Doğu Akdeniz'deki gerginlikler ve Mısır’ın Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs kararsızlığı

Doğu Akdeniz'de tarafsız olmak neredeyse imkansız

Tek taraflı ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuzeyindeki Girne şehri açıklarındaki bir savaş gemisinin üzerinde uçan Türk savaş uçakları Fotoğraf: Birol Bey/AFP
Tek taraflı ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuzeyindeki Girne şehri açıklarındaki bir savaş gemisinin üzerinde uçan Türk savaş uçakları Fotoğraf: Birol Bey/AFP
TT

Doğu Akdeniz'deki gerginlikler ve Mısır’ın Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs kararsızlığı

Tek taraflı ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuzeyindeki Girne şehri açıklarındaki bir savaş gemisinin üzerinde uçan Türk savaş uçakları Fotoğraf: Birol Bey/AFP
Tek taraflı ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuzeyindeki Girne şehri açıklarındaki bir savaş gemisinin üzerinde uçan Türk savaş uçakları Fotoğraf: Birol Bey/AFP

Amr İmam

Mısır, yaklaşık on yıldır ilk kez, Doğu Akdeniz'in bölgesel gerginlikte yeni sahne haline gelmesiyle kritik bir kavşakta duruyor.

Bu durum, özellikle son iki yılda İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaş ve ardından İsrail ile İran arasındaki askeri çatışmaların ardından yatışan deniz sınırları konusundaki anlaşmazlıkların yeniden alevlenmesine bağlanabilir.

Bu yeni gerginlik haziran ayı sonlarında başladı. Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Akdeniz'de Libya kıyıları açıklarında yaklaşık 10 bin kilometrekarelik bir alanda sismik araştırma yapmak üzere Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile bir mutabakat imzaladı.

Ancak Yunanistan bu mutabakata karşı çıkarak, kesin bir dille ‘kabul edilemez’, ‘yasadışı’ ve ‘dayanaksız’ olduğunu öne sürdü.

Türkiye’nin Libya kıyıları açıklarında Yunan savaş gemilerinin konuşlandırılmasına vereceği tepki, önümüzdeki haftalar ve aylar içinde bölgede yaşanacak gelişmelerin seyrini belirleyecek önemli bir faktör olacak.

Yunanistan, Türk şirketiyle imzalanan mutabakat zaptı konusunda Libya ile zaten anlaşmazlığa girmiş ve konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşımıştı.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis 24 Haziran’da Lahey'de düzenlenen NATO zirvesinde konuyu gündeme getirdi. Sadece iki gün sonra Brüksel'de düzenlenen Avrupa Konseyi zirvesinde, konuyu yeniden gündeme getirdi.

İlgili tarafların itidalini koruyup korumayacağı kısa sürede belli olacak. Doğu Akdeniz'deki deniz sınırlarının belirlenmesi konusundaki anlaşmazlıkların daha kötüye gidip gitmeyeceği de bundan sonra anlaşılacak.

Ortak düşman

Bu olası gerilimi büyük bir şaşkınlık ve endişeyle izleyen tek bir ülke var, o da Mısır.

Yaklaşık on yıl önce, o dönemde 2011 yılından sonra yaşanan siyasi ve güvenlik sorunlarının etkilerinden kurtulmak için zamanla yarışan Kahire için durum daha netti. Aynı zamanda, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin artan emellerine karşı kıyılarını güvence altına almaya çalışıyordu. O dönemde Mısır'ın herhangi bir bölgesel tarafın yanında yer alması oldukça kolaydı.

Türkiye o dönemde, Mısır'da yaşanan siyasi dönüşümlere, özellikle de 2013 yılında Müslüman Kardeşler'in iktidardan düşürülmesine karşı çıktı ve ardından Kahire’deki yeni iktidara karşı yoğun bir medya kampanyası başlattı.

Yine o dönemde Kahire’deki bazı yetkililer, Ankara'yı, Gazze Şeridi ve İsrail'e komşu olan bu hassas bölgede bir İslam devleti kurmak amacıyla Sina Yarımadası'nda faaliyet gösteren DEAŞ’ın bir kolunu desteklemekle suçladı.

"Kahire ve Atina, Ankara'nın kendi bölgesel sularını ihlal etmesini önlemek için bazı önlemler aldılar. Bu önlemlerin en önemlisi, deniz sınırlarının belirlenmesi için anlaşmalar imzalanmasıydı. Bu anlaşmalar, Kıbrıs adasını da kapsıyordu.

