‘Narnia Operasyonu’ ve ‘Kızıl Düğün’… Netanyahu ve Trump İranlıları bir ‘Hollywood hayali’ ile nasıl kandırdı?

İsrail başarısızlıktan korktu ve bir ‘hata’ İranlı yetkilileri ölüme mahkûm etti

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Tahran'dan yükselen dumanlar, 15 Haziran 2025 (Reuters)
İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Tahran'dan yükselen dumanlar, 15 Haziran 2025 (Reuters)
TT

‘Narnia Operasyonu’ ve ‘Kızıl Düğün’… Netanyahu ve Trump İranlıları bir ‘Hollywood hayali’ ile nasıl kandırdı?

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Tahran'dan yükselen dumanlar, 15 Haziran 2025 (Reuters)
İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Tahran'dan yükselen dumanlar, 15 Haziran 2025 (Reuters)

İsrailli generaller 13 Haziran günü gece yarısı İsrail Hava Kuvvetleri karargâhının altındaki bir sığınakta toplandılar ve ‘Kızıl Düğün’ adını verdikleri bir operasyonla füzelerin Tahran'a inişini izlediler.

Saatler sonra, bin mil (yaklaşık bin 609 kilometre) ötede, İran'ın üst düzey askeri liderleri Wall Street Journal'ın (WSJ) ‘toplu katliam’ olarak tanımladığı ve Game of Thrones'daki ünlü düğün sahnesine benzettiği olayda öldürüldü.

WSJ'nin 18 mevcut ve eski İsrailli ve ABD'li güvenlik yetkilisiyle yaptığı görüşmelere dayandırdığı haberinde, İsrail'in İran'a saldırmasının, görevde başarılı olamama korkusundan kaynaklandığı vurgulandı.

Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığı habere göre, saldırının gerçekleştirilmesini sağlayan istihbarat ve askeri hassasiyetin birleşimi dünyayı şaşırttı. Ancak İsrail'in İran'a karşı 12 gün süren savaşının başlangıcındaki tek beklenmedik başarı bu değildi.

Haberde şu ifadelere yer verildi: “Planlayıcılarının C.S. Lewis'in tamamen kurgusal bir dünyada geçen ünlü roman serisine atfen ‘Narnia Operasyonu’ adını verecek kadar hayalperest olduğu düşünülen ilk saldırının önemli bir bölümünde, uygulayıcılar İran'ın en önde gelen dokuz nükleer bilim adamına başkent Tahran'daki evlerinde neredeyse aynı anda suikast düzenlemeyi başardılar.”

WSJ'ye göre, nükleer tesislere verilen zarar konusunda çelişkili raporlar var. İsrail ile ABD'nin İran'ın yıkılanları yeniden inşa etmesini engelleyip engelleyemediği henüz belli değil.

İsrail Askeri Operasyonlar Direktörlüğü Başkanı ve operasyonun ana mimarı General Oded Pasiuk, “Bunu ayrıntılı olarak planlamaya başladığımızda, işe yarayıp yaramayacağını bilmek çok zordu” dedi.

İsrail'in riski

Haber, İsrail'in saldırıyı gerçekleştirirken iki seçenekle karşı karşıya kaldığı için ‘ciddi bir risk aldığını’ ortaya koydu: Ya insani hedeflerini bir kerede vuracaktı ya da başarısız olup Tahran'a hedeflenen unsurları dağıtma şansı verecekti. Eğer bu hedefler dağıtılsaydı, İran'ın tepkisi daha sert olacak ve Tahran'ın nükleer hedeflerine dokunulmayacaktı.

Ancak kayıplarına rağmen İran halen toparlanma kapasitesine sahip ve nükleer silah elde etmek için her zamankinden daha kararlı bir şekilde geri dönebilir.

