Witkoff'un bölgeye yapacağı ziyaret, Gazze ateşkesi için bir fırsat mı?

Mısır, Gazze Şeridi'nde kalıcı bir ateşkes anlaşması sağlanmasının önemini vurguluyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

Witkoff'un bölgeye yapacağı ziyaret, Gazze ateşkesi için bir fırsat mı?

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevi tarafından dağıtılan yemekleri almak için bekleyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

ABD ve İsrail'in istişare için geri çekilmesinin ardından Gazze Şeridi'ndeki ateşkes müzakerelerinin askıya alınmasının üzerinden bir hafta geçtikten sonra, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff bölgeye geri döndü. Bu arada, iki yıla yaklaşan savaşın sona erdirilmesi yönünde uluslararası çağrılar artıyor.

Witkoff'un dün Tel Aviv'de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeyle başlayan ziyareti, Mısır'ın Washington ile Gazze Şeridi'nde kalıcı bir ateşkes anlaşması sağlanmasının önemini vurgulayan görüşmelerinden önce gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'a ziyaretle ilgili konuşan uzmanlar, Hamas'ın anlaşmaya ilişkin tutumunun belirsizliği nedeniyle, ziyaretin ateşkesin yeniden canlandırılmasının başlangıcı mı yoksa müzakereler dışında yeni bir gerilim için ABD-İsrail koordinasyonunun bir girişimi mi olduğu konusunda görüş ayrılıklarına düştü.

Witkoff dün Netanyahu ile ‘Gazze ateşkes görüşmelerini kurtarmak için’ bir araya geldi. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre bu görüşme, İsrail'in Hamas'ın 60 günlük ateşkes ve esirlerin Filistinli mahkûmlar karşılığında serbest bırakılmasını öngören son değişikliklere yanıtını göndermesinin ertesi günü gerçekleşti. Ancak yanıtın içeriği açıklanmadı.

Axios internet sitesi çarşamba günü, Witkoff'un Gazze Şeridi'ndeki insani krizi görüşmek üzere İsrail'e gideceğini bildirdi. Aynı gün İsrail'in Jerusalem Post gazetesi kaynaklara dayanarak, Hamas'ın arabuluculara ‘Gazze'deki insani durum düzelene kadar müzakerelere girmeyeceğini’ bildirdiğini yazdı.

Ancak İsrail Kanal 12 televizyonu çarşamba günü, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, Witkoff'un İsrail'i ziyaretinin asıl nedeninin ‘anlaşma imzalamak için baskı yapmak’ olduğunu söylediğini aktardı.

Hamaslı bir yetkilinin AFP'ye verdiği bilgiye göre Hamas, müzakere heyetinin Katar'ın başkenti Doha'dan ayrılıp ‘son gelişmeleri’ görüşmek üzere Türkiye'ye gitmesinin ertesi günü, İsrail'in yanıtına ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

dfvgthy
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Washington ve Netanyahu'nun ofisinin, 24 Temmuz'da ‘istişare’ amacıyla Doha müzakerelerinden çekildiğini açıklamasından bu yana, 6 gün boyunca ABD ve İsrail arasında görüşmeler sürdü. Bu görüşmelerin konusu, müzakerelerin başarısız olması halinde Gazze Şeridi'nde yeni toprakların işgaline ilişkin ‘alternatif’ planlardı. Ayrıca Hamas liderlerinin suikast veya mali yaptırımlarla takip edilmesi de gündeme geldi.

İsrail ve Filistin konularında uzman Mısırlı siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi, Witkoff'un İsrail'e iki amaçla gittiğini doğruladı. Birincisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi'ne yönelik yardımları onaylamaya hazırlandığı bir dönemde insani durumu incelemek. İkincisi ise şu anda Washington'da bulunan İsrail güvenlik heyetinin Gazze Şeridi ile ilgili güvenlik planlarını tartışmak. Doha veya Kahire'de müzakerelerin yeniden başlaması olasılığı hakkında konuşmalar sürerken Fehmi, ‘Witkoff'un keşif ziyaretinin sonuçlarını abartmamak’ gerektiğini söyledi.