Buna paralel olarak Türkiye, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın bazı liderlerine kapılarını açarak, Müslüman Kardeşler yönetiminin devrilmesinden sonra Mısır hükümetine karşı medya kampanyalarının platformu haline geldi.

Bir yandan da sismik araştırma yapan Türk gemileri, umut vaat eden hidrokarbon kaynaklarına dair ipuçları bulmak için Akdeniz'de hummalı bir şekilde dolaşıyordu.

Tüm bunlar Kahire'yi Ankara'yı bir rakip olarak görmeye itti. Bu da onun bakış açısını Türkiye'nin geleneksel rakibi olan ve bölgedeki deniz sınırlarının belirlenmesi konusunda giderek artan anlaşmazlıklar nedeniyle Ankara ile ilişkilerinde büyük bir gerilim yaşayan Yunanistan'la yakınlaştırdı.

Kahire ve Atina, Ankara'nın kendi bölgesel sularını ihlal etmesini önlemek için bazı önlemler aldılar. Bu önlemlerin en önemlisi, deniz sınırlarının belirlenmesi için anlaşmalar imzalanmasıydı. Bu anlaşmalar, Kıbrıs adasını da kapsıyordu.

Deniz tatbikatlarından ticaret ve yatırım anlaşmalarına kadar Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) son yıllarda Türkiye'yi kuşatmak ve Doğu Akdeniz'de artan emellerini frenlemek amacıyla aralarındaki iş birliğini yoğunlaştırdı.

Ankara Kahire, Atina ve Lefkoşa tarafından oluşturulan bu bölgesel kuşatmayı kırmak amacıyla 2019 Kasım’ında Libya'nın batısındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Deniz Yetki Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakat Muhtırası imzaladı.

İttifaklarda dönüşümler

Ancak, 2021 yılının sonlarından itibaren bölgede hakim olmaya başlayan uzlaşı ortamı, bölgesel manzarada gözle görülür değişikliklere yol açtı.

Mısır ve Türkiye arasında 2022 yılından bu yana, özellikle Ankara'nın Mısır'ın iç işlerine müdahalesini durdurma ve Müslüman Kardeşlerle bağlantılı muhalefete verdiği desteği askıya alma taahhüdünün ardından, anlaşmazlıkları aşmaya yönelik kademeli bir süreç başladı.

İki ülke Müslüman Kardeşler dönemini geride bırakırken, Kahire ve Ankara, aralarındaki yakınlaşmanın getireceği kazanımların giderek daha fazla farkına varmaya başladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri ile yapılan anlaşma kapsamında İç Güvenlik Eğitim ve Tatbikat Merkezi'nde eğitim gören Libyalı askerler (Getty)Türk Silahlı Kuvvetleri ile yapılan anlaşma kapsamında İç Güvenlik Eğitim ve Tatbikat Merkezi'nde eğitim gören Libyalı askerler (Getty)

Diplomatik ve siyasi normalleşme yolunda büyük mesafe kat eden iki ülke, bugün ortak yatırım ve ticaret alanlarında iş birliğini geliştirme olanaklarını araştırıyor. Daha da önemlisi, Mısır'ın Türkiye'nin gelişmiş askeri teknolojilerini ithal etmesiyle somutlaşabilecek, askeri iş birliği olanakları da gündemde.

Bazı bölgesel konularda iş birliği yapan iki ülke, aralarındaki siyasi ve diplomatik istişareleri güçlendirmeye devam ediyor. Bölgesel ve uluslararası gündemdeki sıcak konularda, özellikle de daha önce Kahire ile Ankara arasındaki siyasi rekabetin sembolü olan Libya konusundaki görüşlerini giderek daha fazla uyumlu hale getiriyorlar.

Bu gelişmelerin ortasında Türkiye, Doğu Akdeniz'de kararlı adımlarını sürdürdü. Doğalgaz zenginliklerindeki hızlı artışı değerlendirmek için büyük umutlar besleyen Türkiye, bölgeyi küresel bir enerji tedarik deposuna dönüştürme sözü verdi.

Deniz sınırları anlaşmazlığında üstünlük sağlamak amacıyla Kahire’yi kendi tarafına çekmeye çalışan Ankara, Mısır'ın deniz sınırlarını belirleyen bir anlaşma imzalamayı kabul etmesi halinde, Yunanistan ve GKRY’nin önerdiğinden çok daha geniş bir kıta sahanlığı teklif etti.

