Zevahiri suikastıyla bağlantılı olduğu öne sürülen ABD vatandaşı üç yıldır kayıp

Taliban, Habibi’nin tutuklu olduğunu reddediyor. ABD ise onu resmen “rehine” olarak tanımlıyor ve serbest bırakılması için müzakereler yürütüyor

Ahmad Habibi ve küçük kardeşi Mahmood Habibi, 2014'te Kanada'da… Mahmood Habibi'nin, Zevahiri suikastını mümkün kılan kritik bilgiyi ABD'ye verdiği için Taliban'ın elinde olduğu da iddialar arasında (Reuters)
Ahmad Habibi ve küçük kardeşi Mahmood Habibi, 2014'te Kanada'da… Mahmood Habibi'nin, Zevahiri suikastını mümkün kılan kritik bilgiyi ABD'ye verdiği için Taliban'ın elinde olduğu da iddialar arasında (Reuters)
TT

Zevahiri suikastıyla bağlantılı olduğu öne sürülen ABD vatandaşı üç yıldır kayıp

Ahmad Habibi ve küçük kardeşi Mahmood Habibi, 2014'te Kanada'da… Mahmood Habibi'nin, Zevahiri suikastını mümkün kılan kritik bilgiyi ABD'ye verdiği için Taliban'ın elinde olduğu da iddialar arasında (Reuters)
Ahmad Habibi ve küçük kardeşi Mahmood Habibi, 2014'te Kanada'da… Mahmood Habibi'nin, Zevahiri suikastını mümkün kılan kritik bilgiyi ABD'ye verdiği için Taliban'ın elinde olduğu da iddialar arasında (Reuters)

Reuters'ın araştırmasına göre, Afganistan'ın eski sivil havacılık başkanı ve ABD vatandaşı Mahmood Habibi, 10 Ağustos 2022'de Taliban'ın istihbarat servisi tarafından Kabil'de yakalandı. O günden beri kendisinden haber alınamıyor.

Habibi'nin kaybolması, El Kaide lideri Eymen el-Zevahiri'nin 31 Temmuz 2022'de Kabil'de CIA'in düzenlediği hava saldırısında öldürülmesinden sadece 10 gün sonrasına denk geliyor. Taliban, Habibi'yi gözaltına aldığını reddediyor. ABD ise Haziran 2025'te Habibi'nin bulunmasına yardımcı olacak bilgiler için 5 milyon dolara kadar ödül koydu.

ABD'nin iç istihbarat ve güvenlik gücü FBI, Mahmood Habibi'nin kaybolmasının üçüncü yılında uluslararası haber olması üzerine Afgan kökenli Amerikalı iş insanının fotoğrafı ve bilgilerini içeren "kayıp kişi" afişini resmen yayımladı. Afganistan Sivil Havacılık Dairesi eski başkanı Habibi, bir haberleşme şirketi olan Asia Consultancy Group için danışmanlık yaptığı sırada, 10 Ağustos 2022'de Kabil'de aracından indirilerek kaybolmuştu. FBI yetkilileri, bu üç yıldır süren kayboluş vakasını çözmeye kararlı olduklarını belirterek kamuoyundan, Habibi'nin yerini tespit edebilecek bilgileri paylaşmalarını istiyor. Ayrıca, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "Rewards for Justice" programı aracılığıyla, Habibi'nin bulunmasına ve ailesine kavuşturulmasına yardımcı olacaklara 5 milyon dolar ödül teklif edildiği bilgisi tekrarlanıyor.

Operasyonun perde arkası

Reuters'a konuşan yetkililer, CIA'in Kabil'deki telekom kulelerinden ve kamera sistemlerinden yararlanarak Zevahiri'nin yerini doğruladığını söyledi. Zevahiri, balkonda bulunduğu sırada özel tasarlanmış Hellfire R9X tipi füzelerle vurulmuştu.

Habibi nasıl yakalandı?

Habibi'nin operasyondan haberdar olmadığı, Dubai'den Kabil'e döndükten kısa süre sonra Taliban güçlerince evinden alınarak götürüldüğü belirtiliyor. Aynı anda evine baskın düzenleyen ekipler bilgisayarına ve belgelerine el koydu.

Aynı dönemde çalıştığı şirkette 30 kişi daha gözaltına alındı. Çoğu serbest bırakıldı, ancak Habibi bırakılmadı. Bir meslektaşı, Habibi'nin sorgusunda "CIA için mi çalışıyorsun, Zevahiri saldırısına karıştın mı?" sorularının yöneltildiğini duyduğunu söyledi.

