İsrail-İran çatışması küresel ekonomiyi nasıl tehdit ediyor?

Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nda Nikkei 225 endeksini gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)
Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nda Nikkei 225 endeksini gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)
TT

İsrail-İran çatışması küresel ekonomiyi nasıl tehdit ediyor?

Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nda Nikkei 225 endeksini gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)
Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nda Nikkei 225 endeksini gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)

Ortadoğu'da İsrail ile İran arasındaki çatışma şiddetlenirken, dünya bu gerilimin olası ekonomik yansımaları konusunda endişe duyuyor. Bu hayati bölgede yaşananlar sadece çatışan ülkeleri değil, aynı zamanda birkaç kilit kanal aracılığıyla tüm küresel ekonomiyi etkiliyor; finansal ve ticari istikrarı tehdit ediyor.

cshy
Tahran'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir binanın enkazında çalışan arama-kurtarma ekipleri (AFP)

İsrail-İran çatışmasının küresel ekonomi üzerindeki temel etkileri neler?

* Enerji fiyatları... Enflasyonu ateşleyecek bir kıvılcım

Ortadoğu küresel enerjinin can damarıdır ve petrol ve gaz tedarikinin büyük bir kısmı Hürmüz Boğazı gibi hayati önem taşıyan su yollarından geçmektedir. İster petrol tesislerine doğrudan saldırılar isterse seyrüsefere yönelik tehditler yoluyla olsun, bu kaynakların kesintiye uğraması kaçınılmaz olarak petrol ve gaz fiyatlarında bir artışa yol açacaktır. İran, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 3'ünü ve gazının yüzde 7'sini üreterek küresel enerji piyasasında önemli bir oyuncu konumunda.

tyu7
Tacoma'daki American Oil and Refining Company (EPA)

Enerji fiyatlarındaki bu artış bölgeyle sınırlı kalmayacak, doğrudan küresel enflasyona dönüşerek tüm mal ve hizmetleri etkileyecek. Küresel olarak artan üretim ve nakliye maliyetleri, merkez bankalarının enflasyonu kontrol altına almak için daha uzun süre yüksek faiz oranlarını sürdürmesini zorlaştıracak ve bu küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasına yol açacak.

* Tedarik zinciri kesintisi: Ticaret darboğazı

Küresel tedarik zincirleri büyük ölçüde Ortadoğu'daki hayati deniz yollarına dayanır ve herhangi bir aksama dalga etkisi yaratır:

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'e yönelik tehdit: Hürmüz Boğazı, dünya ham petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği hayati bir tıkanma noktasıdır. Bu boğazı kapatmaya yönelik herhangi bir tehdit, hatta boğazdaki gemilere yönelik tehditler, nakliye şirketlerini gemilerini Afrika'daki Ümit Burnu çevresine yönlendirmeye zorlayacaktır. Bu yönlendirme basit bir değişiklik olmayıp, nakliye sürelerinde ve maliyetlerinde büyük bir artış anlamına gelmekte, malların varışını geciktirmekte ve son tüketiciye ulaşma fiyatlarını yükseltmektedir. Daha yüksek navlun sigortası primleri şirketler üzerindeki mali yükü artırmakta ve bu da genel maliyetlere yansımaktadır.

Bu transferler limanlar ve küresel dağıtım ağları üzerinde büyük lojistik zorluklar yaratır. Bu da belirli malların kıtlığına ve temel bileşenlerin endüstrilere tesliminde gecikmelere yol açarak küresel üretim zincirlerini sekteye uğratabilir.

u7ı8
Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir petrol tankeri (Reuters)

Analiz firması Kpler tarafından yayınlanan verilere göre, geçen hafta İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından navlun oranları yükseldi. Arap Körfezi'nden Çin'e giden tanker navlunlarının cuma günü yüzde 24 artarak varil başına 1,67 dolara yükseldiği belirtildi. VLCC (Çok Büyük Ham Petrol Taşıyıcısı) navlunlarındaki artış yıl başından bu yana görülen en büyük günlük hareketi yansıtıyor ve bölgede algılanan risk düzeyini vurguluyor.