Uzun bir yol

Haberde operasyonun kökenlerinin 1990'ların ortalarına, İsrail istihbaratının ‘İran'ın nükleer silah programı inşa etmeye yönelik yeni girişimlerini’ ilk kez tespit ettiği döneme dayandığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığı haberde şu ifadeler yer aldı: “İsrail istihbaratı, İran'ın ana zenginleştirme tesislerinden birinde iki patlamaya neden olmak ve bazı bilim adamlarına suikast düzenlemek de dahil olmak üzere bir sabotaj kampanyasını kolaylaştırmak için İran içinde geniş bir ajan ağı kurmaya başladı. Ancak İsrailli yetkililer sonunda bu faaliyetlerin yetersiz olduğuna ve İran'ın nükleer programını ve İran'ın nükleer faaliyetlerinin beynini hava yoluyla yok etmeleri gerektiğine karar verdiler. Bunu yapmak son derece zor olacaktı. İsrail'in vurması gereken yerler kendi topraklarından bin milden daha uzaktaydı; pilotların tek bir yakıt ikmal uçağının etrafında altı ila on uçaktan oluşan formasyonlar halinde uçmayı ve uçuş sırasında birkaç kez sırayla yakıt ikmali yapmayı öğrenmeleri gerekiyordu. Ayrıca uçaklarının hassas bir şekilde konumlandırılmasında ustalaşmaları gerekiyordu ki füzeler hedeflerini vurmak üzere fırlatılabilsin ve her vuruş arasında 15 ila 20 saniyelik bir aralık bırakarak etkinliklerini en üst düzeye çıkarabilsinler.”

sdfrgt
Tahran'da Humeyni heykelinin bulunduğu bir meydan (EPA)

Gazze savaşı sırasında İsrail neredeyse iki yılını Hamas'ı ezerek geçirdi ve geçen yıl Lübnan savaşı sırasında Hizbullah'ı ciddi şekilde zayıflattı. Daha sonra Suriye muhalefeti Suriye hükümetini devirerek İran karşıtı bir hükümet kurdu ve İsrail uçaklarının ülkenin hava sahasından engelsiz bir şekilde geçmesinin önünü açtı.

O zamana kadar İsrail'in İran içindeki casusluk ağları, askeri liderlerinin hareketlerini izleyebilecek ve ülke içinde bir saldırı sırasında İran'ın hava savunma sistemlerini yok etmede önemli bir rol oynayabilecek insansız hava aracı (İHA) üsleri kurabilecek kadar genişti.

Haberde şöyle deniyordu: “Tüm bu unsurlar mevcutken saldırı planları yoğunlaştı.”

Narnia Operasyonu

İsrail'de İran'ın uranyum zenginleştirmeye başlamasıyla birlikte, eğer isterse nükleer bomba yapmasına sadece aylar kalacağı hissi durumun aciliyetini arttırdı.

Haberde, “İran'ın uranyum zenginleştirmesini durdurma savaşını çoktan kaybettiğinden korkan İsrail, İsrail saldırıları nükleer tesisleri yok etse ya da devre dışı bıraksa bile ülkelerinin bu nükleer yakıtı bir nükleer silah yapmak için kullanmasına yardımcı olabilecek İranlı bilim adamlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir operasyon başlattı” denildi.

Haberde bu görevin Narnia Operasyonu olarak adlandırıldığı belirtildi.

Haberde, İsrail savaş uçaklarının 12 gün boyunca hedef listesini yoğun bir şekilde bombalamaya devam etmesinin önünü açmak için ilk andan itibaren hava üstünlüğünü sağlamanın da bir öncelik olduğu ifade edildi. Bu amaçla İsrailli yetkililer İran'ın hava savunma sistemlerinin kapsamlı bir haritasını çıkarmak için binlerce istihbarat kaynağını referans aldı.

Saldırının ilk aşamalarında İsrail kendi topraklarından büyük İHA’lar fırlattı. Operasyon hakkında bilgi sahibi bir kaynağa göre, saldırıdan önceki gece bu İHA’lardan bazılarının uzun menzilli görevler gerçekleştirme kabiliyetleri ilk kez test edildi.

İsrail kamuflajı

İsrailli bir güvenlik yetkilisine göre Netanyahu ve askeri danışmanları saldırı kararını 9 Haziran'da aldı. Yetkiliye göre Netanyahu'nun ekibi, İranlıların bilim adamlarını ve askeri liderlerini dağıtmak gibi önlemler almamalarını sağlamak için planlarını gizlemek zorunda kalacaklarını biliyordu.

Bu arada İsrailli yetkililer, Netanyahu ile Trump arasında bir saldırı konusunda anlaşmazlık olduğunu gösteren raporları medyaya sızdırdı. Sızıntılar, operasyonun başlamasından dört gün önce Netanyahu ile Trump arasında yapılan bir telefon görüşmesinin ayrıntılarını içeriyordu; Trump, İsrail Başbakanı’na askeri seçeneklere başvurmadan önce diplomasinin yoluna girmesini istediğini bildirdi.

