Dünya Bankası, küresel zorluklara rağmen Körfez ekonomilerinin bu yıl yüzde 3,2 oranında büyümesini bekliyor

Vizyon 2030, petrol dışı sektörlerin Suudi GSYİH'sindeki payını yüzde 45,4'ten yüzde 54,8'e yükseltti

Riyad'daki İmam Turki bin Abdullah Camii önünde yürüyen kadınlar (AFP)
Riyad'daki İmam Turki bin Abdullah Camii önünde yürüyen kadınlar (AFP)
TT

Dünya Bankası, küresel zorluklara rağmen Körfez ekonomilerinin bu yıl yüzde 3,2 oranında büyümesini bekliyor

Riyad'daki İmam Turki bin Abdullah Camii önünde yürüyen kadınlar (AFP)
Riyad'daki İmam Turki bin Abdullah Camii önünde yürüyen kadınlar (AFP)

Dünya Bankası'na göre Körfez İşbirliği Konseyi’ne (KİK) üye ülkelerin ekonomileri, petrolden uzaklaşma çabalarının da etkisiyle, değişken bir küresel ekonomik ortamda dayanıklılık gösterdi. Dünya Bankası, KİK ülkelerindeki ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 3,2, gelecek yıl ise yüzde 4,5 olmasını bekliyor.

Dünya Bankası'nın bu yılki büyüme tahmini, aralık ayında yaptığı yüzde 4,2'lik önceki tahmininden daha düşük olurken, gelecek yıl tahmini yüzde 4,2'den yüzde 4,5'e yükseldi.

Dünya Bankası'nın Körfez ülkeleri için öngördüğü büyüme tahminleri

Dünya Bankası'nın ‘Akıllı Harcamalar ve Daha Güçlü Ekonomik Sonuçlar: KİK Refahı için Mali Politikalar’ başlıklı raporuna göre, bölge 2023'te yüzde 0,3 olan ekonomik büyümesini 2024'te yüzde 1,7'ye yükseltti.

Dünya Bankası, KİK ekonomilerinin, petrolden uzaklaşma çabalarının da etkisiyle, değişken bir küresel ekonomik ortamda dayanıklılık gösterdiğini belirtiyor. Küresel enerji piyasaları bölge ekonomilerinde önemli bir rol oynamaya devam ederken, petrol dışı ekonomik büyüme hızlanıyor ve daha dengeli bir kalkınma modelini besliyor.

juıo
Doha'daki Sûk Vâkıf'ta açık dükkanların önünden geçen bir adam (AFP)

Dünya Bankası Körfez Bölge Direktörü Safaa El Tayeb El-Kogali, “KİK ülkelerinin küresel belirsizlik karşısında gösterdikleri direnç ve ekonomilerini çeşitlendirmeye devam etmeleri, uzun vadeli refaha olan güçlü bağlılıklarını gösteriyor. Stratejik mali konsolidasyon politikaları, hedefe yönelik yatırımlar, inovasyon ve girişimciliğe güçlü bir şekilde odaklanma ve gençler için istihdam yaratma, büyüme ve istikrarın sürdürülmesi açısından kritik önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Petrol dışı sektörde rekor büyüme

Petrol dışı sektör, yüzde 3,7 oranında büyüme göstererek dayanıklılığını göstermeye devam etti. Dünya Bankası'na göre KİK ülkelerinde uygulanan özel tüketim, yatırım ve yapısal reformlar bu büyümeye önemli katkı sağladı.

Dünya Bankası, küresel enerji fiyatlarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan OPEC+ üretim kesintileri nedeniyle KİK ekonomilerinin 2024 yılında petrol sektöründe yüzde 3'lük bir daralma gördüğünü belirtiyor. Ancak bu daralma bölgedeki genel büyümeyi durdurmadı ve genel büyüme oranı yüzde 1,8'e yükseldi. Banka bu artışı büyük ölçüde yüzde 3,9 gibi etkileyici bir oranda büyüyen petrol dışı sektördeki dirençli genişlemeye bağladı. Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bu büyümeye katkıda bulundu. Petrol dışı faaliyetlerdeki bu genişlemenin yüzde 50'sinin özel tüketimden, diğer yarısının ise kamu tüketimi ve sabit yatırımlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Dünya Bankası'nın Körfez ülkelerindeki petrol ve petrol dışı büyüme tahminleri

