DMO açıkladı: İsrail'in saldırısında Süleymani'nin ‘gölge yol arkadaşı’ öldürüldü

Kasım Süleymani'nin resmi hesabından paylaşılan Süleymani ile Nikui’nin Suriye'deyken çekilmiş bir fotoğrafı
Kasım Süleymani'nin resmi hesabından paylaşılan Süleymani ile Nikui’nin Suriye'deyken çekilmiş bir fotoğrafı
TT

DMO açıkladı: İsrail'in saldırısında Süleymani'nin ‘gölge yol arkadaşı’ öldürüldü

Kasım Süleymani'nin resmi hesabından paylaşılan Süleymani ile Nikui’nin Suriye'deyken çekilmiş bir fotoğrafı
Kasım Süleymani'nin resmi hesabından paylaşılan Süleymani ile Nikui’nin Suriye'deyken çekilmiş bir fotoğrafı

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) dün, DMO’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü komutanlarından ‘Hac Yunus’ lakaplı Ebu'l-Fadıl Hasan Nikui'nin İsrail'in İran'a yönelik son saldırılarında öldürüldüğünü açıkladı.

Kudüs Gücü’nün propaganda ve medya birimine bağlı Sabereen News kanalı, Nikui'nin İsrail tarafından 11 gün önce gerçekleştirilen hava saldırısında öldürüldüğünü bildirdi. Ancak haberde Nikui'nin nerede ve hangi koşullarda öldürüldüğü hakkında detaylara yer verilmedi.

sdfvgh
Kasım Süleymani'nin resmi hesabından paylaşılan Süleymani ile Nikui’nin Suriye'deyken çekilmiş bir fotoğrafı

DMO’ya yakın Tesnim Haber Ajansı, Nikui'nin Kudüs Gücü'nün Suriye'deki askeri operasyonlarını yönetmedeki önemli rolüne dikkati çekerken sahadaki varlığını ‘merkezi ve etkili’ olarak nitelendirdi.

Tesnim, Nikui'nin 2020 yılı başlarında ABD tarafından düzenlenen hava saldırısında öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile arasındaki yakın ilişkiden söz etti. Böylece Süleymani'nin ‘gölge yol arkadaşının’ kimliğinin açıklandığı bir haber İran medyasında yer almış oldu.

Ajans, Süleymani'nin Suriye'deki çatışmalar sırasında cepheye ilerlerken, videoda görünmeyen bir kişinin müdahale ederek Süleymani'den geri çekilmesini istediği, Süleymani’nin de o kişiye ‘Asgar Bey, bu utanç verici... Beni kurşunlarla mı korkutuyorsunuz? Yunus'un sizi arayıp beni daha fazla ilerlememe izin vermemenizi istediğini biliyorum” dediği ünlü bir video klibi hatırlattı.

Ajans, Süleymani'nin konuşmasında bahsettiği ‘Yunus’ adlı kişinin Ebu'l-Fadıl Hasan Nikui olduğunu, ‘Suriye'de sekiz yıl geçirdiğini ve ülkeyi dağları, ovaları, çölleri, aşiretleri, mezhepleri ve bölgeleri olmak üzere avucunun içi gibi bildiğini, hatta birçok askeri ve siyasi liderini şahsen tanıdığını ve coğrafyasının ayrıntılarına ve dönüşümlerine şaşırtıcı bir hassasiyetle vakıf olduğunu’ aktardı.

dfvgthy
Kasım Süleymani'nin resmi hesabından paylaşılan Süleymani ile Nikui’nin Suriye'deyken çekilmiş bir fotoğrafı

Nikui’nin Suriye'de İran basınından temsilcilerden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmeye de dikkati çeken Tesnim haberinde, “Medya mensuplarına, özellikle de reformistlere özel bir nezaketle davranıyor ve onlara daha fazla açıklama yaparak net bir mesaj veriyordu: Bu savaş partizanca ya da ideolojik değil, insani ve kutsaldı” ifadelerine yer verdi.