İnce çizgi

Gazze'de devam eden savaş ve İsrail ile İran arasındaki silahlı çatışma gibi bölgede art arda yaşanan bazı gelişmeler, bölgedeki üst düzey liderlerin siyasi tavrında belirgin bir değişime yol açtı.

Bu değişiklik, bölgesel ittifakların haritasında köklü ve ani bir değişime yol açmayabilir. Ancak yeni nesil karar vericilerin zihninde, geçmişteki ittifakların gelecekte ağır yük haline gelebileceği yönünde giderek artan bir inanç oluşturacağına da şüphe yok.

Mısır şu an Doğu Akdeniz'de deniz sınırlarının belirlenmesi ve hidrokarbon kaynaklarının arama hakları konusunda çatışmaların çıkma olasılığının artmasıyla birlikte, çifte baskı altında bulunuyor.

Kahire, Ankara ile gelişen ortaklığını feda etme lüksüne sahip değil, çünkü bu yakınlaşmada umut verici bir iş birliği potansiyeli görüyor. Aynı zamanda, son on yıldır Yunanistan ve GKRY ile ilişkilerini sağlamlaştırmak için izlediği yoldan da geri adım atamaz, çünkü bu iki ülke vazgeçilmez stratejik ortaklar haline geldi.

Dünün ittifakları yarının ağır yükleri haline gelebilir.

Nadir bir fırsat

Yunan liderler, son günlerde Mısır Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ile yaptıkları yoğun temaslar sırasında, sismik araştırmalara ilişkin mutabakat zaptına ilişkin endişelerini Mısırlı meslektaşlarına ilettiler.

Bu konu, haziran ayı sonlarında Kahire'de Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Fethi ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Saddam Hafter arasında yapılan görüşmelerin de ana gündem maddesi olmuş olabilir.

Mısır, sahip olduğu önemli askeri ve donanma gücü ile Türkiye ve Yunanistan arasında olası bir siyasi veya askeri çatışma senaryosunda belirleyici faktör olarak görülüyor.

Libya açıklarında, Akdeniz'in ortasında, Bahri Selam Gaz Sahası ve el-Buri Petrol Sahası bölgesinde bulunan petrol ve gaz platformu, 25 Şubat 2022 (Getty)Libya açıklarında, Akdeniz'in ortasında, Bahri Selam Gaz Sahası ve el-Buri Petrol Sahası bölgesinde bulunan petrol ve gaz platformu, 25 Şubat 2022 (Getty)

Ancak Kahire’nin taraflardan birine katılma konusundaki kararını verirken, her iki tarafı destekleyen uluslararası güçleri de şüphesiz dikkate alacağına ve öncelikle ulusal çıkarlarını güvence altına almaya özen göstereceğine şüphe yok.

Yunanistan, yıllardır Rusya’dan tedarik ettiği doğalgaza olan bağımlılığını azaltmak ve alternatif kaynaklarını güçlendirmek için çaba gösteren Avrupa Birliği'nden (AB) güçlü destek görüyor.

Buna karşın Türkiye, Avrupa kıtasına şimdiye kadar pek ilgi göstermeyen ABD Başkanı Donald Trump'ın desteğinden yararlanıyor. Avrupa ise Trump yönetimi ile zorlu ticaret müzakerelerine girmeye hazırlanıyor.

Bununla birlikte, bu ikilem Mısır'a Yunanistan ve Türkiye'yi ortak bir anlayış zemini üzerinde bir araya getirme ve her iki tarafla dengeli ilişkilerini kullanarak jeostratejik konumunu güçlendirme konusunda nadir bir fırsat sunuyor. Avrupa'nın enerji ihtiyacını karşılayan bölgesel bir enerji merkezi haline gelmeye çalışan Mısır’ın, bölgedeki çatışmaların gölgesinden uzaklaşmasında büyük çıkarları bulunuyor.

Öte yandan Mısır'ın iki ülke arasında etkili bir arabulucu rolü üstlenmek için yeterli nüfuza ve esnekliğe sahip olup olmadığı halen belirsizliğini koruyor. Hem Türkiye hem de Yunanistan hassas stratejik hesaplamalar doğrultusunda hareket ediyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan çevirdiği analize göre iki ülkenin de münhasır ekonomik bölge sınırlarının belirlenmesi konusunda ne kadar esnek bir müzakereye hazır oldukları henüz bilinmiyor.

