İran: Yeni bir savaşa hazırlık ve ertelenen müzakereleri bekleyiş

Tahran, kayıplarının boyutuna rağmen kendisini bu savaşın galibi olarak görüyor

 İkinci konu, özellikle Washington'un Fordo tesisine yaptığı saldırının sonuçlarıyla ilgili olarak Washington'a doğrudan meydan okuma politikasından uzaklaşmak şeklinde beliriyor (AFP)
İkinci konu, özellikle Washington'un Fordo tesisine yaptığı saldırının sonuçlarıyla ilgili olarak Washington'a doğrudan meydan okuma politikasından uzaklaşmak şeklinde beliriyor (AFP)
TT

İran: Yeni bir savaşa hazırlık ve ertelenen müzakereleri bekleyiş

 İkinci konu, özellikle Washington'un Fordo tesisine yaptığı saldırının sonuçlarıyla ilgili olarak Washington'a doğrudan meydan okuma politikasından uzaklaşmak şeklinde beliriyor (AFP)
İkinci konu, özellikle Washington'un Fordo tesisine yaptığı saldırının sonuçlarıyla ilgili olarak Washington'a doğrudan meydan okuma politikasından uzaklaşmak şeklinde beliriyor (AFP)

Hasan Fahs

13-15 Haziran tarihleri ​​arasında dünya, bölgesel ve küresel denklemlerde stratejik bir dönüşüme tanık oldu.

Bu dönüşümü, Tel Aviv'in İran rejimine karşı başlattığı savaşın güvenlik ve askeri boyutlarıyla sınırlamak zor. Aksine kendisine İran'ın çağdaş tarihinde ve küresel düzende temel ve önemli bir dönüm noktası olarak bakılmalı.

İran, üst düzey komutanları ve nükleer bilim insanları arasındaki can kayıplarına veya birçok askeri, güvenlik ve nükleer tesisinin yok edilmesinin yanı sıra, savunma sisteminin omurgasını oluşturan füzelerini hedef alan saldırılara rağmen, kendisini bu savaşın galibi olarak görüyor. Bu zafer duygusu veya galip gelme vurgusu, Tahran'ın İsrail tarafına ABD yönetimine ateşkese varılması için baskı yapmayı dayatmakta başarılı olduğuna olan inancından kaynaklanıyor. Ona göre İsrail'in pozisyonu sadece sahadaki yenilgisini değil, aynı zamanda Batı toplumunun desteğiyle bölgesel denklemlere kendini dayatmaya çalışan bir projenin yenilgisini de yansıtıyor.

İran liderliği, bahsettiği zafer duygusuna rağmen, düşündüğü tüm değerlendirmelere ve tahminlere aykırı bir şekilde beklenmedik bir stratejik sürprizle karşı karşıya kaldığını reddetmiyor. Bilhassa daha önce ABD ile dolaylı müzakerelere giriştiği diplomatik süreç, İran diplomasisi veya Dışişleri Bakanlığı’nın Batı başkentleriyle diyalog için yürüttüğü çabalar, komşu ülkelerle, özellikle de Körfez başkentleriyle karşılıklı mesajlar ve hızlanan koordinasyon ışığında, İran liderliği böyle bir şeyi beklemiyordu.

İran şu anda savaşın sona ermesini resmi olmayan bir ateşkes olarak ele alıyor. Bu nedenle, tüm yeni askeri lider kadrosunun yeni bir İsrail saldırısı olasılığına ilişkin değerlendirmelerinden bahsetmeleri, herhangi bir saldırıya hızlı bir şekilde yanıt vermek için tamamen hazır ve teyakkuz halinde olduklarını söylemeleri doğal.