ABD - Taliban arasında rehine gerilimi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Habibi'yi "rehine" olarak tanımlıyor ve derhal serbest bırakılmasını istiyor. İki ülke arasında rehine takası görüşmeleri yapıldı. ABD, Guantanamo'daki son Afgan tutuklunun iadesi karşılığında Afganistan'da tutulan Amerikalıların serbest bırakılmasını önerdi ancak Taliban bu teklifi kabul etmedi.

Diplomatik boyut

ABD, 2021'de Afganistan'dan çekilmesinden bu yana Taliban'ı resmen tanımıyor. İki taraf arasındaki iletişim, yalnızca sınırlı diplomatik ve teknik kanallarla sürüyor. Habibi dosyası, rehinelerin iadesi ve Taliban'ın uluslararası tanınırlık arayışı açısından kritik önemde görülüyor.

"Kimse uyarmadı"

Habibi'nin ağabeyi, kardeşinin Zevahiri saldırısından birkaç gün sonra Kabil'e döndüğünü ve ne CIA'den ne de çalıştığı şirketten "geri dönme" uyarısı aldığını söyledi. Reuters'ın ulaştığı belgeler, Taliban'ın inkar ettiği gözaltıyla ilgili nadir resmi kayıtlar arasında yer alıyor.

Neden önemli?

Habibi olayı, Afganistan'dan çekildikten sonra da ABD'nin istihbarat faaliyetlerinin sürdüğünü ve bu süreçte sivillerin risk altında olduğunu gösteriyor. Olayın çözümü, hem insani hem de diplomatik açıdan önemli bir sınav olarak görülüyor.

Geçmişte de ABD'nin terörle mücadele operasyonlarında hedef dışı sivillerin alıkonduğu vakalar yaşanmıştı. Guantanamo'da yıllarca tutulan bazı kişilerin, sonradan çiftçi ya da taksi şoförü gibi sivil oldukları ortaya çıkmıştı. Bagram Hava Üssü'nde de yanlış kimlik tespiti nedeniyle, hiçbir bağlantısı olmayan kişilerin yıllarca hukuki süreç olmadan tutulduğu biliniyor. Bu olaylar, istihbarat hatalarının sivil hayatlar üzerindeki ağır sonuçlarını ve telafisi zor kayıpları gözler önüne seriyor.

Independent Türkçe, Reuters, FBI, Kabul Now, Tool News, Hostage Aid



İsrail Beyrut’un merkezini hedef alırken İran’dan protestoculara uyarı

TT

İsrail Beyrut’un merkezini hedef alırken İran’dan protestoculara uyarı

İsrail Beyrut’un merkezini hedef alırken İran’dan protestoculara uyarı

İsrail hava saldırısıyla bugün (Çarşamba) Beyrut’un merkezinde bulunan bir apartman dairesini hedef aldı. Söz konusu saldırı, ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da dahil olduğu savaşın başlamasından bu yana, başkentin merkezine yönelik ikinci saldırı oldu.

İran Emniyet Gücü Genel Müdürü Tuğgeneral Ahmed Rıza Radan  hükümet karşıtı gösterilere ilişkin açıklamasında, düşman ülkelerin tutumlarını desteklediği değerlendirilen kişilere karşı sert tedbirler alınacağını söyledi. Radan, “Eğer biri düşmanın istekleri doğrultusunda hareket ederse artık ona yalnızca bir protestocu olarak bakmayacağız; onu düşman olarak değerlendireceğiz. Güçlerimiz tam hazırlık halinde ve tetikte bekliyor; devrimi savunmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı’nın oğlu, savaş sırasında yaralandığına dair çıkan haberlere rağmen yeni dini lider Mücteba Hamaney’in “iyi durumda” olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar ise Mücteba Hamaney’in yeni dini lider olarak seçilmesinin İran Devrim Muhafızları’nın etkisiyle gerçekleştiğini ifade etti.

 


İran'a açılan savaş, ABD içinde önemli bir savaşı kaybettiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)
TT

İran'a açılan savaş, ABD içinde önemli bir savaşı kaybettiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Yokosuka Deniz Üssü'nde USS George Washington uçak gemisinde bulunan Donanma personeline hitap ederken, 28 Ekim 2025 (AFP)

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı savaşın yakında sona erebileceğini ima etti. Trump, ABD'nin planlanandan çok daha ileride olduğunu ve ABD-İsrail ortak askeri operasyonlarının tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Ancak ABD Savaş Başakanlığı (Pentagon) aynı gün, sosyal medya üzerinden ‘Merhamet yok’ ve ‘Savaş daha yeni başladı’ başlıklı iki güçlü açıklama yayınlayarak tamamen farklı bir mesaj verdi.