Dünya Bankası, Suudi Arabistan için petrol dışı sektör büyümesinin 2024 yılında hizmetler sektörü öncülüğünde yüzde 4,3 ile güçlü olduğunu belirtti. Vizyon 2030, tanıtılmasından bu yana petrol dışı sektörlerin GSYİH içindeki payının yüzde 45,4'ten yüzde 54,8'e yükselmesiyle çeşitlendirmeyi teşvik etmeye devam ediyor.

thy
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın havadan görünümü (AFP)

Dünya Bankası, petrol dışı sektörün orta vadede yüzde 4,97'lik istikrarlı bir büyüme oranını korumasını beklemekte; bu da ‘bölgede devam eden ekonomik çeşitlendirme çabalarının başarısını teyit ediyor.’

Küresel ticaret zorlukları

Dünya Bankası'na göre, KİK'in ekonomik çeşitlendirme çabalarının önündeki zorluklar küresel ticareti çevreleyen belirsizlikle bağlantılı. Bu etki, petrol ihracatına olan talebin yanı sıra dış kaynaklı malzeme ve malların tedariki yoluyla da kendini gösterebilir.

Küresel talep tarafında, ticaret politikaları ve gümrük tarifeleri üzerindeki belirsizlik, küresel ekonomik faaliyetlerde yavaşlamaya yol açabilir ve KİK için kilit bir ihracat ürünü olmaya devam eden petrole yönelik küresel talebi olumsuz etkileyebilir.

Çin'deki iş ve tüketici dinamiklerindeki değişiklikler, iki ülke arasındaki güçlü ticari bağlar göz önüne alındığında KİK üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Aynı zamanda belirsizlik, KİK'teki yapısal reformların hızlandırılması için bir fırsat teşkil edebilir.

Düşük enflasyon

Körfez genelinde enflasyon düşük seyretmeye devam ediyor. 2024 yılındaki faiz indirimine rağmen, 2024 yılında enflasyon ortalaması yüzde 2 civarında gerçekleşti ve 2023 yılındaki yüzde 2,2'lik ortalamaya kıyasla daha da düştü. 2024 yılında, önceki yıllardan farklı olarak, tüm KİK ülkeleri, döviz kuru dolara sabitlendiği için Fed'in kararları doğrultusunda faiz indirimi yaşadı.

Dünya Bankası raporu, makroekonomik istikrarın sağlanması ve büyümenin teşvik edilmesinde mali politikaların etkinliğini ele alıyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar bölgedeki birçok ülkede kamu bütçeleri üzerinde bir baskı kaynağı olduğundan bu konu özellikle önemlidir. Bazı KİK ülkelerinin 2025 yılında aşırı mali açıklar vermesi bekleniyor ve bu da mali politikaların etkinliğini anlama ihtiyacını vurguluyor.

cdfvgthy
Dubai’de bir yat (AFP)

Rapor, KİK bölgesinde kamu harcamalarının özellikle durgunluk dönemlerinde ekonomileri etkili bir şekilde istikrara kavuşturduğu sonucuna varıyor. Sonuçlar, mali harcamalardaki bir birimlik artışın bölgedeki petrol dışı çıktıda 0,1-0,45 birimlik bir artışa yol açtığını gösteriyor. Rapor ayrıca, kamu yatırımlarının petrol dışı üretim üzerindeki etkisinin marjinal olduğunu, yatırımdaki her bir puanlık artışa karşılık potansiyel üretimde yüzde 0,07'lik bir artış olduğunu ortaya koyuyor.

ghty
Umman Sultanlığı'nın başkenti Maskat (Dünya Bankası)

Raporda ayrıca, Umman'ın mali konsolidasyon yolculuğu, etkili ekonomik reform ve ülkenin kamu maliyesinin sorumlu yönetiminin bir örneği olarak değerlendiriliyor. Umman'ın petrole olan yüksek bağımlılığı nedeniyle karşılaştığı zorluklar, ülke bütçesini yeniden dengelemek için alınan tedbirler ve bu reformların olumlu sonuçları vurgulanıyor. Umman, 2020-2024 Orta Vadeli Mali Denge Planı programı kapsamında gelir kaynaklarını çeşitlendirmek, harcama verimliliğini artırmak ve petrol kaynaklarını ihtiyatlı bir şekilde yönetmek için geniş kapsamlı reformlar benimsedi. Umman'ın reformları, ülkenin kamu maliyesinde belirgin bir iyileşme ve kamu borcunda önemli bir azalma ile 2022'den bu yana somut sonuçlar verdi.

