İsrail ordusu, yardım kuyruğundaki Filistinlilerin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattı

İsrailli askerler “Sivilleri vur” emri aldıklarını söylüyor

GHF faaliyetlerine başladığından beri Gazze'deki yardım dağıtım noktalarında kaos yaşanıyor (AFP)
GHF faaliyetlerine başladığından beri Gazze'deki yardım dağıtım noktalarında kaos yaşanıyor (AFP)
TT

İsrail ordusu, yardım kuyruğundaki Filistinlilerin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattı

GHF faaliyetlerine başladığından beri Gazze'deki yardım dağıtım noktalarında kaos yaşanıyor (AFP)
GHF faaliyetlerine başladığından beri Gazze'deki yardım dağıtım noktalarında kaos yaşanıyor (AFP)

İsrail Savunma Kuvvetleri, erzak dağıtım noktalarında Filistinlilerin öldürülmesine dair soruşturma başlattı.

İsrail gazetesi Haaretz'in dünkü haberinde, kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen İsrailli askerler, erzak dağıtım noktalarında Filistinlilere ateş açma talimatı aldıklarını söyledi.

Askerler, Filistinlilerin orduya ait mevzilerden uzak tutulması için böyle bir emir verildiğini, ancak "gereksiz yere ölümcül güç kullanmaktan endişe duyduklarını" belirtti. Ordu ise iddiaları yalanlayarak "dağıtım merkezlerindekiler de dahil hiçbir sivile kasten ateş etme emri verilmediğini" savundu.

Haberde, ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) erzak dağıtım bölgelerinde yaşananlar hakkında inceleme başlatılması için ordu içinde özel bir birim kurulduğu belirtiliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Israel Katz da dün yayımladığı ortak açıklamada, gazeteyi İsrail ordusuna karşı dezenformasyon yapmakla suçlandı.

Gazze'deki sağlık yetkililerine göre GHF'nin faaliyetlerini başlattığı 27 Mayıs'tan bu yana 500'den fazla Filistinli yardım alanlarında öldürüldü.

Filistinli yetkililer, Netzarim ve Refah bölgelerindeki GHF'ye ait erzak dağıtım noktalarının "insani yardım" kisvesi altındaki ölüm tuzaklarına dönüştüğünü ve İsrail'in sivilleri kasıtlı olarak hedef aldığını savunuyor. İsrail ordusuysa iddiaları reddederek, kurallara uymayan kişilere "uyarı ateşi" açıldığını öne sürüyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünkü açıklamasında GHF'nin faaliyetleri hakkında şunları söyledi:

Çaresiz sivilleri askerileştirilmiş bölgelere yönlendiren her türlü operasyon doğası gereği güvensizdir. Yiyecek arayışı asla bir ölüm cezası olmamalıdır.

GHF CEO'su Johnnie Moore ise BBC'ye yaptığı açıklamada, BM ve benzeri kuruluşların, şirketin faaliyetlerine yönelik yalan bilgilerin yayılmasına yol açtığını iddia etti.

Moore, "Bu kayıpların yüzde 100'ünün GHF'nin dağıtım bölgelerinin yakınında yaşandığının doğru olmadığını" savundu. CEO, can kayıplarını yalanlamazken bunların "tamamen İsrail Ordusu'na mal edilemeyeceğini" ileri sürdü.

GHF,ordu ile ortak çalışarak Filistinlilerin yardım alanlarına ulaşması için takip edeceği rotaları belirtiyor. Kuruluş, Gazzelilerin öldürüldüğü olayların erzak dağıtım alanlarının dışında gerçekleştiğini iddia ediyor ve yardım ulaştırma sürecinin "olaysız ilerlediğini" savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, CNN, Haaretz



İran, polis memurlarını öldürmekten ve İsrail ile Amerika için çalışmaktan suçlu bulunan 3 kişiyi idam etti

İranlı polisi (Arşiv- Reuters)
İranlı polisi (Arşiv- Reuters)
TT

İran, polis memurlarını öldürmekten ve İsrail ile Amerika için çalışmaktan suçlu bulunan 3 kişiyi idam etti

İranlı polisi (Arşiv- Reuters)
İranlı polisi (Arşiv- Reuters)

İran yargısı bugün yaptığı açıklamada, bu yılın başlarında ülkedeki protestolar sırasında polisleri öldürmek ve ABD ile İsrail adına operasyonlar düzenlemekten suçlu bulunan üç kişinin idam edildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Yargı organına bağlı “Mizan Online” sitesinden aktardığına göre, “Ocak ayındaki ayaklanmalar sırasında cinayet ve Siyonist rejim ile ABD lehine eylemler gerçekleştirmek suçlarından mahkum edilen üç kişi bu sabah asılarak idam edildi.” Site, mahkumların iki güvenlik görevlisinin öldürülmesine karıştıklarını belirtti.


Trump: İran Katar'a saldırırsa Güney Pars petrol sahasını tamamen yok edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: İran Katar'a saldırırsa Güney Pars petrol sahasını tamamen yok edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasına yapılan saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini, ABD ile Katar'ın bu saldırıyla hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "Amerika Birleşik Devletleri'nin bu saldırıdan haberi yoktu, Katar'ın bu saldırıyla hiçbir şekilde ilgisi yoktu ve böyle bir şeyin olacağından önceden haberi yoktu" ifadelerini kullandı.

Şöyle devam etti: "İran Katar'a saldırmaya karar verirse, Amerika Güney Pars doğalgaz sahasını tamamen yok edecektir."