Fehmi, Türkiye'yi ziyaret eden ve İran'a da gidebilecek olan Hamas yetkililerinin, Trump'ın müzakerelerden elini çekip başka seçeneklere yöneldiği bir ortamda, şu anda müzakereleri yeniden başlatmayı ciddiye aldığını veya bunu önceliklerinden biri olarak gördüğünü düşünmüyor. Fehmi, “Gazze Şeridi'nde ABD ve İsrail'in koordinasyonunda güvenlik ve askeri alanda bir şeylerin olacağına dair işaretler var ve Witkoff'un ziyareti bunun örtüsü olacak” dedi.

dcfgth
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyine düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybeden Filistinliler (AFP)

Witkoff'un İsrail'e varmasından kısa bir süre sonra, ABD Başkanı sosyal medya platformu Truth Social’da, “Gazze'deki insani krizi sona erdirmenin en hızlı yolu Hamas'ın teslim olması ve esirlerin serbest bırakılmasıdır” paylaşımında bulundu. Bu açıklama, İsrail'e yardımların ulaştırılması için uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Filistin'in eski Kahire Büyükelçisi Berakat el-Ferra, Witkoff'un ziyaretinin ateşkes anlaşmasına varılmasıyla daha çok ilgili olabileceğini ve insani yardımın güçlendirilmesiyle de bağlantılı olabileceğini vurgulayarak, Hamas'ın İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir gerilim fırsatını kaçırmaması ve yeni krizlere yol açacak şartlar olmadan masadaki öneriyi kabul etmesi gerektiğini belirtti.

Witkoff'un İsrail'e gelmesinden önce, Washington'da bulunan Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Özel Temsilcisi’yle ‘Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşması sağlanması, insani yardımların koşulsuz olarak bölgeye ulaştırılması ve bir dizi esirin serbest bırakılmasına yönelik çabaları’ görüştü.

İki taraf, ‘Mısır, ABD ve Katar olmak üzere üç arabulucu tarafın, baskıyı yoğunlaştırarak ateşkesin sağlanması ve en kısa sürede anlaşmaya varılması için ortak çabalarına ilişkin görüşlerini’ paylaştı.

Abdulati çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede, ‘Gazze Şeridi'nde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, Filistin halkının kanının akıtılmasının durdurulması ve İsrail'in sistematik açlık politikası sonucu felaket koşullar altında yaşayan bu bölgeye insani yardımın ulaştırılmasının sağlanması ve bu acil insani krizin hızla ele alınmasının önemini’ vurguladı.

cvfghy
İsrail saldırıları sonu hayatını kaybeden çocuklarının cenazeleri yanında göz yaşı döken Filistinli bir baba (AFP)

Witkoff İsrail’e, Gazze konusunda uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro'nun ofisi dün yaptığı açıklamada, hükümetin, eylül ayında Birleşmiş Milletler'de (BM) Filistin devletinin tanınması amacıyla cumhurbaşkanı ve parlamentoyla istişare edeceğini duyurdu. Bu açıklama, Kanada Başbakanı Marc Carney'nin çarşamba günü Ottawa'da düzenlediği basın toplantısında benzer bir tutum sergilemesinin ardından geldi.

Portekiz ve Kanada, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'in salı günü yaptığı, İsrail'in Gazze Şeridi'nde ateşkes dahil bir dizi taahhütte bulunmaması halinde, eylül ayında yapılacak BM toplantılarında Filistin devletini tanıyacağına dair açıklamasına benzer bir tavır sergiledi.

Fehmi, Mısır'ın çabalarının en yüksek düzeyde güvenilirliğe sahip olduğunu ve Kahire’nin uluslararası baskıların ortasında müzakerelerin başarılı olması için tüm taraflarla iş birliği yaptığını vurguladı. Sorunun şu anda ‘müzakereleri manipüle ediyor gibi görünen’ Hamas'ta olabileceğini belirten Fehmi, “ABD'nin baskısıyla savaşın iki tarafını yakın bir anlaşmaya yaklaştıracak yeni öneriler ortaya çıkmadığı sürece, Gazze Şeridi'nde askeri seçenek, siyasi seçenek ve müzakerelerin başarısından daha büyük bir geri dönüş şansı olacak” dedi.