Trump yönetiminin İran ile savaş hakkındaki mesajları belirsiz ve kafa karıştırıcı görünüyorsa, bunun kasıtlı olarak yapıldığını aklımızdan çıkarmamalıyız. Karışık mesajlar ve çelişkili üslup, sadece kafa karışıklığı veya yetersizliğin sonucu değil, kasıtlı bir tutumdur.

Herkesi, tüm dünyayı, müttefikleri ve düşmanları da dahil olmak üzere, tahminlerde bulunmaya zorlayarak, çelişkili mesajlarla herkesi kafa karıştırıp, tüm dikkatleri sadece kendisine çekerek avantaj elde etmek Trump tarzı stratejik iletişimin temel bir özelliğidir.

Bu yaklaşım, hesaplanmış bir kaos gibi görünse de Trump'ın ekibinin savaş öncesindeki haftalarda benimsediği modelle uyumlu. Ekip, rejim değişikliği, İran halkını koruma, nükleer programla başa çıkma ve balistik füze tehdidine karşı koyma gibi çok çeşitli gerekçeler öne sürmüştü. Ancak bu yaklaşımın birikimli bir maliyeti vardı. Çünkü operasyonun birleştirici bir hedefi ve net bir merkezi mesajı olmadığından yönetimin askeri harekat için sağlam bir Amerikan desteği oluşturması zorlaştı. Kamuoyunun desteği, Washington'ın bu çatışmada tüketilen silahları yenilemesi için ihtiyaç duyduğu ek fonu elde etmesi için Kongre'nin onayını almasında gerekiyor.

İran'a karşı savaşın ilk günlerinde ABD halkının zayıf desteği

Savaş ikinci haftasına girerken, Amerikalıların çoğu Trump'ın savaşı yönetme şeklini eleştiriyor. NPR, PBS News ve Marist tarafından yapılan son ankete göre Amerikalıların yüzde 56'sı İran'a karşı savaşa karşı çıkarken, yüzde 44'ü savaşı destekliyor. Amerikalıların sadece yüzde 36'sı Trump'ın İran'a karşı tutumunu onaylıyor.

Bu rakamlar, askeri operasyonların başlangıcında Amerikan kamuoyunun görüşleri ile karşılaştırıldığında geçmişe kıyasla oldukça düşük. 2000’lerin ilk on yılında Irak ve Afganistan'da yürütülen savaşlar ile ikinci on yılda DEAŞ’a karşı yürütülen savaş, başlangıçta Amerikalıların çoğunluğunun desteğini almıştı. Ancak bu savaşların Amerikalıların hayatları ve vergi mükelleflerinin parası açısından maliyeti arttıkça bu destek zamanla azaldı.

ABD başkanları genellikle savaş zamanlarında ülkeyi birleştiren ulusal bir konsensüs oluşturmaya çalışırlar, ancak Trump bu şekilde davranmıyor. Geçtiğimiz ay ‘Birliğin Durumu’ konuşmasını gerçekleştiren Trump, uzun konuşmasının sonunda İran'dan sadece kısaca bahsederken bunu çok çeşitli iç ve dış politika konularında ülke içindeki bölünmeleri derinleştirmek için kullandı.

gthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübünde yapılan görüşmenin ardından düzenledikleri basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

ABD başkanları genellikle savaş zamanlarında ülkeyi birleştiren ulusal bir konsensüs oluşturmaya çalışırlar, ancak Trump bu şekilde davranmıyor.

Bunun yanında ABD’nin herhangi bir çatışmaya ilk günlerinde girmesi, her zaman ‘tek bayrak etrafında toplanma’ olarak bilinen bir eğilim yaratmıştır. Bu eğilim, Amerikalıların ABD ordusu tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarında onları desteklemeleri şeklinde olur.

Ancak İran ile savaşın ilk günlerinde böyle bir durum yaşanmadı. Başkan Trump ve ekibinin savaşı bir an önce sona erdirmek istediklerini belirtmelerinin nedenlerinden biri bu olabilir. Ara seçimlere dokuz aydan kısa bir süre kala, Trump yönetiminin en son istediği şey, bu popüler olmayan savaş başlamadan önce bile en düşük seviyelere gerileyen Başkanın popülaritesinin daha da azalması olacaktır. On Amerikalıdan altısı, başkanın genel performansından memnun olmadığını belirtiyor.

