İran’a yönelik saldırılar Avrupa ülkelerinin ABD’nin ‘küçük ortakları’ olduğunu gösterdi

Saldırılar Avrupalıları ötekileştirirken Tahran ile müzakerelerde arabulucu olma umutlarını kırdı

Fransa, İngiltere ve Almanya Dışişleri Bakanları ile AB Dış Politika Şefi'nin İran Dışişleri Bakanı ile görüşmelerinden bir kare (AFP)
Fransa, İngiltere ve Almanya Dışişleri Bakanları ile AB Dış Politika Şefi'nin İran Dışişleri Bakanı ile görüşmelerinden bir kare (AFP)
TT

İran’a yönelik saldırılar Avrupa ülkelerinin ABD’nin ‘küçük ortakları’ olduğunu gösterdi

Fransa, İngiltere ve Almanya Dışişleri Bakanları ile AB Dış Politika Şefi'nin İran Dışişleri Bakanı ile görüşmelerinden bir kare (AFP)
Fransa, İngiltere ve Almanya Dışişleri Bakanları ile AB Dış Politika Şefi'nin İran Dışişleri Bakanı ile görüşmelerinden bir kare (AFP)

ABD'nin İran'daki nükleer tesislere yönelik saldırıları Avrupa'nın Tahran ile müzakerelerde arabulucu rolü oynama umutlarını kırdı. Söz konusu saldırılar, Avrupa ülkelerinin ABD’nin ‘küçük ortakları’ ya da ‘muadilleri’ olmaktan öteye geçemediklerini gösterdi.

Almanya, İngiltere, Fransa dışişleri bakanları ve Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Şefi, geçtiğimiz günlerde İranlı yetkililerle yoğun görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerden biri de geçtiğimiz cuma günü Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yapıldı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz cumartesi günü İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, Fransa'nın ‘savaştan çıkmak ve daha büyük tehlikelerden kaçınmak’ amacıyla İran'ın nükleer dosyasına ilişkin müzakerelere ‘hız kazandırmak amacıyla’ Avrupalı müttefikleriyle birlikte çalışacağını vurguladı.

Birkaç saat sonra ABD, İran'ın nükleer programının merkezinde yer alan üç nükleer tesise bir gecede saldırı düzenleyerek diplomatik yolları şimdilik kapattı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Düşünce kuruluşu Atlantik Ortadoğu Forumu (AMEF) kurucularından David Khalifa, yaptığı değerlendirmede, "İranlılar Avrupalıları zaman kazanmak için kullandı, bu çok açık, çünkü son müzakereler Avrupalıların kendilerinin de itiraf ettiği üzere başarısızlıkla sonuçlandı" dedi.

‘Avrupalıların üstleneceği rolün çok sınırlı olacağını’ söyleyen Khalifa, ‘ABD'nin tutumunun bir yansımasının ötesine geçemeyeceklerini düşünüyor.

Sorbonne Üniversitesi İran Araştırmaları Enstitüsü'nde yardımcı araştırmacı olan Clément Therme, ‘önemli hiçbir değişikliğin olmadığını’ söyledi. Therme, 2008 yılından bu yana Avrupa'da eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ve eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den oluşan Alman-Fransız ikilisine verilen isim olan ‘Mercosi’ döneminden bu yana Avrupa'nın İran’ın nükleer programı meselesinde kenara itildiği’ yorumunda bulundu.

Therme, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupalıların ABD'nin küçük ortağı rolünü oynadığı bir sürecin içindeyiz. Avrupalılar, ekonomik egemenliğe sahip olmadıkları ve ekonomik yaptırımlar açısından ABD yasalarını ABD sınırları dışında uyguladıkları için çok basit bir nedenden ötürü oyunun dışında kaldılar.”

Therme, Fransa da dahil olmak üzere Avrupa ülkelerinin oynadığı iddia edilen rolün esasen ‘kendini yücelten bir diplomasi’ olduğunu sözlerine ekledi.

Gerçek şu ki Avrupalılar İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik süreci yaklaşık 20 yıl önce başlattılar ve bu sürecin ön saflarında yer aldılar. Ancak, Avrupalı diplomatların da itiraf ettiği üzere ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018 yılında tek taraflı olarak çekildiği İran'la 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmada öngörülen ‘tetik mekanizmasını (snapback)’ harekete geçirme olasılığı ellerinde kalan tek kart. Bu mekanizma, İran’a uluslararası yaptırımların yeniden uygulanmasına olanak tanıyarak Avrupalılara bu ülke üzerinde baskı kurmaları için bir araç sağlıyor.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer dün, İran'a ‘müzakere masasına dönme’ çağrısında bulunurken Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘diplomatik görüşmelere yeniden başlamasını’ istedi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot de daha önce konuya ilişkin tek sürdürülebilir çözümün ‘müzakere edilmiş bir çözüm’ olduğunu söylemişti. Barrot bir Facebook paylaşımında Fransa'nın ‘ortaklarıyla birlikte bu çözüme katkıda bulunmaya hazır olduğunu’ ifade etti.

David Khalifa, tetik mekanizmasının yanı sıra müzakerelerin yeniden başlaması halinde Avrupalıların yeni ABD saldırıları tehdidinde bulunabileceğini, çünkü ABD’nin müdahalesinin ‘tarihi bir tabuyu yıktığını ve (Başkan George) Bush Jr'dan Joe Biden'a, Barack Obama'dan Donald Trump'a kadar tüm ABD yönetimlerinin tehdit olarak dile getirdiği askeri seçeneği somutlaştırdığını’ söyledi. Khalifa, ‘ABD sopasının’ artık ‘bir psikolojik savaş taktiği olmadığının’ altını çizdi.

