İsrail, Yemen açıklarında askeri üs arayışında

Kızıldeniz'deki seçenekler arasında Somaliland, Eritre ve Etiyopya yer alıyor

İsrail, Yemen açıklarında askeri üs arayışında
TT

İsrail, Yemen açıklarında askeri üs arayışında

İsrail, Yemen açıklarında askeri üs arayışında

Somaliland, 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana uluslararası tanınma peşinde koşuyor. Bu yüzden de stratejik ortaklıkları bu hedefe ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. İsrail'in 2024 yılının sonlarında Somaliland'a gizlice yaklaşarak, resmi olarak tanıması karşılığında topraklarında bir askeri üs kurma teklifinde bulunduğu yönünde haberler basın yer aldı. Diplomatik kaynaklara göre bu yöndeki bir anlaşmaya varılmasını kolaylaştırmak amacıyla iki taraf arasında görüşmeler yapılıyor. Basında çıkan haberlere göre Somaliland, İsrail'in onu tanıması ve ülkeye yatırım yapması şartıyla askeri üs kurma talebini kabul etmeye hazırlanıyor.

Bu müzakereler şimdiye kadar gizli olarak yürütüldü ve bu yılın ortalarına kadar resmi bir anlaşma açıklanmadı. Ancak İsrailli basınında yer alanlar da dahil olmak üzere birçok haber raporunda görüşmelerin devam ettiği ve olası bir anlaşmaya doğru ilerlediği teyit ediliyor. Somaliland yönetimi, bu konuda açıkça olumlu bir tutum sergiliyor. Kısa bir süre önce seçilen Somaliland lideri Abdurrahman Muhammed Abdullahi, ‘yakında’ uluslararası tanınırlığa sahip olacaklarını belirtti ve bu tür bir ilerlemenin güvenlik iş birliğini de içeren büyük güçlerle yapılacak anlaşmalardan kaynaklanabileceğini ima etti.

Sokotra, Sudan ve Eritre

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre İsrail'in Kızıldeniz'deki stratejik ilgisini çeken tek yer Somaliland değil. Diğer önemli yerlerden biri de Yemen'in Sokotra takımadaları. Basında yer alan haberlere göre İsrail, Afrika Boynuzu'ndaki ‘stratejik derinliğini güçlendirmek’ için buraya bir askeri ve istihbarat üssü kurmak istiyor. Aynı haberlere göre Socotra'nın bir parçası olan Abdulkuri adasında inşaat çalışmaları devam ediyor ve Yemen'in güneyindeki askeri ihtiyaçları karşılamak için bir liman, pist ve helikopter pisti inşa edildi. İsrail'in bu tesislerden inşaatın tamamlanmasından sonra yararlanıp yararlanmayacağı bilinmiyor.

İsrail'in Eritre'de, özellikle Kızıldeniz'deki Dahlak takımadalarında gizli de olsa eski bir tesise sahip olduğu ve burada, Babu’l Mendeb Boğazı'ndaki deniz trafiğini izlemek ve İran ile Husilerin bölgedeki faaliyetlerini takip etmek için kullanılan bir istihbarat ve deniz üssü bulunduğu düşünülüyor.

Babu’l-Mendeb Boğazı, dünya ticaretinin büyük bir kısmının geçtiği ve Süveyş Kanalı'nın hayati bir kapısı olan, dünyanın en önemli deniz geçitlerinden biri.

İsrail, Kızıldeniz’e erişim sağlayan diğer bölgelere de ilgi gösterdi. Örneğin Sudan, 2020 yılında İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini prensipte kabul etmiş ve bu da gelecekte güvenlik alanında iş birliğine kapıyı aralamıştı. Ancak Sudan'daki karışıklıklar bu planların dondurulmasına neden oldu. İran da son zamanlarda devreye girerek, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) komutanı Muhammed Hamdan Dagalu ile mücadele etmek için Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’a bağlı güçlere silah sağladı.