El-Ferra, Mısır'ın çabaları ve uluslararası baskının müzakerelerin canlandırılmasının nedeni olabileceğini vurgulayarak, ABD'nin İsrail'e yeni engeller çıkarmaması ve yakın bir anlaşmaya varması için baskı yapmaması halinde müzakerelerin sonuçlanmayacağını belirtti.



Pakistan, Afganistan'a yönelik baskınları savunuyor ve Kabil'den silahlı grupları dağıtmasını istedi

Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)
Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)
TT

Pakistan, Afganistan'a yönelik baskınları savunuyor ve Kabil'den silahlı grupları dağıtmasını istedi

Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)
Dün İran'dan dönerken Nimroz vilayetindeki İpek Köprüsü'nü geçen Afganlar (AFP)

Pakistan Cumhurbaşkanı Asif Ali Zerdari dün, komşu ülke Afganistan'da devam eden askeri saldırıları savunarak, İslamabad'ın Afganistan topraklarından faaliyet gösteren militanları hedef almadan önce her türlü diplomatik yolu denediğini söyledi.

Associated Press'e (AP) göre Zerdari, Kabil'deki Taliban hükümetine Pakistan'daki saldırılardan sorumlu grupları dağıtması çağrısında bulundu.

Pakistan daha önce Afganistan ile ‘açık savaş’ halinde olduğunu açıklamış ve uluslararası toplumda endişe yaratmıştı.

Sınır bölgesi, El Kaide ve DAEŞ dahil olmak üzere silahlı örgütlerin kalesi olmaya devam ediyor.

Asif Ali Zerdari parlamentoda yaptığı konuşmada, “Taliban, çatışma ve savaş ekonomisinden beslenen terörist grupları çökertmeyi seçmeli” dedi. Zerdari, hiçbir ülkenin kendi topraklarında art arda saldırılara izin vermeyeceğini de sözlerine ekledi.

Afganistan, pazar günü Pakistan'ın hava saldırılarına yanıt olarak perşembe günü saldırılar başlattı.

Pakistan daha sonra sınır boyunca operasyonlar düzenledi ve Enformasyon Bakanı Ataullah Tarar, 435 Afgan askerinin öldürüldüğünü ve 31 mevziinin ele geçirildiğini açıkladı.

Pakistan, Taliban’ı ‘kendisine yönelik saldırıların tırmanmasına neden olan militanları barındırmakla’ suçlarken, Kabil ise topraklarının Pakistan'a saldırı düzenlemek için kullanıldığı iddialarını reddediyor.

Pakistan ve Afganistan, geçtiğimiz ekim ayında Katar'ın arabuluculuğunda bir ateşkes anlaşması imzaladı, ancak her iki taraf da diğerini anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor. Bunu, Türkiye'nin İstanbul kentinde iki taraf arasında yapılan ve sonuçsuz kalan görüşmeler izledi.

Kabil'de, Taliban Dışişleri Bakanı Mali ve İdari İşlerden Sorumlu Yardımcısı Muhammed Naim Vardak, sosyal medya platformu X'te yayınlanan bir açıklamada, Taliban güçlerinin Durand Hattı'nı geçtiğini ve Pakistan topraklarında ‘şiddetli çatışmalara’ girdiğini söyledi.

Afgan haber ajansı Khaama Press'e göre Vardak, çatışmaların şu anda sınır boyunca bulunan Pakistan askeri üslerinde yaşandığını belirtti.

Vardak, çatışmaların devam etmesi ve Taliban güçlerinin saldırmaya karar vermesi halinde Pakistan topraklarında önemli ilerlemeler kaydedebileceklerini de sözlerine ekledi. Pakistanlı yetkililer Vardak'ın açıklamalarına resmi olarak yanıt vermedi.

Bu açıklamalar, sınır ötesi çatışmaların ve Pakistan'ın Afganistan'da hava saldırıları düzenlediğine dair haberlerin dördüncü gününe girildiği bir dönemde yapıldı.

Basında yer alan haberlere göre Pakistan savaş uçakları ve insansız hava araçları (İHA) Kabil, Taliban askeri merkezleri ve Bagram Hava Üssü dahil olmak üzere birçok yeri hedef aldı.