Kpler'deki analistler, deniz savaşı risk primi şu ana kadar değişmemiş olsa da, aşırı istikrarsızlık devam ettikçe navlun oranlarının daha da yükselmesini bekliyor.

* Çalkantılı gökyüzü

Mevcut çatışma ortamı, hava sahasının kapanmasının ardından yolcularını ve mürettebatını korumak için acil önlemler almak zorunda kalan küresel havayolu şirketlerini uçuşlarını yeniden yönlendirmeye ya da iptal etmeye zorladı. Bu da yolcular için büyük aksaklıklara ve zorlukla toparlanan seyahat ve turizm sektörü üzerinde doğrudan bir etkiye neden oldu. Bu durum, daha fazla yakıt tüketimi gerektiren daha uzun rotalar nedeniyle operasyonel maliyetlerde artışa yol açarak bilet fiyatlarına yansıyabilir ve özellikle ekonomik zorluklarla mücadele eden şirketler üzerinde ek mali baskı yaratabilir.

tyu7
Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanı'nda boş bir giden yolcu salonu (EPA)

* Finansal piyasalar ve yatırımcı güveni: Volatilitenin dehşeti

Jeopolitik gerilimler finans piyasaları için bir kâbustur. Çatışmalar arttıkça yatırımcılar altın ve ABD doları gibi güvenli varlıklara yönelir, bu da borsalarda ve para birimlerinde keskin dalgalanmalara neden olur. ‘Güvenli limana sığınma’ aynı zamanda bölgeden sermaye kaçışına yol açarak bölgesel sermaye piyasalarını zayıflatabilir ve doğrudan yabancı yatırımları azaltabilir. Ülkelerin kredi itibarları da kötüleşerek borçlanma maliyetlerini artırabilir ve bütçelerine yük getirebilir.

* Yavaşlayan ekonomik büyüme: Resesyon hayaleti

Yüksek enflasyon, yüksek navlun maliyetleri ve düşük yatırımcı güveninin bir araya gelmesi, küresel ekonomik büyümede yavaşlama için bir reçetedir. Çatışmanın uzun sürmesi ve yayılması, özellikle de tedarik zincirlerinin tamamen kesintiye uğraması ve enerji fiyatlarının görülmemiş seviyelere ulaşması halinde, dünyayı bir durgunluğa, hatta bir depresyona itebilir. Bölgesel istikrara ve yakıt fiyatlarına büyük ölçüde bağlı olan turizm ve havacılık gibi sektörler bu durumdan ilk etkilenenler arasında yer alacaktır.

frgty
Almanya'nın DAX endeksi Frankfurt Borsası'nda düştü. (Reuters)

* Güvenlik harcamaları: Bütçeler üzerinde bir yük

Riskler arttıkça, bölgedeki ve dünyadaki hükümetler kendilerini savunma ve güvenlik harcamalarını arttırmak zorunda bulabilirler. Kaynakların üretken yatırımlardan güvenlik harcamalarına kayması, hükümet bütçeleri üzerinde ek bir baskı oluşturarak temel hizmetleri ve kalkınma planlarını etkileyebilir.

* Merkez bankaları altınla korunuyor

Jeopolitik gerilimler ve belirsizlik, dünyanın dört bir yanındaki merkez bankalarını, kriz zamanlarında rezervlerin değerini koruyan güvenli bir liman olarak altın rezervlerini önemli ölçüde artırmaya itiyor. Bu eğilim son üç yılda önemli ölçüde arttı ve Dünya Altın Konseyi önümüzdeki beş yıl içinde daha fazla merkez bankasının altın varlıklarını dolar aleyhine arttırmasını bekliyor.

Sonuç olarak, İsrail-İran anlaşmazlığı küresel ekonomik istikrar için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu sadece bölgesel bir anlaşmazlık değil, küresel ekonominin gölüne atılabilecek ve iç içe dalgalara neden olabilecek bir taştır. Bakalım uluslararası toplum bu gerilimi kontrol altına alabilecek ve dünyayı bunun yıkıcı ekonomik sonuçlarından koruyabilecek mi?