Tahran'ın Sudan’da bir deniz üssü istediği söyleniyor. Öte yandan Etiyopya kısa bir süre önce Somaliland ile Berbera Limanı’nda bir deniz üssü kiralamak için anlaşma imzaladı. Bu durum, Somaliland'ın kıyılarının stratejik bir hedef haline geldiğini gösteriyor.

Jeopolitik yansımalar

Babu’l-Mendeb Boğazı, dünya ticaretinin büyük bir kısmının geçtiği ve Süveyş Kanalı'nın hayati bir kapısı olan dünyanın en önemli deniz geçitlerinden biri. Bu boğazın yakınlarında, örneğin Somaliland’da İsrail tarafından bir askeri üs kurulmasının jeopolitik açıdan büyük yansımaları olur. Bir yandan, korsanlık ve isyancı saldırılarının yaşandığı bu bölgede İsrail'in savunma ve keşif kapasitesinin artmasıyla Kızıldeniz'deki deniz trafiğinin güvenliği artırılabilir.

Ancak diğer yandan, Kızıldeniz'in girişinde kurulacak bir İsrail üssü, bölgedeki dengeleri de etkiler. Bu, İsrail'e Afrika Boynuzu'nda bir dayanak noktası sağlayacaktır. Küresel ve bölgesel güçlerin nüfuz için rekabet ettiği bu bölgede bir üs kurulması, İbrahim (Abraham) Anlaşmaları çerçevesindeki ittifakın bir parçası olarak görülebilir. Ayrıca, İsrail'in Hint Okyanusu'ndaki askeri varlığının bir uzantısı olarak da görülebilir. İran ve vekilleri, özellikle Husiler, bu adımı doğrudan bir tehdit olarak görecektir. Bu yüzden saldırı için harekete geçebilirler.

Ekonomisi Süveyş Kanalı’ndan elde ettiği gelirlere büyük ölçüde bağımlı olan Mısır ise bu gelişmeyi dikkatle takip ediyor. Bazı Mısırlılar, İsrail’in Somaliland'da kurması muhtemel askeri üssü Kızıldeniz'in güvenliği ve Mısır'ın güney kanadı için stratejik bir tehdit olarak görüyor. Ayrıca Afrika'da, İsrail'in Somaliland'ı tanımasının diğer ayrılıkçı hareketleri teşvik edebileceği ve bu durumun İsrail'in Afrika ülkeleriyle ilişkilerini karmaşık hale getirebileceği endişesi de hakim.

İsrail ile Husiler arasındaki bu ilk doğrudan çatışma, İsrail'i Kızıldeniz'deki varlığını güçlendirmeye ve Afrika Boynuzu'nda herhangi bir tehdidi izlemek ve önlemek için ileri bir üs kurmaya itti.

İnşaatın gizlice başladığına dair bazı işaretler

İsrail ve Somaliland arasında resmi bir anlaşma açıklanmamış olsa da sahada askeri hazırlıkların yapıldığına dair birtakım işaretler var. Abdulkuri Adası’nda, bir liman, uçak pisti ve helikopter pisti gibi askeri üs kurulmasına uygun tesislerin inşa edildiği gözlemlendi. Ayrıca Somaliland, daha önce Berbera'da bir üssün inşa edilmesine izin vermişti. Bu üs daha sonra İsrail askerlerinin konuşlandırılması için de kullanılabilir.

Kaynaklar, İsrail'in ihtiyaçlarına uygun bir bölge hazırlamak için yerel ortakların gözetiminde inşaat çalışmalarının sürdüğünü ve İsrail yapımı bir radar sisteminin, Husilerin füze saldırılarını izlemek için Somali'nin kuzeyinde (muhtemelen Somaliland'da) konuşlandırılabileceğini belirtti. Bu radarla İsrail, Yemen'den gelebilecek olası saldırılara karşı erken uyarı almayı planlıyor.