Saldırıların gerçekleştiği gün Trump gazetecilere ABD ve İran'ın ‘bir anlaşmaya nispeten yakın’ olduğunu ve ‘İsraillilerin bu işe karışmasını’ istemediğini söyledi.

İsrailli yetkililer de gazetecilere bir saldırının yakın olduğunu, ancak Washington ile Tahran arasında pazar günü yapılması planlanan altıncı tur nükleer görüşmelerin nihai sonucunu görmek için bekleyeceklerini belirtti.

Operasyonun planlamasına aşina bir güvenlik yetkilisi, aldatmacanın sırrının İranlıların zihninde İsrail'in ABD'nin izni ve müdahalesi olmadan saldırmayacağı fikrinin yattığını söyledi. ABD harekete geçmediği ve müzakerelerle meşgul olduğu sürece, İsrail sürpriz unsurunu kaybetmeden İranlıların gözü önünde saldırı tehdidinde bulunabilir ve hatta harekete geçebilirdi. Nitekim İsrail uçakları havalanırken Trump Truth Social'da şu paylaşımı yaptı: “İran'ın nükleer sorununa diplomatik bir çözüm bulmaya kararlıyız!”

İranlı yetkilileri ölüme mahkûm eden bir hata

Nihai planın önemli bir parçası, Kızıl Düğün olarak bilinen bir hamleyle İran Silahlı Kuvvetleri’nin liderliğini ortadan kaldırmaktı. Habere göre bu hamlenin amacı, İran'ın karşılık verme kabiliyetini ortadan kaldırarak İsrail savaş uçakları ve İHA’larının İran füze rampalarını imha etmesinin önünü açmak ve böylece beklenen karşılığın boyutunu en aza indirmekti.

Ancak İsrail uçakları yaklaştıkça ani bir meydan okuma ortaya çıktı ve İran Hava Kuvvetleri komutanları aniden hareketlenmeye başladı. İsrail komuta merkezinde gerginlik vardı; tüm plan çöküyor ve İranlılar planı açığa çıkarmış gibi görünüyordu.

Ancak İsrailli komutanları şaşırtan sürpriz, İranlı yetkililerin dağılmak yerine kendilerini ölüme mahkûm etmek için aynı yerde toplanmış olmalarıydı. Dakikalar sonra İsrail füzeleri fırlatıldı.

Aynı anda İranlı nükleer bilim adamlarının evlerinde patlamalar meydana geldi ve neredeyse eş zamanlı saldırılarda dokuz bilim adamı öldürüldü.

Daha sonra İsrail füzeleri radar alanlarını, hava savunma bataryalarını ve İran'ın karadan karaya füzelerini hedef aldı. İsrail istihbaratı geçen kasım ayından bu yana belirlenen insani hedeflerin çoğunun öldürüldüğünü teyit edebildi. Yaklaşık dört saat içinde başlangıç operasyonu sona erdi.

Takip eden günlerde İsrail savaş uçakları ateşkes ilan edilene kadar balistik füze üretim sahalarını, nükleer tesisleri ve fırlatma rampalarını bombalamaya, İranlı askeri liderleri ve nükleer bilim adamlarını takip etmeye ve öldürmeye devam etti.



Trump’ın belirlediği süre dolmadan önce İran köprüleri ve demiryolları hedef alındı

 Tahran’ın batısındaki Mehrabad Havalimanı’ndan yükselen alevler ve duman bulutları (Sosyal medya)
Tahran’ın batısındaki Mehrabad Havalimanı’ndan yükselen alevler ve duman bulutları (Sosyal medya)
TT

Trump’ın belirlediği süre dolmadan önce İran köprüleri ve demiryolları hedef alındı

 Tahran’ın batısındaki Mehrabad Havalimanı’ndan yükselen alevler ve duman bulutları (Sosyal medya)
Tahran’ın batısındaki Mehrabad Havalimanı’ndan yükselen alevler ve duman bulutları (Sosyal medya)

İran’a düzenlenen saldırıların yoğunluğu artarken, hedeflerin özellikle köprüler ve demiryolu ağları üzerinde yoğunlaştığı görülüyor. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için tanıdığı sürenin dolmasına saatler kala yaşandı.