Büyüme beklentileri

Dünya Bankası'nın Körfez ülkelerinin büyüme beklentilerine ilişkin görünümü şu şekilde:

* Bahreyn: Dünya Bankası, Bahreyn için büyüme tahminini iki yıllık düşüşün ardından önceki tahmini olan yüzde 3,3'ten 2025'te yüzde 3,5'e yükseltti. Yüzde 3'lük büyümenin görüldüğü 2024 yılına kıyasla kaydedilen iyileşme, Bapco Modernizasyon Projesi’nin tamamlanmasının yanı sıra petrol dışı sektördeki güçlü büyümeden kaynaklanıyor. 2026-2027 yıllarında, petrol dışı büyümenin devam etmesi ve Sitra rafinerisinin genişletilmesi sayesinde toplam büyümenin ortalama yüzde 2,9 olması bekleniyor.

zxcdvfgt
Bahreyn Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

* Kuveyt: Büyümenin 2024'te yüzde -2,9 ve 2023'te yüzde -3,6'ya kıyasla 2025'te yüzde 2,2'ye (daha önce yüzde 2,6 olarak tahmin ediliyordu) önemli ölçüde toparlanması bekleniyor. Bu olumlu görünüm OPEC+ üretim tavanlarının kademeli olarak kaldırılması ve kredi büyümesi ve büyük altyapı projeleri ile desteklenen petrol dışı sektörlerdeki genişleme ile açıklanmakta. Ekonomik büyümenin 2026-2027 yıllarında yüzde 2,7'de sabit kalması bekleniyor.

xfgh
Kuveyt (KUNA)

* Umman: Büyümenin kademeli olarak hızlanarak 2025'te yüzde 3'e (2024'te yüzde 1,7'den), 2026'da yüzde 3,7'ye ve 2027'de yüzde 4'e ulaşması bekleniyor. Petrol üretimindeki toparlanmanın, 2025 yılında yüzde 2,1'lik petrol GSYİH büyümesi ve yüzde 3,4'lük güçlü petrol dışı büyüme ile birlikte büyüme görünümünde daha fazla iyileşme sağlaması öngörülüyor.

* Katar: Dünya Bankası, Katar için bu yılki büyüme tahminini aralık ayındaki yüzde 3,4'ten 2025'te yüzde 2,4'e düşürdü ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesinin genişlemesi nedeniyle 2026-27'de ortalama yüzde 6,5'e hızlanmasını bekliyor. İyileşen görünüm petrol dışı sektörlerdeki güçlü büyüme ile destekleniyor. Petrol sektörünün de 2025'te yüzde 0,9'luk hafif bir büyüme kaydetmesi beklenirken, 2026'da Kuzey LNG sahasının genişletilmesiyle LNG üretiminde yüzde 40'lık bir artış yaşanması bekleniyor.

* Suudi Arabistan: Ekonomik büyümenin 2023'te yüzde 1,3'e geriledikten sonra toparlanmaya devam etmesi ve 2025'te yüzde 2,8'e yükselmesi bekleniyor (bir önceki tahminde yüzde 4,7 idi). Bu oran 2026-27 yıllarında ortalama yüzde 4,6 olacak. OPEC+ gönüllü üretim kesintilerinin aşamalı olarak sona ermesinin petrol GSYİH büyümesini 2026'da yüzde 6,7'ye ve 2027'de yüzde 6,1'e çıkarması bekleniyor. Bu arada, Krallığın Vizyon 2030 ekonomik çeşitlendirme programının uygulanmasını tamamlamaya çalışması nedeniyle petrol dışı GSYİH'nin 2025 ve 2027 yılları arasında ortalama yüzde 3,6 oranında istikrarlı bir şekilde artmaya devam etmesi öngörülüyor.