Rejim ve askeri kurumunun yaşadığı askeri teyakkuz hali, Tel Aviv ile yeni bir çatışma olasılığıyla sınırlı değil. Aksine, doğrudan ve kapsamlı bir Amerikan katılımına ilişkin ciddi değerlendirmelerle daha karmaşık bir boyutu bulunuyor. Zira Amerikan katılımı, rejimi en azından geride kalan siyasi, güvenlik ve askeri güç ve yeteneklerini veya en kötü ihtimalle tüm rejimi çökertecek gerçek bir varoluşsal meydan okuma ile karşı karşıya bırakıyor.

Askeri ve güvenlik alanındaki hazırlıklara, rejimin yaşadığı gerginlik durumuna ek olarak, siyasi boyut da teyakkuz halinde. Yeni aşamanın boyutlarını, ufuklarını ve bu savaştan kaynaklanan gelişmelerle nasıl başa çıkılacağını ölçmeye çalışıyor. Ayrıca, olumsuz sonuçların ve kendisine sert bir çözüm dayatmak konusunda rejimin karşılaşabileceği uluslararası ve Amerikan baskılarının önünü kesmek için bu gelişmeleri kullanmayı amaçlıyor.

Buradan hareketle, İran'daki yeni aşamanın, özellikle siyasi düzeyde, müzakere masasına ve diyaloğa geri dönme çağrılarıyla nasıl başa çıkılacağı konusunda zor ve sert kararlarla dolu, oldukça karmaşık bir aşama olacağı söylenebilir. Bu aşama, rejimin siyasi tarafının vereceği kararı, İran ve bölgede tanık olunan değişikliklerle ve İsrail saldırısından kaynaklanan farklı ilişkilerin doğasıyla nasıl başa çıkacağını görmeyi bekliyor. Çünkü İran’daki iktidar sistemi, eski politikalar artık mevcut durumun ihtiyaçlarına karşılık veremediği, bundan doğan yeni gelişmelerle başa çıkamadığı için farklı bir tür ve düzeyde yeni kararlara ve politikalara geçiş yapma zorluğuyla karşı karşıya kalacaktır.

İran liderliği, “karanlık İsrail bilim tüneli”nden çıktığına ve ağır bir stratejik sürpriz yaşadığına inanıyor. Rejimi neredeyse bütünüyle devirebilecek, devrilmesine giden yolu açabilecek böylesine geniş ve karmaşık bir saldırıya maruz kalma olasılığını göz ardı ettiği için böyle bir sürpriz yaşadığını düşünüyor. Askeri liderliğin değerlendirmeleri, rejimin büyük ve kapsamlı bir saldırıya maruz kalmayacağı yönündeki aşırı güvene dayanan iyimser değerlendirmelerdi. Bunlar, en fazla Tel Aviv'in Nisan 2024'te Isfahan eteklerindeki birkaç füze tesisini imha ettiği saldırıya benzer bir saldırıya maruz kalınacağı yönündeydi.

İran'ın askeri yeteneklerine dayanan bu güvenin, karar alma sisteminin desteğini alarak müzakere masasına giden İran hükümetinin diplomatik çabaları üzerinde olumsuz etkileri oldu. Bu nedenle, stratejik sürprizin üzerindeki etkisi daha güçlü ve öngöremediği veya olumsuz etkilerinden ve yansımalarından kaçınamadığı bir şekildeydi. Zira bu savaştan sonra karşı karşıya kaldığı şey, önceden öngöremediği bir olay değil, tüm temel ve stratejik verilerini yeniden inşa etmesini, aldığı ağır ve derin darbenin neden olduklarını onarmasını gerektiren bir dönüşüm.