Gün içinde düzenlenen saldırılarda Kaşan’da bir demiryolu köprüsü, Meşhed’de bir tren istasyonu ve Tebriz yakınlarında bir viyadük hedef alındı. Saldırılar, ülke içindeki ana ulaşım hatlarının aksamasına yol açtı.

Trump, sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran yönetiminin taleplerine ABD’nin doğu saatine göre akşam 20.00’ye kadar yanıt vermemesi halinde ‘İran medeniyetini tamamen yok etmekle’ tehdit etti.

Artan gerilim, İsrail ordusunun İran vatandaşlarına trenleri kullanmamaları ve demiryolu hatlarından uzak durmaları yönünde yaptığı doğrudan uyarılarla eş zamanlı gerçekleşti. Bu durum, hedef listesinin ulaşım altyapısını kapsayacak şekilde genişletildiğine işaret ederken, ABD tarafı da köprüler ve enerji tesislerinin hedef alınabileceğini dile getirdi.

Trump, dün yaptığı açıklamada İran’a verdiği sürenin bu akşam saat 20.00’de sona ereceğini belirterek, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içeren bir anlaşma için bunun ‘nihai süre’ olduğunu vurguladı. Şartların yerine getirilmemesi halinde köprüler ve enerji tesisleri de dahil olmak üzere geniş çaplı altyapı saldırılarının gündeme geleceğini ifade etti.

Bugün Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda ise Trump, “Bu gece tüm bir medeniyet yok olabilir ve bir daha geri dönmeyebilir. Bunun olmasını istemem ama büyük ihtimalle olacak” ifadelerini kullandı. Ayrıca yaşananların, bazı İranlı liderlerin öldürülmesi nedeniyle ‘devrim niteliğinde’ sonuçlar doğurabileceğini savundu. Trump, altyapının hedef alınmasının savaş suçu olarak değerlendirilmesine ilişkin ise ‘hiç endişe duymadığını’ belirterek, asıl amacın İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu vurguladı.

Diğer yandan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance bugün yaptığı açıklamada, Washington’un İran’a karşı ‘henüz kullanmaya karar vermediği araçlara’ sahip olduğunu belirterek, müzakerelerin bu seçeneklere başvurulmasını engellemesini umduğunu ifade etti.

Macaristan ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Vance, ABD’nin, belirlenen son tarihten önce İran’dan hâlâ bir yanıt alınabileceğine inandığını söyledi. ABD’nin İran’daki askeri hedeflerini büyük ölçüde gerçekleştirdiğini savunan Vance, son saatlerde yoğun diplomatik temasların yaşanacağını dile getirdi.

Vance, “Kullanmayı henüz kararlaştırmadığımız araçlarımız var. ABD Başkanı bunları kullanmaya karar verebilir… İran yaklaşımını değiştirmezse bu yönde adım atacaktır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran’ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem, Pakistan’ın arabuluculuk çabalarının ‘kritik ve hassas bir aşamaya’ yaklaştığını belirterek, gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi, ancak ayrıntı vermedi. Aynı zamanda Tahran yönetimi, 45 günlük ateşkes önerisini reddederek, geçici bir durdurma yerine savaşın kalıcı olarak sona ermesini hedeflediğini açıkladı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise saldırılarını genişletmeye hazır olduğunu duyurdu. Yapılan açıklamada, İran altyapısının ABD tarafından hedef alınması halinde sivil tesislerin de vurulabileceği uyarısında bulunuldu.

Açıklamada, ABD ordusunun ‘kırmızı çizgileri aşması’ durumunda verilecek karşılığın bölge sınırlarını aşacağı belirtilirken, ABD ve müttefiklerinin altyapısının uzun yıllar petrol ve gaz erişiminden mahrum kalabilecek saldırılara hedef olabileceği ifade edildi. Ayrıca hedef seçiminde gösterilen ‘itidalin’ sona erdiği ve sivil tesislerin hedef alınmasından kaçınılmayacağı vurgulandı.

Tahran’dan ülkenin güneyine kadar geniş çaplı saldırılar

ABD’nin bugün erken saatlerde İran’a bağlı Harg Adası’ndaki askeri hedeflere hava saldırıları düzenlediği bildirildi. The Wall Street Journal’ın Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre operasyon, adadaki askeri unsurları hedef aldı.

Bir ABD’li yetkili de Reuters’a yaptığı açıklamada, Harg Adası’nda 50’den fazla askeri noktanın vurulduğunu doğruladı. Yetkili, İran’ın petrol ihracatı açısından kritik öneme sahip olan adadaki enerji altyapısının hedef alınmadığını belirtti.