Tahran’ın açık bir yıpratma savaşındaki kolu Iraklı gruplar

17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
TT

Tahran’ın açık bir yıpratma savaşındaki kolu Iraklı gruplar

17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı

Ortadoğu’da askeri çatışmaların başlamasından bu yana, Tahran’a bağlı Iraklı silahlı gruplar Amerikan çıkarlarını hedef tahtasına yerleştirdi. Bu gruplar, uluslararası güçlerin bulunduğu askeri üsleri, diplomatik misyonları ve hayati petrol tesislerini sık sık hedef alıyor.

Washington tarafından terör listesine alınan bu örgütler, daha çatışmanın başında yaptıkları açıklamalarda, bölgesel gerilimin uzun süreli bir “yıpratma savaşına” dönüşeceği uyarısında bulunmuştu.

“Eksenlerin” iç içe geçmesi

Yerel üretime dayandıklarını vurgulayan bir açıklamada, Nuceba Hareketi adlı grup, “Direniş ekseni içinde insansız hava araçları ve füzelerin üretimi, Iraklı evlerde tatlı yapmak kadar sıradan hale geldi” ifadelerini kullandı.

Bu gruplar, “Irak’ta İslami Direniş” olarak bilinen gevşek bir ittifak çatısı altında faaliyet gösteriyor. Söz konusu ittifak, Irak içinde ve bölge genelinde “düşman” olarak nitelendirdiği hedeflere yönelik İHA ve füze saldırılarını düzenli olarak üstleniyor.

Bu yapılar, İran’ın liderlik ettiği ve Lübnan’daki Hizbullah, Gazze’deki Hamas ile Yemen’deki Husileri de kapsayan “Direniş Ekseni”nin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

Iraklı gruplar, 28 Şubat’ta İran’a yönelik İsrail-ABD saldırısının ardından “İslam Cumhuriyeti’ni savunma” taahhüdünü açıkça ilan etmişti.

Askeri ve siyasi tablo

Mevcut sahnede farklı roller üstlenen çeşitli güçler bulunuyor. Bunların başında, ABD çıkarlarına yönelik saldırılarda öncü rol oynayan Ketaib Hizbullah geliyor. Grup, geçmişte düzenlenen saldırılarda çok sayıda saha komutanını kaybetmiş olsa da, 6 sandalyelik bir parlamento bloğu üzerinden siyasette de etkili olmaya çalışıyor.

bfrbfr
Irak ordusuna ait zırhlı bir araç, Bağdat’taki Yeşil Bölge’de ABD Büyükelçiliği yerleşkesini korumak amacıyla Dicle Nehri kıyısında konuşlandırıldı (AFP)

Ebu Ala el-Velayi liderliğindeki Ketaib Seyyid eş-Şüheda da iktidardaki Şii koalisyon Koordinasyon Çerçevesi içinde temsil ediliyor. Buna karşılık Nuceba Hareketi, siyasi sürece katılmayı reddederek tamamen askeri bir çizgi izlemeyi tercih ediyor.

Öte yandan Asaib Ehl el-Hak ise şu ana kadar doğrudan askeri operasyonlara katılmış değil. Grup, 27 sandalyelik güçlü parlamento bloğu üzerinden siyasi nüfuzunu artırmaya odaklanırken, birçok gözlemciye göre silahlı kimliğini giderek geri plana itiyor.

Yıpratma stratejisi

Saldırılar yalnızca Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ve havaalanındaki lojistik tesislerle sınırlı kalmadı; yabancı şirketlere ait petrol sahaları ile büyük bir ABD konsolosluğu ve askeri varlığı barındıran Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de hedef alındı.

Saldırıların etkisi bölge geneline de yayıldı. Kuveyt, daha önce kendi topraklarına isabet eden saldırılar nedeniyle Irak’ın büyükelçisini çağırmıştı.

Uluslararası Kriz Grubu araştırmacısı Lihib Hegel, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, bu grupların çatışmaya dahil olmasını İran rejimi için “varoluşsal bir mücadele” olarak nitelendirdi. Hegel’e göre bu yapılar, özellikle İran lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından, “direniş ekseninin son savunma hattı” haline geldi.

vgrf
Havaalanlarının kapatılmasının ardından Araplar, yabancılar ve Iraklılar Ürdün’e kara sınır kapısından geçerek ülkeden ayrılırken araçlardan oluşan uzun bir kuyruk oluştu (Reuters)

Grupların insansız hava araçları ve kısa menzilli balistik füzeler bulundurduğunu belirten Hegel, Tahran’ın Hizbullah veya Husilere kıyasla daha ağır silahları bu gruplardan esirgediğini de vurguladı. Nihai hedefin ise “ABD güçlerini Irak’tan çıkarmak” olduğu ifade ediliyor.

Suikastlar zinciri

Diğer taraftan ABD ve İsrail, tırmanan gerilime hassas saldırılarla karşılık vermeyi sürdürüyor. Çatışmaların ilk saatlerinden itibaren Bağdat’ın güneyindeki Curf es-Sahr’da Ketaib Hizbullah mevzileri ile Haşdi Şabi’ye ait tesisler hedef alındı.

AFP’nin yayımladığı verilere göre, operasyonların başlamasından bu yana en az 43 militan ve Haşdi Şabi unsuru hayatını kaybetti.

Gerilimin zirvesi ise geçen cumartesi yaşandı. Bağdat’ın merkezine düzenlenen füze saldırısında, Ketaib Hizbullah mensubu 3 kişi, aralarında üst düzey bir komutanın da bulunduğu şekilde öldürüldü; grubun lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi de yaralandı.

Ajansa konuşan Iraklı bir güvenlik yetkilisi, 2023’te Gazze savaşıyla başlayan “hedefli suikastlar” sürecinin artık açık biçimde Irak sahasına taşındığını belirterek, bunun yeni bir açık çatışma dönemine işaret ettiğini söyledi.