Avrupa, Trump'ın Ukrayna dosyasını tek başına ele almasından endişeli

G7 ülkelerinin liderleri, “hayati” çıkarlarını korumak için iletişimde yer almanın önemini vurguladılar

G7 liderlerinin 16 Haziran'da Kanada'nın Alberta eyaletinde düzenlenen toplantıda (AFP)
G7 liderlerinin 16 Haziran'da Kanada'nın Alberta eyaletinde düzenlenen toplantıda (AFP)
TT

Avrupa, Trump'ın Ukrayna dosyasını tek başına ele almasından endişeli

G7 liderlerinin 16 Haziran'da Kanada'nın Alberta eyaletinde düzenlenen toplantıda (AFP)
G7 liderlerinin 16 Haziran'da Kanada'nın Alberta eyaletinde düzenlenen toplantıda (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, on yıldır ABD topraklarına ayak basmadı. Putin, son olarak 2015 yılının eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantısında konuşma yapmak için New York'u ziyaret etmiş, burada Suriye’deki savaşı ele almak üzere eski ABD Başkanı Barack Obama ile bir araya da gelmişti.

Putin, 15 Ağustos Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump ile Alaska'da yapılacak zirveye katılmak üzere yeniden ABD topraklarına ayak basacak. Alaska, 1876 yılında ABD tarafından Çarlık Rusya'sından satın alınmıştı. Rusya ile Alaska’yı ABD ile Rusya arasındaki tek deniz sınırı olan Bering Boğazı ayırıyor.

Zirvenin yerinin seçilmesinin sembolik anlamına rağmen, asıl önem başka bir yerde yatıyor. Bu, 2019 yılından bu yana ve Trump’ın Beyaz Saray'a ikinci başkanlık dönemi için döndükten sonra iki lideri bir araya getiren ilk zirve olması.

ABD Başkanı Donald Trump, birçok kez Rus mevkidaşıyla iletişime geçti. Altı ay süren tereddütlerin ardından nihayet kararını verdi. Özel temsilcisi Steve Witkoff’un Moskova'ya yaptığı ve başarılı geçen ziyaret, zirvenin zeminini hazırladı. Başlıca gündem maddesi Ukrayna'daki savaş olan görüşmenin zamanını ve yerini ilk açıklayan kişi Trump oldu. Trump, Putin ile bu savaşa son vermek için anlaşmaya vararak, eski başkanlar Jimmy Carter ve Barack Obama gibi Nobel Barış Ödülü'nü kazanma yolunu açmayı hedefliyor.

Avrupa'yı endişelendiren noktalar

Toplantının tarihi belli olduğundan beri, Batı'daki, özellikle de Avrupa'daki diplomatik kurumlarda hareketlilik başladı. Trump ile Putin arasındaki uzaklaşmayı ve Trump'ın Rusya’ya doğrudan yaptırımlar ve Rusya'dan petrol satın alan ülkelere, özellikle Çin ve Hindistan'a ikincil yaptırımlar uygulama tehdidini memnuniyetle karşılayan Avrupa başkentleri, görüşme haberini büyük bir şüphe ve endişeyle karşıladı. Paris’teki Avrupalı diplomatik kaynaklara göre endişelerinin birçok nedeni var. Bunlardan ilki, zirvenin ‘ikili’ olması, yani Ukrayna'nın kaderinin ‘onun aleyhine’ ve aylardır ‘liderler düzeyinde’ toplantılar yapma çağrısında bulunan, ancak Putin'in kendisiyle görüşmeyi reddetmesi nedeniyle sonuç alamayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin katılımı olmadan karar verilebilecek olması.

zd
Osaka'da düzenlenen G20 Zirvesi’nde Başkan Donald Trump ve Vladimir Putin'in son görüşmesinden, 14 Haziran 2019 (DPA)