Sahadaki gelişmelere göre saldırılar ilk olarak Tahran’da başladı, ardından çevresine ve ülkenin orta ile güney bölgelerine yayıldı. Operasyonlarda askeri ve lojistik hedeflerin yanı sıra ulaşım ve enerji altyapısına odaklanıldığı görüldü. Başkentte sabaha karşı saat 03.00 civarında kuzey ve kuzeybatı bölgelerinde patlamalar meydana gelirken, güvenlik önlemleri artırıldı ve sahada hareketlilik gözlendi.

Batı Tahran’da saldırılar, Mehrabad Havalimanı çevresinde yoğunlaştı. Hava tesisleri ve havacılıkla bağlantılı altyapılar hedef alınırken, Tahransar bölgesinde de patlamalar yaşandı. Kuzeyde Narmak’ta bir patlama kaydedilirken, şehir merkezinde Filistin Meydanı ve Enghelab Caddesi yakınlarında da patlama sesleri duyuldu.

Başkentin doğusuna doğru alçak irtifada uçan füzelerin, Tahran’ın güneydoğusundaki Parchin bölgesine yöneldiği ve burada askeri tesisler çevresinde patlamalar meydana geldiği bildirildi. Saldırılar güney ve güneybatı bölgelerine de yayılırken, lojistik hatlar ve operasyonel destek altyapısı hedef alındı.

Karaj ve çevresinde, hava destek ve üretimle bağlantılı tesisler hedef alındı; bunlar arasında helikopter üretim tesislerinin de bulunduğu aktarıldı. Başkentin batısındaki Şehriyar’da ise belirli hedeflerin bulunduğu değerlendirilen konut binalarının vurulduğu bildirildi.

Ülkenin orta kesimlerinde Kum’da gece yarısından sonra patlamalar meydana gelirken, yoğun duman yükseldiği gözlendi. Arak ve Hondab çevresinde ise savaş uçaklarının uçuşlarının sürdüğü kaydedildi.

Güney bölgelerinde ise saldırıların kapsamı belirgin şekilde genişledi. Abadan ve Hürremşehr’de limanlar ile denizcilik ve askeri sanayiye bağlı tesislerin çevresinde patlamalar meydana geldi. Bender Abbas ve Keşm’de de şiddetli patlamalar kaydedilirken, liman altyapısı ve deniz kapasitesine yönelik hedeflerin vurulduğuna işaret eden bulgular ortaya çıktı.

Eş zamanlı olarak saldırılar lojistik altyapıyı da kapsayacak şekilde genişletildi. Demiryolu hatları, köprüler ve ulaşım arterleri hedef alınırken, Meşhed’de tren seferleri durduruldu ve kara ulaşımı için alternatif düzenlemeler devreye sokuldu.

İsrail ordusu ise hava kuvvetlerinin İran içinde geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, istihbarata dayalı saldırılarda füze geliştirme kapasitesiyle bağlantılı askeri ve sanayi altyapısının hedef alındığı belirtildi.

Ordudan yapılan açıklamaya göre, hedefler arasında Şiraz’daki bir petrokimya tesisi de yer aldı. Söz konusu tesisin, patlayıcı üretiminde kullanılan ve balistik füze geliştirilmesinde kritik öneme sahip nitrik asit üretiminde kullanıldığı ifade edildi.

Açıklamada, bu tesisin vurulmasının İran’ın özellikle kimyasal bileşenlere dayalı silah üretim kapasitesini daha da zayıflattığı savunuldu. Tesisin, balistik füze programı için gerekli temel bileşenleri üreten son merkezlerden biri olduğu öne sürüldü.

İsrail ordusu, bu saldırının daha önce İran’ın en büyük petrokimya komplekslerinden biri ile Mahşehr bölgesindeki diğer tesislere yönelik operasyonların devamı niteliğinde olduğunu ve askeri programla bağlantılı sanayi altyapısını zayıflatmayı amaçladığını bildirdi.

İsrail ordusu ayrıca, İran’ın kuzeybatısında büyük bir balistik füze fırlatma sahasının hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, bu sahadan İsrail’e doğru onlarca füzenin fırlatıldığı ifade edildi.

