ABD'nin İran'a saldırısı Kuzey Kore'nin nükleer politikasını nasıl etkiler?

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un kıtalararası balistik bir füzenin yanında (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un kıtalararası balistik bir füzenin yanında (AP)
TT

ABD'nin İran'a saldırısı Kuzey Kore'nin nükleer politikasını nasıl etkiler?

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un kıtalararası balistik bir füzenin yanında (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un kıtalararası balistik bir füzenin yanında (AP)

ABD B-2 bombardıman uçakları İran üzerinde uçarak İran'ın nükleer tesislerini hedef alırken, Doğu Asya'daki politikacılar ve analistler, söz konusu saldırının İran'dan çok daha sofistike bir nükleer cephaneliğe sahip olan Kuzey Kore üzerindeki etkisini tartışıyorlardı.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre bazı uzmanlar, ABD'nin İran'ı vurmasının Pyongyang'ın nükleer programını güçlendirme ve Rusya ile iş birliğini derinleştirme kararlılığını arttırabileceği ve Kim Jong-un'un nükleer silahların ABD'nin rejim değişikliği arzusuna karşı nihai caydırıcı unsur olduğuna dair inancını pekiştirebileceği uyarısında bulundu.

Kuzey Kore'yi nükleer silah programından vazgeçirmek için yıllardır süren çabalara rağmen, rejimin birden fazla nükleer silaha ve ABD'ye ulaşabilecek füzelere sahip olduğuna inanılıyor; bu da Kore yarımadasına yapılacak olası bir askeri saldırının çok yüksek riskler doğuracağı anlamına geliyor.

Güney Kore'nin başkenti Seul'deki Kyungnam Üniversitesi Uzak Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Dr. Lim Eun-chul şunları söyledi: “Başkan Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerini vurması şüphesiz Kuzey Kore'nin uzun süredir devam eden rejimi ayakta tutma ve nükleer silah geliştirme politikasının meşruiyetini güçlendirecek. Kuzey Kore, ABD'nin son hava saldırısını askeri tehdit olarak görüyor ve muhtemelen önleyici nükleer füze saldırıları düzenleme kabiliyetini arttırma çabalarını hızlandıracaktır.”

Rusya'ya yönelmek

Analistler, Moskova'nın Ukrayna'yı işgali sonrası iki devletin kurduğu gelişen askeri ilişkinin ardından, bu çabaların hızlanmasının Rusya'nın yardımıyla olabileceği konusunda uyarıyor.

Kuzey Kore ve Rusya arasındaki stratejik ortaklık, 2024'ten bu yana devam eden Batı yaptırımları karşısında Pyongyang için hayati bir ekonomik ve askeri can simidi haline geldi.

dsfrgty
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 19 Haziran 2024 (AP)

Lim, “Kuzey Kore ve Rusya arasındaki stratejik ittifak temelinde, ekonomik ve askeri karşılıklı bağımlılık artacağından, Pyongyang'ın Rusya ile ortak silah geliştirmeye yönelmesi, ortak askeri tatbikatlar yapması ve teknoloji transferinde bulunması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 11 ülke tarafından kurulan Çok Taraflı Yaptırımları İzleme Ekibi (MSMT) tarafından hazırlanan bir rapora göre Kuzey Kore, Rusya'nın işgaline yardımcı olmak üzere 14 binden fazla asker ve füzeler de dâhil olmak üzere milyonlarca mühimmat gönderdi.

Bunun karşılığında Rusya Kuzey Kore'ye hava savunma teçhizatı, uçaksavar füzeleri, elektronik harp sistemleri ve rafine edilmiş petrol dahil olmak üzere çeşitli değerli silah ve teknolojiler sağladı.

MSMT'nin raporuna göre bu eylemler, Kuzey Kore'nin askeri programlarını finanse etmesine, BM Güvenlik Konseyi'nin birçok kararıyla yasaklanan balistik füze programlarını daha da geliştirmesine ve modern savaş konusunda ilk elden deneyim kazanmasına olanak sağlıyor.

Irak, Libya, İran ve ABD müdahalesinden çıkarılacak dersler

Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) Kore Bölümü Başkanı Victor Cha, Kim'in ABD'nin İran'daki son askeri operasyonlarını, Irak ve Libya'dan İran'a kadar nükleer olmayan devletlerin ABD müdahalesine karşı savunmasız olduğunun kanıtı olarak gördüğünü söylüyor. Bu nedenle halihazırda altı nükleer cihaz denemiş ve uzun menzilli füzeler geliştirmiş olan Kuzey Kore cephaneliğini müzakere edilemez olarak görüyor.