İran liderliğinin yeni aşamada benimsemeye çalıştığı siyasi yol, iki konunun altını çizerek diplomasi ve müzakere sürecinin korunmasını göz önünde bulunduruyor. Birinci konu, Tahran'ın kendi koşullarına, Washington'un müzakereleri yeniden baltalamayacağına dair uluslararası ve Amerikan garantilerine dayanarak müzakere masasına geri dönmeye hazır olduğudur. Keza herhangi bir yeni uzlaşı, uluslararası hukuk çerçevesinde İran'ın kendi topraklarında bir uranyum zenginleştirme döngüsüne sahip olma hakkını garanti altına almalıdır. İkinci konuya gelince, özellikle Fordo tesisine yönelik saldırının sonuçları konusunda Washington'a ve saldırının tesisin tamamen yok olmasına neden olduğu, İran nükleer programını sona erdirdiği konusunda direten ABD Başkanı Donald Trump'a doğrudan meydan okuma politikasından uzaklaşma şeklinde belirmektedir. Bu yolun ana hatları, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve hükümet sözcüsü Fatma Muhacerani de dahil olmak üzere bazı İranlı yetkililerin, bu tesisin ve nükleer programın, boyutunu veya yerini belirtmeden, ciddi ve yıkıcı kayıplar yaşadığını kabul etmesiyle belirginleşti. Bu tutum, pozisyonları uzlaştırmak için bir açılım oluşturabilir, şu anda bu pozisyonlar netleşene kadar ertelenen müzakere masasına geri dönmenin önünü açabilir ve tırmanmaya devam ederse yeni bir çatışmaya yol açabilecek gerginlik durumunu sona erdirebilir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



ABD'den İran'a müzakereler için 5 şart

Tahran’dan bir kare (Reuters)
Tahran’dan bir kare (Reuters)
TT

ABD'den İran'a müzakereler için 5 şart

Tahran’dan bir kare (Reuters)
Tahran’dan bir kare (Reuters)

İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı, Washington’un olası İran-ABD müzakereleri çerçevesinde Tahran’ın önerilerine yanıt olarak 5 temel şart belirlediğini bildirdi.

Habere göre Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen ve savaşın sona erdirilmesini hedefleyen müzakereler, geçen hafta tarafların karşılıklı önerileri reddetmesiyle durma noktasına geldi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington’dan ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin müzakerelere devam etmeye hazır olduğuna dair mesajlar aldığını söyledi.

Pakistan İçişleri Bakanı’nın, tıkanan görüşmeleri kolaylaştırmak amacıyla Cumartesi günü Tahran’a gittiği ve ziyaretin İran basını tarafından doğrulandığı aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın Fars Ajansı’ndan aktardığı habere göre ABD’nin şartları arasında şunlar yer alıyor:

  • ABD’nin herhangi bir tazminat veya zarar ödememesi,
  • İran’a ait 400 kilogram uranyumun ABD’ye teslim edilmesi,
  • İran’da yalnızca tek bir nükleer tesisin faal kalması,
  • Dondurulmuş İran varlıklarının yalnızca yüzde 25’inin serbest bırakılması,
  • Ateşkesin tüm cephelerde müzakerelerle ilişkilendirilmesi.

Haberde, İran bu şartları yerine getirse dahi ABD ve İsrail’den gelen saldırı tehdidinin süreceği değerlendirmesine de yer verildi. Ayrıca Washington’un teklifinin, savaş sırasında elde edilemeyen hedefleri diplomasi yoluyla elde etmeyi amaçladığı öne sürüldü.

Buna karşılık İran’ın, herhangi bir müzakere için “güven artırıcı 5 adım” şart koştuğu belirtildi. Bu adımlar arasında:

  • Tüm cephelerde savaşın sona ermesi, özellikle Lübnan’da,
  • İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması,
  • Dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması,
  • Savaş zararlarının tazmin edilmesi,
  • Hürmüz Boğazı üzerindeki İran egemenliğinin tanınması bulunuyor.

İran, ABD-İsrail saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı’nı fiilen çoğu deniz trafiğine kapattı. Bu durumun küresel enerji tedarikinde ciddi bir sarsıntıya yol açtığı ifade edildi.