Kaynaklara göre ikinci endişe kaynağı ise Trump'ın alacağı kararlar konusunda duyulan güvensizlik ve Putin'in İstanbul'daki toplantıda Ukrayna heyetine sunduğu resmi notada yer alan taleplerine yanıt vermeye hazır olması. Moskova, Kiev'den, Rusya'nın Eylül 2022'de resmen ilhak ettiği Donetsk, Lugansk, Zaporijya ve Herson olmak üzere Ukrayna’nın dört bölgesinin yanı sıra 2014 yılında ilhak ettiği Kırım Yarımadası'nın da resmen tanınmasını istiyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Rusya'nın diğer talepleri arasında Kiev'in NATO'ya katılma çabalarından vazgeçmesi, askeri güçlerini azaltması ve Batı-Atlantik güçlerinin topraklarında konuşlanmasını reddetmesi yer alıyor.

Trump iki gün önce yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da çıkarlarına uygun olarak bazı toprak takasları olacak” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, özellikle Ukrayna ordusu, Rusya'nın Kursk bölgesinden çıkarılmasının ardından müzakere için kullanabilecekleri Rus topraklarına artık sahip olmadığından, Kiev ile Avrupa başkentlerinin endişelerini daha da artırdı.

Son olarak, Avrupalılar sadece Ukrayna'yı değil, aynı zamanda Avrupa'nın güvenliğini de ilgilendiren müzakerelerden uzak kalmak istemiyorlar, çünkü Ukrayna'da olacaklar Avrupa kıtasının güvenliğine doğrudan etki edecek.

Diplomatik hareketlilik

Bu endişeler göz önüne alındığında, Avrupa tarafları arasındaki iletişimin hızlanması ve yoğunlaşması anlaşılabilir bir durumdur.

Avrupa’nın önde gelen liderleri, Zelenskiy’yi arayarak onu sakinleştirmeye ve desteklemeye çalıştılar. Cumartesi günü Londra'da düzenlenen ve İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Ukrayna ile önde gelen Avrupa ülkelerinin temsilcilerinin katıldığı toplantı, Avrupalıların Ukrayna'da barışı sağlamak için önerilerini içeren ‘alternatif bir plan’ sunmaları için fırsat sağladı.

sdc
Vatikan'da Trump ve Zelenskiy arasında yapılan toplantıdan, 26 Nisan 2025 (AP)

Planın ayrıntıları resmi olarak açıklanmamış olsa da Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Avrupa tarafının başka herhangi bir adım atılmadan önce ateşkes sağlanmasını ve toprak takasının kesin güvenlik garantileri karşılığında yapılmasını öngören bir karşı öneri sunduğunu bildirdi.

Reuters haber ajansı, Avrupalı bir yetkilinin “Savaşın ortasında toprak tavizi vererek hiçbir (müzakere) süreci başlatılamaz” dediğini aktardı. Ancak, Avrupa'nın kapsamlı ve bütüncül tutumu, cumartesi gecesi ile pazar günü arasında Fransa, İngiltere, Almanya, Polonya, İtalya ve Finlandiya liderleri ile Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından yayınlanan ortak bildiride ortaya konuldu. Bildiri, Trump'ın çabalarını övmekle birlikte, barış anlaşmasına nasıl ulaşılacağı ve anlaşmanın koşulları konusunda farklı bir tablo çizdi.

rty6
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy ve ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance, Londra'nın güneydoğusundaki Chevening House'da bir araya geldiler (AP)

Başarıya giden yolun ‘etkin diplomasi, Ukrayna'ya kesintisiz destek ve Rusya’ya Ukrayna'da yürüttüğü yasadışı savaşı durdurması için baskı uygulama çerçevesindeki bir yaklaşım olduğunu düşünen Avrupalı liderler, ‘ciddi müzakerelerin ancak ateşkes veya düşmanlıkların belirgin bir şekilde azaltılması bağlamında yapılabileceğinin yanı sıra, uluslararası sınırların zorla değiştirilmemesi ilkesine bağlı kalınması ve mevcut temas hattının, herhangi bir müzakerenin başlangıç noktası olması gerektiğini vurguladılar.