İran ile Kuzey Kore arasındaki karşıtlık, özellikle nükleer yetenekler açısından çarpıcı.

Seul'deki Ewha Womans Üniversitesi'nde uluslararası güvenlik profesörü olan Leif Eric Easley, “Pyongyang'ın nükleer programı çok daha sofistike ve İran'ın sahip olduğu füzelerden çok daha uzağa, dünyanın dört bir yanına gidebilecek kıtalararası balistik füzeler de dahil olmak üzere birden fazla fırlatılmaya hazır silahlara sahip. Kim rejimi, ABD topraklarını tehdit edebilir. Buna karşılık İran henüz teslim edilebilir bir nükleer silah geliştirmedi ve uranyum zenginleştirmesi silahlanma için gereken eşiğin altında kaldı” ifadelerini kullandı.

“Kuzey Kore'ye yönelik herhangi saldırı, topyekûn bir nükleer savaş riskini arttıracaktır” uyarısında bulunan Lim, ABD'nin İran'a yönelik saldırısının, nükleer silahların yayılmasını caydırmak yerine meşrulaştırabileceğine dikkat çekti.



Hamaney ambargoya meydan okurken, Trump seçeneklerini değerlendiriyor

Dün Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Mumbai'de petrol yükünü boşaltan "Desh Garima" tankerine bakan bir adam (Reuters)
Dün Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Mumbai'de petrol yükünü boşaltan "Desh Garima" tankerine bakan bir adam (Reuters)
TT

Hamaney ambargoya meydan okurken, Trump seçeneklerini değerlendiriyor

Dün Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Mumbai'de petrol yükünü boşaltan "Desh Garima" tankerine bakan bir adam (Reuters)
Dün Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Mumbai'de petrol yükünü boşaltan "Desh Garima" tankerine bakan bir adam (Reuters)

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, ABD’nin uyguladığı ablukaya meydan okuyarak Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda “yeni bir dönemin” başladığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump ise hayati su yolunu yeniden gemi trafiğine açmak amacıyla bir deniz koalisyonu kurma planını gündeme getirdi.

Devlet televizyonunda okunan açıklamada Hamaney, ABD varlığının “güvensizliğin en önemli nedeni” olduğunu belirterek, bölgenin geleceğinin “Amerikasız” olacağını söyledi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ablukanın “başarısızlığa mahkûm” olduğunu ifade ederken, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın Hürmüz üzerindeki yönetiminin ABD’siz bir gelecek sağlayacağını savundu.

Öte yandan Trump yönetimi, olası askeri saldırılar ve boğazın bir bölümünü kontrol altına alarak ticari geçişi yeniden başlatmayı içeren seçenekleri değerlendiriyor. ABD’li bir yetkili, üst düzey askeri komutanların İran’a karşı askeri harekât ihtimalini Trump’a sunacağını belirtti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper ise deniz ablukasının “oldukça etkili” olduğunu, 42 geminin durdurulduğunu ve 41 tankerin İran’dan ayrılmasının engellendiğini söyledi.

Bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanlığı, ortak ülkelere “Denizcilik Özgürlüğü Yapısı”na katılma çağrısı yaparak anlık bilgi paylaşımı, güvenlik rehberliği ve ortak koordinasyonla seyrüseferin güvence altına alınmasını istedi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Pakistanlı kaynaklar, Tahran’ın olası bir anlaşmayı değerlendirdiğini ve yanıt için süre talep ettiğini belirtti.


Washington ve Berlin arasındaki diplomatik kriz tırmanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede (AP)
TT

Washington ve Berlin arasındaki diplomatik kriz tırmanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart'ta Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede (AP)

ABD ile Almanya arasındaki gerilim, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in İran savaşıyla ilgili açıklamalarının yol açtığı diplomatik krizi aşma çabalarına rağmen dün daha da tırmandı.

Merz ile ABD Başkanı Donald Trump arasında bugüne kadar süregelen sıcak ilişkilerin değişmeye başladığı görülürken, Trump Alman lidere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Trump, Merz’in “İran tüm bir halkı aşağılıyor” sözlerine atıfla, onun “ne söylediğini bilmediğini” ifade etti.

Trump, sahibi olduğu Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Almanya’nın ekonomik ve diğer alanlardaki performansı kötü” ifadelerini kullanarak, Merz’i İran’ın nükleer silah edinmesine karşı çıkmamakla suçladı. ABD Başkanı ayrıca Almanya’daki Amerikan asker sayısını azaltmayı düşündüğünü ve bu konuda yakında karar vereceğini belirtti.

