ABD neden İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına mesafeli yaklaşıyor?

Trump, Tahran'a ‘her şey çökmeden önce’ anlaşma çağrısı yaptı

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)
TT

ABD neden İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına mesafeli yaklaşıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)

ABD istihbarat kurumları İsrail'in İran'ın nükleer programlarına verdiği zararı incelemeye çalışırken, Başkan Donald Trump yönetimi ABD'nin, üst düzey askeri liderleri, nükleer bilim adamlarını ve İran topraklarının çeşitli bölgelerindeki askeri tesisleri hedef alan İsrail operasyonuna katılmadığını ya da desteklemediğini iddia etmeye devam etti.

Trump, İranlı yetkilileri önceki politikalarını sürdürmemeleri konusunda sert bir şekilde uyarmakla yetindi ve sonraki İsrail saldırılarının ‘daha şiddetli’ olacağını söyledi. Ancak Trump, 12 Nisan'da İran rejimine verdiği ve 12 Haziran Cuma günü şafak vakti sona eren 60 günlük süreyi hatırlatarak bir ‘anlaşmaya’ varılmasını istedi. Trump ve diğer ABD'li yetkililer, ABD'yi İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarından uzak tutmaya çalıştılar.

Trump'ın popülist tabanının önemli bir kısmı onu dünyadaki ‘ebedi savaşları ve çatışmaları’ sona erdirmek isteyen bir ‘barış adamı’ olarak görüyor ve bunu, varoluşsal tehdit altında olması halinde kilit müttefik İsrail'e yardım etmek de dahil olmak üzere, mecbur kalmadıkça İran veya başka bir ülkeyle savaşa girerek yapamayacağını düşünüyor. Trump, nükleer programlarından ve Ortadoğu ve dünya genelinde istikrarı bozucu rolünden kurtulmak için İran ile ‘diplomatik bir anlaşmaya’ varmak istiyor.

Trump'ın önbilgisi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Haziran'da İran'a yönelik askeri saldırılar hakkında bir konuşma yaparken (AFP)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Haziran'da İran'a yönelik askeri saldırılar hakkında bir konuşma yaparken (AFP)

Trump yönetiminin çatışma hattına girmekten kaçınması, birçok yetkilisinin Ortadoğu'yu yeni bir şiddet dalgasına sürükleme ve Trump'ın İran'ın nükleer programının geliştirilmesini durdurmak için müzakere edilmiş bir anlaşmaya varma umutlarını (programın önemli parçalarını yok ettikten ve nükleer bomba yapmak için çalışıyor olabilecek birçok İranlı nükleer bilim adamını öldürdükten sonra bile) ortadan kaldırma olasılığına ilişkin gerçek endişelerinden kaynaklanıyor.

ABD medyasına verdiği çok sayıda röportajda Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a savaş ilan etme ve nükleer programlarını yok etmek için geniş çaplı askeri operasyonlar düzenleme planlarından önceden haberdar olduğunu açıkladı. Trump, Wall Street Journal'ın İsrailli yetkililerin ABD'li mevkidaşlarını saldırı planları konusunda bilgilendirip bilgilendirmedikleri sorusuna telefonda şu yanıtı verdi: “Bilgilendirme mi? Bilgilendirme değildi ama neler olduğunu biliyorduk.” ABC'ye verdiği demeçte saldırıların ‘mükemmel olduğunu’ belirten Trump, “Daha fazlası da gelecek” dedi. Trump belki de bu ifadesiyle perşembe akşamı yaptıkları telefon görüşmesinde Netanyahu'dan duyduklarına atıfta bulundu.

ABD'li analistler, Netanyahu'nun Başkan Trump'ın seçilmesinin ardından İran'a saldırı düzenlemeye karar verdiğine ve bunu bir ‘fırsat penceresi’ olarak gördüğüne inanıyor. Trump'ın İran'ın nükleer hedefleri konusunda diplomatik bir anlaşma arayışına girmesine ve hatta Netanyahu'dan saldırıyı ertelemesini istemesine rağmen, Trump zaman zaman saldırı fikrini kabul etme konusunda Başkan Biden'dan daha istekli görünüyordu. New York'taki İsrail Politika Forumu'nda analist olan Michael Koplow, “Trump'ın seçilmesi Netanyahu'ya inandırıcı bir askeri tehdidi desteklemeye istekli bir başkan verdi. Netanyahu'nun İran'ın nükleer programıyla askerî harekât yoluyla başa çıkma tercihi yıllardır çok açıktı ve sonunda mükemmel bir fırsat yakaladı” ifadelerini kullandı.

Diplomatik kanallar

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff liderliğindeki müzakere heyeti ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki İran ekibi arasında Umman'da yarın (pazar) yapılması planlanan dolaylı nükleer müzakerelerin altıncı turunu çevreleyen belirsizliğe rağmen Trump, ABD'nin 2018'deki ilk döneminde çekildiği 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın yerini alacak bir anlaşmaya varılması için İran'la diplomatik kanalların açık tutulması çağrısında bulundu. İran'ın ‘her şey çökmeden önce’ bir anlaşmaya varması gerektiğini söyleyen Trump, ABD'nin İran'a karşı askeri operasyonlara girişme ihtimalini kastedip etmediğine açıklık getirmedi.

