Macron: Özgürlük 1945'ten bu yana en büyük tehditle karşı karşıya

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın savunma kabiliyetlerini günümüz dünyasının zorluklarıyla başa çıkacak şekilde güçlendirmeye yönelik kararlarını bugün açıklayacak. (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın savunma kabiliyetlerini günümüz dünyasının zorluklarıyla başa çıkacak şekilde güçlendirmeye yönelik kararlarını bugün açıklayacak. (EPA)
TT

Macron: Özgürlük 1945'ten bu yana en büyük tehditle karşı karşıya

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın savunma kabiliyetlerini günümüz dünyasının zorluklarıyla başa çıkacak şekilde güçlendirmeye yönelik kararlarını bugün açıklayacak. (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın savunma kabiliyetlerini günümüz dünyasının zorluklarıyla başa çıkacak şekilde güçlendirmeye yönelik kararlarını bugün açıklayacak. (EPA)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yaptığı açıklamada, 1945'te İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana ‘özgürlüğün hiç bu kadar tehdit altında olmadığını’ ve ‘kıtadaki barışın hiç bu kadar mevcut kararlara bağlı olmadığını’ söyledi.

Bastille Günü arifesinde silahlı kuvvetlere hitaben yaptığı geleneksel konuşmasında, “Uzun zamandır yaklaşmakta olduğunu gördüğümüz bir çalkantı döneminde yaşıyoruz. Bu çalkantılar artık bir gerçek” diyen Macron, özellikle ‘emperyalizm’, Rusya gibi ‘ilhak güçleri’ ve ‘en güçlünün yasası’ gibi kavramlara atıfta bulundu.

Macron, yeni tehditler nedeniyle önümüzdeki iki yıl içinde 6,5 milyar euroluk ek askeri harcama yapılacağını duyurdu.

Fransa Cumhurbaşkanı harcama planlarını, Avrupa'yı korumak için yoğun çaba gösterilmesi çağrısında bulunduğu kapsamlı bir konuşmada özetledi. Macron, Fransa'nın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminin son yılı olan 2027'ye kadar savunmaya yılda 64 milyar euro harcamayı hedeflediğini ve 2017'de göreve geldiğinde 32 milyar euro olan yıllık harcamayı ikiye katlamayı amaçladığını belirtti.

Macron, devasa borcunu azaltma çabalarına rağmen Fransa'nın askeri harcamalarını arttırmak için fon bulabildiğini vurguladı. Muhafazakâr ve aşırı sağ partiler savunma harcamalarındaki artışı desteklerken, sol partiler hükümeti askeri harcamalar uğruna zor kazanılan sosyal refah kazanımlarını feda etmekle suçladı.

Macron, Avrupa'nın Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Ortadoğu'daki savaşlar ve ayrıca ‘ABD'nin bir tür belirsizlik yaratması’ nedeniyle risk altında olduğunu söyledi. Macron ayrıca, adı açıklanmayan yabancı hükümetler tarafından yürütülen yanıltıcı online propaganda kampanyalarına ve ‘ekran çağında’ çocukları hedef alan propaganda operasyonlarına da değindi. Macron, Fransa'nın üst düzey askeri ve savunma yetkililerine, Fransa'nın nükleer cephaneliğinin Avrupa'nın korunmasında oynayabileceği rol konusunda Avrupalı ortaklarıyla ‘stratejik bir diyalog’ başlatmaları talimatını verdi.

Ortaya çıkan riskler

Elysee Sarayı son günlerde hem Cumhurbaşkanı’nın danışmanları aracılığıyla hem de Fransa Genelkurmay Başkanı Thierry Burkhard'tan belirtilen riskleri sunmak üzere cuma günü bir basın toplantısı düzenlemesini isteyerek konuşmanın ‘benzersizliğini’ vurgulamaya çalıştı.

vfghyj
Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu, 11 Temmuz'da Elysee Sarayı'nda yapılan kabine toplantısının ardından (AFP)

Savunma Bakanı Sebastien Lecornu da dün sabah haftalık La Tribune Dimanche gazetesine verdiği demeçte bu konuya değindi. Lecornu'ya göre alarm zillerinin çalmasını haklı kılan şey, Ukrayna'daki savaştan Ortadoğu'daki savaşlara (Gazze, Lübnan, İran ve Kızıldeniz) kadar dünyanın bugünkü durumu ve savaşların sıklığı ile ABD yönetiminin siyasi yönünün belirsizliği ve Avrupa kıtası ve NATO ile ilişkilerinin doğası.

En önemlisi de Paris, Rusya'nın yarattığı tehlikeyi hissediyor. Burkhard, Rusya'nın 2030'dan önce Doğu Avrupa'yı hedef alan bir maceraya atılacağı öngörüsünde bulundu.

cvfbghj
Fransa Genelkurmay Başkanı Thierry Burkhard, 11 Temmuz'da Fransa'ya yönelik tehditleri özetledi. (AFP)

Fransa'nın en üst düzey askeri yetkilisine göre dünya keskin bir dönemece girdi. Burkhard bunu dikkate alınması gereken dört gösterge ile özetledi. Bunlardan ilki günümüz dünyasının ana karakteristiği haline gelen kontrolsüz güç kullanımıdır. İkincisi, 1945'te İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra kurulan dünya düzenini değiştirmek ve yerine alternatif bir düzen kurmak için Rusya'nın desteği ve liderliğinde bir grup ülkenin açık çabasıdır. Üçüncü gösterge, teknolojik devrim çerçevesinde iletişim ve bilgi dünyasının tüm biçimleriyle artan gücü ve kısmen algı ve vizyonları etkilemeyi ve muhaliflerin uyumunu içeriden vurmayı amaçlayan askeri, bilgi ve istihbarat uygulamalarıdır. Farklı bir nitelik taşıyan dördüncü ve son gösterge ise, önümüzde cereyan etmekte olan iklim değişikliklerinin, yani küresel sıcaklıklardaki artışın kaos ve şiddete, demografik değişikliklere, göç ve yoksulluğa kapı aralayan, çatışma ve savaşların patlak vermesine yol açabilecek yansımalarıdır.

Tehditlerle yüzleşmek

Artan tehditler ve giderek güvensizleşen bir dünya karşısında Elysee Sarayı'ndaki kaynaklar, Macron'un özellikle ‘ek savunma çabaları’ konusunda geleceğe hazır olmak için ‘Fransa'nın ne yapması gerektiği konusunda dersler çıkaracağını’ doğruladı.

Perşembe günü Londra'da Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ile birlikte düzenlediği basın toplantısında konuşan Macron, “Bugün programlarımızı ve stratejimizi gözden geçirmemiz ve risklerin değişen doğası ışığında bunları revize etmemiz gerektiği çok açık” dedi.

gt
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 10 Temmuz'da Birleşik Krallık'taki Northwood Üssü’nde bir araya geldi. (AFP)

Söz konusu riskler Macron'un Savunma Bakanlığı'ndan hazırlamasını istediği yeni bir ‘stratejik raporda’ ele alınıyor. Raporda, Fransa tarafından algılanan tehditlerin doğru bir tasvirinin yanı sıra, ülkenin ‘savunma doktrini’, yani bu tehditlere nasıl karşılık vereceği de özetleniyor. Bu yaklaşımda yeni olan, Macron ve Starmer arasında bu hassas alanda ikili ‘koordinasyon’ konusunda varılan anlaşmanın ve ABD-Atlantik şemsiyesinin gerilemesine ilişkin korkular ışığında Avrupa kıtasını korumak için ortak bir Fransız-İngiliz ‘nükleer şemsiyesinden’ giderek daha fazla söz edilmesinin de gösterdiği gibi, Fransız nükleer gücünün doğası ve rolüne ilişkin görüştür.

Le Monde gazetesinin cumhurbaşkanlığı kaynaklarından aktardığına göre, ocak ayında yaptırdığı ulusal stratejik incelemenin sonuçlarına dayanarak Macron, ‘özgürlüğün 1945'ten bu yana hiç bu kadar tehdit altında olmadığını, bu nedenle bir dönüm noktasında olduğumuzu söyleyecek’.

Kaynaklara göre Macron'un konuşmasının amacı, ‘tehditleri yeniden tartışmak, savunma çabaları ve ilgili finansmanla ilgili sonuçlar çıkarmak.’ Macron için bu, ‘silahlı kuvvetlerin geleceği adına yapısal bir konuşma’ olacak. Macron'un Silahlı Kuvvetler Başkomutanı ve anayasal olarak nükleer güç kullanma yetkisine sahip taraf olarak sorumlu olduğu savunma dosyasına ilişkin hangi kararları açıklayacağı merakla bekleniyor.

Savunmaya daha fazla harcama

Macron, 2017 baharında cumhurbaşkanlığı görevine geldiğinden bu yana Savunma Bakanlığı'nın geçen yıl 64 milyar euroyu aşan genel bütçesini arttırdı. 2024-2030 askeri planına göre silahlı kuvvetlerin bütçesi 413 milyar euroya ulaşacak. Ancak kesintilerin yaşandığı bir dönemde Savunma Bakanı 3 milyar euro daha talep ederken, Başbakan François Bayrou 40 milyar euro tasarruf etmeyi hedefliyor.

Hollanda'nın Lahey kentinde düzenlenen son NATO zirvesinde Paris, diğer NATO üyeleri gibi, ABD Başkanı Donald Trump'ın sürekli baskısı altında, 2030 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 5'ine ulaşma hedefiyle askeri bütçesini arttırma sözü verdi.

Le Journal du Dimanche (JDD) gazetesinin cumhurbaşkanlığına yakın bir kaynaktan aktardığına göre, ‘toplumdaki tüm aktörlerin tehdidin büyüklüğünü ve genel silahlanma ihtiyacını kabul etmesi gerekiyor’. Macron, ‘toplumu harekete geçirmek ve gelecekteki tehlikelerle yüzleşmeye hazırlamak’ istiyor. Bunu yapmanın bir yolu da Paris'in on yıllar önce zorunlu askerliği kaldırdığı askerlik konusunu yeniden ele almak. Buradaki amaç, ordu ile ulus arasındaki ilişkiyi yeniden canlandırmak.



Lula: Amerika, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi koyarsa "korsan" olur

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
TT

Lula: Amerika, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi koyarsa "korsan" olur

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi getirmesi halinde "korsana dönüşeceğini" söyledi. Lula'nın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce gündeme getirdiği önerinin ardından geldi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, boğazdan geçmek isteyen gemilerin taşıdığı yüklerin değerinin yüzde 20'sine denk gelen bir ücretin ABD tarafından tahsil edilmesini önerdi.

FŞarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Lula, São Paulo eyaletindeki São Caetano do Sul kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Geçmişte buna korsanlık denirdi" ifadelerini kullandı.

Lula, "ABD önemli bir ülkedir ve uzun süre korsanlıkla mücadele ettiğini düşünüyorum. Bugün korsanlar gibi hareket edemez" dedi.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de dün Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan deniz yoluyla taşınan mallara ücret uygulanması önerisine yanıt verdi. Arakçi, İran'ın boğazın güvenliğinden sorumlu olduğunu ve olmaya devam edeceğini ifade etti.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında, "ABD Başkanı tamamen haklı. Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayan herkes bunun karşılığını almalıdır. İran her zaman boğazın koruyucusu olmuştur ve olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

İranlı bakan, alaycı bir ifadeyle, "Açıkça görülüyor ki yüzde 20 oranı fazla yüksek. Adil davranacağız" dedi.

Trump, dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın bu kritik su yolunu kapattığını açıklamasının ardından ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden uygulama ve Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan bütün mallardan yüzde 20 ücret alma kararı verdiğini söylemişti.

Trump, "Hürmüz Boğazı açık ve İran olsun ya da olmasın açık kalacak. İran'a yönelik ablukayı yeniden uygulayacağız" dedi.

ABD Başkanı ayrıca, "Amerika, dünyanın bu sorunlu bölgesinde güvenlik ve emniyeti sağlamak için gerekli tüm maliyetleri karşılamak amacıyla taşınan tüm yüklerden yüzde 20 pay alacak" ifadesini kullandı. Uygulamanın hemen başlayacağını belirten Trump, ayrıntı vermedi.

Trump daha önce Fox News kanalındaki "Fox & Friends" programına yaptığı telefon bağlantısında, ABD'nin büyük olasılıkla Hürmüz Boğazı'nı kontrol edeceğini ve yönetiminin yaptığı harcamalar için karşılık alması gerektiğini söyledi.

Trump, "Boğazı kontrol edeceğiz, belki de yöneteceğiz. Boğazın koruyucuları olacağız. Belki bize boğazın koruyucu meleği denir. Bunun karşılığında ödeme almalıyız" şeklinde konuşmuştu.


Trump deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu... ve "geçiş ücretleri" tehdidinde bulundu

İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
TT

Trump deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu... ve "geçiş ücretleri" tehdidinde bulundu

İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden yürürlüğe konulduğunu ve boğazdan geçen grmilerden ücret alınacağını duyurdu. Açıklama, Washington ile Tahran'ın nisan ayında ilan edilen ateşkesten bu yana en şiddetli karşılıklı askeri saldırıları gerçekleştirdiği bir dönemde yapıldı.

Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı "kontrol altına alacağını" ve İran gemileri ile Tahran'la ticaret yapan gemilerin boğazı kullanmasına izin vermeyeceğini söyledi. Washington'un deniz güvenliğini sağlama karşılığında taşınan yüklerin değerinin yüzde 20'si oranında ücret alacağını belirten Trump, uygulamanın derhal başlayacağını ifade etti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Trump'ın açıklamalarına yanıt vererek, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişini sağlayan tarafın bunun karşılığını alması gerektiği yönündeki görüşünde ABD Başkanı'nın "tamamen haklı" olduğunu söyledi. Ancak Arakçi, "İran her zaman Hürmüz Boğazı'nın koruyucusu olmuştur ve sonsuza kadar da öyle kalacaktır" dedi.

Trump'ın dile getirdiği yüzde 20'lik ücret oranının "çok yüksek" olduğunu belirten Arakçi, Tahran'ın bu konuda "adil davranacağını" ifade etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukanın uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğünü açıkladı. Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine açık olduğu ve ABD güçlerinin seyrüsefer serbestisini sağlamak için hazır bulunduğu kaydedildi.

Sahada ise ABD ordusu dün şafak vakti yaklaşık beş saat süren hava saldırıları düzenledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran'a ait onlarca askeri hedefin vurulduğu saldırılarda hava savunma sistemleri, kıyı radarları, füze kapasitesi, insansız hava araçları (İHA) ve askeri botlar hedef alındı.

Saldırılar, ülkenin güneybatısındaki Ahvaz eyaletinde bulunan Dezful ve Omidiye askeri hava üslerinin yanı sıra Hürmüz Boğazı kıyısındaki Bender Abbas ve İran sahilindeki bazı bölgelere de düzenlendi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington ile imzalanan mutabakat zaptının "kriz aşamasına girdiğini" belirterek, ABD'yi anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.

İran Genelkurmay Başkanlığı Harekât Dairesi ise yayımladığı açıklamada, Tahran'ın belirlediği deniz güzergâhları dışında seyrüseferi tehdit edecek her türlü ABD girişimine "kararlılıkla karşılık verileceğini" bildirdi. Açıklamada ayrıca, çatışmaların genişlemesi halinde bunun etkilerinin "tüm bölgeyi saracağı" uyarısında bulunuldu.


ABD'li Demokrat senatörlerden Trump yönetimine İran'daki okul saldırısı soruşturma sonuçlarını açıklama çağrısı

Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)
Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)
TT

ABD'li Demokrat senatörlerden Trump yönetimine İran'daki okul saldırısı soruşturma sonuçlarını açıklama çağrısı

Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)
Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)

ABD Senatosu'nda Demokrat Parti'ye mensup, Senatör Kirsten Gillibrand öncülüğündeki bir grup senatör, dün Başkan Donald Trump yönetimine, 28 Şubat'ta İran'da bir kız okulunu hedef alan hava saldırısına ilişkin ABD ordusunun yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarını gelecek hafta içinde kamuoyuna açıklaması çağrısında bulundu.

Reuters, 5 Mart'ta yayımladığı özel haberinde, ABD ordusunun ön inceleme niteliğindeki iç soruşturmasının, savaşın ilk gününde İran'ın Minab kentinde düzenlenen ölümcül saldırının büyük olasılıkla ABD güçleri tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Aralarında Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Jack Reed'in de bulunduğu 20'den fazla senatör, gönderdikleri mektupta ordudan soruşturmayı tamamlamasını, sonuçları Kongre ile paylaşmasını ve benzer bir olayın tekrar yaşanmaması için alınacak önlemleri içeren bir plan sunmasını istedi.

Mektupta, "Ne yaşandığını, nelerin yanlış gittiğini ve bakanlığın benzer bir olayın tekrarını önlemek için hangi adımları attığını ortaya koyan gizli olmayan bir raporun kamuoyundan gizlenmesini haklı gösterecek hiçbir gerekçe yok" ifadelerine yer verildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bir Pentagon yetkilisi yaptığı açıklamada soruşturmanın sürdüğünü belirterek, "Şu aşamada paylaşabileceğimiz yeni bir gelişme bulunmuyor" dedi.

İranlı yetkililer, saldırıda öğrenci ve öğretmen 175'ten fazlakişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Senatörlerin mektubunda, bu olayın doğrulanması halinde, 1991'de Irak'ta bir sığınağın yanlışlıkla bombalanması sonucu 400'den fazla sivilin öldüğü saldırıdan bu yana ABD ordusunun neden olduğu en büyük sivil can kaybı olacağı ifade edildi.

İran'daki okulun internet sitesinin arşivlenmiş kayıtları, okulun Devrim Muhafızları tarafından yönetilen bir tesisin bitişiğinde bulunduğunu gösteriyor.

Reuters'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedef belirleme sürecinde görevli yetkililer muhtemelen güncelliğini yitirmiş istihbarat bilgilerine dayanarak hareket etti.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper, mayıs ayında Kongre'de verdiği ifadede, okulun aktif bir İran seyir füzesi üssünün içinde yer alması nedeniyle soruşturmanın "karmaşık" olduğunu söylemişti.

Başkan Trump ise savaşın başlangıcındaki yoğun askeri hareketlilik nedeniyle ordunun olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini hiçbir zaman kesin biçimde ortaya koyamayabileceğini öne sürdü.

Trump, 24 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Birileri bunun bizim füzemiz olduğunu söyledi. Belki de değildi. Bunun bize ait olduğuna inanmamı gerektirecek hiçbir şey görmedim. Bunun bizimle ilgili olduğunu düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

İranlı yetkililer saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirirken, ABD ise sivilleri hiçbir zaman kasıtlı olarak hedef almadığını savunuyor.

Demokrat senatörler mektuplarında, Oramiral Brad Cooper ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten soruşturmanın gizli olmayan bölümünü Kongre ve kamuoyuyla paylaşmalarını talep etti. Ayrıca, benzer olayların tekrar yaşanmaması için bakanlığın uygulayacağı somut düzeltici tedbirleri içeren bir önleme ve reform planının hazırlanması çağrısında bulundu.

Mektupta, "Ordu, sivillerin zarar görmesini önlemek için mümkün olan bütün tedbirleri alma yönünde hem hukuki hem de ahlaki bir yükümlülük taşımaktadır" denildi.

Ayrıca, "Bir askeri saldırının sivillerin ölümüyle sonuçlanması halinde Savunma Bakanlığı, Kongre'ye, Amerikan halkına ve kurbanların ailelerine ne yaşandığını açık biçimde açıklamak ve benzer başarısızlıkların gelecekte tekrarlanmaması için güvenilir bir plan sunmakla yükümlüdür" ifadelerine yer verildi.