* BAE: Dünya Bankası, BAE için ekonomik büyüme tahminini bir önceki tahmini olan yüzde 4,1'den 2025'te yüzde 4,6'ya yükseltti. Bankanın tahminlerine göre 2026 ve 2027'de yüzde 4,9'da istikrar kazanacak ve petrol dışı sektörler büyümenin temel itici gücü olmaya devam edecek. Kuveyt ekonomisinin 2025 yılında yüzde 4,9 oranında büyümesi bekleniyor.



Nijerya’da şiddet artıyor ve terörist gruplar nüfuz alanlarını genişletiyor

Nijerya’daki terörist gruplar (Yerel medya)
Nijerya’daki terörist gruplar (Yerel medya)
TT

Nijerya’da şiddet artıyor ve terörist gruplar nüfuz alanlarını genişletiyor

Nijerya’daki terörist gruplar (Yerel medya)
Nijerya’daki terörist gruplar (Yerel medya)

Nijerya, seçimlere yaklaşılırken silahlı grupların yeniden artan şiddet dalgasıyla karşı karşıya bulunuyor. Ülkenin kuzeydoğusunda düzenlenen saldırılarda üst düzey subayların hayatını kaybettiği bildirilirken, analistler batı bölgelerinde terör örgütlerinin varlığının kalıcı hale gelme riski konusunda uyarıyor.

Nijerya’da güvenlik sorunu uzun süredir devam eden yapısal bir mesele olarak öne çıkıyor. ‘Haydutlar’ olarak bilinen silahlı kaçırma çetelerinden çiftçiler ile çobanlar arasındaki çatışmalara, güneydoğuda süren ayrılıkçı gerilime kadar farklı güvenlik başlıkları dikkat çekiyor. Ayrıca AFP verilerine göre ülkede 17 yıldır devam eden bir terör tehdidi bulunuyor.

rvbfr
Nijerya’nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde bir polis aracı (Reuters)

Bola Tinubu, ocak ayında yapılması planlanan seçimlerde yeniden aday olurken, geniş kapsamlı ekonomik reformlara dayanıyor. Ancak artan şiddet dalgası ve uluslararası ilginin yoğunlaşmasıyla birlikte ülkede ABD güçlerinin konuşlandırılmasına da öncülük ettiği belirtiliyor.

Kuzeydoğudaki Borno eyaletini temsil eden Senatör Muhammed Ali Ndume, “Gerek sivillerin gerek askerlerin öldürülmesi, ayrıca kaçırma olayları açısından şiddette artış var” dedi.

Ndume, seçim bölgesinde yer alan Ngoshi köyünden yaklaşık 400 kişinin, nisan ayı başlarında kaçırılmalarının ardından halen örgütlerin elinde tutulduğunu ifade etti.

Nijerya’da terör faaliyetleri 2009 yılında Boko Haram isyanıyla başladı. Örgüt, yaklaşık on yıl önce geniş toprakları kontrol altına alarak en güçlü dönemine ulaşırken, güvenlik güçleri günümüzde birbiriyle zaman zaman rekabet eden ve ayrışmış farklı fraksiyonlarla mücadele ediyor.

rgbgrb
Nijerya’daki Boko Haram terör örgütü üyeleri (Sosyal medya)

Araştırmacılar, son bir yıl içinde çatışmaların şiddetlendiğine dikkat çekiyor. Beş ay içinde iki tümgeneral rütbesindeki subayın öldürülmesi, güvenlik durumundaki kötüleşmenin göstergesi olarak öne çıkıyor. Borno eyaletinin başkenti Maiduguri’de ise ocak ayında bir camiyi hedef alan saldırı dahil iki intihar eylemi düzenlenmesi, kent merkezlerinde kanlı saldırıların yeniden arttığına işaret ediyor.

ABD merkezli ACLED verilerine göre, 2025 yılında terör bağlantılı olaylarda yaklaşık 4 bin 518 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, 2015’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi oluştururken, ölenler arasında siviller, güvenlik güçleri ve silahlı grup mensupları yer alıyor.