Ukrayna'nın egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz bağlılıklarını bir kez daha yineleyen Avrupalı liderler, ‘Ukrayna'nın yanında kararlı bir şekilde durmaya’ devam edeceklerini, ‘herhangi bir diplomatik çözümün Ukrayna ve Avrupa'nın hayati güvenlik çıkarlarını göz önünde bulundurması gerektiğinin unutulmaması gerektiğini’ kaydettiler.

Uçsuz bucaksız bir uçurum

Avrupalı liderler tarafından yapılan ortak bildiri, her ne kadar Başkan Trump'ın ‘Ukrayna'daki katliamları durdurmak, Rusya Federasyonu'nun saldırı savaşını sona erdirmek ve Ukrayna'nın güvenliğini garanti altına alacak adil ve kalıcı bir barış sağlamak amacıyla gösterdiği çabalara’ övgüde bulunulsa da ABD ve Avrupa'nın yaklaşımları arasındaki büyük uçurumu yansıtıyordu. Zira Avrupalı liderler Trump'ın girişiminde yer almayan, müzakerelere zemin hazırlamak için ateşkes ve Ukrayna'nın egemenliği ile toprak bütünlüğüne bağlılık gibi şartların sağlanmasını talep ederken, Trump, Kiev'in topraklarının bir kısmını kaybedeceği ilkesini tamamen kabul ediyor.

sdefrt5
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile görüşmesinden, 28 Şubat 2025 (EPA)

Trump barıştan bahsederken Avrupa'dan hiç söz etmiyor, Avrupalılar ise Batı'nın Ukrayna'da yaptıklarını görmezden gelirse Putin'in ne yapacağından korkuyorlar.

Ayrıca Avrupalılar, Ukrayna ve Avrupa'nın hayati çıkarlarının korunmasının öncelikle ABD'nin ‘güçlü ve güvenilir güvenlik garantileri’ vermesini gerektirdiğini vurguluyorlar. Ancak ABD yönetimi, Kiev ve Avrupa başkentlerinin talep ettiği garantileri vermeye hazır olduğunu hiçbir zaman ifade etmedi.

Son iki günde Avrupalı liderlerle geniş çaplı görüşmeler yapan Zelenskiy, onların ortak bildirilerine ‘katıldığını’ ifade ederek, ‘Ukraynalıların işgalci Rusya’ya topraklarını vermeyeceklerini ve barışın Ukrayna olmadan sağlanamayacağını’ vurguladı. Ancak bugün Zelenskiy'nin hedeflerinin gerçekleşmeyeceği açık. Slovakya Başbakanı Robert Fico, pazar günü yayınlanan bir videoda Zelenskiy'nin durumunu özetleyerek, Kiev'in Trump-Putin görüşmesinden ‘zarar göreceğini ve kaybeden taraf’ olacağını söyledi. “Filler tepişir çimenler ezilir” atasözünü kullanan Fico, Ukrayna'nın büyüklerin çatışmasının kaçınılmaz ‘kurbanı’ olduğunu belirtti.



YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
TT

YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)

YouTube, canlı yayınlarda sohbet etkileşimi arttığı zaman bütün izleyiciler için reklamları durduracağını açıkladı.

Google'a ait video platformunda reklamlardan tamamen kaçınmanın yolu ücretli abonelikten geçiyor. Ayrıca bazı kullanıcılar reklam engelleyici eklentilerle de kesintisiz video izleme deneyimi yaşamaya çalışıyor.

YouTube, 13 Nisan Pazartesi günü yayımladığı blog yazısında canlı yayınlarda reklam gösterimine getireceği istisnaları paylaştı.

Blog yazısında "Tüm sohbetin enerjiyle dolup taştığı anlar var. Bu kolektif enerjiyi korumak için sistemimiz artık Canlı Sohbet etkileşiminin en yüksek olduğu anları algılayarak reklamları herkes için otomatik olarak engelliyor" ifadelerine yer verildi.

