Öcalan'dan görüntülü çağrı geldi

Öcalan'dan görüntülü çağrı geldi
TT

Öcalan'dan görüntülü çağrı geldi

Öcalan'dan görüntülü çağrı geldi

İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan, 19 Haziran 2025 tarihli mektubunda PKK’nin Fesih Kongresi’ne atıfla “varlık inkarına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketinin sona erdiğini” belirtti. Demokratik siyaset ve toplumsal barış vurgusu yapan Öcalan, “silahların gönüllüce bırakılmasını” talep etti. TBMM çatısı altında kurulacak komisyonun önemine dikkat çeken Öcalan, “Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmelidir” dedi.

İşte Öcalan’ın çağrısından öne çıkan bölümler:

“27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı savunmaya devam etmekteyim”

Sizlerin PKK’nin 12. Fesih Kongresi’yle, buna kapsamlı oldukça doğru bir içerikle pozitif yanıt vermenizi tarihi bir karşılık olarak değerlendirmekteyim. Tarihi bir dönüşüm sayılması gereken bir Demokratik Toplum Manifestosu hazırladım. Bu manifesto, yaklaşık 50 yıllık ‘Kürdistan Devriminin Yolu’ manifestosunu başarıyla ikame edecek niteliktedir.

“Varlık tanındı, ana amaç gerçekleşti”

Öcalan, mektubunda PKK’nin kuruluş amacına işaret ederek bu amacın gerçekleştiğini belirtti:

Varlık inkarına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ve dayandığı ulusal kurtuluş savaş stratejisine son verilmiştir. Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir. Gerisi aşırı tekrar ve açmaz olarak değerlendirilmiştir. Bu temelde kapsamlı eleştiri-öz eleştiri devam edecektir.

“Silahları bırakın, mekanizmaları kurun”

Barış sürecinin somutlaşması için atılması gereken adımlara dikkat çeken Öcalan, mektubunda şunları kaydetti:

Sürecin geneli olarak silahların gönüllüce bırakılması ve TBMM’de yetkili ve kanunla kurulması düşünülen kapsamlı komisyon çalışması önemlidir. Silah bırakma mekanizmasının kurulması süreci ileri taşıyacaktır. Yapılan silahlı mücadele aşamasından demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçiştir. Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmek durumundadır.

“Kendi özgürlüğümü bireysel bir sorun olarak görmedim”

Abdullah Öcalan, bireysel özgürlüğü kolektif özgürlük bağlamında ele alarak şu değerlendirmeyi yaptı:

Ben hiçbir zaman kendi özgürlüğümü bireysel bir sorun olarak görmedim. Felsefi olarak da kişi özgürlüğü toplumdan soyut olamaz. Birey özgürleştiği oranda toplum, toplum özgürleştiği oranda birey özgür olabilir.

“Demokratik Modernite Güçleri yeni evreye hazırlanmalı”

Öcalan, mektubunun son bölümünde yeni bir stratejik döneme işaret ederek şu çağrıyı yaptı:

Bu tartışmalar tüm ülke, bölge, küresel düzeyde bizleri, Demokratik Modernite Güçlerini yeni bir teorik program, stratejik ve taktik evreye ulaştıracağına, şimdiden bunun hazırlık çabası içinde olunduğuna dair çok iyimser ve hazır olduğumu, arzulu ve coşkulu olarak belirtirim. Önümüzdeki döneme çağrım, kongre kararları ve en son bu yazıda dile getirdiğim görüş ve öneriler doğrultusunda yüklenelim ve başarı temelinde gelişmeler sağlayalım.

Mektubun tamamı şöyle:

Değerli yoldaşlar

Komünalist yoldaşlık hareketimizin geldiği aşamayı, yaşadıkları somut durumu, sorun ve çözüm yollarına ilişkin kapsamlı bir mektupla tekraren de olsa açıklayıcı ve yaratıcı yanıtlar vermeyi, sizlere karşı etik bir görev saymaktayım.

27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı savunmaya devam etmekteyim.

Sizlerin PKK’nin 12. Fesih Kongresi’yle, buna kapsamlı oldukça doğru bir içerikle pozitif yanıt vermenizi tarihi bir karşılık olarak değerlendirmekteyim.

Gelinen nokta oldukça değerli ve tarihi nitelikte sayılmak durumundadır. Bu arada köprü ilişkide bulunan yoldaşların çabası aynı değerde ve takdire şayandır.