Dünya Bankası Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Şu anda kimse bölgedeki gerginliğin sonuçlarını değerlendiremez

Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
TT

Dünya Bankası Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Şu anda kimse bölgedeki gerginliğin sonuçlarını değerlendiremez

Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte, Ortadoğu ekonomilerinin yeni şokları absorbe edebilme kapasitesi ve büyüme, enflasyon ve sermaye akışları üzerindeki etkiler konusunda endişeler artıyor. Bu bağlamda Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İstikrarsızlık hiçbir bölge için iyi değildir” dedi. Banga, etkilerin boyutunu belirlemede kritik faktörün ‘gerilimin ne kadar süreceği’ olduğunu vurguladı ve “Şu anda bunu kimse söyleyemez… Ben de söyleyemem” ifadelerini kullandı.

Banga’nın açıklamaları, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusundaki bir fabrika ziyareti sırasında, Şarku’l Avsat’ın bölgedeki tırmanışın etkileri, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının olası sonuçları, petrol fiyatlarının varil başına 100 doları geçip geçmeyeceği ve bunun 2026 yılında küresel büyüme, enflasyon ve gelişmekte olan piyasalara sermaye akışları üzerindeki etkileriyle ilgili sorularına yanıt olarak geldi. Banga, “Cevaplar birbirine bağlı; çünkü ekonomik etkilerin derinliği, bozulmaların ne kadar süreceğine bağlı” dedi.

Banga, Mısır örneğini vererek, ülkenin son yıllarda Kovid-19 salgını, küresel dalgalanmalar ve Süveyş Kanalı gelirleriyle ilgili zorluklar gibi ardışık belirsizlik dalgalarıyla başa çıktığını belirtti. Bu durumun ekonomik kalkınma üzerinde yaratacağı zorlukları anlamanın zor olmadığını ifade ederek, maliye, para birimi ve enflasyon üzerinde baskı yaratan küresel istikrarsızlığa dikkat çekti.

Banga’nın açıklamaları, Ortadoğu’daki gerilimin yayılmasına ilişkin kaygıların arttığı bir döneme denk geliyor. Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesi, doğrudan küresel enflasyonu artırabilir ve merkez bankalarını fiyatları kontrol etme ile büyümeyi destekleme arasında zor bir denkleme sokabilir. Küresel finansal koşulların sıkılaşması ise dış finansman ve yabancı yatırımlara bağımlı gelişmekte olan piyasalara sermaye akışlarının yavaşlamasına yol açabilir.

tbgt
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)

Kısa ve orta vadeli etkilerle ilgili olarak Banga, istikrarsızlığın ‘kısa süreli’ olması durumunda etkilerin sınırlı kalabileceğine işaret etti, ancak gerilimlerin daha uzun sürmesi halinde baskıların katlanacağını belirtti. Bu yaklaşım, Dünya Bankası’nın belirsiz bir ortamda sayısal tahminler yapmak yerine, öngörülerini zaman çerçevelerine dayandırmayı tercih eden temkinli tutumunu yansıtıyor.

Dünya Bankası, Mısır hükümetiyle iş birliğini sürdürüyor

Mısır bağlamında Banga, Dünya Bankası’nın hükümetle finansmanı aşan geniş bir program yelpazesi üzerinden çalışmaya devam ettiğini vurguladı. Bu programlar, iş ve yönetim reformlarının desteklenmesini, özel sektörün rolünün güçlendirilmesini, fiziksel altyapının geliştirilmesini ve insan sermayesine yapılan yatırımları kapsıyor; amaç, sürdürülebilir istihdam yaratmak.

Banga, Kahire ziyaretinde sosyal konut projesi ve elektrikli otobüs üretim hatlarını inceledi. Sosyal konut projesinin, büyüklük ve hedef açısından dünyadaki en iddialı projelerden biri olduğunu belirtti. Projeden yararlananların büyük kısmının ilk kez ev sahibi olan ve 40 yaşın altındaki kişiler olduğunu kaydetti. Banga, projeden çıkarılacak önemli derslerin ‘hükümetin iddiası, ipotek piyasasının inşası ve finansal kapsayıcılığın artırılması’ olduğunu; bunların gençleri güçlendirmek ve konut sahipliğini yaygınlaştırmak için gerekli olduğunu ifade etti.