İsrail'in İran'ın başkenti Tahran'a saldırmasının ardından bir apartmanda meydana gelen patlamanın olduğu yerde çalışan itfaiyeciler (AP)İsrail'in İran'ın başkenti Tahran'a saldırmasının ardından bir apartmanda meydana gelen patlamanın olduğu yerde çalışan itfaiyeciler (AP)

Eski ABD'li yetkililer ve analistlere göre İsrail saldırısı, derin nüfuzlu bombaların kullanımı ve İsrail uçaklarına yakıt ikmali için ABD desteği olmaksızın, İran'ın bazıları yeraltının derinliklerinde bulunan nükleer tesislerinde ‘sınırlı’ hasara neden olabilir.

Başkan Trump, İsrail saldırılarının ‘tek taraflı bir eylem’ olduğunu en başından beri ilan eden Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından iletilen ilk mesajı yineledi ve İsrail'in ‘gerekli bir meşru müdafaa önlemi’ olarak tanımladığı operasyonlara ABD'nin ‘dahil olmadığını’ vurguladı. Trump, “İran, ABD çıkarlarını ya da personelini hedef almamalıdır” dedi.

İran'ın misilleme yapması halinde, ABD'nin İsrail'in kendisini savunmasına, eski Başkan Joe Biden'ın görev süresi boyunca iki kez yaptığı gibi İran'a ait insansız hava araçlarını (İHA) ya da füzeleri düşürmek için çalışmak da dahil olmak üzere yardım edip etmeyeceği de belirsiz. Washington Post'un ismini vermediği bir ABD'li yetkiliden aktardığına göre, Tahran'ın herhangi bir saldırıya hem İsrail'i hem de Ortadoğu'daki ABD güçlerini ve tesislerini hedef alan karşı saldırılarla yanıt verme tehdidini yinelemesi ışığında bu Başkan Trump'a bağlı.

İşte bu risk, ABD'nin bu hafta bölgedeki varlığını azaltmak için hızlı hareket etmesine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı Irak'tan bazı personelin tahliyesine izin verirken ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da bölgedeki askeri aile üyelerinin ayrılmasına yeşil ışık yaktı. Dışişleri Bakanlığı, ABD personelinin Ortadoğu'dan toplu tahliyesi durumunda etkili olmak üzere tasarlanmış yeni bir Ortadoğu Görev Gücü oluşturdu. Bu da Trump yönetiminin bölgede Amerikalıları tehdit edebilecek büyük bir tırmanış beklediğini gösteriyor.

Gizli program mı?

Ancak ABD'li yetkililer, son haftalarda istihbarat kurumlarının, İran'ın gelişmiş uranyum zenginleştirme çalışmalarına rağmen, bu çabayı gerçek bir nükleer silaha dönüştürmek için harekete geçmediği yönündeki uzun süredir devam eden değerlendirmelerini değiştirmediklerini, bunun da İran'ın nükleer programı hakkında genellikle daha alarmist bir görüşe sahip olan ve yakın zamanda ‘aylar veya en fazla bir yıl içinde nükleer silah üretebilecek’ gizli bir İran programı hakkında istihbarattan bahseden üst düzey İsrailli yetkililerin değerlendirmelerine katılmadıklarının tutarlı bir işareti olduğunu bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Nisan'da İran'la nükleer müzakereleri duyurduğu toplantı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile konuşuyor. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 7 Nisan'da İran'la nükleer müzakereleri duyurduğu toplantı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile konuşuyor. (Reuters)

Ancak İsrailli yetkililer ve Trump yönetimindeki mevkidaşları, İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamanın tek yolunun zenginleştirme kapasitesini ortadan kaldırmak ya da yok etmek olduğu konusunda hemfikir olduklarını vurguladılar.

Trump, İran'ın nükleer faaliyetlerini engellemek için diplomatik bir anlaşmaya vararak savaştan kaçınmayı ve bunun karşılığında da İran ekonomisini sıkıştıran ekonomik yaptırımları hafifletmeyi umuyor.

Ortadoğu'da yeni bir askeri çatışma ihtimali, Trump'ın yakın çevresindeki ve dışındaki Make America Great Again (MAGA) destekçilerini alarma geçirdi ve bunların çoğu savaş karşıtı mesajı nedeniyle Başkan Trump'ın arkasında toplandı. X platformundaki MAGA podcastinin sunucusu Jack Posobiec, ‘İran'a doğrudan bir saldırının Trump koalisyonunda feci bir bölünmeye neden olacağı’ uyarısında bulunarak, “Trump akıllıca yeni savaşlar başlatılmasına karşı çıktı. Kararsız eyaletler -ki ara seçimler çok uzakta değil- ve çok az sayıdaki kongre çoğunluğu da buna oy verdi. Önce Amerika!” ifadelerini kullandı.



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”