Tüm yaşanan gelişmeler sonunda tarihi bir dönüşüm sayılması gereken bir Demokratik Toplum Manifestosu hazırladım. Bu manifesto, yaklaşık 50 yıllık ‘’Kürdistan Devriminin Yolu’’ manifestosunu başarıyla ikame edecek niteliktedir. Sadece Kürt tarihsel toplumu için değil, bölgesel ve küresel toplum için de tarihsel toplumsal bir içerik taşıdığına inanmaktayım. Tarihi manifesto geleneğinin başarılı bir örneğini teşkil ettiğinden kuşku duymamaktayım.

Tüm bu gelişmelerin İmralı’da gerçekleştirdiğim görüşmeler neticesinde yaşandığını açıkça belirtmek durumundayım. Görüşmelerin özgür irade temelinde yürütülmesine azami dikkat gösterilmiştir.

Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Bu aşamanın ve gerekli adımların da tarihi nitelikte olduğunun önemle belirtilmesi, anlaşılması ve gereklerine bağlı kalınması, yol alınması açısından kaçınılmazdır.

Varlık inkarına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ve dayandığı ulusal kurtuluş savaş stratejisine son verilmiştir. Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir. Miadını doldurma bu anlamdadır. Gerisi aşırı tekrar ve açmaz olarak değerlendirilmiştir. Bu temelde kapsamlı eleştiri-öz eleştiri devam edecektir.

Siyaset boşluk tanımayacağına göre, boşluk, Barış ve Demokratik Toplum başlıklı program, ‘’demokratik siyaset’’ stratejisi ve temel taktik olarak bütüncül hukukla doldurulmak durumundadır. Tarihsel nitelikte ve kader belirleyici bir süreçten bahsediyoruz.

Sürecin geneli olarak silahların gönüllüce bırakılması ve TBMM’de yetkili ve kanunla kurulması düşünülen kapsamlı komisyon çalışması önemlidir. Kısır mantıklı, önce sen-ben kısırlığına düşmeden, adımların atılmasında dikkat ve hassasiyetin gösterilmesi şarttır. Atılan adımların boşa çıkmayacağını biliyorum. Samimiyeti görüyor ve güveniyorum.

Dolayısıyla daha da pratik ve somut kilit açıcı adımlara geçilmeye çalışılmaktadır. Benim tarafımdan ileri sürülen tezlerin belli başlı olanları şunlardır:

Herkesin üzerine düşeni yapması, Barış ve Demokratik Toplum hedefine ulaşılması, pozitif entegrasyonalist bir perspektifle mümkündür. Tüm anlatılanlardan çıkarılan sonuç: PKK ulus devletçi bir amaçtan vazgeçmiş, bu temel amaçtan vazgeçişle birlikte temel savaş stratejisinden de vazgeçmiş, varlığını sona erdirmiştir. Gelinen tarihi noktanın daha da ileriye götürülmesi beklenmektedir.

Gerek TBMM ve komisyon için anlam ifade edecek, gerek kamuoyundaki şüpheleri giderecek ve sözümüzün gereğini karşılayacak şekilde silahların bırakılmasını, ilgili çevre ve kamuoyuna açık olarak temin etmeniz doğal karşılanmalıdır. Silah bırakma mekanizmasının kurulması süreci ileri taşıyacaktır. Yapılan silahlı mücadele aşamasından demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçiştir. Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmek durumundadır. Silah bırakmaya ilişkin detaylar belirlenecek ve hızlıca hayata geçirilecektir.

Meclisin çatısı altında bulunan DEM, diğer partilerle birlikte bu sürecin başarıya ulaşması için üzerine düşeni yapacaktır.

Bu arada tüm karar metinlerinde vazgeçilmez bir şart olarak benim özgür kalma durumuma gelince; biliyorsunuz ki ben hiçbir zaman kendi özgürlüğümü bireysel bir sorun olarak görmedim. Felsefi olarak da kişi özgürlüğü toplumdan soyut olamaz. Birey özgürleştiği oranda toplum, toplum özgürleştiği oranda birey özgür olabilir. Bu eğilimin gereğine bağlı kalınacağı tabidir. 

Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum.

Son günlerde bölgede yaşanan gelişmeler, attığımız bu tarihi adımın önemini ve aciliyetini açıkça teyit ediyor.

Sürece yönelik her türlü eleştiri ve önerilerinizi, katkılarınızı dört gözle beklediğimi belirtmeliyim. Bu tartışmalar tüm ülke, bölge, küresel düzeyde bizleri, Demokratik Modernite Güçlerini yeni bir teorik program, stratejik ve taktik evreye ulaştıracağına, şimdiden bunun hazırlık çabası içinde olunduğuna dair çok iyimser ve hazır olduğumu, arzulu ve coşkulu olarak belirtirim.