Diplomatik bir kaynak, Fransız diplomatların daha önce Tahran'ı İsrail'in İran'a yönelik bir askeri saldırısının inandırıcılığı konusunda uyardıkları gibi, hafta başında da ABD'nin müdahalesinin göz ardı edilemeyeceğine dair işaretlerin artması üzerine aynı uyarıyı yaptıklarını söyledi.

Avrupalılar ABD’nin yeni saldırılar başlatma ihtimalini İran rejimi karşısındaki konumlarını iyileştirmek ve ABD'nin taleplerine yaklaşırken kendi taleplerini kabul etmeye zorlamak için kullanabilecekler.

Cumhurbaşkanı Macron, geçtiğimiz cuma günü, 2015 tarihli nükleer anlaşma uranyumun yüzde 3,67 oranında zenginleştirilmesine izin verdiği için Washington'ın temel taleplerinden biri olan ‘sıfır zenginleştirme yolunda adımların atılacağı nükleer program başta olmak üzere önemli konularda’ müzakerelere geri dönülebileceğini gündeme getirdi.



İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.


ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
TT

ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, uyuşturucu çeteleri hakkında istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış, ABD ordusu liderliğindeki yeni bir görev gücünün, dün Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes’i öldüren Meksika ordusunun baskınında rol oynadığını söyledi.

ABD’li yetkililer, uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Washington’daki çeşitli resmi kurumların da dahil olduğu kurumlar arası görev gücünün, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki uyuşturucu çetesi üyelerini tespit etmek amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında gizlice kurulduğunu açıkladı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkili, ABD ordusu liderliğindeki görev gücünün Meksika makamlarına sağladığı bilgiler hakkında daha fazla detay vermekten kaçındı. Yetkili, baskının Meksika ordusu tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu vurguladı.

Meksika Savunma Bakanlığı, batıdaki Jalisco eyaletinde çıkan çatışmada Oseguera'nın ağır yaralandığını ve Mexico City'ye hava ambulansıyla nakledilirken hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, ABD’li yetkililerin ‘ek bilgi’ sağladığını belirtti. Operasyon, silahlı kişilerin altı eyaletten fazlasında arabaları ateşe verip otoyolları kapattığı bir şiddet olayları dalgasına yol açtı.


Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü
TT

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika hükümeti dün ülkenin en çok aranan uyuşturucu baronunun öldürüldüğünü duyururken bunu suç örgütlerine karşı yeni kampanyasında büyük bir zafer olarak nitelendirdi.

Meksika'nın en güçlü kartellerinden biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) en uzun süredir liderliğini yapan ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes, ülkenin en azılı suçlularından biri olarak kabul ediliyordu. Son on yılda hızla büyüyen bir suç şebekesini yöneterek uyuşturucu üretimi ve satışı yaparken, yerel işletmeleri de gasp ediyordu. The New York Times'ın (NYT) haberine göre güvenlik güçlerine karşı cesur saldırılar düzenleyerek ve ülke çapında toplulukları terörize ederek de ün kazandı.

Kimliğinin gizli tutulması kaydıyla operasyonun ayrıntılarını açıklayan Meksika hükümetinden bir yetkiliye göre güvenlik güçleri El Mencho'yu, kartelin kurulduğu ve merkezinin bulunduğu ülkenin batısındaki Jalisco eyaletinin kıyı şeridinde bulunan, yaklaşık 20 bin nüfuslu Tapalapa kasabasında öldürdü. Meksika yetkilileri operasyonla ilgili daha fazla ayrıntı açıklamadı, ancak Pazar günü daha fazla bilgi vereceklerini taahhüt etti.

Oseguera'nın öldürülmesi Meksika genelinde şiddet olayları dalgasına yol açtı. Jalisco dahil en az beş eyaletteki sakinler ve yerel yetkililer, uyuşturucu çeteleri arasında yaygın bir uygulama olan yolları kapatmak için araçların ateşe verildiği olayları bildirdi. Jalisco eyaleti, bazı bölgelerde toplu taşımayı askıya aldığını duyurdu ve otellere konuklarından dışarı çıkmamalarını istemeyi tavsiye etti. Şiddet olaylarının bir kısmı eyaletin yönetim şehri ve bu yılki Dünya Kupası'nın ev sahibi şehirlerinden biri olan Guadalajara'da meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, El Mencho'nun öldürülmesini ‘Meksika, ABD, Latin Amerika ve dünya için önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Oseguera'nın liderliğindeki CJNG, Meksika'nın en öMexico City: Şarku’l Avsatnde gelen uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerinden biri haline geldi ve birçok eyalette rakip gruplarla savaştı. Kartel, kokain ve metamfetamin gibi sentetik uyuşturucuları ve son yıllarda fentanili ABD'ye kaçak olarak sokmaya devam etti.

El Mencho'nun öldürülmesi, suç örgütü için büyük bir darbe olup, gruplar kontrol için rekabet ederken yeni iç çatışmalara ve şiddetin yeniden alevlenmesine yol açabilir.

Ayrıca, Meksika hükümetinin Washington ile ilişkilerinin iyileşmesine de katkıda bulunabilir. Zira ABD Başkanı Donald Trump daha önce Meksika'ya kartellere karşı daha sert önlemler alması için baskı uygulamış ve sonuçlardan memnun kalmazsa askeri saldırı tehdidinde bulunmuştu.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, bu tehditleri defalarca kez ve kesin bir şekilde reddederken herhangi bir ABD saldırısının Meksika'nın egemenliğini ihlal edeceğini belirtmişti.

Diğer taraftan hükümeti istihbarat alanı da dahil olmak üzere ABD’li güvenlik kurumlarıyla iş birliğini genişletti.