Daha geniş bir perspektifte Banga, -konut, ulaşım ve enerji gibi alanlarda- altyapıya yapılan yatırımları gelişmekte olan ekonomilerin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmakla ilişkilendirdi. Banga’ya göre büyüme kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve tarım, turizm ve imalat gibi sektörlerin desteklenmesi, enerji ve küresel ticaret piyasalarındaki dalgalanmaların etkilerini azaltabilir.

Banga’nın Dünya Bankası adına özetlediği yaklaşım, istikrarsızlık riskine karşı uyarıda bulunurken, belirsiz zaman çizelgesi altında tahminleri abartmaktan kaçınmak üzerine kurulu. Kısa süreli bir bozulma ile uzun süreli bir kriz senaryosu arasında 2026’nın ekonomik çerçevesi şekillenecek. Netlik sağlanana kadar esneklik, yapısal reformlar ve özel sektörün güçlendirilmesi, hem Mısır’da hem de bölgede şokları yönetmenin temel araçları olmaya devam edecek.


Türkiye: Amerika, İsrail ve İran arasındaki tırmanan çatışma, bölge için en tehlikeli senaryodur

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye: Amerika, İsrail ve İran arasındaki tırmanan çatışma, bölge için en tehlikeli senaryodur

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan çatışmanın tehlikelerine ve bunun bölgesel istikrara etkisine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin daha fazla kan dökülmeden bölgeyi bu kargaşadan kurtarmak için elinden gelenin en iyisini yaptığını belirtti.

Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin barışçıl diplomasi yoluyla diyalog ve müzakereler aracılığıyla sorunlara adil ve eşitlikçi çözümler bulmak için yoğun çaba sarf ettiğini belirtti.

Türkiye'nin bölgede "barış, huzur ve istikrarı teşvik etme" çabalarında kararlı olduğunu teyit etti.

Türk-Amerikan görüşmeleri ve uyarılar

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile üç taraf arasında çatışmadaki gelişmeleri ve bölge üzerindeki etkilerini görüştü.

Dışişleri Bakanlığı merkezinde bugün Barak ile yapılan görüşmenin arifesinde Fidan, son gelişmelerin bölgenin geleceğini ve küresel istikrarı tehdit edebileceğini belirterek, ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan saldırılarının başlangıçta bölgedeki İran yanlısı güçler arasında önemli bir hareketliliğe yol açmadığını, ancak Hizbullah'ta bazı hareketlenmeler yaşandığını kaydetti.

Fidan, bugün Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı- X)Fidan, bugün Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı- X)

Sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda İran halkı içinde rejim değişikliğine yol açacak bir huzursuzluk dalgası görünmüyor, ancak mevcut koşullar altında en tehlikeli senaryo, çatışmanın tırmanması ve İran da dahil olmak üzere tüm bölgeye yayılan bir istikrarsızlık ortamı yaratmasıdır."

Ankara'da Türk medya temsilcileriyle pazartesi akşamı yaptığı iftar yemeğinde konuşan Fidan, İran ve Ortadoğu'da istikrarın korunmasının kritik önemini vurguladı. Türkiye'nin gerilimi azaltmak ve barışı yeniden tesis etmek için yoğun çabalar sarf ettiğini ve bu çabaların savaşın patlak vermesini geciktirmeye katkıda bulunduğunu belirten Fidan, İran ve ABD arasındaki müzakerelerin sonuç vereceğini umduğunu ifade etti.

Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun amacının İran'da rejim değişikliği olduğunu ve İsrail ile ABD'nin İran'ı gelecekteki bir tehdit olmaktan çıkarmak için çalıştığını belirtti.

İran'a Uyarılar

İran'ın ise Körfez ülkelerindeki enerji hedeflerini bombalayarak "ağır bedel ödetmeye" çalıştığını, ancak ABD'ye savaşı durdurması için baskı yapılması yönündeki beklentisini karşılamadığını belirtti.

Şöyle devam etti: "İran'ın kaç füzesi kaldığını bilmiyorum, ancak İran füzelerini ve insansız hava araçlarını ciddi şekilde kullanırsa, İsrail'e önemli ölçüde zarar verebilir."