Operasyonel açıdan bakıldığında İsrail, 2023 yılı sonlarında Kızıldeniz yakınlarında deniz birimleri konuşlandırdı ve 2024 sonlarına kadar Husilerin füze saldırılarına yanıt olarak Yemen'deki hedeflere hava saldırıları düzenledi. Tüm bunlar, İsrail'in kalıcı bir üs kurmadan önce bile bölgede aktif olarak faaliyet gösterebildiğini kanıtlıyor.

İsrail ile Husiler arasındaki çatışmanın arka planı

Husiler, 2023 ekiminde Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından bu yana Gazze'deki müttefiki Hamas ile dayanışmasını göstererek özellikle de Lübnan'daki Hizbullah'ın güçlerinin yok edilmesinden sonra İsrail'e savaş ilan etti, Bu üç örgüt, İran ile uzun süredir devam eden ilişkileriyle birbirine bağlı.

Husiler, İsrail'e özellikle de Kızıldeniz kıyısındaki Eilat şehrine insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle saldırmaya başladı. Husilere ait bir İHA, 27 Ekim 2023'te Eilat semalarına ulaştı ve orada infilak etti. Bu, İsrail ordu kademesi için beklenmedik bir gelişmeydi. Daha sonra saldırılarını yoğunlaştırarak Eilat şehrini birçok kez hedef alan Husiler, İsrail'e giden veya İsrail'den gelen her geminin meşru bir hedef olduğunu duyurdular. Husiler, 2023 yılının aralık ayında, ticari gemilere füze saldırısı düzenlediler. Bu saldırılar, Maersk ve Hapag-Lloyd gibi büyük şirketlerin Babu’l-Mendeb Boğazı'ndan geçişleri geçici olarak askıya almasına neden oldu.

İsrail bu saldırılara karşı, 2024 aralığında Hudeyde ve Sanaa'da Husilere ait tesisleri hedef alan hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, ABD'nin Kızıldeniz’deki seyrüsefer güvenliğini sağlamak için yürüttüğü güvenlik çabalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. ABD Donanması, Husilerin füzelerini ve İHA’larını düşürerek etkisiz hale getirdi.

İsrail ile Husiler arasındaki bu ilk doğrudan çatışma, İsrail'i Kızıldeniz'deki varlığını güçlendirmeye ve Afrika Boynuzu'nda herhangi bir tehdidi izlemek ve önlemek için ileri bir üs kurmaya itti.

İsrail, Somaliland'da bir üs kurarsa donanması Kızıldeniz'in güneyinde kalıcı bir stratejik konuma sahip olacak ve bu da ticari geçişleri izleme, güvenliğini sağlama ve Husiler ile İran tarafından gelebilecek tehditleri püskürtme kabiliyetini artıracak.

İsrail'in deniz gücü

İsrail donanması her zaman Akdeniz'de konuşlu olsa da Yemen'den artarak gelen tehditler onu, başta Dome-C sistemi ile donatılmış modern Sa'ar 6 sınıfı korvetler olmak üzere güçlerini Kızıldeniz'e kaydırmaya zorladı. Bu korverlerden biri geçtiğimiz yıl nisan ayında Kızıldeniz üzerinde Husilere ait bir İHA’yı düşürdü. Böylece Dome-C sistemi ilk kez başarıyla kullanılmış oldu. Ayrıca, İsrail'in uzun menzilli füzeler taşıyabildiği söylenen Dolphin denizaltılarının Kızıldeniz'de devriye gezdiği düşünülüyor. Mısır, daha önce birkaç kez Dolphin denizaltıların Süveyş Kanalı'ndan geçmesine izin vermişti.

