İran nükleer müzakerelerin yönetimi konusunda bir çatışma mı yaşıyor?

Abbas Arakçi, dosyanın Dışişleri Bakanlığı'ndan alınması ihtimalini küçümsüyor

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Telegram hesabından geçtiğimiz mayıs ayında paylaştığı fotoğraf
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Telegram hesabından geçtiğimiz mayıs ayında paylaştığı fotoğraf
TT

İran nükleer müzakerelerin yönetimi konusunda bir çatışma mı yaşıyor?

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Telegram hesabından geçtiğimiz mayıs ayında paylaştığı fotoğraf
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Telegram hesabından geçtiğimiz mayıs ayında paylaştığı fotoğraf

İran'da Ali Laricani'nin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği görevine geri dönmesiyle birlikte, Dışişleri Bakanlığı ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi arasında nükleer dosyanın yönetimine ilişkin yetkiler konusunda tartışmalar devam ediyor. Bu durum, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yalanlamasına rağmen, dosyanın Dışişleri Bakanlığı'ndan başka bir kuruma devredilebileceği yönündeki spekülasyonları beraberinde getirdi.

Laricani'nin ofisine yakın olan Khabar Online sitesine konuşan Arakçi, dosyanın devredilme olasılığını gündeme getiren Laricani'ye cevaben, “Şu anda gündemde böyle bir program yok ve bunun olacağını da sanmıyorum” dedi.

Bu açıklamalar, zamanlaması açısından, özellikle Laricani'nin dönüşü ile dosyanın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ne devredilme olasılığı arasında medyada kurulan bağlantıdan sonra, yetki dağılımının yeniden düzenlenmesi konusunda süren tartışmaları yatıştırma çabasına işaret ediyor.

Arakçi'nin açıklamaları, İran parlamentosunun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini askıya alan ve gelecekteki nükleer tesis denetimleri için Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin onayını şart koşan bir yasayı kabul etmesinden bir ay sonra geldi.

Bu adım, yeni bir ihlal teşkil etmese de, Batılı güçler ve UAEA üzerinde baskı oluşturmak için bir ‘manevra’ olarak değerlendiriliyor. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ve Savunma Bakanlığı'na bağlı bir alt komite, bu tesislerin güvenliğini sağlamakla görevli. Bu tesislerin güvenliği, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) özel bir birimi tarafından sağlanıyor. Ortak komitenin görevleri arasında, uluslararası müfettişlerin İran Atom Enerjisi Kurumu'na girişlerini koordine etmek de bulunuyor.

Ancak parlamentonun bu adımı, nükleer dosyanın yönetiminde güvenlik rolünün güçlendirilmesi yönünde bir eğilimi gösteriyor. Bu da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne gelecekteki müzakerelerin gidişatını kontrol etme konusunda daha geniş bir alan sağlıyor.

Dalgalanmalar

Müzakerelerin yönetimi konusundaki tartışmalar İran'da yeni bir şey değil. Hükümetlerin değişmesiyle taktikler de değişti, ancak iktidarın özü, ulusal güvenlik ve dış politika konularında, özellikle de nükleer dosyada son sözü söyleyen Dini Lider Ali Hamaney'in elinde kaldı.

Yetki dağılımındaki en önemli değişiklik 2013 yılında, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde gerçekleşti. Müzakerelerin yönetimi Dışişleri Bakanlığı'na devredildi, ancak Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, kararların Dini Lider tarafından onaylanmadan önce alınmasında temel rol oynamaya devam etti. Bu değişim, Dışişleri Bakanlığı'na uluslararası taraflarla iletişimde daha büyük bir rol verdi, ancak karar verme yetkisini Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nden almadı.

Ali Laricani'nin görevine geri dönmesi yeniden tartışmalara yol açtı. Özellikle de Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin şu anda İran'ın baş müzakerecisi olan Laricani'ye yakın bir siteden gelen, dosyanın sevk edilme olasılığı hakkındaki soruya verdiği yanıt, tartışmanın ciddiyetine işaret ediyordu.

Laricani, 2004-2006 yılları arasında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri olarak görev yaptı ve o dönemde nükleer müzakerelerin baş müzakerecisiydi. Ancak dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile anlaşmazlıklar nedeniyle istifa etti. Ahmedinejad, daha sert bir politika izleyerek nükleer dosyayı Güvenlik Konseyi'ne sevk etti ve altı karar çıkarıldı, ancak bu kararlar 2015 anlaşmasıyla donduruldu.

Yetki anlaşmazlıkları yeni bir şey değil. Eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani döneminde, dosyanın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ve hükümetten, rejimin çıkarlarını belirleyen ve şu anda Ali Laricani'nin kardeşi Sadık Laricani'nin başkanlık ettiği, Dini Lider’in en üst danışma organı olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi'ne aktarılmasına yönelik girişimler olmuştu.

Laricani ve Ahmedinejad arasında anlaşmazlıklar, eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin ekibinin, o dönemde Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nde, müzakere yetkilerini Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ve hükümetten, rejimin çıkarlarını belirleyen Konsey'e devretmeye çalışmasıyla başladı. Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi, Dini Lider Ali Hamaney'e siyasi danışmanlık yapan en üst düzey kurum. Kurul şu anda Ali Laricani'nin kardeşi Sadık Laricani tarafından yönetiliyor.

Aslında Rafsanjani ve ekibi, reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde, özellikle de 2003 yılında, Hasan Ruhani'nin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri ve nükleer müzakerelerin baş müzakerecisi olduğu dönemde başlayan müzakere politikasını sürdürmeye çalıştı.

Diplomatik kurumun etki sınırları

Mart 2024'te Ali Hamaney'in, siyasi danışmanı Ali Şemhani'ye, merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmeden önce yürüttüğü müzakerelere paralel müzakereler yürütme görevini verdiği yönündeki haberlerin ardından, nükleer dosyayı doğrudan kendisine bağlı kurumlara, örneğin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne geri vermek istediğine dair işaretler ortaya çıktı.

Bu işaretler, üst yönetimin hassas müzakere aşamalarında dosya üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalıştığını ve bunun Dışişleri Bakanlığı'na verilen yetkilerin niteliğine yansıdığını doğruladı.

Şemhani, 2013 yılından bu yana Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri olarak on yıl boyunca nükleer müzakereleri yönetmişti. Bu dönemde dosya Dışişleri Bakanlığı'na devredilmiş, ancak Konsey müzakerelerin gidişatını belirleme ve kararları nihai olarak onaylama konusundaki etkisini kaybetmemişti.

İran'da pek çok kişi, Dışişleri Bakanlığı'nın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne kıyasla sınırlı yetkilerinin, ABD ile dolaylı müzakereleri daha da karmaşık hale getirdiğini düşünüyor.

Bu yetki boşluğu, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin özellikle ikinci döneminin son altı ayında nükleer müzakereler sırasında şikâyet ettiği bir konuydu. O dönemde Joe Biden yönetimiyle Viyana'da yapılan müzakereler nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çok yaklaşmış, ancak Mart 2022'de Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesiyle müzakereler sekteye uğramıştı.

Bu deneyim, birleşik bir müzakere pozisyonunun olmamasının İran'ın kritik kavşaklarda diplomatik atılımlar yapma kabiliyetini zayıflattığını gösteriyor.

Paralel komiteler

Laricani'nin varlığı, içerdeki müzakere taraftarlarına güven duygusu verebilir. Zira 2015 anlaşmasının geçmesinde, o dönem parlamento başkanı olarak önemli bir rol oynamıştı. 2021 ve 2024 seçimlerinde cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmesi, kısmen bu anlaşmayı desteklediği için muhafazakâr kesimle yaşadığı anlaşmazlıklara bağlanabilir. Laricani'nin 12 yıllık parlamento başkanlığı dönemi de dahil olmak üzere müzakere geçmişi, iç ve dış baskılar arasında manevra yapma becerisine sahip olduğunu gösteriyor; bu da onun dönüşünün gelecekteki müzakere stratejisinin şekillenmesinde doğrudan bir etkisi olacağını düşündürüyor.

İyimser bakış açısının aksine, bazı müzakere taraftarları, Laricani'nin muhafazakarlarla yakın ittifak dönemine geri döneceğinden endişe ediyor. Laricani, İsrail ile 12 günlük savaş sırasında, UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi'yi tehdit ederek ve hesap soracağını söyleyerek bu konuda erken bir işaret verdi.

fdvghy
Laricani'nin X platformunda yayınladığı ve haziran ayında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'ye yönelik tehdit içeren video paylaşımı

16 Temmuz'da, savaşın patlak vermesinden bu yana ikinci kez kamuoyunun karşısına çıkan Hamaney, diplomatlara ‘talimatlara’ uymalarını, dikkatli ve titiz davranmalarını tavsiye etti. Bu mesaj, geniş çapta, dönemin hassasiyetini ve müzakerelerin gidişatını kontrol etmenin önemini yansıtan doğrudan emirler olarak yorumlandı.

Müzakere yetkilerine ilişkin tartışmalar, eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi'nin bu ayın başında yaptığı açıklamalarla da şiddetlendi. Salihi, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin dışında, perde arkasında müzakereleri yöneten, geniş bir etkiye ve karar alma yetkisine sahip paralel bir komite olduğunu ifade etti. Komitenin üyelerini açıklamayı reddeden Salihi, komiteyi ‘etkili ve faal’ olarak nitelendirmekle yetindi. Bu açıklamalar, müzakere sürecinin sadece açıklanan yapılarla sınırlı olmadığını, kararların alınmasında önemli etkisi olan gayri resmi kanalları da kapsadığını gösteriyor.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise bakanlığın açık bir hiyerarşiye göre çalıştığını ve görüşlerini kararın ilgili taraflarına ilettiğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'ndan dosyanın geri çekilmesi şu anda olası görünmese de, mevcut veriler Laricani'nin müzakere yönelimlerinin belirlenmesinde daha büyük bir rol oynayacağını gösteriyor. Bu, onun deneyimi ve Dini Lider’le olan doğrudan bağlantılarına dayanıyor.

Tüm veriler, İran'ın nükleer dosyasının yönetimi konusunda süren tartışmanın, teknik önlemler hakkındaki bir tartışmadan çok, rejim içindeki güç dengelerini yansıttığını gösteriyor. Dışişleri Bakanlığı, iletişim araçlarına ve diplomatik deneyime sahip, ancak nihai kararı kontrol etmiyor. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ve onun paralel komiteleri ise Dini Lider’in gözetiminde karar verme yetkisini elinde tutuyor. Laricani'nin dönüşü, kararların merkezileşmesini ve müzakere söyleminin birleşmesini sağlayacaktır, ancak bu durum diplomatik ekibin hassas konularda manevra kabiliyetini sınırlayabilir. Dolayısıyla, Tahran'ın gelecekteki müzakerelerde başarısı, iç disiplin gereklilikleri ile uluslararası tarafların baskısı arasında denge kurma kabiliyetine bağlı olacak.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.