Trump, dün yaptığı bir başka paylaşımda, Alman Şansölye’nin daha fazla zamanını Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmeye ve “özellikle göç ve enerji alanlarında zorlanan ülkesini düzeltmeye” ayırması gerektiğini ifade etti.

Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fas’ın başkenti Rabat’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ABD’nin ülkedeki askeri varlığını azaltma ihtimaline hazır olduklarını ve Washington’dan gelecek kararları “sakinlikle” beklediklerini belirtti.


ABD'li yetkili: İran ile düşmanlıklar "savaş yetkileri" ile ilgili nedenlerden dolayı sona erdi

Tahran'daki Devrim Meydanı'nda 28 Nisan'da, İran güçlerinin Amerikan savaş uçaklarını ağ kullanarak avladığını gösteren dev bir pankart asıldı (AFP)
Tahran'daki Devrim Meydanı'nda 28 Nisan'da, İran güçlerinin Amerikan savaş uçaklarını ağ kullanarak avladığını gösteren dev bir pankart asıldı (AFP)
TT

ABD'li yetkili: İran ile düşmanlıklar "savaş yetkileri" ile ilgili nedenlerden dolayı sona erdi

Tahran'daki Devrim Meydanı'nda 28 Nisan'da, İran güçlerinin Amerikan savaş uçaklarını ağ kullanarak avladığını gösteren dev bir pankart asıldı (AFP)
Tahran'daki Devrim Meydanı'nda 28 Nisan'da, İran güçlerinin Amerikan savaş uçaklarını ağ kullanarak avladığını gösteren dev bir pankart asıldı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili, dün gece geç saatlerde yaptığı açıklamada, şubat ayında başlayan ABD ile İran arasındaki çatışmaların “sona erdiğini” duyurdu. Açıklamada, bu değerlendirmenin Savaş Yetkileri Yasası kapsamında yapıldığı belirtildi.

Yetkili, “Taraflar, 7 Nisan Salı günü itibarıyla iki haftalık bir ateşkes üzerinde anlaştı ve bu süre daha sonra uzatıldı... 7 Nisan’dan bu yana ABD ile İran silahlı kuvvetleri arasında herhangi bir çatışma yaşanmadı” ifadelerini kullandı.

Trump’ın, İran ile yürütülen savaşı sona erdirmesi ya da uzatılması için Kongre’ye gerekçe sunması gereken sürenin bugün dolduğu, ancak bu sürenin muhtemelen çatışmanın seyrinde bir değişiklik olmadan geçeceği değerlendiriliyor.

Yetkili, yönetimin görüşünü aktararak, “Savaş Yetkileri Yasası açısından, 28 Şubat Cumartesi günü başlayan çatışmalar sona ermiştir” dedi.

Analistler ve Kongre’deki bazı yardımcılar daha önce Trump’ın, çatışmayı 30 gün uzatma niyetini Kongre’ye bildirmesini ya da ateşkesi çatışmanın sonu olarak gördüğü için süreyi görmezden gelmesini beklediklerini ifade etmişti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası, başkana Kongre’den yetki almadan 60 gün boyunca askeri operasyon yürütme imkânı tanıyor; ayrıca zorunlu askeri gerekçelerle bu sürenin 30 gün daha uzatılması da mümkün.

İran ile savaş, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD tarafından düzenlenen hava saldırılarıyla başlamıştı. Trump, 48 saat sonra Kongre’yi resmen bilgilendirmiş, bu da 60 günlük sürenin 1 Mayıs’ta dolması anlamına gelmişti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün Senato’daki bir oturumda, 60 günlük sürenin ateşkes sırasında durduğunu söyledi. Demokratlar ise buna itiraz ederek, böyle bir durumu destekleyen herhangi bir yasal hüküm bulunmadığını savundu.

ABD Anayasası, savaş ilan etme yetkisini yalnızca Kongre’ye verirken, yönetimin kısa süreli ya da doğrudan tehditlere karşı yürütülen operasyonlar olarak nitelendirdiği durumlarda bu kısıtlamanın uygulanmadığı belirtiliyor.

Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti, Kongre’nin her iki kanadında da sınırlı bir çoğunluğa sahip. Demokratlar, savaşın başlangıcından bu yana ABD güçlerinin geri çekilmesini ya da Kongre onayı alınmasını zorunlu kılacak kararlar geçirmeye çalışsa da Cumhuriyetçiler bu girişimleri engellemeyi sürdürdü.