DMO'nun Filistin dosyasından sorumlu olan ve ‘Hac Ramazan’ lakabıyla tanınan Muhammed Said İzadi'nin öldürüldüğünün doğrulamasından birkaç gün sonra Nikui'nin de öldürüldüğü açıklandı.

Ayrıca, ‘Muhsin Bakıri’ lakabıyla bilinen Tuğgeneral Muhammed Rıza Nasir Bağban’ın da İsrail’in hava saldırıları sırasında öldürüldüğü duyuruldu. Bağban Kudüs Gücü İstihbarat Birimi komutan yardımcısı ve İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in DMO İstihbarat Teşkilatı içindeki temsilcisi olarak görev yapıyordu.



Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
TT

Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul bugün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İran'ın dolaylı görüşmeler yürüttüğünü ve her iki tarafın temsilcilerinin yakında Pakistan'da bir araya gelmeyi planladığını söyledi.

Deutschlandfunk radyosuna verdiği demeçte şunları söyledi: "Edindiğim bilgilere göre dolaylı temaslar gerçekleşti ve doğrudan bir görüşme için hazırlıklar sürüyor. Bu görüşmenin çok yakında Pakistan'da gerçekleşmesi bekleniyor."

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın enerji tesislerini imha etmeden önce savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varması için verilen süreyi 6 Nisan'a kadar uzatacağını söyledi ve görüşmelerin "çok iyi" gittiğini belirtti. Ancak Tahran, ABD'nin bu teklifini reddederek haksız buldu.


İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
TT

İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)

İran’da, ABD-İsrail saldırılarının sürmesiyle birlikte Tahran’ın nükleer silah edinip edinmemesi gerektiğine ilişkin tartışmalar giderek büyüyor. İranlı kaynaklara göre, daha önce kapalı çevrelerde yürütülen bu tartışma, artık kamuoyunda daha sert bir söylemle dile getiriliyor.

Rejim içi verilere göre, 28 Şubat’ta savaşın başında Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesi, radikal kanadın konumunu güçlendirdi. İki üst düzey İranlı kaynağın Reuters’a verdiği bilgilere göre, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) nükleer politika üzerindeki etkisi de artış gösterdi.

Batılı ülkeler uzun süredir İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığını ya da en azından bunu kısa sürede üretebilecek kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini öne sürüyor. Ancak Tahran yönetimi, Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvasına ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olmasına atıfla bu iddiaları reddediyor.

Kaynaklardan biri, İran’ın nükleer doktrinini değiştirmeye yönelik bir karar almadığını ve nükleer silah edinmeye yönelik resmi bir plan bulunmadığını belirtti. Ancak rejim içinde etkili bazı çevrelerin mevcut politikayı sorgulamaya başladığı ve gözden geçirilmesi çağrısı yaptığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, nükleer programla ilgili müzakereler sürerken gerçekleşen ABD-İsrail saldırıları, bazı karar alıcıların hesaplarını değiştirmiş olabilir. Bu çerçevede, nükleer silah seçeneğinden vazgeçmenin ya da anlaşmaya bağlı kalmanın, artan askeri gerilim ortamında somut bir kazanım sağlamadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Sert söylemlerin yükselişi

Son dönemde İran devlet medyasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme çağrıları artış gösterdi. Bu çağrılar, doğrudan nükleer silah edinme fikrinin de gündeme taşınmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Söz konusu yaklaşım, yakın zamana kadar kamuya açık söylemde tabu olarak değerlendiriliyordu.

DMO’ya bağlı Tesnim Haber Ajansı, anlaşmadan hızlı bir şekilde çekilmeyi ve buna karşın sivil nükleer programın sürdürülmesini savunan bir makale yayımladı.

Devlet medyasında yer alan haberlere göre, kısa süre önce hayatını kaybeden Ali Laricani’nin kardeşi, muhafazakâr siyasetçi Muhammed Cevad Laricani de İran’ın anlaşmadaki üyeliğini askıya alması çağrısında bulundu. Cevad Laricani, “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması askıya alınmalı. Anlaşmanın bizim için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendirecek bir komite kurulmalı. Eğer faydalı olduğu görülürse geri döneriz, değilse onlar saklasın” ifadelerini kullandı.