Fidan, İran'ın Arap ülkelerindeki ABD üslerini doğrudan hedef almasının, durumun daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme olasılığını artırdığı konusunda uyardı. Hürmüz Boğazı da bir diğer sorun; çünkü kapanması küresel finans ve enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açabilir ve potansiyel olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni hızlı bir şekilde harekete geçmeye zorlayabilir.

Körfez ülkelerinin İran'a misilleme yapma olasılığına ilişkin olarak Fidan, “İran resmi olarak hiçbir şey açıklamadı, ancak bölgesel ülkelerin saldırılarına karşılık verdiği yönünde bazı iddialar var ve biz de bu iddiaları duyuyoruz. Bu doğru olabilir” dedi.

İran'ın Amerikan ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Türkiye'deki üsleri hedef alma olasılığına ilişkin olarak ise Fidan, İran meselesinden bağımsız olarak Türkiye'nin her zaman kendini koruduğunu ve bunu yapacak irade ve kapasiteye sahip olduğunu söyledi.

Fidan ayrıca İran'ın Kıbrıs'ı hedef alma olasılığını da dışlayarak, "Şu anda Kuzey Kıbrıs için önemli bir tehdit olduğuna inanmıyorum ve güneydeki tehdidin de sınırlı, gerçekten çok sınırlı olduğuna inanıyorum. Sivil altyapıya önemli bir zarar gelmeyebilir" dedi.

Fidan, Türkiye'nin temel talebinin açık olduğunu belirtti: Saldırıların derhal durdurulması ve diplomatik diyaloğun yeniden başlaması.

Potansiyel etkiler

İran'daki savaşın Gazze üzerindeki potansiyel etkilerine ilişkin olarak, Gazze'nin "ciddi" şekilde etkileneceğini belirten Fidan, İsrail'in Gazze'ye giriş ve çıkışı durdurduğunu da ifade etti.

Fidan, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Ürdün'ün Gazze sorunu konusunda Türkiye ile birlikte çalıştığını ve Mısır hariç bu ülkelerin şu anda başka acil sorunları olduğunu ve gündemlerinin kaçınılmaz olarak değiştiğini belirtti.

Türk vatandaşları bugün Türkiye'nin doğusundaki Van ilinde bulunan İran sınırındaki Kapıköy sınır kapısından geçerek ülkelerine geri döndüler (Reuters)Türk vatandaşları bugün Türkiye'nin doğusundaki Van ilinde bulunan İran sınırındaki Kapıköy sınır kapısından geçerek ülkelerine geri döndüler (Reuters)

İran'dan Türkiye'ye olası bir göç dalgasıyla ilgili olarak Fidan, ülkesinin gerekli kaynaklara ve planlara sahip olduğunu belirtti. Ayrıca, İran'ın şu anda vatandaşlarının sınırdan geçmesine izin vermediğini ve bu nedenle İran'dan Türkiye'ye şu anda herhangi bir göç akışı olmadığını kaydetti.

İran'da şu anda çifte vatandaşlar da dahil olmak üzere yaklaşık 20 bin Türk'ün yaşadığını ve hem Türk vatandaşlarının hem de diğer ülkelerin vatandaşlarının Türkiye'nin İran ile olan üç sınır kapısından herhangi bir engel olmadan Türkiye'ye geçebildiğini belirtti.

Ahmet Davutoğlu (X hesabından)Ahmet Davutoğlu (X hesabından)

Bu bağlamda, eski Başbakan ve muhalefetteki Gelecek Partisi'nin mevcut lideri Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin hiçbir koşulda İran'daki mevcut savaşa karışmaması ve topraklarının, üslerinin ve hava sahasının İran'a karşı kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini vurguladı.

Davutoğlu yaptığı açıklamalarda, bölgeyi gerçekten istikrarsızlaştıracak senaryonun İran ile Körfez ülkeleri arasında bir çatışma olduğunu belirterek, İran ile Suudi Arabistan arasında olası bir gerilim artışının vahim sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Davutoğlu, Türkiye'nin bunun olmasını önlemek için etkili diplomasi yürütmesi gerektiğini vurguladı ve gerekirse, iki tarafın da müzakere masasına davet edilmesi gerektiğini ifade etti.