Önümüzdeki döneme çağrım, kongre kararları ve en son bu yazıda dile getirdiğim görüş ve öneriler doğrultusunda yüklenelim ve başarı temelinde gelişmeler sağlayalım.

Daimi yoldaşça selam ve sevgiyle kalın.

19 Haziran 2025 / Abdullah Öcalan

Independent Türkçe



Kamala Harris'in eşi de 2028 adaylığına karşı

Kamala Harris, 2020'de Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için ön seçime katılmış ancak sonra yarıştan çekilmişti (Reuters)
Kamala Harris, 2020'de Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için ön seçime katılmış ancak sonra yarıştan çekilmişti (Reuters)
TT

Kamala Harris'in eşi de 2028 adaylığına karşı

Kamala Harris, 2020'de Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için ön seçime katılmış ancak sonra yarıştan çekilmişti (Reuters)
Kamala Harris, 2020'de Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için ön seçime katılmış ancak sonra yarıştan çekilmişti (Reuters)

Eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in eşi Doug Emhoff, Harris'in tekrar başkanlığa aday olmasına sıcak bakmadığını söylemiş.

Wall Street Journal'a konuşan kaynaklara göre Emhoff, Harris'in 2028'deki seçimlerde aday olmasını doğru bulmadığını ifade etmiş.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Emhoff'a yakın kişiler, buna rağmen Harris'in yarışa katılması halinde eşinin onu destekleyeceğini belirtiyor.

Harris, 2024'teki başkanlık seçiminde eski lider Joe Biden'ın yarıştan çekilmesinin ardından Demokrat Parti'nin adayı olmuştu.

2020'de Biden'a karşı seçimleri kaybeden Donald Trump, 2024'te Harris'e karşı zafer kazanmıştı.

Harris aday olup olmayacağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 61 yaşındaki politikacı geçen ayki açıklamasında "Tekrar aday olup olmayacağıma karar vermedim" demiş, önceliğinin kasımda düzenlenecek ara seçimler olduğunu söylemişti.

Ancak Demokrat siyasetçi, önemli bağışçılarla görüştüğü gibi seçimin çekişmeli geçeceği eyaletleri de ziyaret ediyor. Analizde, bunların Harris'in yeniden adaylığa hazırlandığına dair işaretler olarak değerlendirilebileceği yazılıyor.

Harris'le yakın olan Demokrat stratejist Donna Brazile, "Nerede ihtiyaç varsa oraya gidiyor. Bu yıl seçime giren Demokrat adaylara yardım etmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır" diyor.

Öte yandan Demokrat Parti'deki çoğu kişiye göre 2028'deki yarış için yeni bir aday belirlenmeli.

Amerikan medyasına göre yarışa katılabilecek isimlerden biri de Kaliforniya Valisi Gavin Newsom. Ancak Newsom, eylüldeki açıklamasında Harris'in yarışa katılması halinde aday olmayacağını belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Post


Trump'tan bir U dönüşü daha: Rusya'yla dizel anlaşması neden yapıldı?

İran savaşıyla yükselen enerji fiyatları ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskıyı artırıyor
İran savaşıyla yükselen enerji fiyatları ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskıyı artırıyor
TT

Trump'tan bir U dönüşü daha: Rusya'yla dizel anlaşması neden yapıldı?

İran savaşıyla yükselen enerji fiyatları ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskıyı artırıyor
İran savaşıyla yükselen enerji fiyatları ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskıyı artırıyor

Putin'le Trump'ın geçen yıl ağustosta Alaska'da yaptığı görüşmenin ardından Ukrayna savaşının sonlandırılmasına yönelik bir adım atılamamıştı (Reuters)

ABD ve Rusya arasındaki anlaşmayla Moskova yönetimi, ABD'ye ve küresel piyasalara milyonlarca ton dizel yakıt tedarik edecek.

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medyadaki açıklamasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le dizel yakıt tedariki için anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Cumhuriyetçi lider, "Rusya'nın Amerikan ve küresel pazara derhal 300 bin tonun üzerinde, kasım boyunca ilave 500 bin ton ve hemen ardından da 1 milyon ton dizel yakıt tedarik etmesi hakkında mutabakata varıldı" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın, dizel rafinerilerinin durumuna bağlı olarak kısa süre içinde 3 milyon ton dizel yakıtın teslimatını yapacağını da ekledi.

Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu iddia eden Trump, bu anlaşmanın etkisiyle ABD'de ve dünyada dizel fiyatlarının hızla düşerek rekor seviyelere gerileyeceğini savundu.

Putin'in uluslararası ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kiril Dmitriyev, "Rusya'yla ABD arasındaki enerji ve ekonomik işbirliği devam edecek, küresel piyasalara ve dünyaya fayda sağlayacaktır" dedi.

Anlaşma, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları artırdığı ve İran savaşının yarattığı enerji krizinin etkilerinin sürdüğü bir dönemde geldi.

BBC'nin analizinde, Trump'ın daha üç hafta önce Rus petrolü ve doğalgazına yönelik yeni yaptırımları onayladığı hatırlatılıyor.

ABD'de kasımda düzenlenecek ara seçim öncesinde yükselen yakıt fiyatlarıyla enflasyonun Trump'ın elini zora soktuğuna dikkat çekiliyor. Dizel fiyatlarındaki artış özellikle ara seçimde Cumhuriyetçiler açısından kritik öneme sahip Iowa, Kansas, Teksas ve Ohio gibi ağırlıklı olarak tarımla uğraşılan eyaletlerde tepki çekmişti.

Ancak bu anlaşmanın ABD'deki dizel fiyatları açısından ne kadar etkili olacağı tartışmalı. Habere göre ABD günde yaklaşık 3,6 milyon varil dizel tüketiyor. Dolayısıyla Rusya bu ay söz verdiği 300 bin tonu teslim etse bile bu miktar, ABD'nin günlük tüketiminin yaklaşık yarısına denk geliyor.

CNN'in analizinde, bunun "oyunun kurallarını değiştirecek bir gelişmeden ziyade siyasi bir hamle olduğu" vurgulanıyor.

Trump'ın hamlesi Kiev'in de tepkisini çekti. Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, anlaşmanın Ukraynalı heyetin savaşla ilgili ABD'li yetkililerle görüşmek için Florida'da olduğu zamanda yapıldığına dikkat çekerek "Putin'e hediyeler vermek barışı getirmez" dedi.

Independent Türkçe, CNN, BBC, The Hill


Trump’tan Nobel Komitesi’ne sert tepki: Güvenilirliğini sonsuza dek yitirdi

ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)
TT

Trump’tan Nobel Komitesi’ne sert tepki: Güvenilirliğini sonsuza dek yitirdi

ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump New York'ta (Reuters)

Donald Trump, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Nobel Barış Ödülü’nü kazanamamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Trump dün yaptığı açıklamada, aynı gün ödüle layık görüldüğü duyurulan Navi Pillay’ı “daha önce hiç duymadığını” söyledi.

Güney Afrikalı yargıç ve insan hakları savunucusu Navi Pillay, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla mücadele çabaları nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.

Ancak Trump, ABD’nin kuzeydoğusundaki Syracuse kentinde düzenlenen mitingde, “Başkanınız olarak benim temsil ettiğim ABD Nobel Barış Ödülü’nü kazanmalıydı ama bu gerçekleşmedi” dedi. Trump, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, Norveç’in ve bu utanç verici, mahcup edici kararı alanların üzerinden asla silinmeyecek bir lekedir. Nobel Barış Ödülü, aşırı ideolojik, demokrasi karşıtı ve aslında medeniyet düşmanı bir avuç insanın elinde güvenilirliğini sonsuza dek yitirdi.”

Trump, sık sık yaptığı gibi sekiz savaşı sona erdirdiğini öne sürdü. Ancak başkanın çözüme kavuşturduğunu iddia ettiği bazı çatışmaların yalnızca gerilimlerden ibaret olduğu, bu gerilimlerin azaltılmasındaki rolünün de tartışmalı olduğu belirtiliyor.

Öte yandan Trump ile İsrail’in başlattığı İran savaşı henüz sonuçlanmadı. Trump’ın yalnızca birkaç hafta süreceğini öngördüğü savaş, yaklaşan ara seçimler öncesinde memnuniyetsiz seçmenlerle karşı karşıya olan Cumhuriyetçi Parti için de bir yük oluşturuyor.

Trump, Pillay’ı küçümseyici bir ifadeyle, “Birleşmiş Milletler’de çalışan, daha önce kimsenin adını duymadığı liberal bir isim” olarak nitelendirdi.

Trump, Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana Nobel Barış Ödülü’nü kazanma arzusunu gizlemedi. Ancak Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre ödül açıklanmadan önce görüşülen Oslo’daki uzmanlara göre, İran’a karşı yürüttüğü savaş, Grönland örneğinde görüldüğü üzere genişlemeci hedefleri, göçmenlere yönelik sert tutumu, çok taraflı iş birliğine ve medyaya yönelik saldırıları, Trump’ın ödüle layık görülme ihtimalini zayıflattı.