Her iki ülke de ihtilaflı bölgesel sularda haklarını kanıtlamak için dayandıkları çok sayıda belge ve haritaya sahip ve her iki taraf da daha sonra değiştirilmesi zor bir fiili durum yaratmaya çalışıyor.

Uluslararası hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmak, bu anlaşmazlıkları çözmek için etkili bir yol olabilir. Burada Mısır'ın, herhangi bir tarafın mevcut durumu manipüle etme girişimlerini engellemede üstlenebileceği rolün önemi ortaya çıkıyor.

Doğu Akdeniz'de çatışmanın yerini iş birliğinin alması, sadece bölgede değil, küresel enerji haritasında da enerji arzının geleceği üzerinde geniş kapsamlı olumlu etkilerin önünü açabilir.

Bu iş birliğinin pekiştirilememesi ise ciddi sonuçlar doğurup, kaynaklar üzerinde şiddetli çatışmalara neden olabilir. En iyi senaryoda, devam eden gerginlik, petrol şirketlerini yatırım yapmaktan vazgeçirebilir. Bu da bu zenginliklerin kullanımının dondurulmasına yol açabilir. En kötü senaryo ise bu kaynakların tamamen yok olması veya kaybolmasına sebep olabilir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



Pentagon, İran savaşında hayatını kaybeden iki askerin daha kimliklerini açıkladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (DPA)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (DPA)
TT

Pentagon, İran savaşında hayatını kaybeden iki askerin daha kimliklerini açıkladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (DPA)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (DPA)

Pentagon İran'la savaşta hayatını kaybeden iki ABD askerinin daha kimliklerini açıkladı.

Her ikisi de yedeklerden olan iki asker, pazar günü Kuveyt'teki ABD askeri tesisine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında öldürüldü. Saldırıda ayrıca dört yedek asker daha hayatını kaybetti.

Pentagon, Iowa'lı 45 yaşındaki Binbaşı Jeffrey O'Brien'ın saldırıda öldürüldüğünü ve Sacramento, Kaliforniya'lı 54 yaşındaki Yarbay Robert M. Marzan'ın ise öldüğünün varsayıldığını açıkladı. Pentagon, Marzan'ın kimlik tespit işleminin adli tıp ekipleri tarafından tamamlanacağını belirtti.

O'Brien ve Marzan, Ordunun küresel lojistik operasyonlarının bir parçası olan Iowa, Des Moines'deki 103. Destek Komutanlığı'nda görev yapıyordu.

ABD ordusu salı günü, İHA saldırısında hayatını kaybeden aynı komutanlığa bağlı dört askerin daha kimliğini açıkladı; bu, savaşta kaydedilen ilk kayıplar oldu.

Ordunun açıklamasına göre söz konusu dört askerin isimleri:

Winter Haven, Florida'dan Yüzbaşı Cody A. Cork (35 yaşında)

- Bellevue, Nebraska'dan Çavuş Noah L. Tiggins (42 yaşında)

- White Bear Lake, Minnesota'dan Çavuş Nicole M. Amore (39 yaşında)

- West Des Moines, Iowa'dan Çavuş Declan J. Cody (20 yaşında)

Bu duyuru, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in dün yaptığı açıklamada ABD'nin "gerektiğinde bu mücadeleye kolaylıkla devam edebileceğini" belirtmesiyle birlikte, çatışmaların arttığı bir dönemde yapıldı.


Körfez savunması karşı saldırıya geçerken AB ile bugün acil bir toplantı yapılacak

İran'ın saldırısının ardından BAE’deki Cebel Ali Limanı’ndan yükselen duman (Reuters)
İran'ın saldırısının ardından BAE’deki Cebel Ali Limanı’ndan yükselen duman (Reuters)
TT

Körfez savunması karşı saldırıya geçerken AB ile bugün acil bir toplantı yapılacak

İran'ın saldırısının ardından BAE’deki Cebel Ali Limanı’ndan yükselen duman (Reuters)
İran'ın saldırısının ardından BAE’deki Cebel Ali Limanı’ndan yükselen duman (Reuters)

ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışma beşinci gününe girerken, Körfez’deki savunma güçleri İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını püskürtmeye devam ediyor.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, el-Harc kenti yakınlarında dokuz İHA ve iki füzenin yanı sıra doğu bölgesinde bir İHA’yı önleyip imha ettiğini ve Ras Tanura rafinerisini hedef alan bir saldırı girişiminin engellendiğini duyurdu.