Bu sayede içerik üreticilerinin, reklam kesintisi olmadan yayındaki ivmeyi koruması amaçlanıyor.

Bunun yanı sıra Süper Chat, Süper Etiketler ve hediyeler gibi yollarla yayıncıya destek olan izleyiciler, satın alma işleminden hemen sonra kendilerine özel reklamsız bir pencereyle ödüllendirilecek.

Süper Chat ve Süper Etiketler, kullanıcıların sohbetteki mesajlarının öne çıkması için satın aldığı özellikler.

Şirket artık daha fazla ülkedeki içerik üreticisinin canlı yayınlarda hediye alabileceğini belirtirken, listeye Kanada, Güney Kore, Endonezya, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda eklendi. Bu uygulama Türkiye'de henüz mevcut değil.

Canlı yayınları öne çıkarmayı amaçladığı anlaşılan YouTube'un bir diğer yeniliği de içerik üreticilerinin, artık aynı anda hem dikey hem de yatay formatlarda yayın yapma imkanı olması.

Platform, 2025'te ABD'deki canlı yayın izleme süresinin yüzde 30'undan fazlasının televizyonlardan geldiğini ve bu nedenle yayıncılara içeriklerini her türlü ekrana göre ayarlama imkanı vermek istediğini belirtiyor.

YouTube içerik üreticilerine daha fazla yaratıcı kontrol kazandıracak canlı yayın özelliklerini gelecek aylarda çıkarmayı planladığını ifade ediyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, Gizmodo, YouTube


Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)

Birleşik Krallık (BK) ve Fransa önderliğinde Avrupa ülkeleri, savaş sonrası dönemde ABD olmadan Hürmüz Boğazı'nı açmak için plan yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, planda ABD, İsrail ve İran'ın yer almayacağını söylüyor.

Hürmüz'ün açılmasına yönelik plana BK'nin yanı sıra Almanya'nın da katılabileceğini ifade ediyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BK Başbakanı Keir Starmer, savaş sonrası dönemde Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin planları Paris'te cuma günü düzenleyecekleri toplantıda görüşecek. Diğer ülkelerin de videokonferans yoluyla katılacağı etkinlik için Çin ve Hindistan'a da davet gönderildiği fakat bu ülkelerin katılımının henüz kesinleşmediği aktarılıyor.

Kaynaklara göre Fransa yönetimi, Tahran'ın plana yanaşmamasına yol açacağı için ABD'nin sürece dahil edilmesini istemiyor. BK yönetimiyse Washington'ın planda yer almamasının operasyonun kapsamını sınırlandırabileceğini savunuyor.

Avrupa'nın üzerinde çalıştığı planın üç genel hedefi var. Birincisi, halihazırda Hürmüz'de mahsur kalmış yüzlerce geminin bölgeden ayrılmasını sağlamak için gerekli lojistik altyapıyı oluşturmak. Ardından gemilerin boğazın daha geniş bir bölümünü kullanabilmesi için mayın temizleme çalışması yürütülmesi öngörülüyor. Devrim Muhafızları, ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Hürmüz'ün bazı bölgelerine mayın döşemişti.

Analistlere göre Avrupa, mayın temizleme operasyonları için ABD'den çok daha fazla kaynağa sahip. ABD mayın temizleme filosunu büyük ölçüde hizmet dışı bırakmışken, Avrupa güçlerinin 150'den fazla gemisi var.

Planın nihai amacıysa nakliye şirketlerine Hürmüz'den geçmenin güvenli olduğuna dair teminat vermek. Bunun için fırkateyn ve muhripler aracılığıyla düzenli askeri eskort ve gözetim sağlanması öngörülüyor.

Washington ve Tahran heyetleri arasında 11-12 Nisan'da yapılan görüşmelerde sonuç elde edilememesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması talimatını vermişti.