Ordudan yapılan değerlendirmeye göre saldırı, balistik füze birliklerine bağlı unsurlar ve komutanların aktif olarak operasyon yürüttüğü sırada gerçekleştirildi. Hedef almanın, İsrail ve diğer ülkelere yönelik yeni saldırıların önlenmesi amacı taşıdığı kaydedildi.

İsrail ordusu, bu operasyonların İran yönetiminin askeri altyapısını hedef almaya yönelik sürdürülen çalışmaların parçası olduğunu ve ülkenin gelişmiş silahlar ile füze üretim ve kullanım kapasitesini sınırlamayı hedeflediğini vurguladı.

Hürmüz Boğazı’nda gerilim artıyor

İran içindeki tırmanış, Hürmüz Boğazı’nda artan gerilimle eş zamanlı ilerliyor. Boğaz, iki taraf arasında doğrudan karşı karşıya gelinen ana cephe haline gelirken, İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO), Kiş Adası’nın güneyindeki uluslararası sularda bir konteyner gemisinin vurulduğunu, olayda can kaybı yaşanmadığını açıkladı.

UKMTO, savaşın başlamasından bu yana 20’den fazla geminin saldırıya uğradığını bildirirken, deniz taşımacılığı ve küresel enerji arzında ciddi aksamalar yaşanabileceği yönündeki endişelerin arttığına dikkat çekti. Bu çerçevede, 30’dan fazla ülkeden askeri planlamacıların Londra’da bir araya gelerek boğazda seyrüsefer güvenliğini sağlama seçeneklerini değerlendirdiği aktarıldı.

Söz konusu gelişmeler, sahadaki askeri operasyonlarla siyasi tehditlerin kesiştiği bir döneme denk geliyor. ABD’nin verdiği sürenin dolmasına yaklaşılırken, İran içinde kritik altyapının daha geniş ölçekte hedef alınabileceğine dair işaretler güçleniyor. Tarafların, bir anlaşmaya varılamaması halinde daha kapsamlı bir tırmanış aşamasına geçmeye hazırlandığı değerlendiriliyor.


ABD-İsrail hava saldırıları Hark ve Kum şehri yakınlarını vurdu, Tahran "kıtalararası" karşılık verme tehdidinde bulundu

 ABD-İsrail hava saldırıları Hark ve Kum şehri yakınlarını vurdu, Tahran "kıtalararası" karşılık verme tehdidinde bulundu
TT

ABD-İsrail hava saldırıları Hark ve Kum şehri yakınlarını vurdu, Tahran "kıtalararası" karşılık verme tehdidinde bulundu

 ABD-İsrail hava saldırıları Hark ve Kum şehri yakınlarını vurdu, Tahran "kıtalararası" karşılık verme tehdidinde bulundu

Bölge, Tahran ile Washington arasında doğrudan çatışmanın patlak vermesiyle tehlikeli bir dönemece girdi. İran, başkent Tahran'ı hedef alan ve bir Yahudi sinagogunun tamamen yıkılmasına yol açan saldırılara karşılık olarak İsrail'in kalbine balistik füzeler yağdırdı.

İsrail ordusunun İran vatandaşlarına "tren" ağını kullanmamaları konusunda benzeri görülmemiş bir uyarıda bulunmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni bir anlaşmaya varılması için belirlediği sürenin dolmasıyla gerilim doruk noktasına ulaştı.

Tahran, ABD'nin "sivil altyapıyı" hedef alma tehditlerine açık bir meydan okumayla, ateşkes önerilerini kategorik olarak reddettiğini ve "Hürmüz Boğazı"nı kapatmakta ısrar ettiğini duyurdu; bu durum, uluslararası denizciliği ve küresel enerji arzını fırtınanın merkezine yerleştirdi.

İsrail ordusu, Kum şehri yakınındaki hayati öneme sahip bir köprüyü hedef alan geniş çaplı hava saldırılarının tamamlandığını duyurdu; bu saldırılar, Hark petrol adasını sarsan patlamalarla eş zamanlı olarak geldi.

İran Devrim Muhafızları ise Washington'un "kırmızı çizgileri" aşması halinde, yanıtın "bölge sınırlarının ötesine" geçeceğini belirterek, Trump'ın anlaşmanın reddedilmesi halinde İran tesislerini "yok etme" tehditlerine atıfta bulundu.