ABD’nin geçen ay İran’a yönelik saldırılarını durdurduğu, ancak İran limanlarına yönelik bir abluka başlattığı belirtildi. Tahran ise abluka sona ermeden boğazı açmayacağını açıkladı. ABD Başkanı Trump’ın, bir anlaşma sağlanmaması halinde yeniden saldırı tehdidinde bulunduğu aktarıldı.

Ayrıca Arakçi, Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde düzenlenen BRICS toplantısı sırasında yaptığı basın açıklamasında, ABD’nin müzakere teklifine dair farklı mesajlar aldıklarını söyledi. Trump’ın sosyal medya açıklamalarının “birkaç gün önceki durumu yansıttığını” belirten Arakçi, daha sonra ABD’den yeniden diyalog isteği geldiğini ifade etti.

Buna rağmen Arakçi, Washington’un ciddiyetine ilişkin şüphelerini dile getirerek, “ABD’nin ciddi ve adil bir anlaşmaya hazır olduğuna emin olduğumuz anda müzakerelere döneriz” dedi.

Devrim Muhafızları’nın eski Genel Komutanı Muhammed Ali Caferi de Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ile ön şartlar ve güven artırıcı adımlar olmadan müzakereye girmeyeceğini söyledi. Bu şartlar arasında savaşın tüm cephelerde sona ermesi, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş fonların serbest bırakılması, savaş tazminatı ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması yer aldı.

Salı günü ise İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’ye sert bir uyarıda bulunarak, İran’ın önerisindeki 14 maddelik planı kabul etmesi gerektiğini, aksi halde “başarısızlıkla karşılaşacağını” söyledi. Kalibaf, X platformunda yaptığı paylaşımda, “İran halkının haklarını kabul etmekten başka alternatif yoktur. Aksi her yaklaşım tamamen sonuçsuz kalacaktır” ifadelerini kullandı.


ABD’nin, Rus petrolüne yönelik yaptırımları hafifletmek amacıyla tanıdığı muafiyetin süresi sona erdi

Rusya’nın Nakhodka Körfezi’ndeki Kozmino limanında demirlemiş bir ham petrol tankeri (Reuters)
Rusya’nın Nakhodka Körfezi’ndeki Kozmino limanında demirlemiş bir ham petrol tankeri (Reuters)
TT

ABD’nin, Rus petrolüne yönelik yaptırımları hafifletmek amacıyla tanıdığı muafiyetin süresi sona erdi

Rusya’nın Nakhodka Körfezi’ndeki Kozmino limanında demirlemiş bir ham petrol tankeri (Reuters)
Rusya’nın Nakhodka Körfezi’ndeki Kozmino limanında demirlemiş bir ham petrol tankeri (Reuters)

ABD’nin, Rus petrolüne yönelik yaptırımları hafifletmek amacıyla tanıdığı muafiyetin süresi sona erdi. Söz konusu karar, İran savaşı nedeniyle artan enerji fiyatlarının gölgesinde alındı.

Geçtiğimiz nisan ayında ABD Hazine Bakanlığı, 17 Nisan itibarıyla gemilere yüklenen Rusya menşeli ham petrol ve petrol ürünlerinin teslimi ve satışına izin veren bir muafiyet yayımlamıştı.

Söz konusu düzenlemenin dün itibarıyla sona ermesi planlanırken, Hazine Bakanlığı’nın internet sitesinde bu konuda güncellenmiş bir talimat yer almadı.

Rusya’nın petrol sektörü yıllardır ABD yaptırımlarının hedefinde bulunurken, nisan ayındaki istisna küresel enerji piyasalarında fiyat istikrarını sağlama amacıyla getirilmişti.

ABD daha önce mart ortasında da benzer bir muafiyet tanımış, ancak bu düzenleme 11 Nisan’da sona ermişti.

Eleştirmenler, söz konusu adımın Rusya’nın mali kaynaklarını güçlendirdiğini ve Kremlin’in petrol gelirlerini Ukrayna’daki savaşı finanse etmek için kullandığını savunuyor.