Trump, dünkü açıklamasında İran'la müzakerelerin iki güne tekrar başlayabileceğini öne sürerken, Beyaz Saray ablukayı daha da sıkılaştırıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukayla İran'ın ekonomik faaliyetlerinin yüzde 90'ının durdurulduğunu savundu.

Trump, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek vereceğini iddia etmişti.

Ancak başta BK ve Fransa olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya destek vererek çatışmalara dahil olmayacaklarını bildirmişti.

Starmer, "Ablukayı desteklemiyoruz" derken, Macron Hürmüz'deki durumun normale dönmesini sağlamak amacıyla "çok uluslu bir misyon" kurulacağını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, DW


Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
TT

Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka, Çin'le gerginliği düşürme stratejisinde sorun yaratabilir.

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda pazartesi günü uygulamaya başladığı abluka, savaş öncesi dönemde İran petrolünün yüzde 80'inden fazlasını satın alan Çin'le ilişkilerde gerginliğe yol açabilir.

Donald Trump, nisanda yapmayı planladığı Çin ziyaretini İran savaşı nedeniyle mayısa ertelemişti. New York Times'a (NYT) konuşan kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndaki abluka sürse bile Trump'ın Pekin'de Çin lideri Şi Cinping'le görüşmeyi tekrar ertelemeyeceğini savunuyor.

Diğer yandan Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan pazartesi günü yapılan açıklamada, Beyaz Saray'ın abluka kararı "sorumsuzca ve tehlikeli" diye nitelenmişti.

Şi de salı günkü İspanya ziyaretinde, Pekin ve Madrid yönetimlerinin "dünyanın orman kanunlarına geri dönmesini engellemek için birlikte çalışacağını" söyledi.

ABD'nin ablukasına rağmen yaptırımlara tabi Çin menşeli "Rich Starry" gemisinin boğazdan geçmesi de dikkat çekmişti.

NYT'ye göre Trump, Şi yönetimine karşı tavrını yumuşak tutmaya çalışırken, İran savaşı Pekin'le ilişkilerinde elini zora sokuyor.

Joe Biden döneminde görev yapmış ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, şunları söylüyor:

Başkan Trump, en önemli iki hedefinin birbiriyle doğrudan çeliştiği bir durum yarattı. Bunlardan biri, Çin'inkiler de dahil Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm yük gemilerinin takibe alınması ve kontrol edilmesi. Diğeriyse Pekin'e yapacağı ziyaretin açıkça olumlu geçmesi yönündeki isteği.

Analize göre, yaklaşık bir ay sonra gerçekleşecek toplantı öncesinde ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyip Nicolas Maduro'yu kaçırması ve Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka gibi kritik konuların nasıl bir çerçevede tartışılacağı henüz belirlenmedi.

Ayrıca iki liderin görüşmesinde büyük ihtimalle Tayvan meselesi, Çin'in nükleer silah cephaneliği ve Pekin'İn Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetleri gibi başlıklar da gündeme gelecek.

Georgetown Üniversitesi'nden Rush Doshi de "İran'daki durum, ABD ve Çin arasındaki gerginliği azaltma ortamını bozabilir" diyor.

Diğer yandan ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin salı günü yayımladığı anket sonuçlarına göre 2023 itibarıyla Amerikalıların yalnızca yüzde 14'ü Çin'e olumlu bakıyordu.

Ancak bu oranın son çalışmada yüzde 27'ye çıktığı görülüyor. Özellikle Demokratlar ve gençler arasında Çin'e yönelik tutumun değiştiğine dikkat çekiliyor.

Amerikalıların yüzde 17'si, Şi'nin dünyadaki sorunlarla ilgili doğru adımlar atacağına güven duyduğunu belirtiyor. Bu oran da 2023'tekine kıyasla iki kat arttı.

Öte yandan, halkın Trump'ın Çin hakkında doğru politika kararları alacağına duyduğu inanç azalıyor. Trump'a duyulan güven oranı yüzde 39'a gerileyerek geçen yıla göre 6 puan düştü.

Independent Türkçe, CNN, New York Times, Global Times, BBC