Bu savaşın Trump’a yükleyebileceği potansiyel bir siyasi yük, İran'a karşı savaşın neden olduğu yakıt fiyatlarındaki artışın, Amerikalıların onun ekonomi ve enflasyonu kontrol altına alma konusundaki tutumuna ilişkin görüşlerini daha da zayıflatma riski. Bu iki konu, Amerikan seçmenlerin en çok önem verdiği konular arasında yer alıyor. Reuters ve Ipsos tarafından geçtiğimiz hafta yapılan bir ortak anket, Amerikalıların yüzde 67'sinin İran'a yönelik saldırıların ardından yakıt fiyatlarının artmasını beklediğini gösterdi. Bu savaşın bir başka zayıf noktası da daha fazla Amerikan askerinin çatışmalarda hayatını kaybetme olasılığı.

Ancak Trump'ın İran'ı çevreleyen iç siyasi denklemde lehine çalışan bir faktör var. O da sağlam siyasi tabanı savaşa girme kararını destekliyor. Savaşın ilk haftasında yayınlanan bir başka ankette, Trump seçmenlerinin yüzde 84'ü, kendilerini ‘MAGA’ (Make America Great Again/Amerikayı Yeniden Harika Yap) destekçisi olarak tanımlayan muhafazakarların yüzde 94'ü dahil olmak üzere, Başkan Trump'ın İran'a karşı ABD saldırısı emri verme kararını desteklediğini belirtti.

vgrt
İran'ın başkenti Tahran'daki bir petrol deposunda çıkan yangın (AFP)

Savaşa girme kararının halkın desteğini alamaması, Başkan Trump ve ekibinin savaşı bir an önce sona erdirmek istediklerini belirtmelerinin nedenlerinden biri olabilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere Trump'ın siyasi tabanındaki bu sadakat, destekçilerinin diğer çoğu konuda da onu destekleme şeklini yansıtıyor. Ancak, daha geniş bir bakış açısıyla, bu desteğin yoğunluğu, Amerikalıların çoğunluğunun İran'a yönelik yaklaşımını ve diğer birçok konuyu reddettiği daha kapsamlı bir görüşü gölgelediği için, zıt bir gerçeklik üzerinde durmak gerekir. Demokratlara gelince bu savaşa karşı büyük ölçüde birleşmiş olsalar da çoğunlukla açık stratejik alternatifler sunmadan eleştirmekle yetindiler.

Bu iç siyasi bağlamda, Trump'ın geniş bir kamuoyu konsensüsü oluşturmak için önemli bir çaba sarf etmeden İsrail ile birlikte İran'a savaş açma kararı riskli bir kumar gibi görünüyor. Bu karar, diğer bölgesel ortaklarla, özellikle de Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Ürdün gibi Washington'ın önemli Arap müttefikleriyle yakın iş birliği veya yeterli destek olmadan İsrail ile koordineli olarak savaşı başlatma kararının bir uzantısıdır. Nihayetinde, İran'a karşı savaş konusunda Amerikan kamuoyunun görüşü, sahada yaşananlara göre şekillenecek.

İlk gün İran rejiminin üst düzey liderlerinin ortadan kaldırılmasıyla savaş alanında elde edilen taktiksel başarılar, Trump yönetimi Amerikalılara bu savaşın nihai hedefi konusunda daha net bir bilgi vermedikçe, elde edilebilecek en büyük başarı olarak kalabilir. Savaş ne kadar uzun sürerse, Trump için siyasi maliyeti de ve riskleri de bir o kadar artacak.


Pezeşkiyan’ın oğlu: İran'ın yeni Yüksek Lideri, savaşta yaralanmasına rağmen "iyi durumda"

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)
İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)
TT

Pezeşkiyan’ın oğlu: İran'ın yeni Yüksek Lideri, savaşta yaralanmasına rağmen "iyi durumda"

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)
İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, 31 Mayıs 2019'da Tahran'da düzenlenen bir mitingde (Reuters)

İran cumhurbaşkanının oğlu bugün yaptığı açıklamada, yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in İsrail ve ABD ile savaşta yaralandığına dair haberlere rağmen “iyi” olduğunu vurguladı.

Hükümet danışmanı Yusuf Pezeşkiyan, Telegram kanalında yaptığı paylaşımda, “Mücteba Hamaney'in yaralandığı haberini duydum. Geniş bir bağlantı ağına sahip bazı arkadaşlarıma sordum. Allah’a şükür, iyi olduğunu söylediler” ifadelerini kullandı.Şarku'l Avsat'ın basında yer alan bazı haberlerden edindiği bilgiye göre yeni lider babasına yapılan saldırıda ayağından yaralandı ve iyileşme sürecinde.

Mücteba Hamaney'in, 28 Şubat'ta savaşın ilk gününde öldürülen babası Ali Hamaney'in halefi olarak seçildiğinin açıklanmasının ardından, devlet televizyonu onun hayatının önemli anlarını anlatan bir haber yayınladı ve “Ramazan savaşında yaralandığını” ifade etti.