Bu ayın başlarında ise devlet televizyonunda yayımlanan bir röportajda, muhafazakâr yorumcu Nasır Turabi, kamuoyunun nükleer silah edinilmesi yönünde adım atılmasını talep ettiğini belirtti. Turabi, bunun üretim yoluyla ya da başka yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini dile getirdi.

Rejim kurumları içindeki tartışma

Kaynaklar, nükleer dosyanın artık yönetim içindeki çevrelerde açık biçimde tartışıldığını ve başta DMO olmak üzere sertlik yanlısı kanat ile siyasi elitin bazı kesimleri arasında nükleer silah seçeneğine yönelmenin faydası konusunda belirgin görüş ayrılıkları bulunduğunu aktardı.

Tahran yönetimi daha önce de Batı ile yürüttüğü uzun müzakereler sırasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme tehdidini bir pazarlık unsuru olarak kullanmış, ancak bunu hayata geçirmemişti.

Mevcut tartışmaların da bu yaklaşımın devamı olabileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte İran’ın nükleer ve bilimsel kapasitesi son haftalarda tekrarlanan saldırılarla hedef alınırken, İsrail ve ABD tarafından daha önce yürütülen hava harekâtının etkileri de sürüyor.

İsrail ise uzun süredir, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerindeki ilerleme ve füze programına dayanarak nükleer silah elde etmeye kısa bir mesafede olduğunu savunuyor.

Şu ana kadar resmi bir değişiklik yapılmadı

Analistler, İran’ın son yıllarda ‘eşik devlet’ konumuna ulaşmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu strateji, uluslararası sonuçlardan kaçınmak amacıyla nükleer silaha fiilen sahip olduğunu ilan etmeden, ihtiyaç halinde kısa sürede üretebilecek teknik kapasiteye sahip olmayı ifade ediyor.

Bu çerçevede, DMO liderleri daha önce rejimin varlığının tehdit edilmesi durumunda nükleer silah seçeneğinin gündeme gelebileceği uyarısında bulunmuştu. Mevcut savaş koşullarında bu senaryonun olasılığının arttığı değerlendiriliyor.

Ali Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvası, 2000’li yılların başında yazılı bir metne dökülmeden verilmiş, 2019 yılında ise yeniden teyit edilmişti.

Kaynaklardan birine göre, Hamaney’in yokluğu ve daha önce sertlik yanlısı kanadı dengeleyen Ali Laricani’nin öldürülmesi, rejim içinde bu eğilimin dengelenmesini zorlaştırdı.

Aynı kaynak, Hamaney’in ölümünün ardından fetvaya bağlılığın sürüp sürmeyeceğinin belirsizliğini koruduğunu aktardı. Buna karşın, görevi devralan yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in fetvayı kaldırmadığı sürece yürürlükte kalmasının beklendiği, ancak kendisinin göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadığı ifade edildi.


Trump, İran'daki enerji santrallerini hedef alma süresini 6 Nisan'a kadar uzattı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)
TT

Trump, İran'daki enerji santrallerini hedef alma süresini 6 Nisan'a kadar uzattı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran hükümetinin talebi üzerine İran'daki enerji santrallerine yönelik saldırılar başlatma süresini 10 gün süre ile 6 Nisan'a kadar uzatacağını, Tahran ile görüşmelerin "çok iyi" gittiğini söyledi.

Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda şunları belirtti: "İran hükümetinin talebi üzerine, santralin imhası için verilen süreyi 10 gün uzatarak, 6 Nisan 2026 Pazartesi günü Doğu Saatiyle 20:00'ye kadar durduruyorum."

Şöyle devam etti: "Görüşmeler devam ediyor ve sahte haber kaynakları ile diğerleri tarafından yayılan yanıltıcı açıklamalara rağmen, görüşmeler çok iyi ilerliyor."