ABD/İsrail-İran savaşında kritik saatler yaklaşırken, kısmi bir anlaşma için bölgesel girişim başlatıldı

Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD/İsrail-İran savaşında kritik saatler yaklaşırken, kısmi bir anlaşma için bölgesel girişim başlatıldı

Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

ABD ve İran arasında karşılıklı tehditlerin sürdüğü bir ortamda, ABD Başkanı Donald Trump’ın salı akşamı sona erecek olan süresinin yaklaşması ve bunun beraberinde getireceği benzeri görülmemiş bir gerginlik artışıyla birlikte, Ortadoğu bölgesinde gerginliği yatıştırmaya yönelik yoğun bölgesel girişimler yaşanıyor.

ABD kaynaklarından sızan bilgiler, bu çabaların İran'da 45 günlük kısmi ateşkes anlaşması sağlanmasına yönelik olduğuna işaret etti. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre ise bu çabalar, 28 Şubat'tan bu yana süren bu şiddetli savaşı durdurmak için üçlü arabuluculuğun sahip olduğu bölgesel ağırlık ve uluslararası istek göz önüne alındığında Trump'ın son tarihini uzatarak veya geçici bir durdurma sağlayarak ilerleme kaydetme umuduyla daha önce eşi ve benzeri görülmemiş tehditler altında yürütülen baskı diplomasisi çerçevesinde değerlendiriliyor.

Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından duman yükseliyor (Reuters)Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından duman yükseliyor (Reuters)

ABD ve İran, arabulucular aracılığıyla, Mısır, Türkiye ve Pakistan aracılığıyla, 45 günlük olası bir ateşkesin şartları hakkında görüşmeler yürütüyor. Bu ateşkes, savaşın kalıcı olarak sona ermesine yol açabilir. Görüşmelerden haberdar olan ve ABD merkezli haber sitesi Axios’a konuşan ABD'li, İsrailli ve bölge ülkelerinden dört kaynak dün yaptıkları açıklamalarda, bu istişareleri ‘son şans’ olarak nitelendirdi.

Reuters ise dün, İran ve ABD'nin düşmanlıkların sona erdirilmesine yönelik bir teklif aldığını doğruladı.

Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Muhammed Hicazi'nin değerlendirmesine göre Mısır, Türkiye ve Pakistan'ın öncülüğündeki arabuluculuk, caydırıcılık hesaplarının yatıştırma baskılarıyla kesiştiği, son derece hassas bir bölgesel anın izlerini ortaya koyuyor ve bu da müzakere dengelerini yeniden düzenlemek ve bölgesel çerçeveyi aşabilecek daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyi önlemek için zaman kazanmak amacıyla yapılıyor.

Üçlü arabuluculuğun, sürece dahil olan tarafların niteliği nedeniyle özel bir öneme sahip olduğunu düşünen Hicazi, "Mısır, bölgesel krizlerin yönetilmesinde geleneksel bir ağırlığa sahipken, Türkiye çeşitli aktörlerle karmaşık iletişim kanallarına sahip. Pakistan ise Tahran ile iletişimde son derece hassas bir rol üstleniyor. Bu durum, çok yönlü bir diplomatik mimariyi yansıtıyor. Ancak savaşın tarafları arasında asgari düzeyde dahi stratejik bir uzlaşının olmaması, bu çabayı krizin çözümünden çok, kriz yönetimine yaklaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

İran Politika Analizi Arap Forumu Başkanı ve İran uzmanı Muhammed Muhsin Ebu’n-Nur, bu girişimin kriz yönetimi modelinde önemli bir dönüşümü yansıttığını, zira uluslararası ve bölgesel güçlerin gerginliği geleneksel ikili kanallar yerine çok taraflı bir format aracılığıyla kontrol altına almaya çalıştığını belirtti. Ebu'n-Nur, girişimin sadece geçici bir ateşkes hedeflemediğini, aynı zamanda küresel enerjinin en önemli arterlerinden birinde gerilimi kontrol altına almak için daha geniş kapsamlı düzenlemeler oluşturmayı amaçladığını da vurguladı.

Müzakere sürecinin sonuçları merakla beklenirken, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Sisi bu görüşmede, Mısır'ın savaşı durdurmaya yönelik çabalarını gözden geçirdi ve bu hedefe ulaşmak için uluslararası ve bölgesel çabaların birleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mısır'ın kardeş Arap ülkelerine yönelik saldırıları kesin bir dille kınadığını, bu ülkelerin egemenliğine, istikrarına ve halklarının kaynaklarına yönelik her türlü müdahaleyi reddettiğini vurgulayan Sisi, Mısır'ın bu kardeş Arap ülkeleri destekleme konusundaki kararlı tutumunu bir kez daha teyit etti.

Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Mustafa Bekri ise dün sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Mısır'ın Türkiye ve Pakistan ile birlikte gösterdiği çabaları ‘bölgeyi yıkıcı savaş selinden kurtarmak için son dakika girişimleri’ olarak nitelendirdi. Bekri, ‘önümüzdeki saatlerin belirleyici olacağını’ ifade etti.

Mısır’ın bu tür girişimlerde oynayacağı rolün belirleyici olmaya aday olduğunu düşünen İran uzmanı Ebu’n-Nur’a göre Mısır, çatışan taraflar arasındaki iletişim kanallarını yönetme konusunda uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip olmasının yanı sıra hem ABD hem de Körfez ülkeleriyle dengeli bir ilişki ağına sahip ve İran ile de doğrudan iletişim kanallarını açık tutmaya devam ediyor.

Ahvaz ilindeki Mahşahr Petrokimya Kompleksi’ne düzenlenen saldırıların ardından duman yükseliyor (Reuters)Ahvaz ilindeki Mahşahr Petrokimya Kompleksi’ne düzenlenen saldırıların ardından duman yükseliyor (Reuters)

Şarku'l Avsat'ın İran resmi haber ajansı IRNA'dan aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi dün “Savaşın sona ermesini ve tekrarlanmamasını istiyoruz”ifadesini kullandı. IRNA’nın haberine göre geçici ateşkes istemediklerini belirten Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmaması halinde salı akşamı İran'ın ana altyapısını bombalayacağı yönündeki tehdidine atıfla, herhangi bir diplomatik görüşmenin ‘savaş suçu işleme uyarıları ve tehditleriyle tamamen çeliştiğini’ ifade etti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, “Salı günü İran'da hem 'Elektrik Santrali Günü hem de Köprü Günü' olacak” ifadelerini kullandı. İran'ın altyapısını hedef alan olası geniş çaplı saldırılar düzenleneceğini ima eden Trump, “Bunun benzeri bir şey olmayacak” dedi. Müzakere yolunun açık olduğunu da belirten Trump, Fox News'e verdiği röportajda, dolaylı temasların devam ettiği bir ortamda anlaşmaya varılması için ‘iyi bir şans’ olduğunu söyledi.

Anlaşmazlıklar devam ederken kısmi bir anlaşmaya varılma olasılığından söz etmenin sadece siyasi iradeyle ilgili bir mesele olmadığını, özellikle de üçlü arabuluculuk çerçevesinde diplomasiye son bir şans tanınması yönünde bir adım da olduğunu düşünen Büyükelçi Hicazi, ancak bunun, ‘zorlayıcı diplomasi’ çerçevesi içinde değerlendirilebileceğini kaydetti. Askeri tehditlerin, tarafları müzakereye itmek için kullanıldığını belirten Hicazi, fakat bunun uzlaşı koşullarının mevcut olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Hicazi’ye göre şimdiye kadar elde edilen veriler, önümüzdeki birkaç saat içinde tarafların tutumlarında niteliksel bir dönüşüm yaşanmadığı sürece, bölgenin sürdürülebilir bir sükûnet sürecine girmekten ziyade, kontrollü bir gerginlik yönetimine daha yakın olduğunu gösteriyor.

Öte yandan Ebu’n-Nur, İran'ın ‘hesaplı bir tereddüt’ içinde olduğunu, bunun amacının sunulan garantilerin ciddiyetini test etmek ya da müzakere koşullarını iyileştirmek olabileceğini, buna karşın ABD'nin ise özellikle de girişimin stratejik kazanımlara dönüşüp dönüşmeyeceği ya da İran'a kartlarını yeniden düzenlemesi için zaman kazandıran geçici bir ateşkes olup olmayacağının belirsizliği nedeniyle taktiksel bir ihtiyat içinde olduğunu değerlendirdi.

Ebu’n-Nur’a göre girişimin başarısı, arabulucuların her iki tarafa da ikna edici güvenlik ve siyasi garantiler sunabilmesine bağlı. Aksi takdirde, taraflar bu aşamada gerçek bir uzlaşma sürecine geçmek yerine, mevcut gerginlik sınırları içinde çatışmayı sürdürmeye devam edecekler.