Aynı verilere göre, Borno eyaletinde geçen yıl terör gruplarının saldırılarında 500’den fazla sivil yaşamını yitirdi. Bu sayı, 2024’te kaydedilen 299 sivil kaybına kıyasla belirgin bir artışa işaret ediyor.

Ndume, şiddetteki yükselişi kısmen kasım ayında ilan edilen olağanüstü hâlin ardından artan askeri operasyonlara karşı düzenlenen ‘misilleme saldırılarıyla’ açıkladı.

Eski iç istihbarat şefi Mike Ejiofor ise seçimler yaklaştıkça saldırıların artma eğiliminde olduğunu belirterek, hükümetin bu durumu sona erdirmeyi hedeflediğini ancak alınan önlemlerin yeterli olup olmadığının henüz netlik kazanmadığını ifade etti.

vfd fd
Nijerya’da terör saldırısının ardından güvenlik alarmı (Arşiv)

ABD Başkanı Donald Trump, Abuja yönetimini ‘Hristiyanları korumak için yeterli çaba göstermemekle’ eleştirdi. Ancak uzmanlar, farklı dini gruplardan sivillerin hedef alındığı bir ülkede bu yaklaşımın durumu basitleştirdiğini belirtiyor.

Bola Tinubu ise Washington ile iş birliğini silah anlaşmaları, istihbarat paylaşımı ve eğitim amaçlı ABD askerlerinin konuşlandırılması yoluyla güçlendirdi. Bununla birlikte, 2019’dan bu yana askerlerin korunaklı üslerde yoğunlaştırılmasına dayanan stratejinin, kırsal bölgeleri saldırılara daha açık hale getirdiği ifade ediliyor.

Araştırmacılara göre, terör örgütlerinin değişen koşullara uyum sağlamasıyla birlikte, DEAŞ tarafından askeri hedeflere yönelik saldırılar artış gösterdi. Bu saldırıların, gece görüş ekipmanları ve insansız hava araçları (İHA) gibi teknolojik imkânlarla desteklendiği belirtiliyor.

Hükümet, orman koruma birimi kurulması gibi bazı reform adımları attı. Ayrıca Bola Tinubu, polis güçlerinin üst düzey yetkililere sağlanan özel koruma görevlerinden çekilmesi talimatını verdi. Ancak araştırmacılar, söz konusu kararın uygulamada karşılık bulmadığını ve ‘kâğıt üzerinde kaldığını’ ifade ediyor.

fdfrb
Nijerya’nın Baji kentindeki bir kampta Nijeryalı askerleri eğiten bir ABD askeri (Arşiv – Reuters)

Aynı zamanda analistler, Sahel bölgesinde faaliyet gösteren iki önde gelen terör örgütünün Batı Nijerya’da kalıcı hale gelme riski konusunda uyarıyor.

Bu ay yayımlanan görüntülerde, Kebbi eyaletinde Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin ile DEAŞ mensupları arasında çatışmalar yaşandığı görülürken, taraflardan hiçbiri saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi.

Araştırmacı Vesim Nasr, bu grupların Nijer, Nijerya ve Benin sınır bölgelerinde ‘serbestçe hareket ettiğini’ belirtti. Nasr ayrıca, DEAŞ’ın Nijerya’nın kuzeybatısındaki varlığını artırmaya çalıştığını ifade etti.

Öte yandan araştırmacı James Barnett, her iki grubun da bölgede diğer örgütlerle rekabet edebilecek ölçüde varlıklarını pekiştirdiklerini ve ‘nispeten rahat hareket ettiklerini’ söyledi.

Barnett, her iki yapı için en büyük tehdidin Nijerya güvenlik güçlerinden ziyade birbirleri olduğunu vurguladı.