Washington'dan Hizbullah'a yeni yaptırımlar

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent. (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent. (Reuters)
TT

Washington'dan Hizbullah'a yeni yaptırımlar

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent. (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent. (Reuters)

ABD Hazine Bakanlığı, perşembe günü Hizbullah ile bağlantılı olduğunu belirttiği Lübnanlı yetkililer ve bir iş ağına yönelik yeni yaptırımlar açıkladı. Bu adımın, örgüte ve Lübnan içindeki ile dışındaki mali destek ağlarına yönelik finansal baskıyı artırmayı amaçladığı belirtildi.

ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), Marada Hareketi lideri Süleyman Franciye ile Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kumati'yi yaptırım listesine aldığını duyurdu. Ayrıca Lübnanlı iş insanı Ala Hasan Hamiyye (Ala Hamiyye) ile bağlantılı çok sayıda kişi ve şirket de yaptırımlara dahil edildi.

Hazine Bakanlığı, yaptırım uygulanan Lübnanlı yetkililerin siyasi nüfuzlarını kullanarak Lübnan'daki barış sürecini engellediklerini ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik çabaları geciktirdiklerini öne sürdü. Açıklamada, Hizbullah'ın Lübnan'daki siyasi ve güvenlik kurumlarındaki etkisini koruyabilmek için müttefiklerinden ve çeşitli yetkililerden oluşan bir ağa dayandığı ifade edildi.

Bakanlık, Süleyman Franciye'nin Hizbullah ile kurduğu ittifaktan siyasi hedefleri doğrultusunda yararlandığını, parlamento seçimlerinde reformcu ve bağımsız adaylara karşı yürüttüğü seçim kampanyaları için örgütten mali destek aldığını iddia etti. Bu gerekçeyle Franciye, terörle mücadeleye ilişkin 13224 sayılı Başkanlık Kararnamesi kapsamında yaptırım listesine eklendi.

sddvd
İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar, Beyrut’un güney banliyösünde (Dahiye) görülüyor; bölgede Hizbullah’a ait bir bayrak dalgalanıyor. (EPA)

Mahmud Kumati de İran'dan Hizbullah'a nakit para transferlerinin koordinasyonunu sağlamak ve örgütün Lübnan'daki çıkarlarını savunmakla suçlanarak yaptırım listesine alındı.

Aynı kapsamda Hazine Bakanlığı, 20 Mart 2026'da Ala Hamiyye ve ticari ağına uygulanan yaptırımları genişleterek Lübnan ve bazı Arap ülkelerindeki ilave kişi ve şirketleri de kapsama dahil etti.

Bakanlık, söz konusu kişi ve kuruluşların Hizbullah adına para toplama, sözleşmeler yürütme ve örgüte gelir sağlamak amacıyla kullanılan paravan şirketleri yönetme faaliyetlerinde bulunduğunu ileri sürdü.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın güvenli ve müreffeh bir geleceğe kavuşabilmesi için Hizbullah'ın silahsızlanması gerekiyor. Hazine Bakanlığı, Hizbullah'ın mali ağlarını hedef almaya ve örgütün Lübnan devletini zayıflatmasına ve kalıcı barış fırsatlarını tehdit etmesine yardımcı olanlardan hesap sormaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.

Hazine Bakanlığı ayrıca yaptırımların amacının cezalandırmak değil, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşların davranışlarını değiştirmelerini teşvik etmek olduğunu belirtti. Açıklamada, gerekli hukuki şartların yerine getirilmesi halinde isimlerin yaptırım listesinden çıkarılabileceği de kaydedildi.


ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı

ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı
TT

ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı

ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinde Washington ile Tahran arasında varılan mutabakatı eleştiren isimleri sert sözlerle hedef aldı ve "gerçeklerle yüzleşmeleri gerektiğini" söyledi.