İsrail donanması, ABD liderliğindeki Birleşik Deniz Gücü'nün Birleşik Görev Gücü (CTF) 153 gibi uluslararası ittifaklara da katılıyor ve bazı Körfez ülkeleriyle ortak tatbikatlar gerçekleştiriyor. Bu faaliyetler, İsrail'in Kızıldeniz'in güvenliğini sağlamada merkezi bir rol oynamaya çalıştığını gösteriyor.

İsrail, Somaliland'da bir üs kurarsa donanması Kızıldeniz'in güneyinde kalıcı bir stratejik konuma sahip olacak ve bu da ticari geçişleri izleme, güvenliğini sağlama, Husiler ile İran tarafından gelebilecek tehditleri püskürtme ve bu hayati öne sahip seyrüsefer güzergahında hem kendisinin hemde müttefiklerinin çıkarlarını koruma kabiliyetini artıracak.



Çetelerin kıskacındaki ülkenin Savunma Bakanlığı Müsteşarı kaçırıldı

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
TT

Çetelerin kıskacındaki ülkenin Savunma Bakanlığı Müsteşarı kaçırıldı

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)

AP'nin haberine göre, Haiti Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Başmüfettişi James Boyard, başkent Port-au-Prince'in güvenli kabul edilen az sayıdaki yerinden biri olan Bourdon'da perşembe alıkondu. 

ABD merkezli haber ajansı, Boyard'ın Karayip ülkesinde son yıllarda kaçırılan en yetkili kişi olduğuna dikkat çekiyor. 

Siyasetbilimci Boyard, Haiti ordusu ve polisinin yeniden yapılandırılmasına yardımcı olmakla görevlendirilmişti. 

Gözler, başkentin en az yüzde 70'ini kontrol eden çete koalisyonu Viv Ansanm'a çevrilse de bu eylemi kimin gerçekleştirdiği net değil. Fidye istenip istenmediği de henüz açıklanmadı. 

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'nun (International Crisis Group) uzmanlarından Diego Da Rin, "Bu kadar üst düzeydeki bir kişi, ciddi şekilde korunur" dedi. 

Haiti analisti, bu eylemi gerçekleştirmek için iyi bir plan yapılması gerektiğini ve güvenlik ekibinden ya da korumalara yakın birinin olayda parmağı olabileceğini söyledi. 

Port-au-Prince'in güvenli kabul edilen bölgelerindeki benzer olayların sayısının arttığını aktaran Da Rin, bazen çete üyelerinin polis üniforması giyerek otomobilleri durdurduğunu belirtti. 

Çifte vatandaşların ve kamu görevlilerinin kaçırılmasının, daha fazla fidye almak ve yetkilileri çetelere operasyon düzenlemekten caydırmak gibi hedefleri olabileceğini sözlerine ekledi. 

Birleşmiş Milletler'in yayımladığı bir raporda, Aralık 2025 - Şubat 2026 döneminde çoğu erkek 267 kişinin kaçırıldığını bildirmişti. 

2025'te 1268, 2024'teyse 2 bin 58 kişinin alıkonduğu aynı raporda ifade edilmişti.

Temmuz 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moise'ye suikast düzenlenmesi ve aynı yıl ağustosta 2 bin 200'den fazla kişinin ölümüne neden olan 7,2 büyüklüğündeki deprem, 11 milyonu aşkın nüfuslu Haiti'deki toplumsal huzursuzluğu artırdı. 

Haiti'de düzeni sağlama çabaları bir türlü istenen sonuçları vermiyor.

Independent Türkçe, CNN, AP


Bluesky: Rusya dezenformasyon yaymak için platforma sızıyor

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
TT

Bluesky: Rusya dezenformasyon yaymak için platforma sızıyor

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce çevrimiçi hesabı ele geçirerek, Rusya'nın 4 yıldır süren Ukrayna savaşında kamuoyunun Ukrayna'ya desteğini zayıflatmayı amaçlayan sahte haberler yayımladı.