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları ve Arap Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, bölgedeki savaştaki gelişmeleri görüşmek üzere bugün video konferans yoluyla acil bir toplantı yapacaklar.

Diğer taraftan Çin Dışişleri Bakanlığı, Bakan Wang Yi'nin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) dışişleri bakanlarına Pekin'in arabuluculuk yapmak üzere Ortadoğu'ya özel bir temsilci göndereceğini bildirdiğini açıkladı. Bakanlık, Çin'in Riyad'ın gösterdiği itidal ve farklılıkları barışçıl yollarla çözme konusundaki ısrarını takdir ettiğini vurguladı.

Bir diğer gelişmede, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu savaştan uzak duran bölge ülkelerine yönelik saldırıları derhal durdurma ve halklarının yüksek çıkarlarını gözetme çağrısında bulundu.

Kuveyt de Irak'taki İran yanlısı silahlı grupların kendi topraklarına düzenlediği saldırıların ardından Irak’ın Kuveyt Maslahatgüzarı’nı Dışişleri'ne çağırarak protesto notası verdi.


Denizde savaş şiddetleniyor: Şarapnel parçaları bölgenin çeşitli noktalarına düşüyor

CENTCOM tarafından yayınlanan ve İran savaş gemilerini hedef aldığını gösteren, ‘Süleymani’ sınıfı bir gemiye ait görüntü
CENTCOM tarafından yayınlanan ve İran savaş gemilerini hedef aldığını gösteren, ‘Süleymani’ sınıfı bir gemiye ait görüntü
TT

Denizde savaş şiddetleniyor: Şarapnel parçaları bölgenin çeşitli noktalarına düşüyor

CENTCOM tarafından yayınlanan ve İran savaş gemilerini hedef aldığını gösteren, ‘Süleymani’ sınıfı bir gemiye ait görüntü
CENTCOM tarafından yayınlanan ve İran savaş gemilerini hedef aldığını gösteren, ‘Süleymani’ sınıfı bir gemiye ait görüntü

ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş dün beşinci gününe girerken denizdeki çatışmalar şiddetlendi ve bölgeye yayıldı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonların başlamasından bu yana ‘20'den fazla İran gemisini vurduğunu veya batırdığını’ açıkladı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dün, bir ABD denizaltısının Sri Lanka açıklarında bir İran savaş gemisini torpido ile batırdığını açıkladı. Hegseth, açıklamasında ABD Donanması’nın ‘İran filosunun çoğunu etkili bir şekilde imha ettiğini’ belirtti. Sri Lankalı yetkililer, saldırıda ölen en az 89 İranlı denizcinin cesedinin çıkarıldığını duyurdu.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper dün İran'da yaklaşık 2 bin hedefin vurulduğunu bildirdi. Amiral Cooper yaptığı açıklamada, “Bugün, Arap Körfezi, Hürmüz Boğazı veya Umman Körfezi'nde seyreden tek bir İran gemisi bile yok” dedi.

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Keane, İran'ın balistik füzeli saldırılarının çatışmaların ilk günlerine kıyasla yüzde 86 azaldığını öne sürdü.

Bu arada ABD Başkan Donald Trump dün, Beyaz Saray'da şunları söyledi:

“Şu anda çok güçlü bir konumdayız ve (İran’ın) liderleri hızla yok oluyor. Görünüşe göre (İran'da) lider olmak isteyen herkes sonunda ölüyor.”

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) genişlediğini açıkladığı operasyon kapsamında ABD ve İsrail, İran’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. ABD ordusu, İran'ın güney kıyılarında hava üstünlüğünü planlanandan önce sağladığını duyurdu.

Tahran'da arka arkaya yapılan saldırıların ardından yoğun dumanlar yükselirken, İran Silahlı Kuvvetleri’nin komuta merkezlerinin çoğunun bulunduğu şehrin doğu kesiminde şiddetli patlamalar meydana geldi.

Bir diğer gelişmede, NATO hava savunma sistemleri ilk kez İran'dan fırlatılan bir balistik füzeyi düşürdü ve füze Türk hava sahasında parçalara ayrıldı.

Öte yandan İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, İsrail'in İran’ın Beyrut Büyükelçiliği’ni hedef alması halinde, ülkesinin dünyanın çeşitli noktalarındaki İsrail büyükelçiliklerini ‘meşru hedefler’ olarak kabul edeceği uyarısında bulundu.