Perşembe günü Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında konuşan Vance, "Beni gerçekten rahatsız eden şey Netanyahu hükümetindeki bazı kişilerin anlaşmaya ve hatta zaman zaman doğrudan ABD Başkanı'na saldırmasıdır. Eğer ben İsrail hükümetinde olsaydım, dünyada elimde kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım" ifadelerini kullandı.

Washington'da Beyaz Saray, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve Başkan Donald Trump tarafından bir gün önce imzalanan mutabakatın bir nüshasını Kongre'ye gönderdi.

Sahada ise ABD ordusu, iki aydan uzun süredir İran limanlarına giriş ve çıkış yapan gemilere uygulanan deniz ablukasının kaldırıldığını duyurdu.

Başkan Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın mutabakat zaptını uzaktan imzalamasının ardından gözler, tarafların cuma günü İsviçre'nin Bürgenstock dağ tatil beldesinde gerçekleştireceği ilk müzakere turuna çevrildi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi

  • ABD ile imzalanan mutabakata göre, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden 60 gün boyunca herhangi bir geçiş ücreti alınmayacak.
  • Bu süre boyunca geçiş ücretlerini İran karşılayacak.
  • Hürmüz Boğazı Otoritesi, geçiş izinlerini mümkün olan en kısa sürede düzenlemekle görevlendirildi.
  • Güvenlik gerekçeleriyle gemilerin belirlenen zaman ve rotalarda seyretmesi zorunlu olacak.

Mutabakatın maddeleri

  • ABD, İran'a uyguladığı deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen kaldıracak.
  • Nihai anlaşmaya varılması halinde ABD, İran çevresindeki askeri güçlerini 30 gün içinde geri çekecek.
  • ABD ve bölgesel ortakları, İran'ın yeniden imarı ve ekonomik kalkınması için 300 milyar dolarlık bir plan hazırlayacak.
  • Nihai anlaşma kapsamında ABD, İran'a yönelik yaptırımları kaldıracak.
  • İran, nükleer silah satın almayacağını veya geliştirmeyeceğini taahhüt ediyor.
  • ABD ile İran, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakereleri sürdürecek; tarafların mutabakatı halinde bu süre uzatılabilecek.
  • Taraflar, İran'ın dondurulmuş mali varlıklarının serbest bırakılması konusunda da müzakerelerde bulunacak.

G7 zirvesinde Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı

G7 zirvesinde Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı
TT

G7 zirvesinde Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı

G7 zirvesinde Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı

Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nin dün gerçekleşen kapanış gününde, liderler Ukrayna'ya silah desteği, yapay zekânın düzenlenmesi ve çocukların dijital ortamda korunması konularında görüş birliğine vardı.

Zirveye ev sahipliği yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, G7 liderlerinin çeşitli konularda aylar süren görüş ayrılıklarının ardından ortak bir tutum sergilemesini memnuniyetle karşıladı.

Almanya, Kanada, ABD, Fransa, İtalya, Japonya ve Birleşik Krallık liderleri, Rusya'nın savaş ekonomisi üzerindeki baskıyı artırma taahhüdünde bulunurken, Ukrayna'ya hava savunma kapasitesi, savunma sistemleri, ilave önleme füzeleri ve uzun menzilli kabiliyetlerin sevkiyatını artırma konusunda da anlaşmaya vardı.

Ayrıca, lisanslı üretim modeli kapsamında Ukrayna topraklarında uzun menzilli füzeler ve hava savunma sistemlerinin üretileceği bildirildi.

Zirve kulislerinde konuşan diplomatik kaynaklar, “Lisans kapsamında yalnızca hava savunma sistemleri değil, derin hedeflere yönelik saldırı kabiliyetleri de üretilecek” ifadelerini kullanarak, uzun menzilli füze projelerine işaret etti.

Dijital alanda ise ABD ile diğer G7 ülkeleri arasında çocukların korunması ilkesi konusunda uzlaşı sağlandı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre taraflar, 15 veya 16 yaşın altındaki kişilerin sosyal medya platformlarını kullanmasının yasaklanması yönündeki yaklaşımda ortak görüş benimsedi.