The New York Times'ın şirket ve Clemson Üniversitesi araştırmacılarına atıfta bulunarak bildirdiğine göre, nisandan itibaren dalgalar halinde ortaya çıkmaya başlayan ve Rusya’nın çevrimiçi dezenformasyon faaliyetlerinde belirgin bir tırmanışa işaret eden 2 bine yakın gönderi, Bluesky tarafından kaldırıldı.

Clemson'ın Medya Adli Bilişim Merkezi direktörü gazeteye, yıllarca uydurma içerikli sahte hesaplara güvenen Rusların "açıkça hâlâ denemeler yaptığını" söyledi.

Darren Linvill, "Her zaman denemeler yapıyorlar" dedi.

Clemson araştırmacıları ve dTeam adlı internet izleme grubu, gönderileri Moskova merkezli Social Design Agency şirketiyle ilişkilendirdi.

The Independent, yorum almak için Bluesky'la iletişime geçti ancak The Times'a bunun "sektör genelinde bir sorun" olduğunu söyleyen şirket, "Koordineli sahte kampanyaları tespit edip engellemeye önemli kaynaklar ayırıyoruz" diye ekledi.

Clemson ayrıca, bu siber saldırı kampanyasını, meşru haber kuruluşlarından çıkmış gibi görünen sahte haberlerin yayılmasını içeren bir Kremlin etki operasyonuyla ilişkilendirdi; bu, doğrulama kuruluşlarının bu haberleri çürütmesini sağlayarak asılsız iddiaları yaymayı amaçlayan bir girişim gibi görünüyor.

The Times'ın bildirdiğine göre, Social Design Agency yorum talebine yanıt vermedi.

Hackerların gazeteciler, profesörler, bir anketçi, bir anime sanatçısı ve bir Hollywood film yapımcısı da dahil kendi alanlarında etkili kabul edilen Bluesky kullanıcılarını hedef aldığı bildirildi. Film yapımcısının hesabında, yapay zeka yazılımının bir Kanada polis memurunun Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u eleştirdiği izlenimini verdiği bir video yayımlandı.

Bluesky, ele geçirilen bazı hesapları sahipleri sıfırlama talebinde bulunana kadar askıya aldı; The Baltimore Banner muhabiri Pamela Wood, hedef alındığını bu şekilde öğrendi.

Wood, The Times'a, 28 Nisan'da tatildeyken hesabının kilitlendiğini söyledi. Hesap,The New York Post'un Ukrayna'yı geçen ay Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik suikast girişimiyle ilişkilendirdiğine dair yanlış bir iddia içeren bir video yayımlamak için kullanıldı.

scdfvgth
Rus dezenformasyonu, Ukrayna'yı 25 Nisan 2026'da Başkan Donald Trump'a yönelik suikast girişimine yanlış bir şekilde bağlayan bir gönderiyi de içeriyordu. Trump fotoğrafta Washington Hilton otelindeki olaydan kısa süre sonra Beyaz Saray'da konuşurken görülüyor (AFP)

Wood, "Bluesky fazla bilgi vermedi ancak hesabımın ele geçirilmiş veya tehlikeye atılmış olabileceğini öne sürdü" dedi.

Hesabım oldukça sıradan, neredeyse sadece haberlerimi yayımlıyorum ve birkaç gündür Bluesky'a girmemiştim bile, bu yüzden ele geçirilmiş olması en mantıklısıydı.

Clemson'ın araştırmasına dahil olmayan Institute for Strategic Dialogue araştırmacısı Joseph Bodnar, bu siber saldırı operasyon hakkında, “Genellikle gördüğümüzden çok daha sofistike bir operasyondu" dedi.

Bodnar, The Times'a, "Genellikle X'te ele geçirilmiş hesapların kullanıldığını görüyoruz ancak bunlar rastgele, bilinmeyen ve çılgın profil resimlerine sahip hesaplar" dedi.

Kısmen tanınmış veya saygın birini hedef almıyorlar.