ABD Senatosu’nun Demokrat üyeleri Jeanne Shaheen ve Elizabeth Warren cuma günü yaptıkları açıklamada, Trump yönetimine muafiyetin uzatılmaması çağrısında bulundu.

Ortak açıklamada, “Hazine Bakanlığı’nın, Rusya’nın, Başkan Donald Trump’ın İran’daki pervasız savaşı sayesinde daha fazla gelir elde etmesine yardımcı olan düşünülmemiş politikasına son vermesi gerektiği” ifade edildi.

Senatörler ayrıca bu düzenlemenin ABD’li aileler için maliyetleri düşürdüğüne dair hiçbir işaret olmadığını belirtti.

Açıklamada, İran savaşıyla birlikte ABD’de benzin fiyatlarının belirgin şekilde yükseldiğine dikkat çekildi.

Amerikan Otomobil Birliği’nin (AAA) analizine göre dün ülkede ortalama benzin fiyatı galon başına 4,52 dolara ulaştı. Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail operasyonları öncesinde ise bu ortalama 2,98 dolar seviyesindeydi.


Vietnam’dan bu yana bir ilk: ABD uçak gemisinin rekor görev süresi sona erdi

Virginia'daki Norfolk Deniz Üssü'nde USS Gerald R. Ford uçak gemisinden inen denizciler ailelerinin yanına gidiyor (AP)
Virginia'daki Norfolk Deniz Üssü'nde USS Gerald R. Ford uçak gemisinden inen denizciler ailelerinin yanına gidiyor (AP)
TT

Vietnam’dan bu yana bir ilk: ABD uçak gemisinin rekor görev süresi sona erdi

Virginia'daki Norfolk Deniz Üssü'nde USS Gerald R. Ford uçak gemisinden inen denizciler ailelerinin yanına gidiyor (AP)
Virginia'daki Norfolk Deniz Üssü'nde USS Gerald R. Ford uçak gemisinden inen denizciler ailelerinin yanına gidiyor (AP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran ile savaşın başlamasından önce Ortadoğu’ya gönderilen USS Gerald R. Ford adlı uçak gemisinin 326 gün süren görev konuşlandırmasının ardından cumartesi günü Amerika Birleşik Devletleri’ne döndüğünü açıkladı.

ABD ordusu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in dünyanın en büyük uçak gemisinin dönüşünü karşılamak üzere Virginia eyaletindeki Norfolk kentinde bulunduğunu belirtti.

Bu görev süresinin, Vietnam Savaşı’ndan bu yana bir Amerikan uçak gemisi görev grubunun gerçekleştirdiği en uzun konuşlandırma olduğu ifade edildi.

fedv
ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford (CVN 78), Virginia'daki Norfolk Deniz Üssü'nde (AFP)

Gerald Ford görev grubu, konuşlandırma sürecinde Karayipler’de yürütülen operasyonlara katıldı. ABD ordusu bu bölgede uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı şüphesi bulunan teknelere yönelik operasyonlar düzenlerken, yaptırım altındaki petrol tankerlerini durdurdu ve Venezuela lideri Nicolás Maduro’yu gözaltına aldı.

sd
USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Vietnam Savaşı'ndan bu yana en uzun görev süresi olan 11 aylık bir görevin ardından ana vatanı Virginia'ya döndü (AFP)

Daha sonra gemi, İran’a karşı yürütülen muharebe operasyonlarına katılmak üzere Ortadoğu’ya gönderildi.

Uçak gemisinin uzun görev süresi boyunca 12 Mart’ta çamaşırhane bölümünde çıkan yangında iki denizci yaralandı ve yaklaşık 100 yatağın ciddi şekilde zarar gördüğü bildirildi.

Ayrıca basında yer alan haberlere göre, uçak gemisi denizde bulunduğu süre boyunca tuvalet sisteminde de ciddi sorunlar yaşadı.

zxsdvf
Fotoğraf: AP