ABD arasında yaşanacak yeni bir gerilimin herkesi kayba uğratacağını ve petrol fiyatlarının yükselmesine yol açacağını söyledi.

Açıklamalar, The New York Times gazetesinin çarşamba günü yayımladığı bir haberin ardından geldi. Haberde, ABD ve İsrail ordularının gelecek ay yapılacak ABD Kongresi ara seçimlerinin ardından İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlemek üzere ayrıntılı planlar hazırladığı öne sürülmüştü.


Washington İran’la uzun süreli bir savaşa hazırlanıyor

Gemiler, Umman’ın Musandem bölgesinden görüldüğü üzere Hürmüz Boğazı’nda, 23 Ekim (Reuters)
Gemiler, Umman’ın Musandem bölgesinden görüldüğü üzere Hürmüz Boğazı’nda, 23 Ekim (Reuters)
TT

Washington İran’la uzun süreli bir savaşa hazırlanıyor

Gemiler, Umman’ın Musandem bölgesinden görüldüğü üzere Hürmüz Boğazı’nda, 23 Ekim (Reuters)
Gemiler, Umman’ın Musandem bölgesinden görüldüğü üzere Hürmüz Boğazı’nda, 23 Ekim (Reuters)

Washington, Tahran’la uzun süreli bir çatışma senaryosuna hazırlanıyor. Bu süreçte, ABD Kongresi ara seçimlerinden önce veya sonra İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlenebileceğine ilişkin haberler artarken, Başkan Donald Trump savaşın yakında sona erebileceğini belirtiyor.

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Mike Waltz, Washington’un İran’la çatışmanın uzun süre devam etmesi ihtimaline karşı hazırlık yaptığını doğruladı. ABD yönetimi, saldırılar ve ekonomik yaptırımlar yoluyla Tahran’a nükleer programı konusunda tavizler verdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisini yeniden sağlamayı umuyor.

Öte yandan Trump, Washington’un İran’ı kontrol altına alabileceğini ve ülkenin petrolüne el koyabileceğini söyledi.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack da Trump’ın Tahran’a anlaşmaya varması için defalarca fırsat tanıdığını belirterek, hafta sonu İran’a yönelik bir Amerikan saldırısı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı.