Witkoff'un bölgeye yapacağı ziyaret, Gazze ateşkesi için bir fırsat mı?

Mısır, Gazze Şeridi'nde kalıcı bir ateşkes anlaşması sağlanmasının önemini vurguluyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

Witkoff'un bölgeye yapacağı ziyaret, Gazze ateşkesi için bir fırsat mı?

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

ABD ve İsrail'in istişare için geri çekilmesinin ardından Gazze Şeridi'ndeki ateşkes müzakerelerinin askıya alınmasının üzerinden bir hafta geçtikten sonra, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff bölgeye geri döndü. Bu arada, iki yıla yaklaşan savaşın sona erdirilmesi yönünde uluslararası çağrılar artıyor.

Witkoff'un dün Tel Aviv'de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeyle başlayan ziyareti, Mısır'ın Washington ile Gazze Şeridi'nde kalıcı bir ateşkes anlaşması sağlanmasının önemini vurgulayan görüşmelerinden önce gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'a ziyaretle ilgili konuşan uzmanlar, Hamas'ın anlaşmaya ilişkin tutumunun belirsizliği nedeniyle, ziyaretin ateşkesin yeniden canlandırılmasının başlangıcı mı yoksa müzakereler dışında yeni bir gerilim için ABD-İsrail koordinasyonunun bir girişimi mi olduğu konusunda görüş ayrılıklarına düştü.

Witkoff dün Netanyahu ile ‘Gazze ateşkes görüşmelerini kurtarmak için’ bir araya geldi. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre bu görüşme, İsrail'in Hamas'ın 60 günlük ateşkes ve esirlerin Filistinli mahkûmlar karşılığında serbest bırakılmasını öngören son değişikliklere yanıtını göndermesinin ertesi günü gerçekleşti. Ancak yanıtın içeriği açıklanmadı.

Axios internet sitesi çarşamba günü, Witkoff'un Gazze Şeridi'ndeki insani krizi görüşmek üzere İsrail'e gideceğini bildirdi. Aynı gün İsrail'in Jerusalem Post gazetesi kaynaklara dayanarak, Hamas'ın arabuluculara ‘Gazze'deki insani durum düzelene kadar müzakerelere girmeyeceğini’ bildirdiğini yazdı.

Ancak İsrail Kanal 12 televizyonu çarşamba günü, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, Witkoff'un İsrail'i ziyaretinin asıl nedeninin ‘anlaşma imzalamak için baskı yapmak’ olduğunu söylediğini aktardı.

Hamaslı bir yetkilinin AFP'ye verdiği bilgiye göre Hamas, müzakere heyetinin Katar'ın başkenti Doha'dan ayrılıp ‘son gelişmeleri’ görüşmek üzere Türkiye'ye gitmesinin ertesi günü, İsrail'in yanıtına ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

dfvgthy
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Washington ve Netanyahu'nun ofisinin, 24 Temmuz'da ‘istişare’ amacıyla Doha müzakerelerinden çekildiğini açıklamasından bu yana, 6 gün boyunca ABD ve İsrail arasında görüşmeler sürdü. Bu görüşmelerin konusu, müzakerelerin başarısız olması halinde Gazze Şeridi'nde yeni toprakların işgaline ilişkin ‘alternatif’ planlardı. Ayrıca Hamas liderlerinin suikast veya mali yaptırımlarla takip edilmesi de gündeme geldi.

İsrail ve Filistin konularında uzman Mısırlı siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi, Witkoff'un İsrail'e iki amaçla gittiğini doğruladı. Birincisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi'ne yönelik yardımları onaylamaya hazırlandığı bir dönemde insani durumu incelemek. İkincisi ise şu anda Washington'da bulunan İsrail güvenlik heyetinin Gazze Şeridi ile ilgili güvenlik planlarını tartışmak. Doha veya Kahire'de müzakerelerin yeniden başlaması olasılığı hakkında konuşmalar sürerken Fehmi, ‘Witkoff'un keşif ziyaretinin sonuçlarını abartmamak’ gerektiğini söyledi.

Fehmi, Türkiye'yi ziyaret eden ve İran'a da gidebilecek olan Hamas yetkililerinin, Trump'ın müzakerelerden elini çekip başka seçeneklere yöneldiği bir ortamda, şu anda müzakereleri yeniden başlatmayı ciddiye aldığını veya bunu önceliklerinden biri olarak gördüğünü düşünmüyor. Fehmi, “Gazze Şeridi'nde ABD ve İsrail'in koordinasyonunda güvenlik ve askeri alanda bir şeylerin olacağına dair işaretler var ve Witkoff'un ziyareti bunun örtüsü olacak” dedi.

dcfgth
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyine düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybeden Filistinliler (AFP)

Witkoff'un İsrail'e varmasından kısa bir süre sonra, ABD Başkanı sosyal medya platformu Truth Social’da, “Gazze'deki insani krizi sona erdirmenin en hızlı yolu Hamas'ın teslim olması ve esirlerin serbest bırakılmasıdır” paylaşımında bulundu. Bu açıklama, İsrail'e yardımların ulaştırılması için uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Filistin'in eski Kahire Büyükelçisi Berakat el-Ferra, Witkoff'un ziyaretinin ateşkes anlaşmasına varılmasıyla daha çok ilgili olabileceğini ve insani yardımın güçlendirilmesiyle de bağlantılı olabileceğini vurgulayarak, Hamas'ın İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir gerilim fırsatını kaçırmaması ve yeni krizlere yol açacak şartlar olmadan masadaki öneriyi kabul etmesi gerektiğini belirtti.

Witkoff'un İsrail'e gelmesinden önce, Washington'da bulunan Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Özel Temsilcisi’yle ‘Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşması sağlanması, insani yardımların koşulsuz olarak bölgeye ulaştırılması ve bir dizi esirin serbest bırakılmasına yönelik çabaları’ görüştü.

İki taraf, ‘Mısır, ABD ve Katar olmak üzere üç arabulucu tarafın, baskıyı yoğunlaştırarak ateşkesin sağlanması ve en kısa sürede anlaşmaya varılması için ortak çabalarına ilişkin görüşlerini’ paylaştı.

Abdulati çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede, ‘Gazze Şeridi'nde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, Filistin halkının kanının akıtılmasının durdurulması ve İsrail'in sistematik açlık politikası sonucu felaket koşullar altında yaşayan bu bölgeye insani yardımın ulaştırılmasının sağlanması ve bu acil insani krizin hızla ele alınmasının önemini’ vurguladı.

cvfghy
İsrail saldırıları sonu hayatını kaybeden çocuklarının cenazeleri yanında göz yaşı döken Filistinli bir baba (AFP)

Witkoff İsrail’e, Gazze konusunda uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro'nun ofisi dün yaptığı açıklamada, hükümetin, eylül ayında Birleşmiş Milletler'de (BM) Filistin devletinin tanınması amacıyla cumhurbaşkanı ve parlamentoyla istişare edeceğini duyurdu. Bu açıklama, Kanada Başbakanı Marc Carney'nin çarşamba günü Ottawa'da düzenlediği basın toplantısında benzer bir tutum sergilemesinin ardından geldi.

Portekiz ve Kanada, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'in salı günü yaptığı, İsrail'in Gazze Şeridi'nde ateşkes dahil bir dizi taahhütte bulunmaması halinde, eylül ayında yapılacak BM toplantılarında Filistin devletini tanıyacağına dair açıklamasına benzer bir tavır sergiledi.

Fehmi, Mısır'ın çabalarının en yüksek düzeyde güvenilirliğe sahip olduğunu ve Kahire’nin uluslararası baskıların ortasında müzakerelerin başarılı olması için tüm taraflarla iş birliği yaptığını vurguladı. Sorunun şu anda ‘müzakereleri manipüle ediyor gibi görünen’ Hamas'ta olabileceğini belirten Fehmi, “ABD'nin baskısıyla savaşın iki tarafını yakın bir anlaşmaya yaklaştıracak yeni öneriler ortaya çıkmadığı sürece, Gazze Şeridi'nde askeri seçenek, siyasi seçenek ve müzakerelerin başarısından daha büyük bir geri dönüş şansı olacak” dedi.

El-Ferra, Mısır'ın çabaları ve uluslararası baskının müzakerelerin canlandırılmasının nedeni olabileceğini vurgulayarak, ABD'nin İsrail'e yeni engeller çıkarmaması ve yakın bir anlaşmaya varması için baskı yapmaması halinde müzakerelerin sonuçlanmayacağını belirtti.



Elijah Wood'dan Frodo mesajı: Ben varken başkası oynayamaz

Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)
Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)
TT

Elijah Wood'dan Frodo mesajı: Ben varken başkası oynayamaz

Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)
Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)

Yüzük Kardeşliği (The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring) oyuncu kadrosu 23 yıl sonra gerçekten yeniden bir araya gelirse, Frodo Baggins biraz farklı görünebilir ama içiniz rahat olsun: Karakteri yine Elijah Wood canlandıracak.

Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) yıldızı Wood, Andy Serkis'in yöneteceği The Lord of the Rings: The Hunt for Gollum'la Orta Dünya'ya dönmek konusunda şimdilik ser verip sır vermiyor. Ancak reddetmediği tek bir şey var: Yakın zamanda kimsenin onun yerini doldurmasını istemiyor.

Sunday Times'a konuşan 45 yaşındaki Wood, yeni filmde rolünü yeniden canlandırıp canlandırmayacağı sorulduğunda şunları söyledi:

Henüz resmi bir duyuru yapılmadı ancak geçen ağustostaki etkinlikte, Ian McKellen baklayı ağzından çıkardı. Dolayısıyla ihtimal son derece yüksek. Resmi açıklama gelene kadar bir şey söyleyemem ama yeni bir film düşüncesi bile beni heyecanlandırıyor. Orta Dünya gibi bir dünya için yeni filmler sözkonusu olduğunda insan biraz tedirgin oluyor, herkes bu evrenin bütünlüğünün korunmasını umuyor. Ancak bu hikaye eğlenceli ve sürükleyici. Gerçekten de ekibin yeniden bir araya geldiği hissini veriyor.

"Ben hayatta olduğum sürece başkası oynayamaz"

Elijah Wood, kahraman hobbit Frodo Baggins rolünde Shire'a dönüp dönmeyeceğini resmen teyit etmese de McKellen'ın "Ben hayatta olduğum sürece kimsenin Gandalf'ı oynamasını istemem" sözlerine destek verdi. 

Wood, "Bunu tamamen anlıyorum. Ben de hayatta olduğum ve gücüm yettiği sürece Frodo'yu başka birinin oynamasını kesinlikle istemem" dedi.

Vizyon tarihi ertelendi

Gişe canavarı üçlemenin yönetmeni Peter Jackson, iki yıl önce Andy Serkis'in hem yönetip hem de Gollum karakteriyle başrolde yer alacağı yeni bir canlı çekim filmin yapımcılığını üstleneceğini duyurmuştu. Başlangıçta 2026'da vizyona girmesi planlanan film, son takvime göre Aralık 2027'de gösterime çıkacak.

Serinin eski yıldızları sessizliklerini korumaya çalışsa da Ağustos 2025'te Londra'daki bir hayran etkinliğinde McKellen, beklenen müjdeyi vermişti: 

Size oyuncu kadrosuyla ilgili iki sır vereceğim; filmde Frodo ve Gandalf adında karakterler var.

Diğer yıldızlar ne diyor?

Orlando Bloom, geçen yıl sarı peruğunu takıp Legolas rolü için yeniden kamera karşısına geçmesi istenirse buna seve seve "evet" diyeceğini söylemişti. Bloom, "Legolas'ı başkasının oynadığını görmekten nefret ederim. Ne yapacaklar? Yerime başka birini mi koyacaklar?" diyerek rolüne olan bağlılığını vurgulamıştı.

Aragorn karakterine hayat veren Viggo Mortensen ise 2024'te GQ'ya yaptığı açıklamada, Gondor Kralı rolünü yeniden canlandırması için "doğru şartların" oluşması gerektiğini söylemişti. 

Mortensen, "Hikayenin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Bu karakteri oynamayı seviyorum ama sadece şu anki yaşıma ve karakterin ihtiyaçlarına uygunsa bunu yaparım. Aksi takdirde bu saçma olurdu" diyerek kapıyı açık bırakmıştı.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Sunday Times, GQ


ABD, İran’ın ardından Afganistan’ı da kara listeye aldı

Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)
Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)
TT

ABD, İran’ın ardından Afganistan’ı da kara listeye aldı

Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)
Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)

ABD, İran'ın ardından Afganistan'ı da "haksız yere tutukluluğu destekleyen devlet" ilan etti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazartesi günkü açıklamasında "Taliban, fidye veya siyasi tavizler elde etmek için kişileri kaçırarak terörist taktikler kullanmaya devam ediyor" dedi.

Rubio, Taliban yönetiminin "Dennis Coyle, Mahmoud Habibi ve Afganistan'da haksız yere tutuklanan tüm Amerikalıları derhal serbest bırakması" çağrısında da bulundu.

ABD'li akademisyen Coyle, geçen yıl Taliban'a bağlı güvenlik güçlerince gözaltına alınmıştı. Kabil yönetimi, 64 yaşındaki Coyle'un neden yakalandığına dair açıklama yapmamış ancak ABD vatandaşı hakkında hukuki işlem başlatılacağını duyurmuştu.

Amerikalı iş insanı Mahmoud Habibi de 2022'de Taliban'a bağlı istihbarat yetkililerince yakalanmıştı. Washington yönetimi, Habibi'yle ilgili bilgi paylaşacak kişilere 5 milyon dolar para ödülü verileceğini bildirmişti.

CNN'in analizinde Washington'ın, bu adımla Taliban'ın Amerikalıları kaçırmasını engellemeyi amaçladığı yazılıyor. Ayrıca ABD'nin, Afganistan'a seyahat kısıtlamaları getirme ihtimalinin de arttığı ifade ediliyor.

ABD, halihazırda Kuzey Kore için böyle bir seyahat kısıtlaması uyguluyor. Washington yönetimi, vatandaşlarının onay almadan ABD pasaportlarıyla Kuzey Kore'ye seyahat etmesine izin vermiyor.

Diğer yandan Beyaz Saray'ın, 28 Şubat'ta İsrail'le ortak askeri harekatı başlatmadan bir gün önce de İran için aynı kategorilendirmeyi yaptığına dikkat çekiliyor.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı'ndan 1 Mart'ta yapılan açıklamada, ABD-İsrail harekatının İran'ın "ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği" belirtilmiş, masum sivillerin öldürüldüğü vurgulanmıştı.

ABD'nin 2021'de Afganistan'dan çekilmesiyle ülkenin yönetimi tekrar Taliban'a geçmişti.

Independent Türkçe, CNN, The Hill


Mücteba Hamaney’in gayrimenkul imparatorluğu: Yaptırımları nasıl atlattı?

56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)
56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)
TT

Mücteba Hamaney’in gayrimenkul imparatorluğu: Yaptırımları nasıl atlattı?

56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)
56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)

İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in Toronto'dan Frankfurt'a, Dubai'den Londra'ya dünyanın farklı yerlerinde emlak yatırımları yaptığı öne sürülüyor.

Bloomberg'ün araştırmasına göre Hamaney, yaptırımları üçüncü kişiler aracılığıyla aşarak yurtdışında 400 milyon euro değerinde "mülk imparatorluğu" kurmuş. Gayrimenkul ağındaki hiçbir varlığın kendi adına kaydedilmediği aktarılıyor.

Yeni Ayetullah'ın portföyünde Londra'daki lüks gayrimenkullerden, Dubai'de bir villa ve Frankfurt'la Mallorca'da lüks oteller yer alıyor.

Mülklerin satın alınmasında kullanılan fonların büyük ölçüde İran'ın petrol gelirlerinden elde edildiği, Birleşik Krallık (BK), İsviçre, Lihtenştayn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) finans kurumları aracılığıyla paravan şirketler üzerinden aktarıldığı belirtiliyor.

Almanya'nın finans merkezi Frankfurt'taki 5 yıldızlı Hilton Frankfurt Gravenbruch oteli, kayıtlara göre 2011'den beri İranlı iş insanı Ali Ansari'nin bir ortağıyla bağlantılı kuruluşlar tarafından işletiliyor. Otel, 2024'te Hilton'ın yönetimine geçmiş.

Hamaney'le yakın bağlara sahip bankacı Ansari, İran Devrim Muhafızları'nı fonladığı gerekçesiyle BK tarafından geçen yıl yaptırım listesine alınmıştı.

Ansari ise avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızları veya Mücteba Hamaney'le herhangi bir bağlantısı olmadığını savundu.  

Telegraph'ın aktardığına göre Hamaney, Londra'daki İsrail Büyükelçiliği'ne yakın iki lüks apartmanın da sahibi.

Ansari'nin ilk apartmanı Mart 2014'te 16,75 milyon sterline (yaklaşık 1 milyar TL), ikincisini de Kasım 2016'da 19 milyon sterline (yaklaşık 1,1 milyar TL) satın aldığı belirtiliyor.

Kensington Sarayı'na yakın mülklerin bugünkü toplam değerinin 50 milyon sterline (yaklaşık 3 milyar TL) yakın olduğu aktarılıyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nden Farzin Nadimi, Bloomberg'e şunları söylüyor:

Mücteba, İran ve yurtdışındaki çeşitli kuruluşlarda önemli hisselere veya fiili kontrole sahiptir. Onun finans ağı incelendiğinde, hesapların ana sahibinin Ali Ansari olduğu görülüyor. Bu da Ansari'yi bugün ülkedeki en etkili oligarklardan biri yapıyor.

57 yaşındaki Ansari, Tahran'daki dünyanın en büyük alışveriş merkezi Iran Mall'un inşaatına finansman sağlayan Ayandeh Bankası'nı 2013'te kurmuştu. Banka geçen yıl ekimde iflas etmiş, malvarlığı İran Merkez Bankası'nın kararıyla devlete ait Melli Bank'a devredilmişti.

Bloomberg'ün analizinde, Hamaney'in paravan şirketler ve üçüncü kişiler üzerinden gayrimenkul satın almasının, "İranlı elitlerin sermayesinin yurtdışında nasıl aktarıldığını ortaya koyduğu" yazılıyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği ortak askeri operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü.

Yeni lideri seçmekle görevli 88 din adamından oluşan Uzmanlar Meclisi'nin 8 Mart'taki açıklamasında, "ezici oy çoğunluğuyla" göreve Mücteba'nın seçildiği bildirilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Ali Hamaney'in oğlu Mücteba'nın yönetime gelmesinden memnun olmadığını belirterek, "Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok" demişti.

Independent Türkçe, Bloomberg, Euronews, Telegraph