Petrolün kalbi tehlikede: Hürmüz Boğazı’nda mayın temizliği 6 ay sürebilir

Hürmüz Boğazı’ndan bir kare (Reuters)
Hürmüz Boğazı’ndan bir kare (Reuters)
TT

Petrolün kalbi tehlikede: Hürmüz Boğazı’nda mayın temizliği 6 ay sürebilir

Hürmüz Boğazı’ndan bir kare (Reuters)
Hürmüz Boğazı’ndan bir kare (Reuters)

Ortdoğu’da artan askeri gerilim ve bunun küresel ekonomi üzerindeki olası etkilerine yönelik endişeler sürerken, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı yeniden gündemin merkezine yerleşti. Bu çerçevede, ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) gelen yeni bir uyarı, bu stratejik su yolundaki krizinin kısa sürede çözülemeyebileceğine işaret ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent gazetesinden aktardığı bir habere göre İran tarafından döşendiği değerlendirilen deniz mayınlarının Hürmüz Boğazı’ndan tamamen temizlenmesi altı aya kadar sürebilir.

Washington Post gazetesi ise üç kaynağa dayandırdığı haberinde, bu değerlendirmenin ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili tarafından salı günü Kongre’de gerçekleştirilen kapalı oturumda milletvekillerine sunulduğunu yazdı.

Bu tablo, ekonomik etkilerin uzun süre devam edebileceğine işaret ediyor. Zira Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının en kritik hatlarından biri olarak biliniyor. Savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si bu dar geçitten taşınıyordu. Ancak halihazırda ABD ile İran arasındaki karşılıklı abluka nedeniyle geçişler ciddi şekilde sekteye uğramış durumda.

Gelişmeler enerji piyasalarına da hızla yansıdı. ABD’de benzinin ortalama galon fiyatı çarşamba günü 4,02 dolara yükselirken, bu rakam ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sürpriz saldırısından yalnızca iki gün önce 2,98 dolar seviyesindeydi.

Krizin etkileri yalnızca ekonomiyle sınırlı kalmıyor. ABD iç siyasetinde de yankı bulan gelişmelerin, özellikle yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin performansını olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kamuoyu yoklamalarına göre savaş, Amerikan seçmeninin çoğunluğu tarafından desteklenmiyor. Ayrıca seçmenlerin yarıdan fazlası, artan akaryakıt fiyatları nedeniyle eski Başkan Donald Trump’ı büyük ölçüde sorumlu tutuyor.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell ise Washington Post’ta yer alan haberi “doğru değil” şeklinde nitelendirdi, ancak detay vermekten kaçındı.

Öte yandan kimliklerinin açıklanmasını istemeyen üç yetkili, Kongre üyelerine sunulan istihbaratın İran’ın Hürmüz Boğazı ve çevresine 20’den fazla deniz mayını yerleştirmiş olabileceğini gösterdiğini belirtti. Bu mayınların bir kısmının botlar aracılığıyla, bir kısmının ise GPS tabanlı yönlendirme sistemleri kullanılarak yerleştirildiği ifade ediliyor. Bu durum, mayınların tespitini ve etkisiz hale getirilmesini daha da zorlaştırıyor.

ABD’nin bu mayınlara nasıl müdahale edeceği henüz netlik kazanmış değil. Ancak bazı yetkililer, olası temizleme operasyonlarında insansız hava araçları ve helikopterlerin kullanılabileceğini dile getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre İran, söz konusu mayınları mart ayından itibaren döşemeye başladı. Bu adım, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından geldi.

ABD Savunma İstihbarat Ajansı’nın tahminlerine göre İran’ın envanterinde 5 binden fazla deniz mayını bulunuyor. Hürmüz Boğazı’nın sığ ve dar yapısı göz önüne alındığında, bu mayınlar hem son derece etkili hem de temizlenmesi oldukça zor bir tehdit oluşturuyor. Bu da uluslararası deniz ticareti açısından riskleri önemli ölçüde artırıyor.


Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, 90 milyar euroluk kredi sonrası Güney Kıbrıs'taki gayriresmi Avrupa Konseyi Zirvesi’ne katılıyor

Brüksel'deki Avrupa Komisyonu binasının önünde dalgalanan AB bayrakları (Reuters)
Brüksel'deki Avrupa Komisyonu binasının önünde dalgalanan AB bayrakları (Reuters)
TT

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, 90 milyar euroluk kredi sonrası Güney Kıbrıs'taki gayriresmi Avrupa Konseyi Zirvesi’ne katılıyor

Brüksel'deki Avrupa Komisyonu binasının önünde dalgalanan AB bayrakları (Reuters)
Brüksel'deki Avrupa Komisyonu binasının önünde dalgalanan AB bayrakları (Reuters)

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri, Brüksel'in Ukrayna'ya 90 milyar euro (106 milyar dolar) tutarında krediyi onaylamasının ardından bu akşam Güney Kıbrıs'ta bir zirvede bir araya gelecekler. Zirveye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de katılacak.