Başlangıçta sadece davetle erişilebilen Bluesky platformu, Şubat 2024'te genel kullanıma açılmış ve X'in sahibi milyarder Elon Musk'ın Trump'ın yeniden seçilmesine desteğini açıklamasının ardından popülaritesi artmıştı. Ancak The Times'a göre, Bluesky'nin 42 milyon kullanıcısı, X'in yaklaşık 600 milyon kullanıcısıyla karşılaştırıldığında epey az kalıyor.

Independent Türkçe


İtalya’da aşırı sağda yeni güç: Vannacci Meloni’ye meydan okuyor

İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
TT

İtalya’da aşırı sağda yeni güç: Vannacci Meloni’ye meydan okuyor

İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin iktidarını sürdürme umutları, aşırı sağcı General Roberto Vannacci’nin yeni siyasi hareketini başlatmasıyla yeni bir sınamayla karşı karşıya kaldı. Vannacci, pazar günü kurduğu aşırı sağcı partisiyle, gelecek yıl yapılması planlanan genel seçimler öncesinde İtalya’yı daha sert ve milliyetçi bir çizgiye taşımayı hedeflediğini açıkladı.

Bir parti yetkilisi tarafından “çağımızın Julius Caesar’ı” olarak tanıtılan 57 yaşındaki eski paraşütçü general, “Ulusal Gelecek” (Futuro Nazionale) adlı partisinin kuruluş kongresinde coşkulu bir kalabalık tarafından “General, General, General” sloganlarıyla karşılandı.

Vannacci konuşmasında, “Biz dışlananları ve alt sınıfları temsil ediyoruz; bununla da gurur duyuyoruz” dedi. Dört ay önce Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini liderliğindeki Lig Partisi’nden ayrılan Vannacci, Meloni’nin muhafazakâr ittifakını geride bırakarak sağ seçmenin desteğini kazanmayı amaçlıyor.

dse8kı
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Vannacci’nin popülist hareketi kamuoyu yoklamalarında şimdiden yaklaşık yüzde 5’lik bir desteğe ulaşmış durumda. Bu oran, Lig Partisi ile rekabet edebilecek seviyeye yaklaşırken, Meloni’nin gelecek yılki seçimlerde iktidarını koruma umutlarını da zora sokabilir. Ancak bu durumun önüne geçmek için Vannacci ile olası bir seçim ittifakına gidilmesi de Meloni açısından ciddi riskler taşıyor.

Böyle bir iş birliği, Vannacci’nin Avrupa Birliği karşıtı ve Rusya’ya yakın tutumu ile Almanya’daki Alternative for Germany (AfD) gibi Avrupa’daki aşırı sağ partilerle kurduğu yakın ilişkiler nedeniyle, Meloni’nin daha ılımlı seçmenlerini uzaklaştırabilir.

Kendisini İtalya’da göç konusunda en sert tutumu benimseyen siyasetçi olarak tanımlayan Vannacci, ülkedeki yabancı nüfus oranını yüzde 12 seviyesinden yüzde 4’e düşürmek istediğini söyledi.

Destekçilerinin tezahüratları eşliğinde konuşan Vannacci, “Bizim bir göç programımız yok; bizim sınır dışı etme programımız var” ifadelerini kullandı.

İtalya, dünyanın en düşük cinayet ve şiddet suçları oranlarından birine sahip olmasına rağmen, Vannacci önceliğinin güvenlik ve savunma olacağını belirtti. Suçlulara karşı hiçbir taviz vermeyeceğini söyleyen aşırı sağcı lider, daha fazla cezaevi inşa etme sözü verdi.

Vannacci ayrıca, Başbakan Giorgia Meloni’yi seçim vaatlerinin önemli bir bölümünden geri adım atmakla suçladı. Buna karşılık kendi programının tutarlı ve kalıcı olduğunu vurgulayarak, “Bizim çizgimiz değişmeyecek” mesajını verdi.