Kredinin, adanın doğusundaki lüks Ayia Napa Marina’da devlet ve hükümet başkanları arasında düzenlenecek akşam yemeğinden önce resmi olarak onaylanması bekleniyor.

Avrupalı bir diplomat, Zelenskiy'nin şu an AB dönem başkanlığını yürüten Güney Kıbrıs'ta bulunmasının, AB fonlarının 2026 ve 2027 yıllarında Ukrayna'nın Rusya karşısındaki mücadelesini desteklemesine olanak tanıyacak olmasının ardından ‘sembolik bir önem taşıdığını’ söyledi.

Görev süresi sona eren Macaristan Başbakanı Viktor Orban, hasarlı bir boru hattına ilişkin derin bir anlaşmazlık nedeniyle söz konusu krediyi aylardır engelliyordu. Orban’ın seçimlerdeki yenilgisinin ardından Macaristan, Kiev'in Druzhba Boru Hattı’nı onararak yeniden faaliyete geçirdiğini açıklamasının ardından Rus petrolünün boru hattı üzerinden akışını bekleyerek fonlar üzerindeki vetosunu kaldırdı.

AB liderleri, bu gayri resmi zirvede herhangi bir önemli karar almayacak. Kiev'e sağlanan kredi konusunda rahatlayan Avrupalı liderler, şimdi ağırlıklı olarak Ortadoğu'daki savaşa odaklanacak.

Bu çerçevede yarın bölgeden bazı liderlerin de öğle saatlerindeki çalışma yemeğine katılması bekleniyor. Bu liderler arasında Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet eş-Şera ve Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah yer alıyor.

24 milyar euro

Bir yetkiliye göre Avrupalılar, sınırlı nüfuzlarına rağmen bölge ülkeleriyle ‘yoğun diyalog’ için çaba gösterirken ‘Lübnan'daki durum ile İsrail-Lübnan barış müzakerelerini’ ele almak istiyorlar.

Güney Kıbrıs'taki zirve sembolik bir boyut da taşıyor. Çünkü savaşın başında adadaki iki İngiliz üssü İran tarafından insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmıştı.

İran’ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla Avrupa ekonomisi ağır sonuçlarla yüzleşti. Yedi haftada petrol ve gaz faturası 24 milyar euro arttı.

Avrupa'nın tüm ülkelerinde ağır sanayi, tarım ve balıkçılık gibi en kırılgan sektörleri desteklemek için maliyetli önlemler alınıyor.

AB ise kerosen kıtlığı yaşanma ihtimalini yakından izliyor.

Avrupalı bir yetkili, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Koşulların elverdiği durumlarda Hürmüz Boğazı'nın açık tutulmasına katkıda bulunmaya hazırız. Her şey elbette olayların nasıl gelişeceğine bağlı olacak. ABD ile İran arasındaki ateşkesin saygı görmesini ve sürdürülmesini umuyoruz" dedi.

Brüksel dün, Ortadoğu’daki savaştan kaynaklanan krizle başa çıkmaya yönelik tavsiyelerini açıkladı. Ancak AB herhangi bir önemli açıklama yapmadı ve mali taahhütte de bulunmadı. Dolayısıyla AB'nin ve üye devletlerin mali durumu en iyi halinde değil.

Dolayısıyla AB'nin ve üye devletlerin mali durumu en iyi halinde değil.

Mali boyuta gelince, Avrupa ülkelerinin Güney Kıbrıs’taki zirvede yaklaşık 2 trilyon euro olarak tahmin edilen 2028-2034 dönemi AB bütçesine ilişkin son derece hassas tartışmalara girmesi gerekiyor.

Görüşmelerin, Avrupa’nın daha fazla yatırım yapmasını isteyen Paris ile mali açıdan ihtiyatlı bir tutum sergileyen Berlin arasında zorlu geçmesi bekleniyor.